2018-02-21 - 23:59
MECLİS SOHBETLERİ ETKİNLİĞİNİN İLKİ BUGÜN GERÇEKLEŞTİ
TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu tarafından düzenlenen 'Meclis Sohbetleri' TBMM Tören Salonu'nda gerçekleştirildi. TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın himayelerinde gerçekleşen sohbete bazı eski Meclis Başkanları, bakanlar, milletvekilleri, yabancı misyon şefleri ve görevlileri katıldı.
TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu tarafından düzenlenen 'Meclis Sohbetleri' TBMM Tören Salonu'nda gerçekleştirildi. TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın himayelerinde gerçekleşen sohbete bazı eski Meclis Başkanları, bakanlar, milletvekilleri, yabancı misyon şefleri ve görevlileri katıldı.

'Türkiye'de demokrasi gelişimi' konulu ilk toplantıda konuklar, Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı, İbn Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Berktay ve Gazeteci-Yazar Avni Özgürel oldu. Eski TBMM Başkanı Köksal Toptan moderatör olarak görev aldı.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Türkiye'de demokrasi kültürünün yerleştiğini söyleyerek, "Biz de buna yardım etmeliyiz. Kuvvetler ayrılığı tam olmalı" dedi.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, yaptığı açılış konuşmasında TBMM Başkanı Kahraman'ın fikrinden yola çıkarak TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu'nun bu toplantıları düzenlediğini, toplantıların her ayın son çarşamba günü yapılacağını belirtti.

Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı, demokrasi için en önemli şeyin kanun hakimiyeti olduğunu söyledi. "Ortadoğu dünyasında Cumhuriyet adını taşıyan bir takım memleketlerde kanuna uyulmadığı bir gerçektir. O bakımdan bazı konularda bazı temel müesseselerde geleneksel hükümetlerin yani aşiret sevdiklerinin, melekutların krallıkların daha fazla kanuni münap verdiği tebaya bilinir." dedi.

Ortaylı, demokrasi kıta Avrupa'sında yüz kızartıcı hadiseler olduğunu aktararak, muhasır parlamentonun doğuşunun ve gelişiminin Anglo Sakson dünyaya ait olduğunu belirtti. Ortaylı, bugün demokrasinin insanların derneklere üye olmasıyla belli olduğunu söyleyerek, "Bazı konularda geride olduğumuz açıktır. Partide eğitim verilir. Partiler var ama eğitimi yok. Gençler partiye gevezelik, vakit öldürmek için gidiyor, anlamı yok. Parti eğitimi veremezse Lübnan'a döner. Bir zamanların tatlı ülkesi terör ülkesi haline gelir. Parti üyeleri üzerine durur" ifadelerini kullandı.

İnsanların öncelikle kanun fikrine ve kanunda yer alan müesseselere uyması gerektiğini, aksi takdirde demokrasinin "hoş" bir söylemden öteye gitmeyeceğini dile getiren Ortaylı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu bir usul meselesidir. Bir meclisin reisicumhuru seçip seçememe meselesi bir usul meselesidir. Bunu halledemiyorsanız ve uymuyorsanız 50 tane anayasa da yapsanız 1980'den evvelki rejimi yaşarsınız. Bunlar bir kanun ve usul meselesidir, demokrasi ise bir içtihat meselesidir ve o içtihadı da farklı görüşlere sahip siyasi partiler gerçekleştirir, onların etrafında da toplanılır ama günümüzde bu da yetmez. Meclisteki bu grupların dışında ikincil grupların da olması lazımdır. Bugünün çağdaş demokrasisi insanların dernek üyelikleriyle falan olur. Türkiye'nin bu bakımdan geleneği zengin değildir ama fakir de değildir."

Ortaylı, demokrasinin sayıya dayandığını, bunun ötesinde o sayıyı yaratacak başka faaliyetlerin gerekli olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Ortaylı, bu faaliyetlerin sokağa taşması ya da terörist grupların eline geçmesi istenmiyorsa meşru parti ve organlar ile kuruluşların faaliyet göstermesine, yurttaşların genç yaşlardan itibaren buralarda toplanmasına dikkat edilmesi gerektiğini anlattı.

Türkiye'nin bir Ortadoğu devleti olduğuna, Türk diyarının parçalanmasının, durumunun sarsılmasının herkesi saracağına dikkati çeken Ortaylı, şunları kaydetti:

"Türkiye'yi sallayan insanların bunu fark etmesi lazım ama bana öyle geliyor ki böyle bir faaliyetin, böyle bir hedefin ne olduğunu en başta bizim insanlarımız anlamıyorlar. Kendimizi anlamamız lazım. Herkes bizim gibi kavga eder, her toplumun insanları bizimki kadar birbirinden nefret eder ama o nefretin bir dizginlenmesi, bir usule bağlanması diye bir ritüel vardır. Bu bir yazısız anayasadır. Yani Cevdet Paşa, 'Bizim toplumumuzun anayasası yazısız olacak. Kuraldır, sözdür, gelenektir' der. Hissetmiş çünkü. O olmadıktan sonra istediğin kadar yazılı anayasa yap, neye yarar."

