2016-06-21 - 12:21
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında gündemdeki konulara değindi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında gündemdeki konulara değindi.
Bahçeli, MHP'yi; "gelenek ve töreleri olan, mensupları tarafından sevdayla benimsenmiş teamül ve kuralları bulunan bir millet çınarı, demokrasi şaheseri" olarak niteleyerek, "Şunu da biliriz ki Milliyetçi Hareket Partisi imanlı ve ihlaslı kadrolarıyla hiçbir oyuna gelmez, hiçbir tuzağa düşmez, hiçbir operasyona, habis senaryoya boyun eğmez." ifadesini kullandı.
MHP'li muhalifleri "çürük yumurta"ya benzeten Bahçeli, "Parti içi sözde demokrasi arayıp paradigma değişimi propagandasıyla diretenlerin, paralel kuluçkasında pışpışlanıp MHP'ye yuvalanmayı hedeflemiş çürük yumurtalar olduğunu da gayet iyi biliriz." diye konuştu.
Bahçeli, şöyle devam etti:
"Hatırlarsanız, değişim korosu 15 Mayıs?ta tarlaya doluşmuş, polis bariyerlerine tırmanmış, tozda toprakta bu kutlu davayı cümle aleme mahcup etmişlerdi. Güya kurultay yapacaklardı. Güya 15 Mayıs'ta MHP?yi denetim altına alacaklarını zannediyorlardı. Çünkü aldıkları paralel talimat buydu. İlk etapta, MHP'yi millet nezdinde küçük düşürürlerse, sağından solundan hırpalayıp çekiştirirlerse efendilerinden ödül alacaklar, servet ve şöhretleri artacaktı. Başaramadılar, yorgun argın geldikleri gibi gittiler.
6. Olağanüstü Büyük Kurultay takvimimizi açıklamamıza, 10 Temmuz'da demokratik şölenimizi yapacağımıza rağmen, bu defa da 19 Haziran diye tutturdular, bu kez de otel salonlarına yığıldılar. Malum isimler, geçtiğimiz Pazar günü, 70 yıllık çok partili siyaset hayatımızda bir ilki gerçekleştirdiler ve kendileri çalıp kendileri oynadılar.
Bu zamana kadar görülmemiş çirkeflik ve pervasızlıkla sözüm ona parti tüzüğümüzde 13 maddelik değişiklik yaptılar. Vay zavallılar vay; bu kadar mı küçüldünüz, bu kadar mı şuur kaybına uğradınız? Hadi diyelim, kurultay yaptınız, hadi bunu kabul ettik sayalım; peki, yargı kararına göre tek maddelik tüzük değişikliği gündemiyle toplanması gereken bir kurultayda, hele hele hiç kimsenin haberi olmadan 13 maddeyi hangi ara değiştirdiniz? Merkez Yönetim Kurulu ile Genel Başkan yetkilerini nasıl tırpanlandınız? Bu kararmış aklı, bu ucube hakkı size hangi satılmış, hangi MHP düşmanı verdi?"
Devlet Bahçeli, tüzük değişiklikleri için Dernekler Kanunu ile Türk Medeni Kanunu uyarınca toplam delege sayısının üçte iki çoğunluğunun aranacağını belirterek, bu rakamın 809 olduğuna işaret etti, kurultayın geçersiz olduğunu bildirdi.
Devlet Bahçeli, "açılması usulen mümkün olmayan" kurultayın kaşla göz arasında açıldığını, saatlerce delege sayımı yapıldığını, gecikmeyle divan seçildiğini ve çok geçmeden oylama yapılarak tüzük maddelerinin değiştirildiğini belirtti.
Bahçeli, şu görüşlere yer verdi:
"Korsan kurultaya kim katıldı, kaç kişi katıldı, neye onay verdi, neye zorlandı belli olmadan, bir baktık ki olan olmuş, tüzüğün 13 maddesi değişivermiş. Benim diyen madrabazın yapamayacağı bir kurnazlıkla adrese teslim iş tamamlanmış.
Ankara 13. Noter, bir gün sonra zorlaya zorlaya 656 delegenin salonda hazır bulunduğunu açıklamıştır. Ne var ki hiçbir vicdan sahibi çıkıp da, tüzük hükümlerinde yapılacak bir değişiklik için Dernekler Kanunu'yla, Türk Medeni Kanunu'nun 78 ve 81?nci maddeleri kapsamında, toplam delege sayısının üçte iki çoğunluğunun aranacağını söyleyememiştir. Salt çoğunlukla Tüzük değiştirilemeyeceğini tescil eden emsal Yargı kararlarını hatırlayan ise hiç olmamıştır.
