2015-01-13 - 19:25
TBMM İçişleri Komisyonu, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 8 maddesini kabul etti.
TBMM İçişleri Komisyonu, AK Parti Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy başkanlığında toplandı.
Komisyon, geçen hafta görüşmeye başladığı, kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nı 4. madde üzerinden görüşmeye devam etti.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, son günlerde literatüre "sağlam irade" diye bir kavram girdiğini belirterek, "İlanlarda bile kullanılmaya başlandı. Milli iradeyi, halk iradesini duyduk ama sağlam iradeden kasıt nedir? Bunun açıklığa kavuşması lazım" dedi.
Gaziantep'te yabancı servis elemanlarının olduğunu iddia eden Serindağ, "Bunlar, sivil toplum örgütü adı altında faaliyetlerde bulunuyor ve bunu oradaki insanlar da biliyor. Öyleyse bunu oradaki yerel resmi makamlar da biliyordur ve bunu Ankara'ya da bildiriyorlardır herhalde" diye konuştu.
Serindağ, Paris'teki saldırıyı yapan teröristin eşinin Türkiye üzerinden Suriye'ye geçtiğinin Türk makamları tarafından açıklandığını belirterek, "Peki geçerken pasaportunu göstererek mi geçti? Bildiğim kadarıyla kapı kapalı, peki nasıl geçti? Fransa'dan iki kişi geliyor, Kadıköy'de bir otelde kalıyor, Şanlıurfa'ya gidiyor ve oradan Suriye'ye geçiyor. Biz sınırlarımızı koruyamazsak, bunu Türkiye devletine yakıştıramam. Çünkü biz ciddi bir ülkeyiz, bu bize yakışmaz" dedi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, bir örgütün, Türkiye topraklarının bir bölümünü, yurtdışında başka ülkelerin toprakları ile birleştirerek devlet kurma hayali olduğunun açık olduğunu söyledi.
İktidarın bu örgütle mücadele etmeyip müzakere ettiğini ifade eden Türkoğlu, "Terör örgütü ile mutabakata varıldığı Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından da açıkca ifade edilmektedir. Terörle mücadele için bir düzenleme var, aynı zamanda terör örgütü ile devlet arasında görüşme de var. Böyle bir ilişki ortada iken terörle mücadeleye ilişkin bir düzenleme getirilmesi, bu düzenlemenin PKK terör örgütüne karşı kullanılmayacağını gösteriyor" sözlerini sarfetti.
Türkoğlu, "Artık İmralı'da yatan katilin affından söz ediliyor; her şey konuşuluyor, söyleniyor. Devletin egemenliği bir kenara itilmiş, kazdığı çukurlarla kaymakamlığın etrafını çevirmiş bir örgüt var. Bütün bunlar ortada iken, Oslo mutabakatını neden açıklamıyorsunuz?" diye sordu.
"PKK'lı teröristi elinde silahla bile görseniz müdahale etmeyin" emri almış polislerden dolayı, AK Parti'li siyasetçilerin de bölgede siyaset yapamayacağını iddia eden Türkoğlu, "Teröristler korkutarak, insanları yaralayarak, eylemler yaparak mutlu olan bir yaratık. Paris'te, yerde yatan polise ateş ederek öldüren zihniyet de aynı zihniyet. Siz bunlarla nasıl mücadele edeceksiniz? Teröristler devlete nizam vermeye çalışıyor ve siz de buna izin veriyorsunuz. Terörle, teröristle devlete nizam mı verilir, bu nerede yazılır?" dedi.
MHP'li Türkoğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Paris'teki yürüyüşe katılmasının olumlu olduğunu ifade ederek, "Ancak, teröristle müzakere eden kişi ile terörist İsrail'in Başbakanı da orada. Bu, nasıl bir politikadır? Başbakan'ın yerinde olsam, onu orada görünce çıkar gelirdim,' katılmıyorum, bu da teröristtir' derdim. O yürüyüşü neden Türkiye'de yapamıyoruz? Ölen Fransız olunca önemli Türk, Müslüman olunca mı önemsiz?" diye sordu.
