2014-12-14 - 11:47
TBMM Genel Kurulu'nda; Dışişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, GAP Bölge Kalkınma Başkanlığı, Doğu Anadolu Projesi Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Konya Ovası Projesi Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün 2015 bütçeleri ve 2013 kesin hesapları kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda; Dışişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, GAP Bölge Kalkınma Başkanlığı, Doğu Anadolu Projesi Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Konya Ovası Projesi Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün 2015 bütçeleri ve 2013 kesin hesapları kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
Dışişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumu ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bütçeleri ele alınacak.
Bütçeler üzerindeki görüşmelere geçilmeden önce söz alan MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bir medya grubu çalışanlarına yönelik operasyon gerçekleştirildiğini belirterek, "Zamanlaması itibariyle 17- 25 Aralık sürecini unutturmak amacıyla böyle bir operasyonun yapılacağı konuşuluyordu. 17- 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet çetesinin adli kolluğa, hâkimlere, hukuk devletine yaptığı darbe devam ediyor. Anladığımız kadarıyla zamanlaması itibariyle 17- 25 Aralık sürecini unutturmak isteyenler, çeşitli medya organlarına baskı yapmak suretiyle, gündemi değiştirmek, bu yönüyle halkın bilgi edinme özgürlüğünü elinden almaktadırlar" görüşünü ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de "Anlaşılıyor ki iktidar içerisinde bir derin devlet var. Başbakan Yardımcısı'nın bilmediği ama iki gün süren gerçekleşen operasyonla, iktidar partisinin her fırsatta medya özgürlüğünü, kişi hak ve hürriyetlerini savunduğunu ifade ettiği ortamda, hukuksuz olarak eş zamanlı olarak yürütülen operasyonunu gerekçeleri nedir? CHP olarak yasadışı hiçbir faaliyetin arkasında olmayız ama gerekçeleri konusunda ikna olmak durumundayız. operasyonun gerekçesi nedir, zamanlaması niçin bugündür. Üç gün sonra bir yıl önce gerçekleştirilen 17-25 Aralık operasyonları algısını yok etmeye mi yöneliktir? Halkın bunu göremeyecek kadar cahil mi sanıyorsunuz?" diye konuştu.
Başkanvekili Yukut'un "Hükümet'e söylediniz değil mi?" demesine Lök, "Elbette. 'Hükümet bunları yanıtlamıyor, bilmediğinden söylüyor, vahim ve ciddi bulunduğunu ifade ediyor. Bu vahim ve ciddi durumun giderilmesi gerekir. Toplumun üzerinde yaratılan güvensizlik ortamının ortadan kaldırılması gerekir. Türkiye nereye gidiyor. Bir polis devletine gittiğimizi görüyoruz. İktidar zannetmesin ki bu devran böyle dönecek. Operasyonun gerekçelerinin kamuoyuyla paylaşılması ve bizlerin de bilgilendirilmesini istiyoruz" dedi.
Yakut, "Hükümet dinledi, konuşma sırası geldiğinde öyle zannediyorum ki cevap verecektir" karşılığını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı ve yürüttüğü bir operasyon olduğuna işaret ederek, "Günlerdir devam eden bir algı operasyonu var. Bu ve benzeri operasyonların değersizleştirileceği veya isimlerin gündeme taşınmasıyla işin birazcık sulandırıldığını biliyoruz. Türkiye, hukuk devletidir. Bir hukukçu ve sorumlu siyasetçi olarak hukukun üstünlüğüne vurgu yapmak istiyorum. Bağımsız ve tarafsız hukuk insanlarının, savcıların ve hakimlerin çalışmalarının tamamlanmasını ve neticelerini takip edeceğimizi bildirmek istiyorum" diye konuştu.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in söz istemesi ve Hükümet'in konuyla ilgili açıklama yapmasını istemesi üzerine Yakut, "Hükümet dinledi, konuşma sırası geldiğinde grup başkanvekillerinin konuşmalarına cevap verecektir" karşılığını verdi.
CHP Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu, İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonuna ilişkin, "Bu sabah ifade ve basın özgürlüğüne yönelik olarak başlatılan bu darbe operasyonlarını kınıyorum" dedi.
