2010-12-02 - 13:37
Kolluk görevlilerinin işledikleri iddia edilen
suçlar ve disiplin cezası gerektiren eylem ve davranışlarıyla ilgili ''Kolluk
Gözetim Komisyonu'' kurulmasını öngören tasarı, TBMM İçişleri Komisyonunda kabul
edildi.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kolluk Gözetim
Komisyonu kurulmasına ilişkin tasarının, kolluk görevlileri ve vatandaş
arasındaki ilişkilerde vatandaşı ve kolluk görevlilerini koruyan ama vatandaşa
bir yeni hak arama mekanizması sunan yeni bir yapılanmayı getirdiğini söyledi.
Atalay, TBMM İçişleri Komisyonunda, Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması ve
bazı kanunlarda değişiklik öngören tasarı hakkında bilgi verdi.
Devletin en önemli görevinin, vatandaşın güvenliğini sağlamak ve temel
haklardan da özgürce yararlanmasını temin etmek olduğunu belirten Atalay,
güvenlik ve özgürlük dengesinin, üzerinde çok durulması gereken bir husus,
demokratik ülkelerin en önemli hassasiyeti olduğunu dile getirdi.
Bu hizmeti verirken hem güvenliği en iyi şekilde sağlama hem de
vatandaşların haklarını en iyi şekilde koruma dengesini gözettiklerini ifade eden
Atalay, devlet-vatandaş ilişkisi gündeme geldiğinde en fazla dikkat çeken ve
insan hakları konusunda en fazla üzerinde durulan konunun ''kolluk kuvvetleriyle
vatandaşların ilişkileri'' olduğunu belirtti. Atalay, şunları söyledi:
''Bütün kamu görevlilerinin vatandaş ile ilişkilerinde önemli
hassasiyetler var. Ama güvenlik görevlileri güvenliği sağlamak için bir kamu
gücünü kullanırlar. Bu konuda kendilerine verilmiş haklar vardır. Ama bu kamu
gücünü kullanırken aynı zamanda dikkat etmeleri gereken de büyük hassasiyetler
vardır. Vatandaşların da bu konuda genelde her ülkede zaman zaman şikayetleri
olur. Bu tasarı, kolluk görevlileri ve vatandaş arasındaki ilişkilerde vatandaşı
ve kolluk görevlilerini koruyan ama vatandaşa bir yeni hak arama mekanizması
sunan yeni bir yapılanmayı getiriyor. Bu derece önemli yetkileri kullanırken aynı
zamanda kolluk görevlilerini daha dikkatli olmaya, eğer varsa vatandaşın da
rahatsızlığını, yargının ötesinde, bir idari mekanizma olarak buraya getirmesini
öngören bir düzenleme.''
Atalay, kritik görev ifa eden ve önemli yetkilere sahip kolluk
görevlilerinin, hizmeti yerine getirirken ''yetkilerini kötüye kullandıkları, hak
ihlal ettikleri'' yönündeki iddiaların titizlikle ve etkin şekilde uzman
kişilerce araştırılması ve gerekiyorsa soruşturulması gerektiğini belirtti. Bu
zorunluluğun, hem devletin temel hak ve hürriyetleri koruma yükümlülüğünden hem
de kolluk görevini yerine getiren kurum ve kişilerin itham altında kalmamaları ve
saygınlıklarının zedelenmemesi gereğinden kaynaklandığını söyleyen Atalay, şöyle
devam etti:
''Daha demokratik, şeffaf, insan hak ve özgürlüklerinden en üst düzeyde
yararlanılan, çağdaş bir ülke olma yolunda Türkiye hızla ilerliyor. Özellikle son
dönemde bu anlamda ciddi mesafeler katettik. Hükümet olarak, kolluk
faaliyetlerinin icrasında ortaya çıkabilecek işkence ve kötü muamele olaylarına
karşı asla müsamaha gösterilemeyeceğini, hükümetin ilk kurulduğu günlerde
'işkenceye sıfır tolerans' politikasıyla ifade etmiştik. Bu konuda gerçekten
Meclisimiz çok önemli düzenlemeler yaptı. Bugün ülkemiz artık uluslararası alanda
işkenceyle anılan bir ülke değil. 'İşkenceye sıfır tolerans' uygulamamız
gerçekten çok etkili oldu. Bugün Türkiye'de güvenlik görevlilerimiz aleyhinde
işkence davaları bitmiştir. Mesela bu yıl güvenlik görevlilerimizle ilgili bir
tane dahi işkence iddiasıyla dava açılmamıştır.''
