2011-01-05 - 14:48
''TÜRKİYE İNSAN HAKLARI KURUMU'' KURULUYOR
TBMM Anayasa Komisyonunda, ''Türkiye İnsan Hakları Kurumu'' kurulmasına ilişkin yasa tasarısının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Anayasa Komisyonunda, ''Türkiye İnsan
Hakları Kurumu'' kurulmasına ilişkin yasa tasarısının tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlandı.

AK Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu başkanlığında toplanan
Komisyon, daha önce görüşülmeye başlanan tasarıyı alt komisyon metni üzerinden
ele aldı. Alt Komisyon Başkanı, AK Parti Uşak Milletvekili Mustafa Çetin,
tasarıda yapılan değişiklikler hakkında bilgi verdi.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, Türkiye İnsan Hakları Kurumunun
bağımsız bir yapıda olması gerekirken, tasarıya göre devletin bir organı gibi
konumlandırıldığını, yanlış bir noktadan başlanıldığını savundu. Kurulun ''Başkan
odaklı olduğunu'', bunun da bazı şüpheleri beraberinde getirdiğini ifade eden
Bal, ''AKP'nin kadrolaşmasını sağlayacak bir kurul oluşturulmaya çalışılmakta''
dedi.

Bal, tasarıda, Kurula atanacak kişilerin görevden alınmasına yönelik bir
hüküm bulunmadığını, kurulun verdiği kararların uygulanmasına ilişkin bir
netliğin ve bağımsız bir bütçesinin olmadığını belirtti.

Tasarının ''üyelik teminatı''nı düzenleyen maddesine yönelik eleştiriler
yönelten Bal, ''Öyle bir madde ki milletvekili dokunulmazlığının daha üzerinde.
Koruma olmalı ama bu kadar ağır vurgu olmamalı'' dedi.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, tasarının, Kurul yapısını düzenleyen
maddesiyle, ''bittiğini, çöktüğünü'' öne sürdü. Kart, tasarıyı ciddiye
almadığını, tartışmaya değer bulmadığını ifade ederek, ''AKP'nin 8 yıldır
gerçekleştirdiği tiyatroya, birilerinin figüran olarak katılması isteniyor.
Gayriciddi bir tablodur. Biraz ciddiyet, tutarlılık...'' görüşünü dile getirdi.

Bir kamu görevlisinin görevini kötüye kullanması durumunda oluşacak
zararın neden devlete yüklendiğini soran Kart, ''Böyle bir anlayışla İnsan
Hakları Kurumu kurulsa ne olur? Faşizmi kurumsallaştıracak bir yasayla karşı
karşıyayız'' görüşünü savundu.

BDP Hakkari Milletvekili Hamit Geylani, Türkiye insan hakları
ihlallerinin en çok yaşandığı ülke olduğunu, ihlallerin bölgelere göre değişiklik
gösterdiğini, en çok ihlalin devlet kurumları ve memurları tarafından yapıldığını
kaydetti. Geylani, Hükümetin ''işkenceye sıfır tolerans'' iddiasının lafta
kaldığını ileri sürdü.

AK Parti Giresun Milletvekili Hacı Hasan Sönmez, Kart'ın sözlerine yanıt
verirken, ''Faşizmi kurumsallaştırmak için insan Hakları Kurumu kurulur mu? İnsan
hakları başlı başına bir merhaledir'' dedi.

MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik'in, tasarıyla ilgili görüşlerini
ifade ederken değindiği Anayasa değişiklikleriyle ilgili, ''değişikliklerin altın
kasedeki suyun içine 2 damla arsenik içerdiğini'' söylemesi üzerine Komisyon
Başkanı Kuzu, ''Nedir bu zehir? Millet niye yuttu bu zehiri?'' diye sordu.

Çelik'in, ''Geçici 15. madde ne oldu? Hani, 13 Eylül günü Kenan Evren'i
yargılayacaktınız. Hepsi sokakta geziyor'' demesine, AK Parti Sakarya
Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, ''soruşturma devam ediyor'' karşılığını verdi.

