2006-04-26 - 14:00
MUMCU: ''HÜKÜMET VE İKTİDAR PARTİSİ, GİTTİKÇE SU YÜZÜNE ÇIKAN BAŞARISIZLIKLARINI ÖRTMEK İÇİN DEVLET VE SİYASET ARASINDA BİR GERGİNLİK YARATIYOR''
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yapılan törenler sonucunda yaşanan tartışmalara değindi
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan
Mumcu, ''Hükümet ve iktidar partisi, gittikçe su yüzüne çıkan
başarısızlıklarını örtmek için devlet ve siyaset arasında bir
gerginlik yaratıyor'' dedi.

Mumcu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, 23
Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yapılan törenler
sonucunda yaşanan tartışmalara değindi. Hiçbir şey için karamsar
olunmaması gerektiğini belirten Mumcu, ''Türkiye, imkanlarıyla,
zenginliğiyle büyük bir ülke, karşılaştığı bütün zorlukları aşacak bir
ülke. Sorunların hepsi doğru bir akılla çözülür'' diye konuştu.

TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın 23 Nisan'da Meclis Genel Kurulu'nda
yaptığı konuşmanın tartışılmaya başlandığını anımsatan Mumcu,
''aslında bu tartışmanın, yeni bir tartışma olmadığını'' ifade etti.
Mumcu, tartışma konularını, uzun süredir partisinin grup
toplantılarında gündeme getirdiğini anlattı.

Tartışmalarda yapılan zamanlamaya dikkati çeken Mumcu, şöyle devam etti:

''Tartışmanın zamanı, niye şimdi? niye Başkanlığının 4. yılında?
Bu sorunun cevabını, geçen hafta bu kürsüden verdim. Hükümet, seçime
kaçmaya çalışıyor. Hükümet ve iktidar partisi, gittikçe su yüzüne
çıkan başarısızlıklarını örtmek için devlet ve siyaset arasında bir
gerginlik yaratıyor, bu gerginlikle kamplaşmayı hedefliyor.

Gördüğüm kadarıyla hükümet ve çevresi bugüne kadar iktidarın bütün
nimetlerinden yararlandılar, üstelik bunların çoğu iktidarın sunduğu
gayrimeşru nimetlerinden yararlandılar, 4 yılı heba ettiler. Bunun
faturasını ödemeye yanaşmak istemiyorlar. Faturayı, belirsiz adreslere
göndermeyi istiyorlar.''

Meclis Başkanı, Başbakan ve tartışmalara katılanlara,
tartışmaların muhatabını soran Mumcu, ''Meclis kürsüsü, bir ağlama
duvarı değil. Oradan konuşanların, ağlayıp yakınmaya, şikayet etmeye
hakları yok. Meclis kapısı, milletin ihtiyaçlarının görüldüğü
kapıdır'' dedi.

Erkan Mumcu, 5-6 partili koalisyon hükümetlerinde partilerden
birinin durumdan şikayetçi olabileceğini, tek partili iktidarın
şikayet etmemesi gerektiğini ifade ederek, ''Ortada bir parti var.
Aldığı oylarla uyumlu olmasa bile Anayasa'yı değiştirecek mutlak
çoğunluğa sahip. Şikayet ediyor... Kimden şikayet ediyor anlamadım''
diye konuştu.

Bir yıldır ''Anayasa'yı değiştirelim'' dediklerini belirten Mumcu,
bu teklifleri karşısında aldıkları reaksiyonun ''derin bir suskunluk''
olduğunu söyledi.

''Bugün ne oluyor da şikayet ediliyor? Türkiye, yeniden bir rejim
ve laiklik tartışmasının içine sürükleniyor, yeniden toplum
kamplaşmaya sürükleniyor'' diyen soran Mumcu, herkesin kendi
sorumluluğunu kabul etmesi gerektiğine işaret etti.

Konuşmalarda, ''bazıları, birileri, kimileri'' gibi kelimeler
kullanıldığına değinen Mumcu, ''Gölge boksu yapmanın anlamı yok. Niye
açık konuşmuyorsunuz? Mutlak masuniyetle korunduğunuz bir yerden
konuşuyorsunuz. Üstelik Meclis Başkanı, Başbakan sıfatıyla
konuşuyorsunuz. Siz açık konuşamıyorsanız, millet ne yapsın.
Konuşmalarınızda neyi, kimi kastediyorsunuz? Adresi belli edin,
faturanın kime çıkacağını biz bilelim. Ne olur açık konuşursanız,
kıyamet mi kopar? Açık yürekli davranacak cesaretiniz, samimiyetiniz
yoksa niye ordasınız?'' diye sordu.

