2007-05-29 - 16:19
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Türkiye'de bir tane millet var. Bunu, bu hükümete öğretmeye çalıştık. Öğrendi mi öğrenmedi mi tam bilmiyorum ama o yanlışları eskisi gibi yapamıyorlar. Bayrak dalgalandırıyorlar şimdi TOKİ mitinglerinde'' dedi.
CHP TBMM grup toplantısında, kürsüye ''Başbakan Baykal'' sloganları ve
alkışlar eşliğinde gelen Baykal, yaptığı konuşmada, parti grubunun 22. Dönemde
yaptıklarını anlattı. Baykal, bu dönemde, çok başarılı ve parlak çalışmalar
yaptıkları, gerçeklerin aydınlatılmasını sağladıkları gerekçesiyle CHP
milletvekillerini kutladı.
Baykal, CHP grubunun terör tehdidine karşı uyarı görevinde bulunduğunu,
iktidarın yanlış zihniyetten kurtulması için çok etkin çalışmalar yaptığını, 1
Mart tezkeresine ''hayır'' denilmesini sağladıklarını anlattı. Deniz Baykal,
''Eğer hükümetin önerdiği doğrultuda 1 Mart tezkeresi kabul edilmiş olsaydı,
Türkiye, Irak'taki terör batağının resmen parçası haline gelecekti'' diyerek, ''O
kargaşa içinde Türkiye'de teröre uygun ortam yaratılacaktı'' görüşünü ifade etti.
Baykal, ''sadece 1 Mart tezkeresinin bile CHP milletvekillerinin soyuna
sopuna yetecek onur kazandırdığını'' söyledi.
-CHP'NİN SORUMLULUK DUYGUSU-
CHP grubunun, sorumluluk duygusu içinde ülkeye ve bölgeye yanlış yapmadığını
ve yanlış yapılmasını önlediğini belirten Baykal, şöyle konuştu:
''Irak'a askeri müdahale konusunda da terörle mücadele konusunda da
hükümetin, Türkiye'nin çıkarlarını esas alan özgür bir politika izleme anlayışı
yerine, birtakım güçlü çevrelerin beklediklerini karşılamaya yönelik politika
içine girmiş olması sonucunda Türkiye, terör sorununa yönelik olarak etkin
önlemleri maalesef alamamıştır.''
Terörle mücadele sonuçlanmadan ''eve dönüş'' yasası çıkarıldığını, terörle
mücadelede kararlı ve tutarlı bir tavır sergilenmediğini savunan Baykal, yasa
çıktından sonra bir tek kişinin dağdan inmediğini, pek çok kişinin cezaevinden
dağa çıkma olanağı bulduğunu söyledi. Baykal, ''Türkiye'nin terörle mücadelesini
yönetenlerin, bu yasayı niçin çıkardıklarını TBMM'ye izah bile edemediklerini''
savundu.
-KUZEY IRAK'A ASKERİ HAREKAT-
Hükümetin bir bakanın, Dubai'de 1 milyar dolar karşılığında Kuzey Irak'ta
askeri harekat yapılmayacağına ilişkin taahhütte bulunan bir anlaşma imzaladığını
ileri süren Baykal, CHP'nin derhal olaya müdahale etmesi sonucu anlaşmanın
yürürlüğe konulamadığını iddia etti. Bu olayın 2003 yılında olduğunu, şimdi
Türkiye'nin Kuzey Irak'a harekat yapılıp yapılmayacağını konuştuğunu belirten
Baykal, şöyle konuştu:
''Yaparsın, yapmazsın ayrı da. Gündeminde böyle bir konu var. Şimdi 'yapalım
mı yapmayalım' diye konuşmak durumundasın. Devletin güvenlik güçleri bir şey
söylüyor, sen bir şey söylüyorsun... 'Gerekirse yaparız' diye efeleniyorsun,
değil mi? Bakanlarınla, başbakanınla... Sana bu efelenme hakkını veren CHP'nin o
sırada o anlaşmayı engellemiş olması. Eğer o anlaşmayı engellemeseydik, bugün
suspustu hükümet. Neyini önleyecekti, girmeme sorumluluğunu üstlenmişti. Almıştı
1 milyar doları, susmuştu. Bütün haklarından vazgeçmişti. Bunu CHP grubu
önledi.''