CHP Grubu adına söz alan Loğoğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun bütçe konuşmasına değinerek, şöyle devam etti:
"Başbakan sıfatını taşıyan bir kişinin kibir ve öfkesine bu kadar kolayca yenik düşmesi, ülkemizin yönetimi açısından düşündürücü ve kaygı vericidir. Demokrasinin kurucusu CHP'ye kalkıp 'darbeci' demesi affedilmez bir hatadır, haddini aşmaktır. Sayın Davutoğlu kendisinin o koltukta oturmasını sağlayanın darbe döneminin kalıntıları, düşünmeye yanaşmadıkları seçim barajı olduğunu, gölgesine sığındıkları darbecilerin anayasası olduğunu ve hatta içine sindirdiği bugünkü tek parti vesayeti olduğunu gayet iyi biliyor. Anlaşılan, Sayın Davutoğlu sürekli göklere çıkardığı orta çağların cazibesine o kadar kapılmış olmalı ki cumhuriyet tarihini öğrenmeye pek vakit ayıramamış. Oysa cumhuriyet tarihini Latin harfleriyle okuyup öğrenseydi böyle gerçek dışı suçlamalarda bulunmaktan belki biraz imtina ederdi."
Davutoğlu'nun Mısır'ı ziyaret ettikleri için kendilerini eleştirdiğini belirten Loğoğlu, Mısır'daki darbeyi CHP olarak hükümetten önce kendilerinin kınadığını söyledi.
Türkiye'nin dış politikasını eleştiren Loğoğlu, "Bu dış politika tablosu mümtaz Dışişleri Bakanlığı teşkilatına da layık bir tablo değildir" dedi.
Loğoğlu, İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonuna değinerek, "Bu sabah ifade özgürlüğüne yönelik olarak başlatılan bu darbe operasyonlarını, basın özgürlüğüne yönelik olarak başlatılan bu darbe operasyonlarını kınıyorum, bunun demokratik hukuk devletine yakışmadığını düşünüyorum" diye konuştu.
CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın kadının güçlenmesine yönelik politikaları hayata geçirmek yerine, ailenin güçlenmesine yönelik politikalar yürüttüğünü söyledi.
Yüceer, 2013'te 237, 2014'ün ilk on ayında da 217 kadının katledildiğini ifade ederek, şunları söyledi:
"Siz ailenin bütün manevi yükünü, sorumluluğunu kadın üzerine yıkın, üzerine şiddet, baskı uygulayın, sonra buradan mutlu bir aile, güçlü bir aile, güçlü toplum bekleyin. Bu mümkün değil. Dolayısıyla, kadına şiddet, cinayet, baskı, kadın-erkek ilişkilerinde güçlü toplum için, güçlü aile için, güçlü demokratik gelişmiş Türkiye için bir an önce aşılması gereken bir durum."
CHP İstanbul Milletvekili Müslim Sarı Orta Vadeli Program hedeflerinin gerçekçi olmadığını savundu.
Büyüme rakamlarına değinen Sarı, bu oranın yüzde 3'lere inmesiyle işsizlik oranlarının arttığını kaydetti. Sarı, şunları söyledi:
"İşsizlik yeniden çift haneli rakamlara doğru gidiyor. Benim iddiam, bu sene işsizliği çift haneli rakamlarla bitireceğimiz ve bundan sonraki birkaç sene de işsizliğin çift haneli rakamlara takılı kalacağıdır. Çünkü önümüzde ekonominin 0 ile 3 arası büyüyeceği birkaç yıl var. Türkiye ekonomisinin buna hazırlıklı olması lazım. Tozpembe hayalleri bir tarafa bırakıp, ekonominin bu gerçeklerini görüp ona göre tedbir almak lazım."
CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir, AK Parti'nin GAP bölgesinde sınıfta kaldığını savunarak, "AKP GAP konusunda umut tacirliğini sürdürmektedir, bölge insanını umutlandıran projeyi bitirmek yerine sürüncemede bırakmaktadır. Peki, neden böyle olmuştur? Çünkü, AKP'liler daha fazla rant yiyebilecekleri projeleri yönelmektedir ve bunları ortaya koymaktadır; üçüncü hava limanı, üçüncü köprü gibi" dedi.
CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt ise konuşması sırasında Ardahan'ın Posok ilçesinde merada otlayan hayvan resimlerini gösterdi.
