2013-05-20 - 15:00
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. CHP'nin, ''Van'da 23 Ekim 2011 ile 9 Kasım 2011'deki iki deprem arasında gerekli tedbirleri almayarak görevi kötüye kullandığı'' iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği Meclis soruşturması açılması önergesi, TBMM Genel Kurulu'nda reddedildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, eskiden bayram kutlamalarında resmi geçitler olduğunu, kamu araçları, tankın, top arabasının olmadığı yerde, belediyenin yeni alınan çöp kamyonları, zabıta arabaları ve ambülansların geçtiğini belirterek, "Biz bu şekildeki bir bayram kutlamasının milletin heyecanına, arzusuna uygun bir bayram olduğunu bugüne kadar düşünemedik. Bayramı sembolik düzeye indirgememek lazım, bayramı sembollerden almak, yaşatılması gereken sembolleriyle birlikte donatmak lazım" dedi.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, bu tarihin bağımsız ve modern Türkiye'nin kuruluş tarihi olduğunu söyledi.
"19 Mayıs olmazsa kurtuluş olmazdı, Meclis olmazdı, sizler burada olmazdınız, cumhuriyet ve çok partili hayat olmazdı, laiklik olmazdı, tam bağımsızlık olmazdı, yurtta sulh cihanda sulh olmazdı" diyen Gök, bugün, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını bir kez daha minnetle andıklarını söyledi.
Gök, "Kimilerimiz Atatürk'ün adını anarken, kimileri de adını silmek için çalışıyor. AOÇ'yi talan eden, Atatürk'ün adını her yerden silmek isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Atatürk ve arkadaşları, ümmet toplumdan yurttaş toplum yaratmıştır, şimdi yurttaş toplumdan ümmet toplum yaratmaya çalışan iktidar vardır. Sizden Atatürk'ü anlamanızı bekleyemeyiz ama onun yaptıklarını anabilirsiniz. Ondan niye korkuyorsunuz, onun adını neden silmek istiyorsunuz- Atatürk'ün adını dünya silememiştir, sizin silmeniz mümkün değildir" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, 19 Mayıs'ın, Atatürk'ün önderliğinde Türk milletinin tarih sahnesinde şaha kalkışının tarihi olduğunu söyledi.
19 Mayıs'ın, yeni Türk devletinin çağdaş değerlerle milletler ailesi içinde yer almasının başlangıcı olduğunu ifade eden Vural, "O gün Samsun'dan yola çıkan milli mücadele fikri, Ankara'da millet meclisini kurdurmuştur. 19 Mayıs emperyalizm zincirine ve zindanına karşı, hakkın, ahlakın ve inancın en kalıcı cevabıdır. Bu millet hiçbir zaman tutsak yaşamamış, kendi kaderine bizzat kendisi sahip çıkmıştır. Bu mücadele ruhunu sulandırmaya çalışanlar, 94 yıl önceki işgalci heveslerle aynı kareye düştüklerini göreceklerdir" dedi.
Gündemdışı konuşmalara yanıt veren Kılıç, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutladı.
Bayramın geçen pazar günü olduğunu ancak etkinliklerin gelecek günlerde de devam edeceğini söyleyen Kılıç, "Bayram birlik, birliğimizi teyit etme, bir olma, birlik olma ve birlikte hareket etme vesilesidir. Anadolu erenlerinden Hacı Bektaş-i Veli'nin buyurduğu gibi, 'bayramlar bir olmak, iri olmak, diri olmak vesilesidir. Bayram coşkusu birlikte kutlandıkça günden güne artacaktır. Bayram heyecanı birlikte hareket edilebildikçe, bayramı bayram yapan değerleri birlikte yaşatabildiğimiz müddetçe günden güne artmaya devam edecektir" şeklinde konuştu.
Kılıç, şöyle konuştu:
"Atatürksüz bir milli bayram tasavvur etmek, dizayn etmek, gerçekleştirmek mümkün değildir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü Türkiye Cumhuriyeti'nden, Türkiye Cumhuriyeti'ni de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten ayrı düşünebilmek, ayırabilmek mümkün değildir. Bu yönde bir çabanın herhangi bir siyasi camia tarafından yaşatılacağına ihtimal vermiyorum. Bu toplum her türlü fitne fesat tohumunu çürüttüğü gibi, Atatürk'le Türkiye Cumhuriyeti, Türk milleti arasına ekilmek istenen ayrılık tohumlarını çürütmeye de muvaffak olacaktır. Bu coğrafya bugün, her zaman olduğundan daha fazla birliğe ve beraberliğe muhtaçtır.