Bütün bu çabalara rağmen, kurumlar ne kadar hassasiyet gösterirse
göstersin, istisnai olarak bireysel yanlış olduğunu, olabileceğini belirten
Atalay, bu durumun kurumları temsil etmeyeceğini, bireysel yanlışlar olduğunu
ifade etti.
Atalay, ''İşte bu suiistimaller ve yasaya aykırı eylemler olduğunda da
bunlar üzerine hem yargı yoluyla hem de idari mekanizmalar olarak daha ciddi
gitmek durumundayız. Önemli olan bu konuların gizlenmemesi, iddiaların üzerine
ciddiyetle gidilmesi ve sorumluların cezasız kalmamasıdır. Bu konuda hepimiz
olanca hassasiyeti göstermeliyiz'' diye konuştu.
Atalay, iddialarla ilgili inceleme ve soruşturmanın uzman ve yetkin
kişiler eliyle, yansız ve objektif yürütülmesinin, hem kişiler hem de kurumlar
açısından çok büyük önem taşıdığını bildirdi.
Bakan Atalay, bu tasarıyla irtibatlı tasarıların da bulunduğunu, bunların
bazılarının Meclise geldiğini, bazılarının da gelmek üzere olduğunu anlattı.
Ombudsmanlıkla ilgili tasarının yakın zamanda Meclisin gündemine
geleceğini belirten Atalay, Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu'nun
oluşturulmasıyla ilgili bir çalışma olduğunu, bunun çalışmasını bitirdiklerini ve
Bakanlar Kurulunda görüşülmek üzere sıra beklediğini bildirdi.
Bu tasarının da dünyadaki örnekleri incelenerek, katılımcı ve şeffaf bir
anlayışla hazırlandığını ifade eden Atalay, tasarının, ihtiyaca en etkin şekilde
cevap vereceğini belirtti.
Tasarıyla ilgili de bilgi veren Atalay, bürokrasi üzerine yeni yük
getirmeden, halkın ve kolluk personelinin şikayet sistemine güveni
kuvvetlendirecek daha etkin yapı oluşturulmasını hedeflediklerini söyledi.
Tasarıyla ceza kanunu açısından bir değişiklik yapılmadığını, idari
açıdan bazı düzenlemeler yapıldığını kaydeden Atalay, komisyonun görev alanının
icrai olmaktan ziyade gözetim, izleme ve standart belirleme olarak tanımlandığını
anlattı.
Kolluk Gözetim Komisyonunun, kolluk hizmetlerinin hesap verebilirliği,
etkinliği ve saydamlığını güçlendireceğini, kolluğa yönelik güvenin artmasını
sağlayacağını dile getiren Atalay, ''Bu tasarı aynı zamanda kolluk
görevlilerimizi ve kurumlarımızı korumayı da hedeflemektedir'' dedi.
Kolluk görevlilerinin işledikleri iddia edilen
suçlar ve disiplin cezası gerektiren eylem ve davranışlarıyla ilgili ''Kolluk
Gözetim Komisyonu'' kurulmasını öngören tasarı, TBMM İçişleri Komisyonunda kabul
edildi.
Tasarıyı komisyona sunan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kolluk Gözetim
Komisyonu kurulmasının, güvenlik görevlileri ve kurumlarını korumayı amaçladığını
belirterek, ''Devletin görevi aynı zamanda vatandaşa daha insanca yaklaşmaktır.
Biz düzenlemeyle vatandaşın hakkını, hukukunu da koruyoruz'' dedi.