Bizim toplam delege sayımızın üçte iki çoğunluğu 809?dur. Noter 656 delegenin salonda hazır bulunduğunu açıklamıştır. İyi niyetli delege kardeşlerimizi hariç tutarak soruyorum, bu şartlar altında tüzüğümüzün değiştiğini hangi şuursuz ileri sürebilecektir? Eğer süren olursa MHP'ye oyun kuranların işbirlikçisi, içimize sızmış Truva atı, dünya durdukça hain olmayacak mıdır? Karar yeter sayısıyla toplantı yeter sayısını karıştıran, tüzük değişikliğini kanunsuz şekilde oldubittiye getirerek 47 yılımızı inkar eden birkaç densize bu partiyi teslim edeceğimiz, 'buyrun ne yaparsanız yapın' diyeceğimiz mi sanılmaktadır?"
Muhaliflerin, parti genel merkezinin olduğu Çankaya yerine Akyurt ilçesinde kurultay düzenlemesinin de kanunsuz olduğunu savunan Bahçeli, ayrıca 10 Temmuz'daki kurultayın genel merkez yerine "sözde seçilmiş divan" tarafından yapılması talebinin de kepazelik olduğunu söyledi.
Bahçeli; şunları ifade etti:
"Akyurt, Ankara il Merkezi olmamasına rağmen, kurultay mekanı olarak bu ilçenin seçilmesi yasa dışı olmayacak mıdır? Böyle görülmeyecek midir? Siyasi Partiler Kanunu'nun çiğnenmesi alışkanlık haline gelip de yarın birileri Diyarbakır?da parti kurultayı yapmaya kalkarsa ne olacak, bu pirincin taşını kim ayıklayacaktır? Şu keyfe ve cürete bakınız, 10 Temmuz'da Olağanüstü Büyük Kurultayı sözde seçilmiş divan yapacakmış. Biz de sadece misafir olarak katılacakmışız. Türk siyasetinde böyle bir kepazelik ne görülmüş, ne de duyulmuştur.
Söylenecek çok söz vardır. 19 Haziran oyunu tam olarak deşifre etmiştir. Ve bize düşen hem oyunu bozmak hem de oyuncuları rezil rüsva etmektir. Temiz duygularla Ankara'ya gelen delege kardeşlerim, oyunu görün, oyunun sinsiliğini ve kahpeliğini anlayın. Bizim ne meselemiz varsa, neyi istiyorsanız ve ümit ediyorsanız, bunların hepsini kendi aile içimizde çözeriz, dava hukuku çerçevesinde hallederiz. Pensilvanya'nın oyunlarına kanmayınız, paralel işbirlikçisi maskeli siyaset bezirganlarına aldanmayınız."
Bahçeli, MHP Genel Başkanı olarak, davanın namusunu kendi namusu bildiğini, bu kutlu hareketi asla mütecaviz ellere, müptezel emellere bırakmayacağını ve asla teslim etmeyeceğini bir kez daha ilan ettiğini dile getirdi.
Tüm delegeleri ve dava arkadaşlarını 10 Temmuz?da 6. Olağanüstü Büyük Kurultayı yapmak için Ankara?ya beklediğini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:
"Milliyetçi Ülkücü Hareket bu badireyi el birliği, güç birliği ve ülküdaşlık ruhuyla aşacak, tam bir kenetlenmeyle oyunu bozacaktır. Herkes emin ve rahat olsun, davamız için doğru adımları atacağız ve oyunu hepten, kökten, tümden bozacağız."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Avrupa Parlamentosuna asılmış YPG flamalarının altında poz veren, terörün yanında sırıta sırıta saf tutan, bu tavırlarıyla Türk milletine alçakça meydan okuyan HDP Eş Başkanı artık çok olmuştur." dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin farklı boyut ve ölçülerde sorunlarla boğuştuğunu ve önünü kesmek isteyen çevrelerin her boşluktan istifade etme arayışında, her fırsatı değerlendirme çabasında olduğuna işaret etti.
Komşu coğrafyalardaki sıcak çatışma ortamının doğrudan doğruya Türkiye'ye etkisi olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Türkiye?nin bölgesinde yalnızlık çekmesi, üstelik buna gönüllü olması; hem rasyonel hem akılcı hem de coğrafyamızın yüklediği sorumluluklar gereğince izah edilebilir değildir. Bölgesinde yalnızlaşan, sözü yere düşen ve dikkate alınmayan bir ülkenin muhasımları da doğal olarak fazla olacaktır. Bu ilkel ve geri tablo sonucunda; ekonomiden güvenliğe, sanattan spora, siyasetten ticarete kadar her alanda yeşeren zincirleme olumsuzluklar az ya da çok etkisini hissettirecektir." ifadesini kullandı.
AK PARTİ hükümetlerinin dış politikayı erittiğini, anlam ve değerini küçülterek iç politikaya malzeme yaptığını savunan Bahçeli, tüm komşularla aranın bozulduğunu, dört tarafın da düşmanlarla çevrildiğini belirtti.
Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:
"Aktif dış politika söyleminden pasif ve edilgen bir pozisyona gelinmesi yılların gaflet ve ihmalinin neticesidir. Ülke olarak ön alacaktık, önü alınan olduk; sözümüz geçecekti, sözü kesilen olduk; caydırıcılığımız artacaktı, her cephede cayan bir duruma düştük. Bölgemizde ve dünyada parlayan yıldız olduğumuz iddia edilmişti. Ne var ki ortada ne bir yıldız ne de bir parlaklık görüldü. Yalnızca sönmüş ve dumanı tüten bir volkana döndük. Türkiye Ortadoğu'ya model olacak, gıpta ile bakılacak, herkesin örnek alacağı bir ülke olacaktı. Değişim dalgasını biz yönetecektik. Bizden habersiz yaprak bile kımıldamayacaktı. Dünya Türkiye'yi hayranlıkla konuşacaktı. Ancak bu yüksek gayelerin hepsi bir bir hayal ve yalan oldu. Çünkü dış politikamız başka başkentlerin çekim alanına girdi, yabancı tez ve hedeflerin yörüngesine sabitlendi.
Milli güç ve imkanlarımız dış politikadaki abartılı söylemlerle uyuşmadı, örtüşmedi. Siyaset alabora olmuşken, ekonomi yavaşlayıp tökezlerken, iç barış ve huzur iklimi istikrarsızlığa hapsolmuşken dış politikadaki aşırı hedeflerin, hayali taahhütlerin gerçekleşmesi elbette imkansızdır."
Bahçeli, Başbakan Binali Yıldırım'ın "Dostlarımızı artıracağız, düşmanlarımızı azaltacağız. Mısır, Suriye, İsrail, bu üç ülke de Akdeniz'deki komşularımız. Komşularımız arasında daimi düşmanlık olmaz. Zaman zaman gerginlik olacaktır. Bu durum Rusya için de böyle" sözlerine karşılık Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Kendimizden başka dostumuz yok'' sözleri ile Yıldırım'ın sözlerini açığa düşürdüğünü iddia etti.
Bahçeli, şunları ifade etti:
"Yine de Sayın Erdoğan?ın bu ifadelerini boş bulunduğu bir anda heyecana gelerek yaptığına inanmak istediğimizi özellikle vurgulamak isterim. Madem gün gelip pişmanlık gösterilecekti, o zaman Mısır?la niçin kavga edilmiş, Mısır politikası Mursi'ye niye tapulanmıştır? Yaşananlar sıradan gerginlik idiyse, kardeş Esad?dan, katil Esed noktasına hangi saik ve düşünceyle gelinmiştir?
Suriye'nin iç işlerine karışmanın, toprak ve insan bütünlüğüyle oynamanın mahsur ve maliyetleri hiç mi hesap edilmemiştir? İsrail'e edilmedik hakaret, yapılmadık suçlama kalmamışken, sonra dönüp zeytin dalı uzatılmasını, birbirimize mecburuz, anlaştık anlaşıyoruz çizgisine gelinmesini nasıl okuyalım, neye bağlayalım? Bu U dönüşlerini hayra mı yoralım, hüsran mı görelim?"
Komşu ülkelerle soğuk ilişkilerin seyrinin değişmesinin yerinde olduğunu ve başka çare de bulunmadığına işaret eden Bahçeli, "Ancak bu kadar kırık dökükten sonra, hiç mi özeleştiri yapılmayacaktır?" diye sordu.
Bahçeli, 24 Kasım 2015'ten bu yana Türkiye ile Rusya arasında soğuk savaş yıllarını aratmayacak gerilimler yaşandığını, "haklı yere düşürülen Rus uçağının" iki ülke arasındaki ilişkilerin donmasına ve durmasına neden olduğunu, Rusya?nın hemen devreye soktuğu yaptırımlar setinin Türkiye ekonomisini can evinden vurduğunu belirtti.
Turizm sektörünün vahim bir darbe yediğine dikkat çeken Bahçeli, artan terör olaylarının ve dış politikadaki sancılı gidişatın turizme doğrudan yansıdığını, çıkan faturanın ise hem ülke ekonomisine hem de girişimcilere zarar verdiğine işaret etti.
Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Cumhurbaşkanı'nın Putin'e yazdığı mektup, Moskova'ya yeni büyükelçi atanması, Rus Milli Günü'ne katılım gibi girişimler, iki ülke arasındaki ilişkilerin düzelmesi adına yapılan bazı iyimser hamlelerdir. Türkiye?nin komşularıyla iyi geçinmesi, gerekmedikten ve şartlar zorlamadıktan sonra kutuplaşma ve husumete şans tanınmaması milli menfaat açısından elzemdir.