Daha sonra Ardahan'dan getirdiği et ve kavurmayı kürsüde gösteren Öğüt, "O merada otlayan hayvanın eti bu. Bu ette omega 3, omega 6, omega 9 var. Bizim anamızı ağlattı bu doktorlar 'kırmızı et yemeyin kolesterol olur' diye" şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Canan Karatay ile görüştüğünü, merada ot yiyen hayvanın etinde kolesterol bulunmadığını söylediğini aktaran Öğüt, "Bize tavuk ve balık yedirdiler. Çiftlikte beslenen balıklarda da, tavuklarda da bu etten daha fazla kolesterol var. Ben her sabah tereyağı ve yumurta yedim, et yedim ve 6 ay sonra doktora gittim kolesterolüm ölçüldü aynı çıktı. Yani kolesterol yoktur" dedi.
Öğüt, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan'a kavurma ikram etti.
Meclis Başkanvekili Sadık Yakut, Öğüt'e, ikramını kulislerde yapması ricasında bulundu.
CHP Ordu Milletvekili İdris Yıldız, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın yüksek hacimli projeleri yürütürken kendisine ayrılan kamu kaynaklarını planlı, ekonomik ve mevzuata uygun şekilde kullanmasının beklendiğini söyledi.
Sayıştay'ın Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ilişkin 2013 yılı raporu incelendiğinde bütçe ödeneklerinin sağlıklı planlanmadığının görüldüğünü ifade eden Yıldız, rapora göre, müdürlüğün yatırım programında yer almayan işlere ciddi tutarda harcamalar yapıldığını
CHP Milletvekili İhsan Kalkavan, balıkçılık sektörünün sorunlarına değinerek, sektörün akademisyen ve bürokratların bir araya gelmesiyle kurtarılamayacağını bir balıkçılık bakanlığının şart olduğunu söyledi.
HDP Van Milletvekili Nazmi Gür, Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Ortadoğu'da tarihi bir sürecin yaşandığını, Türkiye'nin son 5 yılda bölgenin ağabeyliğine soyunduğunu ancak güçlü olma iddiasıyla geliştirdiği politikalarında başarıya ulaştığını söylemenin mümkün olmadığını savundu.
Gür, iktidarın bölgede "Müslüman Kardeşler" üzerinden bir hat oluştururken diğer halkları görmezden geldiğini ileri sürerek, "Mezhepler arası kavga ve çatışma arifesindeyiz. Allah korusun bu da Sünni ve Şii çatışmasıdır. Suriye ve Irak'ta olan budur aslında. Bu çatışmaya doğru hızla gidiliyor ve bölge ülkelerinin, özellikle Türkiye'nin ve İran'ın bu konuda yeniden düşünmesi gerekiyor. Herhangi bir mezhep çatışmasına, mezhepler arası bir gerilime yol açacak politikalardan kaçınmaları gerekiyor" dedi.
Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerinin iyi olmadığını savunan Gür, dış politikanın tekçi ve totaliter yaklaşımı kabul etmediğini, Neo-Osmanlıcılığın bir işe yaramadığını söyledi. Türkiye'nin Suriye ve IŞİD konusunda yanlış bir politika izlediğini savunan Gür, şöyle devam etti:
"Türkiye'yi batıda en çok zor duruma sokan, IŞİD ile olan ilişkiler konusudur. Musul'daki konsolosluk baskınını ve 49 konsolosluk yetkilisinin IŞİD tarafından rehin alınması konusunda karanlık bir taraf var. Hükümet ve Dışişleri Bakanlığı, kamuoyunu ve özellikle Batılı müttefiklerini ikna edecek açıklamalarda bulunmamıştır. IŞİD'i yarım ağızla terör örgütü olarak ilan ettiğini, terör örgütü olarak gördüğünü söylüyor ama ABD liderliğinde kurulan 60 ülkelik koalisyona da katılmıyor. Katılıp katılmaması elbette ki Türkiye'nin bileceği bir iştir ama IŞİD'e karşı doğrudan bir tavır almaması müttefikleri tarafından sorgulanıyor. Bu da Türkiye açısından dış politikada gelecekte farklı komplikasyonların ortaya çıkacağının en büyük örneğidir."