Türkiye'nin geçmişte işkenceler ve faili meçhullerle anılan bir ülke
olduğuna işaret eden Atalay, ''Ama artık Türkiye böyle olmasın istiyoruz. Biz
bunları da temizliyoruz'' ifadesini kullandı. Artık faili meçhul suç oranları
düşük olan Türkiye'nin bunları aydınlatmada ise çok iyi olduğunu belirten Atalay,
''Faili meçhul cinayetleri aydınlatma oranı yüzde 95'dir'' diye konuştu.
Beşir Atalay, Kolluk Gözetim Komisyonu oluşturulurken üzerinde çok
çalışıldığını ve ülke şartları düşünülerek hazırlandığını belirtti.
Tasarı, kolluk şikayet sisteminin daha etkili ve hızlı işlemesini
sağlamak, saydamlığını, güvenirliğini geliştirmek üzere, kolluk görevlilerinin
işledikleri iddia edilen suçlardan veya disiplin cezasını gerektiren eylem, tutum
veya davranışlardan dolayı idari merciler tarafından yapılan ya da yapılması
gereken iş ve işlemlerin merkezi bir sistemde kayıt altına alınması ve
izlenmesini amaçlıyor.
Düzenleme, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil
Güvenlik Komutanlığında görevli personelin işlediği iddia edilen suçlar veya
disiplin cezasını gerektiren eylem ve davranışlarıyla ilgili idari merciler
tarafından yapılan işleri kapsayacak. Ancak, her iki komutanlıktaki personelin
askeri görevlerinden doğan suçları düzenleme dışında olacak.
Tasarıyla kurulacak ''Kolluk Gözetim Komisyonu'', İçişleri Bakanlığı
bünyesinde ''sürekli kurul'' olarak görev yapacak.
Komisyon; İçişleri Bakanlığı Müsteşarının Başkanlığında, Başbakanlık
İnsan Hakları Başkanı, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanı, Bakanlık
1. Hukuk Müşaviri, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü, üniversitelerin
ceza ve ceza usul hukuku anabilim dallarında görevli öğretim üyeleri arasından
İçişleri Bakanının teklif edeceği 3 aday ile baro başkanı seçilme yeterliliğine
sahip serbest avukatlar arasından Adalet Bakanının teklif edeceği 3 aday
arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek birer adaydan oluşacak.
Komisyon üyeliklerine öğretim üyeleri ile serbest avukatlar arasından
seçilecek üyelerin görev süresi 4 yıl olacak ve süresi dolan üyeler, bir kez daha
seçilebilecek.
Komisyon, en az ayda bir defa olmak üzere gerekli hallerde, en az 5
üyenin hazır bulunmasıyla toplanacak. Kararlar ise en az 4 üyenin oyuyla alınacak
ve kararlarda kimse çekimser oy kullanamayacak.
Komisyon ile bağlı kuruluşlar, valilikler ve kaymakamlıklar arasında,
kolluk görevlileri hakkında idari mercilerce yürütülen ceza ve disiplin
işlemleriyle ilgili olarak yapılacak bilgilerin kaydedilmesi ve yapılan
uygulamaların izlenmesi amacıyla İçişleri Bakanlığınca merkezi kayıt sistemi
kurulacak.
İhbar ve şikayetlerin doğruluğu için, ihbar ve şikayette bulunanlar
dilekçelerinde kimlik bilgilerini eksiksiz ve doğru bildirecek.
Kolluk kuvvetlerinin ceza soruşturması ve kovuşturmasıyla disiplin
soruşturmaları, rütbe terfine engel teşkil etmeyecek. Ancak, devletin
güvenliğine, Anayasal düzene karşı suç işleyenler ile casusluk, zimmet, irtikap,
rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, ihaleye
fesat karıştırma suçlarından yargılananlar ve bir yıl veya daha fazla süreli
hapis cezası gerektiren suçlardan dolayı kovuşturma altında bulunanların rütbe
terfileri ertelenecek.
Yargılama sonucunda, bu suçlardan beraat edenlerin rütbe terfi yapılacak
ve terfi tarihi de emsallerinin terfi ettirildiği tarih esas alınarak
belirlenecek.
Kolluk görevlileri hakkında öldürme, kasten adam yaralama, işkence, zor
kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma
suçları ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin soruşturmaları
ise savcılar bizzat ve öncelikle yapacak.