Vatan, devlet, millet ve bayrak bir olduğuna göre, bunun ötesinde bir duyguyu düşünmek söz konusu bile değildir. Bayram kutlamalarının formatının değişmesinden dolayı muhalefetin eleştirileri var ama bir anlamda özeleştiri yapmak lazım. Bayramın bugünkü kutlama biçimine yoğunlaşmak lazım. Dün on binlerce liseli ve üniversiteli gencimizle birlikte Anıtkabir'e çıktık, Atatürk'ün manevi huzurunda saygı duruşumuzu yaptık, sonra o gençlerle birlikte bayram kutlamalarına devam ettik. 81 ilimizin hepsinde ay yıldızlı al bayraklarımızla on binlerce genç, sokaklarda, meydanlarda, okullarda, salonlarda, alış veriş merkezlerinde bayramın heyecanını milletin iliklerine kadar hissetmesini sağladılar. Ortaya çok büyük bir enerji çıktı.
Eskiden bayram kutlamalarında resmi geçitler olurdu, kamu araçları, tankın olmadığı yerde top arabasının olmadığı yerde, belediyenin yeni alınan çöp kamyonları, zabıta arabaları, ambülansları geçerdi. Biz bu şekildeki bir bayram kutlamasının milletin heyecanına, arzusuna uygun bir bayram olduğunu bugüne kadar düşünemedik. Bayramı sembolik düzeye indirgememek lazım, bayramı sembollerden almak, yaşatılması gereken sembolleriyle birlikte donatmak lazım. 19 Mayıs 1919'da yaşanan tarihi hadise yaşanmasaydı, bugün ne olurdu, nerede olurduk- Bu toplumun manevi değerlerinin yok edilmesine fırsat vermemek lazım. Seyit Onbaşı var mıydı, yok muydu tartışması yapıldı bu ülkede. Bu tepkimizi ortaya koymamız lazımdı, biz tepkimizi ortaya koyduk. Bu topraklar Seyit Onbaşı'larla vatan, Ulubatlı Hasan'larla vatan. Bugün Seyit Onbaşı'yı tartıştırırsak, yarın Ulubatlı Hasan'ı tartışmaya açacaklar; bir başka gün Sultan Mehmed Fatih miydi tartışmasını açacaklar, bir başka gün belki Mustafa Kemal Atatürk Samsun'a çıkmış mıydı çıkmamış mıydı, İstiklal Harbi hangi zeminde ve boyutta cereyan etmişti tartışmasıyla devam edecekler. Ruh kökümüze, mana kökümüze inmemiz lazım. Mazisi olmayanın atisi olmaz."
Bakan Kılıç, maalesef 70 yıl önce konuşulan Türkçe'nin eski Türkçe olarak adlandırıldığını, Atatürk'ün nutkunun Türkçesini eski Türkçe olarak adlandıranlar olduğunu belirterek, "Bugün nutku anlamayan nesiller çeyrek yüzyıl sonra bağımsızlığımızın ve özgürlüğümüzün İstiklal Marşı'nın mısralarını da anlamaz hale geleceklerdir. Buna göz yumamayız, rıza gösteremeyiz. Stadyumlarda açılan pankartlardan çok daha önemli olan, 19 Mayıs ruhunu ve heyecanını, 19 Mayıs sonrasında gelişen tarihsel önemli olayları gençlerle birlikte konuşmak, paylaşmaktır" diye konuştu.
Burada paylaştığı görüşlerin Hükümetin görüşleri olduğunu ifade eden Kılıç, "Çanakkale olmasaydı, geçilmez kılınmasaydı, 19 Mayıs 1919'da Bandırma Vapuru Atatürk ve beraberindeki 19 kişiyle birlikte Samsun Tütün İskelesi'ne yanaşamayacaktı. Eğer Samsun'a çıkmasalardı, akabinde Amasya, Sivas ve Erzurum kongreleri yapılamayacaktı, Ankara'da TBMM toplanamayacaktı" dedi.
Kılıç, bayramda ayrışmak yerine birleşmek gerektiğini, ayrı ayrı yürümek yerine kol kola girmek gerektiğini kaydetti.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Van depremi ile ilgili yapılan harcamanın, 350 milyon TL'si vatandaşlara ait olmak üzere 5 milyar TL olduğunu kaydetti.
Atalay, hakkında verilen Meclis soruşturması önergesi üzerinde TBMM Genel Kurulu'nda Hükümet adına yaptığı konuşmada, Van depreminin yaralarının büyük oranda sarıldığını söyledi.