HDP Şırnak Milletvekili Selma Irmak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın "kadın bakanlığı" olmadığını belirterek, kadınların uğradığı cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldıracak, aile kurumunda toplumsal cinsiyetçi rollerin aşılmasını ve gelenekselleşmiş aile yapısının demokratikleşmesini sağlayacak, toplumsal ve kurumsal yapıyı erkek egemen zihniyetten arındıracak, kadın hak ve özgürlüklerini güçlendirecek bir politika izlemekten uzak olduğunu söyledi. "Tam tersine gerek Bakanlığın gerekse AKP Hükümeti'nin neoliberal, erkek egemen ve cinsiyetçi politikaları sonucu kadınların mevcut ayrımcılığa uğrama, ezilme ve sömürülme durumları her geçen gün biraz daha derinleşmiştir" diyen Irmak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ülke olarak erkek teröründen azade olduğumuz düşünülmesin. Bugün Türkiye'de kadınların yaşamı ve elde ettikleri hakları, kazanımları söz konusu olduğunda karşımıza bu erkek terörü çıkmaktadır. AKP'nin neoliberal, cinsiyetçi, mezhepçi ve muhafazakâr politikaları, bu erkek terörünü besleyen en önemli faktördür. Bir toplum mühendisliği örneği olarak devlet örgütlenmesini ve toplumsal yapıyı muhafazakâr bir ideolojiyle kuşatmak, birincil olarak kadınların mevcut ezilme durumunu derinleştirmektedir. Çünkü muhafazakârlığın en çok muhafaza etmeye çalıştığı şey, kadının iradesini yok sayan, kadını ikincil kılan erkek egemen toplum yapısıdır. Eşitsizlik, sömürü ve tahakküme dayalı bu sistem, kadına en temel insani hak olan yaşam hakkını dahi tanımamaktadır."
Türkiye'de günde ortalama 5 kadının katledildiğini, bir o kadarının da taciz ve tecavüze uğradığını anlatan Irmak, kadınlara karşı adı konulmamış bir savaşın söz konusu olduğunu söyledi. Resmi rakamlara göre kadına yönelik şiddetin yüzde bin 400 arttığını kaydeden Irmak, "Sayın Başbakan'a sormak istiyoruz; her gün 5 kadının katledildiğinden, bu ülkenin bir kadın mezarlığında dönüştüğünden haberiniz var mı? Bu katliama neden dur demiyorsunuz? Neden bir kere de çıkıp 'katledilen kadınların hesabını soracağız' demiyorsunuz? Bu cinayetleri meşru mu görüyorsunuz? Her gün 5 kadının katledildiği bir yerde kamu düzeninden bahsedebiliyor musunuz? Bu durumda kamu kimdir, düzen nedir?" dedi.
Kadına yönelik şiddet gibi LBGT bireylere yönelik şiddetin de politik ve ideolojik olduğunu belirten Irmak, kadın erkek eşitliğinin fıtrata ters olmadığını söyledi. "Bu bütçe sadece kadın düşmanı değil, aynı zamanda ekoloji, emek, demokrasi ve barış düşmanıdır" diyen Irmak, toplumsal adaleti, kadınları görmezden gelerek sağlamaya yönelik her çabanın, daha fazla savaş, cinayet ve şiddet getireceğini ileri sürdü.
HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ise Kalkınma Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Kobani'de akrabaları olan insanların sınırlara yakın yerlere düşen bombalara hüzünle baktığını ifade ederek, "Kobani yanıyor. Yandıkça ateşi Suruç'a, Diyarbakır'a, Bingöl'e, İstanbul'a düşüyor. Her gün cenaze taşımak nedir bilir misiniz? Kobani merkez ve etrafında 100'den fazla evde akrabalarım yaşıyor. Kobani'de insanlık onur mücadelesi veriyor. AKP iktidarının el altından Suriye'ye kaç tır silah gönderdiği ve bunların kimlere verildiğini sorguluyorum. Oluk oluk akan kanın, yitirilen canların TÜİK istatistiklerinde yeri var mı?" dedi.
HDP Muş Milletvekili Demir Çelik de Ulaştırma Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, demiryollarının yolcu ve yük taşıma kapasitesinin düştüğünü, küresel ekonomik güçlerin talepleri doğrultusunda karayollarının ağırlık kazandığını söyledi.
Türkiye'nin deniz ve demiryolu taşımacılığını önemsemesi gerekirken karayollarının kendisine kader olarak dayatıldığını ileri süren Çelik, "Kürdistan coğrafyası, Türkiye'nin en geri coğrafyasıdır, yeraltı ve yerüstü zenginliklerine rağmen... Devletin asimilasyoncu politikalarına bağlı olarak ora insanı işsiz ve yoksul bırakılarak başka yerlere göç ettirilmektir. Hani çözümün yanındaydınız. Osmanlıcayı düşüneceğimize, mazlum ve mağdur olan halkın dilini kulaktan dolmayla yarına taşımayacağından hareketle anadilden eğitimden mahrum bırakmamalısınız. Çözüm de bundan geçer. Kürt sorununun çözümüne zamana yayıp çürütmeye çalışıyorsanız. Aynı şekilde Alevilerin inanç hakkını da gasp edip ötelemeyi tercih ediyorsunuz" diye konuştu.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
Dışişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumu ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bütçeleri ele alınacak.