Yürütülen bir algı yönetimiyle, bebek katili Abdullah Öcalan'a "İmralı" denildiğini kaydeden Türkoğlu, "Orada Abdullah Öcalan denilen bebek katili ile görüşülüyor, oradan talimatlar alınıyor. Keşke sadece oraya gidenler talimat alsa ama Türkiye'yi yönetenler de oradan talimat alıyor, bu bizi kahrediyor. Siz onlardan devlet nizamı çıkaracak fikir alıyorsunuz. Hükümetin PKK terör örgütü ile müzakereyi bırakıp gerekli tedbirleri alması, dünyada bu yönde kamuoyu oluşturması, bugüne kadarki politikalarından vazgeçmesi ve terörle mücadeleye yeniden başlaması gerekir" dedi.
Hasan Hüseyin Türkoğlu, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'in ülkesine gelen liderlerle tokalaşıp onlara sarılırken, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile sadece tokalaştığını savunarak, "Avrupa'nın kafasında Türkiye'yi yöneten AKP Hükümetinin, terörü Avrupa'ya komşu yaptığı gibi bir düşünce var. Türkiye'nin politikası yüzünden Avrupa teröre komşu olmuştur, Avrupa bunun farkındadır. AKP bu lekeden kurtulmak için politikalarını değiştirmek zorundadır" sözlerini sarfetti.
DEAŞ örgütünün tehlikesine dikkat çeken Türkoğlu, "Türkiye IŞİD ilişkisi, Taliban Pakistan ilişkisine dönüşebilir" dedi.
Komisyon Başkanı Ersoy, Türkiye'nin bütün terör örgütlerinin tamamına karşı olduğunu ve hepsiyle de aynı şekilde mücadele ettiğini belirterek, geçen günlerde kendisini ziyaret eden Fransa Senatosu Radikal Unsurlara Katılım Komisyonu Başkanı'nın, "Türkiye'nin, terör örgütlerine katılımları önlemesi konusunda, Fransa ile yaptığı işbirliğine müteşekkir olduğununu" söylediğini anlattı.
MHP'li Yeniçeri ise tasarının gereksiz bir tasarı olduğunu ifade ederek, "İktidarda Abdullah Öcalan'ı devlete ortak etme heyecan ve çabası var" dedi.
PKK ve IŞİD'in, iktidarın uygulamalarıyla her türlü suçtan muaf olarak görüldüğünü savunan Yeniçeri, "PKK ile pazarlık, müzakere yapıyorsunuz. Belli, onlara sözler vermişsiniz. Bunlar gerçekleştiği zaman, bu gök kubbeyi başınıza yıkacağız, halkı da sokağa çıkaracağız, biz de çıkacağız. Bölgede PKK'nın sözü geçiyor, Türk askerinin reflekslerini koparttınız, Türk milletinin mukavemetini koparttınız" diye konuştu.
Yeniçeri, Türk Bayrağı'nın askeri garnizondan indirilmesini eleştirerek, "Türk Bayrağı askeri garnizondan indirilecek ve siz de bunu seyredeceksiniz. O bayrak orada durmalıydı, buna neden tepki göstermiyorsunuz? Bu olayı bir kaç tane çapulcunun kusuru olarak ifadelendirmek yanlıştır. Geçmişte, yırtık lastiklerle Ankara'ya geldiğim zaman, 10 bin kişinin içerisinde Numune Hastanesi önünde NATO bayrağını ve Türk Bayrağı'nı yakıyorlardı, ben tek başıma girdim aralarına ve beni aldılar götürdüler" dedi.
Özcan Yeniçeri, "PKK ile görüşüyorsunuz, peki AK Parti içindeki Kürtlerle niye görüşmüyorsunuz? Onun elinde silah olduğu için mi görüşüyorsunuz? Devlet eline silah alanı ve eşkıyayı muhatap alıyor. 'Biz silahların bırakılması için görüşüyoruz' deniliyor, gerçekte ise PKK ile Anayasa ve devletin yönetim biçimi, özerklik görüşülüyor. Türkiye'nin bölünmesinin yolunu açıyorsunuz. Birden bire devlet bağımsız olmuyor, önce özerklik ilan ediliyor, sonra bağımsız devlet olunuyor" sözlerini sarfetti.
