2010-07-06 - 14:37
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, terörle mücadelenin AK Parti'nin izlediği politikalarla önlemeyeceğinin somut olarak ortaya çıktığını ileri sürerek, ''AKP, bu konuda açıkça sınıfta kalmış maalesef terörü tırmandıran politikaların ana unsuru haline gelmiştir'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada terörle
mücadelenin AK Parti'nin izlediği politikalarla önlemeyeceğinin somut olarak
ortaya çıktığını ileri sürerek, ''AKP, bu konuda açıkça sınıfta kalmış maalesef
terörü tırmandıran politikaların ana unsuru haline gelmiştir'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında gündemdeki konulara
ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, konuşması öncesinde CHP'ye katılan İstanbul Bağımsız
Milletvekili Ahmet Tan'a parti rozetini taktı.

Tan, CHP'ye katılmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, ''16 ay önce
İstanbul'da CHP otobüsü üstündeydik. Sayın Kılıçdaroğlu, yine önündeki mikrofonu
bana uzatmıştı. O gün İstanbul'u almaktı hedef, bugün hedefi büyüttük. Bugün
hedef Türkiye'yi bu hoyrat iktidardan elinden kurtarmak. Bu hoyrat, bu öfkeli, bu
maceraperest iktidarı geldiği yere göndereceksiniz. Çünkü, bütün partiler bir
şekilde bulundukları yeri hak ediyor. Fakat bu iktidarı hak etmeyen parti,
mutlaka ve mutlaka muhalefeti daha sonra da Meclis dışı muhalefeti tadacaktır.
CHP Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu iradesidir, önümüzdeki seçimde de kurtarıcı
irade olacaktır'' diye konuştu.

Türkiye'nin geleceğini düşünen herkesin 6 oklu bayrak altında toplanması
gerektiğini, dağınık güçlerin hedefe ulaşmasının mümkün olmadığını kaydeden Tan,
Kılıçdaroğlu'na 1970'li yıllarda Bilecik il örgütünce hazırlanan üzerinde Rahşan
ve Bülent Ecevit'in resimlerinin bulunduğu kibrit kutusunu hediye etti. Kutunun
bir aile emaneti olduğunu anlatan Tan, ''Kutu yerini buldu, ben de yerimi
buldum'' dedi.

Kılıçdaroğlu da mutlu ve huzurlu bir yaşamı sağlamanın herkesin görevi
olduğunu vurgulayarak, bunun için bütün aydınları, çalışanları, üretenleri,
toplumun ezilenlerini CHP'nin şemsiyesi altına toplamaya çalıştıklarını söyledi.
Kılıçdaroğlu, bu hedefi gerçekleştirmek için hep beraber yoğun bir çaba
harcayacaklarını kaydetti.

Geçen hafta Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un daveti üzerine
sınır bölgesine bir gezi gerçekleştirdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu gezide
bölgenin ve burada görev yapan askerlerin içinde bulundukları koşullarını
yakından gördüklerini söyledi. ''Güvenlik güçlerimiz tüm olumsuz koşullara rağmen
olağanüstü güzel bir moralle görevlerinin başındadırlar'' diyen Kılıçdaroğlu,
bunun huzurlu ve mutlu Türkiye'nin teminatı olduğunu belirtti.

Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan terörün, bölge insanını, ekonomisini ve
sosyal yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, bu konuda sağlıklı
adımların atılmadığını bir kez daha gözlemleme imkanına kavuştuğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''AKP iktidarı döneminde Doğu ve Güneydoğu'ya gerekli özenin
gösterilmediğini, gerekli yatırımın yapılmadığını, ekonomik ve sosyal açıdan
özenin gösterilmediğini hatta İşsizlik Sigortası Fonundan Parlamentonun
iradesiyle alınan 2 milyar 600 milyon liralık kaynağın da o bölge için değil,
maalesef önemli bir kısmının başka yerler için kullanıldığını gördük. Bu da o
bölgede terörün önlenmesinde çok önemli bir argüman olan ekonomik kalkınmaya bu
Hükümetin yeterince önem vermediğini ortaya koyuyor. Bu da acı bir gerçek.''

