2014-01-29 - 16:05
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda, kamuoyunda "Torba Kanun Tasarısı" olarak bilinen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümünün geneli üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, gündemdışı konuşmasında, kamyoncuların taşımacılık yapmak için alması gereken "K" belgesinin ciddi sorun olduğunu söyledi.

Geçimini bir kamyondan sağlayan bir şoför esnafından da 50-100 kamyonluk filosu olan gerçek ya da tüzel kişilerden de bu belge için 17 bin lira alındığına dikkati çeken Aslanoğlu, bir kamyonu olandan belge ücreti alınmamasını, birden fazla aracı olanlar için de kademeli ücretlendirme yapılmasını istedi.

BDP Batman Milletvekili Bengi Yıldız da faili meçhul cinayetlere değinerek, gözaltında kayıplar ve faili meçhul cinayetlerin 12 Eylül döneminde başladığını, 1990'lı yıllarda arttığını ifade etti. Gözaltında kayıplar ve faili meçhul cinayetlerin Türkiye'nin kanayan yarası olduğunu dile getiren Yıldız, Türkiye İnsan Hakları Vakfı'na göre Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nda 10 bini aşkın faili meçhul ve bini aşkın kayıp dosyası olduğunu söyledi.

AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu ise Yunanistan'daki Türk azınlığın 29 Ocak Milli Direniş Günü hakkında Gündemdışı konuşma yaptı.

Batı Trakya'nın statüsünün Lozan Anlaşması ile belirlendiğini anlatan Çavuşoğlu, buradaki Türk azınlığın çeşitli haksızlıklarla karşılaştığını belirtti. Türk azınlığın, verdiği mücadelede meşruiyetin dışına taşmadığının altını çizen Çavuşoğlu, "26 yıl önce bugün, verilen mücadelenin bayraklaştığı gün olmuş ve azınlık tarafından 29 Ocak tarihi Milli Direniş Günü olarak adlandırılmıştır" dedi.

Gümülcine Türk Gençler Birliği ve Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği'nin, adında Türk kelimesi geçtiği için kapatıldığını anlatan Çavuşoğlu, Lozan Anlaşması ve uluslararası metinlerle güvence altına alınmasına rağmen Türk azınlığın milli kimliğine yönelik saldırının infiale yol açtığını dile getirdi.

Çavuşoğlu, 29 Ocak 1988'deki Türk azınlığın protesto yürüyüşünün yasaklandığını Gümülcine'de toplanan Türk azınlıkla polisin çatıştığını ve yaralananlar olduğunu ifade etti.

Türk azınlığa karşı Yunanlılar'ı tahrik eden asılsız haberler yapıldığını belirten Çavuşoğlu, Türkler'in saldırıya uğradığını, işyerlerinin yağmalandığını söyledi. Çavuşoğlu, "Medeniyet havzamızın muhtelif yerlerinde tarihin gönüllü bekçiliğini yapan soydaş ve kardeşlerimiz güven içinde olsun. Zira, artık daha güçlü bir Türkiye ve onları kendisine tarihin bir emaneti olarak telakki eden bir Başbakanımız vardır" diye konuştu.

CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, eski bakanlarla ilgili fezlekelerin Meclis'e gönderilmesinin kimler tarafından engellendiğinin belirlenmesi gerektiğini söyledi. AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise fezlekelere ilişkin sürecin mevzuata uygun ilerlediğini belirtti.

TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, bazı eski bakanlar hakkında hazırlanan fezlekelerin Meclis'e halen gönderilmemesinin nedeninin belirlenmesi ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi görüşüldü.

Partisinin grup önerisi üzerine söz alan Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, eski dört bakanın haricinde Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın da fezlekesinin bulunduğunu, bunların Meclis'e gelmesinin kimler tarafından engellendiğinin belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Baydar, iktidarın, 17 Aralık'ta başlayan operasyonun ardından, "çete, gizli örgüt, paralel devlet, dış ve iç mihraklar" gibi ifadeler kullandığını, ancak "hukuk" kelimesini kullanmadığını öne sürdü.

Sürecin kayıt altına alındığını, Urla'da villalarla ilgili ses kayıtlarının da ortaya çıktığını belirten Baydar, bu iddiaların yanıtlanması gerektiğini ifade etti.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, 17 Aralık operasyonunun planlı bir proje olduğunu belirtti. Bu projeyi gerçekleştirenlerin amaçlarının Kürtleri ayaklandırmak ve iktidarı devirmek olduğunu savunan Sakık, "Biz AKP'yi sandığa gömeceğiz ama bu kirli oyunun içinde olamayacağız. Eğer gerçekten yargıç iseniz neden bu kadar seyirci kaldınız bu sürece" dedi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, 17 Aralık'ın asrın yolsuzluğu olduğunu iddia etti. Vural, bir kara para aklama çetesi kurulduğu, ihale yolsuzluğu yapıldığı, Urla'da villa pazarlığı yapıldığı, ayakkabı kutularından paraların çıktığı yönünde somut deliller olduğunu, bu iddiaların mahkemelerce soruşturulması gerektiğini kaydetti.

