2010-03-25 - 14:14
AK Parti İstanbul Milletvekili Güldal Akşit Başkanlığında toplanan TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, alt komisyonun hazırladığı ''Erken Yaşta
Evlilikler'' raporunu görüştü. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu raporuna göre, ilköğretimde 693 öğrenci ''erken evlilik ve nişanlanma'' nedeniyle okula devam etmiyor. Erken evlilik ve nişanlanma nedeniyle ilköğretime devamsızlığın en fazla görüldüğü il Ağrı. Ağrı'yı, Diyarbakır, Gaziantep ve Muş izliyor.
CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, berdel, beşik kertmesi, baldız,
kayınbirader gibi geleneksel evliliklerin, ''kadın, insan ticareti'' olduğunu,
bununla mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Güldal Akşit Başkanlığında toplanan TBMM
Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, alt komisyonun hazırladığı ''Erken Yaşta
Evlilikler'' raporunu görüştü.
Akşit, oluşturdukları alt komisyonun güzel bir çalışma yaptığını,
araştırma komisyonu gibi çalıştığını dile getirerek, raporu, bir kitapçık haline
getireceklerini belirtti.
CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, gelişmiş ülkelerde erken yaş
evliliklerinin çok az olduğunu, bu durumun insan hakları göstergesi olduğunu
ifade etti.
18 yaşını bitirene kadar herkesin çocuk olarak tanımlandığına işaret eden
Arıtman, ancak Medeni Kanunun 17 yaş ile çocuk evliliklerine onay verdiğini
kaydetti.
Berdel, beşik kertmesi, baldız, kayınbirader, kan parası evlilikleri gibi
geleneksel evliliklerin, ''kadın, insan ticareti'' olduğunu belirten Arıtman,
''Gelenek, görenek diye, insan, kadın ticaretine izin verilmemeli. Yanlış
gelenekle mücadele etmemiz gerekir'' dedi.
Arıtman, komisyon üyelerinin, annelerden, kız çocuklarının erken yaşta
evliliklerine rıza göstermemelerini istemeleri gerektiğini belirtti.
MHP İzmir Milletvekili Şenol Bal da hazırlanan raporun üzerinde
durulması, zorunlu eğitimin 12-13 yıla çıkarılmasını takip edecek mekanizmaların
oluşturulması gerektiğini kaydetti.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de Avrupa'da çocuk yaşının 23'e
çıkarıldığını, Türkiye'de 18 olan bu yaşın, yeniden ele alınması gerektiğini
ifade etti.
Tuncel'in, erken yaşta evliliklerin daha çok ''Kürt coğrafyasında
yaşandığı'' yönündeki sözlerine CHP'li Arıtman, ''Kürt coğrafyası tanımının
tutanaklardan çıkarılmasını istiyorum. Türkiye'de böyle bir coğrafya yoktur,
sonsuza değin de olmayacaktır'' diye tepki gösterdi.
DSP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş da özellikle doğuda erken
yaşta evliliklerin yüksek olduğuna işaret ederek, bunun temelinde ekonomik
sorunların yattığını vurguladı. Ağırbaş, raporda, doğuda bir toprak reformu
yapılması yönünde bir önerinin de yer alması gerektiğini dile getirdi.
Raporu hazırlayan Alt Komisyon Başkanı AK Parti Malatya Milletvekili
Öznur Çalık, çalışmanın, halının altına süpürdükleri sorunları görmek açısından
önemli olduğunu vurguladı.
''Sorunun nedeni eğitim, çözümü de eğitim'' diyen Çalık, çözüm ortakları
Milli Eğitim, Sağlık, Milli Savunma, İçişleri Bakanlıkları ile Kadından ve
Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanlıkları, sivil toplum örgütleriyle, bu işin çözüme
kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Görüşmelerin ardından komisyon raporu, oybirliğiyle kabul edildi.
