2020-03-10 - 15:49
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İnsan haklarını yok sayan ve sınırlarına gelen mazlumlara düşmanca saldıran Yunanistan'ın Avrupa Birliği tarafından desteklenip arka çıkılması barbarlığa ortaklıktır." dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, uygarlıkla özdeşleşmemiş, insani hasletleri özümseyememiş, halen barbar eğilimler taşıyan toplum veya ülkelerin mevcudiyetinin bu çağda derin bir hayal kırıklığı olduğunu belirtti.
Türkiye'nin farklı illerinden Avrupa'ya gitmek amacıyla yollara düşen sığınmacıların Pazarkule Sınır Kapısı'nın Yunanistan tarafından kapatılmasıyla maruz kaldıkları trajedinin tek kelimeyle "barbarlık" olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Yunan güvenlik güçlerinin yapmadığı zulüm kalmamıştır. Kadın, çocuk, yaşlı demeden önüne gelene saldıranların vicdanları kurumuştur. Sınırı geçip Yunanistan'a intikal eden sığınmacıları önce soyup sonra da eziyet ve işkenceyle geriye çeviren bu ülke, insanlık değerlerini alenen çiğnemiştir. İnsan haklarını yok sayan ve sınırlarına gelen mazlumlara düşmanca saldıran Yunanistan'ın AB tarafından desteklenip arka çıkılması, barbarlığa ortaklıktır." dedi.
MHP olarak bu ağır tabloya sessiz kalmadıklarını belirten Devlet Bahçeli, geçen hafta Edirne'de 0-10 yaş grubunu hedefleyen "Göçmen Kreşi" kurmak ve mazlumları kuşatmak için samimiyetle devreye girdiklerini kaydetti. Genel Başkan Bahçeli, "Türk milletinin gıpta edilecek vasfını, imrenilecek vakarını gösterdik. Aynı zamanda Türk milletinin şefkat ve merhametiyle yavrulara dokunduk, onları nakış nakış vicdanlarımıza dokuduk." diye konuştu.
Bahçeli, Şair Mehmet Emin Yurdakul'un, "Bırak Ben Haykırayım" isimli şiirini okuyarak, "Çocuklar örselenmesin, bebekler ölmesin." dedi.
1960'da 76 milyon olan uluslararası göçmen sayısının 2015'te 244 milyona ulaştığına işaret eden Bahçeli, Uluslararası Göç Örgütü'nün 2020 Dünya Göç Raporu'na göre halen 272 milyon insanın göç yolunda olduğunu anımsattı. Bahçeli, 2016'da 6 bin kişinin denizlerde boğulduğunu ve balıklara yem olduğunu dile getirdi.
Genel Başkan Bahçeli, 2 Eylül 2015'de, Bodrum'dan Kos'a geçmek isteyen sığınmacıların fiber tekneleri batınca 11 kişinin öldüğünü aktararak, "Ne acıdır ki 3 yaşındaki Aylan bebeğin cansız bedeni kıyıya vurmuştu. Bebeklerin denizlerde can verip sahillere sürüklendiği bir dünyanın iyiliğinden, gelişmişliğinden, medeniliğinden bahsedecek kim varsa, şart olsun alnını karışlarız." diye konuştu.
Aylan bebeğin hiçbir suçu günahı olmadığını, ne silahı ne bombayı ne de güç ve hâkimiyet mücadelelerini bilmediğini vurgulayan Bahçeli, "Aylan bebekten bütün ülkeler, bütün küresel kuruluşlar yüzleri varsa kızarmalı, gözleri varsa yaşarmalı, vicdanları varsa da sızlamalıdır. Allah bu hesabı bir gün mutlaka soracaktır." dedi.
İdlib'de 27 Şubat 2020'de yapılan kanlı saldırıda 34 şehit verilmesi üzerine sınır kapıların açıldığını, ilk etapta 47 bin 113 sığınmacının Türkiye'den ayrıldığını söyleyen Bahçeli, dün itibarıyla Meriç Nehri'ni geçen sığınmacı sayısının 142 bin, Ege Denizi'ni geçen sığınmacı sayısının da yaklaşık bin kişi olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin "sığınmacı deposu, mülteci toplama kampı, göçmen barınma alanı" olmadığını vurgulayan Bahçeli, verilen vaatlerin hiç birinin gerçekleşmediğini, Türkiye'nin sabrının yanlış yorumlandığını, AB'nin bir kez daha aldattığını ve artık gerçeklerin inkârına imkân olmadığını belirtti.