-''KORKMA, UTANMA, SÖYLE''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın alt-üst kimlik tartışmaları açtığını ifade
eden Baykal, herkesinin kendine göre etnik kimliği olabileceğini ama herkesin
Türk milletinin bir parçası bulunduğunu anlattı.
Baykal, şöyle konuştu:
''Türkiye'de bir tane millet var. Bunu bu hükümete öğretmeye çalıştık.
Öğrendi mi öğrenmedi mi tam bilmiyorum ama o yanlışları eskisi gibi yapamıyorlar.
Bayrak dalgalandırıyorlar şimdi TOKİ mitinglerinde. Genel Kurulda sordum. Burada
'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' yazıyor. Bu millet, hangi millet? 'Bir
söyleyin de öğrenelim' dedim. Hangi millet o? O Türk milleti... Korkma, utanma,
söyle.''
Terörle mücadelede getirilen koordinatörlük müessesinin işlevsiz olduğunu
anlattıklarını, Şemdinli olaylarında doğru tavır takındıklarını ifade eden
Baykal, terör örgütünün elebaşına tahliye olanağı sağlayacak kanun tasarısını da
engellendiklerini iddia etti.
-YOLSUZLUKLA MÜCADELE-
CHP grubunun yolsuzlukların ortaya çıkarılması ve topluma anlatılması
konusunda da önemli görevler yaptıklarını anlatan Baykal, Maliye Bakanı Kemal
Unakıtan'ın adının nasıl yolsuzluklarla içli dışlı olduğunun halkın bilincine
taşındığını söyledi. Japonya'dan dün bir bakanın ifade vermektense, intihar
ettiğine ilişkin haber geldiğini belirten Baykal, ''Japonya niçin kalkınmış
anladınız mı şimdi?'' diye sordu.
Unakıtan'ın kendisiyle ilgili 4 af düzenlemesinin gündeme getirmek
istendiğini öne süren Baykal, bu durumun Türkiye'de yolsuzlukların ne kadar köklü
tehlike olduğunu gösterdiğini ifade ederek, çarenin, Türkiye'deki yolsuzlukların
altındaki üçgeni kırmaktan geçtiğini söyledi. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Üçgenin bir tarafında haramzade işadamı vardır, öbür tarafında dürüst
olmayan bir bürokrat vardır, bir başka tarafında da namussuz bir siyasetçi
vardır. Türkiye'yi yolsuzluklardan kurtarmak bu üçgeni kırmaktan geçer. Bu
üçgenin kırılması gereken ayağı siyasetçi ayağıdır. Siyasetçiyi oradan çekip
çıkarmak zorundayız. Onu çekip çıkarmanın yolu da milletvekili dokunulmazlığını
bir kalkan olmaktan çıkarmaktır. Milletvekili dokunulmazlığı kürsü dokunulmazlığı
olacaktır.''
Bir siyasetçinin arzusu doğrultusunda birilerinin katkı vermesi,
siyasetçinin oğluna burs verilmesi gibi suç olmayan olaylar açısından da etik
komisyon kuracaklarını belirten Baykal, ''O komisyon diyecek ki 'yakışık almaz
sayın başbakan, değmez, yapma' diyecek. Her şey kanun değil. 'Vicdan, ahlak' diye
bir şey var, insanların anlayışına saygı göstermek diye bir şey var.''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın, ''Asker isterse Irak'a gireriz'' dediğini ifade ederek,
''Memleketi asker mi yönetiyor? Devletin alacağı kararı asker mi veriyor? Eğer bu
devletin yararı girmeyi gerektirirse, girmek senin boynunun borcudur; onun
gereğini yerine getirmek de Silahlı Kuvvetlerin görevidir'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grubunda, CHP'nin muhalefette yaptıklarını ve
iktidara gelmesi halinde uygulayacakları projeleri anlattı.