Komisyonda Çalık'ın anne ve bebek ölümlerine ilişkin Sağlık Bakanlığı
verilerine, Arıtman karşı çıktı. Arıtman, elindeki, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın
Plan ve Bütçe Komisyonunda verdiği rakamların farklı olduğunu ifade etti.
Komisyonda, ayrıca, kadının siyasetteki temsili ve kota uygulamaları da
tartışıldı.
Bazı komisyon üyeleriyle, New York'ta katıldıkları BM Kadının Statüsü
Komisyonunun toplantısı hakkında bilgi veren Akşit, şiddetin, halen ülkelerin,
kadınların gündemini işgal ettiğini belirtti.
New York'taki toplantılarda yer alan CHP Adana Milletvekili Gaye Erbatur,
dünyada politikada kadınların durumunu gösteren bir harita sundu.
Erbatur, 2010'da dünya parlamentolarında kadınların temsil oranının yüzde
18,8'e çıktığını, kadın Bakan oranının yüzde 16 olduğunu, 10 parlamentoda kadın
milletvekili, 16 ülkede ise kadın Bakan bulunmadığını anlattı.
BM Kalkınma Programı Gelişmişlik Endeksine göre Türkiye'nin 139 ülke
arasında 120. sırada yer almasının canlarını acıttığını anlatan Erbatur, bunun
temel nedeninin kadınların yönetim kademelerinde, karar verme mekanizmalarında
yer almaması olduğunu belirtti.
Türkiye'de hiç kadın vali, müsteşar olmadığına işaret eden Erbatur, ''1-2
tane değil, en azından 10 tane kadın vali atanması lazım. Kadın müsteşar
atanmalı, kadın genel müdür sayısı artırılmalı. Kadın öğretim üyesi oranı yüzde
40'ın üzerinde, ancak rektör olarak yeterince yoklar. Sayın Cumhurbaşkanı, rektör
atarken, bunu göz önünde bulundurmalı'' dedi.
Sabahat Tuncel, kadınların toplumsal yaşama, siyasete katılması yönünde
bir çalışmayı komisyonun gündeme alabileceğini söyledi.
Tuncel, kadınların olmadığı yerde, kadın için karar alınamadığını dile
getirdi.
Canan Arıtman, kadınların siyasete katılımının, erkeklerin insafına, iki
dudağının arasına bırakılmaması gerektiğini belirtti.
Seçimlere 1 yıl kaldığına işaret eden Arıtman, kota gibi kadınlar lehine
uygulamaların yasalarla getirilmesini istedi.
Jale Ağırbaş da partilerinin kotayı yüzde 50 olarak öngördüğünü, bunu
söylediklerinde bazılarının gözlerini açarak baktıklarını belirtti.
Komisyon Başkanı Akşit de bütün kadın milletvekillerini toplantıya
çağırarak, görüşlerinin alınmasını önerdi.
Akşit, katıldığı Güneydoğu Avrupa Ülkeler Birliği toplantısındaki bir
listeye göre, kadınların parlamentoda temsil oranında, Türkiye'nin Karadağ'dan
sonra sondan ikinci ülke olduğunu belirtti. Karadağ'da 81 milletvekilinin 5'i,
Kosova'da 120 milletvekilinin 36'sı, Yunanistan'da 300 milletvekilinin 52'si,
Bosna Hersek'te 42 milletvekilinin 8'inin kadın olduğunu bildirdi.
Güldal Akşit, toplantıda, eşi tarafından kulak ve burnu kesilen kadının
durumunu gündeme getirdi. Kadının şikayetçi olduğunu, eşinin bir süre cezaevinde
kaldığını anımsatan Akşit, kadının, Aile Koruma Kanuna göre korumaya alındığını,
ancak bunun devamını getiremediklerini söyledi.