İçişleri Bakan Yardımcısı Osman Güneş, IŞİD'in terör örgütü olduğunun Bakanlar Kurulu kararıyla kararlaştırıldığını ve bunun da ilan edildiğini belirterek, "IŞİD terör örgütü muamelesi görürken, bu kararla resmen bu ilan edildi" dedi.
Sakıncalı görülen kişiler konusunda, hem AB ülkeleri hem de diğer ülkelerle işbirliği yaptıklarını kaydeden Güneş, "Bu ülkeler, sakıncalı görülen kişilerle alakalı zamanında bize bildirimde bulunurlarsa, biz mutlaka gerekli tedbiri alıyoruz. Bugüne kadar da bu işbirliği çerçevesinde, 7 bin 833 kişiye Türkiye'ye giriş yasağı konuldu. Yakalayıp sınırdışı ettiklerimizin sayısı da bin 56" diye konuştu.
Güneş, Suriye'den Türkiye'ye yaklaşık 1 milyon 600 bin kişinin geldiğini, bunların 1 milyon 537 bininin kayıt altına alındığını söyledi.
TBMM İçişleri Komisyonu, dün ve bugünkü yaklaşık 10 saatlik mesaisinde, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 8 maddesini kabul etti.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Osman Güneş, düzenlemeyle kolluk kuvvetlerine belirli şartlarda, belirli süre ve belirli suçlara münhasır olmak üzere gözaltına alma yetkisi verildiğini söyledi.
Polisin gözaltına alma yetkisinin gelişmiş Avrupa ülkelerinin hemen hemen hepsinde bulunduğunu, bunun da en az 24 saat olduğunu belirten Güneş, "Polisin herhangi bir şekilde, sokaktan geçen bir vatandaşı, suç işlediğini düşündüğü bir vatandaşı, kaşını gözünü beğenmediği vatandaşı gözaltına alması diye bir şey söz konusu olmayacak, suç üstü hali olacak. Suçüstü halinin ne olduğu da bellidir. Suçüstü halinin dışında polisin böyle bir yetkiyi kullanması söz konusu değildir" bilgisini verdi.
Osman Güneş, gözaltı yetkisinin, sadece kanunla belirlenen, kamu düzeni açısından fevkalade önemli olan belirli suçlarda ve suçüstü halinde söz konusu olabileceğini kaydederek, "Her polis memurunun gözaltına alma yetkisi olmayacak, sadece mülki amirin belirlediği kolluk kuvvetlerinin olabilecek. Tabii ki yakalama yetkisi var ama her polis gözaltına alma yetkisini kullanamayacak" diye konuştu.
Kolluk görevlilerinin keyfi davranması endişesinin dile getirildiğini söyleyen Güneş, bunun dikkat edilmesi gereken bir konu olduğuna işaret etti. Güneş, kolluk görevlilerinin tüm işlemlerinin hem adli mercilerin, savcıların denetimi altında hem de mülki amirlerinin, sıralı amirlerin denetimi altında olduğunu bildirdi.
Güneş, "Bu düzenleme ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Uygulamada, kamu düzeninin tesisi bakımından etkili olacaktır" değerlendirmesini yaptı.
"Kolluk kuvvetlerinin gözaltına alma sırasında yanlış yapabileceği" ile ilgili endişenin dile getirilmesi üzerine Güneş, şunları söyledi:
"Diyelim, kolluk kuvveti gözaltında yanlış yaptı, bu doğrudan savcıların tahkikat yapacağı, soruşturacağı bir konudur. Bu noktada mülki idarenin, valinin yetkisi, sadece gözaltına alma yetkisini vermeden ibarettir. Bu yetkinin kime karşı nasıl kullanılacağı kolluk kuvvetinin görevidir. Kolluk görevlisi suçüstü haline rastlar ve yakalama yaparsa hemen amiri ile irtibat kuracak, konuyu anlatacak ve onun talimatına göre hareket edecek."