AK PARTİ hükümeti, milli hak ve konulardan taviz vermeden, önüne çıkana iç politikada mevzi elde etmek için meydan okuma gayretkeşliğine tevessül etmeden, girdiği yanlış ve karanlık yoldan derhal dönmelidir. Komşu ülkelerle ilişkilerimizin tamiri, dış politikanın tümden tashihi gecikmeden sağlanmalıdır."
AB ile yapılan Geri Kabul Anlaşmasını eleştiren Bahçeli, bu kapsamda AB tarafından kalifiye, vasıflı ve işe yarar kişiler dışında alımın yapılmadığını ileri sürdü.
Bunun karşılığında bu aydan itibaren vize muafiyeti olacağını anımsatan Bahçeli, "Türkiye Avrupa'nın sınır bekçisi, mültecilerin toplanma kampı olarak görülmüş, hükümet de buna razı olmuştu. Milli onurumuzu ayaklar altına alan bu anlaşmayla ülkemiz AB?nin keyfine mahkum edilmişti" ifadesini kullandı.
Devlet Bahçeli, AB'nin vize muafiyeti konusunda ilave şartlar getirdiğine, terörle mücadeleyi engellemeye kalkıştığına işaret etti.
Bahçeli, şöyle dedi:
"Avrupa Parlamento binasının kirli koridorlarında kanlı örgüt YPG?nin sözde flamaları asılmış, bu örgüte selam verilmiştir. Bir terör örgütüne ait paçavraların Avrupa Parlamentosunda ne işi vardır? Bu nasıl bir medeniyet anlayışıdır?
Bu YPG denen illet PKK'nın ikizidir. Bu YPG isimli cinayet örgütü, ABD desteğiyle Fırat'ın batısına geçtiğinden beri, tıpkı IŞİD gibi önüne geleni öldürmekte, işkenceye tabi tutmakta, çiftçilerden haraç toplamakta, yargısız infaz ve etnik kıyımla şiddet saçmaktadır.
Geçtiğimiz aylarda, Avrupa Konseyi binasının önünde terör örgütü PKK'nın çadır kurmasına izin verenlerin, bu defa koridorlara örgüt flamalarının teşhir edilmesine müsaade etmelerini hangi dostluğa, hangi insanlık değerlerine sığdıralım? Avrupa Birliğinin bu PKK sevdasının, bu YPG tutkusunun kaynağı nedir? Avrupa Parlamentosuna asılmış YPG flamalarının altında poz veren, terörün yanında sırıta sırıta saf tutan, bu tavırlarıyla Türk milletine alçakça meydan okuyan HDP Eş Başkanı artık çok olmuştur. Biz bu siyasi teröristlerin sırtlarını YPG?ye, PYD?ye dayadığını biliyorduk da, Kandil?in AB şubesiyle bu denli haşır neşir olduklarını delilleriyle yeni gördük. Bu ne küstahlıktır? Bu ne hayasızlıktır?"
Türkiye'nin AB?ye mecbur ve mahkum olmadığını belirten Bahçeli, "Biz kendi söküğümüzü kendimiz dikebiliriz. Biz kendi göbek bağımızı kendimiz kesebiliriz. Çok şükür hiçbir müstevliye muhtaç da değiliz. Hiçbir namerde el açmaz, diz çökmeyiz." ifadesini kullandı.
Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Başbakan, AB?ye 'varsın orada kalsın vize muafiyetiniz' derken, bir tarafını eksik bırakmıştır. Biz bu eksiği tamamlıyor ve diyoruz ki vize muafiyetiniz başınızda paralansın, vizeniz kadar başına taş düşsün. AB?ye yakışan bundan böyle zirveleri Kandil?de yapması, yetmiyorsa, İmralı önlerinde yatıya kalması, kapıdan giremiyorsa şansını bacadan deneyerek bebek katiline yüz sürmesidir. Kendilerine yakışan bu olacaktır.
Avrupa ülkelerinin; emzikli bebeklerin, henüz doğmamış yavrularımızın kanını dökecek kadar canileşmiş teröristlere ilgi ve sempatileri tam manasıyla Türk düşmanlığıdır. Ve bunun mazisi eskiye dayanmaktadır. Keskin sirke küpüne zarardır, rüzgar eken fırtına biçecektir ve artık AB?nin sonu da görünmüştür."
AB'nin artık masaya yatırılması gerektiğini savunan Bahçeli, şunları kaydetti:
"AKP bunu yapacak dirayet ve cesareti gösterebilmelidir. Hükümet, milli vicdana tam bir sadakatle hareket eder, Türkiye?nin tarihi haklarını korkusuzca savunursa, Milliyetçi Hareket sorumlu ve milli muhalefet anlayışından dolayı desteğini asla esirgemeyecek, iktidarı yalnız bırakmayacaktır."
Öte yandan Bahçeli, grup toplantısından çıkışta odasına çıkmak için bindiği asansörde kısa süreli mahsur kaldı. Bahçeli, odasının bulunduğu katta asansör kapısı açılmayınca bir alt katta indi ve merdivenlerden çıkarak odasına geçti.
