2014-11-26 - 15:02
FİLİSTİN PARLAMENTO HEYETİNİN TBMM ZİYARETİ...
Filistin Meclis Başkanvekili Ahmed Bahr, "Dünya devletleri, Arap, İslam devletleri, bunların başında Türkiye, TBMM'den, İsrail'e baskı yapmalarını, Gazze'de uygulanan ablukanın kaldırılmasına yönelik baskılarını artırmalarını talep ediyoruz" dedi.
Filistin Meclis Başkanvekili Ahmed Bahr, "Dünya devletleri, Arap, İslam devletleri, bunların başında Türkiye, TBMM'den, İsrail'e baskı yapmalarını, Gazze'de uygulanan ablukanın kaldırılmasına yönelik baskılarını artırmalarını talep ediyoruz" dedi.

Filistin Meclis Başkanvekili Ahmed Bahr, TBMM'deki temasları çerçevesinde Türkiye Filistin Parlamentolararası Dostluk Grubu Kurucu Başkanı ve Başkanvekili Hüseyin Tanrıverdi ile görüştü.

Türkiye'de olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Bahr, TBMM Başkanı, bakanlar ve milletvekillerinin, Filistin meselesine gösterdiği önemi bildiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, Türk halkı, siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerine teşekkür eden Bahr, desteklerden dolayı memnun olduklarını kaydetti. Bahr, Türkiye'nin, Filistin meselesinde siyasi, mali, insani ve insan hakları konularının tamamında yanlarında, destekçileri olduğunu ifade etti.

Bahr, Gazze'nin son 5 yılda 3 kez saldırıya uğradığını, son saldırının bu yıl gerçekleştiğini anımsattı. Bahr, bu saldırı sonucunda 2 binin üzerinde şehit, yaklaşık 12 bin yaralı, 50 bin kısmi veya tamamen yıkılmış ev bulunduğunu, 200'e yakın mescit, okul, BM'ye bağlı resmi okulların İsrail güçleri tarafından bombardımana uğradığını belirtti.

Bahr, bütün bunlarla, Filistin halkını teslim almanın amaçlandığını kaydederek, Filistin halkının, bu saldırılara boyun eğmediğini, direnişini sürdürdüğünü, direnişi savunanları bağrına bastığını ve desteklediğini vurguladı. Bahr, Filistin'de bulunan Filistin halkının yıldırılmak, yok edilmek, Filistin'i haritadan silip, onun yerine İsrail devletinin genişletilmek istendiğini kaydetti.

Gazze'nin yeniden imarı için gerekli olan bütün inşaat malzemelerinin İsrail tarafından ambargo altında olduğuna işaret eden Bahr, bu malzemelerin ancak yüzde 1 ile 3 arasında girmesine izin verildiğini söyledi. ABD'nin de bu konuda İsrail'den yana bir tutum izlediğini ifade eden Bahr, "Bütün İslam alemine, Arap ülkelerine, batı devletlerine, özellikle Türkiye'ye, bütün inşaat malzemelerinin Gazze'ye sokulması ve yeniden imarının sağlanması konusunda baskı yapmasını istiyoruz. Filistinliler olarak, Filistin halkının hür, hürriyetine sahip, insan onuruna yakışır şekilde yaşam haklarının tekrar geriye verilmesini istiyoruz, tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi" diye konuştu.

Bahr, Kudüs'ün, özellikle Filistinliler ve İslam alemi için en önemli dini, mukaddes merkez olduğunu dile getirerek, Yahudi yerleşimciler ve İsrail kuvvetlerinin, son zamanlarda Kudüs'e yönelik saldıları artırdığına işaret etti.

Bütün bu saldırılara İsrail hükümetinin göz yumduğunu ifade eden Bahr, Mescid-i Aksa'nın zaman ve mekan olarak ortak kılınmasının amaçlandığını söyledi. Bahr, İslam ve Arap aleminin gözü önünde mukaddes Mescid-i Aksa'ya saldırılar düzenlendiğini ancak çok az kesimin tepki koyduğunu vurguladı.

Bahr, Filistin halkı, Arap ve Türkiye halkından ümitli olduklarını dile getirdi.

Ahmet Bahr, Gazze'de 2006'daki demokratik seçimlerini, İsrail, ABD, batı ülkelerinin kabullenmediğini, Filistin halkının cezalandırılma yolunun seçildiğini kaydetti.

Milletvekillerinin evlerinin füzelerle hedef alındığını, yıkıldığını anlatan Bahr, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dünya devletleri, Arap, İslam devletleri, bunların başında Türkiye, TBMM'den, İsrail'e baskı yapmalarını, Gazze'de uygulanan ablukanın kaldırılmasına yönelik baskılarını artırmalarını talep ediyoruz. TBMM insan hakları komitesinin, insan hakları mahkemesine, özellikle Filistin'de yapılan insan hakları ihlalleri konusunda mahkemelerde dava açmalarını talep ediyoruz.

İslam ve batı aleminin bilmesini istiyoruz; biz asla ve asla İsrail'e boyun eğmeyeceğiz. Yetim kalan çocuklar, anneler, aynı zamanda şehit edilen insanların sorumlulukları boynumuzda olduğu sürece biz bu direnişten vazgeçmeyeceğiz, bu direniş hattında savunmaya, bu yolda ölmeye devam edeceğiz."

