2011-03-03 - 15:09
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Nevzat Pakdil başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Milletvekili genel seçimlerinin 12 Haziran'da yapılmasına ilişkin önerge oybirliğiyle kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, milletvekili genel
seçiminin 12 Haziran 2011'de yapılmasına ilişkin önergenin görüşülmesine
başlandı.

TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil başkanlığında toplanan Genel Kurulda,
gündeme geçilmeden önce, AK Parti Grup başkanvekillerinin imzasını taşıyan seçim
önergesi ele alındı. Önerge, geçen hafta Anayasa Komisyonunda oybirliğiyle kabul
edilmişti.

Önerge üzerinde ilk sözü CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü aldı.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek, Muş'ta meydana gelen depremle ilgili valiliğin emrine 500 bin lira
gönderileceğini bildirdi.

CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, Muhasebeciler Günü dolayısıyla
yaptığı gündem dışı konuşmada, Maliye Bakanlığı ile muhasebe camiasının
ilişkilerinin yeteri kadar sıcak olmadığını, bu durumun, bakanlığın TÜRMOB'u
yeteri kadar dikkate almamasından kaynaklandığını savundu.

Özyürek, ''İki camia birlikte çalışmalıdır. Bu dayanışmayı Maliye Bakanı
ve bakanlık bürokratları gerçekleştirmelidir'' dedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Lokman Ayva, özürlülerin sağlık
hizmetlerinden yararlanmasıyla ilgili bir çok çalışma yapıldığını ancak
vatandaşların bundan haberdar olmadığını kaydetti.

BDP Muş Milletvekili Nuri Yaman, Muş'un Bulanık ilçesinde meydana gelen
depremle ilgili bilgi verdi.

Yaman, gerekli adımların atılmasını isteyerek çalışmaların
hızlandırılması gerektiğini kaydetti.

Yaman'ın konuşmasına hükümet adına yanıt veren Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçek, Muş'lulara geçmiş olsun dileklerini iletti ve can kaybı
olmamasının sevindirici olduğunu kaydetti.

Şiddeti düşük dahi olsa 60'a yakın sarsıntı olduğunu ve hasarlar meydana
geldiğini belirten Çiçek, ilk olarak insanların geçici de olsa barınmasına imkan
sağlayacak düzenlemelerin gerçekleştirildiğini kaydetti.

Bugün gelen yazı itibarıyla Kızılay'ın bölgeye 201 çadır, 370 battaniye,
100 katalitik soba, yeteri kadar yatak, gıda ve ihtiyaç maddesi gönderdiğini
aktaran Çiçek, ek ihtiyaç olduğunda ne Kızılay ne de hükümetin bunu
esirgemeyeceğini ifade etti.

Yapılan hasar tespiti sonucunda 103 konutun hasarlı ve oturulamaz, 463
konutun hasarlı ve oturulabilir, 33 ahır ve 8 samanlığın hasarlı ve
kullanılabilir durumda olduğunu söyleyen Çiçek, ''Evinde oturmasında sakınca
görülen vatandaşlara geçici barınma, iaşe ve genel hayatı etkileyen şartların
ortadan kaldırılması amacıyla bizden istenen 500 bin TL'dir. Biz de bu imkanı Muş
Valiliğimizin emrine vereceğiz'' diye konuştu.

Çiçek, TOKİ'nin istenirse konut yapabileceğini, bütün meselenin talep
olduğunu kaydetti.

Bu arada, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Başkanvekili Nevzat
Pakdil'e Genel Kurul'un neden on dakika geç açtığını sordu.

Pakdil de muhalefete mensup bir katip üye acilen Ankara dışına çıktığı
için görevi başka bir katip üyeye devrettiğini ve bu nedenle gecikme yaşandığını
bildirdi.

Gündem dışı konuşmaların ardından milletvekili genel seçiminin 12 Haziran
2011'de yapılmasına ilişkin önergenin görüşülmesine başlandı.

CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü, ''AKP,
iktidardan düşmemek için elinden gelen her baskıyı yaparak, seçimlerin
dürüstlüğüne gölge düşürmek pahasına da olsa iktidarda kalmaya çalışacaktır''
dedi.

TBMM Genel Kurulunda seçim önergesi üzerinde konuşan Mengü, son yapılan
Anayasa değişikliği ve yargıyla ilgili yapılan düzenlemelerle yargının
siyasallaştırıldığını belirterek, iktidarın yargı üzerinde hakimiyet kurma
planları tamamlanarak, yargının AKP'lileştirildiğini, seçim güvenliğinin büyük
ölçüde tehlikeye girdiğini savundu.

Seçimlerin adalet duygusuna sahip, dürüst, yansız, bilgili ve güven
içinde görev yapan kimselerce yönetilip denetlenmesi gerektiğini belirten Mengü,
Anayasada buna ilişkin hüküm bulunduğunu söyledi. Seçimlerin düzen içinde
yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma görevi
omuzlarına yüklenen yargı organlarının bağımsızlığı ve yargıç güvencesi teminatı
altında bulunması gerektiğini ifade eden Mengü, şöyle konuştu:

''Ancak son yapılan Anayasa değişikliğiyle yargıcın kendisinin ve
ailesinin yazgısı, meslekteki geleceği siyasi iktidarın insafına bırakılmıştır.
Bu durumdaki bir yargıçtan yansızlık beklemek aşırı iyimserlik olur. Yandaş
yargıyı yaratan AKP'nin, kendisine seçim hakimi olarak görev yapacak yargıcı
arayıp bulup, önemli seçim bölgelerinde görevlendirmesi işten bile değil. Bu
nitelikteki yargıçlar da hizmetlerinin ödülünü en kısa zamanda, hatta anında
fazlasıyla alabilecekleri inancıyla kendilerine yapılan siyasal baskı ve
telkinlere açık kalabilirler.''

Mengü, dürüstlüğü tartışılan seçimlerin büyük toplumsal huzursuzluğa yol
açacağını belirterek, ''AKP iktidardan düşmemek için elinden gelen her baskıyı
yaparak, seçimlerin dürüstlüğüne gölge düşürmek pahasına da olsa iktidarda
kalmaya çalışacaktır'' dedi.

Seçimlerin eşit, dürüst şartlar altında yapıldığını söyleyebilmek için
sadece hakim teminatı altında yapılmasının yetmeyeceğini, özgür basının
varlığının da önemli olduğunu vurgulayan Mengü, ''Basını susturmayı, ileri
demokrasi kuralı haline getirdiniz. Her gün gazeteci evleri basılmaktadır. Bugün
onlarca gazetecinin evi aranmakta, niçin arandığı bilinmemekte. Bunlardan biri
olan Yalçın Küçük'ün 20 yıl önce boşandığı eşinin evi aranıyor. Hiçbir demokratik
ülkede bunu anlatamazsınız'' dedi.

Mengü, seçim barajının Türkiye'de parlamentonun meşruiyetini tartışmaya
açacak sonuçlar doğurmasının da engellenmesi gerektiğini belirterek, barajın
yüzde 7'ye düşürülmesi için yasa teklifi verdiklerini, bunun o zaman uygulanması
halinde temsil oranının yüzde 80'lerde olacağını söyledi.

BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız da Türkiye'de adil ve demokratik
olmayan seçim sistemiyle karşı karşıya olduklarını belirterek, antidemokratiklik
açısından dünyaya, Ortadoğu'ya örnek olacak bir seçim sisteminin uygulandığını
söyledi.