Bütçeler üzerindeki görüşmelere geçilmeden önce söz alan MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bir medya grubu çalışanlarına yönelik operasyon gerçekleştirildiğini belirterek, "Zamanlaması itibariyle 17- 25 Aralık sürecini unutturmak amacıyla böyle bir operasyonun yapılacağı konuşuluyordu. 17- 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet çetesinin adli kolluğa, hâkimlere, hukuk devletine yaptığı darbe devam ediyor. Anladığımız kadarıyla zamanlaması itibariyle 17- 25 Aralık sürecini unutturmak isteyenler, çeşitli medya organlarına baskı yapmak suretiyle, gündemi değiştirmek, bu yönüyle halkın bilgi edinme özgürlüğünü elinden almaktadırlar" görüşünü ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de "Anlaşılıyor ki iktidar içerisinde bir derin devlet var. Başbakan Yardımcısı'nın bilmediği ama iki gün süren gerçekleşen operasyonla, iktidar partisinin her fırsatta medya özgürlüğünü, kişi hak ve hürriyetlerini savunduğunu ifade ettiği ortamda, hukuksuz olarak eş zamanlı olarak yürütülen operasyonunu gerekçeleri nedir? CHP olarak yasadışı hiçbir faaliyetin arkasında olmayız ama gerekçeleri konusunda ikna olmak durumundayız. operasyonun gerekçesi nedir, zamanlaması niçin bugündür. Üç gün sonra bir yıl önce gerçekleştirilen 17-25 Aralık operasyonları algısını yok etmeye mi yöneliktir? Halkın bunu göremeyecek kadar cahil mi sanıyorsunuz?" diye konuştu.
Başkanvekili Yukut'un "Hükümet'e söylediniz değil mi?" demesine Lök, "Elbette. 'Hükümet bunları yanıtlamıyor, bilmediğinden söylüyor, vahim ve ciddi bulunduğunu ifade ediyor. Bu vahim ve ciddi durumun giderilmesi gerekir. Toplumun üzerinde yaratılan güvensizlik ortamının ortadan kaldırılması gerekir. Türkiye nereye gidiyor. Bir polis devletine gittiğimizi görüyoruz. İktidar zannetmesin ki bu devran böyle dönecek. Operasyonun gerekçelerinin kamuoyuyla paylaşılması ve bizlerin de bilgilendirilmesini istiyoruz" dedi.
Yakut, "Hükümet dinledi, konuşma sırası geldiğinde öyle zannediyorum ki cevap verecektir" karşılığını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı ve yürüttüğü bir operasyon olduğuna işaret ederek, "Günlerdir devam eden bir algı operasyonu var. Bu ve benzeri operasyonların değersizleştirileceği veya isimlerin gündeme taşınmasıyla işin birazcık sulandırıldığını biliyoruz. Türkiye, hukuk devletidir. Bir hukukçu ve sorumlu siyasetçi olarak hukukun üstünlüğüne vurgu yapmak istiyorum. Bağımsız ve tarafsız hukuk insanlarının, savcıların ve hakimlerin çalışmalarının tamamlanmasını ve neticelerini takip edeceğimizi bildirmek istiyorum" diye konuştu.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in söz istemesi ve Hükümet'in konuyla ilgili açıklama yapmasını istemesi üzerine Yakut, "Hükümet dinledi, konuşma sırası geldiğinde grup başkanvekillerinin konuşmalarına cevap verecektir" karşılığını verdi.
CHP Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu, İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonuna ilişkin, "Bu sabah ifade ve basın özgürlüğüne yönelik olarak başlatılan bu darbe operasyonlarını kınıyorum" dedi.
