2014-11-20 - 15:50
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin; AB'nin, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'de icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi için 1 yıl süreyle izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi. Başkanvekili Meral Akşener, birleşimi 25 Kasım Salı günü saat 15.00'te toplamak üzere kapattı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, grup başkanvekilleri ve milletvekilleri Dünya Çocuk Hakları Günü'nü kutladı.
AK Parti Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç, Antalya'da yaşanan hayvan hakkı ihlali konusunda yaptığı gündemdışı konuşmada, eski Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın döneminde, ilinde hayvan katliamı yapıldığını iddia etti.
Denizi, kumu, güneşi ve tarihi güzellikleriyle ön planda olan Antalya'nın halkın oyları ile seçilmiş başkanının 2009-2014 yılları arasında hayvan morgu yapmaya karar verdiğini belirten Enç, şöyle konuştu:
"Bu hayvan morgu için 52 bin TL harcanmış. Sürekli borç edebiyatı yapan bu kardeşimiz, tarihin en büyük hayvan katliamını yapmayı kafasına koymuş. 4 bin kedi ve köpek özel yöntemlerle 2009-2014 yılları arasında hunharca katledilmiş, 46 köpek 2 metrekare kafese konularak, bunların birbirleri ile kavga ederek kendilerini yok etmeleri sağlanmış. Hayvan hakları savunucuları ise buna ses çıkarmamışlar. Bu vahşeti katliamı Meclis kürsüsünden dile getirmek, milletvekilliği görevimin dışında Antalyalı olarak da benim görevim. Savcıları göreve davet ediyorum. Ağaçlar yüzünden haksız bir şekilde protesto eylemleri yaparak ülkeyi savaş haline çeviren aktivistler, tarafı oldukları siyasi partinin karar vericilerine karşı neden ses çıkarmıyorlar. Bu iki yüzlülük sürdüğü müddetçe, bununla daha çok mücadele etmek gerekiyor."
CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, ülkede çok sayıda çocuk işçi ve gelin, sokakta yaşayan çocuk olduğunu söyleyerek, "Çocuklara yeşili katledilmiş betondan bir ülke bırakıyorsak bunun vebali vardır, çocukların babalarını madende öldürüyorsak bunun günahı hepimizin boynundadır. Çocukların geleceği yerine, kaçak saraylara trilyonlar harcıyorsak ülkenin geleceği karanlık demektir. Saray için harcanan para ile 685 okul açılabilirdi, her çocuk için bir fidan dikilebilirdi" dedi.
MHP Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel de Dünya Çocuk Hakları günü nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, "Bu ülkenin çocukları artık sokakta rahat top oynayamıyor, çünkü tomalar izin vermiyor. Oturduğu yerde yol olmadığı için, sağlık hizmeti alamadığı için, vefatından sonra babasının sırtında taşıdığı çocuklar var. Gittiği anaokulunda üstüne lavabo düşen, okulda üzerine bayrak direği düşen çocuklar var" diye konuştu.
Türkiye'nin Evrensel Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne imza attığını anımsatan Demirel, her 4 çocuktan ancak birinin haklarını bildiğini kaydetti. Demirel, kız çocuklarının 12-13 yaşına geldiğinde evlendirilerek gittikleri evlerde hizmetçi konumuna getirildiğini, erkek çocukların da çocuk işçi olarak kullanıldığını söyledi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, gündemdışı konuşmayı 3 kadın milletvekilinin yapması üzerine, "Bugün hanımların günü" dedi.
AK Parti'li Enç'in iddialarına cevap veren CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, "Gökcen Özdoğan Enç, 'en iyi savunma hücumdur' taktiğini uyguluyor. AK Parti döneminde binlerce işçi ölüyor, binlerce ağaç kesiliyor ama o bizim önceki belediye başkanımızı suçluyor. O dönemde Antalya Belediyesi örnek belediye seçildi" dedi.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, "Sayın Enç'in gelecek dönem için yaptığı hazırlığa saygı duyuyoruz. Kadın, çocuk, insan haklarını savunmanın partisi, siyaseti olmaz. Geçen hafta AK Parti'li Manisa Saruhanlı Belediyesi, onlarca hayvanı birbirine yedirerek katletti. Bu konuda ne düşünüyor acaba" sözlerini sarfetti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin, çocukların haklarını yetişkinlerden farklı olarak koruduğunu belirterek, "Sözleşmenin 20. yılında Türkiye açısından en önemli sorunlardan birisi çocuk işçiliği sorunudur. Çocukların çocukluklarını yaşamak yerine çalışma hayatında yer almalarının, çocukların gelişiminde çok önemli sorunlar yarattığı açıktır. Çocuk işçiliği konusunda bugün, araştırma komisyonu kurulması için öneri getireceğiz" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da çocuk hakları konusunda sadece gün kutlaması yapılmasını istemediklerini, bu konuda gerçek adımların atılmasını istediklerini söyleyerek, çocukların istismarcılar ve tecavüzcülerden korunması konusunda tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı.