Hükümetin Van depremi sonrasındaki çalışmasının uluslararası kuruluşlar tarafından örnek gösterildiğini belirten Atalay, bu gerçeğin herkesçe bilindiğini kaydetti. Atalay, "Van depremi sonrası devletimiz, milletimizle birlikte çok büyük fedakarlık ve başarı ortaya koyduk, adeta tek vücut olduk, yaralar da sarıldı" dedi.
Atalay, başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, bakanların deprem sonrasında Van ve Erçiş'e gittiklerini, Vanlıların asla yalnızlık çekmediğini ifade ederek, kalıcı konutların teslimine kadar da bakanların nöbetleşe bölgede bulunduğunu kaydetti. "Kolaycı bir Hükümet değiliz, ben de işlere kolaycılıkla bakmam" diyen Atalay, bir yerde hata ve eksiklik varsa, önce onu kendilerinin göreceğini bildirdi.
Türkiye'nin Van depremi sonrası yapılması gerekenler konusunda iyi bir sınav verdiğini belirten Atalay, "Hükümetimiz, bütün kurumlarımız çok iyi bir sınav vermiştir. Sadece Hükmet değil, milletimiz de büyük bir duyarlılık ve yardımlaşma gösterdi, Türkiye adeta tek vücut oldu" dedi. Atalay, depremde 644 vatandaşın hayatını kaybettiğini, çok sayıda vatandaşın da yaralandığını anımsattı. Kızılay, TSK ve sivil arama kurtarma ekiplerinin AFAD'ın koordinasyonunda büyük bir çalışma yaptığını kaydeden Atalay, orada yoğun kışa rağmen büyük bir seferberlik yürütüldüğünü bildirdi.
Beşir Atalay, mali bir sıkıntı da çekilmediğini ifade ederek, Van depremi ile ilgili yapılan harcamanın, 350 milyon TL'si vatandaşlara ait olmak üzere 5 milyar TL olduğunu söyledi. 75 bin çadır kurulduğunu, 30 bin konteynır üretildiğini belirten Atalay, bunların kışın o yoğun şartlarında Van'a ulaştırıldığını kaydetti. Atalay, 35 bin vatandaşın da diğer illere gönderildiğini, 16 bin 895 konutun tamamlanarak teslim edildiğini, 2 bin 148 konutun inşasının tamamlanmak üzere olduğunu belirterek, kiracı olanlara da depremzedelere verilen şartlarda konut verildiğini ifade etti.
Hasar tespit çalışmalarının ilk andan itibaren devam ettiğini belirten Atalay, şunları kaydetti:
"Bu çalışmaların tamamlanma süreci depremin etkisine göre değişmektedir. Van'daki 7,2 büyüklüğündeki ilk deprem sonrasında 234 personel ile çalışmalar 25 Ekim 2011'de başlamıştır. Depremin etkilediği alanı ve acil barınmaya muhtaç afetzedelerin belirlenmesine ilişkin etki analizi çalışması devam ederken, 5,7 büyüklüğünde ikinci deprem meydana geldi. Bu süre içerisinde 102 bin 900 yapının ön incelemesi tamamlandı ancak hasar tespit çalışmaları, meydana gelen bir deprem nedeniyle herhangi bir hasara uğramayan veya az hasar gören binaların sonradan gerçekleşen bir depremde yıkılabileceği konusunda hüküm vermez. Bu yüzdendir ki bu çalışmalar dikkate alınarak, afetzedelere binalara girmeleri söylenmez ve söylenmemiştir. Deprem sonrası vatandaşlara hasarlı binalara girmemesi hususunda AFAD tarafından sürekli uyarılarda bulunulmuştur. Bu uyarılar basında da yer almıştır. Toplamda 200 binden fazla konut ve iş yeri incelenmiştir. Bu çalışmalarda bini aşkın inşaat mühendisi ve mimar görev almıştır. İkinci deprem olduğunda, Van ve Erçiş'te ön hasar tespit çalışmaları devam ediyordu. Hasar tespit çalışması depreme dayanıklılık çalışması değildir"
CHP'nin, ''Van'da 23 Ekim 2011 ile 9 Kasım 2011'deki iki deprem arasında gerekli tedbirleri almayarak görevi kötüye kullandığı'' iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği Meclis soruşturması açılması önergesi, TBMM Genel Kurulu'nda reddedildi.
Genel Kurul'da, önergenin gizli oylamasında 357 milletvekili oy kullandı. Gizli oylama sonucuna göre, 275 milletvekili önergenin reddi, 67 milletvekili kabulü yönünde oy kullandı. Oylamada, 13 milletvekili çekimser kalırken, 1 oy geçersiz sayıldı, 1 oy da boş çıktı.
