2010-04-12 - 18:25
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA...
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Anayasa değişiklik teklifinin Anayasa Komisyonundaki görüşmeleri sırasında eleştirileri yanıtladı. Ergin, Avrupa'nın birçok ülkesinde Anayasa Mahkemesine parlamentoların üye seçtiğini yineledi.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Türkiye'yi götürmek istedikleri noktanın gelişmiş
batı demokrasileri olduğunu belirterek, ''AB, hiçbir diktatöryal yapıyı üye kabul etmez'' dedi.

Anayasa Mahkemelerinin ''salt yargısal faaliyet yapan kurumlar''
olmadığını, önemli ölçüde siyasal denetim ve siyasal yargılama yaptığını belirten
Ergin, ''Negatif kanun koyucu fonksiyonu icra ediyorlar. Bu hususun gözden
kaçırılmaması gerekir'' diye konuştu.

''Düzenlemelerle dikta rejimine gidilmek istendiğinin'' belirtildiğini
ifade eden Ergin, 8 yıldır iktidarda olduklarını, kendi iktidarları döneminde
AB'den müzakere tarihi alındığını ve müzakerelere başlandığını söyledi. Ergin,
''Türkiye'nin 50 yıldır uğraştığı bu projede en somut adım AK Parti hükümetleri
döneminde atılmıştır'' dedi.

Ergin, Türkiye'nin bugün BM Güvenlik Konseyinin üyesi olduğunu, AKPM'nin
başına bir Türk parlamenterin geldiğini, İKT Genel Sekreterinin 2 dönemdir bir
Türk bilim adamı olduğunu ifade ederek, ''Bunlar hepimizin göğsünü
kabartmalıdır'' ifadesini dile getirdi.

8 yıl içinde AB çerçevesinde kat edilen mesafelerin ortada olduğunu
anlatan Ergin, ''Türkiye'yi götürmek için gayret gösterdiğimiz AB'nin siyasal
yapısı, demokrasi anlayışı ortada. Hiçbir diktatöryal yapıyı AB kendisine üye
kabul etmez. Türkiye'yi götürmek istediğimiz nokta gelişmiş batı
demokrasileridir. İstikametimiz orası. Bu, çok açık'' diye konuştu.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının Yargıtay ve Danıştayın
yetkilerini kısıtlamak amacıyla yapıldığının ifade edildiğini anımsatan Ergin,
Türkiye'nin AİHM'de en çok dava açılan ikinci, hakkında en fazla ihlal kararı
verilen birinci ülke olduğunu kaydetti.

Ergin, uygulamayla AİHM'e gidecek dosya sayısının azaltılmasının
amaçlandığını ifade ederek, ''İnsanımıza yeni bir hak arama kapısı açılmaktadır''
dedi.

Sadullah Ergin, Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı
ekseninde, yabancı istihbaratçıların da yer aldığı ''karargah'' çalışması
yapıldığı iddialarını yanıtlarken de ''Böyle bir çalışmadan haberim yoktur. Böyle
çalışma içerisine Adalet Bakanlığının bakan, müsteşar, müsteşar yardımcısı ya da
herhangi bir yetkilisi yoktur'' diye konuştu.

Aynı soruyu öğle arasında İçişleri Bakanı Beşir Atalay'a da sorduğunu
bildiren Ergin, Atalay'ın böyle bir yapılanmanın olmadığını söylediği ifade
etti.

Ergin, ''Bu iddialar tarafımızdan kabul edilmezken bunun tekrar tekrar
gündeme getirilmesi halinde yapılacak olan şey şudur: İddia sahibi iddiasını
ispat edecektir. Adalet Bakanının böyle bir yapıdan haberi yoktur. Böyle bir
çalışma için verdiği herhangi bir katkı söz konusu değildir. Hayal ürünü bir
tespittir'' dedi.

Üye atamalarında Cumhurbaşkanının yetkisinin artırıldığının ifade
edildiğini kaydeden Ergin, mevcut durumda Cumhurbaşkanının 15 üye seçtiğini,
getirilen teklifte ise 14 üye seçmesinin öngörüldüğünü kaydetti.

Ergin, ''Gönül ister ki Cumhurbaşkanının seçme yetkisini azaltalım, ama
azalttığımız miktarı da başka bir yere değil parlamentoya verebilelim.
Parlamentoya dolaylı yoldan 3 üye seçmeye bu kadar infial gösterip, 'Anayasa
Mahkemesi siyasallaşıyor' demek Anayasa yargısının kuruluş felsefesini gözden
kaçırmak demektir. Cumhurbaşkanın rolünün fazla olduğu eleştirisini doğru kabul
ederim. Ama seçim hakkının parlamento lehine değiştirilmesiyle doğru bir yöne
gidebileceğini ifade etmek isterim'' dedi.

Mevcut parlamentonun Anayasa değiştirmeyi taahhüt etmesi, yeni
parlamentonun Anayasa yapması önerisinin olduğunu da anımsatan Ergin, bu yöntemin
denendiğini söyledi.

AK Parti'nin 2007 seçimlerinden önce Anayasayı değiştirmeyi taahhüt
ettiğini dile getiren Ergin, şöyle devam etti:

''Seçimden çıkan bir parlamento yapamayacak, üzerinden bir yıl geçen
parlamento yapamayacak, seçimlere 15 ay var yapamayacak... Hani, pazartesi
haftanın ilk günü, salı sallanır, çarşambayı sel alır, perşembe mübarek gün, cuma
şu, budur gibi mazeretler silsilesi... 28 yıldır bu Anayasanın olması gereken
noktaya taşınması için bir mücadele var bu ülkede. Bu yöntemler denenmiş, netice
alınamadığı için bu noktaya gelinmiştir. Bugün Anayasa yapma meşruiyetine sahip
olmadığını düşünülen bir Meclis olduğu düşünülüyorsa böyle bir yapının uzlaşma
komisyonu kurarak oluşturacağı metni bir sonraki parlamentoya dikte etme hakkı
hiç yoktur. Çünkü, gelecek olan arkadaşlarımızın iradesine saygısızlık
anlamındadır. Bu parlamentonun anayasa değişikliğini en geniş şekilde görüşme
imkanı vardır. Nasıl ki yasama, denetim yapıyorsa bu çalışmaları yapacak
durumdadır.'' (18.25)