MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasına, İstanbul başta olmak üzere Marmara bölgesindeki bazı illerde aşırı yağış sonrası yaşanan sel felaketinde hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı, yağmur ve selden etkilenenlere geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı.
Afetle mücadele eden kurum ve çalışanlarına teşekkür eden Bahçeli, "Yağışın olağanüstü olduğu kabul edilmekle birlikte yaşanan tabloda altyapı ve imar disiplininin belirleyici olduğu da ortadadır." diye konuştu.
Yaşananların planlama, risk yönetimi ve önleyici tedbirlerle afetlere hazırlıklı olmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha açığa çıkardığına dikkati çeken Bahçeli, "Afetlerle mücadele, bütün kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, bilim çevrelerini ve toplumu kapsayan stratejik bir kamu politikası olarak ele alınmalı, yer seçiminden riskli alanların dönüştürülmesine ve ıslah projelerine kadar doğal afetlerin zararlarının en aza indirilebilmesi temeline dayanmalıdır. Afetten etkilenen vatandaşlarımızın uğradıkları zararın behemehal karşılanacağına ve benzer hadiseler yaşanmasın diye gerekli tedbirlerin alınacağına inanıyor, Allah, ülkemizi ve milletimizi her türlü afet ve musibetten esirgesin diyorum." ifadesini kullandı.
Sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların etkili olabilmesinin finansal sistemin sağlıklı işlemesine bağlı olduğunu vurgulayan Bahçeli, sermaye piyasalarının gelişiminin, piyasaların yeterli derinliğe kavuşmasını, sermayenin tabana yayılmasını, aynı zamanda da tüm finansal piyasaların istikrar içinde işlemesi için gözetim ve denetim işlevinin eşgüdüm içinde gerçekleştirilmesini gerektirdiğini vurguladı.
"Fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerden, Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır" diyen Bahçeli, milletin helal tasarrufuna göz dikenlere hukuk zemininde en güçlü yaptırımların uygulanacağını dile getirdi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti:
"Suçluların açığa çıkarılması ve mağduriyetlerin giderilmesi yönünde atılan önemli adımlardan, konuya ilişkin yasal düzenlemenin Meclis Genel Kurulu gündeminde bulunmasından ve meselenin tüm boyutlarıyla aydınlatılarak sorumluların hesap vermesini sağlayacak güçlü siyasi iradenin ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Daha önce de vurguladığım gibi bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Adalet suçluyu cezalandırmak yanında masumu korumak, mağdurun hakkını gözetmektir. Cumhurbaşkanımızın isabetle 'fahiş kazancın bedelinin ödetileceği ve devletin kimseyi mağdur etmeyeceğini' söylemesi, adaletin tecellisine olan güveni artırmıştır. Milletimiz emin olsun. Bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir."
Bahçeli, partisinin milletin hak ve hukukunu savunurken, adaletli bir gelir dağılımını mümkün kılacak adımların takipçisi olacağını belirterek, dar gelirli vatandaşların beklentilerinin karşılanması için gerekli hamlelerin yapılacağını söyledi.
Bazı belediyelere yönelik yürütülen soruşturmaları ve devam eden yargılama süreçlerini hatırlatan Bahçeli, "İstanbul Büyükşehir Belediyesinde başlayarak birçok belediyeye uzanan ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren problem olmanın yanında bir ahlak yoksunluğudur. Yargılama süreçleri devam ederken siyasi polemiklerle kişisel gündem oluşturmak yerine, yöneltilen iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler, siyasi gösterilerin değil savunma hakkının esas alındığı yerlerdir." değerlendirmesinde bulundu.
-"Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir"
Milletin gelişmeleri yakından takip ettiğini ve adaletin bir an evvel tecellisini beklediğini belirten Bahçeli, soruşturmalar kapsamındaki bir başka konunun da basın özgürlüğü tartışmalarına yönelik olduğunu aktardı.
Özgür basını demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olarak nitelendiren Bahçeli, "Medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar hukukun da kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır." görüşünü paylaştı.
