2013-11-07 - 22:00
PARİS CİNSİYET EŞİTLİĞİ SEMPOZYUMUNDA SON GÜN...
Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde Paris'te gerçekleştirilen "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sempozyumu" dün yapılan 2 oturumla sona erdi.
Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde Paris'te gerçekleştirilen "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sempozyumu" dün yapılan 2 oturumla sona erdi.

TBMM ve AB'nin işbirliği ile yürütülen proje kapsamında düzenlenen sempozyuma, Türkiye ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerden 30 parlamenter, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütlerinden tesilciler ile akademisyenler katıldı.

Sempozyumun ikinci günü, Eski Dışişleri Bakanı, Oxford Üniversitesi Öğretim Üyesi Yaşar Yakış'ın yönettiği "Cinsiyet Eşitliği mekanizmalarının Uyumlaştırılması" konusunun ele alındığı oturumla başladı.

Yakış,yasaları uygulayan kolluk, adalet gibi mekanizmalarda görev yapanların yasaları yorumlamasında zaman zaman sorunlar yaşandığına işaret etti. Yakış, "Geçmiş yıllarda Türkiye'de "namus cinayeti" şeklinde adlandırmalarla kardeşini, kızını öldüren kimselere verilen cezalar hafifletiliyordu. Bu durumun önüne geçecek yeni yasal düzenlemeler yaptık. Ancak bu suçtan ömür boyu hapis cezası alanlar bile hala pişmanlık duymadığını söylüyor. Bu da bize gösteriyor ki, yasal değişiklikten daha önemli olan, anlayışın değiştirilmesi" dedi.

Oturumun konuşmacılarından Fransa Parlamentosu Kadın Hakları ve Fırsat Eşitliği Komisyonu başkanı Catherine Coutelle ise, toplumsal cinsiyet eşitliğinin bütün dünyanın sorunu olduğunu söyledi. 60'lı yılların sonlarına kadar, Fransa'da bir kadının eşinin izni olmadan çalışma ve banka hesabı açtırma hakkı bulunmadığını anlatan Coutelle, "Bugün bile, Avrupa kadın hakları konusunda tek ses olarak konuşamıyor.Kısa zaman içinde bunu sağlayamazsak, bütün dünyada tutucu güçler kazanacak ve kadın hakları gerileyecek" dedi.

Avrupa Birliği üyesi ülkelerde kadın parlamenter oranını değerlendiren Avrupa Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü Cinsiyet Eşitliği Birimi Başkanı Therese Murphy de, bugüne kadarki ortalama artış hızıyla devam ederse, kadın parlamenter sayısının ancak 372 yıl sonra erkek parlamenterlerle eşitlenebileceğine dikkat çekti.

Çukurova Üniversitesi öğretim üyesi, eski milletvekili Prof. Dr. Gaye Erbatur ise, kadın-erkek eşitliğinin önündeki en büyük engelin, erkeklerin eşitliğe inanmaması olduğunu söyledi. Erbatur, "Kadın ve erkeğin farklı olduklarının bilincindeyiz. Ancak bizim talebimiz eşit haklar ve kendi hayat biçimimizi seçme özgürlüğü" değerlendirmesini yaptı.

Oturumun müzakere bölümünde söz alan CHP İstanbul milletvekili Binnaz Toprak da, Türkiye'de hükümetin kadını başlı başına bir birey olarak değil, "ailenin bir unsuru" olarak ele aldığını, bunun da sorunların çözümünü zorlaştırdığını söyledi.

AK Parti Mersin milletvekili Çiğdem Münevver Ökten ise, Suriye'deki iç savaş nedeniyle bütün hakları ellerinden alınan çocukların durumunu gündeme getirdi ve Avrupalı parlamenterlere bu konuda ne yapmayı düşündükleri sorusunu yöneltti.

Sempozyumun son oturumunda toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda medyanın rolü ele alındı. Bu oturumda söz alan Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Hülya Uğur Tanrıöver, çok sayıda kadının ekran başında olduğu saatlerde yayınlanan programların, kadınlara yönelik bütün ayrımcılık unsurlarını meşrulaştırır nitelikte olduğuna dikkat çekti.

Gazeteci Gila Benmayor ise, medya sektöründe kadın çalışan oranının %40, yönetici oranının ise %12 olduğuna işaret etti. Benmayor, "Gazete sayfaları çoğunlukla erkekler tarafından hazırlanmaya devam ettikçe, kadınların medyada nesneleştirilmesinden de kurtulamayacağız" değerlendirmesini yaptı.

Oturumun konuşmacılarından sosyolog-yazar Nazife Şişman, batıda kadınların örtünmesi ve ezilen konumda bulunması arasında doğrudan bağlantı kuran önyargılı bir anlayışın egemen olduğunu ifade etti.

BDP Van milletvekili Nazmi Gür ise, partisinde kadınların her kademede etkin ve eşit biçimde yer almalarının sağlanması için diğer partilere göre çok daha sıkı kuralların uygulamada olduğunu bildirdi.

Filiz Türer