CHP Grubu adına söz alan Loğoğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun bütçe konuşmasına değinerek, şöyle devam etti:
"Başbakan sıfatını taşıyan bir kişinin kibir ve öfkesine bu kadar kolayca yenik düşmesi, ülkemizin yönetimi açısından düşündürücü ve kaygı vericidir. Demokrasinin kurucusu CHP'ye kalkıp 'darbeci' demesi affedilmez bir hatadır, haddini aşmaktır. Sayın Davutoğlu kendisinin o koltukta oturmasını sağlayanın darbe döneminin kalıntıları, düşünmeye yanaşmadıkları seçim barajı olduğunu, gölgesine sığındıkları darbecilerin anayasası olduğunu ve hatta içine sindirdiği bugünkü tek parti vesayeti olduğunu gayet iyi biliyor. Anlaşılan, Sayın Davutoğlu sürekli göklere çıkardığı orta çağların cazibesine o kadar kapılmış olmalı ki cumhuriyet tarihini öğrenmeye pek vakit ayıramamış. Oysa cumhuriyet tarihini Latin harfleriyle okuyup öğrenseydi böyle gerçek dışı suçlamalarda bulunmaktan belki biraz imtina ederdi."
Davutoğlu'nun Mısır'ı ziyaret ettikleri için kendilerini eleştirdiğini belirten Loğoğlu, Mısır'daki darbeyi CHP olarak hükümetten önce kendilerinin kınadığını söyledi.
Türkiye'nin dış politikasını eleştiren Loğoğlu, "Bu dış politika tablosu mümtaz Dışişleri Bakanlığı teşkilatına da layık bir tablo değildir" dedi.
Loğoğlu, İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonuna değinerek, "Bu sabah ifade özgürlüğüne yönelik olarak başlatılan bu darbe operasyonlarını, basın özgürlüğüne yönelik olarak başlatılan bu darbe operasyonlarını kınıyorum, bunun demokratik hukuk devletine yakışmadığını düşünüyorum" diye konuştu.
CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın kadının güçlenmesine yönelik politikaları hayata geçirmek yerine, ailenin güçlenmesine yönelik politikalar yürüttüğünü söyledi.
Yüceer, 2013'te 237, 2014'ün ilk on ayında da 217 kadının katledildiğini ifade ederek, şunları söyledi:
"Siz ailenin bütün manevi yükünü, sorumluluğunu kadın üzerine yıkın, üzerine şiddet, baskı uygulayın, sonra buradan mutlu bir aile, güçlü bir aile, güçlü toplum bekleyin. Bu mümkün değil. Dolayısıyla, kadına şiddet, cinayet, baskı, kadın-erkek ilişkilerinde güçlü toplum için, güçlü aile için, güçlü demokratik gelişmiş Türkiye için bir an önce aşılması gereken bir durum."
CHP İstanbul Milletvekili Müslim Sarı Orta Vadeli Program hedeflerinin gerçekçi olmadığını savundu.
Büyüme rakamlarına değinen Sarı, bu oranın yüzde 3'lere inmesiyle işsizlik oranlarının arttığını kaydetti. Sarı, şunları söyledi:
"İşsizlik yeniden çift haneli rakamlara doğru gidiyor. Benim iddiam, bu sene işsizliği çift haneli rakamlarla bitireceğimiz ve bundan sonraki birkaç sene de işsizliğin çift haneli rakamlara takılı kalacağıdır. Çünkü önümüzde ekonominin 0 ile 3 arası büyüyeceği birkaç yıl var. Türkiye ekonomisinin buna hazırlıklı olması lazım. Tozpembe hayalleri bir tarafa bırakıp, ekonominin bu gerçeklerini görüp ona göre tedbir almak lazım."
CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir, AK Parti'nin GAP bölgesinde sınıfta kaldığını savunarak, "AKP GAP konusunda umut tacirliğini sürdürmektedir, bölge insanını umutlandıran projeyi bitirmek yerine sürüncemede bırakmaktadır. Peki, neden böyle olmuştur? Çünkü, AKP'liler daha fazla rant yiyebilecekleri projeleri yönelmektedir ve bunları ortaya koymaktadır; üçüncü hava limanı, üçüncü köprü gibi" dedi.
CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt ise konuşması sırasında Ardahan'ın Posok ilçesinde merada otlayan hayvan resimlerini gösterdi.
Daha sonra Ardahan'dan getirdiği et ve kavurmayı kürsüde gösteren Öğüt, "O merada otlayan hayvanın eti bu. Bu ette omega 3, omega 6, omega 9 var. Bizim anamızı ağlattı bu doktorlar 'kırmızı et yemeyin kolesterol olur' diye" şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Canan Karatay ile görüştüğünü, merada ot yiyen hayvanın etinde kolesterol bulunmadığını söylediğini aktaran Öğüt, "Bize tavuk ve balık yedirdiler. Çiftlikte beslenen balıklarda da, tavuklarda da bu etten daha fazla kolesterol var. Ben her sabah tereyağı ve yumurta yedim, et yedim ve 6 ay sonra doktora gittim kolesterolüm ölçüldü aynı çıktı. Yani kolesterol yoktur" dedi.