İçişleri Bakanlığı merkez teşkilatına 35 kadro ihdas edilecek.
(13.37)
Komisyonu kurulmasına ilişkin tasarının, kolluk görevlileri ve vatandaş
arasındaki ilişkilerde vatandaşı ve kolluk görevlilerini koruyan ama vatandaşa
bir yeni hak arama mekanizması sunan yeni bir yapılanmayı getirdiğini söyledi.
Atalay, TBMM İçişleri Komisyonunda, Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması ve
bazı kanunlarda değişiklik öngören tasarı hakkında bilgi verdi.
Devletin en önemli görevinin, vatandaşın güvenliğini sağlamak ve temel
haklardan da özgürce yararlanmasını temin etmek olduğunu belirten Atalay,
güvenlik ve özgürlük dengesinin, üzerinde çok durulması gereken bir husus,
demokratik ülkelerin en önemli hassasiyeti olduğunu dile getirdi.
Bu hizmeti verirken hem güvenliği en iyi şekilde sağlama hem de
vatandaşların haklarını en iyi şekilde koruma dengesini gözettiklerini ifade eden
Atalay, devlet-vatandaş ilişkisi gündeme geldiğinde en fazla dikkat çeken ve
insan hakları konusunda en fazla üzerinde durulan konunun ''kolluk kuvvetleriyle
vatandaşların ilişkileri'' olduğunu belirtti. Atalay, şunları söyledi:
''Bütün kamu görevlilerinin vatandaş ile ilişkilerinde önemli
hassasiyetler var. Ama güvenlik görevlileri güvenliği sağlamak için bir kamu
gücünü kullanırlar. Bu konuda kendilerine verilmiş haklar vardır. Ama bu kamu
gücünü kullanırken aynı zamanda dikkat etmeleri gereken de büyük hassasiyetler
vardır. Vatandaşların da bu konuda genelde her ülkede zaman zaman şikayetleri
olur. Bu tasarı, kolluk görevlileri ve vatandaş arasındaki ilişkilerde vatandaşı
ve kolluk görevlilerini koruyan ama vatandaşa bir yeni hak arama mekanizması
sunan yeni bir yapılanmayı getiriyor. Bu derece önemli yetkileri kullanırken aynı
zamanda kolluk görevlilerini daha dikkatli olmaya, eğer varsa vatandaşın da
rahatsızlığını, yargının ötesinde, bir idari mekanizma olarak buraya getirmesini
öngören bir düzenleme.''
Atalay, kritik görev ifa eden ve önemli yetkilere sahip kolluk
görevlilerinin, hizmeti yerine getirirken ''yetkilerini kötüye kullandıkları, hak
ihlal ettikleri'' yönündeki iddiaların titizlikle ve etkin şekilde uzman
kişilerce araştırılması ve gerekiyorsa soruşturulması gerektiğini belirtti. Bu
zorunluluğun, hem devletin temel hak ve hürriyetleri koruma yükümlülüğünden hem
de kolluk görevini yerine getiren kurum ve kişilerin itham altında kalmamaları ve
saygınlıklarının zedelenmemesi gereğinden kaynaklandığını söyleyen Atalay, şöyle
devam etti:
''Daha demokratik, şeffaf, insan hak ve özgürlüklerinden en üst düzeyde
yararlanılan, çağdaş bir ülke olma yolunda Türkiye hızla ilerliyor. Özellikle son
dönemde bu anlamda ciddi mesafeler katettik. Hükümet olarak, kolluk
faaliyetlerinin icrasında ortaya çıkabilecek işkence ve kötü muamele olaylarına
karşı asla müsamaha gösterilemeyeceğini, hükümetin ilk kurulduğu günlerde
'işkenceye sıfır tolerans' politikasıyla ifade etmiştik. Bu konuda gerçekten
Meclisimiz çok önemli düzenlemeler yaptı. Bugün ülkemiz artık uluslararası alanda
işkenceyle anılan bir ülke değil. 'İşkenceye sıfır tolerans' uygulamamız
gerçekten çok etkili oldu. Bugün Türkiye'de güvenlik görevlilerimiz aleyhinde
işkence davaları bitmiştir. Mesela bu yıl güvenlik görevlilerimizle ilgili bir
tane dahi işkence iddiasıyla dava açılmamıştır.''
