2007-04-23 - 15:00
Özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurul'undaki konuşmasında Cumhurbaşkanı seçim sürecinin demokrasinin kuralları içinde, olması
gerektiği gibi sürdüğünü belirten Arınç "Kim; Meclisimize mesaj göndermek için demokratik hakkını yasalar çerçevesinde kullanmışsa, bilsin ki onların mesajı alınmıştır." dedi.
TBMM Başkanı Arınç "Kimse şüphe etmesin ki, Yüce Meclisimiz,
Cumhuriyetimizin kazanımlarının bir tekinin bile geri götürülmesine izin
vermeyecektir. Meclis; laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, sahibi ve koruyucusudur." dedi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç Meclis'in açılışın 87. yıldönümü dolayısıyla
özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurul'unda bir konuşma yaptı.
Konuşmasının kısa bir süre önce hayatını kaybeden TBMM Başkanvekili
Ali Dinçer ve 22. dönemde hayalarını kaybeden Kütahya Milletvekili Halil
İbrahim Yılmaz, Ağrı Milletvekili Mehmet Melik Özmen, Konya Milletvekili
Nezir Büyükcengiz, Yozgat Milletvekili İlyas Arslan, Gaziantep Milletvekili
Ömer Abuşoğlu'na rahmet diledi.
23 Nisan 1920 tarihinde heyecan, umut ve kararlılıkla açılan Meclis'in, 87
yıl boyunca her 23 Nisan'da aynı heyecanı ve kararlılığı yaşadığını ifade
eden Arınç "Bugün de Milletimizi temsil eden Meclisimizde ilk günkü gibi
milletin iradesini koruma kararlılığı devam etmektedir." Diye konuştu.
TBMM'nin büyük zorluklar, sıkıntılar ve bazen müdahalelerle geçen 87 yıl
boyunca milletimizin korumaktan, desteklemekten asla vazgeçmediği bir
kurum olduğunu vurgulayan Arınç Meclis'in de Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olan her bireyi 87 yıl boyunca hiçbir ayrım yapmadan temsil
ettiğini ve her bireyin hakkını Meclis çatısı altında geliştirip desteklediğini
söyledi.
Demokrasinin, bireyler arasında ayrım yapmadan, onların haklarını koruyan
Meclis'in varlığı ile hayat bulabileceğine işaret eden Arınç "Meclise gösterilen
saygı ve onun itibarının yükseltilmesi için yapılan tüm katkılar aynı zamanda
demokrasinin güçlendirilmesi anlamına gelir. TBMM, gücünü ve yetkisini millet
iradesinden alır. Millet adına karar verir ve tüm yasaları milletin refahı ve huzuru
için çıkarır." dedi.
MECLİSİN SAYGINLIĞI?
Siyasetin kendini ifade ettiği en önemli kurumun Meclis olduğuna dikkat çeken
Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Burada yaşam alanı bulan, anayasal teminat altında, ülke yönetimine yansıyan
siyaset kurumunun saygınlığı, Meclisimizin saygınlığı ile paralellik arz eder.
Yıpranmış, saygınlığını yitirmiş bir siyaset kurumu demokrasiye zarar verir.
Ülkenin sorunları siyaset kurumu tarafından Meclis eliyle çözüm bulduğu sürece,
sağlıklı işleyen bir demokrasi var demektir. Siyaset kurumunun çözüm üretemediği,
tıkandığı anlar, demokrasi için tehlike çanlarının çaldığı zamanlardır. Bugün Meclisimiz,
geçmiş dönemlerinde olmadığı kadar güçlü ve saygın bir şekilde siyaseti yönetmektedir."
22. Dönem Meclisinin bugüne kadar yaptığı yasama faaliyetlerinin, Türkiye'nin
demokratikleşme yürüyüşünü bir koşuya çevirdiğini ifade eden Arınç "Ülkemiz,
Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk'ten bu yana kendisi için belirlediği özgür,
müreffeh, güçlü ve çağdaş Türkiye hedefine azimle ve kararlılıkla koşmaya
başlamıştır." Dedi.
22. Dönem Meclisi, bugüne kadar 851 kanun çıkardığını belirten Arınç bu reform
yasalarını bir kalemde ifade etmek geçmenin haksızlık olacağını vurguladı.
"Sessiz Devrim" olarak nitelendirilen reformların son 40 yılın en ciddi yasal
düzenlemeleri olduğunu ifade eden Arınç bu reformların milletimizin yaşam
seviyesini yükselttiğini kaydetti.
Milletvekillerinin büyük özverilerle çıkardığı kanunların ülkemizin, Meclisimizin,
milletimizin tüm dünyadaki saygınlığını artırdığını belirten Arınç "Bugün Türkiye,
dünya siyasetinde etkin, güçlü, saygın ve güvenilir bir yere sahipse, nedeni
Meclisimizin gerçekleştirdiği bu devrim niteliğindeki yasal düzenlemelerdir.
Aynı şekilde bir zamanlar saygın kurumlar arasında en alt sıralarda bulunan
Meclisimiz, bugün hak ettiği yerde ilk sıralarda yer almıştır. Bu, demokrasimiz
açısından hayati önem taşıyan bir yükselmedir." Diye konuştu.
Son 24 yıldan bu yana Meclisin ilk kez 5. Yasama Yılı çalışmaları yaptığına
işaret eden Arınç, ''Bu durum, siyaset kurumunun normalleştiğini, ülkemizin
istikrara kavuştuğunu gösterir. Siyasi istikrar, beraberinde ekonomik istikrarı
getirmiştir. Siyaset ve ekonomi, birbirinden ayrılamayan ikizler gibidir. Bu
nedenledir ki siyaset kurumunda yaşanan istikrar trendi, direkt olarak ekonomiyi
etkilemektedir'' dedi.
''SİYASİ KRİZ, DEĞİŞMEZ GÜNDEM MADDESİYDİ''
Siyasi krizin, bir dönem Türkiye'nin değişmez gündem maddesi olduğunu
ifade eden Arınç, bu krizler nedeniyle ekonominin sürekli iniş çıkışlar yaşadığını ve
büyük kayıplar verildiğini belirtti.