TBMM Genel Kurulu'nda, TSK'nın; AB'nin, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'de icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi için bir yıl süreyle izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi görüşüldü.
Tezkere üzerinde ilk sözü alan CHP Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu, 5 milyon nüfuslu dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Orta Afrika Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan ettiği 1960 yılından bu yana darbelerin düzenli hale geldiğini, ülkedeki paylaşım ve yönetim sorunlarının son yıllarda Müslüman ve Hristiyan gruplar arasında bir savaşa dönüştüğünü anlattı.
Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 15?ini oluşturan Müslümanların ağırlıkta olduğu bir grubun, Mart 2013?te darbe yaparak kurduğu yönetime nüfusun yarısını oluşturan Hristiyanların şiddetle karşılık vermesiyle ülkedeki savaşın etnik temizlik ve soykırım boyutuna tırmandığını kaydeden Looğlu, uluslararası toplumun duruma el koymak zorunda kaldığını ifade etti.
Fransa, Afrika Birliği, BM ve AB'nin savaşı durdurmak ve barışı sağlamak için ülkeye asker gönderdiğine işaret eden Loğoğlu, Orta Afrika Cumhuriyeti?ndeki şiddetin sonlandırılması için Türkiye?nin katkıda bulunmasına onay veren tezkereye CHP olarak olumlu oy vereceklerini söyledi. Loğoğlu, "Bu yetkiyi verirken Hükümet'e bir de uyarıda bulunmak istiyoruz. Dünyadaki olaylara din ve mezhep açısından yaklaşma adetinizi bırakın. Bu yaklaşımlar toplumları bölüyor, dinler ve mezhepler arası gerginlikleri artırıyor, çatışmaları körüklüyor. İnsanlara eşit davranın. Sadece Müslümanların değil, bütün insanların hamisi olun" dedi.
Tezkere'nin ikinci bölümünü oluşturan Mali konusuna da değinen Loğoğlu, Orta Afrika Cumhuriyeti gibi Fransız kolonisi olan ve 1960 yılında bağımsızlığına kavuşan Mali'nin, etnik ve dinsel çatışmalar nedeniyle parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, iç savaş ve terör nedeniyle coğrafi olarak fiilen ikiye ayrıldığını söyledi. Mali?de bugün insani bir felaket yaşandığını belirten Loğoğlu, CHP olarak Mali?de BM?den aldığı yetkiyle faaliyet gösteren AB misyonlarına katkı verilmesini olumlu karşıladıklarını söyledi.
Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali?de meydana gelen gelişmeler ve uluslararası toplumun iki ülkeye yaklaşımının CHP ve AK Parti?nin izledikleri dış politikaların farklarını ortaya koyduğunu belirten Loğoğlu, "El Kaide bağlantılı örgütlerin güçlendiklerinde dünyayı ne hale çevirebilecekleri Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti?nin bugününe bakarak anlaşılabilir. Hiç kimse Orta Afrika ve Mali?deki gelişmeleri ümmetçi kalkışma fırsatı olarak görmemeli. Yükselen küresel terör, insani felaket ve bölgedeki devletlerin toprak bütünlükleri ve egemenliklerinin korunması uluslararası toplumun temel öncelikleridir" dedi.
MHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Mustafa Erdem, batılı güçlerin Afrika'ya ne götürdüğünün irdelenmesi gerektiğini belirterek, "Bugün Afrika'da medeniyet, insanlık, değerler toprağa düşmüştür. Medeniyet adına kullanılan tek şey kardeşin kardeşi katlettiği silahlardır. Bu silahları oraya gönderenlerin Afrika'ya ilişkin hesapları nedir? Afrika; Çin, AB ve ABD'nin aslan sofrasında pay ettikleri konuma düştükçe göndereceğimiz vatan evlatları küresel çıkarlara mı hizmet edecek?" dedi.
Yurt dışına asker gönderme uygulamalarının sorgulanması gerektiğini savunan Erdem, "Kimlerin peşine takılarak gittiğimiz ülkelerde hangi insani değerleri kurtardık? Afganistan'a, Somali'ye, Afrika'ya asker gönderdik de hangi yarayı iyileştirdik? Kimin peşine takılarak asker gönderdiğimiz ve kime hizmet ettiğimizi iyi bilmeliyiz" görüşünü ifade etti.
