2015-03-25 - 15:52
MUHSİN YAZICIOĞLU, VEFATININ ALTINCI YILINDA TBMM GENEL KURULU'NDA ANILDI
23. Dönem Sivas Milletvekili ve Büyük Birlik Partisi Eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, "helikopter kazasında" hayatını kaybedişinin altıncı yılında TBMM Genel Kurulu'nda TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, gündem dışı söz alan Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ ve yerlerinden söz alan Milletvekillerinin sözleriyle anıldı.
23. Dönem Sivas Milletvekili ve Büyük Birlik Partisi Eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, "helikopter kazasında" hayatını kaybedişinin altıncı yılında TBMM Genel Kurulu'nda TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, gündem dışı söz alan Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ ve yerlerinden söz alan Milletvekilleri, Ali Uzunırmak, Oktay Vural, Naci Bostancı ve Akif Hamzaçebi'nin sözleriyle anıldı.

TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, "Merhum Muhsin Başkanı rahmetle anıyor, sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Muhsin Başkana mekânın cennet olsun diyoruz" şeklinde konuştu.

Gündem dışı söz alan Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, "Muhsin Yazıcıoğlu'nu kaybedeli altı yıl oldu ama o diriymiş gibi gündemimizin önemli maddelerinden birini teşkil ediyor. Bu, onun siyasi hayatımızda bıraktığı derin izlerden kaynaklanıyor. Çok sevilen insanlar, bedenen aramızdan ayrılsalar bile, hatıralarıyla gönüllerde yaşamaya devam ederler. Yazıcıoğlu da o tip şahsiyetlerden biriydi ancak bugün hâlâ gönüllerde yaşıyor olması sadece sevgiyle izah edilebilecek bir durum değildir. O, kişiliği, üslubu, mücadelesi, ahlakı ve cesaretiyle o kadar yer kaplamıştı ki her tarihî virajda "Bugün aramızda olsaydı." arayışının muhatabı oluyor. Bu da onun ne kadar derin izler bıraktığının bir başka göstergesi" sözleriyle başladığı konuşmasında şunları kaydetti:

"Onunla yolları kesişenler karşılarında daima vefalı, sabırlı, samimi, vakar sahibi bir Anadolu delikanlısını görmüşlerdir. Şiddetin ve anarşinin sokaklarda kol gezdiği fırtınalı yıllarda bile sükûnetini ve sağduyusunu kaybetmeyen, daima ezileni koruyan ve yanında duran biridir Muhsin Yazıcıoğlu.

Muhsin Yazıcıoğlu doğru bildiğini söylemekten çekinmezdi; doğruyu söyleyen veya yapanın kimliğine bakmazdı; kim doğruyu söylerse destek verir, kim doğru yaparsa onun yanında olurdu; siyaseti gaye olarak görmez, inançlarına, vatanına ve milletine hizmet etmenin bir aracı olarak görürdü; ülkülerinden ödün vermektense başını vermeye razı olacak kadar bir ilke adamıydı.

Hem omurgalı hem de barışçı bir dil kullanmak kolay değildir. Dava adamlarının dili genelde keskin olmuştur. Yazıcıoğlu ise bu iki dili nefsinde meczetmiş ender dava ve gönül adamlarından biri olmayı başarmıştı. En köşeli fikirler onun üslubunda kabul edilebilir bir hâle dönüşüyordu. Arkasından gözyaşı döken milyonlar arasında her kesimden insanın bulunması bu yüzdendi. Yazıcıoğlu, büyük acılar yaşamış bir kuşağın çocuğuydu. Hiçbir zaman uğradığı haksızlıkları, işkenceleri bir intikam söylemine dönüştürmedi. Gençleri, kendi yaşadıkları üzerinden nefret üreterek zehirlemedi. Acılardan, işkencelerden ders çıkardı.

Kendisini yakından tanımış, arkadaşlık yapmış, aynı idealler uğruna siyaset yapma fırsatı bulmuş birisi olarak merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nu ölümünün 6'ncı yılında rahmetle anıyorum, ruhu şâd olsun."

Muhsin Yazıcıoğlu'nu vefatının altıncı yılında, yerinden söz alarak anan Milletvekilleri şunları kaydetti:

Oktay Vural: "25 Mart. 2009 yılında, altı yıl önce, eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı, eski Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili ve Büyük Birlik Partisi kurucusu, Genel Başkanı Sayın Muhsin Yazıcıoğlu'nun Hakk'a yürüyüşünün yıl dönümü. Sayın Muhsin Yazıcıoğlu'nu rahmetle anıyorum. Ailesine, ülkücü ve milliyetçi camiaya başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz, mekânı cennet olsun.