Arınç, siyasi kriz ile siyasi tartışmayı birbirinden ayırmak gerektiğini vurgulayarak,
tartışmanın, siyasetin doğasında olduğunu ve yeni açılımlar yaşanmasına katkı
sağladığını hatırlattı. Arınç, ''Ancak kriz, siyasetin yaşam koşullarını zorlaştırır
ki bu, asla istenilen bir durum değildir. Meclis, siyasetin kalbidir ve burada
yaşanacak bir siyasi kriz, ülkenin yaşamını doğrudan etkileyen kalp krizine benzer'' dedi.
2. Dönem Meclisinde hiçbir siyasi kriz yaşanmadığını belirten Arınç, en zor
konuların, en ciddi yasaların ve tezkerelerin tartışıldığı dönemlerde bile krize
dönüşen bir süreç hiç olmadığını, bir zamanlar alışkanlık haline gelen ekonomik
krizlerin de bu dönemde yaşanmadığını kaydetti.
Arınç, ''Siyasetin ana aktörleri olan siyasi partiler ve üyeleri, bu dönemde
özgürce kendilerini ifade etmiş, tartışmış, yeni açılımlar yaratmış ve
nihayetinde bir sonuca ulaşılmıştır. Bu tartışma dönemi içerisinde Meclisimiz
hiçbir zaman dışarıdan gelen bir yönlendirme ve telkinle hareket etmemiş, özgür
iradesini sonuna kadar kullanmıştır. Bu yüzdendir ki 22. Dönem Meclisi,
demokrasinin en iyi işlediği dönemlerden biri olmuştur'' diye konuştu.
''EN ÇOK İLGİ GÖSTERİLEN KURUM...''
Meclisin, aynı zamanda tüm kamuoyunun en çok ilgi gösterdiği bir kurum
haline geldiğini, basın organlarının, siyaseti Meclis üzerinden izlediğini
belirten Arınç, 4 yılda Meclis üzerinden yapılan yazılı haber sayısının yüzde 200
artış gösterdiğini, komisyonların, milletvekillerinin bireysel çalışmalarının,
Genel Kurul çalışmalarının ve uluslararası faaliyetlerinin tümünün büyük
dikkatle basın tarafından takip edilerek kamuoyuna duyurulduğunu anlattı.
Sivil toplum örgütlerinin, komisyon çalışmalarına bizzat davet edildiğini ve
yasama faaliyetlerine katkıda bulunduklarını belirten Arınç, birçok sivil toplum
örgütünün, bu dönemde Mecliste özel irtibat görevlileri tahsis ettiğini ve
çalışmaları takip ettiğini söyledi. Meclisin bu dönemde bir sosyal faaliyet
merkezine dönüştüğünü ifade eden Arınç, bugüne kadar hiç olmadığı kadar
sosyal faaliyetin, 22. Dönemde gerçekleştiğini kaydetti.
Arınç, 4 yıl önce aldıkları kararla; Meclisin tüm salonlarını, kullanılabilir alanlarını
halka açtıklarını, bu süre içinde çok sayıda konferans, kampanya, sergi,
konser ve sanat faaliyeti gerçekleştirildiğini kaydederek, ''Bu etkinliklerin
tümünün, sivil örgütlerin, sanatseverlerin faaliyetleriyle gerçekleştiğini ve
hiçbir ücret talep edilmediğini söyledi.
TBMM kampüsünün, adeta sosyal yaşamın bir merkezi haline geldiğini ve
halkın ilgi odağı olduğuna işaret eden Arınç, ''Bu, bizim özlediğimiz bir Meclistir.
Milletiyle bütünleşen, kucaklaşan, ona tüm kapılarını açan bir Meclis, gerçek
fonksiyonunu yapan bir Meclistir. Bir kurumun hem milleti temsil etmesi hem
de o milletle kopuk yaşaması büyük bir çelişkidir. İşte Meclisimiz, bu çelişkiyi
ortadan kaldırmıştır. Bir yandan temsil ettiği milletin refahı için reformlar
yaparken, bir yandan da ona tüm kapılarını açmış ve onunla kucaklaşmıştır'' diye
konuştu.
''PARLAMENTER DİPLOMASİ BAŞARISI...''
Bülent Arınç, 22. Dönem Meclisinin en başarılı olduğu konulardan birinin de
parlamenter diplomasi çalışmaları olduğunu kaydederek, son 4.5 yılda Meclisin,
tarihinin en büyük diplomatik ilgisiyle karşılaştığını anlattı.
Bugüne kadar Meclisi onlarca devlet başkanı, meclis başkanı, hükümet başkanının
bizzat ziyaret ettiğini, yurtdışından gelen heyet sayısının yüzlerle ifade
edildiğini belirten Arınç, bunu, ''son 50 yılda karşılaşılmayan bir ilgi'' olarak
tanımladı. Arınç, bu ilginin en büyük sebebinin, Meclisin AB üyesi olmak
için gösterdiği büyük başarı olduğunu bildirdi.
''Artık dünyada görmezlikten gelinen bir Türkiye yoktur'' diyen Arınç,
''bölgesinin etkin, güçlü, karar mekanizmalarında yer alan, saygın bir
Türkiye'nin'' konuşulduğunu belirterek, Japonya'dan Amerika'ya kadar, gittiği her
ülkede saygıyla karşılanan bir Türkiye olduğunu vurguladı.
Arınç, ''İlginçtir, Türkiye'nin demokratikleşme ve istikrarlı yürüyüşü konusunda
yurtdışındaki görünümü, yurtiçindekinden daha pozitiftir. Gerek ekonomi çevreleri,
gerek parlamentolar ve gerekse hükümetler düzeyinde ülkemizin istikrarı ve saygınlığı
hep takdirle karşılanmaktadır'' dedi.