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde 1960 ve 1970'li yıllarda halk
tarafından dile getirilen sıkıntıların hala sürdüğünü gözlemlediğini anlatan
Kılıçdaroğlu, bölgenin birinci sıradaki sorunun işsizlik olduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu, ''Aynı sorunların 21. yüzyılda hala yaşanıyor olmasının
terör olgusuna gerekli önemi vermeyen iktidarın bir ayıbı olduğunun altının
çizilmesi gerekiyor. Terör olgusunu çözümsüz noktaya getiren sorunu sağlıklı
algılayamayan siyaset kurum olmuştur. AKP'nin bu süreçte büyük kusuru vardır. Her
işi askere havale edip ortaya çıkan başarısızlıkları veya eksiklikleri de askere
fatura eden bir zihniyetten Türkiye'nin artık kurtulması gerekiyor'' diye
konuştu.

AK Parti'nin toplumu kaynaştıran değil, ayrıştıran politikalar izlediğini
ileri süren Kılıçdaroğlu, ''açılım politikası'' ile yeni bir siyasi açmazın içine
düşüldüğünü iddia etti.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Biz CHP olarak, terörle mücadeleyi bir iç politika malzemesi yapmamaya
özen gösteriyoruz. Terörle mücadelenin bir ulusal politika olmasının altını
özenle çiziyoruz. Ve diyoruz ki terörle mücadele, ekonomisiyle, siyasetiyle,
kültürüyle, sosyal yapısıyla, psikolojisiyle bir bütündür. Ve bu mücadelenin bir
ulusal politika içerisinde bir toplumsal uzlaşma ile çözülmesi gerektiğinin de
altını çiziyoruz. Ama bilmiyorum; bizim bu sesimizi Adalet ve Kalkınma Partisi
yeterince duyuyor mu duymuyor mu? Terörle mücadelenin AKP'nin izlediği
politikalarla önlenemeyeceği de somut olarak ortaya çıkmıştır. AKP bu konuda
açıkça sınıfta kalmış, maalesef terörü tırmandıran politikaların ana unsuru
haline gelmiştir.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
İsrail'in, AK Parti'nin izlediği politikayı ters yüz edip, yerden yere vurduğunu
öne sürerek, ''Onurumuzla oynadılar. Nedeni; AK Parti, sorumlusu ise Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan. Buna stratejik derinlikte, stratejik boğulma denir''
görüşünü savundu.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda, Gazze'ye insani yardım götüren
konvoya yapılan saldırının ardından yaşanan süreci ve dış politikadaki
gelişmeleri değerlendirdi.

''AK Parti, sadece terör konusunda mı başarısız, dış politikada başarılı
oldu da bizim mi haberimiz olmadı?'' diye soran Kılıçdaroğlu, Gazze'ye insani
yardım götüren gemiye yönelik saldırıyı anımsattı.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kanının yerde kalmaması yönünde bir
tavır aldıklarına işaret eden Kılıçdaroğlu, Hükümetin, BM Güvenlik Konseyi ve
NATO'dan İsrail'i kınamasını istediğini, uluslararası soruşturma komisyonu
kurulmasını, zararların karşılanmasını talep ettiğini, ancak sonucun ''sıfır''
olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, İsrail Hükümetinin olayı kınamadığını tam tersine ''Türkiye
bizden özür dilesin'' noktasına getirdiğini kaydetti.

