2007-02-28 - 16:00
TBMM BAŞKANI ARINÇ "SAHTE OY PUSULASI" VE ABD'YE GİDEN TBMM HEYETİ İLE İLGİLİ İDDİALAR KONUSUNDA AÇIKLAMA YAPTI
TBMM Başkanı Bülent Arınç CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol ve Anavatan Grup Başkanvekili Süleyman Sarıbaş tarafından bugün yapılan basın toplantılarında gündeme getirilen "Sahte Oy Pusulası" ve "ABD'ye giden TBMM heyetiyle" ilgili TBMM TV ve Meclis Haber Portalı'na bir açıklama yaptı.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol ve Anavatan Grup Başkanvekili Süleyman Sarıbaş tarafından bugün yapılan basın toplantılarında gündeme getirilen "Sahte Oy Pusulası" ve "ABD'ye giden TBMM heyetiyle" ilgili TBMM TV ve Meclis Haber Portalı'na bir açıklama yaptı.

TBMM Başkanı Arınç açıklamasında Grup başkanvekilleri yada parti başkanları ile Meclis Başkanı olarak polemiğe girmesinin, onlara karşılık vermesinin doğru olmadığını belirterek buna Meclis Başkanlığı döneminde çok dikkat ettiğini söyledi.

Sahte oy pusulası iddiası ile ilgili olarak meseleye içtüzük açısından baktığını vurgulayan Arınç "Bugün üst üste basın toplantısı yapan iki grup başkanvekili oldu. Bunlardan birisi Sayın Kemal Anadol, birisi de Süleyman Sarıbaş'tır. Şahsımı da itham eden sözler söyledikleri için bu konulara cevap vermek isterim. Şahsımla ilgili küçültücü, aşağılayıcı sözler söylersiniz, bunlar yakışık almaz ama ben bunlara cevap vermek zorunda kalırım. Dolayısıyla bugünkü konuşma uslupları ve ifadeleri benim cevap vermemi gerektiriyor olabilir." dedi.

Anadol'un 14 Şubat'ta Meclis'te birleşimde yaşanan bir olay üzerine kendilerine yazılı olarak müracatta bulunduğunu hatırlatan Meclis Başkanı Arınç açıklamasını şöyle sürdürdü: "Son anda bir yoklama istenmiş, bu yoklamada bazı milletvekilleri oy pusulası göndermişler, birleşimin de kapanma saatine yakın bir saat. Sonra başkan bu isimleri okuduğunda oy pusulası gönderenlerin salonda olmadığı anlaşılmış. Bunu ortaya atarak, bu oy pusulaları başkaları tarafından doldurulmuş olabilir veya orada hazır bulunmadıkları halde bir şekilde başkanlığa verilmiş olabilir. Neticede ortada yakışıksız bir durum var, bu konuyu inceleyin şeklinde müracatta bulundu. Biz bunun üzerine Genel Sekreterlik, Kanunlar ve Kararlar Dairesi ile bir çalışma yaptık. Bu çalışmada hem yaptığımız yasama çalışlarında bir aksaklık olmamasına hem de milletvekillerinin saygınlıklarına gölge düşürecek eylemlerde bulunmamasına özen gösterdik. 26 Şubatta kendilerine etraflı çalışmamızın sonuçlarını da bildirdik. Bu zaten bütün partilerin grup başkanvekillerine bildirildi. Aynı zamanda bize iki milletvekili müracat etmişti. AK Parti Karaman Milletvekili Sayın Mevlüt Akgün, birisi de Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Halil Aydoğan. Biz onların taleplerini de bu konuyla ilgili gördüğümüz için yazımıza ekledik. Şimdi bugünkü basın toplatısında sayın Anadol bu yazımızı yeterli görmüyor. Bizi olayı örtbas etmekle suçluyor. Ben olayın içinde olan biri değilim, şahsi düşüncelerle olayı ört bas içinde olamam. Ben Meclis'in saygınlığını temsil eden bir insanım. Böyle bir yanlışlığı kim yaparsa yapsın onunla ilgili varsa elimde veriler değerlendirmek isterim."

Bu olayın ilk defa 14 Şubat'ta yaşanmadığına dikkat çeken Arınç "Sayın Anadol da 80'li yıllarda milletvekilliği yaptığı için bilmesi gerekir. Hemen hemen bir yasama döneminde üç beş defa oy pusulası gönderen milletvekillerinin okunduğu zaman salonda bulunmadıkları ile ilgili tespitler yapılmıştır. Bunlar az sayıda olmuştur, çok sayıda olmuştur ama bunu izah edecek pek çok sebep bulunabilir. Bu izah edici sebepler içtüzüğe uygunsa gereği yapılır" dedi.