Buna yönelik Milli Eğitim Bakanlığına bir çözüm önerisi götürülmesi
gerektiğini belirten Akşit, ilköğretim okullarında cinsiyet eğitimi, şiddetle
mücadele konularında eğitimler verilmesini istedi. Akşit, eğitim verilerek, bu
şekilde çağ dışı olaylarla karşılaşılmasının önüne geçilebileceğini belirtti.
TBMM'de yasama uzmanlarına toplumsal cinsiyet, eşitlik konusunda eğitim
vermeyi düşündüklerini vurgulayan Akşit, bu konularda bilinçlendirme ve
bilgilendirmenin yararlı olacağını vurguladı.
Arıtman da bu eğitimin milletvekillerine de verilmesini, buna ihtiyacı
olan çok sayıda milletvekili olduğunu savundu.
Komisyon bünyesinde oluşturulan alt komisyon raporu, ''erken yaşta
evlilikler'' konusunda tespit ve çözüm önerilerinde bulunuyor.
Raporda, erken yaşta evlilikler, ''insan haklarının kullanılmasını
engelleyen, kadının statüsünü düşüren, çocukların başta eğitim olmak üzere, temel
haklarını elinden alan bir sorun'' olarak değerlendirilerek, bununla mutlaka
mücadele edilmesi gerektiği belirtildi.
Erken yaşta evliliklerin nedenlerine yer verilen rapora göre, bu
nedenlerin başında sosyo-ekonomik gerekçeler yatıyor.
Raporda, özellikle kız çocuklarının, bazı ailelerde ekonomik yük olarak
görüldüğü, bazen, ''sofradan bir tabağın eksilmesi'' fikrinin dahi aileler için
küçük yaşta evlilikleri teşvik edici olduğu belirtildi. Ailelerin, hem üzerindeki
ekonomik yükü hafifletmek hem de başlık parasıyla gelir getirmek için kızlarını,
çocuk yaşta evlendirdiği ifade edildi.
Gelenek, görenek ve dini inançların yanlış algılanmasının da erken yaşta
evlenmeyi hızlandırdığı vurgulanan raporda, ''Küçük yaşta yapılan evlilikle,
kocaya itaatin ve yeni yuvaya uyumun daha kolay sağlanacağına inanılmaktadır.
Erkek aileleri de kendilerine uyumu daha kolay olsun diye mümkün olduğunca küçük
yaşta gelin almak istemektedir. Ayrıca, bu evliliklerin, genç kızların karşı
cinsle evlilik dışı ilişkiye girmelerine ve hamile kalmalarına engel olacağı
kanaati yaygın olarak görülmektedir'' ifadelerine yer verildi.
Erken yaşta evliliklerin diğer nedenleri ise ''eğitimsizlik, aile içi
şiddet, toplum baskısı ve kullanılan dil, evlilik çeşitleri ve mülkiyet unsuru''
olarak sıralandı.
Türkçe'de erken yaşta evlilikleri onaylayan bir çok atasözü ve deyimin
bulunduğuna işaret edilen raporda, buna, ''Kız beşikte çeyiz sandıkta'',
''15'indeki kız ya erdedir ya yerde'', ''Demir tavında, dilber çağında'', ''Erken
evlenen döl alır, erken kalkan yol alır'', ''Erken evlenen yanılmamış''
şeklindeki atasözlerini örnek olarak gösterildi.
Raporda, Türkiye de dahil, dünyanın bir çok yerinde gençlerin çocuk
sayılabilecek yaşta evlendirme gerekçesinin, dine dayandırılmaya çalışıldığı
ifade edilerek, meşrulaştırılmaya çalışılan bu durumun bilimsel ve dini bir
temelinin bulunmadığı vurgulandı. Raporda ayrıca Kur'an-ı Kerim'in, evlenme
akdini sorumlulukları ağır bir sözleşme olarak kabul ettiği, evliliği, eşlerin
karşılıklı sorumlulukları yerine getirdikleri, kendilerine düşen ödevleri yapmayı
taahhüt ettikleri bir güven sözleşmesi olarak değerlendirdiği belirtildi.