9 kişinin yaşamını yitirdiği saldırının bütün boyutuyla incelenmesi için
araştırma önergesi verdiklerini, TBMM'nin gündemine getirdiklerini ancak AK
Parti'nin oylarıyla reddedildiğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Türkiye'de halkın bu
kadar önemli bir konuda bilgilenmesine, parlamentonun bu konuda araştırma
yapmasına 'hayır' diyen bir iktidarın, 'uluslararası kurul oluşturulsun, o
soruştursun' önerisine kim güven duyabilir?'' sorusunu yöneltti. Kılıçdaroğlu,
sözlerini şöyle sürdürdü:

''Kendi parlamentonuzda bir konunun araştırılmasını istemiyorsanız, aynı
olayın uluslararası alanda sorgulanmasını isteyemezsiniz. Önce kendi ülkenizde,
kendi halkınıza hesap vermesini bileceksiniz. Önce kendi ülkenizde, kendi
halkınızın, parlamentonuzun bilgilenmesini isteyeceksiniz. Neden korkuyorsunuz,
neden çekiyorsunuz, neden kaçınıyorsunuz, bir kusurunuz, kabahatiniz mi var?
Onlar gayet iyi biliyorlar; hem kusurları hem kabahatleri var. Onun içindir ki
kaçıyorlar. İşin hazin tarafı, eğer uluslararası soruşturma komisyonu kurulursa,
onun ucu AKP Hükümetine ve Türkiye'ye değebilir şeklindeki batı basınındaki
yorumlardır. Abartılı bir dış politikayla yola çıkıp, onu iç politikaya malzeme
eden bir anlayışın, Türkiye'yi getirdiği nokta budur.''

Kılıçdaroğlu, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile İsrail Sanayi ve
Ticaret Bakanı'nın Brüksel'de yaptığı görüşmeyi de değerlendirdi.

İki bakanın ne görüştüğünü soran Kılıçdaroğlu, büyük bir ihtimalle, ''Ne
olursunuz, bizden bir özür dileyin de şu defteri kapatalımın'' düşünüldüğünü
belirtti.

Kılıçdaroğlu, İsrail'in ise ''Siz bizden özür dileyin'' diyerek, AK
Parti'nin izlediği politikayı, bir daha ters yüz edip, yerden yere vurduğunu ve
onurlarıyla oynadıklarını söyledi. Bunun nedeninin AK Parti; sorumlusunun ise
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, ''Buna stratejik
derinlikte, stratejik boğulma denir. Geldiler ve boğuldular. Bir şeyler yapmak
istediler, orada boğuldular, yalnız kaldılar. Dış politikada, soyutlanan, yalnız
kalan bir Türkiye imajı çıktı ortaya'' diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, 9 yurttaşın öldüğünü, kanlarının yerde olduğunu ifade
ederek, ''O kanların sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan ve partisi Adalet ve Kalkınma
Partisi'dir'' dedi.

Eksen kayma tartışmasının, izlenen politikaların güvensizliğinden
kaynaklandığını savunan Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin, hiç kimseye güven
vermediğini, Türkiye'nin konumunun, her yerde tartışma konusu olduğunu ileri
sürdü.

Güvensizliğin, AK Parti'nin söylem ve eylemlerinin taban tabana zıt
olmasından kaynaklandığını iddia eden Kılıçdaroğlu, ''AK Parti, eğer bir şey
söylüyorsa bunun aksini yapacaktır'' görüşünü savundu.

Kılıçdaroğlu, 23 Haziranda elektrik fiyatlarında indirim yapılacağı
açıklamasının hemen ardından fiyatlara zam gelmesinin buna örnek olduğunu
söyledi.

Hükümetin halka söz verdiğini ancak bir süre sonra yüzde yüz çark
ettiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

''Demokrasinin güçlenmesi açısından yurttaşlarıma çağrıda bulunuyorum:
Uygar, hukukun egemen olduğu, demokrasinin geliştiği bir ülkede doğruyu
söylemeyen, halkı aldatan siyasal parti, sandıkta alaşağı edilir. Görev halktadır
ve süreniz gelmiştir.

