2012-03-13 - 12:43
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda yaşanan olayları değerlendirirken, ''Eğitim alanında yapılması düşünülen bir düzenlemenin, yangından mal kaçırırcasına yasalaşması için uğraşılır ve toplumdaki farklı görüş, kanaatler dinlenmeden vicdanlar kanatılırsa bunun adı dünyanın her yerinde 'despotluk' olarak tanımlanacaktır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda yaşanan olayları değerlendirirken, ''Eğitim alanında yapılması düşünülen bir düzenlemenin, yangından mal kaçırırcasına yasalaşması için uğraşılır ve toplumdaki farklı görüş, kanaatler dinlenmeden vicdanlar kanatılırsa bunun adı dünyanın her yerinde 'despotluk' olarak tanımlanacaktır'' dedi.
Bahçeli, ''milli eğitim sisteminde yapılması planlanan değişikliğin, komisyonda görüşülmesi sırasında yaşananların, bu doğrultuda Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kabalığı, eşkıyalığı ve Meclis'i arenaya çeviren şuursuzluğunu fazlasıyla gösterdiğini'' öne sürdü. Devlet Bahçeli, ''Elbette, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, alelacele hazırladığı, üzerinde hiç düşünmeden, sağlıklı bir değerlendirmeye tabi tutmadan yasalaştırmaya çalıştığı üç tane dördün toplamıyla sembolleşen eğitimdeki yeni düzenleme teklifi, çok sorunlu ve sancılı bir sürecin de kapısını aralamıştır'' diye konuştu.
''Bu alandaki ısrar ve inat, hayati nitelikli ve gelecek nesilleri ilgilendiren bir konuda saflaşmaya, mevzilere çekilmeye sebebiyet vermiştir'' ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti:
''Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, yasalaştırmak için uğraştığı eğitim sisteminden, yalnızca kendisine oy vermiş kişilerin çocukları istifade etmeyecektir. Konu çok hassas ve milletimizin her ferdini doğrudan ya da dolaylı alakadar etmektedir.
Eğitim alanında yapılması düşünülen bir düzenlemenin, yangından mal kaçırırcasına yasalaşması için uğraşılır ve toplumdaki farklı görüş ve kanaatler dinlenmeden vicdanlar kanatılırsa bunun adı dünyanın her yerinde 'despotluk' olarak tanımlanacaktır. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti, böyle bir müstebit siyaset hastalığına yakalanmış ve Alman Nazi yönetimine bile taş çıkarmıştır. Komisyonda sunulan kanun teklifi görüşülürken, iktidar partisinin terör estiren, zorba ve siyasi nezaketten uzak tavır ve yaklaşımları yakışıksızdır, yanlıştır ve yozlaşmanın çatırtılarıdır. Kendi dışındaki söz, düşünce ve önerilere kapalı olan ve yapılan itirazlara karşı da vahşiyane davranış sergileyen Adalet ve Kalkınma Partisi zihniyetinin, demokratik vicdanı körelttiği ve yaraladığı bu son olayla iyice netleşmiştir.
'Pazara kadar bitirin' talimatını alan Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin, komisyonu işgal girişimleri, günlerdir dört maddesi görüşülmüş bir teklifin, 23 dakikada 20 maddesinin kabulü neresinden bakarsak bakalım, Adalet ve Kalkınma Partisi hırsı ve hıncından başka bir şey değildir. Yalnızca prosedürün tamamlanması adına ihtisas komisyonunda görüşülen teklif, demokratik müzakereden zerre kadar nasibini alamamıştır.
Zorlamalarla ve emrivakilerle TBMM Genel Kurulu'na getirilen yasa teklifinin, mutlaka geri çekilmesi ve gerginliğin acilen sonlandırılması gerekmektedir.''
''Anayasa hazırlığı konusundaki geniş uzlaşma arayışıyla eğitim konusundaki tacizci ve hiç kimseye soluk aldırmayan siyasi davranışın, taban tabana zıtlık içerdiğini'' savunan Bahçeli, ''yumruğunu sıkan Adalet ve Kalkınma Partisinin, Başbakan'ın uzaktan kumandası ve yönlendirmesiyle önüne gelene vurduğunu ve karşısında dikilenleri bertaraf ettiğini'' söyledi. Bahçeli, ''Şayet bundan sonra herhangi bir milletvekilinin kılına halel gelirse bunun vebali ve sorumluluğu tamamıyla Başbakan'ın üzerine olacaktır'' dedi.