CHP Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş, Van'da 9 Kasım 2011 tarihinde meydana gelen ikinci depremde 39 insanın göz göre göre yaşamını yitirdiğini öne sürerek, ''Bu canların ilk sorumlusu, yeterli tedbirleri almayan Van Valisi'dir'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, ''Van'da 23 Ekim 2011 ile 9 Kasım 2011'deki iki deprem arasında gerekli tedbirleri almayarak görevi kötüye kullandığı'' iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği Meclis soruşturması açılması önergesi üzerinde söz alan Toptaş, depremde hükümetin ciddi ihmalleri olduğunu savundu.
Van'daki ilk depremden 16 gün sonra meydana gelen ikinci depremde, ikisi otel 18 binanın çöktüğünü anımsatan Toptaş, şu ifadeleri kullandı:
''Göz göre göre 39 kişi ölüyor. Bu canların ilk sorumlusu, yeterli tedbirleri almayan devletin Van Valisi'dir. Van Valisi, orada insanların nerelerde barınacağı belirlemeyerek, tehlikeli yerleri ayırt etmeyerek, halkı uyarmayarak, hasarlı binalarda barınılamayacağını bildirmeyerek, bu insanların ölümüne neden olmuştur. Vali'nin buradaki durumu ceza içeren bir suçtur. Van'ın bu konuda riskli bir bölge olduğunu bilmesine rağmen, otellerin güvenli olduğunu söylemişti.''
Toptaş, kriz koordinasyonundan sorumlu olan Başbakan Yardımcısı Atalay'ın, aslında tüm ihmallerden sorumlu olduğunu ileri sürdü.
İtalya'da bir mahkemenin, ülkede meydana gelen bir depremde gerekli önlemleri almadıkları, bölge halkını uyarmadıkları gerekçesiyle deprem komitesindeki kamu yetkililerini 6 yıl hapis cezasına çarptırdığını ve kamu görevi yasağı verdiğini belirten Toptaş, Van depreminde ise bu kadar ihmalin söz konusu olmasına rağmen tek bir kamu görevlisinin yargılanmadığını söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, hükümetin Van depreminde kötü bir sınav verdiğini, iktidara yakın bazı müteahhitlerin depremi fırsat olarak değerlendirdiklerini ileri sürdü. Tanal, hükümetin, Meclis'teki üye çoğunluğu nedeniyle bu konudaki önergeyi bile ciddiye almadığını iddia etti.
AK Parti Van Milletvekili Mustafa Bilici, hükümetin depremin hemen ardından gerekli çalışmaları başlattığını belirterek, ''Yaralılar kara ve hava yolu ile en yakın sağlık kurumlarına sevk edildi. Çadır ve konteynerlerde kalanların 170 milyon liralık elektrik faturaları karşılandı. 36 bin vatandaş diğer illerde misafir edildi. Hayvanları telef olan ailelere canlı hayvan verildi. Çiftçiye 65 milyon liralık yem desteği yapıldı. Az hasarlı konutlar için 50 milyon liralık hibe destek sağlandı. 7 bin 500 kardeşimize geçici süreli iş imkanı sağlandı. Son 50 yılın en soğuk havasının yaşanmasına rağmen depremden kısa süre sonra kalcı konutların temeli atıldı. Esnafa 300 milyon liralık kredi imkanı sağlandı'' diye konuştu.
BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, Bilici'nin konuşmasını anımsatarak, ''Keşke söyledikleri doğru olsaydı. Keşke bütün yaralar sarılmış olsaydı. Hala ölü sayısı bile belli değil. Kaç kişinin cenazesi kimsesizler mezarlığına defnedildi- Bunun sayısı bile bilinmiyor. Van'da yaşayan 1 milyonun üzerinde nüfusun tamamı mağdur olmuştur bu depremde'' dedi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Van depreminin ardından vatandaşın kredi taleplerinin bile kabul edilmediğini, mağdur vatandaşın TOKİ'ye mecbur bırakıldığını savundu. Işık, TOKİ'den konut edinen vatandaşın büyük bölümünün geri ödeme gücünün bulunmadığını ifade etti.
Alim Işık, TOKİ'nin ihale, imalat ve hak sahiplerine dağıtım konusunda, haksızlık ve usulsüzlükle ilgili iddialara ilişkin araştırma yapılması gerektiğini söyledi.
