2011-02-07 - 15:23
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Nevzat Pakdil başkanlığında toplandı. Aden Körfezi ve Somali açıklarında korsanlıkla mücadeleye katılan TSK deniz unsurlarının görev süresinin 10 Şubat'tan itibaren 1 yıl daha uzatılması için hükümete yetki verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, Aden Körfezi
açıklarındaki TSK deniz unsurlarının görev süresinin bir yıl daha uzatılmasını
öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşülmesine başlandı.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Nevzat Pakdil başkanlığında toplandı.

Yerinden söz alan partilerin grup başkanvekilleri, OSTİM'deki patlamalara
ilişkin görüşlerini dile getirdi.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, ''Bir Sayın Başbakan Yardımcısı, 'bu
bize ders olsun' dedi. 8 senedir iktidarda bulunan bir partinin başbakan
yardımcısına bu yakışmıyor. 'Önlem alınsın' demesi lazım'' dedi. Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in konuya ilişkin sözlerine de değinen Anadol,
''Sayın Çalışma Bakanı da 'bundan sonra tüm iş yerlerinin ruhsat ve mevzuat
durumlarını inceleyeceğiz' dedi. Bir işçimizin aramızdan ayrılması mı gerekiyordu
bunu yapmak için? Bir diğer bakan ise ''hırsızın hiç mi kabahati yok' diyerek
ölen işçilerin sigortaya başvurmamasını kusur olarak gösterdi. Bunu da kınıyoruz.
İş kazalarını kader olarak görmek isteyen zihniyetlerin yerine kazalar için
kalıcı önlemler beklediğimizi ifade ediyoruz'' diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da bu tür olaylardan ders alınması
gerektiğini belirterek, ''Bir tek insanımızın tek bir damla kanı bile önemli. Bu
nedenle tedbir alınsın. Allah bu ülkeyi bu tip felaketlerden korusun'' dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise patlamalarda 20 işçinin
hayatını kaybettiğini anımsatarak, ''İş Güvencesi Yasası'nda, yaptırımların ciddi
bir şekilde artmasına rağmen teftişlerin tam olarak yeterli olmadığı, bunun
yanında da hem çalışanların hem de konuyla ilgili meslek odalarının iş
güvencesiyle ilgili ortaya çıkan problemleri veya savsaklamaları -bunu ispiyon
olarak görmeyip- ilgili kurumlara iletmeleri durumunda çözüme daha kolay
ulaşılacağı kanaatindeyim'' diye konuştu.

Grup başkanvekilleri, ölenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa
dileğinde bulundu.

Konuşmaların ardından, Aden Körfezi açıklarındaki TSK deniz unsurlarının
görev süresinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin
görüşülmesine başlandı.

CHP İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ,
Türkiye'nin, İslam dünyasındaki tek demokratik ülke olmasının sırrının, laiklik
ilkesini benimsemesinde yattığını ifade ederek, ''Türkiye Cumhuriyeti'nin laik
yapısı zayıflarsa sadece demokrasisi tehlikeye düşmekle kalmaz, Türkiye örnek
olma vasfını da kaybeder'' dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, TSK deniz unsurlarının Aden Körfezi açıklarındaki
görev süresini 1 yıl daha uzatan Başbakanlık tezkeresinin görüşülmeleri devam
ediyor.

Tezkere üzerinde CHP grubu adına söz alan Elekdağ, daha önceki iki
tezkere uyarınca bu bölgelere gönderilen TSK deniz unsurlarının görevlerini BM
sistemi içinde başarıyla yerine getirdiğini söyledi.

Elekdağ, konuşmasında Mısır'da yaşanan gelişmeleri de değerlendirdi.
Elekdağ, 30 yıl süreyle boş bırakılan Devlet Başkanlığı Yardımcılığı'na Ömer
Süleyman'ın atandığını anımsatarak, ''Direnişçilerin talepleri doğrultusunda
Mübarek istifa ederse, anayasaya göre iktidar otomatik olarak Süleyman'a
geçecektir. Süleyman'ın atanmasının nedeni, Mübarek'in çok sadık bir adamı
olması, ABD ve İsrail ile gayet iyi ilişkileri bulunmasıdır'' diye konuştu.

