2013-10-24 - 16:01
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu'nda, Güneydoğu Avrupa Savunma Bakanları Süreci Çerçevesinde Koordinasyon Komitesi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığı yerden devam edildi. Tasarı üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından oylamaya geçildi. Karar yeter sayısı bulunamaması üzerine TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, birleşime ara verdi. İkinci oylamada da karar yeter sayısı bulunamayınca Mumcu, 30 Ekim Çarşamba günü saat 14.00'da toplanmak üzere birleşimi kapattı.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ODTÜ'deki olaylara ilişkin "Esas yeşili katleden yeşilin içerisine oradaki hocalara veya başkalarına lojman yapan, oraya alışveriş merkezleri, kongre merkezleri, otopark, tenis kortları yapan ve bugüne kadar bu adımları atan ODTÜ yönetimleridir" dedi.

TBMM Genel Kurulu Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da gündem söz alan CHP Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli, ODTÜ'de yaşanan olaylara değindi.

Gündemdışı konuşmaya yanıt veren Bozdağ, ODTÜ yerleşkesi içerisinden geçecek yolla ilgili Türkiye kamuoyunda uzunca bir zamandır "ağaç katliamı yapılıyor, şöyle yanlış yapılıyor, böyle hukuk çiğneniyor" şeklinde değerlendirme ve tartışmalar yapıldığını, hem Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı hem de hükümetin eleştirildiğini söyledi.

Gezi olaylarında Taksim'deki bazı ağaçların taşınmasının bahane edilerek ortaya çıkan hadiselerde de benzer konuların gündeme getirildiğini ifade eden Bozdağ, "Esasında birtakım siyasi hesaplaşmaları, Türkiye'nin iktidarına dönük birtakım hadiseleri bazıları ağaçların arkasına saklanarak, ağaçların gölgesinde ve duldasında böylesine bir senaryoyu ortaya koydu. Biz bu senaryonun sahiplerini çok ama çok yakından tanıyoruz" dedi.

Son 11 yılda hükümetin ülkede ortaya koyduğu icraatlar çerçevesinde her alanda olduğu gibi ağaçlandırma ve çevre konusunda da çok büyük değişim ve dönüşümlerin yaşandığını ifade eden Bozdağ, hükümetleri döneminde köylere varıncaya kadar ihtiyaç sahiplerine yapılan kömür dağıtımının, ormanları koruyan ve gelişimine büyük katkı sağlayan tarihi bir adım olduğunu anlattı. Bozdağ, "Her ne kadar bu eleştirilse de bu kömür dağıtımı ormanlarımızı, çevreyi koruma bakımından fevkalade önemli" diye konuştu.

Türkiye'nin pek çok yerinde ağaçlandırma faaliyetleri yapıldığını, bu dönemde 2 milyar fidan dikildiğini belirten Bozdağ, ülkenin orman haritasında, çevre ve yeşil anlayışında nasıl büyük bir değişim ve dönüşümün yaşandığının rakamlarla ve ortaya çıkan ormanlarla sabit olduğunu kaydetti.

Bozdağ, şöyle devam etti:

