2008-05-24 - 19:20
İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ PROJESİ
TBMM Başkanı Köksal Toptan, İstanbul 2010 Avrupa Başkenti Projesi'nin ülke tanıtımı için iyi bir fırsat olmasının yanı sıra, Türkiye'nin büyük geçmişiyle birlikte çağdaş yüzünün de görülmesini sağlayacağını söyledi.
TBMM Başkanı Köksal Toptan, İstanbul 2010
Avrupa Başkenti Projesi'nin ülke tanıtımı için iyi bir fırsat olmasının
yanı sıra, Türkiye'nin büyük geçmişiyle birlikte çağdaş yüzünün de
görülmesini sağlayacağını söyledi.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi'nin tanıtımı dolayısıyla
Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen toplantıda konuşan Köksal Toptan, AB
tarafından 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilen İstanbul için yapılacak
projelerin ele alınacağı toplantının imparatorluğun çöküşüne ve genç
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna tanıklık eden, tarihin en sancılı ve
büyük değişimlerinin yaşandığı bir mekanda yapılmasının çok anlamlı
kaydetti.
Toptan, Asya ve Avrupa'nın buluştuğu bu coğrafyada, bir çok medeniyetin
hayat bulduğunu, kültürlerin dostça buluştuğunu, farklı inanç
mensuplarının huzur ve barış içinde yaşayarak binlerce eşsiz miras
bıraktığını ifade etti.
İstanbul'un iki kıtanın kültürlerini de birbirine bağladığını belirten
Toptan, ''Medeniyetlerin başkenti ve dünya coğrafyasının en seçkin
örneği olan bu muhteşem şehir, hiç kuşkusuz Avrupa Kültür Başkentliği ve
hatta dünya kültür başkentliği için en uygun adrestir'' dedi.
Köksal Toptan, insanlığın binlerce yıl bu coğrafya üzerinde medeniyetler
kurduğunu ve yeni kültürler meydana getirdiğini dile getirerek,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu coğrafyada medeniyet bayrağı binlerce yıl elden ele dolaştı.
Roma'dan Bizans'a ve dünyanın en uzun ömürlü imparatorluklarından
Osmanlı, bu topraklarda bayraklarını dalgalandırdı. Hepsinin ayrı
güzelliği ve ihtişamı vardı. Bu kent, Türkiye'nin hatta dünyanın en
büyük zenginliğidir.
İstanbul, tarihinden aldığı büyük miras ile günün kültürünü çok iyi
buluşturmuş ve bundan İstanbul kimliğini çıkarmıştır. İstanbul kimliği
bir yönüyle Avrupalı, bir yönüyle Asyalı, bir yönüyle Orta Doğulu ve
bir yönüyle Anadoluludur. Bir yönüyle tarihe bakarken bir yönüyle
geleceği ve ufku kucaklar. Bu gücü daha da geliştirmek, küresel bir
senteze ve güce dönüştürmek bizim görevimizdir. İstanbul'u tarihi
büyüklüğü yanında ekonominin, kültürün, sanatın, edebiyatın ve
entelektüelitenin de başkenti yapmak gerekir.''

-''İSTANBUL'UN TARİH BÜYÜSÜ''-

İstanbul'un tarihi büyüsüne uygun güncel bir çekicilik katılması
gerektiğini belirten Toptan, kentin ekonomi, ticaret, kültür, sanat,
spor ve müzik hayatının yanı sıra insan hakları ve özgürlüklerin de
temsil edildiği, en iyi şekilde yaşatıldığı bir yer olması gerektiğini
vurguladı.
Toptan, İstanbul'un, çok hareketli nüfus ve kimlik yapısının şehrin
kimliğini tehdit etmesine fırsat vermeden, kentin ortak yaşam kültürünün
yeniden üretildiği, tarihi ve kültürün korunduğu, gelecek vizyonunu
kaybetmeyen bir kent olması gerektiğini söyledi.
''2010 Avrupa Kültür Başkenti Türkiye'nin de tanıtımı için iyi bir
fırsattır. Türkiye'nin büyük geçmişiyle birlikte çağdaş yüzünün de
görülmesini sağlayacaktır'' diyen Toptan, bu toplantıda gündeme
getirilecek hedef ve projeleri çok önemsediğini, TBMM olarak her zaman
kültürel mirasın korunması konusunda üzerlerine düşeni yapmaya hazır
olduklarını kaydetti.

-''TARİHİN KALBİ''-

Köksal Toptan, Türkiye'nin yaklaşık 20 milyon eğitim çağındaki genç
nüfusuyla, yeryüzünün ve tarihin kalbi denebilecek bir coğrafyada
bulunan dinamik bir ülke olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ülkemiz, coğrafyasının, tarihini ve kültürünün bu avantajıyla dünyanın
lider ülkelerinden olmak istemektedir. 2023 yılında dünyanın onuncu
büyük ekonomisi olmak temel hedefimizdir. Bölgesinde barış ve güvenliğin
teminatı olan ülkemiz, dünyanın geleceğini tehdit eden terör ve çevre
gibi küresel felaketlerin azaltılması için de etkin rol oynamaktadır.
Türkiye, dünyanın kültürler ve medeniyetler arası bir çatışmaya
sürüklenmesine karşı çıkmaktadır. Çünkü farklı kültürlerin ve
medeniyetlerin bir arada yaşamasının en büyük örneklerini sunmuştur.
Buna en iyi örnek de İstanbul'dur.
Bu güzel şehir, bütün insanlığa her an dünyanın en çok ihtiyacı olan
barış ve dostluğun reçetesini sunmuştur. Kültür ve inanç
farklılıklarının çatışmanın değil, barış ve diyalog içerisinde
zenginliğin kaynağı olduğunu ortaya koyan en güzel adres Türkiye'dir.
Medeniyetlerin çatışmasından bahseden insanların, farklı inançların
nasıl huzur ve barış içerisinde yaşadığını görmeleri için İstanbul'un
siluetine bakmaları yeterlidir.''
Toptan, İstanbul'un sahip olduğu ihtişam ve büyüklüğüne yaraşır, kent
altyapısını oluşturmuş, eğitim, güvenlik, sağlık gibi sorunlarını
asgariye indirmiş ve kent kimliğini oturtmuş bir şehir olması
gerektiğini ifade etti.
İstanbul başta olmak üzere yurdun her karışındaki tarih ve kültür
zenginliğine sahip çıkılması gerektiğini kaydeden Toptan, ''Bu eserlerin
değerini bilmeliyiz. İstanbul'un Avrupa'ya ve dünyaya çok şey katacağına
inandığımı bir kez daha belirtmek istiyorum'' dedi.