''Eğitimde reform yutturmasıyla içine girilen yolun, daha ilk etaplarında yıkım projesinin sarp geçitleriyle kesişmesi karşımıza çok ciddi bir sorunu çıkarmıştır'' diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Eğitim Bakanı'nın ifadelerinden anlaşıldığı kadarıyla, hazırlanan yeni eğitim modelinde anadilde eğitime de yeşil ışık yakılacaktır. Bu yaklaşım, her ne kadar şahsi görüş olarak nitelendirilmiş olsa da Adalet ve Kalkınma Partisi'nin niyeti, fikri ve varmak istediği mecra şimdiden belli olmuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi için asıl hedef, geleceğimizi esaret altına almak için bugünden girişimlerde bulunmak, körpe dimağları, diri heyecanları ve gencecik ümitleri parçalanmanın ara bir istasyonu haline getirmektir.
Milli eğitim sisteminin boğazına kement geçiren Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti, daha iyiye ve daha gelişmiş bir ülke manzarasına ulaşılma konusunda vizyonsuz ve beceriksiz olduğundan, günlük siyasi menfaatler paralelinde hareket etmeyi kendisi için çıkar yol görmüştür. Cumhurbaşkanı'nın rövanşist eğilimlerin mahsurlarından bahsetmesi anlaşıldığı kadarıyla Adalet ve Kalkınma Partisinde cevap bulmamıştır.
Türkiye, eğitiminden ekonomisine, siyasetinden sanatına kadar milli gerçeklerden, kabullerden ve bizzat millet taleplerinden ayrılmamalı ve bu yoldan sapmamalıdır.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sağlığına ilişkin medyada yer alan haberleri değerlendirirken, ''Başbakan Erdoğan'ın, sağlığı üzerinde soru işareti oluşturmak, belirsizliği körüklemek ve insan ömrüne kulaktan dolma şayialarla vade biçmek en hafif tabiriyle ahlaksızlık ve utanmazlıktır'' dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, İstanbul Esenyurt'ta, bir inşaat şantiyesinde meydana gelen yangın sonucunda 11 işçinin hayatını kaybetmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
İstiklal Marşı'nın kabulünün 91. yıldönümü olduğunu anımsatan Bahçeli, ''İstiklal Marşımız, bağımsızlığa duyulan sarsılmaz bağlılığın belgesi, millet varlığına sadakatin şiirsel özeti, ibretlik bir direnişin sembolüdür. Bu vesileyle tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de 'yurduna alçakları uğratmamak uğruna göğüslerini siper eden' bütün aziz şehitlerimize, kahramanlarımıza ve ahlak timsali olan muhterem vatan şairimize en derin şükran hislerimle Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum'' diye konuştu.
''Türkiye'nin, belirli periyotlarla farklı yoğunlukta ve etki düzeyleri değişken sıkıntılı gelişmelerle yüz yüze kaldığını'' ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
''Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti'nin dayatmacı, baskıcı ve tepeden inmeci siyaset anlayışı, var olan sorunların asıl ve esas nedeni olarak karşımızdadır. Hükümet, deyim yerindeyse aziz milletimizin kene gibi kanını emmektedir. Dayanma ve mukavemet gücünü eritmektedir. Çatışma ve kavga dinamikleri Adalet ve Kalkınma Partisi ile birlikte kök salmakta, tahammül ve karşılıklı hoşgörü bu zihniyetle ağır yara almaktadır. İktidar partisi, milletimizi germekte, yormakta, sıkmakta ve bunaltmaktadır.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin attığı her adım, yeni bir huzursuzluk kaynağı, getirdiği her teklif taze bir kriz haberi ve gündeme taşıdığı her görüş bir kutuplaşma habercisi olmaktadır. Milli vicdanların şahitliğiyle söylemek lazımdır ki bin yıllık alın terinin armağanı olan kaynaşma ve yakınlık inancını farklılık hezeyanlarıyla kıskaca alan bu garabet siyasettir. Aziz milletimizin müşterek amaç ve kabullerini yıkmaya çalışan iflah olmaz nitelikli bu siyaset pratiğidir.''