CHP'nin, ''Van'da 23 Ekim 2011 ile 9 Kasım 2011'deki iki deprem arasında gerekli tedbirleri almayarak görevi kötüye kullandığı'' iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği Meclis soruşturması açılması önergesi, TBMM Genel Kurulu'nda reddedildi.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, soruşturma önergesinin görüşülmesinin tamamlanmasının ardından, yarın saat 15.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, eskiden bayram kutlamalarında resmi geçitler olduğunu, kamu araçları, tankın, top arabasının olmadığı yerde, belediyenin yeni alınan çöp kamyonları, zabıta arabaları ve ambülansların geçtiğini belirterek, "Biz bu şekildeki bir bayram kutlamasının milletin heyecanına, arzusuna uygun bir bayram olduğunu bugüne kadar düşünemedik. Bayramı sembolik düzeye indirgememek lazım, bayramı sembollerden almak, yaşatılması gereken sembolleriyle birlikte donatmak lazım" dedi.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, bu tarihin bağımsız ve modern Türkiye'nin kuruluş tarihi olduğunu söyledi.
"19 Mayıs olmazsa kurtuluş olmazdı, Meclis olmazdı, sizler burada olmazdınız, cumhuriyet ve çok partili hayat olmazdı, laiklik olmazdı, tam bağımsızlık olmazdı, yurtta sulh cihanda sulh olmazdı" diyen Gök, bugün, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını bir kez daha minnetle andıklarını söyledi.
Gök, "Kimilerimiz Atatürk'ün adını anarken, kimileri de adını silmek için çalışıyor. AOÇ'yi talan eden, Atatürk'ün adını her yerden silmek isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Atatürk ve arkadaşları, ümmet toplumdan yurttaş toplum yaratmıştır, şimdi yurttaş toplumdan ümmet toplum yaratmaya çalışan iktidar vardır. Sizden Atatürk'ü anlamanızı bekleyemeyiz ama onun yaptıklarını anabilirsiniz. Ondan niye korkuyorsunuz, onun adını neden silmek istiyorsunuz- Atatürk'ün adını dünya silememiştir, sizin silmeniz mümkün değildir" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, 19 Mayıs'ın, Atatürk'ün önderliğinde Türk milletinin tarih sahnesinde şaha kalkışının tarihi olduğunu söyledi.
19 Mayıs'ın, yeni Türk devletinin çağdaş değerlerle milletler ailesi içinde yer almasının başlangıcı olduğunu ifade eden Vural, "O gün Samsun'dan yola çıkan milli mücadele fikri, Ankara'da millet meclisini kurdurmuştur. 19 Mayıs emperyalizm zincirine ve zindanına karşı, hakkın, ahlakın ve inancın en kalıcı cevabıdır. Bu millet hiçbir zaman tutsak yaşamamış, kendi kaderine bizzat kendisi sahip çıkmıştır. Bu mücadele ruhunu sulandırmaya çalışanlar, 94 yıl önceki işgalci heveslerle aynı kareye düştüklerini göreceklerdir" dedi.
Gündemdışı konuşmalara yanıt veren Kılıç, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutladı.
Bayramın geçen pazar günü olduğunu ancak etkinliklerin gelecek günlerde de devam edeceğini söyleyen Kılıç, "Bayram birlik, birliğimizi teyit etme, bir olma, birlik olma ve birlikte hareket etme vesilesidir. Anadolu erenlerinden Hacı Bektaş-i Veli'nin buyurduğu gibi, 'bayramlar bir olmak, iri olmak, diri olmak vesilesidir. Bayram coşkusu birlikte kutlandıkça günden güne artacaktır. Bayram heyecanı birlikte hareket edilebildikçe, bayramı bayram yapan değerleri birlikte yaşatabildiğimiz müddetçe günden güne artmaya devam edecektir" şeklinde konuştu.
Kılıç, şöyle konuştu:
"Atatürksüz bir milli bayram tasavvur etmek, dizayn etmek, gerçekleştirmek mümkün değildir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü Türkiye Cumhuriyeti'nden, Türkiye Cumhuriyeti'ni de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten ayrı düşünebilmek, ayırabilmek mümkün değildir. Bu yönde bir çabanın herhangi bir siyasi camia tarafından yaşatılacağına ihtimal vermiyorum. Bu toplum her türlü fitne fesat tohumunu çürüttüğü gibi, Atatürk'le Türkiye Cumhuriyeti, Türk milleti arasına ekilmek istenen ayrılık tohumlarını çürütmeye de muvaffak olacaktır. Bu coğrafya bugün, her zaman olduğundan daha fazla birliğe ve beraberliğe muhtaçtır.