Milletvekillerinin ardından söz alan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Cemil Çiçek, Türkiye'nin insan hakları konusunda siyasi hayata geçildiği günden
beri siyasi kararlılığı bulunduğunu ifade ederek, ancak 40 yıldan beri
Türkiye'nin terör belasıyla karşı karşıya olduğunu, terörden dolayı bir çok insan
hakları ihlali yaşandığını söyledi.

''Türkiye'de yanlış bir intiba var: Demokrasi, insan hakları olursa
terörün azacağı konusunda yanlış bir bağlantının kurulması'' diyen Çiçek, bunu
çok doğru bulmadığını vurguladı. Çiçek, ''Ülkedeki demokratik standartlar
yükselirse, insan hakları ve özgürlükler daha fazla ileriye götürülürse teröre
destek sağlanmış olur, terör bundan beslenir. Bak gördünüz mü, hak ve özgürlük
verdiniz alın işte görün'' şeklindeki bir söylemle mesafe almanın zor olduğunu
kaydetti.

Konuyla ilgili olarak her kesimin ve herkesin sorumluluğu olduğunu
belirten Çiçek, şöyle konuştu:

''C-4 fitiline bağlanmış bir demokrasi olmaz. Plastik bağlayıcıya
endeksli, onunla irtibatlı bir demokrasi olmaz. Demokrasi, özgürlük olacaksa,
cebir ve şiddet olmaz. 'Ama'lı, 'fakat'lı bir söylem olmaz. Ya demokrasi ve
özgürlük ya terör... Bu noktada herkesin sorumlu davranması ve tercih yapması
gerekir. Daha hızlı adımların atılmasını zorlaştıran en önemli etken, ülkenin
terör ortamıdır. Dünyada terörle mücadelede başarıyı belirli ölçüde yakalamış
olan ülkelere baktığımızda demokrasi ve insan hakları konusunda ileri mesafeler
almış ülkeler daha başarılı olmuştur. Olağanüstü halle, sıkıyönetimle, ceza
hukuku tedbirleriyle bu belayı defetmeye çalışan ülkelerde hem insan hakları ve
özgürlükler konusunda ciddi sıkıntılar olmuş hem de ciddi adımlar
alınmamıştır.''

Çiçek, ''demokratik açılım'' konusunun bir etnik açılım ve belli bir
bölgeye özgü olmadığını ifade ederek, Türkiye'nin demokratik standartlarını
yükseltmeyle alakalı bir çabanın, gayretin, sürdürülen bir projenin devamı
olduğunu kaydetti. ''Bu, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir taahhüdüdür'' diyen
Çiçek, AB üyeliği hedefinin her iktidarın kararlığı, inancı, söylemi ve attığı
adımlar bulunduğuna işaret etti. Cemil Çiçek, ''Siz o dünyada yer alacaksanız bir
kısım standartları yerine getirmeniz gerekir. Kaldı ki AB olmasa bile yaptığımız
düzenlemeler ülke içindir'' dedi.

Düzenlemenin önemini vurgulayan Çiçek, ''Sanki insan hakları ihlallerini
yalnızca devlet, devletin kurumları yapar? Hayır, bu ülkede insan hakları
ihlallerini özel sektör de yapar, insanlar da yapar, yasadışı örgütleri de yapar.
Özel sektörün yaptığı insan hakları ihlalleri yok mu? Özel sektörün, kişilerin
yaptığı, gündeme gelen ya da gelmeyen bir çok insan hakları ihlalleri var. Sadece
devletin yaptıkları değil, özel sektörün, bir kısım tüzel kişiliklerin yaptıkları
ihlallerin de Kurum tarafından incelenmesinde fayda görüyorum'' diye konuştu.

Tasarının geneli üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından
maddelerine geçilmesi kabul edildi. Görüşmelere gelecek hafta devam edilecek.

(14.48)