2018-02-27 - 14:36
HDP'li Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında ilk kez yaptığı konuşmada, binlerce HDP'linin cezaevlerinde olduğunu ve cezaevleri sorununun giderek derinleştiğini öne sürdü.
HDP'li Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, binlerce HDP'linin cezaevlerinde olduğunu ve cezaevleri sorununun giderek derinleştiğini öne sürdü.
Temelli, 28 Şubat sürecinin çok sayıda mağduru olduğunu belirterek, en önemli mağduriyetlerden birini üniversitelerin yaşadığını, bugün de binlerce öğretim üyesinin KHK'ler ile ihraç edildiğini savundu. Temelli, "Nasıl ki 1997'de postmodern darbeyi yapanlar bu utançtan kurtulamadan göçüp gidiyorlarsa bunlar da bu utançla yaşayacaklar, anılmaya devam edecekler." diye konuştu.
Üniversitelere yönelik iktidarın kendi kadrolarını düzenlemenin peşinde olduğunu iddia eden Temelli, bir anda 30 bine yakın yardımcı doçentin özlük haklarını kaybettiğini ileri sürdü. Sadece bir yıl içinde 45 atanamayan öğretmenin intihar ettiğini ve büyük bir dramla karşı karşıya olunduğunu savunan Temelli, üniversite mezunlarının da iş bulma olanağının ortadan kalktığını ifade etti.
Temelli, "Dolmabahçe mutabakatı aslında ortak vatanda demokratik cumhuriyet için büyük bir fırsatın adıdır. İşte bu fırsat bahsettiğim 1997 zihniyetiyle aslında geri tepilmiştir." görüşünü öne sürdü.
Sezai Temelli, Türkiye'de çok yaygın bir işsizlik sorunu bulunduğunu ve gizli işsizliğin çok daha hızlı arttığını savundu. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine değinen Temelli, "Bugün şeker pancarı üretiminden geçinen nüfus sadece çiftçiler değildir. Bu alana bağlı olarak baktığımızda yaklaşık bir milyon insanı etkileyecek bir karardır." dedi.
Çocuk istismarının her yerde olduğunu ifade eden Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biraz önce bakan açıklama yapıyor. 'Çocuk istismarında sayı düştü. 16 binmiş 14 bine düşmüş' diyor. Bunu o kadar küçümseyerek anlatıyor ki onun için her şey bir sayı. Bir istismar bile aslında önemlidir. Bir istismar bile bu ülke açısından büyük bir utanç, ciddi bir ahlaki sorundur. Hükümet şimdi yine bir göz boyama espirisi ile suçluyu yakalarlarsa cezalandırarak, kimyasal hadım projeleriyle bu sorunu çözmeye çalışıyor. Oysa, çocukların kendisini koruyabilecekleri çocuk koruma programları bu suçun önlenmesine yönelik tedbirlerin alınacağı bir program hayata geçirilmeli."
Temelli, 28 Şubat sürecinin çok sayıda mağduru olduğunu belirterek, en önemli mağduriyetlerden birini üniversitelerin yaşadığını, bugün de binlerce öğretim üyesinin KHK'ler ile ihraç edildiğini savundu. Temelli, "Nasıl ki 1997'de postmodern darbeyi yapanlar bu utançtan kurtulamadan göçüp gidiyorlarsa bunlar da bu utançla yaşayacaklar, anılmaya devam edecekler." diye konuştu.
Üniversitelere yönelik iktidarın kendi kadrolarını düzenlemenin peşinde olduğunu iddia eden Temelli, bir anda 30 bine yakın yardımcı doçentin özlük haklarını kaybettiğini ileri sürdü. Sadece bir yıl içinde 45 atanamayan öğretmenin intihar ettiğini ve büyük bir dramla karşı karşıya olunduğunu savunan Temelli, üniversite mezunlarının da iş bulma olanağının ortadan kalktığını ifade etti.
Temelli, "Dolmabahçe mutabakatı aslında ortak vatanda demokratik cumhuriyet için büyük bir fırsatın adıdır. İşte bu fırsat bahsettiğim 1997 zihniyetiyle aslında geri tepilmiştir." görüşünü öne sürdü.
Sezai Temelli, Türkiye'de çok yaygın bir işsizlik sorunu bulunduğunu ve gizli işsizliğin çok daha hızlı arttığını savundu. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine değinen Temelli, "Bugün şeker pancarı üretiminden geçinen nüfus sadece çiftçiler değildir. Bu alana bağlı olarak baktığımızda yaklaşık bir milyon insanı etkileyecek bir karardır." dedi.
Çocuk istismarının her yerde olduğunu ifade eden Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biraz önce bakan açıklama yapıyor. 'Çocuk istismarında sayı düştü. 16 binmiş 14 bine düşmüş' diyor. Bunu o kadar küçümseyerek anlatıyor ki onun için her şey bir sayı. Bir istismar bile aslında önemlidir. Bir istismar bile bu ülke açısından büyük bir utanç, ciddi bir ahlaki sorundur. Hükümet şimdi yine bir göz boyama espirisi ile suçluyu yakalarlarsa cezalandırarak, kimyasal hadım projeleriyle bu sorunu çözmeye çalışıyor. Oysa, çocukların kendisini koruyabilecekleri çocuk koruma programları bu suçun önlenmesine yönelik tedbirlerin alınacağı bir program hayata geçirilmeli."