Laftan sözden anlamayan Avrupa ülkelerinin paçasının tutuştuğunu belirten Devlet Bahçeli, Türkiye'nin mevcut şartlar altında yeni sığınmacı akınını göğüslemesinin mümkün olmadığına dikkati çekti.
İdlib'deki saldırılardan kaçan 1,5 milyon insanın sınırda olduğunu ve insani krizin devasa boyutlara ulaştığını anlatan MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Onlara huzurlu bir gelecek hazırlama konusunda her ülkenin eşit ve adil sorumluluğu vardır ve olmalıdır. Hatta 5 Mart Moskova Zirvesi ile ülkemizde ve sınırlarımızda biriken Suriyeli sığınmacıların gönüllü ve güvenli şekilde asıl ikamet yerlerine geri dönüşlerinin yolu da açılmıştır." dedi.
Bahçeli, Moskova'daki tarihi nitelikli zirvede, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında İdlib gerginliğinin ve bölgesel konuların ele alındığını anımsatarak, görüşmelerin sonucunda çıkan kararların, kendileri açısından olumlu olduğunu dile getirdi. Genel Başkan Devlet Bahçeli, Türkiye ve Rusya'nın, Suriye'deki ateşkes rejiminin uygulanmasından doğrudan sorumlu bulunan iki garantör ülke olduğunu belirtti.
Moskova zirvesinin, Türkiye açısından mühim sonuçları olacağına değinen Bahçeli, şöyle konuştu:
"Bir defa ülke sınırları terör ve rejim saldırılarına karşı daha güvenli hale gelecek, İdlib bölgesinde istikrar ve normalleşmenin kapısı aralanacak, kahramanlarımızın güvenliği sağlanacak, sivil ve masum insanların korunması teminat altına alınacaktır. Elbette İdlib'de verdiğimiz şehitlerimizi unutmamız mümkün değildir. Karanlık ve kalleş emel sahiplerini göz ardı etmemiz, gözden uzak tutmamız, hesap dışı bırakmamız asla ve kata düşünülemeyecektir. Biz herkesin ederini, ciğerini, niyetini, hedefini gayet iyi biliyoruz. Şehitlerimizin kanlarının yerde kalmayacağından imanımız kadar da eminiz."
Rusya Devlet Başkanı Putin'in, 27 Şubat İdlib saldırısında Türk askerlerinin yerlerini bilmediklerini söylemesini "havanda su dövmek, kuyruklu yalana bir yalan daha eklemek" olarak nitelendiren Devlet Bahçeli, "İdlib'de kimin ne yaptığı, hangi saldırı ve tahriklerin içinde ana aktör olduğunu bilmeyen yoktur. Bundan sonra ateşkese uyulursa ne ala, uyulmazsa kaldığımız yerden tekrar başlar, vatan mücadelesini gittiği yere kadar taşırız. Karşımıza çıkanları da doğduklarına pişman ederiz." dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Bu süreçte Esad hata yaparsa bunun bedelini misliyle ödemelidir. Söz konusu hataya ortak olan, ortam açan, çanak tutan hangi ülke olursa olsun gök kubbe başlarına yıkılmalıdır." ifadelerini kullandı.
Bahçeli, 6 Mart 2020'de OPEC toplantısında ortaya çıkan anlaşmazlığın, Rusya'nın petrol üretimini kısıtlamaya yanaşmaması ve Riyad yönetiminin fiyatları düşürmesinin, pek çok zincirleme sosyal ve ekonomik riski tetiklediğini belirtti.
Geride kalan pazar günü döviz kurlarındaki anormal oynamaların, diğer yandan borsaların sallanmasının esas sebebinin burada aranması gerektiğine işaret eden Bahçeli, korona virüsün ticareti vurduğunu, ülkeler arası ilişkileri zedelediğini, sınırların kapatılmasına yol açtığını söyledi.
Birlik ve beraberlik çağrısında bulunan MHP lideri Bahçeli, "Bir olursak dağları deviririz, dağılır birbirimize düşersek sam yelinde bile devriliriz. Fakat CHP yönetimi Nuh diyor da Peygamber demiyor. Dur bilmiyor, durak bilmiyor. Ne sözden anlıyor, ne de halden. Aynı tas, aynı hamam, hep aynı çirkinlik, hep aynı çirkeflik." dedi.