Vatan, devlet, millet ve bayrak bir olduğuna göre, bunun ötesinde bir duyguyu düşünmek söz konusu bile değildir. Bayram kutlamalarının formatının değişmesinden dolayı muhalefetin eleştirileri var ama bir anlamda özeleştiri yapmak lazım. Bayramın bugünkü kutlama biçimine yoğunlaşmak lazım. Dün on binlerce liseli ve üniversiteli gencimizle birlikte Anıtkabir'e çıktık, Atatürk'ün manevi huzurunda saygı duruşumuzu yaptık, sonra o gençlerle birlikte bayram kutlamalarına devam ettik. 81 ilimizin hepsinde ay yıldızlı al bayraklarımızla on binlerce genç, sokaklarda, meydanlarda, okullarda, salonlarda, alış veriş merkezlerinde bayramın heyecanını milletin iliklerine kadar hissetmesini sağladılar. Ortaya çok büyük bir enerji çıktı.
Eskiden bayram kutlamalarında resmi geçitler olurdu, kamu araçları, tankın olmadığı yerde top arabasının olmadığı yerde, belediyenin yeni alınan çöp kamyonları, zabıta arabaları, ambülansları geçerdi. Biz bu şekildeki bir bayram kutlamasının milletin heyecanına, arzusuna uygun bir bayram olduğunu bugüne kadar düşünemedik. Bayramı sembolik düzeye indirgememek lazım, bayramı sembollerden almak, yaşatılması gereken sembolleriyle birlikte donatmak lazım. 19 Mayıs 1919'da yaşanan tarihi hadise yaşanmasaydı, bugün ne olurdu, nerede olurduk- Bu toplumun manevi değerlerinin yok edilmesine fırsat vermemek lazım. Seyit Onbaşı var mıydı, yok muydu tartışması yapıldı bu ülkede. Bu tepkimizi ortaya koymamız lazımdı, biz tepkimizi ortaya koyduk. Bu topraklar Seyit Onbaşı'larla vatan, Ulubatlı Hasan'larla vatan. Bugün Seyit Onbaşı'yı tartıştırırsak, yarın Ulubatlı Hasan'ı tartışmaya açacaklar; bir başka gün Sultan Mehmed Fatih miydi tartışmasını açacaklar, bir başka gün belki Mustafa Kemal Atatürk Samsun'a çıkmış mıydı çıkmamış mıydı, İstiklal Harbi hangi zeminde ve boyutta cereyan etmişti tartışmasıyla devam edecekler. Ruh kökümüze, mana kökümüze inmemiz lazım. Mazisi olmayanın atisi olmaz."
Bakan Kılıç, maalesef 70 yıl önce konuşulan Türkçe'nin eski Türkçe olarak adlandırıldığını, Atatürk'ün nutkunun Türkçesini eski Türkçe olarak adlandıranlar olduğunu belirterek, "Bugün nutku anlamayan nesiller çeyrek yüzyıl sonra bağımsızlığımızın ve özgürlüğümüzün İstiklal Marşı'nın mısralarını da anlamaz hale geleceklerdir. Buna göz yumamayız, rıza gösteremeyiz. Stadyumlarda açılan pankartlardan çok daha önemli olan, 19 Mayıs ruhunu ve heyecanını, 19 Mayıs sonrasında gelişen tarihsel önemli olayları gençlerle birlikte konuşmak, paylaşmaktır" diye konuştu.
Burada paylaştığı görüşlerin Hükümetin görüşleri olduğunu ifade eden Kılıç, "Çanakkale olmasaydı, geçilmez kılınmasaydı, 19 Mayıs 1919'da Bandırma Vapuru Atatürk ve beraberindeki 19 kişiyle birlikte Samsun Tütün İskelesi'ne yanaşamayacaktı. Eğer Samsun'a çıkmasalardı, akabinde Amasya, Sivas ve Erzurum kongreleri yapılamayacaktı, Ankara'da TBMM toplanamayacaktı" dedi.
Kılıç, bayramda ayrışmak yerine birleşmek gerektiğini, ayrı ayrı yürümek yerine kol kola girmek gerektiğini kaydetti.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Van depremi ile ilgili yapılan harcamanın, 350 milyon TL'si vatandaşlara ait olmak üzere 5 milyar TL olduğunu kaydetti.
Atalay, hakkında verilen Meclis soruşturması önergesi üzerinde TBMM Genel Kurulu'nda Hükümet adına yaptığı konuşmada, Van depreminin yaralarının büyük oranda sarıldığını söyledi.
Hükümetin Van depremi sonrasındaki çalışmasının uluslararası kuruluşlar tarafından örnek gösterildiğini belirten Atalay, bu gerçeğin herkesçe bilindiğini kaydetti. Atalay, "Van depremi sonrası devletimiz, milletimizle birlikte çok büyük fedakarlık ve başarı ortaya koyduk, adeta tek vücut olduk, yaralar da sarıldı" dedi.
