2009-06-09 - 15:00
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk: ''Anlaşılan o ki diyalog çağrımız, Sayın Başbakan'a ağır gelmiştir''
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, partisinin Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Hükümet
cephesinden, Kürt sorununun çözümüne iyi işaretler gelmediğini öne sürdü.
Başbakan Erdoğan'ın, bu konuda, umursamaz tavır içinde olduğunu iddia
eden ve bazı açıklamalarını eleştiren Türk, ''Biz, operasyonların durmasını
öneriyoruz, Sayın Başbakan bunu, 'Devletin silahlı güçlerinin ellerindeki
silahları bırakması' olarak çarpıtıyor ve öyle yansıtıyor. 'Devlet silah
bırakmaz' diyor. Kime cevap olarak söylüyor bunu? Biz, 'Devlet silah bıraksın'
demiyoruz ki. O halde bu söylemin bir karşılığı yok. Yani Sayın Başbakan, amiyane
tabirle, gölgeye yumruk savuruyor'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın, talep ettikleri randevu ile ilgili dün bir
televizyon programında açıklama yaptığını kaydeden Türk, şunları söyledi:
''(Randevu verecektim. Şehit haberi geldiği için vazgeçtim...) İyi de
Sayın Başbakan, biz de zaten bu nedenle görüşme talep etmedik mi? Bir kez daha
altını çiziyorum, biz yaşanan bu çatışmalı ortamın son bulması ve gençlerimizin
ölmemesi için görüşme istedik. Ölümlerin olmadığı, çatışmanın yaşanmadığı bir
süreçte görüşmeyi gerektiren bir durum var mıdır? Hal böyleyken, görüşmeme
gerekçesini yaşanan olaylara dayandırması, bizim iyi niyetli çabalarımızı
görmemekte ısrar etmektir. Anlaşılan o ki, diyalog çağrımız, Sayın Başbakan'a
ağır gelmiştir. Başbakan, bizimle diyalog kurmayı deneseydi, mesajları birinci
elden alma fırsatı bulacaktı.''
-''1993'TE GÖRÜŞMÜŞTÜK''-
Ahmet Türk, en çatışmalı dönemin yaşandığı 1993'te bile dönemin
Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile görüştüklerini, çatışmalı ortamın sona erdirilmesi
için karşılıklı görüş alışverişinde bulunduklarını, kimsenin bundan zarar
görmediğini ifade etti. Türk, ''Acaba böyle bir deneyim sürecini yeniden günümüze
taşıyabilir miyiz?'' kaygısıyla hareket ettiklerini savunarak, Başbakan
Erdoğan'ın tutumunu, kamuoyunun takdirine bıraktıklarını kaydetti.
Kronik sorunların Hükümet'i kontrol eder düzeye geldiğini, iktidarın
ömrünün fazla uzun olmayacağını öne süren Türk, ''Başbakan da bunun farkında olsa
gerek, bıçak sırtındaki iktidarını koruyabilmek için teslim bayrağını çekmeye
başlamıştır'' dedi.
Türk, sözlerine şöyle devam etti:
''Başbakan geri plana çekilince devreye giren statüko, topluma hangi
mesajı veriyor? 'Türkiye terörle yaşamak zorunda' diyor. Sayın Başbakan gerçekten
siyasi bir irade olabilseydi, çıkıp 'Hayır toplum terörle yaşamak zorunda değil.
Biz, bu sorunu çözeceğiz' demesi gerekmez miydi? Statükocu güçler, bu düzenin
değişmesini istemiyor. Sorunlara çözüm gücü olması gereken siyasetin bu denli
yara almış olması, demokratik toplumun özlem ve taleplerini ne yazık ki boşa
çıkartıyor. Bu mudur bu halka reva görülen yaşam? Toplum, krizlerle, çatışmalarla
yaşamak istemiyor. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Topluma, böyle bir yaşamı dayatmaya
kimsenin haddi ve hakkı yoktur.''
-EKONOMİK KRİZ-
Hükümet'in, ekonominin kaderini uluslararası finans piyasalarının
insafına terk ettiğini öne süren Türk, ekonomik krizin Türkiye'de bu derece ağır
olmasının temel sorumlusunun, sadece sermayenin çıkarlarını gözeten AK Parti
olduğunu iddia etti.
Son açıklanan teşvik paketini de eleştiren Türk, ''Yeni paketin krizin
etkilerini ve en önemlisi de bölgeler arası gelişmişlik farklarını ortadan
kaldıracağına inanabilir miyiz? Buna cevabımız; hayırdır. Bu paket hazırlanırken
sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının önerileri alınmamıştır'' dedi.
Söz konusu paketin tarım ve hayvancılık sektörüne yönelik tatmin edici
önlem getirmediğini de savunan Türk, teşviklerin bölgeler arası eşitsizliği de
ortadan kaldırmadığını söyledi.
Toprak Mahsulleri Ofisinin 2009 yılı buğday alım fiyatını 500 TL olarak
belirlediğini, buna 50 liralık da prim verdiğini ifade eden Türk, ancak bu
fiyatların, girdi maliyetlerinin katlanarak arttığı bir ortamda ''çiftçiyle alay
etmek'' anlamına geldiğini iddia etti.
Ahmet Türk, tarım sektörüne özel ilgi gösterilmesi, yerli üreticiye kota
uygulamasının kaldırılması, tarım ürünü ithalatına sınırlama getirilmesi
gerektiğini ifade etti.
Grup toplantısı çıkışında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Türk,
Başbakan Erdoğan'dan randevu taleplerinin halen geçerli olup olmadığı yönündeki
soruya, ''Bu konu her gün, her gün çizilen yazılan, hoş olmayan noktaya geldi.
