2012-11-14 - 14:05
TBMM GENEL KURULU...
MHP, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkında verdiği Gensoru önergelerini geri çekti. MHP'nin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
MHP, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkında verdiği Gensoru önergelerini geri çekti.

MHP'nin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer hakkında verdiği Gensoru önergelerinin gündeme alınıp alınmayacağı ise bugün Genel Kurul'da görüşülecek.

TBMM Genel Kurulu TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.

TBMM Genel Kurulu'nda, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu hakkında verilen önergesinin görüşmelerine başlandı.

Sağlam, gündeme geçmeden 3 milletvekiline Gündemdışı söz verdi.

CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile ilgili; MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, Iğdır'ın kurtuluşu; CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan, ''Belediyelerin Kurumlar Vergisi Karşısındaki Durumu'' ile ilgili Gündemdışı konuşma yaptı.

Daha sonra Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu hakkında MHP'nin verdiği Gensoru önergesinin görüşmelerine geçildi.

Gensoru üzerinde ilk sözü MHP Grubu adına Mersin Milletvekili Ali Öz aldı.

AK Parti Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, gensoru müessesesinin ''yalancı çoban'' hikayesine dönüşmeye başladığını belirterek, ''CHP, gensorularla ilgili nöbetini MHP'ye devretti'' dedi.

MHP'nin, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu hakkında verdiği gensoru önergesi üzerinde BDP Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, bakanlığın, sermaye yönlü siyaset uyguladığını öne sürdü.

HES'leri eleştiren Kürkçü, Karadeniz'li bir köylünün, ''Köylünün payı ne olacak? Karıncanın payı, ayının payı ne olacak?'' diyerek bu konudaki hassasiyetini ortaya koyduğunu belirtti.

Kürkçü, bakanlığın, Fatih Ormanı'nda konut yapmak isteyen Ağaoğlu'nun ruhsatını iptal ettiğini ifade ederek, ''Onlar Fatih Ormanı'nın içine sızamasalar bile, 2-B arazilerinin yeni bir rant kaynağı olduğunu belirtmişlerdir'' dedi. Kürkçü, ''Ağaoğullarına, Rixos'culara hiç bir şey yetmez, onlar herşeyi ister; hele yeni yeni ortaya çıkan hacı kapitalistlere hiç bir şey yetmez, onları herşeyi ister'' diye konuştu.

MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz ise grubu adına yaptığı konuşmada, ''Bakanın bu bakanlığı yönetme kabiliyetinin ortadan kalktığı bir süreci yaşıyoruz'' iddiasında bulundu.

Bakanın bir milletvekilinin oğlunu açıktan atadığını, özel kalem müdürünün Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı'ndan maaş aldığını iddia eden Yılmaz, ''Çünkü onun ek göstergesi 6 bin 400, genel müdür maaşına denk geliyor'' dedi.

Yılmaz, bakan ile ilgili olarak, ''Mustafa Yaraşır. Personel Genel Müdürlüğü'ne atıyor, ancak o işi yapmıyor sonra başmüfettiş oluyor. Müşavir maaşları bin lira artınca hemen müşavir oluyor. Milyonlarca genç iki dil bilmesine rağmen sınav sınav koşarken siz hangi özelliklerinden dolayı bunları alıyorsunuz?'' iddiasında bulundu.

Orman Bakanlığı'nın merkezinin altında 10 trilyon liralık yolsuzluk olduğunu ileri süren Yılmaz, ''Yolsuzluğun faturası mutemede kesiliyor, şimdi cezavinde. Peki harcama yetkilisi olarak görev yapan genel müdürler görevde mi? Bu yolsuzlukta imzası olan genel müdür şu anda Orman Bakanlığı Müsteşarı. Bir diğer genel müdür Sayıştay denetçisi yapılıyor. Ama bu 10 trilyon nerede? Yok. Bu Hazine'nin, fakir fukaranın parası. Bunda imzası olan bir genel müdürü müsteşar atarken vicdanınız hiç sızlamadı mı?'' diye konuştu.

Yılmaz, bir ihalede yolsuzluk yapıldığını ve bunun da bakanlığın toplattığı kitapta yer aldığını iddia etti. ''Bu Yüce Divanlıktır' diyen Yılmaz, Gelibolu Tarihi Yarımadası ile ilgili bir ihalede de yolsuzluk yapıldığını savundu.