"Elbette bazı yatırımları yapma zarureti de var. Siz bir yere havaalanı yapacaksanız, bir yere yol götürecekseniz, bir okul yapacaksanız, bir kamu yatırımını insanların ihtiyaçlarını ve taleplerini dikkate alarak hayata geçirecekseniz o zaman onunla ilgili adımları atarsınız. Adım atarken kamunun menfaatini gözeteceğiz. Yolun gittiği güzergahlarda ağaçlar olabilir mi? Olabilir. Nitekim pek çok ormanın içinden geçen hem bölünmüş yollar, hem otobanlar var. Siz o yolu oradan geçirecekseniz, bu yolun geçeceği alanları genişletecek adımları atmanız lazımdır. Aksi takdirde bu yolu geçiremezsiniz. Bir yere okul yapmak istediğinizde eğer oradan başka bu okulu yapacağınız bir alan yoksa elbetteki okulu yapacak ve bu konuda daha üstün menfaati tercih eden kararı alıp, uygulayacaksınız. Bu ihtiyaçtır. Bunun gereğini de biz yapacağız. Bazen yol yapılırken üzerinde geçtiği mekanın mezar olduğu ortaya çıkıyor. Oradaki ölülerin kemiklerini başka alanlara taşımak suretiyle bunun yapıldığını biliyoruz. Pek çok belediyenin farklı partilerden de olsa benzer adımları attığını da biliyoruz, görüyoruz. Bunun örneklerini buraya getirsek. Hem CHP'li hem MHP'li hem AK Partili hem de BDP'li pek çok belediyenin ağaçların olduğu kısımlarda belediyecilik hizmeti bakımından pek çok tasarruf yaptığını da hepimiz biliyoruz. Bunları masaya getirip 'şurada şu kadar burada bu kadar yapıldı' yarışına girmeye gerek yoktur. Ancak ihtiyaç varsa bu yapılır. Ama bu adımlar atılırken, yapılan hizmetleri yeşil üzerinden insanların çevreye olan hassasiyeti üzerinden istismar edip oradan başka siyasetler üretmek, oradan iktidarı, hükümeti dövmek için vesileler ortaya koymak istiyorsak büyük bir yanlışı yapmış oluruz."

Bozdağ, ODTÜ ile ilgili bir gazetedeki habere değinerek, şunları kaydetti:

"Şimdi rektör bey açıklama üzerine açıklama yapıyor. Acaba hukuktan mı korkuyor rektör, yoksa başkalarından mı korkarak açıklama yapıyor? Onu da merak ediyorum açıkçası. Kongre merkezi yapılmış, yeşil alanın tam da içinde. Otopark yapılmış yeşil alan. Alışveriş merkezi için ayağa kaldırıyorlar ya alışveriş merkezi yapılmış. Tenis kortları yapılmış. Ağaç kesilerek yapılan lojmanlar var. Onlarca ağaç kesilerek ODTÜ'de hocalar veya başkalarına lojman yapılmış. Esas yeşili katleden, yeşilin içerisine, oradaki hocalara veya başkalarına lojman yapan, oraya alışveriş merkezleri, kongre merkezleri, otopark, tenis kortları yapan ve bugüne kadar bu adımları atan ODTÜ yönetimleridir. Ben merak ediyorum; bu alışveriş merkezi yapılırken, bunları protesto edenler neredeydi? Yoklar mıydı? O zaman o bilinç yok muydu? Tenis kortlarını, bu lojmanları ODTÜ'nün içerisine kim yaptı? Elbette ODTÜ yönetimi yaptı. Bunlara dair Türkiye'nin kamuoyunda geçmişte hiçbir haber duydunuz mu? Bugünün eseri değil bunlar. Ben duymadım. Duyan varsa onu da söylesinler.

ODTÜ'nün içerisinde şu anda devam eden çalışma da yasal bir çalışmadır. Yasalara uyularak yapılmış hazırlıkların bir noktaya gelmesinden sonra yapılan çalışmalardır. Şimdi Kanal İstanbul yapılacak, biz yaptırmayız. Boğaz köprüsü yapılacak, biz yaptırmayız, 3. havaalanı yapılacak, biz yaptırmayız... O zaman biz Türkiye'ye çivi çakamayız. Her yaptığınız hizmetin çevreye dokunan bir yanı vardır. Her yaptığınız hizmetin ağaçla, yeşille ilgili bir başka boyutu vardır."

Yeşilin de ormanın da çevrenin de Türkiye'nin ihtiyacı olduğuna işaret eden Bozdağ, "Birileri karşı çıkıyor, birileri protesto ediyor diye, birileri örgütlü, örgütsüz birtakım çalışmalar üzerinden hükümet karşıtlığı üretmek için uğraşıyor diye biz milletimizin hayrına ve yararına olan adımları atmaktan vazgeçmeyeceğiz. Türkiye'nin yolları da yapılacaktır, Türkiye'nin havaalanları da yapılacaktır, parkları da yapılacaktır, tünelleri de yapılacaktır, yüksek hızlı trenleri de yapılacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu yollardan rahatsız olanlar varsa, yoldan geçmeyecekler" dedi.