Şüphesiz, Sayın Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatına yol açan 2009 yılındaki helikopter kazasıyla ilgili kamuoyunda oluşan şüpheler giderilmiş değildir. O gün arama ve kurtarmadaki karmaşa, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporu, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan araştırma raporlarına rağmen sonuca ulaştırılmış değildir.

Maalesef, Sayın Muhsin Yazıcıoğlu, kendilerini bir ABD-İsrail projesi olarak Başbakanlık tevdi edecek olana, o zamanın Başbakanın, açıkçası, gazetelerde yayınlanmış bu projeye destek olma talebine karşılık "Amerika'nın dediklerini yaparız, sonra da millete hizmet ederiz." diyerek kendisiyle birlikte olma talebine açıkçası reddetmiş bir ülkücü tavır ortaya koymuştur. Bugün ABD ve İsrail projesi olarak kurulmuş bir partinin kurucularının o gün de kendisine tekliflerini elinin tersiyle itmiş ve ülkücü bir tavır ortaya koyabilmiş bir insandı. Sayın Muhsin Yazıcıoğlu'nu, ülkücü Muhsin Yazıcıoğlu'nu rahmetle anıyoruz. Ailesine ve tüm ülkücü ve milliyetçi camiaya başsağlığı dileklerimizi tekrar iletiyoruz."

Naci Bostancı: "Rahmetli Yazıcıoğlu arkadaşımdı. 80 öncesinin alaca karanlık döneminde beraber çalıştığımız zamanlar oldu. Kendisini yakından tanıdım. Düzgün, namuslu, faziletli, istikameti çok açık, herkesi kucaklamaya çalışan bir insandı. 80 öncesinin o döneminde dosdoğru kalmak, hem Türkiye'ye ilişkin ve dünyaya ilişkin birtakım hassasiyetler taşımak, insani bir perspektife sahip olmak hem de orada o mücadele ortamı içerisinde bu toprakların, bu milletin bayrağını dimdik ayakta tutmak kolay bir iş değildi. Rahmetli Yazıcıoğlu bunu başardı. 80 sonrası, 12 Eylül döneminde yargılandı ve uzun yıllar hapiste yattı. Ben de bir yıl hapis yatarken, beraber Mamak Cezaevinde de bulunduk. Daha sonraki dönemde de çok çeşitli görüşmelerimiz, konuşmalarımız oldu. İstikameti her zaman bu toprakların, bu insanların kıblesiydi. İstikametini hep doğru tuttu. Herkesi belki siyasi olarak kucaklayamadı ama belli ki bu milletin vicdanında örtük bir şekilde de olsa çok güçlü ve karşılığı vardı. Bu topraklarda, bu insanların nezdinde, karşılığının ne olduğunu anlamak için bazen ölümden sonraki dönemine bakmak gerekiyor ne yazık ki. Rahmetli Yazıcıoğlu da vefat ettikten sonra cenaze törenine katıldım, orada herkes vardı. Bu da Yazıcıoğlu'nun milletteki karşılığına ilişkin, onun hassasiyetinin, insanlığının, mücadele adamı oluşunun karşılığına ilişkin çok önemli bir göstergeydi. Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın."

Ali Uzunırmak: "Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Ülkü Ocakları Genel Başkanıyken iki üç dönem aynı yönetimde beraber çalıştık. Birçok özelliğini saymak mümkün, bu seneyi devriyesinde rahmetle anıyorum.

Elbette ki ölümü acı olmuştur ama üzerindeki karanlıklar hâlen aydınlatılamamıştır. Ölünün arkasından rahmetle anmak elbette ki inancımızın eseridir ama yürütme erkine sahip olan arkadaşlarımızın bu ölümünün üzerindeki karanlıkları aydınlatamayıp hâlen daha ismiyle ilgili çok çeşitli bir mirası sahip çıkma gayretlerini hayretle izliyorum ve samimi bulmuyorum. Türkiye'de her şeyin aydınlatılması bir an meselesiyken aydınlatılamayan, saatlerce geç kalınan arama kurtarmalar, ihmaller, yanlış haberler, bütün bunlar yani iktidar birçok insanın yatak odasına girerken oraya nasıl giremedi acaba?"