Milletvekilleriyle, TBMM ile ilgili söylenecek sözlerin ulu orta söylenmemesi gerektiğini vurgulayan Arınç 'Resmi evrakta sahtekarlık yapıldı, sahte oy pusulaları ortadan kaldırıldı' türü iddiaların uluorta kullanılması durumunda bundan partiler de Meclis'in de zarar göreceğini söyledi.

Anadol'un, yazdıkları yazıyı yetersiz görmesi ve bununla ilgili ellerinde hukuki doküman olması halinde yeniden başkanlığa müracaat edebileceklerini belirten Arınç kendilerinin bu konuda, konuyu değerlendirdikleri yazı dışında yapabilecekleri birşey olmadığını söyledi.

Anadol'un Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurabileceğini söylediğini hatırlatan Arınç açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bunu gerçekleştirmelerini arzu etmem. Şu açıdan arzu etmem; Çünkü bu konuda harekete geçmeden önce İçtüzüğü çok iyi bilmek lazım. Uygulamayı çok iyi bilmek lazım. Bunları bütün arkadaşlarımızın bildiğini düşünüyorum. Bunu herhangi bir partiye sevgi ve husumet olarak değil, gerçeği yaşamak olarak tekrar değerlendirmelerini istiyorum. O gün birleşimi yöneten Başkanvekilimiz Sadık Yakut ile de görüşmelerini, özellikle oy pusulaları kendi gözetimlerinde bulunan CHP'li katip üyelerden Sayın Yaşar Tüzün ile görüşmelerini, ondan sonra durumu birkez daha değerlendirdikten sonra gerekiyorsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bile gitmelerini tavsiye ederim. Ama bunlar ulu orta, gelişigüzel, Meclis'in saygınlığına gölge düşürecek şekilde ifade edilmemelidir. CHP'den de bir başkanvekilimiz var. O başkanvekilimizin de uygulamaları zaman zaman bu tür olaylarla karşılaşmış olabilir. Meclis'in içerisinde eğer bir başkanvekili oylama yaptığı sırada pusula gönderenlerin salonda bulunup bulunmayacağını önceden ilan ettiği takdirde bütün bu itirazlar haklılık kazanabilir diye düşünüyorum."

TBMM HEYETİNİN ABD'DEKİ TEMASLARI

TBMM Başkanı Arınç açıklamasında, Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Süleyman Sarıbaş'ın ABD'de temaslarda bulunacak olan TBMM heyetinde Anavatan Partisi Milletvekili bulunmadığı yönündeki eleştirilerini de yanıtladı.

TBMM Dış ilişkilerinin, Dış temasları düzenleyen 3620 sayılı özel kanuna göre düşünüldüğünü ifade eden Meclis Başkanı Arınç açıklamasında şunları dedi: "O kanunumuzun ikinci maddesi açıktır ve bütün dış ilişkilerimizle ilgili hususları da içermektedir. Bu çok önceden tesbit edildi. Ne zaman? Anavatan Partisi Grup kurduğu günden itibaren. O zaman biz bir cetvel yaptık, bu cetvel bütün parti guruplarına gönderildi, itiraz edilmediği için kesinleşti. Şu anda Anavatan Grubunun milletvekili sayısı 21'dir. Biz o kadar zorlandık ki, mesela başkanlık divanında Anavatan Partili bir üyenin temsili noktasında. Anayasa ve İçtüzüğümüz bunu emretmeseydi yine Anavatan Partisi'ne bir üyelik düşmeyecekti. Biz bu dönemin başında Başkanlık Divanı sayısını 2 partiye göre 15 olarak belirlemiştik. Anavatan Partisine bir üyelik verebilmek için bu sayıyı 17'ye çıkarmak zorunda kaldık. Ancak 17 olursa Anavatanlı bir üye temsil edilebiliyor. Bugün komisyonlarda Anavatan Partisi'ne sadece bir üyelik düşmektedir. Araştırma Komisyonları eğer 14 üyeden teşekkül ederse zar zor bir üyelik düşmektedir. Bunun dışındakilerde Anavatan Partisi temsil edilmemektedir. Bundan sorumlu ben değilim."

Arınç açıklamasında, Başkan olarak yurtdışına giderken beraberinde 3 milletvekilii götürmek istiyorsa bunun oranın 2 AK Parti'li, 1 CHP'li olduğunu, 5 milletvekili götürdüğü takdirde ise bunun oranının 3 AK Parti'li, 2 CHP'li olduğunu belirterek Ancak 7-8-9 üye götürmesi mümkün olması halinde bir Anavatanlı milletvekili götürebileceğini ifade etti.

ABD'ye milletvekillerinin ziyaretinin Dışişleri Bakanı'nın talebi üzerine gerçekleştirildiğini belirten Meclis Başkanı Arınç Fransa ziyaretinin aynı şekilde AK Parti ve CHP'li milletvekilleri tarafından gerçekleştirildiğini hatırlattı.