Bozdağ, gerek ODTÜ'de devam eden yol çalışması ve gerekse başka yerlerde devam eden çalışmaların tamamının milletin menfaatine ve hayrına olduğunu vurgulayarak, bu çalışmaları keyfi, hukuka aykırı, hukuku tanımayarak değil, hukuka uygun adımlar atarak yaptıklarını kaydetti.

Gezi Parkı olaylarına da değinen Bozdağ, Başbakan Erdoğan'ın bu süreçte Taksim Platformu üyeleriyle yaptığı görüşmeye dikkati çekerek, "Başbakanımız görüşmeden sonra dedi ki 'Biz burada mahkeme kararı ne diyorsa biz ona varız. Yapmayın derse yapmayacağız.' Ama eğer bakın mahkeme bu yapılan iş usul ve yasaya uygundur derse o zaman da halk oyuna gitmeye, İstanbullu'nun kararı neyse ona uymaya varız, dedik. Bu bir duyarlılığın, hassasiyetin göstergesidir. Hukuku tanımayan birileri mahkeme kararına, halkın iradesine atıf yapmaz. Ama hukuk uygulanırken hukuku tanımayan, zorla, şiddetle devlete karşı meydan okuyarak 'ben bunları yaptırmam' diyenlere de devletin ve hukukun kim olduğunu göstermek devleti yönetenlerin vazifesidir."

Bozdağ'ın konuşması sırasında muhalefet partilerine mensup milletvekilleri ile AK Parti'liler arasında zaman zaman sert tartışmalar yaşandı.

CHP Bursa Milletvekili Sena Kaleli, "hükümetin acemiliği" nedeniyle Van'da depremzedelerin halen ilkel koşullarda yaşamaya çalıştığını iddia ederek, "Van'da enkaz temizlendi ama hükümet o enkazın altında kaldı" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, Van depremi ile ilgili araştırma önergesinin gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi görüşüldü.

Öneri üzerine CHP Grubu adına söz alan Kaleli, üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen, Van'daki depremzedelerin halen psikolojik ve sosyal sıkıntılar içinde yaşadığını söyledi. Kaleli, AK Parti'nin depremi fırsata dönüştürme çabası nedeniyle, açılan yaraların halen kapanmadığını ileri sürdü.

Hükümetin acemiliği yüzünden depremzedelerin ilkel koşullarda yaşamaya devam ettiğini öne süren Kaleli, insanların çadırlarda çıkan yangınlarda hayatını kaybettiğini, hamile kadınların çocuklarını düşürdüğünü ifade etti. Kaleli, "Van'da enkaz temizlendi ama hükümet o enkazın altında kaldı" dedi.

AK Parti Van Milletvekili Fatih Çiftci ise Van'daki depremin hemen ardından hızlı bir şekilde koordinasyon sağlandığını, hükümetin tüm imkanlarını seferber ettiğini söyledi.

Çiftci, depremin ardından 175 bin kişiye konteyner imkanı sağlandığını, kamu kurumlarının sosyal tesislerinin Vanlılara tahsis edildiğini, enerji giderlerinin karşılandığını ve hava şartlarının uygun olamamasına rağmen kalıcı konutların temellerinin atıldığını, köy evleri, hayvan barınakları, okul ve camilerin yapıldığını kaydetti.

Van için şimdiye kadar yaklaşık 5 milyar lira para harcandığını belirten Çiftci, hiçbir imkanın esirgenmediğini söyledi.

BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani ise hükümetin, Van'da yaşanan sıkıntıları halen görmezden geldiğini belirterek, "Madem bir sıkıntı yok neden orada insanlar 60 gündür açlık grevi yapıyorlar" dedi.

Van'daki konteynerlerin, içindeki depremzedeler çıkarılarak, Suriyeli sığınmacıların kullanması için Malatya'ya götürüldüğünü ileri süren Zozani, konteynerleri alınan bu insanların, kış mevsimini yazlık çadırda geçirmek zorunda kalacağını ifade etti.