CHP'nin, Türkiye'deki pek çok oyunu bozduğunu ifade eden Baykal, Başbakan ve
AK Parti tarafından, ''çok başarısız ve yanlış bir cumhurbaşkanı seçim süreci
yönetildiğini'' savundu. Baykal, iktidarın, istediğini elde edememenin,
mücadeleyi kaybetmenin yeniklik duygusunda, hırs ve kızgınlıkla rövanş alma
gayretinde olduğunu belirterek, bunun, sağlıklı bir ruh hali olmadığını söyledi.
Muhalefet partisi olarak görevlerini çok iyi yaptıklarını, CHP'li
milletvekillerinin Genel Kurulda, komisyonlarda başarıyla çalıştığını kaydeden
Baykal, ''Veda arifesinde, uğurlamak için bunları söylediğimi düşünürsünüz. Böyle
peşin bir fikirle bakmıyorum, hakkın teslim edilmesi gerektiğine inanıyorum,
gerçeği söylemek zorundayım'' diye konuştu.
-''ÇİFTÇİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEK PROJE''-
Gelecek dönem için ciddi hazırlıkları bulunduğunu dile getiren Baykal,
önceliğin ekonomi olduğunu söyledi. Baykal, sadece finans düşünen bir ekonomi
değil, üretim düşünen bir ekonomi yaratacaklarını, reel sektörü ayağa kaldırmak,
üretimi canlandırmak istediklerini anlattı.
Ekonomide yeni bir anlayışın gerekli olduğunu vurgulayan Baykal, bunun için
de yeni bir sanayi politikasına ihtiyaç bulunduğunu belirtti.
Baykal, üretimin önündeki engelleri kaldıracaklarını, seracılığı
destekleyeceklerini, çiftçiyi üretimden caydıran girdi fiyatları karşısında,
çiftçinin yüzünü güldürecek bir projeyi önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını
bildirdi.
CHP'li Baykal, devlet-vatandaş ilişkisi çerçevesinde işsizlik ve yoksullukla
mücadele programı ortaya koyacaklarını söyledi.
Ailenin önemine işaret eden Baykal, ailede çözülme başlayınca, kapkaç,
soygun, hukuksuzluk ve ahlaksızlığın da başlayacağını, bu nedenle aileyi güçlü
tutacaklarını dile getirdi. Baykal, işsizlik ve yoksullukla mücadelede ana
hedeflerinin aile olduğunu, aileyi de kadınların temsil ettiğini vurgulayarak,
kadına destek vereceklerini kaydetti.
Baykal, eğitim reformu yapacaklarını, sosyal güvenlik sistemini yeşil karta
değil, nüfus cüzdanına dayandıracaklarını vurgulayarak, ''Altında Mercedes'i olan
yeşil kartlı maskaralığından Türkiye'yi çıkaracağız'' dedi.
-''SEÇİM ÇEVRESİ 5-6 KİŞİDEN OLUŞSUN''-
CHP iktidarında, seçimlerin önseçim ya da merkez yoklamasıyla
yapılmayacağını belirten Baykal, bu sistemlerin sıkıntıları ve sakıncaları
bulunduğunu kaydetti.
Baykal, başvuran adaylarla Genel Merkezin görüşeceğini belirterek, seçim
çevresinden seçilecek adayların 2 katı aday belirleneceğini, bu kişilerin,
adlarına göre sıralanacağını anlattı. Baykal, sandığa gidecek seçmenin hem
partiye oy kullanacağını, isterse de 12 adaydan 6'sını işaretleyeceğini söyledi.
Seçim çevresinin 5-6 kişiden oluşmasını öneren Baykal, CHP iktidarında seçim
sisteminin değişeceğini ifade etti.