Atalay, başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, bakanların deprem sonrasında Van ve Erçiş'e gittiklerini, Vanlıların asla yalnızlık çekmediğini ifade ederek, kalıcı konutların teslimine kadar da bakanların nöbetleşe bölgede bulunduğunu kaydetti. "Kolaycı bir Hükümet değiliz, ben de işlere kolaycılıkla bakmam" diyen Atalay, bir yerde hata ve eksiklik varsa, önce onu kendilerinin göreceğini bildirdi.
Türkiye'nin Van depremi sonrası yapılması gerekenler konusunda iyi bir sınav verdiğini belirten Atalay, "Hükümetimiz, bütün kurumlarımız çok iyi bir sınav vermiştir. Sadece Hükmet değil, milletimiz de büyük bir duyarlılık ve yardımlaşma gösterdi, Türkiye adeta tek vücut oldu" dedi. Atalay, depremde 644 vatandaşın hayatını kaybettiğini, çok sayıda vatandaşın da yaralandığını anımsattı. Kızılay, TSK ve sivil arama kurtarma ekiplerinin AFAD'ın koordinasyonunda büyük bir çalışma yaptığını kaydeden Atalay, orada yoğun kışa rağmen büyük bir seferberlik yürütüldüğünü bildirdi.
Beşir Atalay, mali bir sıkıntı da çekilmediğini ifade ederek, Van depremi ile ilgili yapılan harcamanın, 350 milyon TL'si vatandaşlara ait olmak üzere 5 milyar TL olduğunu söyledi. 75 bin çadır kurulduğunu, 30 bin konteynır üretildiğini belirten Atalay, bunların kışın o yoğun şartlarında Van'a ulaştırıldığını kaydetti. Atalay, 35 bin vatandaşın da diğer illere gönderildiğini, 16 bin 895 konutun tamamlanarak teslim edildiğini, 2 bin 148 konutun inşasının tamamlanmak üzere olduğunu belirterek, kiracı olanlara da depremzedelere verilen şartlarda konut verildiğini ifade etti.
Hasar tespit çalışmalarının ilk andan itibaren devam ettiğini belirten Atalay, şunları kaydetti:
"Bu çalışmaların tamamlanma süreci depremin etkisine göre değişmektedir. Van'daki 7,2 büyüklüğündeki ilk deprem sonrasında 234 personel ile çalışmalar 25 Ekim 2011'de başlamıştır. Depremin etkilediği alanı ve acil barınmaya muhtaç afetzedelerin belirlenmesine ilişkin etki analizi çalışması devam ederken, 5,7 büyüklüğünde ikinci deprem meydana geldi. Bu süre içerisinde 102 bin 900 yapının ön incelemesi tamamlandı ancak hasar tespit çalışmaları, meydana gelen bir deprem nedeniyle herhangi bir hasara uğramayan veya az hasar gören binaların sonradan gerçekleşen bir depremde yıkılabileceği konusunda hüküm vermez. Bu yüzdendir ki bu çalışmalar dikkate alınarak, afetzedelere binalara girmeleri söylenmez ve söylenmemiştir. Deprem sonrası vatandaşlara hasarlı binalara girmemesi hususunda AFAD tarafından sürekli uyarılarda bulunulmuştur. Bu uyarılar basında da yer almıştır. Toplamda 200 binden fazla konut ve iş yeri incelenmiştir. Bu çalışmalarda bini aşkın inşaat mühendisi ve mimar görev almıştır. İkinci deprem olduğunda, Van ve Erçiş'te ön hasar tespit çalışmaları devam ediyordu. Hasar tespit çalışması depreme dayanıklılık çalışması değildir"
CHP'nin, ''Van'da 23 Ekim 2011 ile 9 Kasım 2011'deki iki deprem arasında gerekli tedbirleri almayarak görevi kötüye kullandığı'' iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği Meclis soruşturması açılması önergesi, TBMM Genel Kurulu'nda reddedildi.
Genel Kurul'da, önergenin gizli oylamasında 357 milletvekili oy kullandı. Gizli oylama sonucuna göre, 275 milletvekili önergenin reddi, 67 milletvekili kabulü yönünde oy kullandı. Oylamada, 13 milletvekili çekimser kalırken, 1 oy geçersiz sayıldı, 1 oy da boş çıktı.