Ancak iktidarın, bu soruşturmayı engellemek için savcıları, polisleri sürgüne gönderdiğini savunan Vural, bunun kabul edilemeyeceğini belirterek, "Bırakın hakimler, savcılar işini yapsın" dedi. Vural, bakanlar hakkındaki fezlekelerin de en kısa sürede Meclis'e gönderilmesi gerektiğini dile getirdi.

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise Anayasa ve TBMM İçtüzüğü'nde, Meclis araştırma önergesi, soruşturma önergesi, gensoru, soru önergesinin ayrıntılı bir şekilde tanımlandığını ifade etti. CHP'nin önergesi ile ilgili bir araştırma komisyonun kurulmasının önünde bir engel bulunmadığını, ancak bunun daha pratik yolunun soru önergesi olduğunu anlatan Tunç, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın da bu konudaki soruları yanıtladığını anımsattı. Tunç, fezlekelerle ilgili sürecin, mevzuata uygun şekilde ilerlediğini kaydetti.

Muhalefetin eleştirilerini yanıtlayan Tunç, soruşturmanın gizliliğinin, masumiyet karinesinin unutulmaması gerektiğine dikkati çekti. Tunç, AK Parti'nin hiçbir yolsuzluğa göz yummayacağını, partisinin varlık nedeninin yolsuzluklarla mücadele olduğunu belirtti.

CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, devletin vatandaşa dağıtmak için tonunu 400 liraya aldığı kömürün taş ve toprak olduğunu öne sürdü.

Kamuoyunda "Torba Tasarı" olarak bilinen "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın maddelerinin görüşülmesine başlandı.

CHP'li Öğüt, sosyal yardımlaşma kapsamında devletin 2 milyon ton kömür dağıttığını ve buna 3.5 milyar lira para ödediğini ifade etti. Kendisine Ardahan'dan kömür gönderildiğini anlatan Öğüt, "Tamamen taş ve toprak. Bu kömürün maliyeti 70-80 lira ama devlet 400 liraya alıyor. İthal kömür 500 lira" dedi.

Öğüt'ün beraberinde getirdiği kömür torbasından birkaç parça kömür çıkararak göstermesi üzerine, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, tasarıda yer alan düzenlemeyle ilgili konuşma yapması için Öğüt'ü uyardı ve kürsüde materyal göstermemesini istedi.

Öğüt, dağıtılan kömürü Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ın araştırmasını talep ederek, kömür çuvalını İslam'ın oturduğu komisyon sırasının önüne bıraktı. Genel Kurul'da görevli kavaslar, Başkanvekili Bahçekapılı'nın uyarısı üzerine çuvalı dışarı çıkardı.

Öğüt, tekrar kürsüye gelerek, "Halka kömür dağıtılmasına karşı değiliz. Devletin parası veriliyor, kaliteli kömür dağıtın" diye konuştu.

MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, iktidarın, altın ve pırlantanın ÖTV'sini sıfırladığını savunarak, "Çiftçiyi, üretimi destekleyen kesimleri düşünmüyorsunuz. Mazot'ta ÖTV'yi indirin. Merdivenaltı çalışanları, sözleşmeli personelin haklarını verin. Yasalarla kişiye özel servisler yapıyoruz. Gelin toplumun yaralarına eğilelim" dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise tasarı metninde altın ya da pırlantada ÖTV'nin sıfırlanmasına dönük düzenleme bulunmadığını söyledi.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, tasarıyla uçak gibi uluslararası taşıma araçlarının harçlarının 10 bin lirayla sınırlandığını belirterek, "Uçaktan, gemiden, trenden bahsediyoruz, kabaktan bahsetmiyoruz. Kabakla uçağın harcı aynı olur mu?" diye sordu.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise internet hizmetlerinden Özel İletişim Vergisi alınmamasına dair önergelerine destek istedi. İnternet hizmetlerinin Özel İletişim Vergisi'ne tabi tutulmasının yanlış olduğunu savunan Hamzaçebi, engellilere dönük iletişim hizmetleriyle ilgili koruyucu düzenleme yapılması çağrısında bulundu.

CHP'nin önergesi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, bazı kanunlarda değişiklik öngören "Torba Kanun Tasarısı'nın Birinci Bölümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.

Tasarıda, Anadolu Ajansı'nın (AA) tespit edilemeyen hissedarlarına ait hisselerin şirket tüzel kişiliği tarafından geriye alınabilmesine imkan tanıyan hukuki altyapı hazırlayan ve AA'nın mevcut hukuki statüsünün ve özerkliğinin devamının sağlanmasını da amaçlayan madde görüşüldü.

Partisinin verdiği değişiklik önergesi üzerine söz alan CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz, düzenlemeyle, Anadolu Ajansı'nın mali denetimden, Sayıştay gözetiminden uzak tutulmanın amaçlandığını ileri sürdü. Öz, basında rekabete inanan AA'nın, kamu kaynağı kullanarak haksız rekabet yarattığını iddia etti.