Bahçeli, MHP'yi; "gelenek ve töreleri olan, mensupları tarafından sevdayla benimsenmiş teamül ve kuralları bulunan bir millet çınarı, demokrasi şaheseri" olarak niteleyerek, "Şunu da biliriz ki Milliyetçi Hareket Partisi imanlı ve ihlaslı kadrolarıyla hiçbir oyuna gelmez, hiçbir tuzağa düşmez, hiçbir operasyona, habis senaryoya boyun eğmez." ifadesini kullandı.
MHP'li muhalifleri "çürük yumurta"ya benzeten Bahçeli, "Parti içi sözde demokrasi arayıp paradigma değişimi propagandasıyla diretenlerin, paralel kuluçkasında pışpışlanıp MHP'ye yuvalanmayı hedeflemiş çürük yumurtalar olduğunu da gayet iyi biliriz." diye konuştu.
Bahçeli, şöyle devam etti:
"Hatırlarsanız, değişim korosu 15 Mayıs?ta tarlaya doluşmuş, polis bariyerlerine tırmanmış, tozda toprakta bu kutlu davayı cümle aleme mahcup etmişlerdi. Güya kurultay yapacaklardı. Güya 15 Mayıs'ta MHP?yi denetim altına alacaklarını zannediyorlardı. Çünkü aldıkları paralel talimat buydu. İlk etapta, MHP'yi millet nezdinde küçük düşürürlerse, sağından solundan hırpalayıp çekiştirirlerse efendilerinden ödül alacaklar, servet ve şöhretleri artacaktı. Başaramadılar, yorgun argın geldikleri gibi gittiler.
6. Olağanüstü Büyük Kurultay takvimimizi açıklamamıza, 10 Temmuz'da demokratik şölenimizi yapacağımıza rağmen, bu defa da 19 Haziran diye tutturdular, bu kez de otel salonlarına yığıldılar. Malum isimler, geçtiğimiz Pazar günü, 70 yıllık çok partili siyaset hayatımızda bir ilki gerçekleştirdiler ve kendileri çalıp kendileri oynadılar.
Bu zamana kadar görülmemiş çirkeflik ve pervasızlıkla sözüm ona parti tüzüğümüzde 13 maddelik değişiklik yaptılar. Vay zavallılar vay; bu kadar mı küçüldünüz, bu kadar mı şuur kaybına uğradınız? Hadi diyelim, kurultay yaptınız, hadi bunu kabul ettik sayalım; peki, yargı kararına göre tek maddelik tüzük değişikliği gündemiyle toplanması gereken bir kurultayda, hele hele hiç kimsenin haberi olmadan 13 maddeyi hangi ara değiştirdiniz? Merkez Yönetim Kurulu ile Genel Başkan yetkilerini nasıl tırpanlandınız? Bu kararmış aklı, bu ucube hakkı size hangi satılmış, hangi MHP düşmanı verdi?"
Devlet Bahçeli, tüzük değişiklikleri için Dernekler Kanunu ile Türk Medeni Kanunu uyarınca toplam delege sayısının üçte iki çoğunluğunun aranacağını belirterek, bu rakamın 809 olduğuna işaret etti, kurultayın geçersiz olduğunu bildirdi.
Devlet Bahçeli, "açılması usulen mümkün olmayan" kurultayın kaşla göz arasında açıldığını, saatlerce delege sayımı yapıldığını, gecikmeyle divan seçildiğini ve çok geçmeden oylama yapılarak tüzük maddelerinin değiştirildiğini belirtti.
Bahçeli, şu görüşlere yer verdi:
"Korsan kurultaya kim katıldı, kaç kişi katıldı, neye onay verdi, neye zorlandı belli olmadan, bir baktık ki olan olmuş, tüzüğün 13 maddesi değişivermiş. Benim diyen madrabazın yapamayacağı bir kurnazlıkla adrese teslim iş tamamlanmış.
Ankara 13. Noter, bir gün sonra zorlaya zorlaya 656 delegenin salonda hazır bulunduğunu açıklamıştır. Ne var ki hiçbir vicdan sahibi çıkıp da, tüzük hükümlerinde yapılacak bir değişiklik için Dernekler Kanunu'yla, Türk Medeni Kanunu'nun 78 ve 81?nci maddeleri kapsamında, toplam delege sayısının üçte iki çoğunluğunun aranacağını söyleyememiştir. Salt çoğunlukla Tüzük değiştirilemeyeceğini tescil eden emsal Yargı kararlarını hatırlayan ise hiç olmamıştır.