CHP Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş, Van'da 9 Kasım 2011 tarihinde meydana gelen ikinci depremde 39 insanın göz göre göre yaşamını yitirdiğini öne sürerek, ''Bu canların ilk sorumlusu, yeterli tedbirleri almayan Van Valisi'dir'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, ''Van'da 23 Ekim 2011 ile 9 Kasım 2011'deki iki deprem arasında gerekli tedbirleri almayarak görevi kötüye kullandığı'' iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği Meclis soruşturması açılması önergesi üzerinde söz alan Toptaş, depremde hükümetin ciddi ihmalleri olduğunu savundu.
Van'daki ilk depremden 16 gün sonra meydana gelen ikinci depremde, ikisi otel 18 binanın çöktüğünü anımsatan Toptaş, şu ifadeleri kullandı:
''Göz göre göre 39 kişi ölüyor. Bu canların ilk sorumlusu, yeterli tedbirleri almayan devletin Van Valisi'dir. Van Valisi, orada insanların nerelerde barınacağı belirlemeyerek, tehlikeli yerleri ayırt etmeyerek, halkı uyarmayarak, hasarlı binalarda barınılamayacağını bildirmeyerek, bu insanların ölümüne neden olmuştur. Vali'nin buradaki durumu ceza içeren bir suçtur. Van'ın bu konuda riskli bir bölge olduğunu bilmesine rağmen, otellerin güvenli olduğunu söylemişti.''
Toptaş, kriz koordinasyonundan sorumlu olan Başbakan Yardımcısı Atalay'ın, aslında tüm ihmallerden sorumlu olduğunu ileri sürdü.
İtalya'da bir mahkemenin, ülkede meydana gelen bir depremde gerekli önlemleri almadıkları, bölge halkını uyarmadıkları gerekçesiyle deprem komitesindeki kamu yetkililerini 6 yıl hapis cezasına çarptırdığını ve kamu görevi yasağı verdiğini belirten Toptaş, Van depreminde ise bu kadar ihmalin söz konusu olmasına rağmen tek bir kamu görevlisinin yargılanmadığını söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, hükümetin Van depreminde kötü bir sınav verdiğini, iktidara yakın bazı müteahhitlerin depremi fırsat olarak değerlendirdiklerini ileri sürdü. Tanal, hükümetin, Meclis'teki üye çoğunluğu nedeniyle bu konudaki önergeyi bile ciddiye almadığını iddia etti.
AK Parti Van Milletvekili Mustafa Bilici, hükümetin depremin hemen ardından gerekli çalışmaları başlattığını belirterek, ''Yaralılar kara ve hava yolu ile en yakın sağlık kurumlarına sevk edildi. Çadır ve konteynerlerde kalanların 170 milyon liralık elektrik faturaları karşılandı. 36 bin vatandaş diğer illerde misafir edildi. Hayvanları telef olan ailelere canlı hayvan verildi. Çiftçiye 65 milyon liralık yem desteği yapıldı. Az hasarlı konutlar için 50 milyon liralık hibe destek sağlandı. 7 bin 500 kardeşimize geçici süreli iş imkanı sağlandı. Son 50 yılın en soğuk havasının yaşanmasına rağmen depremden kısa süre sonra kalcı konutların temeli atıldı. Esnafa 300 milyon liralık kredi imkanı sağlandı'' diye konuştu.
BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, Bilici'nin konuşmasını anımsatarak, ''Keşke söyledikleri doğru olsaydı. Keşke bütün yaralar sarılmış olsaydı. Hala ölü sayısı bile belli değil. Kaç kişinin cenazesi kimsesizler mezarlığına defnedildi- Bunun sayısı bile bilinmiyor. Van'da yaşayan 1 milyonun üzerinde nüfusun tamamı mağdur olmuştur bu depremde'' dedi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Van depreminin ardından vatandaşın kredi taleplerinin bile kabul edilmediğini, mağdur vatandaşın TOKİ'ye mecbur bırakıldığını savundu. Işık, TOKİ'den konut edinen vatandaşın büyük bölümünün geri ödeme gücünün bulunmadığını ifade etti.
Alim Işık, TOKİ'nin ihale, imalat ve hak sahiplerine dağıtım konusunda, haksızlık ve usulsüzlükle ilgili iddialara ilişkin araştırma yapılması gerektiğini söyledi.
CHP'nin, ''Van'da 23 Ekim 2011 ile 9 Kasım 2011'deki iki deprem arasında gerekli tedbirleri almayarak görevi kötüye kullandığı'' iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında verdiği Meclis soruşturması açılması önergesi, TBMM Genel Kurulu'nda reddedildi.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, soruşturma önergesinin görüşülmesinin tamamlanmasının ardından, yarın saat 15.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