Parlamenter diplomasinin, Türkiye'nin saygınlığını artırarak, dış politikanın
etkinliğine katkıda bulunduğunu belirten Arınç, bu dönemde Dışişleri Bakanlığı ile
yapılan uyumlu işbirliğinin, bu katkının artmasında önemli bir etkisi olduğunu söyledi.
"BUNU SORGULAMALIYIZ!"
Türkiye'nin çok derin ve köklü bir tarihi geçmişe sahip olduğuna dikkat çeken
Arınç yüzyıllardır çok kültürlü bir yaşam sürdüğümüzü kaydetti.
Medeniyetlerin çatışmasını değil ittifakını öneren tek ülke olduğumuzu ifade eden
Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bizim sokaklarımızda camiler, kiliseler, havralar yan yanadır. Bizim topraklarımız,
dinlerin hayat bulduğu topraklardır. Biz, bu özelliğimizle gurur duyarız.
Ancak; Trabzon'da, İstanbul'da ve son olarak Malatya'da yaşanan olaylar bizi
derinden sarsmıştır. Bu şehirlerde haince saldırılar yapanlar asla milliyetçi
olamazlar. Bizim ülkemizin milliyetçileri bunlar değildir. Bizim milliyetçiliğimiz,
şiddet içermez. Bizim milliyetçilerimiz, tıpkı Osmanlı'da olduğu gibi hoşgörü ile
başka milletlere yaklaşır. Biz, farklı dinlerdeki insanların yaşamına kasteden
insanlar değiliz, asla da olmadık. Ama ortada yaşamını yitiren kişiler vardır.
Bu gerçek, bizim içimizde bir sızıdır. Bunu sorgulamalıyız. Gençlerimizin milliyetçi
duygularını tahrik edenleri bulup ortaya çıkarmalı ve toplumumuzdan dışlamalıyız."
'KADINLAR SİYASETE DAHA ÇOK İLGİ GÖSTERMELİ''
22. Dönem Meclisi olarak son kez 23 Nisan törenlerini kutladıklarını
hatırlatan Arınç, önümüzdeki günlerde yapılacak genel seçimlerle birlikte
Meclisin yenileneceğini ve 23. Dönem Meclisinin çalışmalarına başlayacağını
belirtti.
''Bu son 23 Nisan törenlerinde, çocuklarımızın geleceği için umut dolu
olduğumu ifade etmek isterim'' diyen Arınç, milletin, Meclisin çalışmalarını
yakından takip ettiğini ve takdirle karşıladığını söyledi.
Muhalefet ve iktidar milletvekillerinin aynı istekle çıkardığı kanunlardan
birinin; gençlere Meclisin yolunu açan yeni düzenleme olduğuna işaret eden
Arınç, artık, 25 yaşını doldurmuş her gencin Meclisin bir üyesi olabileceğini kaydetti.
Bu önemli düzenlemeye gençlerin ilgi göstermesini ve Meclise gelerek kendilerine
daha çok enerji vermesini isteyen Arınç, onların temiz, taze ve enerji dolu
zihinlerinin Meclis çalışmalarını daha da güçlendireceğini vurguladı.
Özellikle kadınların siyasete daha çok ilgi göstermesini isteyen Bülent
Arınç, ''Hepimiz eminiz ki siyaset, kadın nezaketi ve zarafetiyle daha da
güzelleşecektir. Daha çok kadın milletvekilinin 23. Dönemde Meclisimize
girmesini dilerken, buna, siyasi partilerimizin de özel bir destek vereceğini,
ayrıca ümit ve temenni ediyorum'' dedi.
''İSMİ DUYULDUĞUNDA GURUR VEREN BİR TÜRKİYE...''
Gelecekten umutlu olduğunu belirten TBMM Başkanı Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Çocuklarımız, parıldayan bir ülkede yaşayacaklardır. İsmi duyulduğunda
gurur veren, güven veren, aidiyet duygusu veren bir Türkiye inşa oluyor.
Çocuklarımızın, gençlerimizin, geleceklerini başka ülkelerde aramadığı; 'benim
ülkem' dediğinde, gözlerinde ışıltılar oluştuğu bir Türkiye hayali kurmalıyız.
Her bireyin yaşadığı için övünç duyduğu, pasaportunu, parasını, kimliğini
taşıdığı için gurur duyduğu bir ülke hayal etmeliyiz.
'Bizim ülkemiz' dediğimizde hiçbir vatandaşın gönlünde bir burukluk
olmamalı. Hangi etnik kökenden olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun, hangi
kimliği taşırsa taşısın, herkesin 'bizim ülkemiz' dediğinde, seslerinin aynı
mutlulukta, aynı neşede ve aynı gürlükte çıkması gerekir. İşte o zaman, biz
mutlu bir aile olabiliriz.
Bu ailenin çocukları, farklı seslerde, renklerde ve düşüncede olabilir. Her
çocuk, tıpkı kendi çocukluğumuzda olduğu gibi, farklı karakterlerde olabilir. Ama
her çocuk, ailenin eşit birer ferdidir ve kendini o aileye ait hissettiği sürece
mutludur. Bizim ailemizin adı, Türkiye'dir. Bir tane ailemiz vardır. Hepimiz,
Türkiye ailesinin çocuklarıyız. Bu aileye sahip çıkmalıyız, onu güçlendirmeliyiz.
Bizim dünyadaki gücümüzün gerçek kaynağı aile yapımızın güçlü olmasıdır.
Şimdi, Türkiye ailesinin güçlenmesi için çalışmalıyız. Farklı düşünsek de farklı
inansak da farklı giyinsek de biz, Türkiye ailesine aitiz. Bu ailenin geleceği,
güvenliği söz konusu olduğunda hepimizin fedakarlık yapmak için bir an bile
düşünmemesi gerekir. Yoksa, ailemiz dağılır ve mahvoluruz.
