2010-07-13 - 15:27
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Anayasa
Mahkemesinin, verdiği kısmi iptal kararıyla, ''yapılan değişikliklerin kendi
güçlerini, vesayeti kırmadığını'' tescil ettiğini öne sürdü.
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Anayasa
Mahkemesinin, verdiği kısmi iptal kararıyla, ''yapılan değişikliklerin kendi
güçlerini, vesayeti kırmadığını'' tescil ettiğini öne sürdü.
Demirtaş, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, tutuklu
bulanan parti üye ve yöneticilerinin 11 Ekim'de Diyarbakır'da yargılanmalarına
başlanacağını, ancak bu yargılama için uygun bir salonun bile hazırlanmadığını
söyledi. Demirtaş, bu durumun adil yargılamayı da olumsuz etkileyeceğini öne
sürdü.
Demirtaş, geçen hafta Ankara Yenimahalle ilçe teşkilatı binasının açılışı
sırasında ilçe başkanının aracının kundaklandığını, dün gece de evinin
taşlandığını bildirdi. Faillerin henüz yakalanmadığını belirten Demirtaş,
''Hükümet, partimizin örgütlenmesini engelleyenlerle iş birliği içerisindedir. ''
dedi.
Anayasa Mahkemesinin verdiği kısmi iptal kararına değinen Demirtaş,
parlamentonun iradesine ipotek koymaya çalışan hiç bir vesayetçi anlayışı kabul
etmediklerini ifade etti. Demirtaş, Anayasa Mahkemesinin bu kararının,
Parlamentonun, halkın iradesine ipotek koyma anlamına geldiğini söyledi.
Anayasa Mahkemesinin kararının siyasi sonuçlarının da olduğunu anlatan
Demirtaş, şöyle devam etti:
''Anayasa Mahkemesi AKP tarafından, bizzat Başbakan tarafından defalarca
statükonun, vesayetçiliğin merkezi olarak tanımlanmıştır. Statükonun kalesi,
geçen hafta nasıl bir karar verdi? AKP'nin yaptığı Anayasa değişikliğinin,
statükoyu zedelemediğine karar verdi. Çünkü Anayasa Mahkemesi, yapılan bu
değişikliklerin kendi güçlerini, vesayeti kırmadığını tescil etmiştir. Arada, CHP
ile AKP'yi uzlaştıracak küçük bir pürüz vardı, onu da düzeltmiştir. Kısmi iptal,
bundan ibarettir.
Statükonun kalesi, sizin yaptığınız değişiklikte hiç bir behis
görmüyorsa, bu derin bir uzlaşmanın göstergesidir. Bu uzlaşmanın hangi konu
üzerinde gerçekleştiği, önümüzdeki günlerde Kılıçdaroğlu-Başbakan görüşmesinde
konuşulacaktır. Bu görüşmeyle ilgili, Türkiye'deki demokrasi güçlerine karşı
derin bir ittifak arayışından söz etmek gerekir. Denize düşen yılana sarılır
misali, iki statükocu güç, AKP ile CHP statükosu, anlaşma, uzlaşma noktasına
gelmişlerdir.''
TBMM Genel Kurulunda Anayasa değişikliği paketiyle ilgili çalışmalarda
''BDP yokmuş gibi davranıldığını'' iddia eden Demirtaş, değişiklikle ilgili
önerilerinin de dikkate alınmadığını söyledi. Parti olarak referandumu boykot
edeceklerini belirten Demirtaş, ''Bu paketi boykot edecek olanlar, 'evet' ya da
'hayır' diyecek olanlardan daha fazla olacak'' dedi.
Çoğunluğun, yeni Anayasa yapılması için demokratik baskısının her
zamankinden fazla olacağını iddia eden Demirtaş, şunları söyledi:
''AKP, darbe Anayasasının ömrünü uzatarak toplumu kandırmaya çalışıyor. O
gün sandığa gitmeyecek olanların hepsi, bu ülkede özgürlük, demokrasi ve barış
isteyenler olacak. Türkiye'nin her yerinde o gün AKP boykot edilecektir. 'Ne
Kenan Evren ne de Tayyip Erdoğan Anayasası. Biz halkın Anayasasını istiyoruz'
denilecektir.
Selahattin Demirtaş, ''AK Parti'nin Anayasa değişikliği sürecinde
Parlamentonun iradesini tanımadığını'' ancak aynı suçlamayı şimdi Anayasa
Mahkemesi için yaptığını savunarak, ''Ben Sayın Haşim Kılıç'ın yerinde olsam,
çıkar, 'Önce kendine bak. Sen Hükümet olarak Parlamentoya ne kadar saygı
duydun?'' derdim'' diye konuştu.