Medya kuruluşlarının da diğer kurumlar gibi hukuk karşısında sorumlu olduğunu anımsatan Bahçeli, şunları kaydetti:
"Asıl olan, basın özgürlüğünü savunurken hukuka aykırı eylemlere göz yuman bir hukuksuzluğa düşmemektir. Çünkü basın özgürlüğü demokrasinin güvencesi ise hukuka bağlılık ve etik sorumluluk da bu özgürlüğün temel dayanaklarıdır. Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' hedeflerinin kuvveden fiile dönüştüğü, kanunsuzlukların üzerine gidildiği bir ortamda huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemez. Sosyal medya üzerinden oluşturulmaya çalışılan algıya, FETÖ hesaplarından yapılan kışkırtıcılığa itibar edilmemeli, resmi açıklamalar doğrultusunda hareket edilmelidir. Türkiye'nin, güvensizlik temelinde yönlendirilmiş toplumsal tepkilerle karşı karşıya bırakılması girişimlerinin mutlaka önüne geçilmelidir."
Bahçeli, tarihin omuzlarına yüklediği mesuliyet şuuru ile Türk milliyetçiliği meşalesini taşıdığını belirtti.
Türk milliyetçiliğini etnik şovenizme ve ırkçılığa mahkum ederek Türk gençliğinin saf duygularını istismar edenlerin gizli ajandasında MHP düşmanlığının bulunduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Milliyetçilik evvel emirde duruş ve şahsiyet meselesidir. Nice münevverlerin ilim ve düşüncesi, ülküdaşlarımızın emek ve gözyaşı ile yeşerttiği Türk milliyetçiliğinin bereketli topraklarına kaçak yapı kurmaya çalışanlar. Siz hangi fitne senaryosunun gönüllü kalemlerisiniz? Tarihin coğrafyada Türk akışını bilmeyen cahillere tekrardan hatırlatalım, Türk milliyetçiliği, Türklüğü arkaik ve etnik asabiyete hapsetmek değil, onu güçlü millet şuuru ve yüksek medeniyet ufkuyla yükseltme davasıdır. Kelamı Türkçe söylemek, kalemi Türkçe yazmak, istikbale Türkçe bakmaktır."
Kendisini Türk milliyetçisi addeden ülküdaşlarına "Orada burada vaktinizi heba etmeyin" sözleriyle çağrıda bulunan Bahçeli, "Geleceğimizi şekillendirdiğimiz bir dönemde yanlış yönde saf tutmayın. Gelin bir olalım, diri olalım, Lider Ülke Türkiye ülkümüzü hep birlikte gerçeğe dönüştürelim." diye konuştu.
-"Terörsüz Türkiye hedefini, terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz"
"Terörsüz Türkiye" hedefinin, büyük gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından birisi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şu görüşleri paylaştı:
"Bu süreçte kararlılık kadar akıl, güvenlik kadar hukuk, devlet otoritesi kadar toplumsal mutabakat ve güven de önemlidir. Sınırlarımızın ötesinde varlığını sürdüren silahlı yapılar, komşu ülkelerin istikrarını bozduğu ölçüde Türkiye'nin güvenliğini de tehdit etmektedir. Bu nedenle 'Terörsüz Türkiye' hedefini, terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin hedefi, güvenliğini sağlamış, milli birliğini güçlendirmiş bir ülke olarak teknoloji üreten, yüksek katma değerli sanayisini geliştiren, tarımda verimliliği artıran, enerjide dışa bağımlılığını azaltan ve gençlerine yeni fırsatlar sunan bir güç haline gelmektir."
Türkiye'de 129'u devlet üniversitesi olmak üzere 208 üniversitenin bulunduğunu ve yükseköğretimde toplam öğrenci sayısının 6 milyon 554 bin 312 olduğunu aktaran Bahçeli, 2026-2027 öğretim yılında öğrencilere ve akademisyenlere başarılar diledi.
Üniversitelerin, bilimsel rekabetin, fikir egemenliğinin ve kültürel bağımsızlığın kaleleri olduğunu kaydeden Bahçeli, "Türkçe bilim dili değildir" diyen anlayışların ve kültürel emperyalizmin yerli unsurlarının, üniversiteleri arka bahçeye dönüştürmemesi gerektiğini söyledi.
Devlet Bahçeli, üniversitelere yapılan yatırımın gençliğe, geleceğe, ülkenin aklına, üretim ve teknik kapasitesine yapılan yatırım olduğunu belirterek, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nı inşa edecek irade ve cesaretin Türk gençliğinde bulunduğunu dile getirdi.