Farklılıklarımız, bizim için korkulacak bir şey değildir. Bizler;
demokrasiyi tehlikeye sokmadığı sürece, özgürce tartışılmasını ve fikirlerin
söylenmesini desteklemeliyiz. Her farklı sesin duyulmasıyla rejimimiz tehlikeye
girmez. Bilakis, tek sesli toplumlarda tehlike daha büyüktür. Çünkü konuşamayan
toplum; bağıran, ardından şiddet isteyen topluma dönüşür. Hepimiz aynı gemide
yol alıyoruz. Kimse, içinde hayatını sürdürdüğü ve battığında boğulacağı gemiye
bilerek zarar vermez.''
''TÜM HEDEFİM SAYGIN BİR BİR MECLİS OLUŞTURMAKTI''
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Meclis Başkanı sıfatıyla son kez 23 Nisan özel
oturumunu yönettiğine işaret ederek, yaklaşık 5 yıldan beri Meclis Başkanlığını,
''onurla ve gururla yaptığını'' söyledi.
Geçen süre içinde milletvekilleriyle birçok konuda ortak çalışmalar yaptıklarını anlatan
Arınç, şöyle konuştu:
''İçtenlikle söylemeliyim ki tüm amacım, gayretim ve hedefim; saygın bir
Meclis oluşturmak içindir. Daha güçlü, daha itibarlı ve millet iradesini daha
güzel yansıtan bir Meclise sahip olmak için bütün enerjimi kullanmaya çalıştım.
Her hareketim ve konuşmamda, temsil ettiğim Meclis'in saygınlığını
önceledim. Bu gayretlerimin ne kadarını başardığımı, milletimin takdirine
bırakıyorum. Yine de bu beş yıllık dönem içinde, istemeden de olsa, bir yanlış
yaparak Yüce Meclis'in saygınlığına gölge düşürmüşsem, milletimin engin affına
sığınıyorum.''
Önlerinde bir genel seçim bulunduğunu ifade eden Arınç, seçimlerde tüm
milletvekillerine ve siyasi partilere başarılar diledi.
Bülent Arınç, ''Umuyorum ki milletimiz hakkaniyetle kendisini temsil edecek
vekillerini seçecek ve Meclisimize gönderecektir. 23. Dönem Meclisimiz,
eminiz ki bugünden daha başarılı çalışmalar yapacaktır'' diye konuştu.
TBMM Başkanı Arınç, yakında temelleri atılacak olan yeni kütüphane, arşiv ve
araştırma merkezi binasının; milletvekilleri için yeni ve modern çalışma ofisleri
ve diğer teknik yatırımların 23. Dönemde tamamlanacağını ve daha iyi yasama
çalışmaları yapılacağını bildirdi.
''KARAR MİLLETİN KARARI OLACAKTIR''
Meclisin açılışının 87. yıldönümünde, bir tarihi görevi tamamlamak üzere
olduklarını belirten Arınç, 11. Cumhurbaşkanını seçmek için 16 Nisan'dan beri
çalışma içerisinde olduklarını hatırlattı.
Bugüne kadar 9 Cumhurbaşkanını bizzat seçen Meclisin, yeni Cumhurbaşkanını
da aynı kararlılık ve özgüvenle seçmek üzere olduğunu kaydeden Arınç, kısa bir
süre sonra tamamlanacak bu sürecin, demokrasi kuralları içinde, olgunlukla devam
ettiğini dile getirdi. Bu süreçte, toplumun tüm kesimlerinin bir şekilde ülkeyi
temsil edecek olan Cumhurbaşkanının seçimi konusunda görüşlerini ifade ettiğini
anlatan TBMM Başkanı Arınç, şunları kaydetti:
''Ancak kim; ne derse desin, bu süreç, demokrasinin kuralları içinde, olması
gerektiği gibi sürmektedir. Ülkemiz, özgürce bir tartışma ortamı yaşamaktadır.
Biz, tartışmaları zenginlik olarak görüyoruz ve korku da duymuyoruz. Kim;
Meclisimize mesaj göndermek için demokratik hakkını yasalar çerçevesinde
kullanmışsa, bilsin ki onların mesajı alınmıştır. Bu Yüce Meclisin üyeleri,
demokratik hakkını kullanan herkese saygı göstermiştir ve seçim günü özgürce
oylarını kullandığında, bu mesajları düşünecektir.
Ancak seçim günleri geldiğinde, söz söyleme sırası Meclisimizin olacaktır.
İşte o zaman herkesin, Meclisimize sesini duyuran, duyurmayan her ferdin, bu
Yüce Meclisten çıkacak karara saygı göstermesini bu kez biz bekliyoruz. Karar,
milletin kararı olacaktır.''
Görev süresi yakında dolacak olan 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e
Meclis adına saygılarını sunan Arınç, ''Yüce Meclisimiz, kendilerinin, yasama
faaliyetlerine olan olumlu katkısını her zaman hatırlayacaktır. Kendisine bundan
sonraki yaşamında sağlıklı ve mutlu bir ömür dileriz'' dedi.
''KİMSE ŞÜPHE ETMESİN...''
Meclisin açılışının 87. yıldönümünün, büyük bir heyecan ve gururla tüm
yurtta kutlandığını ifade eden TBMM Başkanı Arınç, sözlerini şöyle tamamladı:
''Bugünün armağan edildiği çocuklarımızın neşesi ve sevinci, bir ömür boyu
sürer umarım. Bu mutluluğu borçlu olduğumuz Meclisimizin kurucularını bir kez
daha hep birlikte rahmetle anmalıyız. İlk Meclis Başkanımız, Cumhuriyetimizin
kurucusu, bağımsızlık savaşının muzaffer komutanı Mustafa Kemal Atatürk başta
olmak üzere, bu yüce çatının inşasına emek vermiş herkesi rahmetle ve minnetle
anıyoruz.
Onlar bize, onurlu bir ülke, güçlü bir devlet, gurur veren bir bayrak ve
mutluluk bıraktılar. Kimse şüphe etmesin ki Yüce Meclisimiz, Cumhuriyetimizin
kazanımlarının bir tekinin bile geri götürülmesine izin vermeyecektir. Kimse
şüphe etmesin ki bu Meclis; laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, sahibi ve koruyucusudur."