Mısır seçimlerinin, Müslüman Kardeşler de dahil, toplumdaki tüm siyasi
akımları kapsayarak,demokratik standartlara uygun şekilde yapılması halinde yeni
hükümetin, İsrail ve ABD'ye yönelik politikalarının nasıl olacağı sorusunu
yönelten Elekdağ, şöyle devam etti:

''Yeni hükümet, ABD'den sağladığı bağış şeklindeki önemli mali yardımın
ve Mısır ordusuna askeri yardımın devamını sağlamak için, ABD ve İsrail ile
ilişkilerini aksatmadan yürütmeye çalışsa dahi, bu ilişkiler Mübarek dönemindeki
stratejik ortaklık niteliğini, yakın dostluk ve sıcaklığını kaybedecektir.
ABD'nin bölgede Mısır'ın yerine koyacağı bu önemde başka bir unsur yoktur. Bu
nedenle ABD'nin bölgedeki eli zayıflayacak ve kendine yeni bir Ortadoğu
stratejisi çizme ihtiyacını duyacaktır. Ortadoğu'da türbülans artacak, taşlar
yerinden oynayacaktır. Doğan jeo-politik boşluğun Türkiye tarafından doldurulması
düşüncesi Washington'da filizlenmeye başlayacaktır.''

Şükrü Elekdağ, Ortadoğu'da demokrasi, insan hakları ve sosyal adalet
arayışları yoğunlaştıkça Türkiye'ye ilginin arttığını, Türkiye'nin profilinin
yükseldiğini dile getirdi.

Elekdağ, Türkiye'nin, tarihsel ve kültürel mirası, bugünkü laik,
demokratik, sosyal hukuk devleti kimliğine ulaşmak için modernleşme,
demokratikleşme yolunda kazandığı deneyim nedeniyle İslam dünyası için bir
referans noktası, ilham kaynağı olabileceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

''Çünkü Türkiye bugün dünyada, İslami değerleri, çok partili bir
demokratik sistemle ve laik bir devlet yapısıyla uzlaştırıp yaşatan yegane
ülkedir. Bu niteliğiyle Müslümanlığın çoğulcu bir demokratik toplumla başarılı
şekilde bağdaştığını çarpıcı biçimde kanıtlayan örnektir. Diğer taraftan,
dünyanın bugün içinde bulunduğu çatışma ortamı perspektifinden bakılırsa Türkiye
örneğinin, İslam ile batının ahenk ve barış içinde yaşamasının reçetesini
içerdiği, İslam radikalizmine dayanan ve dünyanın başına bela olan Bin Ladin'in
siyaset anlayışına bir alternatif oluşturduğu da anlaşılır.

Altı önemle çizilmesi gereken bir nokta var: Türkiye'nin İslam aleminde
tek demokratik ülke olmasının sırrının, laiklik ilkesini benimsemiş olmasında
yattığıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin laik yapısı zayıflarsa sadece demokrasisi
tehlikeye düşmekle kalmaz, Türkiye örnek olma vasfını da kaybeder.

Türkiye'nin yükselen bu profili, AKP iktidarına, tutarlı olmayı ve
başkasına verir talkını, kendi yutar salkımı konumuna düşmeme yükümlülüğünü de
getiriyor. Sayın Başbakan, Mısır'da Tahrir meydanında toplanarak iktidara karşı
direnç gösterenleri meşru direniş haklarını kullanıyorlar diyerek desteklerken,
Ankara'da demokratik haklarını kullanan işçileri copla, gazla ve panzerle
dağıttırırsa o zaman Hükümet tutarlılığını yitirmiş olur. O zaman Başbakan'a ,
Kahire'de hak olanın, neden Ankara'da yasak olduğunun sorulması meşru olur.''