Bizim toplam delege sayımızın üçte iki çoğunluğu 809?dur. Noter 656 delegenin salonda hazır bulunduğunu açıklamıştır. İyi niyetli delege kardeşlerimizi hariç tutarak soruyorum, bu şartlar altında tüzüğümüzün değiştiğini hangi şuursuz ileri sürebilecektir? Eğer süren olursa MHP'ye oyun kuranların işbirlikçisi, içimize sızmış Truva atı, dünya durdukça hain olmayacak mıdır? Karar yeter sayısıyla toplantı yeter sayısını karıştıran, tüzük değişikliğini kanunsuz şekilde oldubittiye getirerek 47 yılımızı inkar eden birkaç densize bu partiyi teslim edeceğimiz, 'buyrun ne yaparsanız yapın' diyeceğimiz mi sanılmaktadır?"
Muhaliflerin, parti genel merkezinin olduğu Çankaya yerine Akyurt ilçesinde kurultay düzenlemesinin de kanunsuz olduğunu savunan Bahçeli, ayrıca 10 Temmuz'daki kurultayın genel merkez yerine "sözde seçilmiş divan" tarafından yapılması talebinin de kepazelik olduğunu söyledi.
Bahçeli; şunları ifade etti:
"Akyurt, Ankara il Merkezi olmamasına rağmen, kurultay mekanı olarak bu ilçenin seçilmesi yasa dışı olmayacak mıdır? Böyle görülmeyecek midir? Siyasi Partiler Kanunu'nun çiğnenmesi alışkanlık haline gelip de yarın birileri Diyarbakır?da parti kurultayı yapmaya kalkarsa ne olacak, bu pirincin taşını kim ayıklayacaktır? Şu keyfe ve cürete bakınız, 10 Temmuz'da Olağanüstü Büyük Kurultayı sözde seçilmiş divan yapacakmış. Biz de sadece misafir olarak katılacakmışız. Türk siyasetinde böyle bir kepazelik ne görülmüş, ne de duyulmuştur.
Söylenecek çok söz vardır. 19 Haziran oyunu tam olarak deşifre etmiştir. Ve bize düşen hem oyunu bozmak hem de oyuncuları rezil rüsva etmektir. Temiz duygularla Ankara'ya gelen delege kardeşlerim, oyunu görün, oyunun sinsiliğini ve kahpeliğini anlayın. Bizim ne meselemiz varsa, neyi istiyorsanız ve ümit ediyorsanız, bunların hepsini kendi aile içimizde çözeriz, dava hukuku çerçevesinde hallederiz. Pensilvanya'nın oyunlarına kanmayınız, paralel işbirlikçisi maskeli siyaset bezirganlarına aldanmayınız."
Bahçeli, MHP Genel Başkanı olarak, davanın namusunu kendi namusu bildiğini, bu kutlu hareketi asla mütecaviz ellere, müptezel emellere bırakmayacağını ve asla teslim etmeyeceğini bir kez daha ilan ettiğini dile getirdi.
Tüm delegeleri ve dava arkadaşlarını 10 Temmuz?da 6. Olağanüstü Büyük Kurultayı yapmak için Ankara?ya beklediğini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:
"Milliyetçi Ülkücü Hareket bu badireyi el birliği, güç birliği ve ülküdaşlık ruhuyla aşacak, tam bir kenetlenmeyle oyunu bozacaktır. Herkes emin ve rahat olsun, davamız için doğru adımları atacağız ve oyunu hepten, kökten, tümden bozacağız."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Avrupa Parlamentosuna asılmış YPG flamalarının altında poz veren, terörün yanında sırıta sırıta saf tutan, bu tavırlarıyla Türk milletine alçakça meydan okuyan HDP Eş Başkanı artık çok olmuştur." dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin farklı boyut ve ölçülerde sorunlarla boğuştuğunu ve önünü kesmek isteyen çevrelerin her boşluktan istifade etme arayışında, her fırsatı değerlendirme çabasında olduğuna işaret etti.
Komşu coğrafyalardaki sıcak çatışma ortamının doğrudan doğruya Türkiye'ye etkisi olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Türkiye?nin bölgesinde yalnızlık çekmesi, üstelik buna gönüllü olması; hem rasyonel hem akılcı hem de coğrafyamızın yüklediği sorumluluklar gereğince izah edilebilir değildir. Bölgesinde yalnızlaşan, sözü yere düşen ve dikkate alınmayan bir ülkenin muhasımları da doğal olarak fazla olacaktır. Bu ilkel ve geri tablo sonucunda; ekonomiden güvenliğe, sanattan spora, siyasetten ticarete kadar her alanda yeşeren zincirleme olumsuzluklar az ya da çok etkisini hissettirecektir." ifadesini kullandı.
AK PARTİ hükümetlerinin dış politikayı erittiğini, anlam ve değerini küçülterek iç politikaya malzeme yaptığını savunan Bahçeli, tüm komşularla aranın bozulduğunu, dört tarafın da düşmanlarla çevrildiğini belirtti.
Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:
"Aktif dış politika söyleminden pasif ve edilgen bir pozisyona gelinmesi yılların gaflet ve ihmalinin neticesidir. Ülke olarak ön alacaktık, önü alınan olduk; sözümüz geçecekti, sözü kesilen olduk; caydırıcılığımız artacaktı, her cephede cayan bir duruma düştük. Bölgemizde ve dünyada parlayan yıldız olduğumuz iddia edilmişti. Ne var ki ortada ne bir yıldız ne de bir parlaklık görüldü. Yalnızca sönmüş ve dumanı tüten bir volkana döndük. Türkiye Ortadoğu'ya model olacak, gıpta ile bakılacak, herkesin örnek alacağı bir ülke olacaktı. Değişim dalgasını biz yönetecektik. Bizden habersiz yaprak bile kımıldamayacaktı. Dünya Türkiye'yi hayranlıkla konuşacaktı. Ancak bu yüksek gayelerin hepsi bir bir hayal ve yalan oldu. Çünkü dış politikamız başka başkentlerin çekim alanına girdi, yabancı tez ve hedeflerin yörüngesine sabitlendi.
Milli güç ve imkanlarımız dış politikadaki abartılı söylemlerle uyuşmadı, örtüşmedi. Siyaset alabora olmuşken, ekonomi yavaşlayıp tökezlerken, iç barış ve huzur iklimi istikrarsızlığa hapsolmuşken dış politikadaki aşırı hedeflerin, hayali taahhütlerin gerçekleşmesi elbette imkansızdır."
Bahçeli, Başbakan Binali Yıldırım'ın "Dostlarımızı artıracağız, düşmanlarımızı azaltacağız. Mısır, Suriye, İsrail, bu üç ülke de Akdeniz'deki komşularımız. Komşularımız arasında daimi düşmanlık olmaz. Zaman zaman gerginlik olacaktır. Bu durum Rusya için de böyle" sözlerine karşılık Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Kendimizden başka dostumuz yok'' sözleri ile Yıldırım'ın sözlerini açığa düşürdüğünü iddia etti.
Bahçeli, şunları ifade etti:
"Yine de Sayın Erdoğan?ın bu ifadelerini boş bulunduğu bir anda heyecana gelerek yaptığına inanmak istediğimizi özellikle vurgulamak isterim. Madem gün gelip pişmanlık gösterilecekti, o zaman Mısır?la niçin kavga edilmiş, Mısır politikası Mursi'ye niye tapulanmıştır? Yaşananlar sıradan gerginlik idiyse, kardeş Esad?dan, katil Esed noktasına hangi saik ve düşünceyle gelinmiştir?
Suriye'nin iç işlerine karışmanın, toprak ve insan bütünlüğüyle oynamanın mahsur ve maliyetleri hiç mi hesap edilmemiştir? İsrail'e edilmedik hakaret, yapılmadık suçlama kalmamışken, sonra dönüp zeytin dalı uzatılmasını, birbirimize mecburuz, anlaştık anlaşıyoruz çizgisine gelinmesini nasıl okuyalım, neye bağlayalım? Bu U dönüşlerini hayra mı yoralım, hüsran mı görelim?"
Komşu ülkelerle soğuk ilişkilerin seyrinin değişmesinin yerinde olduğunu ve başka çare de bulunmadığına işaret eden Bahçeli, "Ancak bu kadar kırık dökükten sonra, hiç mi özeleştiri yapılmayacaktır?" diye sordu.
Bahçeli, 24 Kasım 2015'ten bu yana Türkiye ile Rusya arasında soğuk savaş yıllarını aratmayacak gerilimler yaşandığını, "haklı yere düşürülen Rus uçağının" iki ülke arasındaki ilişkilerin donmasına ve durmasına neden olduğunu, Rusya?nın hemen devreye soktuğu yaptırımlar setinin Türkiye ekonomisini can evinden vurduğunu belirtti.
Turizm sektörünün vahim bir darbe yediğine dikkat çeken Bahçeli, artan terör olaylarının ve dış politikadaki sancılı gidişatın turizme doğrudan yansıdığını, çıkan faturanın ise hem ülke ekonomisine hem de girişimcilere zarar verdiğine işaret etti.
Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Cumhurbaşkanı'nın Putin'e yazdığı mektup, Moskova'ya yeni büyükelçi atanması, Rus Milli Günü'ne katılım gibi girişimler, iki ülke arasındaki ilişkilerin düzelmesi adına yapılan bazı iyimser hamlelerdir. Türkiye?nin komşularıyla iyi geçinmesi, gerekmedikten ve şartlar zorlamadıktan sonra kutuplaşma ve husumete şans tanınmaması milli menfaat açısından elzemdir.
AK PARTİ hükümeti, milli hak ve konulardan taviz vermeden, önüne çıkana iç politikada mevzi elde etmek için meydan okuma gayretkeşliğine tevessül etmeden, girdiği yanlış ve karanlık yoldan derhal dönmelidir. Komşu ülkelerle ilişkilerimizin tamiri, dış politikanın tümden tashihi gecikmeden sağlanmalıdır."