Suriye Tezkeresi'ne işaret eden Erdem, milletin iradesinin Peşmergeye peşkeş çekildiğini savundu. "Devlet statüsü kazanmamış, BM'ye üye olmamış, Türkiye'den başka bir ülke tarafından adam yerine konmamış olan Kuzey Irak askerlerini Kobani'ye gönderdi mi, göndermedi? Eğer bu milletin iradesi bizim namus ve şerefimizse, askerler namus ve şerefimizse, herkese millet adına aldığı kararları tartmalı" diyen Erdem, Suriye Tezkeresi ile kime hizmet edildiğini sordu.
Afrika'nin kendileri için en az batı kadar önemli olduğunu kaydeden Erdem, gönderilecek askerlerin akıbetlerinin korunamayacağı, haklarının savunulamayacağı, küresel güçlere hizmet edileceği endişesini taşıdığını söyledi. Türkiye'nin sadece Afrika'da, Avrupa'da ve daha çok Ortadoğu'da olması gerektiğini belirten Erdem, "Biz buradan Tezkere çıkardık Filistin, Filistin dedik sonuçta ne katkı sağladı onlara, gözyaşları dindi mi, İsrail baskısı bitti mi? Suriye'de Beşar Esad gitti mi? Hani işbirliği yaptıklarımız nerede? İşbirliği yaptıklarımızın bizimle ortak paydası yok. Türkiye Cumhuriyeti, küresel bir gücün oyuncağı olmaktan çıkmalı. Meclis'in vereceği karar Türk milletinin onur ve itibarı açısından Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'ye değil, uluslararası taşeron durumunda olan bütün alçakları kahretmeli" diye konuştu.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise kendileri dışındaki üç partinin de tezkereye evet diyeceklerini belirterek, "Size önerim oraya TSK gidecekse önce çocuklarınızı gönderin, bedelinin peşinde kimse koşmasın. Hollanda Kralı, İngiltere Kralı, Genelkurmay Başkanı, Afganistan'a, Pakistan'a oğlunu asker olarak gönderiyordu. Burada generallerin, siyasilerin, zenginlerin çocukları bankamatik tezkere alıp hamaset nutukları atıyor. Yazık" dedi.
Kimsenin hamaset nutukları atmamasını isteyen Kaplan, "Birileri istediği için mi, inandığım için mi, dış politikam için mi gidiyorum? AB'nin neresindesiniz? 3. dünya küresel finans krizinin sancıları yaşanıyor. Siz çizilen bu hudutlar içinden çıkıp neo yayılmacı politika izleyerek küresel güç olacağınızı sanıyorsunuz, milletin evladı, parası ve kanıyla... 30 milyon insan açlık sınırının, 20 milyon da yoksulluk sınırının altında. Türkiye'nin yüzde 1'i zengin; bunlardan biri Somali, Afganistan, Sudan'a, Beyrut'a gitti mi asker olarak? Gitmedi. Dün Ermenek'te maden ocağında kalan çocuğunu defneden babanın halini gözünüzün önüne getirin. Lastik ayakkabıları yırtık babanın cenaze başındaki duruşunu getirin. İşte o evlatları göndermek istiyorsunuz. Sizin küresel yayılmacı anlayışınız budur. HDP buna şiddetle karşı çıkacak ve evlatlarının yanında duracaktır" diye konuştu.
İnsani yardımların hiçbirinin karşısında olmadıklarını dile getiren Kaplan, "Yeter ya... Ortadoğu'nun jandarması dedik, şimdi Orta Afrika'nın jandarmalığını bize yüklemek istiyorlar. Bu ülkenin evladını, askerini, yoksul evladını pazarlamayın. NATO içinde mecbur mu, emir kulu mu Türkiye? Birbirimizi kandırmanın gereği yok. Türkiye'yi büyük tehlike bekliyor. Küresel güç olamazsınız" dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, "Türkiye, özellikle son yıllarda, Afrika kıtasındaki sorunlara hiçbir zaman bir siyasal aktör olarak kayıtsız kalmamıştır" dedi.
Ünal, TSK'nın; AB'nin, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'de icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi için 1 yıl süreyle izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşmelerinde grubu adına söz aldı.