''Adalet ve Kalkınma Partisi'nin küresel ilişki ağlarına sıkı sıkıya bağlanışının, Türkiye'nin, güvenlik duvarlarını aşındırdığını, spekülasyon ve manipülasyon merakında olanlara eşsiz fırsatlar sunduğunu'' ileri süren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Gerek küresel merkezlerden, gerekse de içimizdeki mihraklardan yalan yanlış bilgiler, kamuoyu yönlendirmeye matuf haberler ısrarla servis edilmektedir. Kimi zaman iktidarı hedef alan yayınlar, kimi zaman muhalefeti hedefine alan dedikodular son zamanlarda bir hayli etkinlik kazanmıştır. Bunların en bilineni ise Wikileaks iddiaları ve bu kapsamda çarşaf çarşaf deşifre edilen ilişki ve irtibat bağlantıları olmuştur. Şüphesiz bunlara tevessül etmeyeceğimizi, dışarıdan sağlanan dayanaksız bilgi ve ahlak dışı edinilen belgelerle en başta hükümet olmak üzere, hiç kimse hakkında yorum yapmayacağımızı değişik kereler gündeme getirdik ve beyan ettik.
Son günlerde dikkatimizi, yine Okyanus ötesi kaynaklı yeni bir sızma harekatı ve mesnetsiz ihbarlar çekmiştir. Her önüne gelenin dışarıya bilgi yetiştirme ve ispiyonculuk yapma konusunda aşırı istekli olduğu da gözümüzden kaçmamıştır.
Özellikle, medyada yer tutmuş, fitne ve nifaka dayalı haberleriyle malul olan bir gazetenin de söz konusu özel istihbarat kuruluşuna ulaşan bilgileri manşetten vermesi bir başka önem derecesi yüksek konuyu gündeme getirmiştir. Dahası Başbakan Erdoğan'ın sağlığı üzerinden yapılan haberlerin, iki yıllık ömrü kaldığına dönük çirkin ve insafsız yayıncılığın bizim nezdimizde hiçbir kıymet hükmü bulunmamaktadır. Bir insanın sağlığı üzerinde soru işareti oluşturmak, belirsizliği körüklemek ve insan ömrüne kulaktan dolma şayialarla vade biçmek en hafif tabiriyle ahlaksızlık ve utanmazlıktır. Başbakan Erdoğan bizim siyasi rakibimizdir, mücadele halinde olduğumuz bir partinin genel başkanıdır. Şüphesiz, biz kendisinin sağlıklı ve vücut bütünlüğünün yerinde olmasını diler ve bunu isteriz. Sıhhatin bulunmadığı bir yerde ne siyasi mücadelenin ne de başka bir şeyin önem taşımayacağını bilir ve buna inanırız. Başbakan'a yönelmiş bu izansız iddianın öncelikle insan olmasından kaynaklanan haklarına açık bir tecavüz ve saldırı anlamına geldiği kanaatini taşıyoruz.''
''Başbakan'ın, ABD'li bir medya şirketinin sahibiyle görüşmeler yapması, bazı gazete ve televizyonların satışına aracılık yaptığı imajı vermesi işgal ettiği makamla katiyen uyumlu olmamıştır'' diyen Bahçeli, ''Ogerleri, Oferleri, Arap şeyhlerini unutmadık'' dedi.
Bahçeli, Suriye'de yaşanan olaylara da değinerek, ''Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Suriye konusundaki çıkışlarının, Esad yönetimini hedef alan söz ve beyanları artarak sürdüğünü'' söyledi. Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan, 'Beşşar Esad'ın dökülen kanlardan sorumlu olduğunu, babasından sorulmayan hesabın kendisinden sorulacağını' ısrarla dile getirmektedir. Ancak, Beşşar Esad ile aralarından su sızmadığı yıllarda, baba Hafız Esad'ın şiddet ve vahşet uygulamalarını nedense bir türlü aklına ve hatırına getirmeyen Başbakan, işler sarpa sarınca eski defterleri karıştırmış ve Baasçı zihniyetin neler yaptığını birden bire gündemine almıştır'' diye konuştu.
İsrail'in Gazze'ye dönük insanlık dışı cinayetlerini sürdürdüğünü belirten Bahçeli, son yapılan saldırıda en az 15 Filistinlinin hayatını kaybettiğini ifade etti.