AB ile yapılan Geri Kabul Anlaşmasını eleştiren Bahçeli, bu kapsamda AB tarafından kalifiye, vasıflı ve işe yarar kişiler dışında alımın yapılmadığını ileri sürdü.
Bunun karşılığında bu aydan itibaren vize muafiyeti olacağını anımsatan Bahçeli, "Türkiye Avrupa'nın sınır bekçisi, mültecilerin toplanma kampı olarak görülmüş, hükümet de buna razı olmuştu. Milli onurumuzu ayaklar altına alan bu anlaşmayla ülkemiz AB?nin keyfine mahkum edilmişti" ifadesini kullandı.
Devlet Bahçeli, AB'nin vize muafiyeti konusunda ilave şartlar getirdiğine, terörle mücadeleyi engellemeye kalkıştığına işaret etti.
Bahçeli, şöyle dedi:
"Avrupa Parlamento binasının kirli koridorlarında kanlı örgüt YPG?nin sözde flamaları asılmış, bu örgüte selam verilmiştir. Bir terör örgütüne ait paçavraların Avrupa Parlamentosunda ne işi vardır? Bu nasıl bir medeniyet anlayışıdır?
Bu YPG denen illet PKK'nın ikizidir. Bu YPG isimli cinayet örgütü, ABD desteğiyle Fırat'ın batısına geçtiğinden beri, tıpkı IŞİD gibi önüne geleni öldürmekte, işkenceye tabi tutmakta, çiftçilerden haraç toplamakta, yargısız infaz ve etnik kıyımla şiddet saçmaktadır.
Geçtiğimiz aylarda, Avrupa Konseyi binasının önünde terör örgütü PKK'nın çadır kurmasına izin verenlerin, bu defa koridorlara örgüt flamalarının teşhir edilmesine müsaade etmelerini hangi dostluğa, hangi insanlık değerlerine sığdıralım? Avrupa Birliğinin bu PKK sevdasının, bu YPG tutkusunun kaynağı nedir? Avrupa Parlamentosuna asılmış YPG flamalarının altında poz veren, terörün yanında sırıta sırıta saf tutan, bu tavırlarıyla Türk milletine alçakça meydan okuyan HDP Eş Başkanı artık çok olmuştur. Biz bu siyasi teröristlerin sırtlarını YPG?ye, PYD?ye dayadığını biliyorduk da, Kandil?in AB şubesiyle bu denli haşır neşir olduklarını delilleriyle yeni gördük. Bu ne küstahlıktır? Bu ne hayasızlıktır?"
Türkiye'nin AB?ye mecbur ve mahkum olmadığını belirten Bahçeli, "Biz kendi söküğümüzü kendimiz dikebiliriz. Biz kendi göbek bağımızı kendimiz kesebiliriz. Çok şükür hiçbir müstevliye muhtaç da değiliz. Hiçbir namerde el açmaz, diz çökmeyiz." ifadesini kullandı.
Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Başbakan, AB?ye 'varsın orada kalsın vize muafiyetiniz' derken, bir tarafını eksik bırakmıştır. Biz bu eksiği tamamlıyor ve diyoruz ki vize muafiyetiniz başınızda paralansın, vizeniz kadar başına taş düşsün. AB?ye yakışan bundan böyle zirveleri Kandil?de yapması, yetmiyorsa, İmralı önlerinde yatıya kalması, kapıdan giremiyorsa şansını bacadan deneyerek bebek katiline yüz sürmesidir. Kendilerine yakışan bu olacaktır.
Avrupa ülkelerinin; emzikli bebeklerin, henüz doğmamış yavrularımızın kanını dökecek kadar canileşmiş teröristlere ilgi ve sempatileri tam manasıyla Türk düşmanlığıdır. Ve bunun mazisi eskiye dayanmaktadır. Keskin sirke küpüne zarardır, rüzgar eken fırtına biçecektir ve artık AB?nin sonu da görünmüştür."
AB'nin artık masaya yatırılması gerektiğini savunan Bahçeli, şunları kaydetti:
"AKP bunu yapacak dirayet ve cesareti gösterebilmelidir. Hükümet, milli vicdana tam bir sadakatle hareket eder, Türkiye?nin tarihi haklarını korkusuzca savunursa, Milliyetçi Hareket sorumlu ve milli muhalefet anlayışından dolayı desteğini asla esirgemeyecek, iktidarı yalnız bırakmayacaktır."
Öte yandan Bahçeli, grup toplantısından çıkışta odasına çıkmak için bindiği asansörde kısa süreli mahsur kaldı. Bahçeli, odasının bulunduğu katta asansör kapısı açılmayınca bir alt katta indi ve merdivenlerden çıkarak odasına geçti.