Bütün bu çabalara rağmen, kurumlar ne kadar hassasiyet gösterirse
göstersin, istisnai olarak bireysel yanlış olduğunu, olabileceğini belirten
Atalay, bu durumun kurumları temsil etmeyeceğini, bireysel yanlışlar olduğunu
ifade etti.
Atalay, ''İşte bu suiistimaller ve yasaya aykırı eylemler olduğunda da
bunlar üzerine hem yargı yoluyla hem de idari mekanizmalar olarak daha ciddi
gitmek durumundayız. Önemli olan bu konuların gizlenmemesi, iddiaların üzerine
ciddiyetle gidilmesi ve sorumluların cezasız kalmamasıdır. Bu konuda hepimiz
olanca hassasiyeti göstermeliyiz'' diye konuştu.
Atalay, iddialarla ilgili inceleme ve soruşturmanın uzman ve yetkin
kişiler eliyle, yansız ve objektif yürütülmesinin, hem kişiler hem de kurumlar
açısından çok büyük önem taşıdığını bildirdi.
Bakan Atalay, bu tasarıyla irtibatlı tasarıların da bulunduğunu, bunların
bazılarının Meclise geldiğini, bazılarının da gelmek üzere olduğunu anlattı.
Ombudsmanlıkla ilgili tasarının yakın zamanda Meclisin gündemine
geleceğini belirten Atalay, Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu'nun
oluşturulmasıyla ilgili bir çalışma olduğunu, bunun çalışmasını bitirdiklerini ve
Bakanlar Kurulunda görüşülmek üzere sıra beklediğini bildirdi.
Bu tasarının da dünyadaki örnekleri incelenerek, katılımcı ve şeffaf bir
anlayışla hazırlandığını ifade eden Atalay, tasarının, ihtiyaca en etkin şekilde
cevap vereceğini belirtti.
Tasarıyla ilgili de bilgi veren Atalay, bürokrasi üzerine yeni yük
getirmeden, halkın ve kolluk personelinin şikayet sistemine güveni
kuvvetlendirecek daha etkin yapı oluşturulmasını hedeflediklerini söyledi.
Tasarıyla ceza kanunu açısından bir değişiklik yapılmadığını, idari
açıdan bazı düzenlemeler yapıldığını kaydeden Atalay, komisyonun görev alanının
icrai olmaktan ziyade gözetim, izleme ve standart belirleme olarak tanımlandığını
anlattı.
Kolluk Gözetim Komisyonunun, kolluk hizmetlerinin hesap verebilirliği,
etkinliği ve saydamlığını güçlendireceğini, kolluğa yönelik güvenin artmasını
sağlayacağını dile getiren Atalay, ''Bu tasarı aynı zamanda kolluk
görevlilerimizi ve kurumlarımızı korumayı da hedeflemektedir'' dedi.
Kolluk görevlilerinin işledikleri iddia edilen
suçlar ve disiplin cezası gerektiren eylem ve davranışlarıyla ilgili ''Kolluk
Gözetim Komisyonu'' kurulmasını öngören tasarı, TBMM İçişleri Komisyonunda kabul
edildi.
Tasarıyı komisyona sunan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kolluk Gözetim
Komisyonu kurulmasının, güvenlik görevlileri ve kurumlarını korumayı amaçladığını
belirterek, ''Devletin görevi aynı zamanda vatandaşa daha insanca yaklaşmaktır.
Biz düzenlemeyle vatandaşın hakkını, hukukunu da koruyoruz'' dedi.
Türkiye'nin geçmişte işkenceler ve faili meçhullerle anılan bir ülke
olduğuna işaret eden Atalay, ''Ama artık Türkiye böyle olmasın istiyoruz. Biz
bunları da temizliyoruz'' ifadesini kullandı. Artık faili meçhul suç oranları
düşük olan Türkiye'nin bunları aydınlatmada ise çok iyi olduğunu belirten Atalay,
''Faili meçhul cinayetleri aydınlatma oranı yüzde 95'dir'' diye konuştu.
