2008-04-23 - 15:30
TBMM ÖZEL BİRLEŞİMİ
DTP Grup Başkanı Ahmet Türk: "23 Nisan 1920 tarihinde, görkemli bir demokratik katılım ile kurulan TBMM'nin 88. yıldönümünde başta tüm çocuklar olmak üzere bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyorum"
DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, ''Ulusal
egemenliğin demokratik, katılımcı ve çoğulcu bir düzen içinde tesis
edilmesi; 23. Dönem Meclisimizin önünde duran en öncelikli etik ve
vicdani görevdir'' dedi.
Türk, TBMM'nin açılışının 88. yıldönümü dolayısıyla özel gündemle
toplanan Genel Kurulda yaptığı konuşmada, 23 Nisan 1920 tarihinde,
görkemli bir demokratik katılım ile kurulan TBMM'nin 88. yıldönümünde
başta tüm çocuklar olmak üzere bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutladığını ifade etti.
Ahmet Türk, 1918 Ekiminden başlayıp 1920 Nisanına kadar yapılan onlarca
kongrenin sonucunda ortaya çıkmış olan Büyük Millet Meclisinin, dönemin
dünya sistemi ve koşulları ile karşılaştırıldığında, müthiş bir
demokrasinin doğuşuna işaret ettiğini söyledi.
En küçük yerel birimlerden başlayarak yöreselleşen, oradan büyüyerek
bölgeselleşen ve en sonunda uluslaşan bir kongreler sürecinin sonunda
Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulduğunu belirten Türk, ''Katılımcı,
kapsayıcı ve ademi merkeziyetçi bir demokratik zihniyeti temsil eden
Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi, modern Türkiye'nin ilk
anayasası olan 1921 Anayasası'nı kabul etmiştir. Bu anayasanın yerel
özerklik ve çoğulculuk ilkeleri, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde
demokratik, ademi merkeziyetçi, sosyal ve laik bir hukuk devleti
kurulduğunu gösteriyordu'' diye konuştu.
Mustafa Kemal Atatürk'ün ''Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir''
sözünün, aydınlanma çağının en büyük filozoflarından biri olan Jean
Jacques Rousseau'nun ''Toplum Sözleşmesi'' kuramının ana temasını
oluşturduğunu vurgulayan Türk, şöyle devam etti:
''Büyük Millet Meclisimiz ve Cumhuriyetimizin kuruluşunda da bu felsefe
bulunmaktadır. Birinci Dönem Meclisimizde ve 1921 Anayasamızda, bu
özgürlükçü ve demokratik felsefe özüne uygun bir şekilde uygulanmaya ve
kurumsallaştırılmaya çalışılmıştır. Ne var ki 1924 Anayasası ve Takriri
Sükun ile birlikte, Meclisin iradesine rağmen başlayan antidemokratik ve
otoriter dönemde, farklı kimliklerin inkarı ve asimilasyonu, eleştirel
düşünceler ve örgütlenmelerin tasfiye edilmesi ve inançlara yönelik
baskıcı tutumu ile bu felsefeden adım adım uzaklaşılmıştır. Milletin
iradesine yapılan bu ilk müdahale, tarihçilerimizin gün geçtikçe daha
somut belgeler ve yorumlarla ortaya koydukları gibi, Meclisimize ve
Cumhuriyetimize karşı yapılan büyük bir komplodur. Hakikaten bu dönem,
bütün bilinmeyen ve karanlıkta kalan yönleriyle, 23.Dönem Meclisimiz
tarafından açığa çıkarılmayı ve aydınlatılmayı beklemektedir.''

-DARBE SİYASETİ KÜLTÜRÜ...-

DTP Grup Başkanı Türk, ''20. yüzyılın bilimselliğine ve siyaset
felsefesine bağlı kalarak, demokratik bir halk devrimine öncülük eden
Mustafa Kemal Atatürk'ün öngördüğü düşünceler; bin bir türlü siyaset
oyunlarıyla, bu İttihatçı ve statükocu kesimler tarafından engellendi,
çarpıtıldı. Bugün bizim söylediğimiz, bir halkın Meclisi, bir halkın
Cumhuriyeti arayışıdır. Seçkinlerin ve elitlerin Meclisi olmamalıdır''
diye konuştu.
''İttihatçı ve statükocu zihniyet, sınırlı düzeydeki demokratik yapının
içinde de gömülü olduğundan dolayı, türlü entrikalarla dolu darbe
siyaseti kültürü, bu dönemde de devam etmiştir'' diyen Türk, 27 Mayıs
1960 darbesi, 12 Mart 1971 muhtırası, 12 Eylül 1980 darbesi, 199O'lı
yılların düşük yoğunluklu savaş konsepti ile birlikte DEP'in kapatılması
ve arkadaşlarıyla birlikte dokunulmazlıklarının kaldırılarak hapse
atıldığı dönem, 28 Şubat 1997 muhtırası ve son olarak da 27 Nisan 2007
muhtırasının yaşandığını anımsattı.

-''23. DÖNEMİN, ETİK VE VİCDANİ GÖREVİ...''-

DTP Grup Başkanı Türk, artık dünyanın; iletişim, diyalog ve uzlaşı
zemininde ortaya çıkan demokratik akıl ile ilerleme ve gelişmenin
sağlanabileceği sonucuna varmış olgun bir dünya olduğunu belirtti.
Türk, ''TBMM'nin 88. açılış yıldönümü vesilesiyle, ulusal egemenliğin
demokratik, katılımcı ve çoğulcu bir düzen içinde tesis edilmesi; 23.
Dönem Meclisimizin önünde duran en öncelikli etik ve vicdani görevdir.
Bu görevi, 23. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi icra etmek
durumundadır. Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin mayasında
bulunan demokratik özü, yeniden canlandırıp demokratik ulusal
gelişimimize ivme kazandırmak zorundayız'' diye konuştu.
En güçlü uygarlıkların, en güçlü demokrasilerle doğabileceğini ifade
eden Türk, konuşmasını şöyle tamamladı:
''Meclisi güçlü olmayan devletlerin yürütme ve yargı erkleri de güçlü
olamaz. Farklılıkların zenginlik olarak algılanmadığı bir Meclis,
ülkemize fayda değil zarar getirir. Bu bağlamda, genç Meclisimizin ve
Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesine uygun olarak demokratikleşmesi, ilk
adım olarak sivil bir anayasanın yapılması, kaçınılmaz bir zorunluluk ve
asli bir görev olarak, bu çatı altında bulunan bütün meslektaşlarımın
öncelikli görevidir.
Sorunların çözüm yerini TBMM olarak görüyoruz. Biz sorunların çözümünü
dışarıda aramıyoruz, ABD'de aramıyoruz. İç dinamiklerimizle
sorunlarımızı çözebileceğimize inanıyoruz. Sevgiyle kucaklaşmış,
halkımızı görmek istiyoruz. Şiddetin, acının yaşanmadığı süreci görmek
istiyoruz.
Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Kurucu Meclisimizin bizlere armağan ettiği
cumhuriyetimizi demokratikleştirmek, en büyük idealimizdir. Ulusal
Egemenlik ve Çocuk Bayramının, 23. Dönem Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin, Cumhuriyet tarihimizin en büyük reformlarını yapıp
demokratik bir Cumhuriyeti tesis etmesine vesile olmasını dilerim.''