Türkiye'nin temel sorununun ''sistem sorunu'' olduğunu defalarca
söylediklerini belirten Mumcu, bunda korkacak, çekinecek bir şey
olmadığını, gerçeklerin söylenmesiyle kimseye zarar gelmeyeceğini
ifade etti.

Türkiye'nin temel sorununun, geleneksel devlet kavramının,
toplumsal kültüre yansıma biçiminin değiştirilememesi olduğunu
kaydeden Mumcu, ''Osmanlı devlet kültürünü, Cumhuriyet devlet
kültürüne dönüştüremedik'' dedi.

Osmanlı'da egemenlik sisteminin zümrelere dayandığını, Türkiye'de
ise egemenliğin millete dayandığını belirten Mumcu, şöyle devam etti:

''23 Nisan'da Atatürk bir devrim gerçekleştirdi. Egemenliğin
kaynağı olarak milleti tarif etti. Mustafa Kemal Atatürk, 'Egemenliğin
sahibinin hanedan değil, millettir. Millet, bu egemenlik hakkını
Anayasa'da gösterilen kurumlar aracılığıyla kullanır' dedi. Bu birden
bire hayata geçmedi. 2. Dünya Savaşı'nda çevremizde yaşanan hadiseler,
Türkiye'yi içe kapanma sürecine soktu. İnönücülük ortaya çıktı.
Kimilerinin Atatürkçülük olarak anlattığı şey, İnönücülükten başka bir
şey değil. Bu, zümreler hiyerarşisini, Atatürk devrimine karşı bir
direnme tutumudur. Konumunu muhafaza etme tutumudur.''

Atatürk'ün devrimlerinin henüz tamamlanamadığını kaydeden Mumcu,
''Türkiye'de, tarihten devam eden zümreler hiyerarşisi; seyfiye,
ilmiye, mülkiye, kalemiye, askerler, yargı, devlet bürokrasisi,
devlete borç verenler, sermayeyi paylaşanlar, yaşamaya devam ediyor,
yaşatılmaya gayret ediliyor. Kimse bunu gizlemeye çalışmasın. Ne
korkuyorsunuz, niye söyleyemiyorsunuz. Bu anayasa, sivil demokratik
bir anayasa değildir. Gelin bu anayasayı değiştirelim. Sizden önceki 5
partili parlamento sizden daha akıllıydı, daha verimliydi. Tek parti
iktidarı, o dönem getirilen uzlaşma kültürünü getiremiyor. Meclis
uzlaşma komisyonları, 4 yıl geçmiş halen kurulamıyor'' diye konuştu.

Erkan Mumcu, CHP'yi de yasama dokunulmazlığı konusundaki tavrı
nedeniyle eleştirdi. Dokunulmazlığa ilişkin CHP'nin millete söz
verdiğini anlatan Mumcu, ''CHP'nin dokunulmazlık arkasına sağlanarak
yaptığı şey kaçmaktır. Bir reform getirecekler önünüze, yan çizip
kaçacaksınız. Nedir bunun anlamı'' dedi.

TBMM Başkanı Arınç'ın sözlerinin muhatabı konusuna da değinen
Mumcu, ''Artık işlevini yitirmiş, yıllardır sorun üreten bazı
kurumların kaldırılmasından kasıt YÖK'tür. Anlatılmak istenen reform
YÖK'le ilgilidir. O reformu tasarlayan benim, sahibi benim'' diye
konuştu.