Evlilik yaşını yükseltmenin en iyi yolunun, çocukların eğitime
kavuşturulması olduğuna işaret edilen raporda, Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim
Genel Müdürlüğünün Mart 2009 tarihli, ''öğrencilerin ilköğretimde özürsüz
devamsızlık nedenleri (20 gün ve üstü)'' ne yer verildi.
İlköğretimde özürsüz şekilde 20 gün ve üstünde devamsızlık yapan öğrenci
sayısı Mart 2009 itibariyle 58 bin 402'si kız olmak üzere 92 bin 953.
675 kız ve 18 erkek öğrencinin devamsızlık nedeni ise ''erken evlilik ve
nişanlanma''. Bu nedenle devamsızlığın en fazla görüldüğü il; 1'i erkek 116
öğrenciyle Ağrı. Ağrı'yı, 57 öğrenciyle Diyarbakır, 40'ar öğrenciyle Gaziantep ve
Muş izliyor.
Rapor, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Türkiye Nüfus ve
Sağlık Araştırmasına da atıfta bulunuyor. Buna göre, 1998'de yüzde 15,2 olan
15-19 yaş evlilikleri, 2003'te yüzde 11,9 ve 2008'de yüzde 9,6'ya düşüyor.
Rapor, erken yaşta evliliğe yönelik çözüm önerileri de getiriyor.
Medeni Kanunu'nun, olağanüstü durumlar hariç evlenmek için 17 yaşı
doldurma şartı aradığı, hakim kararıyla 16 yaşında yapılan evlilikler dışında 17
yaş altı evliliklerin hukuken geçersiz olduğu hatırlatıldı.
Yaş engeli nedeniyle resmi olarak mümkün kılınmayan aile birliğinin, dini
nikahla oluşturulmaya çalışıldığına işaret edilen raporda, erken yaşta
evlilikleri önlemek için Medeni Kanununun uygulamasının çok sıkı şekilde takip
edilmesi gerektiği belirtildi.
Raporda, yer alan önerilerden bazıları şöyle:
-Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu arasındaki
uyumsuzluk giderilmeli.
-Kanunlardaki çocuk tarifini belirleyecek bir düzenleme Adalet
Bakanlığından talep edilmeli.
-Çocukların zorunlu eğitim ve öğretimlerini tamamlamayan veliler tespit
edilmeli ve haklarında caydırıcı önlemler alınmalı.
-Örgün eğitim içindeki çocuklar için erken yaşta evlenmenin
sakıncalarının anlatıldığı kazanımlar müfredata eklenmeli.
-Anne-çocuk sağlığı, üreme sağlığı gibi konular müfredatta yeterince yer
almalı.
-Zorunlu eğitim, okul öncesi eğitimle 13 yıla çıkarılmalı.
-Meslek edindirme kurslarına önem verilerek kadınların iş kurabilmeleri
için imkanlar sağlanmalı.
-Okuma-yazma bilmeyen kadın oranının fazlalığı dolayısıyla kadınlarda
okuma yazma oranını artırmak için kadın okulları açılmalı.
-Milli Savunma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının askere alınan gençlere
yönelik uyguladıkları ortak projedeki eğitim programına erken evlilik konusu da
dahil edilmeli.
-Devlet büyüklerinin, erken yaşta evliliğin sakıncalarına değinecekleri
konuşmalarını halka duyurmaları etkili olabilir.
-Hutbe ve vaazlarda erken evliliğin sakıncalarına yer verilmeli.
-Dini nikahın temel unsurlarının, rıza, denklik, alenilik, ilan, tescil
gibi şartlar olduğu; dolayısıyla resmi nikahın bütün bu şartları sağladığı
toplumla paylaşılmalı.
-Devlet, bilimsel bir çalışma yaparak 18 yaş altı tüm yaş gruplarındaki
evlilikleri ortaya çıkarmalı. (14:14)