-''MİLATTAN ÖNCESİNDEN ÖRNEK''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''CHP'nin, valileri, il başkanı olarak
tayin ettiğini'' söylediğini hatırlatan Baykal, ''Erdoğan; Hitler'in,
Mussolini'nin işbaşında bulunduğu, Adnan Menderes ve Celal Bayar'ın CHP'li olduğu
1930'lu yılları konuşuyor'' dedi.
Baykal, Erdoğan'ın, CHP'yi suçlamak için tarih ötesinden, Milattan
öncesinden örnek bulma ihtiyacında olduğunu öne sürerek, ''Sayın Başbakan, sen
1930'ları bırak da daha dün Erzurum'daki TOKİ mitinginde, yanındaki valinin
organize ettiği mitingde AK Parti propagandası yaparken utanmadın mı? 2007'de
valiyle, TOKİ parasıyla seçim öncesinde parti propagandası yapmak, demokrasiye,
hakka, vicdana sığar mı? '' diye sordu.
-''CAKA SATACAKSIN''-
Irak'a askeri müdahaleye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baykal,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Başbakan, 'Asker isterse gireriz' diyor. Memleketi asker mi yönetiyor?
Devletin alacağı kararı asker mi veriyor? Sen değil misin 'Asker benim
emrimdedir' diyen. Eğer bu devletin yararı, girmeyi gerektirirse, girmek senin
boynunun borcudur; onun gereğini yerine getirmek de Silahlı Kuvvetlerin
görevidir. Bunu sağlamak da senin mecburiyetindedir. 'Asker isterse' diye
kaçacaksın, diğer yandan 'Benim emrimde' diye caka satacaksın.''
Baykal, bir başbakanın, terör gibi ülkenin en yaşamsal konusuyla ilgili
olarak, kamuoyu önünde Silahlı Kuvvetler ile böyle bir tartışma içine girmesinin,
Türkiye'nin sorumsuz bir yönetim içinde bulunduğunu ortaya koyduğunu savundu.
''Aklı başında birileri, Erdoğan'ın eteğini çekmeli'' diyen Baykal,
''Giderayak elin ayağın birbirine dolaşmış, ortalığı karıştırmaya kalkma. Bunu
birilerinin Başbakan'a anlatması lazım'' diye konuştu.
alkışlar eşliğinde gelen Baykal, yaptığı konuşmada, parti grubunun 22. Dönemde
yaptıklarını anlattı. Baykal, bu dönemde, çok başarılı ve parlak çalışmalar
yaptıkları, gerçeklerin aydınlatılmasını sağladıkları gerekçesiyle CHP
milletvekillerini kutladı.
Baykal, CHP grubunun terör tehdidine karşı uyarı görevinde bulunduğunu,
iktidarın yanlış zihniyetten kurtulması için çok etkin çalışmalar yaptığını, 1
Mart tezkeresine ''hayır'' denilmesini sağladıklarını anlattı. Deniz Baykal,
''Eğer hükümetin önerdiği doğrultuda 1 Mart tezkeresi kabul edilmiş olsaydı,
Türkiye, Irak'taki terör batağının resmen parçası haline gelecekti'' diyerek, ''O
kargaşa içinde Türkiye'de teröre uygun ortam yaratılacaktı'' görüşünü ifade etti.
Baykal, ''sadece 1 Mart tezkeresinin bile CHP milletvekillerinin soyuna
sopuna yetecek onur kazandırdığını'' söyledi.
-CHP'NİN SORUMLULUK DUYGUSU-
CHP grubunun, sorumluluk duygusu içinde ülkeye ve bölgeye yanlış yapmadığını
ve yanlış yapılmasını önlediğini belirten Baykal, şöyle konuştu:
''Irak'a askeri müdahale konusunda da terörle mücadele konusunda da
hükümetin, Türkiye'nin çıkarlarını esas alan özgür bir politika izleme anlayışı
yerine, birtakım güçlü çevrelerin beklediklerini karşılamaya yönelik politika
içine girmiş olması sonucunda Türkiye, terör sorununa yönelik olarak etkin
önlemleri maalesef alamamıştır.''