Tasarının görüşmelerine yarın 9. maddeden devam edilecek.
Komisyon, geçen hafta görüşmeye başladığı, kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nı 4. madde üzerinden görüşmeye devam etti.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, son günlerde literatüre "sağlam irade" diye bir kavram girdiğini belirterek, "İlanlarda bile kullanılmaya başlandı. Milli iradeyi, halk iradesini duyduk ama sağlam iradeden kasıt nedir? Bunun açıklığa kavuşması lazım" dedi.
Gaziantep'te yabancı servis elemanlarının olduğunu iddia eden Serindağ, "Bunlar, sivil toplum örgütü adı altında faaliyetlerde bulunuyor ve bunu oradaki insanlar da biliyor. Öyleyse bunu oradaki yerel resmi makamlar da biliyordur ve bunu Ankara'ya da bildiriyorlardır herhalde" diye konuştu.
Serindağ, Paris'teki saldırıyı yapan teröristin eşinin Türkiye üzerinden Suriye'ye geçtiğinin Türk makamları tarafından açıklandığını belirterek, "Peki geçerken pasaportunu göstererek mi geçti? Bildiğim kadarıyla kapı kapalı, peki nasıl geçti? Fransa'dan iki kişi geliyor, Kadıköy'de bir otelde kalıyor, Şanlıurfa'ya gidiyor ve oradan Suriye'ye geçiyor. Biz sınırlarımızı koruyamazsak, bunu Türkiye devletine yakıştıramam. Çünkü biz ciddi bir ülkeyiz, bu bize yakışmaz" dedi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, bir örgütün, Türkiye topraklarının bir bölümünü, yurtdışında başka ülkelerin toprakları ile birleştirerek devlet kurma hayali olduğunun açık olduğunu söyledi.
İktidarın bu örgütle mücadele etmeyip müzakere ettiğini ifade eden Türkoğlu, "Terör örgütü ile mutabakata varıldığı Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından da açıkca ifade edilmektedir. Terörle mücadele için bir düzenleme var, aynı zamanda terör örgütü ile devlet arasında görüşme de var. Böyle bir ilişki ortada iken terörle mücadeleye ilişkin bir düzenleme getirilmesi, bu düzenlemenin PKK terör örgütüne karşı kullanılmayacağını gösteriyor" sözlerini sarfetti.
Türkoğlu, "Artık İmralı'da yatan katilin affından söz ediliyor; her şey konuşuluyor, söyleniyor. Devletin egemenliği bir kenara itilmiş, kazdığı çukurlarla kaymakamlığın etrafını çevirmiş bir örgüt var. Bütün bunlar ortada iken, Oslo mutabakatını neden açıklamıyorsunuz?" diye sordu.
"PKK'lı teröristi elinde silahla bile görseniz müdahale etmeyin" emri almış polislerden dolayı, AK Parti'li siyasetçilerin de bölgede siyaset yapamayacağını iddia eden Türkoğlu, "Teröristler korkutarak, insanları yaralayarak, eylemler yaparak mutlu olan bir yaratık. Paris'te, yerde yatan polise ateş ederek öldüren zihniyet de aynı zihniyet. Siz bunlarla nasıl mücadele edeceksiniz? Teröristler devlete nizam vermeye çalışıyor ve siz de buna izin veriyorsunuz. Terörle, teröristle devlete nizam mı verilir, bu nerede yazılır?" dedi.
MHP'li Türkoğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Paris'teki yürüyüşe katılmasının olumlu olduğunu ifade ederek, "Ancak, teröristle müzakere eden kişi ile terörist İsrail'in Başbakanı da orada. Bu, nasıl bir politikadır? Başbakan'ın yerinde olsam, onu orada görünce çıkar gelirdim,' katılmıyorum, bu da teröristtir' derdim. O yürüyüşü neden Türkiye'de yapamıyoruz? Ölen Fransız olunca önemli Türk, Müslüman olunca mı önemsiz?" diye sordu.