Mumcu, Erdoğan'ın, ''Bugün üstü örtülmeye çalışılan kimi
gerçeklerin, Türkiye'nin gelecek 10, 20 ve 30 yılında millet
tarafından hep bir ağızdan söyleneceği; egemenliğin kayıtsız şartsız
milletin olacağı'' şeklindeki sözlerini, ''Kendi zihniyetinin apaçık
ifadesi'' olarak nitelendirdi.
Erkan Mumcu, kendisine ''Hükümet'in gizli ajandası var mı'' diye
sorulduğunda hep yalandığını söyledi. Mumcu, ''Artık açık bir beyan
var, kendi ağzından işittiğimiz bir beyan var. Sayın Başbakan, bu
ülkede, bugün egemenliğin kayıtsızlık şartsız millete ait olmadığını
düşünüyor. Bunun da 10, 20, 30 yıl vadede, başka bir proje içinde
mümkün olacağını ima ediyor'' diyerek, bunun, sağ siyasetin
geliştirdiği sembolik dil olduğunu kaydetti. Mumcu, şöyle konuştu:
''Açık konuşun, karanlıkta göz kırpmayın. Başbakan, demeye
çalışıyor ki 'Ey millet bize verdiğiniz güç yetmedi, bize bir de
cumhurbaşkanlığı verin, biz ondan sonra şu kurumları da hizaya
sokalım. Ondan sonra 10, 20, 30 yıl vadede, size ne söz verdiysek
yaparız.' Ne söz verdiniz? Gelir adaletini düzeltmekse, milleti zengin
yapmaksa, orta direği güçlendirmekse verdiğiniz söz, geçmiş olsun.
Dereye su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar. Eğer ima ettiğiniz
şey, bu ülkeyi dünya klasmanında şampiyonlar ligine taşımaksa, geçmiş
olsun. İşsizlere iş bulmaksa, köye yol götürmekse, kadınlara haklarını
vermekse, gençlere umutlarını kazandırmaksa, bu ülkeye haklar ve
özgürlükler düzenini egemen kılmaksa, bu milletin 10, 20, 30 yıl
bekleyecek takati yok.
Bu millet, size, Anayasa'yı değiştirebilecek mutlak çoğunluğu
vermiş, daha fazla ne verecek... Başka bir şeyi kastediyorsanız, ona
ne biz müsaade ederiz ne bu millet müsaade eder, hiç heveslenmeyin.''

-''BOŞ BİR TARTIŞMA''-

Arınç ile Erdoğan'ın konuşmalarıyla başlayan tartışmaların kısa
süre sonra unutulacağını ifade eden Mumcu, şöyle konuştu:
''Bu, boş bir tartışmadır, 3 gün sonra unutulacaktır. Buradan
çıkacak şey şudur: Bülent Arınç dedi ki, 'Tayyip Erdoğan, sen aday
olmazsan, cumhurbaşkanlığına ben adayım'. Öteki de 'Dur bakalım, daha
düşünürüz' dedi. Çıkan sonuç budur ama milleti, ülkeyi niye
geriyorsunuz? Bu gerilimden Türkiye'nin ne faydası var? Buradan
çıkacak bir sonuç da şudur: Hükümet, başarısızlıklarının ortaya
çıktığı bir dönemde, hipnozun bozulmaya başladığını anladıkça, seçime
kaçmakta acele edecektir. Bu hükümet kaçıyor. Bu tartışmalar, kaçışını
perdelemek, gizlemek içindir. Göreceksiniz bu hükümet kaçacaktır.''

-MECLİS'İN MEŞRUİYETİ-

AK Parti yöneticilerinin demokrasi anlayışını eleştiren Mumcu,
''Bunların muhafazakar demokratlığı, demokratlıktan çok
muhafazakarlık; muhafazakarlığı da muhafazakarlıktan çok bağnazlık ne
yazık ki'' dedi.
Meclis'in, ''halkına yalan söyleyen Başbakan'dan hesap
soramadığını, TÜPRAŞ ve Yarımca Limanı'nın özelleştirilmesi
işlemlerindeki usulsüzlüklerin üzerine gidemediğini'' öne süren Mumcu,
''Yürütmeyi denetleme görevini yerine getiremeyen TBMM'nin demokratik
meşruiyetinin tam olduğundan kimse söz edemez. Meclis'in, kendi
meşruiyetinin üzerine titizlenmesi gerekir'' dedi.
Milletin sivil anayasa istediğini vurgulayan Mumcu, AK Parti'ye
''Hadi yapalım'' diye çağrıda bulundu.
Mumcu, 23 Nisan günü Öğrenci Meclisi'nde imam hatip lisesi
öğrencisinin kürsüden konuşturulmasının ülkeye bir faydası
bulunmadığını ifade ederek, bu durumun kamplaşma yarattığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesi gerektiği yönündeki açıklamalarını
yineleyen Mumcu, Cumhurbaşkanı'nın yetkilerine göre sorumluluğunun
olmamasının demokrasiyle bağdaşmayacağını söyledi.