Terörle mücadele sonuçlanmadan ''eve dönüş'' yasası çıkarıldığını, terörle
mücadelede kararlı ve tutarlı bir tavır sergilenmediğini savunan Baykal, yasa
çıktından sonra bir tek kişinin dağdan inmediğini, pek çok kişinin cezaevinden
dağa çıkma olanağı bulduğunu söyledi. Baykal, ''Türkiye'nin terörle mücadelesini
yönetenlerin, bu yasayı niçin çıkardıklarını TBMM'ye izah bile edemediklerini''
savundu.
-KUZEY IRAK'A ASKERİ HAREKAT-
Hükümetin bir bakanın, Dubai'de 1 milyar dolar karşılığında Kuzey Irak'ta
askeri harekat yapılmayacağına ilişkin taahhütte bulunan bir anlaşma imzaladığını
ileri süren Baykal, CHP'nin derhal olaya müdahale etmesi sonucu anlaşmanın
yürürlüğe konulamadığını iddia etti. Bu olayın 2003 yılında olduğunu, şimdi
Türkiye'nin Kuzey Irak'a harekat yapılıp yapılmayacağını konuştuğunu belirten
Baykal, şöyle konuştu:
''Yaparsın, yapmazsın ayrı da. Gündeminde böyle bir konu var. Şimdi 'yapalım
mı yapmayalım' diye konuşmak durumundasın. Devletin güvenlik güçleri bir şey
söylüyor, sen bir şey söylüyorsun... 'Gerekirse yaparız' diye efeleniyorsun,
değil mi? Bakanlarınla, başbakanınla... Sana bu efelenme hakkını veren CHP'nin o
sırada o anlaşmayı engellemiş olması. Eğer o anlaşmayı engellemeseydik, bugün
suspustu hükümet. Neyini önleyecekti, girmeme sorumluluğunu üstlenmişti. Almıştı
1 milyar doları, susmuştu. Bütün haklarından vazgeçmişti. Bunu CHP grubu
önledi.''
-''KORKMA, UTANMA, SÖYLE''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın alt-üst kimlik tartışmaları açtığını ifade
eden Baykal, herkesinin kendine göre etnik kimliği olabileceğini ama herkesin
Türk milletinin bir parçası bulunduğunu anlattı.
Baykal, şöyle konuştu:
''Türkiye'de bir tane millet var. Bunu bu hükümete öğretmeye çalıştık.
Öğrendi mi öğrenmedi mi tam bilmiyorum ama o yanlışları eskisi gibi yapamıyorlar.
Bayrak dalgalandırıyorlar şimdi TOKİ mitinglerinde. Genel Kurulda sordum. Burada
'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' yazıyor. Bu millet, hangi millet? 'Bir
söyleyin de öğrenelim' dedim. Hangi millet o? O Türk milleti... Korkma, utanma,
söyle.''
Terörle mücadelede getirilen koordinatörlük müessesinin işlevsiz olduğunu
anlattıklarını, Şemdinli olaylarında doğru tavır takındıklarını ifade eden
Baykal, terör örgütünün elebaşına tahliye olanağı sağlayacak kanun tasarısını da
engellendiklerini iddia etti.
-YOLSUZLUKLA MÜCADELE-
CHP grubunun yolsuzlukların ortaya çıkarılması ve topluma anlatılması
konusunda da önemli görevler yaptıklarını anlatan Baykal, Maliye Bakanı Kemal
Unakıtan'ın adının nasıl yolsuzluklarla içli dışlı olduğunun halkın bilincine
taşındığını söyledi. Japonya'dan dün bir bakanın ifade vermektense, intihar
ettiğine ilişkin haber geldiğini belirten Baykal, ''Japonya niçin kalkınmış
anladınız mı şimdi?'' diye sordu.