Bölgede yaşanan gelişmeler ve etkileri ile bazı Avrupa ülkeleri ile ABD'nin yaklaşımı hakkında bilgi veren Ünal, şunları söyledi:
"Türkiye, özellikle son yıllarda, Afrika kıtasındaki sorunlara hiçbir zaman bir siyasal aktör olarak kayıtsız kalmamıştır. Somali'deki bölgesel ve iç barışa yönelik derin ve kapsamlı çalışma ve katkıları yanında Sudan ve Mali'deki çatışmalarda bilinçli olarak daha güçlü bir profil izlemiştir. Özellikle sessiz diplomasi olarak tarif edilebilecek bu politikaları, Türkiye'ye hem arazi tecrübesi hem de kıtada saygınlık kazandırmıştır. Orta Afrika Cumhuriyeti'nde yaşanan gelişmeler sonrası özellikle de Avrupa Birliği'nin Türkiye'den asker talebi bir kaç açıdan derinlemesine değerlendirilmelidir. Burada ilk olarak vurgulanması gereken nokta, bu davetin Türkiye'nin artık Afrika'daki sorunlarda katkı yapabilecek bir siyasal aktör olarak kabul edildiğinin tescili olduğudur."
Sorunun asıl mağdurlarının Müslümanlar olduğu düşünüldüğünde, Türkiye'nin bölgeye asker göndermesinin, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi yapıları da gelişmelere dahil edebileceğine dikkati çeken Ünal, "Onların sürece dahil olması hem Türkiye'nin elini güçlendirecek hem de olayları pozitif yönde etkileyecektir" dedi.
Ünal, Türkiye'nin benzer katılımları daha önce de gerçekleştirdiğine ve olumlu sonuçlar elde ettiğine işaret ederek, "Ülkemizin barışı destekleme harekatlarına olan yaklaşımıyla örtüşen ve Türkiye ile AB'nin uluslararası ve bölgesel sorunların çözümüne yönelik ortak anlayışlarının göstergelerinden biri olan bu tezkerenin onaylanmasını ümit ediyorum" değerlendirmesinde bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk de şahsı adına yaptığı konuşmada, tezkerenin NATO operasyonları ile bir ilgisinin olmadığını belirterek, "CHP olarak biz bunu destekliyoruz. Çünkü bu bir barış gücü operasyonu. Ve CHP olarak biz TSK'nın dünya barışına, istikrarına yardım edecek bütün görevlerde, barış koruyucu görevlerde yer almasına taraftarız" diye konuştu.
Korutürk, tezkerede sözü geçen bölgeye asker gönderilmesini onaylamanın, Türk askerini tehlikeye atmak değil, o bölgenin barışına katkı sağlamak anlamına geldiğini belirtti.
Konuşmasında AB ile ilişkilere de değinen Korutürk, "AB ile ilişkileri başka bir zemine oturtmamız lazım. AB'nin neresindeyiz, yeni baştan düşünmemiz ve AB'ye yönelik çalışmalarımızı da buna göre düzenlememiz lazım. AB Bakanı'nın belirsiz bazı pozisyonlarda bulunduğunu görüyoruz. Bazen bakıyorsunuz, (AB'ye şu tarihte gireceğiz) diye zaman veriyor, bazen (AB istemezse biz arkamızı döner gideriz) diyor. Hükümetin bu konuda nerede durduğu, nereye baktığı belli değil" ifadelerini kullandı.
Korutürk, AB standartlarının önemli ve Türk halkının hak ettiği standartlar olduğunu ve mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Devleti yöneten kişilerin konuştukları lafların nereye gidip gitmediğini iyi düşünmesi gerektiğini de vurgulayan Korutürk, şunları kaydetti:
"(Amerika'yı 1178'de Müslümanlar) bulmuş. Çok güzel birşey hepimize gurur verir. Ama bulduktan sonra ne yapmış? 1178 ne zaman, 2014 ne zaman? Bugün bakıyorsunuz, Amerika'nın güneyinin tamamı Katolik, Amerika'nın kuzeyinin büyük kısmı Protestan, bir kısmı Musevi. Bulduktan sonra ne yapmış? Bu da bir beceriklilik hikayesi değil. Ama Müslümanların çok becerikli oldukları, bilim alanında, ilim alanında, buluşlar, keşifler alanında çok parlak oldukları dönemler var. Onları anlatacağımıza, başarısızlık öykülerini anlatıyoruz, onlarla iftihar etmeye kalkıyoruz. Bunlarla görüşme açıyoruz. Bunlar doğru şeyler değil."
Korutürk, tezkerenin kabul edilmesi halinde oraya gidecek birliklerin bölge barışına hizmet edeceğine inandığını, bu tür faaliyetlerin yararlı olduğunu, Türkiye'nin dünya barışına katkıda bulunmasını desteklediklerini söyledi. Türkiye'nin Suriye politikasını ise eleştiren Korutürk, dünya barışına katkı anlayışının her yerde etkin kılınması gerektiğini vurguladı.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
TBMM Genel Kurulu'nda, grup başkanvekilleri ve milletvekilleri Dünya Çocuk Hakları Günü'nü kutladı.