İbn Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Berktay, demokrasinin sadece darbeler ve parlamentolar olmadığını belirterek, demokrasinin kültüre ihtiyacı olduğunu belirtti. Berktay, demokrasinin işlenmesi için belirli kurumlara ihtiyaç duyulduğunu kaydederek, "En önemlisi demokrasi kültürüne muhtaçtır. Darbeler, demokrasi, seçimler, parlamento ile bunu istemeyen güçler arasındaki mücadelede son derece önemli. Türkiye tarihine nasıl geliyor, demokrasinin gelişmesi modernitenin bir parçası oldu. Türkiye'de demokrasi modernite gündemi ayrışma gösterdi. Demokrasiyi içermeyen modernite gündemi eğitim, ordu, devlet örgütü" şeklinde konuştu.

Berktay, şu değerlendirmelerde bulundu:

"19. yüzyılın tanzimat reformları ya da ittihatçılık reformları ya da Cumhuriyetin inkılapları dediğimiz bir modernite gündemi, demokrasinin önüne geçti. Muasır medeniyet seviyesine ulaşmak ilkesi, önce ittihatçılık döneminde, sonrasında ise Kemalist Cumhuriyet döneminde giderek radikalleşiyor ve sertleşiyor. Toplumun normal olarak kaldıramayacağı modernizasyon tempolarının yukarıdan aşağı empoze edilmesi, olağan, yumuşak ve ılımlı bir demokrasi ile el ele gitmesi imkansızdır. Bu sorunu sadece Türkiye yaşamadı. İran, Rusya, Çin ve Japonya'da da benzer durum söz konusuydu. Türkiye'de on yıllardır iktidarda ya da muhalefette, merkez sağda ya da merkez solda, hiçbir siyasi partinin ötekinin sözünü ve hakkını savunma olgusunun, yerleşik bir değer olduğu kanaatinde değilim. Türkiye demokrasisinin bir üslup sorunu olduğu kanısındayım. Demokraside siyasi hayat, alçak sesle konuşabilmelidir."

Gazeteci-Yazar Avni Özgürel, ise "Tanzimat'tan beri Türkiye'de yönetim problemi var. Türkiye'yi kim hangi hukuki temelle yönetecek. Tanzimat'ta bir karar Türkiye'de iktidarı büyük oranda bürokrasiye devretti." ifadelerini kullandı.

Özgürel, tarihe bakıldığında sanatkar Türk, ressam, heykeltıraş, tüccar ya da gezgin Türk diye bir şey olmadığını, asker ve ordunun olduğunu savundu.

Askerlerle birlikte, silah yapan zanaatkarlar ve onların kahramanlıklarını şiirleştiren sanatçıların bulunduğunu belirten Özgürel, "Bu orduya vatan lazım olmuş, gelmiş almış; devlet lazım olmuş, onu da kurmuş. Biz sivil toplum derken, ordu, 'Sen nereden çıktın' diyor. Ordunun temelinde bu vardır. Türkiye'de öteden beri bir yönetim problemi var. Bu sancıyı hep çekmişiz." dedi.

Özgürel, Türkiye'de iktidarın tanzimat dönemi ile büyük ölçüde bürokrasiye devredildiğini anlatarak, Türk halkının birtakım beklentilerinin var olduğunu, AK Parti iktidarının bu beklentilere cevap vermeye çalıştığını sözlerine ekledi.

Eski TBMM Başkanı Köksal Toptan, Türkiye tarihinde görülmemiş tehdit ve kin duygularının kabardığı bir tehlike ile karşı karşıya olduklarını belirterek, Türkiye'yi bölmek, parçalamak, Ortadoğu coğrafyasına egemen olmak isteyen güçlerin önünde Türkiye'nin engel olarak durduğunu ifade etti.

Toptan, "Sınırlarında böyle büyük bir mücadelenin içerisinde olan ve şehitler veren Türkiye, aynı zamanda demokrasinin gelişimini de tartışmasını bilebiliyor. Bizi hedeflediğimiz tam demokrasiye götürecek olan yol, metot budur. Ne olursa olsun, şartlar neyi getirirse getirsin demokrasiyi geliştirmeye devam etmeliyiz. Demokrasi gelecek kuşaklarımızın ortak değeridir" ifadelerini kullandı.

Toplantının sonunda davetlilere hitap eden TBMM Başkanı İsmail Kahraman, 15 Temmuz'da Türkiye'de darbe istenmediğinin, demokrasiden vazgeçilemeyeceğinin ispatının ortaya konulduğunu belirtti.

Her kuvvetin kendi içinde kalması gerektiğini, kuvvetler ayrılığının tam manasıyla olması gerektiğini vurgulayan Kahraman, şöyle konuştu:

"Konuşmalarda karşılıklı görüşlerin ortaya çıkmasından dolayı memnun kaldım. Benim bazı anlatımlara itirazım olacak. 1908 yılında darbeyi yapanlar 8 yaşında darbe yapmadılar. 19. yüzyılda yetişerek yaptılar, 19. yüzyıl onları yetiştirdi. Sultan Mahmud'un harbiyesi onları yetiştirdi. Pozitivizm onları yetiştirdi. Dolayısıyla askeriye hiçbir zaman dışarıda kalmadı ama artık kışlasında, bayrağını, sancağını orada dalgalandıracak. Hiçbir devlet ordusuz, hiçbir millet devletsiz olmaz. Bizim ordumuz Peygamber Ocağı. Demokrasiye destek olmaya devam edeceğiz."

Kahraman, "Meclis Sohbetleri" etkinliğine katılan konuşmacılara teşekkür ederek, katılımlarından dolayı seramik tabak hediye etti.