İstanbul'da hafriyatların Orman Bölge Müdürlüğü'nün arazisine dökülmesi işinde de yolsuzluk yapıldığını ileri süren Yılmaz, bu araziye İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin de hafriyat dökmesine izin verildiğini söyledi.

AK Parti Grubu adına konuşan Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, gensoru müessesesini her geçen gün önemini yitirmeye ve ''yalancı çoban'' hikayesine dönüşmeye başladığını belirtti.

''CHP, gensorularla ilgili nöbetini MHP'ye devretti'' diyen Aslan, ''Gensorunuza inansanız grubunuzu burada tutarsınız. Gensoruda 12 imza var, burada ise ancak 12 kişi var'' ifadesini kullandı.

Aslan, Gazi Yerleşkesi'nin ''tarumar edilmesinden'' bahsedildiğini, ancak gensoruda böyle bir şey göremediğini kaydetti. Aslan, söylenenin, Orman Genel Müdürlüğü arazisinde Başbakanlık Binası yapılmasıyla ilgili olabileceğini düşündüğünü, ancak Gazi Yerleşkesi'nin tarumar edilmesi ile ilgili hiç bir şey bulamadığını bildirdi.

MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz'ın, ''Belediyenin avukatlığını yaptın mı?'' diye laf atması üzerine Aslan, ''Yapmadım, eğer belgelersen... otur oturduğun yerde, adam gibi dinle'' cevabını verdi.

İstanbul'da Orman Genel Müdürlüğü'ne ait araziye hafriyat dökülmesi meselesinde yolsuzluk yapılmadığını ifade eden Aslan, genel müdürlüğün bu işten son 2 yılda 57 milyon TL kazandığını söyledi.

Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, Aslan'a, ''Avukat olduğunu biliyorduk ama sahte delil üreten savcı, o sahte delillerle karar veren hakim olduğunu bilmiyorduk'' dedi.

Uzunırmak, kendisine ''aynaya bak'' lafı atan AK Parti'li milletvekiline, ''Aynaya sen bak. Aynayı sana hem iç bükey hem de dış bükey olarak gösteririm'' dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.

Eroğlu, hakkında verilen gensoru önergesinin görüşmelerinde eleştirilere yanıt verdi.

''Gensoru önergeleri sulandı'' diyen Eroğlu, ülkeye büyük hizmetler yaptığını, Türkiye'nin her yerinde yüz akıyla dolaştıklarını ifade etti.

Sadece İSKİ'de 1,5 milyar borcu temizlediklerini, 6 tesisi hizmete açtıklarını belirten Eroğlu, DSİ'de de 3,2 katrilyon tasarruf ettiklerini belirtti.

Eroğlu, Twitter'dan ''Herhalde gensorunun içeriği 'bu kadar kısa zamanda bu kadar fazla tesis açtınız. Yavaş olsaydınız' şeklindedir'' mesajı geldiğini belirtti.

Hafriyat topraklarından 13-14 yılda sadece 15 milyon TL kadar gelir elde edildiğini aktaran Eroğlu, ''Attığımız taş ürküttüğümüz kuşa değmediği gibi bir de benim teşkilatım ağaçlandırma, erozyon kontrolü çalışmaları varken bunları takip ediyordu. Ekonomik olarak hesap ortada. Burada devletin karı var. Kaldı ki mahkeme kararıyla bu konuda herhangi bir usulsüzlük olmadığına dair hüküm verilmiş'' diye konuştu.

Dünyada orman alanları azalırken Türkiye'de ormanların hem alan olarak hem de odun serveti olarak arttığını dile getiren Eroğlu, ''Teşkilatımla gurur duyuyorum. Her gün yatmadan teşkilatıma mutlaka dua ederim'' dedi.

1976 yılından bu yana odun servetinin yüzde elli arttığını bildiren Eroğlu, fidan üretiminde de artış olduğunu, ağaçlandırmanın ortalama 75 bin hektardan 481 bin hektara çıktığını, Türkiye'nin bu konuda dünyada üçüncülüğe yükseldiğini kaydetti.

Orman köylülerine aktarılan kaynağın üç kat arttığını belirten Eroğlu, 2014'e kadar bütün ormanların tapusunun çıkarılacağını söyledi.