NOT: TBMM Başkanı Arınç'ın konuşmasının tam metnine "İlgili Dökümanlar"
bölümünden ulaşabilirsiniz.
Cumhuriyetimizin kazanımlarının bir tekinin bile geri götürülmesine izin
vermeyecektir. Meclis; laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, sahibi ve koruyucusudur." dedi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç Meclis'in açılışın 87. yıldönümü dolayısıyla
özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurul'unda bir konuşma yaptı.
Konuşmasının kısa bir süre önce hayatını kaybeden TBMM Başkanvekili
Ali Dinçer ve 22. dönemde hayalarını kaybeden Kütahya Milletvekili Halil
İbrahim Yılmaz, Ağrı Milletvekili Mehmet Melik Özmen, Konya Milletvekili
Nezir Büyükcengiz, Yozgat Milletvekili İlyas Arslan, Gaziantep Milletvekili
Ömer Abuşoğlu'na rahmet diledi.
23 Nisan 1920 tarihinde heyecan, umut ve kararlılıkla açılan Meclis'in, 87
yıl boyunca her 23 Nisan'da aynı heyecanı ve kararlılığı yaşadığını ifade
eden Arınç "Bugün de Milletimizi temsil eden Meclisimizde ilk günkü gibi
milletin iradesini koruma kararlılığı devam etmektedir." Diye konuştu.
TBMM'nin büyük zorluklar, sıkıntılar ve bazen müdahalelerle geçen 87 yıl
boyunca milletimizin korumaktan, desteklemekten asla vazgeçmediği bir
kurum olduğunu vurgulayan Arınç Meclis'in de Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olan her bireyi 87 yıl boyunca hiçbir ayrım yapmadan temsil
ettiğini ve her bireyin hakkını Meclis çatısı altında geliştirip desteklediğini
söyledi.
Demokrasinin, bireyler arasında ayrım yapmadan, onların haklarını koruyan
Meclis'in varlığı ile hayat bulabileceğine işaret eden Arınç "Meclise gösterilen
saygı ve onun itibarının yükseltilmesi için yapılan tüm katkılar aynı zamanda
demokrasinin güçlendirilmesi anlamına gelir. TBMM, gücünü ve yetkisini millet
iradesinden alır. Millet adına karar verir ve tüm yasaları milletin refahı ve huzuru
için çıkarır." dedi.
MECLİSİN SAYGINLIĞI?
Siyasetin kendini ifade ettiği en önemli kurumun Meclis olduğuna dikkat çeken
Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Burada yaşam alanı bulan, anayasal teminat altında, ülke yönetimine yansıyan
siyaset kurumunun saygınlığı, Meclisimizin saygınlığı ile paralellik arz eder.
Yıpranmış, saygınlığını yitirmiş bir siyaset kurumu demokrasiye zarar verir.
Ülkenin sorunları siyaset kurumu tarafından Meclis eliyle çözüm bulduğu sürece,
sağlıklı işleyen bir demokrasi var demektir. Siyaset kurumunun çözüm üretemediği,
tıkandığı anlar, demokrasi için tehlike çanlarının çaldığı zamanlardır. Bugün Meclisimiz,
geçmiş dönemlerinde olmadığı kadar güçlü ve saygın bir şekilde siyaseti yönetmektedir."
22. Dönem Meclisinin bugüne kadar yaptığı yasama faaliyetlerinin, Türkiye'nin
demokratikleşme yürüyüşünü bir koşuya çevirdiğini ifade eden Arınç "Ülkemiz,
Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk'ten bu yana kendisi için belirlediği özgür,
müreffeh, güçlü ve çağdaş Türkiye hedefine azimle ve kararlılıkla koşmaya
başlamıştır." Dedi.
22. Dönem Meclisi, bugüne kadar 851 kanun çıkardığını belirten Arınç bu reform
yasalarını bir kalemde ifade etmek geçmenin haksızlık olacağını vurguladı.
"Sessiz Devrim" olarak nitelendirilen reformların son 40 yılın en ciddi yasal
düzenlemeleri olduğunu ifade eden Arınç bu reformların milletimizin yaşam
seviyesini yükselttiğini kaydetti.
Milletvekillerinin büyük özverilerle çıkardığı kanunların ülkemizin, Meclisimizin,
milletimizin tüm dünyadaki saygınlığını artırdığını belirten Arınç "Bugün Türkiye,
dünya siyasetinde etkin, güçlü, saygın ve güvenilir bir yere sahipse, nedeni
Meclisimizin gerçekleştirdiği bu devrim niteliğindeki yasal düzenlemelerdir.
Aynı şekilde bir zamanlar saygın kurumlar arasında en alt sıralarda bulunan
Meclisimiz, bugün hak ettiği yerde ilk sıralarda yer almıştır. Bu, demokrasimiz
açısından hayati önem taşıyan bir yükselmedir." Diye konuştu.
Son 24 yıldan bu yana Meclisin ilk kez 5. Yasama Yılı çalışmaları yaptığına
işaret eden Arınç, ''Bu durum, siyaset kurumunun normalleştiğini, ülkemizin
istikrara kavuştuğunu gösterir. Siyasi istikrar, beraberinde ekonomik istikrarı
getirmiştir. Siyaset ve ekonomi, birbirinden ayrılamayan ikizler gibidir. Bu
nedenledir ki siyaset kurumunda yaşanan istikrar trendi, direkt olarak ekonomiyi
etkilemektedir'' dedi.
''SİYASİ KRİZ, DEĞİŞMEZ GÜNDEM MADDESİYDİ''
Siyasi krizin, bir dönem Türkiye'nin değişmez gündem maddesi olduğunu
ifade eden Arınç, bu krizler nedeniyle ekonominin sürekli iniş çıkışlar yaşadığını ve
büyük kayıplar verildiğini belirtti.