AK Parti Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç, Antalya'da yaşanan hayvan hakkı ihlali konusunda yaptığı gündemdışı konuşmada, eski Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın döneminde, ilinde hayvan katliamı yapıldığını iddia etti.
Denizi, kumu, güneşi ve tarihi güzellikleriyle ön planda olan Antalya'nın halkın oyları ile seçilmiş başkanının 2009-2014 yılları arasında hayvan morgu yapmaya karar verdiğini belirten Enç, şöyle konuştu:
"Bu hayvan morgu için 52 bin TL harcanmış. Sürekli borç edebiyatı yapan bu kardeşimiz, tarihin en büyük hayvan katliamını yapmayı kafasına koymuş. 4 bin kedi ve köpek özel yöntemlerle 2009-2014 yılları arasında hunharca katledilmiş, 46 köpek 2 metrekare kafese konularak, bunların birbirleri ile kavga ederek kendilerini yok etmeleri sağlanmış. Hayvan hakları savunucuları ise buna ses çıkarmamışlar. Bu vahşeti katliamı Meclis kürsüsünden dile getirmek, milletvekilliği görevimin dışında Antalyalı olarak da benim görevim. Savcıları göreve davet ediyorum. Ağaçlar yüzünden haksız bir şekilde protesto eylemleri yaparak ülkeyi savaş haline çeviren aktivistler, tarafı oldukları siyasi partinin karar vericilerine karşı neden ses çıkarmıyorlar. Bu iki yüzlülük sürdüğü müddetçe, bununla daha çok mücadele etmek gerekiyor."
CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, ülkede çok sayıda çocuk işçi ve gelin, sokakta yaşayan çocuk olduğunu söyleyerek, "Çocuklara yeşili katledilmiş betondan bir ülke bırakıyorsak bunun vebali vardır, çocukların babalarını madende öldürüyorsak bunun günahı hepimizin boynundadır. Çocukların geleceği yerine, kaçak saraylara trilyonlar harcıyorsak ülkenin geleceği karanlık demektir. Saray için harcanan para ile 685 okul açılabilirdi, her çocuk için bir fidan dikilebilirdi" dedi.
MHP Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel de Dünya Çocuk Hakları günü nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, "Bu ülkenin çocukları artık sokakta rahat top oynayamıyor, çünkü tomalar izin vermiyor. Oturduğu yerde yol olmadığı için, sağlık hizmeti alamadığı için, vefatından sonra babasının sırtında taşıdığı çocuklar var. Gittiği anaokulunda üstüne lavabo düşen, okulda üzerine bayrak direği düşen çocuklar var" diye konuştu.
Türkiye'nin Evrensel Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne imza attığını anımsatan Demirel, her 4 çocuktan ancak birinin haklarını bildiğini kaydetti. Demirel, kız çocuklarının 12-13 yaşına geldiğinde evlendirilerek gittikleri evlerde hizmetçi konumuna getirildiğini, erkek çocukların da çocuk işçi olarak kullanıldığını söyledi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, gündemdışı konuşmayı 3 kadın milletvekilinin yapması üzerine, "Bugün hanımların günü" dedi.
AK Parti'li Enç'in iddialarına cevap veren CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, "Gökcen Özdoğan Enç, 'en iyi savunma hücumdur' taktiğini uyguluyor. AK Parti döneminde binlerce işçi ölüyor, binlerce ağaç kesiliyor ama o bizim önceki belediye başkanımızı suçluyor. O dönemde Antalya Belediyesi örnek belediye seçildi" dedi.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, "Sayın Enç'in gelecek dönem için yaptığı hazırlığa saygı duyuyoruz. Kadın, çocuk, insan haklarını savunmanın partisi, siyaseti olmaz. Geçen hafta AK Parti'li Manisa Saruhanlı Belediyesi, onlarca hayvanı birbirine yedirerek katletti. Bu konuda ne düşünüyor acaba" sözlerini sarfetti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin, çocukların haklarını yetişkinlerden farklı olarak koruduğunu belirterek, "Sözleşmenin 20. yılında Türkiye açısından en önemli sorunlardan birisi çocuk işçiliği sorunudur. Çocukların çocukluklarını yaşamak yerine çalışma hayatında yer almalarının, çocukların gelişiminde çok önemli sorunlar yarattığı açıktır. Çocuk işçiliği konusunda bugün, araştırma komisyonu kurulması için öneri getireceğiz" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da çocuk hakları konusunda sadece gün kutlaması yapılmasını istemediklerini, bu konuda gerçek adımların atılmasını istediklerini söyleyerek, çocukların istismarcılar ve tecavüzcülerden korunması konusunda tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı.