AK Parti'nin de referandumda boykot edilecekleri yönünde endişelerinin
bulunduğunu iddia eden Demirtaş, ''Ağrı'da bir grup genç yanımıza geldi ve AK
Parti İl Teşkilatınca görevlendirildiklerini, kapı kapı gezerek vatandaşların TC
kimlik numarasını aldıklarını, 12 Eylül'de sandığa gitmeleri karşılığında 80 lira
verileceğini anlattıklarını söylediler. Referandumda boykot sancısı tutan AKP,
sandığa gideceklere rüşvet teklif ediyor. Her oy kullanana rüşvet
dağıtacaklarmış'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu
arasında yapılacak görüşmeye değinen Demirtaş, şunları söyledi:
''Anamuhalefet ile iktidarın konuşuyor olması teknik açıdan olumlu bir
gelişmedir. Fakat sorunu tanımlama konusuna bile henüz bir yeteneğe kavuşmamış
iki parti ne konuşacak, merak ediyoruz. İkisi de askerden yeni geldi. Herhalde
askerlik anılarını paylaşacaklar, onu biliyoruz.
Bu, görüşme, AKP'nin savaş cephesini genişletme çabasıdır. Çözüm arayışı
değildir. Eğer öyle olsaydı -ortada bir yangın var- itfaiyeciyi arayıp görüşmek
yerine, benzinciyle sözleşme yapıyor... Kürt sorununda böyle bir çözüm olabilir
mi?''
BDP ile görüşme yapılmamasının nedeninin ''terörden nemalanma'' olarak
gösterildiğini belirten Demirtaş, ''Demokrasi, özgürlük konusunda ağır bedeller
ödemiş partiyiz. Eğer bu nemalanmak ise Allah size iki katını versin'' dedi.
Demirtaş, bu konudan asıl nemalananlara, mutlaka hesap sorulacağını söyledi.
Konuşmasında, Kürtlerin ana dillerinden vazgeçmemesinden bazılarının
rahatsız olduğunu savunan Demirtaş, ''Ünlü bir Türk büyüğü, önceki gün, 'Biz
Nijerya'da Nijeryalılara Türkçe öğretebildik ama Diyarbakırlılara, Hakkarililere
öğretemedik' demiş. Buradaki temel problem, Kürtlerin Türkçe öğrenememesi değil,
onun asıl canını sıkan, Kürtlerin halen kendi anadillerine sahip çıkıyor
olmasıdır. Nijeryalılara Türkçe öğretirken eminim şöyle bir şey denmemiştir: 'Ey
Nijeryalılar. Siz aslında Nijeryalı değilsiniz. Siz Türk'sünüz ana diliniz
Türkçe...'' (15.27)
Mahkemesinin, verdiği kısmi iptal kararıyla, ''yapılan değişikliklerin kendi
güçlerini, vesayeti kırmadığını'' tescil ettiğini öne sürdü.
Demirtaş, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, tutuklu
bulanan parti üye ve yöneticilerinin 11 Ekim'de Diyarbakır'da yargılanmalarına
başlanacağını, ancak bu yargılama için uygun bir salonun bile hazırlanmadığını
söyledi. Demirtaş, bu durumun adil yargılamayı da olumsuz etkileyeceğini öne
sürdü.
Demirtaş, geçen hafta Ankara Yenimahalle ilçe teşkilatı binasının açılışı
sırasında ilçe başkanının aracının kundaklandığını, dün gece de evinin
taşlandığını bildirdi. Faillerin henüz yakalanmadığını belirten Demirtaş,
''Hükümet, partimizin örgütlenmesini engelleyenlerle iş birliği içerisindedir. ''
dedi.
Anayasa Mahkemesinin verdiği kısmi iptal kararına değinen Demirtaş,
parlamentonun iradesine ipotek koymaya çalışan hiç bir vesayetçi anlayışı kabul
etmediklerini ifade etti. Demirtaş, Anayasa Mahkemesinin bu kararının,
Parlamentonun, halkın iradesine ipotek koyma anlamına geldiğini söyledi.
Anayasa Mahkemesinin kararının siyasi sonuçlarının da olduğunu anlatan
Demirtaş, şöyle devam etti:
''Anayasa Mahkemesi AKP tarafından, bizzat Başbakan tarafından defalarca
statükonun, vesayetçiliğin merkezi olarak tanımlanmıştır. Statükonun kalesi,
geçen hafta nasıl bir karar verdi? AKP'nin yaptığı Anayasa değişikliğinin,
statükoyu zedelemediğine karar verdi. Çünkü Anayasa Mahkemesi, yapılan bu
değişikliklerin kendi güçlerini, vesayeti kırmadığını tescil etmiştir. Arada, CHP
ile AKP'yi uzlaştıracak küçük bir pürüz vardı, onu da düzeltmiştir. Kısmi iptal,
bundan ibarettir.