Türkiye'deki kadar yüzde 10 gibi aşırı yüksek bir seçim barajının
Ortadoğu ülkelerinde bile olmadığını ifade eden Yıldız, bu sistemle oluşacak bir
parlamentonun yapacağı yeni anayasanın tartışmalı olacağını ileri sürdü. Seçim
barajlarının, halkın oylarının önemli kısmının boşa gitmesine neden olduğunu
vurgulayan Yıldız, ''Toplumdaki bütün farklılıkların kendini ifadesi için seçim
vazgeçilmez bir unsurdur. Halkın iradesi tecelli edecek, kimi Parlamentoda görmek
istiyorsa onu gönderecek. Bugünkü seçim ve siyasi partiler sistemi, halkın
iradesinin yansımasına engeldir'' dedi.

Baraj yüzünden seçimlerde bağımsız adayları destekleyeceklerini belirten
Yıldız, AK Parti'nin CHP'nin de katkısıyla seçmenin önüne metrelerce uzun pusula
koyduğunu, bunun kendilerine yönelik engelleme çabalarından biri olarak
gördüklerini söyledi.

Yıldız, ''İnanın bizim seçmenimiz sizden daha politiktir. Gidip arayıp
bulup oy kullanıyor. Bu seçimlerde bu barajın sizin başınıza bela olduğunu
göreceksiniz. Çünkü geçmişte barajdan medet umanlara, istikrar bekleyenlere bu
baraj bela oldu, onlar bugün burada yok. Başbakan, bölgede ve Türkiye'de
kaybedeceğinin sinyallerini net olarak alıyor. Bu seçimlerde de devletin
valisini, kaymakamını, emniyet müdürlerini memur gibi kullanacaksınız'' dedi.

İktidarın muhaliflerinin sesine tahammül edemediğini, gece gündüz evlere
baskın düzenlediğini savunan Yıldız, ''Hükümet olarak yaptığınız devlet
terörüdür, AKP terörüdür. Başka terör aramayın'' diye konuştu.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal ise Hitler, Mussolini, Stalin döneminde
de seçim yapıldığını, 40 yıldır iktidarda olan Kaddafi ve Mübarek'in de seçimle
işbaşına geldiğini belirterek, seçimlerin göstermelik olmaktan çıkması için
iktidarın hesap vermesi ve seçimlerin dürüstlük ilkesine uygun yapılmasının
önemli olduğunu vurguladı.

Seçimler için devletin gücü ve parasının iktidar tarafından
kullanılmaması gerektiğini dile getiren Bal, vali ve devlet bürokrasisi ile
emniyet gücünün geçmiş seçimlerde iktidar partisi için seferber edildiğini
yaşadıklarını ileri sürdü.

Bal, ''Tunceli'de buzdolabı, çamaşır makinesi dağıtan Vali aynı göreve
Giresun'da da devam edecek mi? Polis tehdidi ve kontrolünde bir seçim yaşayacak
mıyız? Seçimden sonra, devletin gücü ve parasıyla mı seçim yapıldığını yoksa
halkın iradesiyle mi bir seçim yapıldığını tartışacağız. Huzur ve gönül rahatlığı
içinde bir seçim yapılmasını istiyoruz'' dedi.

Bal, ''AKP'nin 8,5 yılda sorunları çözemediğini, aksine temel ve kalıcı
sorunlar ilave ettiğini'' savunarak, seçimde millete hesap vereceğini söyledi.
Bal, ''Türkiye'yi hayvancılıkta angusa muhtaç etmiştir. 8,5 yılı AB türküsüyle
geçirdiniz. 2002'de canlı aldığınız AB perspektifini komaya soktunuz. Fişi
çekilecek hasta haline getirdiniz, fişi çekme şerefini de AB yetkililerine
bıraktınız. Teslimiyet politikalarıyla, AB istiyor diye Türkiye'nin üniter
yapısını, milli birlik bütünlüğünü heba ettiniz. Bin yılı aynı Allaha, aynı
Peygambere inandığımız, aynı fakirliği ve zaferi paylaştığımız Kürt
kardeşlerimizi ayırdınız, PKK'nın tabanı haline getirdiniz. Bunun hesabını
vereceksiniz'' diye konuştu.