TBMM Genel Kurulu'nda, TSK'nın; AB'nin, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'de icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi için bir yıl süreyle izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi görüşüldü.
Tezkere üzerinde ilk sözü alan CHP Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu, 5 milyon nüfuslu dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Orta Afrika Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan ettiği 1960 yılından bu yana darbelerin düzenli hale geldiğini, ülkedeki paylaşım ve yönetim sorunlarının son yıllarda Müslüman ve Hristiyan gruplar arasında bir savaşa dönüştüğünü anlattı.
Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 15?ini oluşturan Müslümanların ağırlıkta olduğu bir grubun, Mart 2013?te darbe yaparak kurduğu yönetime nüfusun yarısını oluşturan Hristiyanların şiddetle karşılık vermesiyle ülkedeki savaşın etnik temizlik ve soykırım boyutuna tırmandığını kaydeden Looğlu, uluslararası toplumun duruma el koymak zorunda kaldığını ifade etti.
Fransa, Afrika Birliği, BM ve AB'nin savaşı durdurmak ve barışı sağlamak için ülkeye asker gönderdiğine işaret eden Loğoğlu, Orta Afrika Cumhuriyeti?ndeki şiddetin sonlandırılması için Türkiye?nin katkıda bulunmasına onay veren tezkereye CHP olarak olumlu oy vereceklerini söyledi. Loğoğlu, "Bu yetkiyi verirken Hükümet'e bir de uyarıda bulunmak istiyoruz. Dünyadaki olaylara din ve mezhep açısından yaklaşma adetinizi bırakın. Bu yaklaşımlar toplumları bölüyor, dinler ve mezhepler arası gerginlikleri artırıyor, çatışmaları körüklüyor. İnsanlara eşit davranın. Sadece Müslümanların değil, bütün insanların hamisi olun" dedi.
Tezkere'nin ikinci bölümünü oluşturan Mali konusuna da değinen Loğoğlu, Orta Afrika Cumhuriyeti gibi Fransız kolonisi olan ve 1960 yılında bağımsızlığına kavuşan Mali'nin, etnik ve dinsel çatışmalar nedeniyle parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, iç savaş ve terör nedeniyle coğrafi olarak fiilen ikiye ayrıldığını söyledi. Mali?de bugün insani bir felaket yaşandığını belirten Loğoğlu, CHP olarak Mali?de BM?den aldığı yetkiyle faaliyet gösteren AB misyonlarına katkı verilmesini olumlu karşıladıklarını söyledi.
Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali?de meydana gelen gelişmeler ve uluslararası toplumun iki ülkeye yaklaşımının CHP ve AK Parti?nin izledikleri dış politikaların farklarını ortaya koyduğunu belirten Loğoğlu, "El Kaide bağlantılı örgütlerin güçlendiklerinde dünyayı ne hale çevirebilecekleri Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti?nin bugününe bakarak anlaşılabilir. Hiç kimse Orta Afrika ve Mali?deki gelişmeleri ümmetçi kalkışma fırsatı olarak görmemeli. Yükselen küresel terör, insani felaket ve bölgedeki devletlerin toprak bütünlükleri ve egemenliklerinin korunması uluslararası toplumun temel öncelikleridir" dedi.
MHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Mustafa Erdem, batılı güçlerin Afrika'ya ne götürdüğünün irdelenmesi gerektiğini belirterek, "Bugün Afrika'da medeniyet, insanlık, değerler toprağa düşmüştür. Medeniyet adına kullanılan tek şey kardeşin kardeşi katlettiği silahlardır. Bu silahları oraya gönderenlerin Afrika'ya ilişkin hesapları nedir? Afrika; Çin, AB ve ABD'nin aslan sofrasında pay ettikleri konuma düştükçe göndereceğimiz vatan evlatları küresel çıkarlara mı hizmet edecek?" dedi.
Yurt dışına asker gönderme uygulamalarının sorgulanması gerektiğini savunan Erdem, "Kimlerin peşine takılarak gittiğimiz ülkelerde hangi insani değerleri kurtardık? Afganistan'a, Somali'ye, Afrika'ya asker gönderdik de hangi yarayı iyileştirdik? Kimin peşine takılarak asker gönderdiğimiz ve kime hizmet ettiğimizi iyi bilmeliyiz" görüşünü ifade etti.