Unakıtan'ın kendisiyle ilgili 4 af düzenlemesinin gündeme getirmek
istendiğini öne süren Baykal, bu durumun Türkiye'de yolsuzlukların ne kadar köklü
tehlike olduğunu gösterdiğini ifade ederek, çarenin, Türkiye'deki yolsuzlukların
altındaki üçgeni kırmaktan geçtiğini söyledi. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Üçgenin bir tarafında haramzade işadamı vardır, öbür tarafında dürüst
olmayan bir bürokrat vardır, bir başka tarafında da namussuz bir siyasetçi
vardır. Türkiye'yi yolsuzluklardan kurtarmak bu üçgeni kırmaktan geçer. Bu
üçgenin kırılması gereken ayağı siyasetçi ayağıdır. Siyasetçiyi oradan çekip
çıkarmak zorundayız. Onu çekip çıkarmanın yolu da milletvekili dokunulmazlığını
bir kalkan olmaktan çıkarmaktır. Milletvekili dokunulmazlığı kürsü dokunulmazlığı
olacaktır.''
Bir siyasetçinin arzusu doğrultusunda birilerinin katkı vermesi,
siyasetçinin oğluna burs verilmesi gibi suç olmayan olaylar açısından da etik
komisyon kuracaklarını belirten Baykal, ''O komisyon diyecek ki 'yakışık almaz
sayın başbakan, değmez, yapma' diyecek. Her şey kanun değil. 'Vicdan, ahlak' diye
bir şey var, insanların anlayışına saygı göstermek diye bir şey var.''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın, ''Asker isterse Irak'a gireriz'' dediğini ifade ederek,
''Memleketi asker mi yönetiyor? Devletin alacağı kararı asker mi veriyor? Eğer bu
devletin yararı girmeyi gerektirirse, girmek senin boynunun borcudur; onun
gereğini yerine getirmek de Silahlı Kuvvetlerin görevidir'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grubunda, CHP'nin muhalefette yaptıklarını ve
iktidara gelmesi halinde uygulayacakları projeleri anlattı.
CHP'nin, Türkiye'deki pek çok oyunu bozduğunu ifade eden Baykal, Başbakan ve
AK Parti tarafından, ''çok başarısız ve yanlış bir cumhurbaşkanı seçim süreci
yönetildiğini'' savundu. Baykal, iktidarın, istediğini elde edememenin,
mücadeleyi kaybetmenin yeniklik duygusunda, hırs ve kızgınlıkla rövanş alma
gayretinde olduğunu belirterek, bunun, sağlıklı bir ruh hali olmadığını söyledi.
Muhalefet partisi olarak görevlerini çok iyi yaptıklarını, CHP'li
milletvekillerinin Genel Kurulda, komisyonlarda başarıyla çalıştığını kaydeden
Baykal, ''Veda arifesinde, uğurlamak için bunları söylediğimi düşünürsünüz. Böyle
peşin bir fikirle bakmıyorum, hakkın teslim edilmesi gerektiğine inanıyorum,
gerçeği söylemek zorundayım'' diye konuştu.
-''ÇİFTÇİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEK PROJE''-
Gelecek dönem için ciddi hazırlıkları bulunduğunu dile getiren Baykal,
önceliğin ekonomi olduğunu söyledi. Baykal, sadece finans düşünen bir ekonomi
değil, üretim düşünen bir ekonomi yaratacaklarını, reel sektörü ayağa kaldırmak,
üretimi canlandırmak istediklerini anlattı.
Ekonomide yeni bir anlayışın gerekli olduğunu vurgulayan Baykal, bunun için
de yeni bir sanayi politikasına ihtiyaç bulunduğunu belirtti.
Baykal, üretimin önündeki engelleri kaldıracaklarını, seracılığı
destekleyeceklerini, çiftçiyi üretimden caydıran girdi fiyatları karşısında,
çiftçinin yüzünü güldürecek bir projeyi önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını
bildirdi.
CHP'li Baykal, devlet-vatandaş ilişkisi çerçevesinde işsizlik ve yoksullukla
mücadele programı ortaya koyacaklarını söyledi.