Aralarında Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın da bulunduğu gazetecilerin tahliyesini de değinen Bahçeli, ''Bir yılı aşkındır tutukluluk halleri devam eden dört gazetecinin tahliye haberlerinden duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Dileğim halen cezaevinde bulunan milletvekilleri ve diğer gazetecilerin de özgürlüklerine bir an önce kavuşmalarıdır'' dedi.
(12.43)
Bahçeli, ''milli eğitim sisteminde yapılması planlanan değişikliğin, komisyonda görüşülmesi sırasında yaşananların, bu doğrultuda Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kabalığı, eşkıyalığı ve Meclis'i arenaya çeviren şuursuzluğunu fazlasıyla gösterdiğini'' öne sürdü. Devlet Bahçeli, ''Elbette, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, alelacele hazırladığı, üzerinde hiç düşünmeden, sağlıklı bir değerlendirmeye tabi tutmadan yasalaştırmaya çalıştığı üç tane dördün toplamıyla sembolleşen eğitimdeki yeni düzenleme teklifi, çok sorunlu ve sancılı bir sürecin de kapısını aralamıştır'' diye konuştu.
''Bu alandaki ısrar ve inat, hayati nitelikli ve gelecek nesilleri ilgilendiren bir konuda saflaşmaya, mevzilere çekilmeye sebebiyet vermiştir'' ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti:
''Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, yasalaştırmak için uğraştığı eğitim sisteminden, yalnızca kendisine oy vermiş kişilerin çocukları istifade etmeyecektir. Konu çok hassas ve milletimizin her ferdini doğrudan ya da dolaylı alakadar etmektedir.
Eğitim alanında yapılması düşünülen bir düzenlemenin, yangından mal kaçırırcasına yasalaşması için uğraşılır ve toplumdaki farklı görüş ve kanaatler dinlenmeden vicdanlar kanatılırsa bunun adı dünyanın her yerinde 'despotluk' olarak tanımlanacaktır. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti, böyle bir müstebit siyaset hastalığına yakalanmış ve Alman Nazi yönetimine bile taş çıkarmıştır. Komisyonda sunulan kanun teklifi görüşülürken, iktidar partisinin terör estiren, zorba ve siyasi nezaketten uzak tavır ve yaklaşımları yakışıksızdır, yanlıştır ve yozlaşmanın çatırtılarıdır. Kendi dışındaki söz, düşünce ve önerilere kapalı olan ve yapılan itirazlara karşı da vahşiyane davranış sergileyen Adalet ve Kalkınma Partisi zihniyetinin, demokratik vicdanı körelttiği ve yaraladığı bu son olayla iyice netleşmiştir.
'Pazara kadar bitirin' talimatını alan Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin, komisyonu işgal girişimleri, günlerdir dört maddesi görüşülmüş bir teklifin, 23 dakikada 20 maddesinin kabulü neresinden bakarsak bakalım, Adalet ve Kalkınma Partisi hırsı ve hıncından başka bir şey değildir. Yalnızca prosedürün tamamlanması adına ihtisas komisyonunda görüşülen teklif, demokratik müzakereden zerre kadar nasibini alamamıştır.
Zorlamalarla ve emrivakilerle TBMM Genel Kurulu'na getirilen yasa teklifinin, mutlaka geri çekilmesi ve gerginliğin acilen sonlandırılması gerekmektedir.''
''Anayasa hazırlığı konusundaki geniş uzlaşma arayışıyla eğitim konusundaki tacizci ve hiç kimseye soluk aldırmayan siyasi davranışın, taban tabana zıtlık içerdiğini'' savunan Bahçeli, ''yumruğunu sıkan Adalet ve Kalkınma Partisinin, Başbakan'ın uzaktan kumandası ve yönlendirmesiyle önüne gelene vurduğunu ve karşısında dikilenleri bertaraf ettiğini'' söyledi. Bahçeli, ''Şayet bundan sonra herhangi bir milletvekilinin kılına halel gelirse bunun vebali ve sorumluluğu tamamıyla Başbakan'ın üzerine olacaktır'' dedi.