Suriye Tezkeresi'ne işaret eden Erdem, milletin iradesinin Peşmergeye peşkeş çekildiğini savundu. "Devlet statüsü kazanmamış, BM'ye üye olmamış, Türkiye'den başka bir ülke tarafından adam yerine konmamış olan Kuzey Irak askerlerini Kobani'ye gönderdi mi, göndermedi? Eğer bu milletin iradesi bizim namus ve şerefimizse, askerler namus ve şerefimizse, herkese millet adına aldığı kararları tartmalı" diyen Erdem, Suriye Tezkeresi ile kime hizmet edildiğini sordu.
Afrika'nin kendileri için en az batı kadar önemli olduğunu kaydeden Erdem, gönderilecek askerlerin akıbetlerinin korunamayacağı, haklarının savunulamayacağı, küresel güçlere hizmet edileceği endişesini taşıdığını söyledi. Türkiye'nin sadece Afrika'da, Avrupa'da ve daha çok Ortadoğu'da olması gerektiğini belirten Erdem, "Biz buradan Tezkere çıkardık Filistin, Filistin dedik sonuçta ne katkı sağladı onlara, gözyaşları dindi mi, İsrail baskısı bitti mi? Suriye'de Beşar Esad gitti mi? Hani işbirliği yaptıklarımız nerede? İşbirliği yaptıklarımızın bizimle ortak paydası yok. Türkiye Cumhuriyeti, küresel bir gücün oyuncağı olmaktan çıkmalı. Meclis'in vereceği karar Türk milletinin onur ve itibarı açısından Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'ye değil, uluslararası taşeron durumunda olan bütün alçakları kahretmeli" diye konuştu.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise kendileri dışındaki üç partinin de tezkereye evet diyeceklerini belirterek, "Size önerim oraya TSK gidecekse önce çocuklarınızı gönderin, bedelinin peşinde kimse koşmasın. Hollanda Kralı, İngiltere Kralı, Genelkurmay Başkanı, Afganistan'a, Pakistan'a oğlunu asker olarak gönderiyordu. Burada generallerin, siyasilerin, zenginlerin çocukları bankamatik tezkere alıp hamaset nutukları atıyor. Yazık" dedi.
Kimsenin hamaset nutukları atmamasını isteyen Kaplan, "Birileri istediği için mi, inandığım için mi, dış politikam için mi gidiyorum? AB'nin neresindesiniz? 3. dünya küresel finans krizinin sancıları yaşanıyor. Siz çizilen bu hudutlar içinden çıkıp neo yayılmacı politika izleyerek küresel güç olacağınızı sanıyorsunuz, milletin evladı, parası ve kanıyla... 30 milyon insan açlık sınırının, 20 milyon da yoksulluk sınırının altında. Türkiye'nin yüzde 1'i zengin; bunlardan biri Somali, Afganistan, Sudan'a, Beyrut'a gitti mi asker olarak? Gitmedi. Dün Ermenek'te maden ocağında kalan çocuğunu defneden babanın halini gözünüzün önüne getirin. Lastik ayakkabıları yırtık babanın cenaze başındaki duruşunu getirin. İşte o evlatları göndermek istiyorsunuz. Sizin küresel yayılmacı anlayışınız budur. HDP buna şiddetle karşı çıkacak ve evlatlarının yanında duracaktır" diye konuştu.
İnsani yardımların hiçbirinin karşısında olmadıklarını dile getiren Kaplan, "Yeter ya... Ortadoğu'nun jandarması dedik, şimdi Orta Afrika'nın jandarmalığını bize yüklemek istiyorlar. Bu ülkenin evladını, askerini, yoksul evladını pazarlamayın. NATO içinde mecbur mu, emir kulu mu Türkiye? Birbirimizi kandırmanın gereği yok. Türkiye'yi büyük tehlike bekliyor. Küresel güç olamazsınız" dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, "Türkiye, özellikle son yıllarda, Afrika kıtasındaki sorunlara hiçbir zaman bir siyasal aktör olarak kayıtsız kalmamıştır" dedi.
Ünal, TSK'nın; AB'nin, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'de icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi için 1 yıl süreyle izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşmelerinde grubu adına söz aldı.