CHP'nin, başkasının gözündeki çöpü gördüğünü, kendi gözündeki merteği göremediğini söyleyen Bahçeli, şu şekilde konuştu:
"CHP yönetimine diyoruz ki dağ başına harman yapmayın; savurursunuz yel için, sel önüne değirmen yapmayın, öğütürsünüz el için. Anlayan yok, anlamaya niyeti olan yok. Atalar boşuna söylememiş: 'Bana benden olur her ne olursa, başım rahat bulur dilim durursa.' Bunların dili durmadığı sürece başları da rahat bulmayacaktır. Aziz Atatürk'ün mirasını hiç eden, Türkiye'nin karşısına geçen CHP yönetimi, iflasını yakında açıklayacaktır. CHP'nin kapısına 'Patron çıldırdı, ne alırsan bir dolar' tabelası asılırsa hiç kimse şaşırmamalıdır. Sade pirinç zerde olmazmış, bal gerekirmiş kazana; baba malı tez tükenirmiş, evlat gerekirmiş kazana. Sayın Cumhurbaşkanımızın Rusya ziyaretini sabote etmek, karalamamak, üzerinde kuşku uyandırmak için Esad ve Putin ile aynı safa giren CHP yönetimi körle yatmış, şaşı kalkmış, bilye dağıtmıştır.
Karga, kekliği taklit edeyim derken nasıl ki kendi yürüyüşünü şaşırmışsa, CHP de Esad'ın izinden yürüyeyim derken baltayı kafasına vurmuştur. Şaşkın ördek nasıl tersten dalıyorsa, bunlar da tersinden konuşmaktadır. Önce 'Ne işimiz var İdlib'de, niye gidiyorsun Putin'in ayağına' diye sordular. Hatta Kılıçdaroğlu, geçen haftaki grup toplantısında edepsiz benzetmelere heves ve tevessül etti. Dikişi patlamış yama gibi oldular, Esad'ın Türk askerlerini koruduğunu açıkladılar."
Moskova'da Türk heyetinin ayakta bekletilmesini eleştirip, heyetlerin arkasındaki heykellerden mucizevi anlamlar çıkarıldığını söyleyen Genel Başkan Bahçeli, "Aslında Türkiye zora girdikçe sevinçten duramıyorlar, gülmelerini de saklayamıyorlar. CHP'liler hezeyanlarını gelsinler bir zahmet külahımıza anlatsınlar." dedi.
Bu arada dün medyaya düşen bir videonun da peşine düşüldüğünü ifade eden Bahçeli, "İddia odur ki Rus devlet televizyonu, Cumhurbaşkanı'yla birlikte heyetinin Putin'in kapısında bekleme anlarını kronometreyle kayda alıp yayınlamış, bu da gündem olmuştur. Zirve toplantılarında benzeri tablolara veya protokol kazalarına istem ve irade dışı elbette tesadüf edilebilecektir. Eğer Rusya yönetimi bunu kasıtlı bir şekilde kayda aldırıp sonra da servis ettirmişse bunun tanımı şüphesiz küstahlıktır, terbiyesizliktir, saygısızlıktır. Bir alçaklık varsa derhal hem tavzih hem de telafi edilmelidir." değerlendirmesini yaptı.
"Ümit ederiz ki malum video maksatlı şekilde hazırlanmış olmasın." ifadelerini kullanan MHP lideri Bahçeli, "Türkiye Cumhurbaşkanı'na hakaret hepimize hakarettir. Muhasım zihniyetler aklını başına alsın; bizim kültürümüzde ata arpa, yiğide pilav, vatana da can verilir. Ayranımızı kabartmasınlar, ayılara güvenmesinler. Biz denize düşmedik ki yılana sarılalım. Öfkeyle konuşmuyoruz, yalnızca duruşumuzu gösteriyoruz." diye konuştu.
Bahçeli, sözde bir akademisyenin televizyon ekranlarında, "Suriye'nin Arap Ordusu'nu takdir ettiğini" söylediğini hatırlatarak, "CHP'nin ruhuna sinen Esad hayranlığı metastaz yapmış, habis ur gibi bünyeyi sarmıştır. Türkiye'de yaşayıp da Esad'ın çetesini övenler Mehmetlerimize, aziz Türk milletine en yakın düşman olan kokuşmuşlardır. Bu ülkenin suyu da ekmeği de havası da hain ve iş birlikçilere sonuna kadar haramdır, zıkkımdır, zehirdir, burunlarından fitil fitil gelecektir." diye konuştu.