''Eğitimde reform yutturmasıyla içine girilen yolun, daha ilk etaplarında yıkım projesinin sarp geçitleriyle kesişmesi karşımıza çok ciddi bir sorunu çıkarmıştır'' diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Eğitim Bakanı'nın ifadelerinden anlaşıldığı kadarıyla, hazırlanan yeni eğitim modelinde anadilde eğitime de yeşil ışık yakılacaktır. Bu yaklaşım, her ne kadar şahsi görüş olarak nitelendirilmiş olsa da Adalet ve Kalkınma Partisi'nin niyeti, fikri ve varmak istediği mecra şimdiden belli olmuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi için asıl hedef, geleceğimizi esaret altına almak için bugünden girişimlerde bulunmak, körpe dimağları, diri heyecanları ve gencecik ümitleri parçalanmanın ara bir istasyonu haline getirmektir.
Milli eğitim sisteminin boğazına kement geçiren Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti, daha iyiye ve daha gelişmiş bir ülke manzarasına ulaşılma konusunda vizyonsuz ve beceriksiz olduğundan, günlük siyasi menfaatler paralelinde hareket etmeyi kendisi için çıkar yol görmüştür. Cumhurbaşkanı'nın rövanşist eğilimlerin mahsurlarından bahsetmesi anlaşıldığı kadarıyla Adalet ve Kalkınma Partisinde cevap bulmamıştır.
Türkiye, eğitiminden ekonomisine, siyasetinden sanatına kadar milli gerçeklerden, kabullerden ve bizzat millet taleplerinden ayrılmamalı ve bu yoldan sapmamalıdır.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sağlığına ilişkin medyada yer alan haberleri değerlendirirken, ''Başbakan Erdoğan'ın, sağlığı üzerinde soru işareti oluşturmak, belirsizliği körüklemek ve insan ömrüne kulaktan dolma şayialarla vade biçmek en hafif tabiriyle ahlaksızlık ve utanmazlıktır'' dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, İstanbul Esenyurt'ta, bir inşaat şantiyesinde meydana gelen yangın sonucunda 11 işçinin hayatını kaybetmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
İstiklal Marşı'nın kabulünün 91. yıldönümü olduğunu anımsatan Bahçeli, ''İstiklal Marşımız, bağımsızlığa duyulan sarsılmaz bağlılığın belgesi, millet varlığına sadakatin şiirsel özeti, ibretlik bir direnişin sembolüdür. Bu vesileyle tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de 'yurduna alçakları uğratmamak uğruna göğüslerini siper eden' bütün aziz şehitlerimize, kahramanlarımıza ve ahlak timsali olan muhterem vatan şairimize en derin şükran hislerimle Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum'' diye konuştu.
''Türkiye'nin, belirli periyotlarla farklı yoğunlukta ve etki düzeyleri değişken sıkıntılı gelişmelerle yüz yüze kaldığını'' ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
''Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti'nin dayatmacı, baskıcı ve tepeden inmeci siyaset anlayışı, var olan sorunların asıl ve esas nedeni olarak karşımızdadır. Hükümet, deyim yerindeyse aziz milletimizin kene gibi kanını emmektedir. Dayanma ve mukavemet gücünü eritmektedir. Çatışma ve kavga dinamikleri Adalet ve Kalkınma Partisi ile birlikte kök salmakta, tahammül ve karşılıklı hoşgörü bu zihniyetle ağır yara almaktadır. İktidar partisi, milletimizi germekte, yormakta, sıkmakta ve bunaltmaktadır.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin attığı her adım, yeni bir huzursuzluk kaynağı, getirdiği her teklif taze bir kriz haberi ve gündeme taşıdığı her görüş bir kutuplaşma habercisi olmaktadır. Milli vicdanların şahitliğiyle söylemek lazımdır ki bin yıllık alın terinin armağanı olan kaynaşma ve yakınlık inancını farklılık hezeyanlarıyla kıskaca alan bu garabet siyasettir. Aziz milletimizin müşterek amaç ve kabullerini yıkmaya çalışan iflah olmaz nitelikli bu siyaset pratiğidir.''