Bölgede yaşanan gelişmeler ve etkileri ile bazı Avrupa ülkeleri ile ABD'nin yaklaşımı hakkında bilgi veren Ünal, şunları söyledi:
"Türkiye, özellikle son yıllarda, Afrika kıtasındaki sorunlara hiçbir zaman bir siyasal aktör olarak kayıtsız kalmamıştır. Somali'deki bölgesel ve iç barışa yönelik derin ve kapsamlı çalışma ve katkıları yanında Sudan ve Mali'deki çatışmalarda bilinçli olarak daha güçlü bir profil izlemiştir. Özellikle sessiz diplomasi olarak tarif edilebilecek bu politikaları, Türkiye'ye hem arazi tecrübesi hem de kıtada saygınlık kazandırmıştır. Orta Afrika Cumhuriyeti'nde yaşanan gelişmeler sonrası özellikle de Avrupa Birliği'nin Türkiye'den asker talebi bir kaç açıdan derinlemesine değerlendirilmelidir. Burada ilk olarak vurgulanması gereken nokta, bu davetin Türkiye'nin artık Afrika'daki sorunlarda katkı yapabilecek bir siyasal aktör olarak kabul edildiğinin tescili olduğudur."
Sorunun asıl mağdurlarının Müslümanlar olduğu düşünüldüğünde, Türkiye'nin bölgeye asker göndermesinin, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi yapıları da gelişmelere dahil edebileceğine dikkati çeken Ünal, "Onların sürece dahil olması hem Türkiye'nin elini güçlendirecek hem de olayları pozitif yönde etkileyecektir" dedi.
Ünal, Türkiye'nin benzer katılımları daha önce de gerçekleştirdiğine ve olumlu sonuçlar elde ettiğine işaret ederek, "Ülkemizin barışı destekleme harekatlarına olan yaklaşımıyla örtüşen ve Türkiye ile AB'nin uluslararası ve bölgesel sorunların çözümüne yönelik ortak anlayışlarının göstergelerinden biri olan bu tezkerenin onaylanmasını ümit ediyorum" değerlendirmesinde bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk de şahsı adına yaptığı konuşmada, tezkerenin NATO operasyonları ile bir ilgisinin olmadığını belirterek, "CHP olarak biz bunu destekliyoruz. Çünkü bu bir barış gücü operasyonu. Ve CHP olarak biz TSK'nın dünya barışına, istikrarına yardım edecek bütün görevlerde, barış koruyucu görevlerde yer almasına taraftarız" diye konuştu.
Korutürk, tezkerede sözü geçen bölgeye asker gönderilmesini onaylamanın, Türk askerini tehlikeye atmak değil, o bölgenin barışına katkı sağlamak anlamına geldiğini belirtti.
Konuşmasında AB ile ilişkilere de değinen Korutürk, "AB ile ilişkileri başka bir zemine oturtmamız lazım. AB'nin neresindeyiz, yeni baştan düşünmemiz ve AB'ye yönelik çalışmalarımızı da buna göre düzenlememiz lazım. AB Bakanı'nın belirsiz bazı pozisyonlarda bulunduğunu görüyoruz. Bazen bakıyorsunuz, (AB'ye şu tarihte gireceğiz) diye zaman veriyor, bazen (AB istemezse biz arkamızı döner gideriz) diyor. Hükümetin bu konuda nerede durduğu, nereye baktığı belli değil" ifadelerini kullandı.
Korutürk, AB standartlarının önemli ve Türk halkının hak ettiği standartlar olduğunu ve mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Devleti yöneten kişilerin konuştukları lafların nereye gidip gitmediğini iyi düşünmesi gerektiğini de vurgulayan Korutürk, şunları kaydetti:
"(Amerika'yı 1178'de Müslümanlar) bulmuş. Çok güzel birşey hepimize gurur verir. Ama bulduktan sonra ne yapmış? 1178 ne zaman, 2014 ne zaman? Bugün bakıyorsunuz, Amerika'nın güneyinin tamamı Katolik, Amerika'nın kuzeyinin büyük kısmı Protestan, bir kısmı Musevi. Bulduktan sonra ne yapmış? Bu da bir beceriklilik hikayesi değil. Ama Müslümanların çok becerikli oldukları, bilim alanında, ilim alanında, buluşlar, keşifler alanında çok parlak oldukları dönemler var. Onları anlatacağımıza, başarısızlık öykülerini anlatıyoruz, onlarla iftihar etmeye kalkıyoruz. Bunlarla görüşme açıyoruz. Bunlar doğru şeyler değil."
Korutürk, tezkerenin kabul edilmesi halinde oraya gidecek birliklerin bölge barışına hizmet edeceğine inandığını, bu tür faaliyetlerin yararlı olduğunu, Türkiye'nin dünya barışına katkıda bulunmasını desteklediklerini söyledi. Türkiye'nin Suriye politikasını ise eleştiren Korutürk, dünya barışına katkı anlayışının her yerde etkin kılınması gerektiğini vurguladı.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