Öğüt, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan'a kavurma ikram etti.
Meclis Başkanvekili Sadık Yakut, Öğüt'e, ikramını kulislerde yapması ricasında bulundu.
CHP Ordu Milletvekili İdris Yıldız, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın yüksek hacimli projeleri yürütürken kendisine ayrılan kamu kaynaklarını planlı, ekonomik ve mevzuata uygun şekilde kullanmasının beklendiğini söyledi.
Sayıştay'ın Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ilişkin 2013 yılı raporu incelendiğinde bütçe ödeneklerinin sağlıklı planlanmadığının görüldüğünü ifade eden Yıldız, rapora göre, müdürlüğün yatırım programında yer almayan işlere ciddi tutarda harcamalar yapıldığını
CHP Milletvekili İhsan Kalkavan, balıkçılık sektörünün sorunlarına değinerek, sektörün akademisyen ve bürokratların bir araya gelmesiyle kurtarılamayacağını bir balıkçılık bakanlığının şart olduğunu söyledi.
HDP Van Milletvekili Nazmi Gür, Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Ortadoğu'da tarihi bir sürecin yaşandığını, Türkiye'nin son 5 yılda bölgenin ağabeyliğine soyunduğunu ancak güçlü olma iddiasıyla geliştirdiği politikalarında başarıya ulaştığını söylemenin mümkün olmadığını savundu.
Gür, iktidarın bölgede "Müslüman Kardeşler" üzerinden bir hat oluştururken diğer halkları görmezden geldiğini ileri sürerek, "Mezhepler arası kavga ve çatışma arifesindeyiz. Allah korusun bu da Sünni ve Şii çatışmasıdır. Suriye ve Irak'ta olan budur aslında. Bu çatışmaya doğru hızla gidiliyor ve bölge ülkelerinin, özellikle Türkiye'nin ve İran'ın bu konuda yeniden düşünmesi gerekiyor. Herhangi bir mezhep çatışmasına, mezhepler arası bir gerilime yol açacak politikalardan kaçınmaları gerekiyor" dedi.
Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerinin iyi olmadığını savunan Gür, dış politikanın tekçi ve totaliter yaklaşımı kabul etmediğini, Neo-Osmanlıcılığın bir işe yaramadığını söyledi. Türkiye'nin Suriye ve IŞİD konusunda yanlış bir politika izlediğini savunan Gür, şöyle devam etti:
"Türkiye'yi batıda en çok zor duruma sokan, IŞİD ile olan ilişkiler konusudur. Musul'daki konsolosluk baskınını ve 49 konsolosluk yetkilisinin IŞİD tarafından rehin alınması konusunda karanlık bir taraf var. Hükümet ve Dışişleri Bakanlığı, kamuoyunu ve özellikle Batılı müttefiklerini ikna edecek açıklamalarda bulunmamıştır. IŞİD'i yarım ağızla terör örgütü olarak ilan ettiğini, terör örgütü olarak gördüğünü söylüyor ama ABD liderliğinde kurulan 60 ülkelik koalisyona da katılmıyor. Katılıp katılmaması elbette ki Türkiye'nin bileceği bir iştir ama IŞİD'e karşı doğrudan bir tavır almaması müttefikleri tarafından sorgulanıyor. Bu da Türkiye açısından dış politikada gelecekte farklı komplikasyonların ortaya çıkacağının en büyük örneğidir."