Milletvekili genel seçimlerinin 12 Haziran'da
yapılmasına ilişkin önerge TBMM Genel Kurulunda oybirliğiyle kabul edildi.

Önerge üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasından sonra yapılan oylamaya
katılan 361 milletvekilinin oybirliğiyle kabul edildi. Milletvekilleri seçim
kararını alkışlarla karşıladılar. Birleşimi yönetin TBMM Başkanvekili Nevzat
Pakdil ise sonuçların hayırlı olmasını diledi.

Karara göre, TBMM'nin 24. Dönem üyelerinin belirleneceği milletvekili
genel seçimi 12 Haziran 2011 Pazar günü yapılacak.

Anayasa, TBMM genel seçimlerinden önce Adalet, İçişleri ve Ulaştırma
Bakanlarının çekilmesi kuralını getiriyor. Buna göre, seçim kararının Resmi
Gazete'de yayım tarihinden başlayarak 5 gün içinde bu bakanlıklara, Başbakan
tarafından, TBMM içinden veya dışarıdan bağımsızlar atanacak.

Daha sonraki süreçte Yüksek Seçim Kurulu (YSK), ilgili mevzuat uyarınca
seçim takvimini başlatacak. YSK tarafından belirlenen takvim ve kurallar
çerçevesinde yürütülecek seçim sürecinin ardından, seçmenler 12 Haziran 2011
tarihinde sandık başına gidecek.

Seçimlerde 24. Dönem TBMM'de görev alacak 550 milletvekili
belirlenecek.

TBMM İçtüzüğü uyarınca, milletvekili genel seçimi kesin sonuçlarının YSK
tarafından TRT kanallarında ilanını takip eden beşinci gün saat 15.00'de TBMM
Genel Kurulu çağrısız toplanacak. Bu birleşimde, önce milletvekillerinin andiçme
töreni yapılacak. Birleşime en yaşlı üye başkanlık edecek, en genç 2 milletvekili
de katip üye olarak görev yapacak.

Yemin töreninden sonra, Meclis Başkanı seçimi için çalışmalara 5 gün ara
verilecek. Bu 5 günlük arada Meclis Başkanı adayları belirlenecek, daha sonraki 5
gün içinde de seçim yapılacak. Gizli yapılacak oylamaların ilk ikisinde üye
tamsayısının üçte iki, üçüncü oylamada da üye tamsayısının salt çoğunluğu
aranacak. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oyu alan
iki aday arasında dördüncü oylama yapılacak. Dördüncü oylamada en fazla oy alan
üye, başkan seçilmiş olacak.

Meclis Başkanı seçiminden sonra siyasi partiler, temsilleri oranında
Başkanlık Divanı üyesi belirleyerek, başkanlığa sunacak. Partilerin belirlediği
bu adaylar, daha sonra Genel Kurulun onayına sunulacak.

TBMM Başkanlık Divanının oluşmasından sonra Meclis'te 61. Hükümet'in
kuruluş ve güvenoyu süreci başlayacak. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Anayasa gereği
bir milletvekilini (teamüllere göre seçimde çoğunluğu sağlayan partinin liderini)
Türkiye Cumhuriyeti'nin 61. Hükümeti'ni kurmakla görevlendirecek. Yeni Bakanlar
Kurulunun programı, hükümetin kuruluş tarihinden itibaren en geç 1 hafta sonra
TBMM'de okunacak. Bunun üzerinden iki tam gün geçtikten sonra program üzerinde
görüşme açılacak; görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra güven
oylaması yapılacak.

Öte yandan, 24. Dönem TBMM'de görev alacak milletvekilleri, partilerinin
grup başkanvekillerini ve TBMM komisyonlarında görev alacak arkadaşlarını da
seçecekler.

CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü, ''AKP,
iktidardan düşmemek için elinden gelen her baskıyı yaparak, seçimlerin
dürüstlüğüne gölge düşürmek pahasına da olsa iktidarda kalmaya çalışacaktır''
dedi.

TBMM Genel Kurulunda seçim önergesi üzerinde konuşan Mengü, son yapılan
Anayasa değişikliği ve yargıyla ilgili yapılan düzenlemelerle yargının
siyasallaştırıldığını belirterek, iktidarın yargı üzerinde hakimiyet kurma
planları tamamlanarak, yargının AKP'lileştirildiğini, seçim güvenliğinin büyük
ölçüde tehlikeye girdiğini savundu.

Seçimlerin adalet duygusuna sahip, dürüst, yansız, bilgili ve güven
içinde görev yapan kimselerce yönetilip denetlenmesi gerektiğini belirten Mengü,
Anayasada buna ilişkin hüküm bulunduğunu söyledi. Seçimlerin düzen içinde
yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma görevi
omuzlarına yüklenen yargı organlarının bağımsızlığı ve yargıç güvencesi teminatı
altında bulunması gerektiğini ifade eden Mengü, şöyle konuştu:

''Ancak son yapılan Anayasa değişikliğiyle yargıcın kendisinin ve
ailesinin yazgısı, meslekteki geleceği siyasi iktidarın insafına bırakılmıştır.
Bu durumdaki bir yargıçtan yansızlık beklemek aşırı iyimserlik olur. Yandaş
yargıyı yaratan AKP'nin, kendisine seçim hakimi olarak görev yapacak yargıcı
arayıp bulup, önemli seçim bölgelerinde görevlendirmesi işten bile değil. Bu
nitelikteki yargıçlar da hizmetlerinin ödülünü en kısa zamanda, hatta anında
fazlasıyla alabilecekleri inancıyla kendilerine yapılan siyasal baskı ve
telkinlere açık kalabilirler.''

Mengü, dürüstlüğü tartışılan seçimlerin büyük toplumsal huzursuzluğa yol
açacağını belirterek, ''AKP iktidardan düşmemek için elinden gelen her baskıyı
yaparak, seçimlerin dürüstlüğüne gölge düşürmek pahasına da olsa iktidarda
kalmaya çalışacaktır'' dedi.

Seçimlerin eşit, dürüst şartlar altında yapıldığını söyleyebilmek için
sadece hakim teminatı altında yapılmasının yetmeyeceğini, özgür basının
varlığının da önemli olduğunu vurgulayan Mengü, ''Basını susturmayı, ileri
demokrasi kuralı haline getirdiniz. Her gün gazeteci evleri basılmaktadır. Bugün
onlarca gazetecinin evi aranmakta, niçin arandığı bilinmemekte. Bunlardan biri
olan Yalçın Küçük'ün 20 yıl önce boşandığı eşinin evi aranıyor. Hiçbir demokratik
ülkede bunu anlatamazsınız'' dedi.

Mengü, seçim barajının Türkiye'de parlamentonun meşruiyetini tartışmaya
açacak sonuçlar doğurmasının da engellenmesi gerektiğini belirterek, barajın
yüzde 7'ye düşürülmesi için yasa teklifi verdiklerini, bunun o zaman uygulanması
halinde temsil oranının yüzde 80'lerde olacağını söyledi.

BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız da Türkiye'de adil ve demokratik
olmayan seçim sistemiyle karşı karşıya olduklarını belirterek, antidemokratiklik
açısından dünyaya, Ortadoğu'ya örnek olacak bir seçim sisteminin uygulandığını
söyledi.