Arınç, siyasi kriz ile siyasi tartışmayı birbirinden ayırmak gerektiğini vurgulayarak,
tartışmanın, siyasetin doğasında olduğunu ve yeni açılımlar yaşanmasına katkı
sağladığını hatırlattı. Arınç, ''Ancak kriz, siyasetin yaşam koşullarını zorlaştırır
ki bu, asla istenilen bir durum değildir. Meclis, siyasetin kalbidir ve burada
yaşanacak bir siyasi kriz, ülkenin yaşamını doğrudan etkileyen kalp krizine benzer'' dedi.
2. Dönem Meclisinde hiçbir siyasi kriz yaşanmadığını belirten Arınç, en zor
konuların, en ciddi yasaların ve tezkerelerin tartışıldığı dönemlerde bile krize
dönüşen bir süreç hiç olmadığını, bir zamanlar alışkanlık haline gelen ekonomik
krizlerin de bu dönemde yaşanmadığını kaydetti.
Arınç, ''Siyasetin ana aktörleri olan siyasi partiler ve üyeleri, bu dönemde
özgürce kendilerini ifade etmiş, tartışmış, yeni açılımlar yaratmış ve
nihayetinde bir sonuca ulaşılmıştır. Bu tartışma dönemi içerisinde Meclisimiz
hiçbir zaman dışarıdan gelen bir yönlendirme ve telkinle hareket etmemiş, özgür
iradesini sonuna kadar kullanmıştır. Bu yüzdendir ki 22. Dönem Meclisi,
demokrasinin en iyi işlediği dönemlerden biri olmuştur'' diye konuştu.
''EN ÇOK İLGİ GÖSTERİLEN KURUM...''
Meclisin, aynı zamanda tüm kamuoyunun en çok ilgi gösterdiği bir kurum
haline geldiğini, basın organlarının, siyaseti Meclis üzerinden izlediğini
belirten Arınç, 4 yılda Meclis üzerinden yapılan yazılı haber sayısının yüzde 200
artış gösterdiğini, komisyonların, milletvekillerinin bireysel çalışmalarının,
Genel Kurul çalışmalarının ve uluslararası faaliyetlerinin tümünün büyük
dikkatle basın tarafından takip edilerek kamuoyuna duyurulduğunu anlattı.
Sivil toplum örgütlerinin, komisyon çalışmalarına bizzat davet edildiğini ve
yasama faaliyetlerine katkıda bulunduklarını belirten Arınç, birçok sivil toplum
örgütünün, bu dönemde Mecliste özel irtibat görevlileri tahsis ettiğini ve
çalışmaları takip ettiğini söyledi. Meclisin bu dönemde bir sosyal faaliyet
merkezine dönüştüğünü ifade eden Arınç, bugüne kadar hiç olmadığı kadar
sosyal faaliyetin, 22. Dönemde gerçekleştiğini kaydetti.
Arınç, 4 yıl önce aldıkları kararla; Meclisin tüm salonlarını, kullanılabilir alanlarını
halka açtıklarını, bu süre içinde çok sayıda konferans, kampanya, sergi,
konser ve sanat faaliyeti gerçekleştirildiğini kaydederek, ''Bu etkinliklerin
tümünün, sivil örgütlerin, sanatseverlerin faaliyetleriyle gerçekleştiğini ve
hiçbir ücret talep edilmediğini söyledi.
TBMM kampüsünün, adeta sosyal yaşamın bir merkezi haline geldiğini ve
halkın ilgi odağı olduğuna işaret eden Arınç, ''Bu, bizim özlediğimiz bir Meclistir.
Milletiyle bütünleşen, kucaklaşan, ona tüm kapılarını açan bir Meclis, gerçek
fonksiyonunu yapan bir Meclistir. Bir kurumun hem milleti temsil etmesi hem
de o milletle kopuk yaşaması büyük bir çelişkidir. İşte Meclisimiz, bu çelişkiyi
ortadan kaldırmıştır. Bir yandan temsil ettiği milletin refahı için reformlar
yaparken, bir yandan da ona tüm kapılarını açmış ve onunla kucaklaşmıştır'' diye
konuştu.
''PARLAMENTER DİPLOMASİ BAŞARISI...''
Bülent Arınç, 22. Dönem Meclisinin en başarılı olduğu konulardan birinin de
parlamenter diplomasi çalışmaları olduğunu kaydederek, son 4.5 yılda Meclisin,
tarihinin en büyük diplomatik ilgisiyle karşılaştığını anlattı.
Bugüne kadar Meclisi onlarca devlet başkanı, meclis başkanı, hükümet başkanının
bizzat ziyaret ettiğini, yurtdışından gelen heyet sayısının yüzlerle ifade
edildiğini belirten Arınç, bunu, ''son 50 yılda karşılaşılmayan bir ilgi'' olarak
tanımladı. Arınç, bu ilginin en büyük sebebinin, Meclisin AB üyesi olmak
için gösterdiği büyük başarı olduğunu bildirdi.
''Artık dünyada görmezlikten gelinen bir Türkiye yoktur'' diyen Arınç,
''bölgesinin etkin, güçlü, karar mekanizmalarında yer alan, saygın bir
Türkiye'nin'' konuşulduğunu belirterek, Japonya'dan Amerika'ya kadar, gittiği her
ülkede saygıyla karşılanan bir Türkiye olduğunu vurguladı.
Arınç, ''İlginçtir, Türkiye'nin demokratikleşme ve istikrarlı yürüyüşü konusunda
yurtdışındaki görünümü, yurtiçindekinden daha pozitiftir. Gerek ekonomi çevreleri,
gerek parlamentolar ve gerekse hükümetler düzeyinde ülkemizin istikrarı ve saygınlığı
hep takdirle karşılanmaktadır'' dedi.
Parlamenter diplomasinin, Türkiye'nin saygınlığını artırarak, dış politikanın
etkinliğine katkıda bulunduğunu belirten Arınç, bu dönemde Dışişleri Bakanlığı ile
yapılan uyumlu işbirliğinin, bu katkının artmasında önemli bir etkisi olduğunu söyledi.