Zozani, Van'da yapılan TOKİ konutlarının ise altyapısı tamamlanmayan kuru betondan ibaret olduğunu savundu. Adil Zozani, "İnsanların yaşadığı taravmaların ticaretinin nasıl yapılacağını kamuoyu AK Parti'den öğreniyor. Van halkı, depremin ardından devlete müşteri posizyonuna getirildi. Konut yaptınız, karını da üzerine koyup sattınız. Depremin ticaretini yaptınız" diye konuştu.

AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, muhalefetin tutumunu eleştirerek, "Van'a yapılanlar için teşekkür beklemiyoruz ama yapılanları da görmezden gelemezsiniz. Hükümetimizin depremde uyguladığı koordinasyon bütün dünyada takdir gördü" dedi.

Muhalefet partilerinin Van depremini istismar ettiğini savunan Can, Marmara depremini anımsatarak, "Sizin zihniyetiniz depremin enkazının altında kaldı" dedi. Can, BDP'ye yönelik olarak da "Van'ın yerel idaresi sizin elinizdeyde. Ne yaptınız, çıkın anlatın" ifadelerini kullandı.

Yeniden söz alan Zozani, AK Parti'nin, vatandaşların gönderdiği yardımları da devlet bütçesinden yapılan yardımlar gibi göstermeye çalıştığını ileri sürdü. Zozani, Van'daki belediyelerin depremin ilk gününden itibaren bütün imkanlarını seferber ettiğini dile getirdi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de Van depremi ile kat kat büyük olan Marmara depreminin kıyaslanamayacağını ifade etti. Hamzaçebi, milyonlarca insanı etkileyen Marmara depreminde, dönemin hükümetinin, mal varlığını kaybedenlerin vergi borçlarını sildiğini anımsattı.

MHP Grup Başkavnekili Yusuf Halaçoğlu da Van depremi ile Marmara depreminin kıyaslanmasını eleştirdi. Marmara depreminin 16 milyon kişiyi etkilediğini belirten Halaçoğlu, buna rağmen 3 gün içinde çadır, 8 ay içinde kalıcı konut imkanı sağlandığını dile getirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, acılar üzerinden siyaset yapılmaması gerektiğine işaret etti. Van depreminin ardından devletin tüm imkanlarının seferber edildiğini anlatan Aydın, "Van'ı adeta yeniden inşa ettik" dedi.

BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

CHP'nin Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'nde 2011'deki rektör atamasından sonra ortaya atılan iddiaların araştırılması amacıyla verilen önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi de yapılan tartışmaların ardından reddedildi.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin Türkiye'ye davet edilmesine yönelik eleştirilere karşılık, "Irak Başbakanı Maliki Türkiye'ye geldiğinde yeniden anlaşmalar imzalanırken, ortak bakanlar kurulu toplantıları yapılırken bunun herkes gözlemcisi olacaktır" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Güneydoğu Avrupa Savunma Bakanları Süreci Çerçevesinde Koordinasyon Komitesi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığı yerden devam edildi.

Tasarı üzerine söz alan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Volkan Bozkır'ın, Irak Başbakanı Nuri el Maliki'yi Türkiye'ye davetini eleştirdi.

Bunun üzerine söz alan Bozkır, "Türkiye ile Irak arasındaki ilişkileri düzeltmeye çalışmak hepimizin görevidir. Türkiye ile Irak ilişkileri çok güzel günlere doğru gidecektir. Irak Başbakanı Maliki Türkiye'ye geldiğinde yeniden anlaşmalar imzalanırken, ortak bakanlar kurulu toplantıları yapılırken bunun herkes gözlemcisi olacaktır" dedi.

Tasarı üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından oylamaya geçildi. Karar yeter sayısı bulunamaması üzerine TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, birleşime ara verdi. İkinci oylamada da karar yeter sayısı bulunamayınca Mumcu, 30 Ekim Çarşamba günü saat 14.00'da toplanmak üzere birleşimi kapattı.