Yürütülen bir algı yönetimiyle, bebek katili Abdullah Öcalan'a "İmralı" denildiğini kaydeden Türkoğlu, "Orada Abdullah Öcalan denilen bebek katili ile görüşülüyor, oradan talimatlar alınıyor. Keşke sadece oraya gidenler talimat alsa ama Türkiye'yi yönetenler de oradan talimat alıyor, bu bizi kahrediyor. Siz onlardan devlet nizamı çıkaracak fikir alıyorsunuz. Hükümetin PKK terör örgütü ile müzakereyi bırakıp gerekli tedbirleri alması, dünyada bu yönde kamuoyu oluşturması, bugüne kadarki politikalarından vazgeçmesi ve terörle mücadeleye yeniden başlaması gerekir" dedi.
Hasan Hüseyin Türkoğlu, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'in ülkesine gelen liderlerle tokalaşıp onlara sarılırken, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile sadece tokalaştığını savunarak, "Avrupa'nın kafasında Türkiye'yi yöneten AKP Hükümetinin, terörü Avrupa'ya komşu yaptığı gibi bir düşünce var. Türkiye'nin politikası yüzünden Avrupa teröre komşu olmuştur, Avrupa bunun farkındadır. AKP bu lekeden kurtulmak için politikalarını değiştirmek zorundadır" sözlerini sarfetti.
DEAŞ örgütünün tehlikesine dikkat çeken Türkoğlu, "Türkiye IŞİD ilişkisi, Taliban Pakistan ilişkisine dönüşebilir" dedi.
Komisyon Başkanı Ersoy, Türkiye'nin bütün terör örgütlerinin tamamına karşı olduğunu ve hepsiyle de aynı şekilde mücadele ettiğini belirterek, geçen günlerde kendisini ziyaret eden Fransa Senatosu Radikal Unsurlara Katılım Komisyonu Başkanı'nın, "Türkiye'nin, terör örgütlerine katılımları önlemesi konusunda, Fransa ile yaptığı işbirliğine müteşekkir olduğununu" söylediğini anlattı.
MHP'li Yeniçeri ise tasarının gereksiz bir tasarı olduğunu ifade ederek, "İktidarda Abdullah Öcalan'ı devlete ortak etme heyecan ve çabası var" dedi.
PKK ve IŞİD'in, iktidarın uygulamalarıyla her türlü suçtan muaf olarak görüldüğünü savunan Yeniçeri, "PKK ile pazarlık, müzakere yapıyorsunuz. Belli, onlara sözler vermişsiniz. Bunlar gerçekleştiği zaman, bu gök kubbeyi başınıza yıkacağız, halkı da sokağa çıkaracağız, biz de çıkacağız. Bölgede PKK'nın sözü geçiyor, Türk askerinin reflekslerini koparttınız, Türk milletinin mukavemetini koparttınız" diye konuştu.
Yeniçeri, Türk Bayrağı'nın askeri garnizondan indirilmesini eleştirerek, "Türk Bayrağı askeri garnizondan indirilecek ve siz de bunu seyredeceksiniz. O bayrak orada durmalıydı, buna neden tepki göstermiyorsunuz? Bu olayı bir kaç tane çapulcunun kusuru olarak ifadelendirmek yanlıştır. Geçmişte, yırtık lastiklerle Ankara'ya geldiğim zaman, 10 bin kişinin içerisinde Numune Hastanesi önünde NATO bayrağını ve Türk Bayrağı'nı yakıyorlardı, ben tek başıma girdim aralarına ve beni aldılar götürdüler" dedi.
Özcan Yeniçeri, "PKK ile görüşüyorsunuz, peki AK Parti içindeki Kürtlerle niye görüşmüyorsunuz? Onun elinde silah olduğu için mi görüşüyorsunuz? Devlet eline silah alanı ve eşkıyayı muhatap alıyor. 'Biz silahların bırakılması için görüşüyoruz' deniliyor, gerçekte ise PKK ile Anayasa ve devletin yönetim biçimi, özerklik görüşülüyor. Türkiye'nin bölünmesinin yolunu açıyorsunuz. Birden bire devlet bağımsız olmuyor, önce özerklik ilan ediliyor, sonra bağımsız devlet olunuyor" sözlerini sarfetti.