"BUNU SORGULAMALIYIZ!"
Türkiye'nin çok derin ve köklü bir tarihi geçmişe sahip olduğuna dikkat çeken
Arınç yüzyıllardır çok kültürlü bir yaşam sürdüğümüzü kaydetti.
Medeniyetlerin çatışmasını değil ittifakını öneren tek ülke olduğumuzu ifade eden
Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bizim sokaklarımızda camiler, kiliseler, havralar yan yanadır. Bizim topraklarımız,
dinlerin hayat bulduğu topraklardır. Biz, bu özelliğimizle gurur duyarız.
Ancak; Trabzon'da, İstanbul'da ve son olarak Malatya'da yaşanan olaylar bizi
derinden sarsmıştır. Bu şehirlerde haince saldırılar yapanlar asla milliyetçi
olamazlar. Bizim ülkemizin milliyetçileri bunlar değildir. Bizim milliyetçiliğimiz,
şiddet içermez. Bizim milliyetçilerimiz, tıpkı Osmanlı'da olduğu gibi hoşgörü ile
başka milletlere yaklaşır. Biz, farklı dinlerdeki insanların yaşamına kasteden
insanlar değiliz, asla da olmadık. Ama ortada yaşamını yitiren kişiler vardır.
Bu gerçek, bizim içimizde bir sızıdır. Bunu sorgulamalıyız. Gençlerimizin milliyetçi
duygularını tahrik edenleri bulup ortaya çıkarmalı ve toplumumuzdan dışlamalıyız."
'KADINLAR SİYASETE DAHA ÇOK İLGİ GÖSTERMELİ''
22. Dönem Meclisi olarak son kez 23 Nisan törenlerini kutladıklarını
hatırlatan Arınç, önümüzdeki günlerde yapılacak genel seçimlerle birlikte
Meclisin yenileneceğini ve 23. Dönem Meclisinin çalışmalarına başlayacağını
belirtti.
''Bu son 23 Nisan törenlerinde, çocuklarımızın geleceği için umut dolu
olduğumu ifade etmek isterim'' diyen Arınç, milletin, Meclisin çalışmalarını
yakından takip ettiğini ve takdirle karşıladığını söyledi.
Muhalefet ve iktidar milletvekillerinin aynı istekle çıkardığı kanunlardan
birinin; gençlere Meclisin yolunu açan yeni düzenleme olduğuna işaret eden
Arınç, artık, 25 yaşını doldurmuş her gencin Meclisin bir üyesi olabileceğini kaydetti.
Bu önemli düzenlemeye gençlerin ilgi göstermesini ve Meclise gelerek kendilerine
daha çok enerji vermesini isteyen Arınç, onların temiz, taze ve enerji dolu
zihinlerinin Meclis çalışmalarını daha da güçlendireceğini vurguladı.
Özellikle kadınların siyasete daha çok ilgi göstermesini isteyen Bülent
Arınç, ''Hepimiz eminiz ki siyaset, kadın nezaketi ve zarafetiyle daha da
güzelleşecektir. Daha çok kadın milletvekilinin 23. Dönemde Meclisimize
girmesini dilerken, buna, siyasi partilerimizin de özel bir destek vereceğini,
ayrıca ümit ve temenni ediyorum'' dedi.
''İSMİ DUYULDUĞUNDA GURUR VEREN BİR TÜRKİYE...''
Gelecekten umutlu olduğunu belirten TBMM Başkanı Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Çocuklarımız, parıldayan bir ülkede yaşayacaklardır. İsmi duyulduğunda
gurur veren, güven veren, aidiyet duygusu veren bir Türkiye inşa oluyor.
Çocuklarımızın, gençlerimizin, geleceklerini başka ülkelerde aramadığı; 'benim
ülkem' dediğinde, gözlerinde ışıltılar oluştuğu bir Türkiye hayali kurmalıyız.
Her bireyin yaşadığı için övünç duyduğu, pasaportunu, parasını, kimliğini
taşıdığı için gurur duyduğu bir ülke hayal etmeliyiz.
'Bizim ülkemiz' dediğimizde hiçbir vatandaşın gönlünde bir burukluk
olmamalı. Hangi etnik kökenden olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun, hangi
kimliği taşırsa taşısın, herkesin 'bizim ülkemiz' dediğinde, seslerinin aynı
mutlulukta, aynı neşede ve aynı gürlükte çıkması gerekir. İşte o zaman, biz
mutlu bir aile olabiliriz.
Bu ailenin çocukları, farklı seslerde, renklerde ve düşüncede olabilir. Her
çocuk, tıpkı kendi çocukluğumuzda olduğu gibi, farklı karakterlerde olabilir. Ama
her çocuk, ailenin eşit birer ferdidir ve kendini o aileye ait hissettiği sürece
mutludur. Bizim ailemizin adı, Türkiye'dir. Bir tane ailemiz vardır. Hepimiz,
Türkiye ailesinin çocuklarıyız. Bu aileye sahip çıkmalıyız, onu güçlendirmeliyiz.
Bizim dünyadaki gücümüzün gerçek kaynağı aile yapımızın güçlü olmasıdır.
Şimdi, Türkiye ailesinin güçlenmesi için çalışmalıyız. Farklı düşünsek de farklı
inansak da farklı giyinsek de biz, Türkiye ailesine aitiz. Bu ailenin geleceği,
güvenliği söz konusu olduğunda hepimizin fedakarlık yapmak için bir an bile
düşünmemesi gerekir. Yoksa, ailemiz dağılır ve mahvoluruz.
Farklılıklarımız, bizim için korkulacak bir şey değildir. Bizler;
demokrasiyi tehlikeye sokmadığı sürece, özgürce tartışılmasını ve fikirlerin
söylenmesini desteklemeliyiz. Her farklı sesin duyulmasıyla rejimimiz tehlikeye
girmez. Bilakis, tek sesli toplumlarda tehlike daha büyüktür. Çünkü konuşamayan
toplum; bağıran, ardından şiddet isteyen topluma dönüşür. Hepimiz aynı gemide
yol alıyoruz. Kimse, içinde hayatını sürdürdüğü ve battığında boğulacağı gemiye
bilerek zarar vermez.''