''Adalet ve Kalkınma Partisi'nin küresel ilişki ağlarına sıkı sıkıya bağlanışının, Türkiye'nin, güvenlik duvarlarını aşındırdığını, spekülasyon ve manipülasyon merakında olanlara eşsiz fırsatlar sunduğunu'' ileri süren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Gerek küresel merkezlerden, gerekse de içimizdeki mihraklardan yalan yanlış bilgiler, kamuoyu yönlendirmeye matuf haberler ısrarla servis edilmektedir. Kimi zaman iktidarı hedef alan yayınlar, kimi zaman muhalefeti hedefine alan dedikodular son zamanlarda bir hayli etkinlik kazanmıştır. Bunların en bilineni ise Wikileaks iddiaları ve bu kapsamda çarşaf çarşaf deşifre edilen ilişki ve irtibat bağlantıları olmuştur. Şüphesiz bunlara tevessül etmeyeceğimizi, dışarıdan sağlanan dayanaksız bilgi ve ahlak dışı edinilen belgelerle en başta hükümet olmak üzere, hiç kimse hakkında yorum yapmayacağımızı değişik kereler gündeme getirdik ve beyan ettik.
Son günlerde dikkatimizi, yine Okyanus ötesi kaynaklı yeni bir sızma harekatı ve mesnetsiz ihbarlar çekmiştir. Her önüne gelenin dışarıya bilgi yetiştirme ve ispiyonculuk yapma konusunda aşırı istekli olduğu da gözümüzden kaçmamıştır.
Özellikle, medyada yer tutmuş, fitne ve nifaka dayalı haberleriyle malul olan bir gazetenin de söz konusu özel istihbarat kuruluşuna ulaşan bilgileri manşetten vermesi bir başka önem derecesi yüksek konuyu gündeme getirmiştir. Dahası Başbakan Erdoğan'ın sağlığı üzerinden yapılan haberlerin, iki yıllık ömrü kaldığına dönük çirkin ve insafsız yayıncılığın bizim nezdimizde hiçbir kıymet hükmü bulunmamaktadır. Bir insanın sağlığı üzerinde soru işareti oluşturmak, belirsizliği körüklemek ve insan ömrüne kulaktan dolma şayialarla vade biçmek en hafif tabiriyle ahlaksızlık ve utanmazlıktır. Başbakan Erdoğan bizim siyasi rakibimizdir, mücadele halinde olduğumuz bir partinin genel başkanıdır. Şüphesiz, biz kendisinin sağlıklı ve vücut bütünlüğünün yerinde olmasını diler ve bunu isteriz. Sıhhatin bulunmadığı bir yerde ne siyasi mücadelenin ne de başka bir şeyin önem taşımayacağını bilir ve buna inanırız. Başbakan'a yönelmiş bu izansız iddianın öncelikle insan olmasından kaynaklanan haklarına açık bir tecavüz ve saldırı anlamına geldiği kanaatini taşıyoruz.''
''Başbakan'ın, ABD'li bir medya şirketinin sahibiyle görüşmeler yapması, bazı gazete ve televizyonların satışına aracılık yaptığı imajı vermesi işgal ettiği makamla katiyen uyumlu olmamıştır'' diyen Bahçeli, ''Ogerleri, Oferleri, Arap şeyhlerini unutmadık'' dedi.
Bahçeli, Suriye'de yaşanan olaylara da değinerek, ''Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Suriye konusundaki çıkışlarının, Esad yönetimini hedef alan söz ve beyanları artarak sürdüğünü'' söyledi. Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan, 'Beşşar Esad'ın dökülen kanlardan sorumlu olduğunu, babasından sorulmayan hesabın kendisinden sorulacağını' ısrarla dile getirmektedir. Ancak, Beşşar Esad ile aralarından su sızmadığı yıllarda, baba Hafız Esad'ın şiddet ve vahşet uygulamalarını nedense bir türlü aklına ve hatırına getirmeyen Başbakan, işler sarpa sarınca eski defterleri karıştırmış ve Baasçı zihniyetin neler yaptığını birden bire gündemine almıştır'' diye konuştu.
İsrail'in Gazze'ye dönük insanlık dışı cinayetlerini sürdürdüğünü belirten Bahçeli, son yapılan saldırıda en az 15 Filistinlinin hayatını kaybettiğini ifade etti.
Aralarında Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın da bulunduğu gazetecilerin tahliyesini de değinen Bahçeli, ''Bir yılı aşkındır tutukluluk halleri devam eden dört gazetecinin tahliye haberlerinden duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Dileğim halen cezaevinde bulunan milletvekilleri ve diğer gazetecilerin de özgürlüklerine bir an önce kavuşmalarıdır'' dedi.
(12.43)