MHP İzmir Milletvekili Erdal Sipahi de partisinin görüşlerini dile
getirirken, korsanlık, deniz haydutluğunun, uluslararası bir suç olduğuna,
evrensel yargı kapsamına girdiğine dikkati çekti.

Ordunun, tarihinde, cumhuriyet döneminde dünya coğrafyasının bir çok
alanında bulunduğunu, görev aldığını, sancak gösterdiğini belirten Sipahi, şu
görüşleri dile getirdi:

''Ne Aden Körfezi ve Somali kıyıları ne Akdeniz ne de Karadeniz'in her
köşesi, Türk donanmasının ve bayrağımızın yabancısıdır. Hayasızca yürütülen
asimetrik, psikolojik harekatın hedeflerinden biri olan Türk donanması,
milletimizin namus ve şerefini korumak için yalnız kendi denizlerimizde değil,
dünyanın her yanındaki sularda yüce milletimizi, onurla, gururla temsil
ettiğinden, edeceğinden eminiz.

Türk ordusu, Türk tarihinin mirası ve Ata'sının vasiyetini yerine
getirirken, dışarıdan ve içeriden kendisine yöneltilen maksatlı bir iftara,
suçlama kampanyasının ahlaksız ve hayasız saldırılarının hedefi yapılmaktadır.
Peygamber ocağı bu ordu, bunu hakketmemektedir. Kafalarının arkasında alternatif
ordu kurma gayretindekiler bunu bilmelidir. Kendi çapsızlıklarını, ordumuza
yönelik 'kağıttan kaplan' sözlerine yansıtanlar, kendilerinin hangi kağıttan
yapıldıklarını, kendi içlerinin oyukluğunu, tabii ki hadlerini bilmek zorundadır.
Millet de ordumuza yönelik bu kirli oyunları ve taraflarını tanımak, anlamak
zorundadır.''

Aden Körfezi ve Somali açıklarında korsanlıkla
mücadeleye katılan TSK deniz unsurlarının görev süresinin 10 Şubat'tan itibaren 1
yıl daha uzatılması için hükümete yetki verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi
TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla TBMM'ye sunulan tezkerede,
Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde
meydana gelen korsanlık ve silahlı soygun eylemleri hakkında 2008 yılında kabul
edilen BM Güvenlik Konseyi kararları ve TBMM'nin 1 yıl için verdiği izin
çerçevesinde, TSK deniz unsurlarının bu bölgelerde konuşlandırıldığı
anımsatılıyor.

TSK deniz unsurlarının, bölgede seyreden Türk bayraklı ve Türkiye
bağlantılı gemilerin emniyetinin etkin şekilde sağlanması; uluslararası toplumca
yürütülen korsanlık ve silahlı soygun eylemlerine müşterek mücadele harekatına
aktif katılımda bulunmasının sağlandığı ifade edilen tezkerede, böylece, bu
alanda BM sistemi içinde ve bölgesel ölçekte Türkiye'nin rolünün ve
görünürlülüğünün pekiştirilmesinin temin edildiği belirtiliyor.

TSK deniz unsurlarının bölgede görev icra etmesine izin veren TBMM
kararının süresinin 10 Şubat 2011 tarihinde sona ereceği kaydedilen tezkerede,
anılan bölgelerde ve Hint Okyanusu'nda korsanlık ve silahlı soygun eylemlerinin
devam ettiği ifade ediliyor.

BM Güvenlik Konseyi'nin konuya ilişkin kararının süresinin 1 yıl daha
uzatıldığı anımsatılan tezkerede, TBMM'nin 10 Şubat 2009 tarihli kararında
belirlenen esaslar gereği TSK deniz unsurlarının bölgedeki görevinin 10 Şubat
2011 tarihinden itibaren 1 yıl uzatılması talep ediliyordu.

(15.23)