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri de Milli Mücadele'nin milli şahidi olan AA'nın, ilkelerinden, ideallerinden uzak bir noktaya taşınmak istendiğini savundu. Yeniçeri, ajansın özel hukuk tüzel kişiliği oluşturularak denetim ve ihale mevzuatı dışı bir yapı oluşturduğunu ileri sürdü.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, AA'nın halen, "resmi devlet refleksini" sürdürdüğünü söyledi. Kaplan, "Devletin resmi ajansı bir tarafta ticaret şirketi, bir tarafta hisseler olayı var. Basın enformasyon bütçesinden pay veriliyor. Ya şirkettir ya değildir. Ya devletin ajansıdır ya değildir. Ya birilerinindir ya devletindir. Bunun artık netleşmesi lazım" dedi.

Tasarının başka bir maddesi üzerinde söz alan BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, tasarıda kadınların sorunlarına ilişkin çözüm oluşturacak düzenlemelere yer verilmediğini söyledi.

Türkiye'ye sığınan Suriyeli kadınların da zor durumda olduğunu, fuhşa sürüklendiklerini ya da küçük yaşta zorla evlendirildiklerini iddia eden Buldan, özellikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın bu konuda önlem alması gerektiğini ifade etti.

MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, iktidarın bürokraside liyakate önem vermediğini, bu nedenle Meclis'e gelen tasarıların neredeyse tamamının eksik kanunlaştığını ileri sürdü. Bugün görüşülen tasarının da bu eksik kanunlardan oluştuğunu savunan Bulut, birbiriyle ilgisi olmayan çok sayıda düzenlemenin bir torba yasada yer aldığını söyledi.

CHP İstanbul Milletvekili Celal Dinçer, engelli istihdamının yeterli olmadığını ifade ederek, 9 milyon engelliden yalnızca 125 bininin çalışma hayatında yer aldığının altını çizdi.

Yollarda, engellilere yönelik yeterli düzenleme yapılmadığını, yapılanların da eksik olduğunu belirten ve bu konuda fotoğraflarla örnekler gösteren Dinçer, koşulların, engellilerin yaşamlarını zorlaştırdığını kaydetti.

Genel Kurul'da tasarının 11. maddesi üzerinde görüşmeler devam ediyor.

Değişiklik önergesi üzerine söz alan MHP Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel, Türkiye'nin tanıtımı için Hollywood yıldızı Julianne Moore'un düşünülmesini eleştirdi. Modern zamanlarda artık ülkelerin tanıtımı için kültürel yatırımlar yapıldığını, kitaplar yazıldığını, filmler çektirildiğini belirten Demirel, Ayşenur İslam'a, "Bu tanıtımda kadın bedeninin kullanılması hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye sordu.

Demirel ayrıca, İslam'ın, basında, "çocuk gelinleri masumane gördüğüne" ilişkin ifadelerinin bulunduğunu iddia ederek, "Umarım aynı hassasiyeti bu konuda göstermezsiniz" değerlendirmesinde bulundu.

Bunun üzerine söz alan İslam, "Artık 'çocuk gelinler masumane' hikayesine bir son vermek gerekiyor. Çocuk gelinlerin masumane olduğu iddiası külliyen yalan. Böyle bir cümle ağzımdan çıkmadı" dedi.

Bir röportajda, "erken yaşta evlilikler, çocuk gelinler" kelimelerini, röportajın başka bir yerinde de "masumane" ibaresi kullandığını belirten İslam, bunların ayrı ayrı cümlelerin içinde yer alan kelimeler olduğunu söyledi.

Ancak röportaj yayınlandıktan sonra bir muhabirin iki ayrı cümlede kullanılan bu iki kelimeyi birleştirerek manşet yaptığını anlatan İslam, "Bazı arkadaşlar da tuzağa düştüler. Lütfen röportajın tamamını okuyun. Çocuk evliliklerin Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suç olduğunu ve bunun cezai müeyyidesinin bulunduğunu anlattım. Başka bir cümlede de 'Çocuklarını erken evlendiren annelerin pek çoğu kendileri de erken evlendikleri için yaptıkları şeyin suç olduğunun farkında değiller. Bunu masumane bir gelenek zannediyorlar' dedim. Söylediğim şey bu. İkisi birleştiriliyor ve 'çocuk evlilikler masumane' demişim gibi bir ibare yaratılıyor" diye konuştu.

Yeniden söz alan Demirel ise kendisinin bu konuda tuzağa düşmediğini ifade ederek, İslam'a, neden daha önce söz konusu haberi tekzip etmediğini ve bugünü beklediğini sordu.

İslam ise haber yayınlandıktan sonra bir televizyon programında yaptığı konuşmada, 15 şehirden 63 kadın kuruluş temsilcisi ile yaptığı toplantıda, ayrıca bazı muhabirlere yaptığı açıklamada, böyle bir ifade kullanmadığını söylediğini belirtti.

Tasarı üzerinde görüşmeler devam ediyor.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****