ABD'de temaslarda bulunacak olan milletvekillerinin 3 grup olarak düşünüldüğünü ifade eden Arınç "3 grubun 5 milletvekilinden, azami 6 milletvekilinden oluşması gerekliydi. 6 milletvekili olduğu zaman ancak AK Parti ve CHP'den milletvekili temsil edilebiliyor. Bunu tesbit ettiğimiz için de AK Parti ve CHP'ye 'siz 4 milletvekili, siz 2 milletvekili' vereceksiniz şeklinde kendilerinden rica ettik. Dolayısıyla 6 milletvekilinin gitmesi öngörülen bir dış münasebette, maalesef Anavatan Partisi milletvekili ile temsil edilme imkanı bulunmamaktadır. Bunu sayın Sarıbaş'ın da artık neredeyse bir yıldan beri grup başkanvekilliği yaptığına göre bilmesi gerekir." dedi.

Açıklamasında, Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Muzaffer Kurtulmuşoğlu'nun kendisini arayarak konuyla bilgi almak istediğini ve kendisine aynı bilgiyi verdiğinde Kurtulmuşoğlu'nun teşekkür ettiğini ifade eden Arınç, İdare Amiri Dursun Akdemir'in de ABD heyetinde Anavatanlı bir üye bulunmadığı sorusunu yönelttiğini ve aynı şekilde ifade ettiğinde Akdemir'in de teşekkür ettiğini söyledi.

Sarıbaş'ın arkadaşlarından bu bilgiyi almış olması halinde basın toplantısına gerek duymayacağını ifade eden Arınç açıklamasını şöyle sürdürdü: "Mutlaka basın toplantısı yapıp, bir şeyler söyleme gereği duyuyorsa bu konuyu gündeme getirmemesi daha akılcı bir davranış olurdu. Biz Anavatan Partisi'nin bu ilişkilerde her zaman temsil edilmesini arzu ederiz ama kanun buna imkan verdiği nispette. Bu imkansızlıklar karşısında Anavatan Partisi Grubu'nu temsilen çok sayıda milletvekili olursa mümkün ama 6-7 ile sınırlı sayıda olursa maalesef mümkün olmayacaktır, bu kanun gereğidir."

Sarıbaş'a bir konuyu daha hatırlatmak istediğini belirten Arınç açıklamasında şunları dedi: "Kendisinin Meclis Başkanlığı olarak değil ama şahsımı iki de bir diline dolayarak çok yakışıksız sözler söylediğini farkındayım. Meclis bütçemizin takdimi sırasında da kendisiyle küçük bir tartışmamız yaşanmıştı ve benim kendi ithamlarını cevap vermemi beklemeden salondan ayrılmıştı. Daha sonra Meclis Genel Kurulu'nda Meclis bütçesi görüşülürken de yine aynı saldırgan davranışların devam ettiğini gördüm. Bu davranışları yakışısızdır, çirkindir. Bu uslüp fevkalade yaralayıcıdır. Beni beğenmiyor olabilirsiniz, beni eleştirebilirsiniz ama bir insanın şahsına, ismine bu kadar aşağılayıcı sözlerle hakaret edemez ve konuşamazsınız. Bu uslüp Sayın Sarıbaş'a çok yakışıyor olabilir. Ne temsil ettiği genel başkanına ne de partisine hiç yakışmıyor. Kendisine dostane tavsiyem uslübünü değiştirsin. Her türlü eleştiriyi en sert bir şekilde yapabilir ama uslubuna dikkat etmek suretiyle. Günün birinde kendisine öyle bir cevap verilirki, bir daha basın toplantısı yapma fırsatı bulamaz"

PARTİ GRUP TOPLANTILARINDAKİ TEZAHÜRATLAR..

En son AK Parti grubunda yaşanan tezahüratlı gösterilerle ilgili olarak da açıklama yapan Meclis Başkanı Arınç bu konuda dürüst olmak gerektiğini, partilerin birbirine birşey söylemeye hakları olmadığını ve bir partinin diğerinden farklı olmadığını söyledi.

Grup toplantılarının içtüzüğe göre Meclis çalışması olduğunu ifade eden Arınç: "Meclis çalışmalarına kimlerin katılacağı, bu toplantıların ne şekilde olacağı içtüzüğümüzde, uygulamalarda ve divan kararlarında bellidir." dedi.

Bu konuda yapacak iki şey olduğuna dikkat çeken Arınç açıklamasını şöyle tamamladı; "Mademki partileri bu konu rahatsız etmiştir. Partilerimizin grup başkanvekillerini onlar uygun göreceği bir zamanda toplantıya davet edeceğim. Bu yaşanan olaylar konusunda düşüncelerini alacağım. Yine Meclis Televizyonu yayın kurulunu toplantıya çağırıcam ve Meclis Televizyonu olarak neler yapabiliriz, bu konuyu tekrar gündeme getireceğim."