İçişleri Bakan Yardımcısı Osman Güneş, IŞİD'in terör örgütü olduğunun Bakanlar Kurulu kararıyla kararlaştırıldığını ve bunun da ilan edildiğini belirterek, "IŞİD terör örgütü muamelesi görürken, bu kararla resmen bu ilan edildi" dedi.
Sakıncalı görülen kişiler konusunda, hem AB ülkeleri hem de diğer ülkelerle işbirliği yaptıklarını kaydeden Güneş, "Bu ülkeler, sakıncalı görülen kişilerle alakalı zamanında bize bildirimde bulunurlarsa, biz mutlaka gerekli tedbiri alıyoruz. Bugüne kadar da bu işbirliği çerçevesinde, 7 bin 833 kişiye Türkiye'ye giriş yasağı konuldu. Yakalayıp sınırdışı ettiklerimizin sayısı da bin 56" diye konuştu.
Güneş, Suriye'den Türkiye'ye yaklaşık 1 milyon 600 bin kişinin geldiğini, bunların 1 milyon 537 bininin kayıt altına alındığını söyledi.
TBMM İçişleri Komisyonu, dün ve bugünkü yaklaşık 10 saatlik mesaisinde, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 8 maddesini kabul etti.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Osman Güneş, düzenlemeyle kolluk kuvvetlerine belirli şartlarda, belirli süre ve belirli suçlara münhasır olmak üzere gözaltına alma yetkisi verildiğini söyledi.
Polisin gözaltına alma yetkisinin gelişmiş Avrupa ülkelerinin hemen hemen hepsinde bulunduğunu, bunun da en az 24 saat olduğunu belirten Güneş, "Polisin herhangi bir şekilde, sokaktan geçen bir vatandaşı, suç işlediğini düşündüğü bir vatandaşı, kaşını gözünü beğenmediği vatandaşı gözaltına alması diye bir şey söz konusu olmayacak, suç üstü hali olacak. Suçüstü halinin ne olduğu da bellidir. Suçüstü halinin dışında polisin böyle bir yetkiyi kullanması söz konusu değildir" bilgisini verdi.
Osman Güneş, gözaltı yetkisinin, sadece kanunla belirlenen, kamu düzeni açısından fevkalade önemli olan belirli suçlarda ve suçüstü halinde söz konusu olabileceğini kaydederek, "Her polis memurunun gözaltına alma yetkisi olmayacak, sadece mülki amirin belirlediği kolluk kuvvetlerinin olabilecek. Tabii ki yakalama yetkisi var ama her polis gözaltına alma yetkisini kullanamayacak" diye konuştu.
Kolluk görevlilerinin keyfi davranması endişesinin dile getirildiğini söyleyen Güneş, bunun dikkat edilmesi gereken bir konu olduğuna işaret etti. Güneş, kolluk görevlilerinin tüm işlemlerinin hem adli mercilerin, savcıların denetimi altında hem de mülki amirlerinin, sıralı amirlerin denetimi altında olduğunu bildirdi.
Güneş, "Bu düzenleme ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Uygulamada, kamu düzeninin tesisi bakımından etkili olacaktır" değerlendirmesini yaptı.
"Kolluk kuvvetlerinin gözaltına alma sırasında yanlış yapabileceği" ile ilgili endişenin dile getirilmesi üzerine Güneş, şunları söyledi:
"Diyelim, kolluk kuvveti gözaltında yanlış yaptı, bu doğrudan savcıların tahkikat yapacağı, soruşturacağı bir konudur. Bu noktada mülki idarenin, valinin yetkisi, sadece gözaltına alma yetkisini vermeden ibarettir. Bu yetkinin kime karşı nasıl kullanılacağı kolluk kuvvetinin görevidir. Kolluk görevlisi suçüstü haline rastlar ve yakalama yaparsa hemen amiri ile irtibat kuracak, konuyu anlatacak ve onun talimatına göre hareket edecek."
Tasarının görüşmelerine yarın 9. maddeden devam edilecek.