''TÜM HEDEFİM SAYGIN BİR BİR MECLİS OLUŞTURMAKTI''
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Meclis Başkanı sıfatıyla son kez 23 Nisan özel
oturumunu yönettiğine işaret ederek, yaklaşık 5 yıldan beri Meclis Başkanlığını,
''onurla ve gururla yaptığını'' söyledi.
Geçen süre içinde milletvekilleriyle birçok konuda ortak çalışmalar yaptıklarını anlatan
Arınç, şöyle konuştu:
''İçtenlikle söylemeliyim ki tüm amacım, gayretim ve hedefim; saygın bir
Meclis oluşturmak içindir. Daha güçlü, daha itibarlı ve millet iradesini daha
güzel yansıtan bir Meclise sahip olmak için bütün enerjimi kullanmaya çalıştım.
Her hareketim ve konuşmamda, temsil ettiğim Meclis'in saygınlığını
önceledim. Bu gayretlerimin ne kadarını başardığımı, milletimin takdirine
bırakıyorum. Yine de bu beş yıllık dönem içinde, istemeden de olsa, bir yanlış
yaparak Yüce Meclis'in saygınlığına gölge düşürmüşsem, milletimin engin affına
sığınıyorum.''
Önlerinde bir genel seçim bulunduğunu ifade eden Arınç, seçimlerde tüm
milletvekillerine ve siyasi partilere başarılar diledi.
Bülent Arınç, ''Umuyorum ki milletimiz hakkaniyetle kendisini temsil edecek
vekillerini seçecek ve Meclisimize gönderecektir. 23. Dönem Meclisimiz,
eminiz ki bugünden daha başarılı çalışmalar yapacaktır'' diye konuştu.
TBMM Başkanı Arınç, yakında temelleri atılacak olan yeni kütüphane, arşiv ve
araştırma merkezi binasının; milletvekilleri için yeni ve modern çalışma ofisleri
ve diğer teknik yatırımların 23. Dönemde tamamlanacağını ve daha iyi yasama
çalışmaları yapılacağını bildirdi.
''KARAR MİLLETİN KARARI OLACAKTIR''
Meclisin açılışının 87. yıldönümünde, bir tarihi görevi tamamlamak üzere
olduklarını belirten Arınç, 11. Cumhurbaşkanını seçmek için 16 Nisan'dan beri
çalışma içerisinde olduklarını hatırlattı.
Bugüne kadar 9 Cumhurbaşkanını bizzat seçen Meclisin, yeni Cumhurbaşkanını
da aynı kararlılık ve özgüvenle seçmek üzere olduğunu kaydeden Arınç, kısa bir
süre sonra tamamlanacak bu sürecin, demokrasi kuralları içinde, olgunlukla devam
ettiğini dile getirdi. Bu süreçte, toplumun tüm kesimlerinin bir şekilde ülkeyi
temsil edecek olan Cumhurbaşkanının seçimi konusunda görüşlerini ifade ettiğini
anlatan TBMM Başkanı Arınç, şunları kaydetti:
''Ancak kim; ne derse desin, bu süreç, demokrasinin kuralları içinde, olması
gerektiği gibi sürmektedir. Ülkemiz, özgürce bir tartışma ortamı yaşamaktadır.
Biz, tartışmaları zenginlik olarak görüyoruz ve korku da duymuyoruz. Kim;
Meclisimize mesaj göndermek için demokratik hakkını yasalar çerçevesinde
kullanmışsa, bilsin ki onların mesajı alınmıştır. Bu Yüce Meclisin üyeleri,
demokratik hakkını kullanan herkese saygı göstermiştir ve seçim günü özgürce
oylarını kullandığında, bu mesajları düşünecektir.
Ancak seçim günleri geldiğinde, söz söyleme sırası Meclisimizin olacaktır.
İşte o zaman herkesin, Meclisimize sesini duyuran, duyurmayan her ferdin, bu
Yüce Meclisten çıkacak karara saygı göstermesini bu kez biz bekliyoruz. Karar,
milletin kararı olacaktır.''
Görev süresi yakında dolacak olan 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e
Meclis adına saygılarını sunan Arınç, ''Yüce Meclisimiz, kendilerinin, yasama
faaliyetlerine olan olumlu katkısını her zaman hatırlayacaktır. Kendisine bundan
sonraki yaşamında sağlıklı ve mutlu bir ömür dileriz'' dedi.
''KİMSE ŞÜPHE ETMESİN...''
Meclisin açılışının 87. yıldönümünün, büyük bir heyecan ve gururla tüm
yurtta kutlandığını ifade eden TBMM Başkanı Arınç, sözlerini şöyle tamamladı:
''Bugünün armağan edildiği çocuklarımızın neşesi ve sevinci, bir ömür boyu
sürer umarım. Bu mutluluğu borçlu olduğumuz Meclisimizin kurucularını bir kez
daha hep birlikte rahmetle anmalıyız. İlk Meclis Başkanımız, Cumhuriyetimizin
kurucusu, bağımsızlık savaşının muzaffer komutanı Mustafa Kemal Atatürk başta
olmak üzere, bu yüce çatının inşasına emek vermiş herkesi rahmetle ve minnetle
anıyoruz.
Onlar bize, onurlu bir ülke, güçlü bir devlet, gurur veren bir bayrak ve
mutluluk bıraktılar. Kimse şüphe etmesin ki Yüce Meclisimiz, Cumhuriyetimizin
kazanımlarının bir tekinin bile geri götürülmesine izin vermeyecektir. Kimse
şüphe etmesin ki bu Meclis; laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, sahibi ve koruyucusudur."
NOT: TBMM Başkanı Arınç'ın konuşmasının tam metnine "İlgili Dökümanlar"
bölümünden ulaşabilirsiniz.