Ailenin önemine işaret eden Baykal, ailede çözülme başlayınca, kapkaç,
soygun, hukuksuzluk ve ahlaksızlığın da başlayacağını, bu nedenle aileyi güçlü
tutacaklarını dile getirdi. Baykal, işsizlik ve yoksullukla mücadelede ana
hedeflerinin aile olduğunu, aileyi de kadınların temsil ettiğini vurgulayarak,
kadına destek vereceklerini kaydetti.
Baykal, eğitim reformu yapacaklarını, sosyal güvenlik sistemini yeşil karta
değil, nüfus cüzdanına dayandıracaklarını vurgulayarak, ''Altında Mercedes'i olan
yeşil kartlı maskaralığından Türkiye'yi çıkaracağız'' dedi.
-''SEÇİM ÇEVRESİ 5-6 KİŞİDEN OLUŞSUN''-
CHP iktidarında, seçimlerin önseçim ya da merkez yoklamasıyla
yapılmayacağını belirten Baykal, bu sistemlerin sıkıntıları ve sakıncaları
bulunduğunu kaydetti.
Baykal, başvuran adaylarla Genel Merkezin görüşeceğini belirterek, seçim
çevresinden seçilecek adayların 2 katı aday belirleneceğini, bu kişilerin,
adlarına göre sıralanacağını anlattı. Baykal, sandığa gidecek seçmenin hem
partiye oy kullanacağını, isterse de 12 adaydan 6'sını işaretleyeceğini söyledi.
Seçim çevresinin 5-6 kişiden oluşmasını öneren Baykal, CHP iktidarında seçim
sisteminin değişeceğini ifade etti.
-''MİLATTAN ÖNCESİNDEN ÖRNEK''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''CHP'nin, valileri, il başkanı olarak
tayin ettiğini'' söylediğini hatırlatan Baykal, ''Erdoğan; Hitler'in,
Mussolini'nin işbaşında bulunduğu, Adnan Menderes ve Celal Bayar'ın CHP'li olduğu
1930'lu yılları konuşuyor'' dedi.
Baykal, Erdoğan'ın, CHP'yi suçlamak için tarih ötesinden, Milattan
öncesinden örnek bulma ihtiyacında olduğunu öne sürerek, ''Sayın Başbakan, sen
1930'ları bırak da daha dün Erzurum'daki TOKİ mitinginde, yanındaki valinin
organize ettiği mitingde AK Parti propagandası yaparken utanmadın mı? 2007'de
valiyle, TOKİ parasıyla seçim öncesinde parti propagandası yapmak, demokrasiye,
hakka, vicdana sığar mı? '' diye sordu.
-''CAKA SATACAKSIN''-
Irak'a askeri müdahaleye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baykal,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Başbakan, 'Asker isterse gireriz' diyor. Memleketi asker mi yönetiyor?
Devletin alacağı kararı asker mi veriyor? Sen değil misin 'Asker benim
emrimdedir' diyen. Eğer bu devletin yararı, girmeyi gerektirirse, girmek senin
boynunun borcudur; onun gereğini yerine getirmek de Silahlı Kuvvetlerin
görevidir. Bunu sağlamak da senin mecburiyetindedir. 'Asker isterse' diye
kaçacaksın, diğer yandan 'Benim emrimde' diye caka satacaksın.''
Baykal, bir başbakanın, terör gibi ülkenin en yaşamsal konusuyla ilgili
olarak, kamuoyu önünde Silahlı Kuvvetler ile böyle bir tartışma içine girmesinin,
Türkiye'nin sorumsuz bir yönetim içinde bulunduğunu ortaya koyduğunu savundu.
''Aklı başında birileri, Erdoğan'ın eteğini çekmeli'' diyen Baykal,
''Giderayak elin ayağın birbirine dolaşmış, ortalığı karıştırmaya kalkma. Bunu
birilerinin Başbakan'a anlatması lazım'' diye konuştu.