Muhalefet milletvekillerinin yerlerinden eleştirilerine ''Millet sizi sandığa gömecek'' karşılığını veren Eroğlu, şunları söyledi:

''Gazi yerleşkesini peşkeş çekmiş değiliz. Bu alanın yüzde 21'ini bedeli karşılığında 250 milyon TL almak suretiyle Başbakanlığa devrettik. Özel sektöre devretsek tamam. Oradaki binaların tamamın depreme dayanıksız. 1972 yıllarında yapılmış inşaatlar. Hatta en büyük bina 3 yıldan beri terk edilmiş durumda. Burada hem Başbakanlık hizmet binası kazanacak hem de Orman Genel Müdürlüğü'ne çok yakışan bir bina inşa edeceğiz.''

Çal Dağı ile ilgili iddialara ''Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, hiçbir bakanı, hiçbir ülkenin tesiri altında kalmaz. Hiçbir ülkenin değil büyükelçisine, hiç kimseye boyun eğmez'' dedi.

Çal Dağı'nda maden arama ruhsatının 2006 yılında Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verildiğini ifade eden Eroğlu, ''Biz hiç kimseden korkmayız. Başımız dik alnımız açık. Sizin gibi IMF ülkelerinde el pençe divan duranlardan değiliz'' diye konuştu.

MHP Grup Bakanvekili Oktay Vural, ''Eroğlu'nun iddialara cevap veremediğini, gensoru önergesinin altında kaldığını'' öne sürdü.

Genel Kurul'da daha sonra MHP'nin Gazi Yerleşkesi'ni, Orman Genel Müdürlüğü Arazini ve İstanbul Orman Müdürlüğü'ndeki hafriyat alanlarını devrederek kamuyu zarara uğrattığı iddiasıyla Bakan Eroğlu hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer hakkında verdiği gensoru önergesinin görüşmelerine geçildi.

MHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Zuhal Topçu, her bakanın göreve gelir gelmez sistemi geliştirmeye başladığını belirterek, ''Sistemi geliştire geliştire eğitimi mahvettiler'' dedi.

Norm kadro ve alan değiştirme konusunun büyük bir sorun olarak devam ettiğini öne süren Topçu, öğretmenlerin çok büyük sorunları olduğunu ve bunların çözülmesi gerektiğini söyledi.

''Bu bakanlığın yaptığı değişikliklerin hızına yetişemiyoruz'' diyen Topçu, özellikle sınıf öğretmenlerinin durumlarının çok kötü olduğunu, adeta joker olarak kullanıldığını kaydetti.

Topçu, son günlerde öğretmenlere yönelik şiddetin arttığını, ancak bakanlığın buna sessiz kaldığını ileri sürdü.

Bakanlığın Anadolu liselerine öğretmen atamada sürekli karar değiştirdiğini ifade eden Topçu, mahkemelerin yapılan her değişikliği iptal ettiğini savundu.

AK Parti iktidarındaki bütün Milli Eğitim Bakanlarının hep kaliteden bahsettiklerini ifade ederek, ''Sizden artık kalite beklemekten vazgeçtik, 10 yılda bir kuşağı mahvettiniz, bunu düzeltin'' diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Dinçer'in geçmişte yaptığı bazı konuşmalarla ilgili örnekler verdi.

Dinçer'in oğlunun THY'de işe başladığını ifade eden İnce, ''KPSS ile mi girdi, işe hiç sanmıyorum. Şu oğlunuzun bordrosunu bir çıkarsan da bir de öğretmenler görse o bordroyu'' dedi.

Türkiye'nin eğitim tarihinin ''yapboz tarihi'' olduğunu belirten İnce, bir uygulamayı getirmenin gerekçesi de reform, bu uygulamayı ortadan kaldırma gerekçesi de reform'' dedi.

Öğrencinin, öğretmenin, velinin mağdur, tek kazananın ise ''sermaye'' olduğunu öne süren İnce, ''Ucuz iş gücünün yolunu açtınız. Fakir, fukara çocukların işletmelerde stajyer adıyla çalıştırarak ucuz iş gücü yaratmasına neden oldunuz'' diye konuştu.

Türkiye'nin açlık grevlerin konuştuğunu ancak ''atanamadığı için intihar eden 36 öğretmeni konuşmadığını'' dile getiren İnce, ''Siz, hakkında tekerleme uydurulan ilk bakansınız. 'Bir öğretmen bir öğretmene gel beraber tayin isteyelim, Ömer Dinçer bir genelgeyle nasıl engelleyecek, bir görelim' tekerlemesi, öğretmenler arasında en çok söylenen tekerleme olmuş'' dedi.

