2008-01-21 - 11:32
TBMM BAŞKANI TOPTAN: ''MİLLET ADINA TBMM TARAFINDAN KULLANILAN YASAMA YETKİSİ MUTLAKTIR''
Köksal Toptan, Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, TBMM tarafından kullanılan yasama yetkisinin mutlak olduğunu belirterek, ''Bu yetkiyi kısıtlayabilecek, kullanımını engelleyebilecek, bölecek veya gölgeleyebilecek hiçbir güç yoktur'' dedi.
TBMM Başkanı Köksal Toptan, millet adına TBMM tarafından kullanılan yasama yetkisinin mutlak olduğunu belirterek,
''Bu yetkiyi kısıtlayabilecek, kullanımını engelleyebilecek, bölecek
veya gölgeleyebilecek hiçbir güç yoktur'' dedi.
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Toptan, Türkiye Cumhuriyeti'nin,
Anayasasında açıkça ifade edildiği gibi demokratik bir hukuk devleti
olduğunu vurguladı. Anayasanın, tüm ileri demokrasilerde olduğu gibi
yasama, yürütme ve yargı erklerinin ayrılığı ilkesine yer verdiğini
belirten Toptan, şöyle konuştu:
''Erkler ayrığı, bu 3 gücün uyumlu çalışmasını, belli şartlar dışında
birbirine müdahale etmemesini, üstünlük taşımamasını gerektirir. Bunun
istisnası, hukuk devletinin bir gereği olarak yürütmenin kimi
çalışmalarını idareye, yasama organı çalışmalarının da belli şartlarda
anayasal yargı denetimine tabi olmasıdır. Bu denetim yollarının şart ve
şekilleri, koşulları, konuları, yolları hem anayasa hem de ilgili
yasalarla açıkça belirlenmiştir. Bu çerçevede olması lazım gelen şudur:
Türk milleti adına seçilmiş en büyük organ olan TBMM, anayasa ve içtüzük
kurallarına göre yasa yapar ve usulüne göre bu yasa yürürlüğe girerek,
herkes için bağlayıcı ve uyulması gereken norm halini alır. Konumu;
sosyal, ekonomik, siyasal gücü ve durumu; düşüncesi ve ideolojisi ne
olursa olsun, herkes buna uymak zorunda olur.
Millet adına TBMM tarafından kullanılan yasama yetkisi mutlaktır. Bu
yetkiyi kısıtlayabilecek, kullanımını engelleyebilecek, bölecek veya
gölgeleyebilecek hiçbir güç yoktur.''

Toptan, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, güncel konularla ilgili
değerlendirmelerde de bulundu.
Türkiye'nin, Anayasasında da açıkça ifade edildiği gibi demokratik bir
hukuk devleti olduğunu belirten Toptan, Anayasanın, tüm ileri
demokrasilerde olduğu gibi yasama, yürütme ve yargı erklerinin ayrılığı
ilkesine dayandığını vurguladı.
Köksal Toptan, şöyle konuştu:
''Erkler ayrılığı, bu üç kuvvetin uyumlu çalışmasını, belli şartlar
dışında birbirine müdahale etmemesini, üstünlük taşımamasını gerektirir.
Bunun istisnası, hukuk devleti olmanın bir gereği olarak yürütmenin kimi
çalışmalarının idari; yasama organı çalışmalarının da belli şartlarda
anayasal yargı denetimine tabi olmasıdır. Bu denetim yollarının şart ve
şekilleri, konuları, yolları hem Anayasa hem de ilgili yasalarla
belirlenmiştir. Bu çerçevede olması gereken şey şudur:
Türk milleti adına seçilmiş en büyük organ olarak TBMM, Anayasa ve
içtüzük kurallarına göre yasa yapar ve usulüne göre bu yasa yürürlüğe
girerek herkes için bağlayıcı ve uyulması gerekli bir norm halini alır.
Konumu, sosyal, ekonomik, siyasal gücü ve durumu; düşünce ve ideolojisi
ne olursa olsun herkes buna uyar.
Millet adına TBMM tarafından kullanılan yasama yetkisi mutlaktır. Bu
yetkiyi kısıtlayabilecek, kullanımını engelleyebilecek, bölecek veya
gölgeleyebilecek hiçbir güç yoktur. 'Meclis benim hoşuma gitmeyen bir
yasa yaptı, ben buna uymam' veya 'uygulamam' denilemez. Böyle bir hal,
artık kimsenin hatırlamadığı 'hakimler devletinde' olur.''

-''BUNDAN ÜZÜNTÜ DUYUYORUM''-

TBMM Başkanı Toptan, yasama organının yaptığı bir yasanın da yanlış
olabileceğini ifade ederek, ''Bu halde ne yapılması gerektiğinin yolu
anayasa ve yasalarla belirlenmiş anayasal yargı denetimidir'' dedi.
Bunun dışında hiç bir kuvvetin, kendisini diğerinin yerine
koyamayacağına işaret eden Toptan, şunları söyledi:
''İdari ve anayasal yargının, yasama erkinin usulüne uygun olarak
yürürlüğe koyduğu bir düzenlemeye karşı direnme hakkı olamaz. Yargı;
ancak konulan normları, anayasa ve hukuk devleti ilkelerine göre
yorumlar ve bir sonuca varır. Burada da kendisini yasa koyucu yerine
koyamaz, norm ihdas edemez, keyfiliğe yönelemez.
Son günlerde yapılan ve Kurtuluş Savaşını yönetmiş TBMM'ye dönük ve ağır
eleştiriler içeren söz ve davranışlar; geliştirmeye çalıştığımız
demokratik reformların hala anlaşılamadığını, birbirimize karşı duymamız
gereken güven ve hoşgörü duygularının zedelenmesine yol açtığını
göstermektedir. Bundan üzüntü duyuyorum. Geliştirmeye ve batı
standartlarına ulaştırmaya çalıştığımız Türk demokrasisinin
kredibilitesini sarsmaya da hiç kimsenin hakkı yoktur.
Çok eski bir siyasetçi ve hukukçu olarak, her iki alanda çalışan
arkadaşlarıma söylemek istediğim şunlardır:
Hangi niyet ve düşünce ile olursa olsun, hiçbir kurum veya kişinin
kendisini TBMM yerine koyma hakkı yoktur. Hukuk dünyasında çokça
söylenilen doğru bir söz vardır: Hakimler kararları ile konuşurlar.
Durum bu olunca yargının ileride önüne gelebilecek muhtemel ihtilaflar
konusunda ihsası rey olarak yorumlanabilecek davranışlardan özenle
kaçınması gerekir.
Herkes bilmelidir ki TBMM; iktidar ve muhalefeti, yüksek temsil gücü ile
şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da Anayasada belirlenen ve
değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen ilkeler çerçevesinde millet ve
tarih önünde ettiği yeminine sadık kalarak, milleti için doğruları
yapmaya devam edecektir.''