Türkiye'deki kadar yüzde 10 gibi aşırı yüksek bir seçim barajının
Ortadoğu ülkelerinde bile olmadığını ifade eden Yıldız, bu sistemle oluşacak bir
parlamentonun yapacağı yeni anayasanın tartışmalı olacağını ileri sürdü. Seçim
barajlarının, halkın oylarının önemli kısmının boşa gitmesine neden olduğunu
vurgulayan Yıldız, ''Toplumdaki bütün farklılıkların kendini ifadesi için seçim
vazgeçilmez bir unsurdur. Halkın iradesi tecelli edecek, kimi Parlamentoda görmek
istiyorsa onu gönderecek. Bugünkü seçim ve siyasi partiler sistemi, halkın
iradesinin yansımasına engeldir'' dedi.

Baraj yüzünden seçimlerde bağımsız adayları destekleyeceklerini belirten
Yıldız, AK Parti'nin CHP'nin de katkısıyla seçmenin önüne metrelerce uzun pusula
koyduğunu, bunun kendilerine yönelik engelleme çabalarından biri olarak
gördüklerini söyledi.

Yıldız, ''İnanın bizim seçmenimiz sizden daha politiktir. Gidip arayıp
bulup oy kullanıyor. Bu seçimlerde bu barajın sizin başınıza bela olduğunu
göreceksiniz. Çünkü geçmişte barajdan medet umanlara, istikrar bekleyenlere bu
baraj bela oldu, onlar bugün burada yok. Başbakan, bölgede ve Türkiye'de
kaybedeceğinin sinyallerini net olarak alıyor. Bu seçimlerde de devletin
valisini, kaymakamını, emniyet müdürlerini memur gibi kullanacaksınız'' dedi.

İktidarın muhaliflerinin sesine tahammül edemediğini, gece gündüz evlere
baskın düzenlediğini savunan Yıldız, ''Hükümet olarak yaptığınız devlet
terörüdür, AKP terörüdür. Başka terör aramayın'' diye konuştu.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal ise Hitler, Mussolini, Stalin döneminde
de seçim yapıldığını, 40 yıldır iktidarda olan Kaddafi ve Mübarek'in de seçimle
işbaşına geldiğini belirterek, seçimlerin göstermelik olmaktan çıkması için
iktidarın hesap vermesi ve seçimlerin dürüstlük ilkesine uygun yapılmasının
önemli olduğunu vurguladı.

Seçimler için devletin gücü ve parasının iktidar tarafından
kullanılmaması gerektiğini dile getiren Bal, vali ve devlet bürokrasisi ile
emniyet gücünün geçmiş seçimlerde iktidar partisi için seferber edildiğini
yaşadıklarını ileri sürdü.

Bal, ''Tunceli'de buzdolabı, çamaşır makinesi dağıtan Vali aynı göreve
Giresun'da da devam edecek mi? Polis tehdidi ve kontrolünde bir seçim yaşayacak
mıyız? Seçimden sonra, devletin gücü ve parasıyla mı seçim yapıldığını yoksa
halkın iradesiyle mi bir seçim yapıldığını tartışacağız. Huzur ve gönül rahatlığı
içinde bir seçim yapılmasını istiyoruz'' dedi.

Bal, ''AKP'nin 8,5 yılda sorunları çözemediğini, aksine temel ve kalıcı
sorunlar ilave ettiğini'' savunarak, seçimde millete hesap vereceğini söyledi.
Bal, ''Türkiye'yi hayvancılıkta angusa muhtaç etmiştir. 8,5 yılı AB türküsüyle
geçirdiniz. 2002'de canlı aldığınız AB perspektifini komaya soktunuz. Fişi
çekilecek hasta haline getirdiniz, fişi çekme şerefini de AB yetkililerine
bıraktınız. Teslimiyet politikalarıyla, AB istiyor diye Türkiye'nin üniter
yapısını, milli birlik bütünlüğünü heba ettiniz. Bin yılı aynı Allaha, aynı
Peygambere inandığımız, aynı fakirliği ve zaferi paylaştığımız Kürt
kardeşlerimizi ayırdınız, PKK'nın tabanı haline getirdiniz. Bunun hesabını
vereceksiniz'' diye konuştu.
(17.07)