Akif Hamzaçebi: "Sayın Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölüm yıl dönümünde kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Sayın Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin kuşkular, karanlık noktalar hâlâ giderilebilmiş değildir. Bu kuşkuların, karanlık noktaların aydınlatılamamış olması bu devletin bir ayıbıdır. Ben Hükûmeti, tüm kamuoyu yönetimini, İçişleri Bakanlığını bu olayın üzerindeki kuşkuları aydınlatmaya bu vesileyle davet ediyorum."

Osman Boyraz: "Ey sonsuzluğun sahibi sana ulaşmak istiyorum./ Durun kapanmayın pencerelerim/ Güneşimi kapatmayın/ Beton çok soğuk, üşüyorum?" Böyle anlatıyordu hislerini, "üşüyorum" diyordu. Ne o bilebilirdi hayata veda edeceği yerin, yirmi beş yıl önce yazdığı şiirdeki kadar soğuk olacağını ne de bir başkası. Mamak Cezaevinin kırık taşları üstünde yazılan mısralar bir anlamda Yazıcıoğlu'nun yazgısının da satırlarıydı. Kapkara bir dehlizde beyaz bir sayfaya değil de sanki Berit'in bembeyaz karlarının üstüne yazılmıştı.

Hayatı bitmek bilmeyen mücadelelerle dolu bir duygu, bir düşünce, bir dava adamıydı Yazıcıoğlu. Onunla aynı görüşü paylaşsın ya da paylaşmasın herkesin ve her kesimin, insanlığını, beyefendiliğini, saygınlığını takdir ettiği bir kişiydi. Anadolu'nun bağrında yetişen binlerce, milyonlarca vatan aşığından biri olarak yaşadı ve bir akşamüstü canı kadar sevdiği memleketinin bilinmezliğinde kayboldu. Gidişi de, varlığı da sessizce, efendice, kendinceydi."

Sinan Oğan: "Ben Türk'üm, Türk esir olmaz.

Ben Türk'üm, Türk devletsiz olmaz.

Ben Türk'üm, Türk bayraksız olmaz.

Ben Türk'üm, Türk ezansız olmaz.

Ben Türk'üm, Türk hürriyetsiz olmaz.

Bu sözlerin sahibi bugün şehadetinin 6'ncı yıl dönümünde rahmet ve hasretle andığımız büyük dava adamımız, milletvekilimiz, ülkücü camianın önderlerinden Muhsin Yazıcıoğlu. Kendisini rahmetle anıyorum, Türk milletine bir kez daha başsağlığı diliyorum. Sabah mezarının başında da andık, dualar okuduk. Keşke Türkiye Büyük Millet Meclisinden de orada temsilciler olsaydı, sadece bu kürsüde değil, mezarının başında da arkadaşlarımız olsaydı. Ailesi orada da haykırdı, ülkücüler, Türk milliyetçileri orada da haykırdı. Rahmetlinin nasıl bir kazaya veya cinayete kurban gittiği hâlâ aydınlanmış değil. Türk milletinin yüreği, vicdanı hâlâ kanıyor ve bir an önce bu konunun aydınlatılması gerekiyor."

Hacı Bayram Türkoğlu: "Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nu ben de Hakk'a yürüyüşünün 6'ncı seneidevriyesinde bir kez daha rahmetle, şükranla anıyorum. O bir dava adamıydı, o bir ülkü deviydi, ömrü boyunca Türk milletinin birliği, dirliği ve istikbali için mücadele etmiştir. Ortaya koyduğu tarzı siyasetiyle, şahsiyetiyle, kişiliğiyle toplumda örnek olmuş, rehber olmuş bir dava adamıdır. Ben bir kez daha onun manevi şahsında kendisine Allah'tan rahmet diliyorum, saygıyla eğiliyor, büyük Türk milletinin başı sağ olsun diyorum. Biz inanıyoruz ki şehitler ölmez, o aramızdadır, her an ruhaniyeti bizimle beraberdir. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun diyorum."

Hasan Hüseyin Türkoğlu: "Ölümünün 6'ncı yıldönümünde merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nu rahmetle anıyorum. Muhsin Yazıcıoğlu, gerçek bir Türk milliyetçisi, samimi bir ülkücüydü. Ölümü üzerinde altı yıldır şüpheler vardır ve aydınlatılmamıştır. Hâlâ soruşturmalar sonuçlandırılmamıştır. İnsanların yatak odasına ulaşanların Muhsin Yazıcıoğlu'nun kazasına ve kazayı aydınlatacak bilgilere ulaşamaması çok manidardır, bu bizi kahretmektedir. Türk milliyetçiliğini ayaklar altına alanların bir Türk milliyetçisinin cinayeti üzerinden istismara kalkışmaları da bizi ayrıca kahretmektedir."