Türkiye'nin farklı illerinden Avrupa'ya gitmek amacıyla yollara düşen sığınmacıların Pazarkule Sınır Kapısı'nın Yunanistan tarafından kapatılmasıyla maruz kaldıkları trajedinin tek kelimeyle "barbarlık" olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Yunan güvenlik güçlerinin yapmadığı zulüm kalmamıştır. Kadın, çocuk, yaşlı demeden önüne gelene saldıranların vicdanları kurumuştur. Sınırı geçip Yunanistan'a intikal eden sığınmacıları önce soyup sonra da eziyet ve işkenceyle geriye çeviren bu ülke, insanlık değerlerini alenen çiğnemiştir. İnsan haklarını yok sayan ve sınırlarına gelen mazlumlara düşmanca saldıran Yunanistan'ın AB tarafından desteklenip arka çıkılması, barbarlığa ortaklıktır." dedi.
MHP olarak bu ağır tabloya sessiz kalmadıklarını belirten Devlet Bahçeli, geçen hafta Edirne'de 0-10 yaş grubunu hedefleyen "Göçmen Kreşi" kurmak ve mazlumları kuşatmak için samimiyetle devreye girdiklerini kaydetti. Genel Başkan Bahçeli, "Türk milletinin gıpta edilecek vasfını, imrenilecek vakarını gösterdik. Aynı zamanda Türk milletinin şefkat ve merhametiyle yavrulara dokunduk, onları nakış nakış vicdanlarımıza dokuduk." diye konuştu.
Bahçeli, Şair Mehmet Emin Yurdakul'un, "Bırak Ben Haykırayım" isimli şiirini okuyarak, "Çocuklar örselenmesin, bebekler ölmesin." dedi.
1960'da 76 milyon olan uluslararası göçmen sayısının 2015'te 244 milyona ulaştığına işaret eden Bahçeli, Uluslararası Göç Örgütü'nün 2020 Dünya Göç Raporu'na göre halen 272 milyon insanın göç yolunda olduğunu anımsattı. Bahçeli, 2016'da 6 bin kişinin denizlerde boğulduğunu ve balıklara yem olduğunu dile getirdi.
Genel Başkan Bahçeli, 2 Eylül 2015'de, Bodrum'dan Kos'a geçmek isteyen sığınmacıların fiber tekneleri batınca 11 kişinin öldüğünü aktararak, "Ne acıdır ki 3 yaşındaki Aylan bebeğin cansız bedeni kıyıya vurmuştu. Bebeklerin denizlerde can verip sahillere sürüklendiği bir dünyanın iyiliğinden, gelişmişliğinden, medeniliğinden bahsedecek kim varsa, şart olsun alnını karışlarız." diye konuştu.
Aylan bebeğin hiçbir suçu günahı olmadığını, ne silahı ne bombayı ne de güç ve hâkimiyet mücadelelerini bilmediğini vurgulayan Bahçeli, "Aylan bebekten bütün ülkeler, bütün küresel kuruluşlar yüzleri varsa kızarmalı, gözleri varsa yaşarmalı, vicdanları varsa da sızlamalıdır. Allah bu hesabı bir gün mutlaka soracaktır." dedi.
İdlib'de 27 Şubat 2020'de yapılan kanlı saldırıda 34 şehit verilmesi üzerine sınır kapıların açıldığını, ilk etapta 47 bin 113 sığınmacının Türkiye'den ayrıldığını söyleyen Bahçeli, dün itibarıyla Meriç Nehri'ni geçen sığınmacı sayısının 142 bin, Ege Denizi'ni geçen sığınmacı sayısının da yaklaşık bin kişi olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin "sığınmacı deposu, mülteci toplama kampı, göçmen barınma alanı" olmadığını vurgulayan Bahçeli, verilen vaatlerin hiç birinin gerçekleşmediğini, Türkiye'nin sabrının yanlış yorumlandığını, AB'nin bir kez daha aldattığını ve artık gerçeklerin inkârına imkân olmadığını belirtti.