Hüseyin Tanrıverdi de Türkiye Filistin Parlamentolararası Dostluk Grubu'nu 2003'te kurduklarını, böylece bir eksikliği giderdiklerini anlattı. Tanrıverdi, "Çünkü o gün Türkiye parlamentosu 74 ülkeyle dostluk grubunu kurmuştu. Bunların içinde ABD, Fransa, Almanya, İngiltere, Japonya, İsrail vardı, Filistin'in olmaması büyük bir eksiklikti, biz bu eksikliği giderdik" dedi.

O günden bu yana Filistin halkının yanında, özgür Filistin'den yana olduklarını belirten Tanrıverdi, şunları kaydetti:

"Zamanın Devlet Başkanı Yaser Arafat ile görüşmelerimiz oldu, rahmete kavuştu, cenazesinin başında olduk, Mahmut Abbas göreve geldi, temaslarımızı kurduk, geliştirdik. Şu ana kadar dostluk grubu olarak insani yardımlar, diplomatik diyaloglar noktasında görevimizi ifa ettiğimiz kanaatindeyim. Halkımızın duyarlılığını artırmak için dünya kamuoyunu Filistin halkından haberdar etmek için Türkiye'de değişik etkinlikler yaptık, belediyelerimizin bu etkinlikleri düzenlemesini gerçekleştirdik. Bundan sonrası için de Mescid-i Aksa'nın gözyaşı dinene kadar, özgür Filistin kurulana kadar, Filistin halkı insan onuruna sahip olana kadar desteğimiz diplomatik, siyasi ve insani olarak devam edecektir, yardımlarımız devam edecektir. Çünkü siz orada bizim adımıza Mescid-i Aksa'yı muhafaza ediyorsunuz, canınızı, kanınızı veriyorsunuz. Allah sizden razı olsun.

İsrail, BM'nin kucağında şımarmaktadır. Çünkü BM'nin aldığı kararlarının hiçbirini uygulamamaktadır, görülüyor ki BM'nin uygulatmaya da gücü kalmamıştır. Duvar örme diyor, halen örmeye devam ediyor, insanları öldürme diyor, küçük yavrularımıza kadar öldürüyor. 4'lü yol haritası ortaya çıkarıyor bunu uygulamıyor. Adeta dünyaya meydan okuyor. Dünya İsrail'den küçük değildir. Baskınlar artıyor, Mescid-i Aksa'daki kazı çalışmaları bütün hızıyla devam ediyor, özellikle son haftalarda Mescid-i Aksa'yı hedef alan baskınlar, tecavüz ve saldırılar ise devam ediyor."

Tanrıverdi, İsrail'in büyük bir devlet terörü işlediğini söyledi.

Kudüs davasının, sadece Filistinlilerin değil, tüm Müslümanların haklı davası olduğunu ifade eden Tanrıverdi, Mescid-i Aksa'ya yapılan saldırının, kendilerine, Müslümanlara yapılmış bir saldırı olduğunu vurguladı. Tanrıverdi, bu çerçevede Müslüman ülkelerin liderlerinin ve halklarının daha duyarlı olması gerektiğini belirterek, "Özellikle bölge Müslüman ülkelerinin, bu konuda daha hassas hareket etmelerini, saldırıyı kendilerine yapılmış saldırı olarak değerlendirmelerini ve bu çerçevede yapılması gerekeni yapmalarını, Müslüman ülke liderlerinin bu konuda derhal zirve toplantısı gerçekleştirmelerini bekliyorum. Çünkü İsrail haddi, çizmeyi aşmıştır, bu nokta dur denilmesi anıdır" diye konuştu.

Tanrıverdi, İsrail'in korkak olduğunu, Filistinli çocukları hedef aldığını, tutukladığını, bu uygulamasıyla insanlık vicdanın yüzkarası olduğunu ifade etti. Tanrıverdi, İsrail'in, bu uygulamaları, eylemleri, vahşetiyle dünya barışını tehdit ettiğini vurguladı.

İsrail Meclisi'ne sunulacak yasa tasarısına işaret eden Tanrıverdi, tasarıda, "İsrail, Yahudilerin tarihi anavatanıdır ve tüm İsrail vatandaşları eşit haklara sahiptir" ifadelerinin yeraldığını söyledi. Tanrıverdi, İsrail'in anayasası bulunmadığına işaret ederek, şunları söyledi:

"Anayasa olmadığı için devletin temel kanunlarının içine girecek hükümler getiriyorlar. Tasarıda, İsrail devleti, bölgesel devlet şeklinde değil, tüm dünya Yahudilerinin temsilcisi, etnik, dini devlet olarak tanımlanıyor. Taslak, Bakanlar Kurulu'ndaki oylamada 14 evet, 11 ret oyu aldı. Bu karar yasalaşırsa, terörist İsrail devleti, faşist devlet olarak da tarihe geçmiş olacaktır. Yahudi olmayan İsrail vatandaşları ikinci sınıf vatandaş olarak kabul edilecek. Bu tasarı bir din savaşı istemektedir. Bu çok tehlikeli durumdur, dünya barışını bozar. İsrail'in yasayı gündeminden çıkarmasını bekliyoruz; dünya barışını, insanlık onurunu düşündüğümüz için."