2012-09-28 - 14:05
TBMM'DE "DİL VE MEDENİYET" KONFERANSI?
TBMM Başkanlığı İdari Teşkilatı personeline " Dil ve Medeniyet" konulu bir konferans verildi.
TBMM Başkanlığı İdari Teşkilatı personeline " Dil ve Medeniyet" konulu bir konferans verildi. TBMM İnsan Kaynakları Başkanlığı tarafından düzenlenen Konferansta Öğretim görevlisi, yazar ve şair Hilmi Yavuz konuşmacı olarak yer aldı.

TBMM Başkanlığı İdari Teşkilatı personeline öğretim görevlisi, yazar ve şair Hilmi Yavuz, " Dil ve Medeniyet" konulu konferans verdi.

Öğretim görevlisi, yazar ve şair Hilmi Yavuz, "AB meselesi de bir medeniyet meselesidir. Ama biz AB 'ligine üye olmak istiyoruz ve meseleyi politik, ekonomik ve siyasi bir mesele olarak görüyoruz. Bu şekilde düşündüğümüz sürece bir sonuca varacağımızı düşünmüyorum. AB meselesi bir medeniyet meselesidir. Biz AB medeniyetine ait bir toplum değiliz. Benim kişisel görüşüm AB asli üyeliği o medeniyetle mensubiyet ilişkisi ile bağlı olanlarındır. Bu yüzdendir ki bizi asli olarak o medeniyete mensubiyetimiz olmadığı için asli üye olarak almayacaklardır. Çünkü biz o medeniyete ait bir toplum değiliz." dedi

Öğretim görevlisi, yazar ve şair Hilmi Yavuz, sözlerinde şunları kaydetti:

" Kültür dilleri ve medeniyet dilleri karıştırılmaktadır. Kültür dilleri milli ve ulusal dillerdir. Bir milletin kültür dili ulusal dilidir. Medeniyet dilleri ise evrensel dillerdir. Bugün baktığımız zaman iki büyük medeniyetten söz ediyoruz. Bunlar İslam Medeniyeti ve Hristiyan Medeniyetidir.

Medeniyetleri üreten unsurların başında ise dinler gelmektedir. Kültürleri ise etnisiteler üretir. İslam Medeniyetinin dili Arapça ve Farsçadır. Hristiyan Medeniyetinin dili ise Yunanca ve Latincedir. İslam Medeniyetinin büyük temel yapıtları Arapça ve Farsça yazılmıştır. Büyük imparatorluklar medeniyet dillerini hep ortaya çıkarmışlardır. Osmanlı imparatorluğu İslam Medeniyetinin her iki dili olan Arapça ve Farsçayı birlikte kullanmıştır. Osmanlıca ise İslam Medeniyetinin Osmanlı toplumundaki dilidir.

Türkçe ise bir kültür dilidir. Türkçe ve Osmanlıca bizim yüzyıllardır kullandığımız dillerdir. Bir dilin örnek verecek olursak Türkçe'nin Osmanlıcanın yerine tercih edilmesi ya da Osmanlıcanın Türkçe'nin yerine tercih edilmesi, önüne geçmesi benim kanaatimce yanlıştır. Yani başka bir deyişle kültürümüzü, medeniyetimizin önüne ya da medeniyetimizi, kültürümüzün önüne koymak bana kalırsa yanlıştır.

Osmanlı imparatorluğunda hem Arapça, hem Farsça, hem Türkçe, hem Osmanlıca dilleri kullanılmıştır ve bunlar benim İslam medeniyetimin dilleridir. Hepsi yerine göre kullanılmalıdır. Medeniyet kültüre ya da kültür medeniyete tercih edilmemelidir. Birbirlerinin önüne geçmemelidir. Aksi halde bu ideolojik bölünmelere neden olabilir. Büyük imparatorluklar hep medeniyet dillerini kullanmışlardır. Osmanlı imparatorluğu ve Selçukluyu buna örnek verebiliriz.

Uluslaşma süreci medeniyet dillerinin geriye itilmesi ve ulus dillerinin öne çıkmasına neden olmuştur. Siyasi hâkimiyet biçiminin başka bir siyasi hâkimiyet biçimi ile yer değiştirmesi nedeniyle medeniyet dilleri ikinci plana düşmüştür. Cumhuriyet döneminde yapılan dil devrimi bunun somut örneğidir. Osmanlıcanın cumhuriyet döneminde ikinci plana itilmesi siyasi bir hareket olarak cumhuriyetin ilanı ile değişmiştir.

Birçok yazar edebiyatın ancak medeniyet dilleri ile inşaa edilebileceğini belirtir ve ulusal diller ile olmayacağını söylerler. Ama bence bu doğru değildir. Ulusal diller de felsefe dili olabilir. Türkiye'de bazı yazarlar Türk Dili ile Türk Kültürü Dili ile felsefe yapılamayacağını söylemişlerdir. Bunun gerekçesi olarak da Türk Dili'nin gramatik yapısını göstermişlerdir. Bazı yazarlar ise kültür dilleri ile felsefe yapılamayacağı düşüncesidir. Ama Almanca ulusal bir dildir, Alman toplumunun kültür dilidir ve bu düşünceyi çürütmektedir. Felsefe yazı dili ile yapılan bir alandır ve bundan ötürüdür ki Türkçe' de bir felsefe dili olabilir.

Bilim'e gelince Bilim Dili çok farklıdır. Doğal Bilimlerin dili matematiktir. Bilim Dili teorik bir dildir. Teorik kavramlar gündelik hayatta karşılığı olmayan şeylerdir. Dolayısıyla bilimin yapıldığı teorik kavramlar her dilde yapılabilir. Bir toplumun bilim dili onun ulusal dili olamaz. Çünkü bilim medeniyete aittir.

Türk toplumu bu anlamda İslam Medeniyetinden batı medeniyet dairesine geçmiş durumdadır. Batı dilleri Latince ve Yunancadır. Bilim dilleri Hristiyan Medeniyetinden geçmiş dillerdir. Biz çok fazla politize olmuş bir toplumuz. O kadar ki kendi medeniyetimizin sorunlarını bile konuşamayacak durumdayız. Örnek verecek olursak İslam Medeniyetinin büyük modern Türk sanatı ile ilişkisi nedir? Bu bizim entelektüellerimizin gündeminde olan bir konu değildir. Bu çalışmalar yapılsa bizim seyir ufkumuz genişleyecektir.

AB meselesi de bir medeniyet meselesidir. Ama biz AB 'ligine üye olmak istiyoruz ve meseleyi politik, ekonomik ve siyasi bir mesele olarak görüyoruz. Bu şekilde düşündüğümüz sürece bir sonuca varacağımızı düşünmüyorum. AB meselesi bir medeniyet meselesidir. Biz AB medeniyetine ait bir toplum değiliz. Benim kişisel görüşüm AB asli üyeliği o medeniyetle mensubiyet ilişkisi ile bağlı olanlarındır. Bu yüzdendir ki bizi asli olarak o medeniyete mensubiyetimiz olmadığı için AB'ye asli üye olarak almayacaklardır. Çünkü biz o medeniyete ait bir toplum değiliz.

Bir ülkede yapılacak eğitim ulusal dille yapılmalıdır. Ancak sosyal bilimlerde bilimsel kavramlar batı medeniyeti dili ile üretilen kavramlardır. Bu yüzden özellikle felsefe terminolojisi olsun başka alanlar olsun medeniyet dili olan kavramlarla dile getirilmelidir."

Alper Durmaz