Laftan sözden anlamayan Avrupa ülkelerinin paçasının tutuştuğunu belirten Devlet Bahçeli, Türkiye'nin mevcut şartlar altında yeni sığınmacı akınını göğüslemesinin mümkün olmadığına dikkati çekti.
İdlib'deki saldırılardan kaçan 1,5 milyon insanın sınırda olduğunu ve insani krizin devasa boyutlara ulaştığını anlatan MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Onlara huzurlu bir gelecek hazırlama konusunda her ülkenin eşit ve adil sorumluluğu vardır ve olmalıdır. Hatta 5 Mart Moskova Zirvesi ile ülkemizde ve sınırlarımızda biriken Suriyeli sığınmacıların gönüllü ve güvenli şekilde asıl ikamet yerlerine geri dönüşlerinin yolu da açılmıştır." dedi.
Bahçeli, Moskova'daki tarihi nitelikli zirvede, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında İdlib gerginliğinin ve bölgesel konuların ele alındığını anımsatarak, görüşmelerin sonucunda çıkan kararların, kendileri açısından olumlu olduğunu dile getirdi. Genel Başkan Devlet Bahçeli, Türkiye ve Rusya'nın, Suriye'deki ateşkes rejiminin uygulanmasından doğrudan sorumlu bulunan iki garantör ülke olduğunu belirtti.
Moskova zirvesinin, Türkiye açısından mühim sonuçları olacağına değinen Bahçeli, şöyle konuştu:
"Bir defa ülke sınırları terör ve rejim saldırılarına karşı daha güvenli hale gelecek, İdlib bölgesinde istikrar ve normalleşmenin kapısı aralanacak, kahramanlarımızın güvenliği sağlanacak, sivil ve masum insanların korunması teminat altına alınacaktır. Elbette İdlib'de verdiğimiz şehitlerimizi unutmamız mümkün değildir. Karanlık ve kalleş emel sahiplerini göz ardı etmemiz, gözden uzak tutmamız, hesap dışı bırakmamız asla ve kata düşünülemeyecektir. Biz herkesin ederini, ciğerini, niyetini, hedefini gayet iyi biliyoruz. Şehitlerimizin kanlarının yerde kalmayacağından imanımız kadar da eminiz."
Rusya Devlet Başkanı Putin'in, 27 Şubat İdlib saldırısında Türk askerlerinin yerlerini bilmediklerini söylemesini "havanda su dövmek, kuyruklu yalana bir yalan daha eklemek" olarak nitelendiren Devlet Bahçeli, "İdlib'de kimin ne yaptığı, hangi saldırı ve tahriklerin içinde ana aktör olduğunu bilmeyen yoktur. Bundan sonra ateşkese uyulursa ne ala, uyulmazsa kaldığımız yerden tekrar başlar, vatan mücadelesini gittiği yere kadar taşırız. Karşımıza çıkanları da doğduklarına pişman ederiz." dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Bu süreçte Esad hata yaparsa bunun bedelini misliyle ödemelidir. Söz konusu hataya ortak olan, ortam açan, çanak tutan hangi ülke olursa olsun gök kubbe başlarına yıkılmalıdır." ifadelerini kullandı.
Bahçeli, 6 Mart 2020'de OPEC toplantısında ortaya çıkan anlaşmazlığın, Rusya'nın petrol üretimini kısıtlamaya yanaşmaması ve Riyad yönetiminin fiyatları düşürmesinin, pek çok zincirleme sosyal ve ekonomik riski tetiklediğini belirtti.
Geride kalan pazar günü döviz kurlarındaki anormal oynamaların, diğer yandan borsaların sallanmasının esas sebebinin burada aranması gerektiğine işaret eden Bahçeli, korona virüsün ticareti vurduğunu, ülkeler arası ilişkileri zedelediğini, sınırların kapatılmasına yol açtığını söyledi.
Birlik ve beraberlik çağrısında bulunan MHP lideri Bahçeli, "Bir olursak dağları deviririz, dağılır birbirimize düşersek sam yelinde bile devriliriz. Fakat CHP yönetimi Nuh diyor da Peygamber demiyor. Dur bilmiyor, durak bilmiyor. Ne sözden anlıyor, ne de halden. Aynı tas, aynı hamam, hep aynı çirkinlik, hep aynı çirkeflik." dedi.