Beşir Atalay, Kolluk Gözetim Komisyonu oluşturulurken üzerinde çok
çalışıldığını ve ülke şartları düşünülerek hazırlandığını belirtti.
Tasarı, kolluk şikayet sisteminin daha etkili ve hızlı işlemesini
sağlamak, saydamlığını, güvenirliğini geliştirmek üzere, kolluk görevlilerinin
işledikleri iddia edilen suçlardan veya disiplin cezasını gerektiren eylem, tutum
veya davranışlardan dolayı idari merciler tarafından yapılan ya da yapılması
gereken iş ve işlemlerin merkezi bir sistemde kayıt altına alınması ve
izlenmesini amaçlıyor.
Düzenleme, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil
Güvenlik Komutanlığında görevli personelin işlediği iddia edilen suçlar veya
disiplin cezasını gerektiren eylem ve davranışlarıyla ilgili idari merciler
tarafından yapılan işleri kapsayacak. Ancak, her iki komutanlıktaki personelin
askeri görevlerinden doğan suçları düzenleme dışında olacak.
Tasarıyla kurulacak ''Kolluk Gözetim Komisyonu'', İçişleri Bakanlığı
bünyesinde ''sürekli kurul'' olarak görev yapacak.
Komisyon; İçişleri Bakanlığı Müsteşarının Başkanlığında, Başbakanlık
İnsan Hakları Başkanı, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanı, Bakanlık
1. Hukuk Müşaviri, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü, üniversitelerin
ceza ve ceza usul hukuku anabilim dallarında görevli öğretim üyeleri arasından
İçişleri Bakanının teklif edeceği 3 aday ile baro başkanı seçilme yeterliliğine
sahip serbest avukatlar arasından Adalet Bakanının teklif edeceği 3 aday
arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek birer adaydan oluşacak.
Komisyon üyeliklerine öğretim üyeleri ile serbest avukatlar arasından
seçilecek üyelerin görev süresi 4 yıl olacak ve süresi dolan üyeler, bir kez daha
seçilebilecek.
Komisyon, en az ayda bir defa olmak üzere gerekli hallerde, en az 5
üyenin hazır bulunmasıyla toplanacak. Kararlar ise en az 4 üyenin oyuyla alınacak
ve kararlarda kimse çekimser oy kullanamayacak.
Komisyon ile bağlı kuruluşlar, valilikler ve kaymakamlıklar arasında,
kolluk görevlileri hakkında idari mercilerce yürütülen ceza ve disiplin
işlemleriyle ilgili olarak yapılacak bilgilerin kaydedilmesi ve yapılan
uygulamaların izlenmesi amacıyla İçişleri Bakanlığınca merkezi kayıt sistemi
kurulacak.
İhbar ve şikayetlerin doğruluğu için, ihbar ve şikayette bulunanlar
dilekçelerinde kimlik bilgilerini eksiksiz ve doğru bildirecek.
Kolluk kuvvetlerinin ceza soruşturması ve kovuşturmasıyla disiplin
soruşturmaları, rütbe terfine engel teşkil etmeyecek. Ancak, devletin
güvenliğine, Anayasal düzene karşı suç işleyenler ile casusluk, zimmet, irtikap,
rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, ihaleye
fesat karıştırma suçlarından yargılananlar ve bir yıl veya daha fazla süreli
hapis cezası gerektiren suçlardan dolayı kovuşturma altında bulunanların rütbe
terfileri ertelenecek.
Yargılama sonucunda, bu suçlardan beraat edenlerin rütbe terfi yapılacak
ve terfi tarihi de emsallerinin terfi ettirildiği tarih esas alınarak
belirlenecek.
Kolluk görevlileri hakkında öldürme, kasten adam yaralama, işkence, zor
kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma
suçları ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin soruşturmaları
ise savcılar bizzat ve öncelikle yapacak.
İçişleri Bakanlığı merkez teşkilatına 35 kadro ihdas edilecek.
(13.37)