Biz zaten daha önce gözden geçireceğiz demiştik. Biraz daha sabırla
bekleyeceğiz'' yanıtını verdi.
cephesinden, Kürt sorununun çözümüne iyi işaretler gelmediğini öne sürdü.
Başbakan Erdoğan'ın, bu konuda, umursamaz tavır içinde olduğunu iddia
eden ve bazı açıklamalarını eleştiren Türk, ''Biz, operasyonların durmasını
öneriyoruz, Sayın Başbakan bunu, 'Devletin silahlı güçlerinin ellerindeki
silahları bırakması' olarak çarpıtıyor ve öyle yansıtıyor. 'Devlet silah
bırakmaz' diyor. Kime cevap olarak söylüyor bunu? Biz, 'Devlet silah bıraksın'
demiyoruz ki. O halde bu söylemin bir karşılığı yok. Yani Sayın Başbakan, amiyane
tabirle, gölgeye yumruk savuruyor'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın, talep ettikleri randevu ile ilgili dün bir
televizyon programında açıklama yaptığını kaydeden Türk, şunları söyledi:
''(Randevu verecektim. Şehit haberi geldiği için vazgeçtim...) İyi de
Sayın Başbakan, biz de zaten bu nedenle görüşme talep etmedik mi? Bir kez daha
altını çiziyorum, biz yaşanan bu çatışmalı ortamın son bulması ve gençlerimizin
ölmemesi için görüşme istedik. Ölümlerin olmadığı, çatışmanın yaşanmadığı bir
süreçte görüşmeyi gerektiren bir durum var mıdır? Hal böyleyken, görüşmeme
gerekçesini yaşanan olaylara dayandırması, bizim iyi niyetli çabalarımızı
görmemekte ısrar etmektir. Anlaşılan o ki, diyalog çağrımız, Sayın Başbakan'a
ağır gelmiştir. Başbakan, bizimle diyalog kurmayı deneseydi, mesajları birinci
elden alma fırsatı bulacaktı.''
-''1993'TE GÖRÜŞMÜŞTÜK''-
Ahmet Türk, en çatışmalı dönemin yaşandığı 1993'te bile dönemin
Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile görüştüklerini, çatışmalı ortamın sona erdirilmesi
için karşılıklı görüş alışverişinde bulunduklarını, kimsenin bundan zarar
görmediğini ifade etti. Türk, ''Acaba böyle bir deneyim sürecini yeniden günümüze
taşıyabilir miyiz?'' kaygısıyla hareket ettiklerini savunarak, Başbakan
Erdoğan'ın tutumunu, kamuoyunun takdirine bıraktıklarını kaydetti.
Kronik sorunların Hükümet'i kontrol eder düzeye geldiğini, iktidarın
ömrünün fazla uzun olmayacağını öne süren Türk, ''Başbakan da bunun farkında olsa
gerek, bıçak sırtındaki iktidarını koruyabilmek için teslim bayrağını çekmeye
başlamıştır'' dedi.
Türk, sözlerine şöyle devam etti:
''Başbakan geri plana çekilince devreye giren statüko, topluma hangi
mesajı veriyor? 'Türkiye terörle yaşamak zorunda' diyor. Sayın Başbakan gerçekten
siyasi bir irade olabilseydi, çıkıp 'Hayır toplum terörle yaşamak zorunda değil.
Biz, bu sorunu çözeceğiz' demesi gerekmez miydi? Statükocu güçler, bu düzenin
değişmesini istemiyor. Sorunlara çözüm gücü olması gereken siyasetin bu denli
yara almış olması, demokratik toplumun özlem ve taleplerini ne yazık ki boşa
çıkartıyor. Bu mudur bu halka reva görülen yaşam? Toplum, krizlerle, çatışmalarla
yaşamak istemiyor. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Topluma, böyle bir yaşamı dayatmaya
kimsenin haddi ve hakkı yoktur.''
-EKONOMİK KRİZ-
Hükümet'in, ekonominin kaderini uluslararası finans piyasalarının
insafına terk ettiğini öne süren Türk, ekonomik krizin Türkiye'de bu derece ağır
olmasının temel sorumlusunun, sadece sermayenin çıkarlarını gözeten AK Parti
olduğunu iddia etti.
Son açıklanan teşvik paketini de eleştiren Türk, ''Yeni paketin krizin
etkilerini ve en önemlisi de bölgeler arası gelişmişlik farklarını ortadan
kaldıracağına inanabilir miyiz? Buna cevabımız; hayırdır. Bu paket hazırlanırken
sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının önerileri alınmamıştır'' dedi.
Söz konusu paketin tarım ve hayvancılık sektörüne yönelik tatmin edici
önlem getirmediğini de savunan Türk, teşviklerin bölgeler arası eşitsizliği de
ortadan kaldırmadığını söyledi.
Toprak Mahsulleri Ofisinin 2009 yılı buğday alım fiyatını 500 TL olarak
belirlediğini, buna 50 liralık da prim verdiğini ifade eden Türk, ancak bu
fiyatların, girdi maliyetlerinin katlanarak arttığı bir ortamda ''çiftçiyle alay
etmek'' anlamına geldiğini iddia etti.
Ahmet Türk, tarım sektörüne özel ilgi gösterilmesi, yerli üreticiye kota
uygulamasının kaldırılması, tarım ürünü ithalatına sınırlama getirilmesi
gerektiğini ifade etti.
Grup toplantısı çıkışında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Türk,
Başbakan Erdoğan'dan randevu taleplerinin halen geçerli olup olmadığı yönündeki
soruya, ''Bu konu her gün, her gün çizilen yazılan, hoş olmayan noktaya geldi.
Biz zaten daha önce gözden geçireceğiz demiştik. Biraz daha sabırla
bekleyeceğiz'' yanıtını verdi.