CHP'nin, başkasının gözündeki çöpü gördüğünü, kendi gözündeki merteği göremediğini söyleyen Bahçeli, şu şekilde konuştu:
"CHP yönetimine diyoruz ki dağ başına harman yapmayın; savurursunuz yel için, sel önüne değirmen yapmayın, öğütürsünüz el için. Anlayan yok, anlamaya niyeti olan yok. Atalar boşuna söylememiş: 'Bana benden olur her ne olursa, başım rahat bulur dilim durursa.' Bunların dili durmadığı sürece başları da rahat bulmayacaktır. Aziz Atatürk'ün mirasını hiç eden, Türkiye'nin karşısına geçen CHP yönetimi, iflasını yakında açıklayacaktır. CHP'nin kapısına 'Patron çıldırdı, ne alırsan bir dolar' tabelası asılırsa hiç kimse şaşırmamalıdır. Sade pirinç zerde olmazmış, bal gerekirmiş kazana; baba malı tez tükenirmiş, evlat gerekirmiş kazana. Sayın Cumhurbaşkanımızın Rusya ziyaretini sabote etmek, karalamamak, üzerinde kuşku uyandırmak için Esad ve Putin ile aynı safa giren CHP yönetimi körle yatmış, şaşı kalkmış, bilye dağıtmıştır.
Karga, kekliği taklit edeyim derken nasıl ki kendi yürüyüşünü şaşırmışsa, CHP de Esad'ın izinden yürüyeyim derken baltayı kafasına vurmuştur. Şaşkın ördek nasıl tersten dalıyorsa, bunlar da tersinden konuşmaktadır. Önce 'Ne işimiz var İdlib'de, niye gidiyorsun Putin'in ayağına' diye sordular. Hatta Kılıçdaroğlu, geçen haftaki grup toplantısında edepsiz benzetmelere heves ve tevessül etti. Dikişi patlamış yama gibi oldular, Esad'ın Türk askerlerini koruduğunu açıkladılar."
Moskova'da Türk heyetinin ayakta bekletilmesini eleştirip, heyetlerin arkasındaki heykellerden mucizevi anlamlar çıkarıldığını söyleyen Genel Başkan Bahçeli, "Aslında Türkiye zora girdikçe sevinçten duramıyorlar, gülmelerini de saklayamıyorlar. CHP'liler hezeyanlarını gelsinler bir zahmet külahımıza anlatsınlar." dedi.
Bu arada dün medyaya düşen bir videonun da peşine düşüldüğünü ifade eden Bahçeli, "İddia odur ki Rus devlet televizyonu, Cumhurbaşkanı'yla birlikte heyetinin Putin'in kapısında bekleme anlarını kronometreyle kayda alıp yayınlamış, bu da gündem olmuştur. Zirve toplantılarında benzeri tablolara veya protokol kazalarına istem ve irade dışı elbette tesadüf edilebilecektir. Eğer Rusya yönetimi bunu kasıtlı bir şekilde kayda aldırıp sonra da servis ettirmişse bunun tanımı şüphesiz küstahlıktır, terbiyesizliktir, saygısızlıktır. Bir alçaklık varsa derhal hem tavzih hem de telafi edilmelidir." değerlendirmesini yaptı.
"Ümit ederiz ki malum video maksatlı şekilde hazırlanmış olmasın." ifadelerini kullanan MHP lideri Bahçeli, "Türkiye Cumhurbaşkanı'na hakaret hepimize hakarettir. Muhasım zihniyetler aklını başına alsın; bizim kültürümüzde ata arpa, yiğide pilav, vatana da can verilir. Ayranımızı kabartmasınlar, ayılara güvenmesinler. Biz denize düşmedik ki yılana sarılalım. Öfkeyle konuşmuyoruz, yalnızca duruşumuzu gösteriyoruz." diye konuştu.
Bahçeli, sözde bir akademisyenin televizyon ekranlarında, "Suriye'nin Arap Ordusu'nu takdir ettiğini" söylediğini hatırlatarak, "CHP'nin ruhuna sinen Esad hayranlığı metastaz yapmış, habis ur gibi bünyeyi sarmıştır. Türkiye'de yaşayıp da Esad'ın çetesini övenler Mehmetlerimize, aziz Türk milletine en yakın düşman olan kokuşmuşlardır. Bu ülkenin suyu da ekmeği de havası da hain ve iş birlikçilere sonuna kadar haramdır, zıkkımdır, zehirdir, burunlarından fitil fitil gelecektir." diye konuştu.