- "Birleşik Kıbrıs Federasyonu ham bir hayaldir"
İsrail-Lübnan hattından İran-Yemen eksenine, Hürmüz Boğazı'ndan Babülmendep Boğazı'na uzanan istikrarsızlık sarmalının, bölgesel ve küresel güvenliği tehdit ettiğine dikkati çeken Bahçeli, Suriye ve Irak'ta yaşanan bazı olumlu gelişmelerin, bölgenin barış ve huzuru açısından umut verici olduğunu anlattı.
Bahçeli, Bağdat yönetiminin, silahlı yapıların tasfiyesine yönelik girişimlerinin, Irak devletinin egemenlik sahasının tamamında meşru gücünü yeniden tesis etme iradesinin bir yansıması olduğunu belirtti.
Devlet Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
"SDG/YPG'nin askeri varlığının sona erdirilerek Suriye devletinin kurumlarına entegrasyonu yönünde atılan somut adımlar ise ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği bakımından yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Komşu ülkelerimizde yaşanan bu gelişmeler göstermektedir ki önemli mesafe katedilen 'Terörsüz Türkiye' hedefimiz, bölgesel bir boyut da kazanmaktadır."
Komşu ülkelerde yaşanan gelişmelerin "Terörsüz Türkiye" hedefinin bölgesel bir boyut kazandığını gösterdiğini dile getiren Bahçeli, İran İçişleri Bakanının eylül ayında Ankara ziyareti sırasında yaptığı "PJAK ve tüm kolları varlıklarını sona erdirmeli, silahlarını bırakmalıdır" açıklamasının gereğinin yerine getirilmesinin, bölgesel barış için yeni bir adım olacağını vurguladı.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge'ye odaklandığımız bir dönemde Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs'ta provokasyonlar da devam etmektedir. Türkiye'nin güvenlik doktrininde Mavi Vatan'ın stratejik merkezi olan Kıbrıs'ta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilcileri ile Rum tarafının temaslarını dikkatle takip ediyoruz.
Rum basınına yansıyan ve yalanlanmayan kapalı Maraş'ın Birleşmiş Milletler yönetimine verilmesi ve Gazimağusa Limanı'nın Avrupa Komisyonu gözetiminde işletilmesine yönelik iddialar, Kıbrıs Türklüğünün egemenlik hakları konusunda vahim bir tablo sunmaktadır. Birleşik Kıbrıs Federasyonu ham bir hayaldir ve Türk egemenliğinin de felaketidir. Rum yönetiminin, İsrail'in Kıbrıs karakolu olma misyonunu üstlendiği bu dönemde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşayan kardeşlerimizi uyanık olmaya davet ediyorum ve diyorum ki Kıbrıs asırlardan beri Türk'tür, ebediyen Türk kalacaktır."
- 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi
Türk Devletleri Teşkilatının 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek 13. Zirvesi ile Türk dünyasının kalbinin Ankara'da atacağını belirten Bahçeli, Cumhuriyet'in 103. yıl dönümünün tüm Türk dünyasıyla birlikte kutlanacağını, birlik ve beraberliğin bir kez daha ilan edileceğini ifade etti. Bahçeli, "Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü tüm Türk Dünyası olarak hep birlikte kutlayacak, böylece birlik ve beraberliğimizi dosta düşmana bir kez daha ilan edeceğiz." dedi.
2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi ve Sayıştay raporlarının TBMM Başkanlığına sunulduğunu hatırlatan Bahçeli, öngörülebilirliği artıran, üretim kapasitesini genişleten ve sosyal devlet ilkesini güçlendiren bir bütçe olarak tanımladığı 2027 yılı merkezi yönetim bütçesinin millete, ülkeye, devlet ve toplum hayatına hayırlı olmasını diledi.
Bahçeli, milletvekillerinden komisyon görüşmelerini yakından takip ederek görüş ve düşüncelerini açıklamalarını, anlamsız tartışmalardan kaçınarak Cumhur İttifakı'nın siyasi doğasına uygun hareket etmelerini ve bütçe sürecine olumlu katkıda bulunmalarını beklediğini söyledi.