Statükonun kalesi, sizin yaptığınız değişiklikte hiç bir behis
görmüyorsa, bu derin bir uzlaşmanın göstergesidir. Bu uzlaşmanın hangi konu
üzerinde gerçekleştiği, önümüzdeki günlerde Kılıçdaroğlu-Başbakan görüşmesinde
konuşulacaktır. Bu görüşmeyle ilgili, Türkiye'deki demokrasi güçlerine karşı
derin bir ittifak arayışından söz etmek gerekir. Denize düşen yılana sarılır
misali, iki statükocu güç, AKP ile CHP statükosu, anlaşma, uzlaşma noktasına
gelmişlerdir.''
TBMM Genel Kurulunda Anayasa değişikliği paketiyle ilgili çalışmalarda
''BDP yokmuş gibi davranıldığını'' iddia eden Demirtaş, değişiklikle ilgili
önerilerinin de dikkate alınmadığını söyledi. Parti olarak referandumu boykot
edeceklerini belirten Demirtaş, ''Bu paketi boykot edecek olanlar, 'evet' ya da
'hayır' diyecek olanlardan daha fazla olacak'' dedi.
Çoğunluğun, yeni Anayasa yapılması için demokratik baskısının her
zamankinden fazla olacağını iddia eden Demirtaş, şunları söyledi:
''AKP, darbe Anayasasının ömrünü uzatarak toplumu kandırmaya çalışıyor. O
gün sandığa gitmeyecek olanların hepsi, bu ülkede özgürlük, demokrasi ve barış
isteyenler olacak. Türkiye'nin her yerinde o gün AKP boykot edilecektir. 'Ne
Kenan Evren ne de Tayyip Erdoğan Anayasası. Biz halkın Anayasasını istiyoruz'
denilecektir.
Selahattin Demirtaş, ''AK Parti'nin Anayasa değişikliği sürecinde
Parlamentonun iradesini tanımadığını'' ancak aynı suçlamayı şimdi Anayasa
Mahkemesi için yaptığını savunarak, ''Ben Sayın Haşim Kılıç'ın yerinde olsam,
çıkar, 'Önce kendine bak. Sen Hükümet olarak Parlamentoya ne kadar saygı
duydun?'' derdim'' diye konuştu.
AK Parti'nin de referandumda boykot edilecekleri yönünde endişelerinin
bulunduğunu iddia eden Demirtaş, ''Ağrı'da bir grup genç yanımıza geldi ve AK
Parti İl Teşkilatınca görevlendirildiklerini, kapı kapı gezerek vatandaşların TC
kimlik numarasını aldıklarını, 12 Eylül'de sandığa gitmeleri karşılığında 80 lira
verileceğini anlattıklarını söylediler. Referandumda boykot sancısı tutan AKP,
sandığa gideceklere rüşvet teklif ediyor. Her oy kullanana rüşvet
dağıtacaklarmış'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu
arasında yapılacak görüşmeye değinen Demirtaş, şunları söyledi:
''Anamuhalefet ile iktidarın konuşuyor olması teknik açıdan olumlu bir
gelişmedir. Fakat sorunu tanımlama konusuna bile henüz bir yeteneğe kavuşmamış
iki parti ne konuşacak, merak ediyoruz. İkisi de askerden yeni geldi. Herhalde
askerlik anılarını paylaşacaklar, onu biliyoruz.
Bu, görüşme, AKP'nin savaş cephesini genişletme çabasıdır. Çözüm arayışı
değildir. Eğer öyle olsaydı -ortada bir yangın var- itfaiyeciyi arayıp görüşmek
yerine, benzinciyle sözleşme yapıyor... Kürt sorununda böyle bir çözüm olabilir
mi?''
BDP ile görüşme yapılmamasının nedeninin ''terörden nemalanma'' olarak
gösterildiğini belirten Demirtaş, ''Demokrasi, özgürlük konusunda ağır bedeller
ödemiş partiyiz. Eğer bu nemalanmak ise Allah size iki katını versin'' dedi.
Demirtaş, bu konudan asıl nemalananlara, mutlaka hesap sorulacağını söyledi.
Konuşmasında, Kürtlerin ana dillerinden vazgeçmemesinden bazılarının
rahatsız olduğunu savunan Demirtaş, ''Ünlü bir Türk büyüğü, önceki gün, 'Biz
Nijerya'da Nijeryalılara Türkçe öğretebildik ama Diyarbakırlılara, Hakkarililere
öğretemedik' demiş. Buradaki temel problem, Kürtlerin Türkçe öğrenememesi değil,
onun asıl canını sıkan, Kürtlerin halen kendi anadillerine sahip çıkıyor
olmasıdır. Nijeryalılara Türkçe öğretirken eminim şöyle bir şey denmemiştir: 'Ey
Nijeryalılar. Siz aslında Nijeryalı değilsiniz. Siz Türk'sünüz ana diliniz
Türkçe...'' (15.27)