Adındaki adalete, kalkınmaya bakmayın, adalet, kalkınma değil bu. Ne
söylüyorsa, ne yazıyorlarsa aksini yapıyorlar. İsimleri adaletse bilin ki bu
ülkeye adaletsizliği getiriyorlar, kalkınmaysa, ülkeye kalkınmayı getirmiyorlar.
Bunların yapısı budur. Bunlar hesap kitap bilmezler, halkı düşünmezler. Bunların
tek düşündüğü alan vardır; kendi cepleri ve yandaşlarının cepleri. Sayın
Başbakan, halka 'Bize güvenin' dememeli. Güvenmeyeceğiz, güvenmeme de bundan
sonra bileceğiz ki Adalet ve Kalkınma Partisi için temel kuraldır. Onlara
güvenmeyeceğiz.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, zorunlu
eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaracaklarını, YÖK'ü kaldıracaklarını, yatılı
meslek liseleri oluşturacaklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, hafta
sonunda Karadeniz bölgesine yaptığı geziye ilişkin izlenimlerini anlattı.

''Milli ürün'' olarak tanımladığı fındığı devletin koruması altında
yeniden yapılandırarak bu konuda politika oluşturacaklarını belirten
Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin üretimde dünya birincisi olduğu fındığın fiyatını
belirleyemediğini, fındık üreticisinin alın terini aracıların sömürdüğünü
kaydetti.

Kılıçdaroğlu, Karadeniz'de fındık borsası kurulacağını, fiyatı
Türkiye'nin belirleyeceğini, FİSKOBİRLİK'i yeniden yapılandıracaklarını, idari ve
mali özerkliğini sağlayacaklarını anlatttı. Kılıçdaroğlu, FİSKOBİRLİK'in de
saydam olacağını ve hesap vereceğini ifade ederek, ''CHP'nin iktidarında herkes
hesap verecek. FİSKOBİRLİK'te yolsuzluğa asla kapı aralamayacağız. Bunun
altyapısını oluşturacağız'' diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, sağlıklı bir stok kontrolü geliştireceklerini,
Türkiye'nin fiyat belirlemede ''bir numara'' olacağını ifade etti. Fındık
fiyatını da hasattan önce açıklayacaklarını belirten Kılıçdaroğlu, ''Böylece,
üreticiyi tefecinin eline teslim etmeyeceğiz. Fındığı sanayide kullanmak isteyen
bir sanayici varsa onu da teşvik edeceğiz. Böylece herkesin kazanacağı bir modeli
kuracağız. Alınterinin karşılığı dışarıya gitmeyecek, Türkiye'de kalacak''
dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, doğal koşulları gereği Karadeniz'in kıyıya
hapsedilmiş durumda olduğunu, İç Anadolu ve GAP ile bağlantısı bulunmadığını
ifade ederek, CHP iktidarında Doğu'dan Batı'ya olan entegrasyonun Kuzey'den
Güney'e de olacağını belirtti. Kılıçdaroğlu, ''Karadeniz ile GAP'ı
buluşturacağız. Bu konuda kararlıyız'' diye konuştu.

Her gittikleri yerde çiftçinin üzerindeki faiz yükünden şikayetlerin dile
getirildiğini anlatan Kılıçdaoğlu, çeşitli yerlerden çiftçilerin ana para ve faiz
nedeniyle katlanmış borçlarına ilişkin rakamlar aktardı. ''Çiftçinin haciz
kıskacında boğulduğunu'' savunan Kılıçdaroğlu, ''Bu yük çiftçi tarafından
çekilemez. Bu tam bir vicdansızlıktır. Şiddetle protesto ediyoruz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, okullarda sömestr döneminin başladığını da anımsatarak,
mevcut iktidarın ''eğitimi iyi bir yere getirmediğini, eğitimin yaz-boz tahtasına
çevrildiğini'' iddia etti. Kıçıldaroğlu, dershane sayısının ilk kez genel lise
sayısını aştığını söyledi.