HDP Şırnak Milletvekili Selma Irmak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın "kadın bakanlığı" olmadığını belirterek, kadınların uğradığı cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldıracak, aile kurumunda toplumsal cinsiyetçi rollerin aşılmasını ve gelenekselleşmiş aile yapısının demokratikleşmesini sağlayacak, toplumsal ve kurumsal yapıyı erkek egemen zihniyetten arındıracak, kadın hak ve özgürlüklerini güçlendirecek bir politika izlemekten uzak olduğunu söyledi. "Tam tersine gerek Bakanlığın gerekse AKP Hükümeti'nin neoliberal, erkek egemen ve cinsiyetçi politikaları sonucu kadınların mevcut ayrımcılığa uğrama, ezilme ve sömürülme durumları her geçen gün biraz daha derinleşmiştir" diyen Irmak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ülke olarak erkek teröründen azade olduğumuz düşünülmesin. Bugün Türkiye'de kadınların yaşamı ve elde ettikleri hakları, kazanımları söz konusu olduğunda karşımıza bu erkek terörü çıkmaktadır. AKP'nin neoliberal, cinsiyetçi, mezhepçi ve muhafazakâr politikaları, bu erkek terörünü besleyen en önemli faktördür. Bir toplum mühendisliği örneği olarak devlet örgütlenmesini ve toplumsal yapıyı muhafazakâr bir ideolojiyle kuşatmak, birincil olarak kadınların mevcut ezilme durumunu derinleştirmektedir. Çünkü muhafazakârlığın en çok muhafaza etmeye çalıştığı şey, kadının iradesini yok sayan, kadını ikincil kılan erkek egemen toplum yapısıdır. Eşitsizlik, sömürü ve tahakküme dayalı bu sistem, kadına en temel insani hak olan yaşam hakkını dahi tanımamaktadır."
Türkiye'de günde ortalama 5 kadının katledildiğini, bir o kadarının da taciz ve tecavüze uğradığını anlatan Irmak, kadınlara karşı adı konulmamış bir savaşın söz konusu olduğunu söyledi. Resmi rakamlara göre kadına yönelik şiddetin yüzde bin 400 arttığını kaydeden Irmak, "Sayın Başbakan'a sormak istiyoruz; her gün 5 kadının katledildiğinden, bu ülkenin bir kadın mezarlığında dönüştüğünden haberiniz var mı? Bu katliama neden dur demiyorsunuz? Neden bir kere de çıkıp 'katledilen kadınların hesabını soracağız' demiyorsunuz? Bu cinayetleri meşru mu görüyorsunuz? Her gün 5 kadının katledildiği bir yerde kamu düzeninden bahsedebiliyor musunuz? Bu durumda kamu kimdir, düzen nedir?" dedi.
Kadına yönelik şiddet gibi LBGT bireylere yönelik şiddetin de politik ve ideolojik olduğunu belirten Irmak, kadın erkek eşitliğinin fıtrata ters olmadığını söyledi. "Bu bütçe sadece kadın düşmanı değil, aynı zamanda ekoloji, emek, demokrasi ve barış düşmanıdır" diyen Irmak, toplumsal adaleti, kadınları görmezden gelerek sağlamaya yönelik her çabanın, daha fazla savaş, cinayet ve şiddet getireceğini ileri sürdü.
HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ise Kalkınma Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Kobani'de akrabaları olan insanların sınırlara yakın yerlere düşen bombalara hüzünle baktığını ifade ederek, "Kobani yanıyor. Yandıkça ateşi Suruç'a, Diyarbakır'a, Bingöl'e, İstanbul'a düşüyor. Her gün cenaze taşımak nedir bilir misiniz? Kobani merkez ve etrafında 100'den fazla evde akrabalarım yaşıyor. Kobani'de insanlık onur mücadelesi veriyor. AKP iktidarının el altından Suriye'ye kaç tır silah gönderdiği ve bunların kimlere verildiğini sorguluyorum. Oluk oluk akan kanın, yitirilen canların TÜİK istatistiklerinde yeri var mı?" dedi.
HDP Muş Milletvekili Demir Çelik de Ulaştırma Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, demiryollarının yolcu ve yük taşıma kapasitesinin düştüğünü, küresel ekonomik güçlerin talepleri doğrultusunda karayollarının ağırlık kazandığını söyledi.
Türkiye'nin deniz ve demiryolu taşımacılığını önemsemesi gerekirken karayollarının kendisine kader olarak dayatıldığını ileri süren Çelik, "Kürdistan coğrafyası, Türkiye'nin en geri coğrafyasıdır, yeraltı ve yerüstü zenginliklerine rağmen... Devletin asimilasyoncu politikalarına bağlı olarak ora insanı işsiz ve yoksul bırakılarak başka yerlere göç ettirilmektir. Hani çözümün yanındaydınız. Osmanlıcayı düşüneceğimize, mazlum ve mağdur olan halkın dilini kulaktan dolmayla yarına taşımayacağından hareketle anadilden eğitimden mahrum bırakmamalısınız. Çözüm de bundan geçer. Kürt sorununun çözümüne zamana yayıp çürütmeye çalışıyorsanız. Aynı şekilde Alevilerin inanç hakkını da gasp edip ötelemeyi tercih ediyorsunuz" diye konuştu.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