İnce, Bakan Dinçer'in soru önergelerine verdiği yanıtların ''yalan, palavra, komik ve yanlış olduğunu'' öne sürdü.

AK Parti iktidarında eğitimin temel sorunlarından hiç birisinin çözülmediğini savunan İnce, öğrencilerin öğretmene şiddetinin korkunç boyutlara ulaştığını dile getirdi.

İnce, ''Milli Eğitim Bakanlığı'nda bir kişinin uzman yönetici olması, CHP'li AKP'li, sağcı solcu, din öğretmeni fizik öğretmeni olmasıyla ölçülmemelidir. İyi yönetici olup olmamasıyla ölçülmelidir'' dedi.

İnce, sözlerini, ''Bir eğitimci olarak söylüyorum; çocuklarınızı Milli Eğitim Bakanlığı'ndan koruyunuz'' diyerek bitirdi.

BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu, açlık grevleri yapanlarda sağlık sorunlarının başladığını ileri sürerek, ''Çağırımız insani ve vicdanidir. Sorunları hep birlikte çözelim, yarın çok geç olabilir'' dedi.

AK Parti Kocaeli Milletvekili Faik Işık, gensorunun sadece denetleme amacıyla olması gerektiğini ifade etti.

Işık, ''Ciddi, tutarlı, ele avuca gelir gerçeklere dayanan iddialar olsa gam yemeyiz ama somut gerekçeye ve gerçeğe dayanmalar iddiaların arka arkaya sıralanarak gensoru verilmesini hayretle karşılıyoruz'' dedi.

Ömer Dinçer'in, dünya tarihinde kendi kitabından yaptığı alıntı nedeniyle intihalle suçlanan herhalde tek akademisyen olduğunu belirten Işık, ''Bunu insafın neresine sığdıracağız-'' diye sordu. Işık, CHP İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi'nin de bunu doğrulayan bir yazısının bulunduğunu söyledi.

İnce'nin Dinçer'in oğluyla ilgili sözlerini anımsatan Işık, ''Sayın Dinçer'in oğlunun pozisyonu bilmiyorum ama sayın İnce'nin iki sekreterini Meclis'e aldırırken hangi KPSS ile aldığını açıklamalıdır'' diye konuştu.

AK Parti iktidarı dönemlerince bütçeden en büyük payın her zaman eğitime ayrıldığını belirten Işık, ''Bir iktidarın eğitime bakışını bundan daha iyi anlatacak ne vardır-'' dedi.

Işık, eğitimde yapılan projeleri anlattı.

CHP İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi, Fikri Işık'ın sözlerinin gerçeğini yansıtmadığını öne sürerek, ''Sayın Ömer Dinçer'in Tamer Koçer'in kitabından yaptığı alıntılar birebirdir. Yargının kararına bağlıdır ve kesinleşmiştir'' dedi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Işık'ın, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin sekreterlerinin alınmasıyla ilgili iddiada bulunduğunu anımsatarak, şunları söyledi:

''Birincisi hiçbir grup başkanvevekili, milletvekili, kendi başına personel almaz. Personel alma önerisinde bulunur, atamayı Meclis Başkanlığı yapar.

Sayın İnce'nin bir danışmanı 2002 yılından bu yana devlet memurudur. 2002 yılında 90'ın üzerinde KPSS puanı almıştır. Bir diğer arkadaşı 1997 yılında Sayıştay'da göreve başlamıştır ve 1999 yılından beri Meclis'te görev yapmaktadır. Elinizde hiç bir şey yok, sayın Bakan'ı savunacak hiçbir deliliniz yok. İntihalle ilgili bile Sayın Ekşi'yi referans gösteriyorsunuz, çünkü hepsi doğru.''

MHP Ankara Milletvekili Zuhal Topçu da ''gensoru vermek küçük beyinli insanların işi'' manasında sözler söylediğini ifade ederek, eleştiride bulundu.

Fikri Işık, ''Soyadını hatırlayamadığım adı Esra olan sekreterinin Meclis'e nasıl alındığını lütfen grup başkanvekili incelesin'' dedi.

Işık da yeniden söz alarak, ''küçük beyinli' demek gibi bir kastının olmadığını belirterek, ''Böyle anlaşılması beni çok üzer'' dedi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***