Ailelerin dershanelere harcadığı paranın 16 milyar liranın üzerinde
olduğu görüşünü savunan Kılıçdaroğlu, ''Eğitimin geldiği sonuç şu: Çocuk diploma
alsın diye, okula bir şeyler öğrensin diye dershaneye gönderiliyor. İşte AKP'nin
Milli Eğitim politikası bu... Bu politikayı hangi çağdaş, kalkınmış ülkede
görebilirsiniz? O zaman okullar kapansın dershaneler diploma versin, bu sorunu da
çözmüş olalım'' diye konuştu.

Aynı iktidarın iki bakanı döneminde iki ayrı SBS uygulaması yapıldığını
anlatan Kılıçdaroğlu, 23 Nisan'da Başbakanlık koltuğuna oturan Elçin Koçubaba'nın
SBS'yi kaldıracağını söyleyerek, kesin çözümü dile getirdiğini kaydetti.
Kılıçdaroğlu, ''Koca koca adamlar çocukları deneme tahtası haline getirdiler''
diye konuştu.

''YÖK'ü AKP'nin arka bahçesi ve baskı aracı haline getirdiler'' görüşünü
savunan Kılıçdaroğlu, YÖK'ün Giresun Üniversitesi rektör adaylığı seçiminde en
çok oy alan 2 adayı listeye koymadığını söyledi. ''Bir oy alanı listeye
koyuyorlar. Buna da adalet diyorlar. YÖK Başkanına sormak lazım: Sizin demokrasi
anlayışınız bu mudur? Öğrencinin önünde hangi anlayışla haktan, hukuktan ve
adaletten bahsedeceksiniz?'' diyen Kılıçdaroğlu, ''CHP iktidarında YÖK'ü
kaldıracaklarını'' kaydetti. Kılıçdaroğlu, üniversitelerin idari, mali ve
bilimsel özerkliğe sahip olacağını, en aykırı düşüncelerin özgürce dile
getirileceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

''CHP olarak eğitimi üretim için yapacağız. Kişi eğitilecek, üretim
yapacak, ülkenin kalkınmasına katkıda bulunacak. 12 Eylül rejiminin el koyduğu
öğretmen kuruluşlarının mal varlıklarını iade edeceğiz. Bütün organize sanayi
bölgelerinde ara eleman yetiştirmek için yatılı meslek liseleri oluşturacağız.
Çocuk okuyacak, ailesine yük olmayacak, çevresine yük olmayacak. İkinci sınıftan
itibaren fabrikasına gidecek stajını görecek, mezun olunca işe alınacak.

CHP iktidarında zorunlu eğitimi aşamalı olarak 12 yıla çıkaracağız. Artık
Türkiye çağdaş normları yakalamak zorunda.''

Kılıçdaroğlu, engellilere yönelik eğitim veren özel eğitim kurumlarını
teşvik edeceklerini de kaydetti.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, nükleer santral kurulması için Rusya ile yapılan
anlaşmanın tatile girmeden önce ''apar topar'' TBMM'den geçirilmek istendiğini de
savunarak, anlaşmanın henüz kamuoyu ve akademik çevrelerde yeteri kadar
tartışılmadığını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, ''AKP bunu uluslararası anlaşma olarak getirerek bizim
Anayasa Mahkemesine başvurma yolumuzu kapatmak istiyor. AKP şunu unutmasın,
Türkiye Cumhuriyeti'nin aleyhine bir şey olursa, ki arkadaşlarımızın çok ciddi
kaygıları var, bunun hesabını soracağız. Eğer bir nükleer santral yapmak
istiyorsanız, çıkarsınız uluslararası ihaleye. Niçin uluslararası ihaleye
çıkmaktan kaçınıyorsunuz? Birilerini özel olarak korumak için söz mü verdiniz?
Önümüzdeki dönemde bunları sorgulayacağız'' dedi.

(14.37)