2013-06-19 - 15:16
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da elektronik paraya yeni düzenleme getiren tasarının 5 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.
Gönen Çayı'nın kirliliğinin yol açtığı sağlık sorunlarıyla ilgili gündemdışı söz alan CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, "Sayın Ertuğrul Günay'a Genel Kurul'da söz hakkı verilmemiş. Sayın Günay'a söz hakkımı vermeye hazırım" dedi.
Havutça, Gönen Çayı ile ilgili tedbirler alınmazsa hayvanların ardından insanların da ölmeye başlayacağını ileri sürdü.söyledi.
Gezi Parkı odaklı eylemlere de değinen Havutça, "Taksim Meydanı'nın adını, Demokrasi ve Özgürlük Meydanı koyalım" dedi.
Havutça'ya hükümet adına yanıt veren Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Gönen Çayı ile irtibatlı deri sanayicilerinin organize sanayi bölgesine taşınacağını, Gönen atıksu arıtma tesisinin de 2014 yılında tamamlanacağını kaydetti.
Gün geçtikçe Gönen Çayı'nın daha güzel hale geleceğini belirten Eroğlu, bilinçsiz ilaçlamanın da kirlenmeye neden olduğunu, buna yönelik de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile birlikte bilinçlendirme çalışması yapacaklarını dile getirdi.
Eroğlu, toplanan atık suların 2002'de yüzde 30'unun, bugün ise yüzde 72'isinin arıtıldığını bildirdi.
Türkiye genelinde 201 tehlikeli katı atık ve bertaraf tesisinin olduğunu aktaran Eroğlu, ülkede 117 noktada da hava kalitesinin ölçüldüğünü kaydetti.
Mavi Bayrak sayısının 342'ye yükseldiğini; 206 limanda atıkları toplayıp bertaraf eden tesisler olduğunu anlatan Eroğlu, balık çiftliklerinin, mahkemeyi bekleyen yüzde 3'ünün dışında tamamının belli mesafelere taşındığını söyledi.
Eroğlu, "Ağaçlandırmada kat ettiğimiz mesafe, bütün dünya tarafından takdir ediliyor. 2,8 milyar fidanı 10 yılda toprakla buluşturduk" dedi.
Çevreye çok önem verdiklerini belirten Eroğlu, "Çünkü çevreye yapılan 1 liralık yatırım, sağlıkta 10 liralık tasarruf getiriyor" diye konuştu.
AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, Zonguldak'ın kurtuluşunun 92. yılıyla ilgili; MHP Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz da tarımın sorunlarıyla ilgili gündemdışı konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulu'nda MHP ve BDP'nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
BDP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için Uludere olayıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurul'a grup önerisi olarak getirdi.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, öneri lehinde yaptığı konuşmada, herkesin, Uludere'de ağır bir suçun işlendiğinde hemfikir olduğunu ancak suçun cezasız kaldığını söyledi. Kürkçü, olayın üzerinden 1,5 yıl geçtikten sonra hala hiç kimsenin suçlu olmadığını, yargı önüne çıkmadığını belirtti.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, 28 Aralık 2011'de Uludere'de meydana gelen olayın, tüm vatandaşları derinden üzdüğünü söyledi.
Önergenin gerekçesinde belirtilen, ihmale yönelik söylemleri kabul etmenin mümkün olmadığını dile getiren Şahin, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun olayla ilgili alt komisyon kurduğunu anımsattı. Şahin, komisyonun 13 ay içinde ulaşamadığı bir kısım veri ve bilgilere bundan sonra kurulacak komisyonun ulaşmasını beklemenin anlamsız olduğunu belirtti.
Şahin, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yaklaşık 15 aydan sonra görevsizlik kararı vermesini tasvip etmediğini ifade etti.
MHP de esnaf ve sanatkarların sorunlarının araştırılmasına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a getirdi.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, mali krizden en çok etkilenin esnaf olduğunu söyledi. Dolaysız vergilerin arttığını ve bunun bedelini esnafın ödediğini iddia eden Ayhan, iktidarın alışveriş merkezlerine teslim olduğunu savundu.
Hükümetin faiz lobisine çalıştığı ve ona teslim olduğunu savunan Ayhan, "Başbakanın söylediği gibi AKP döneminde geliri 5 misli artan kimdir? Kimlere verilmiştir, nasıl elde etmiştir?" diye sordu.
AK Parti Konya Milletvekili Hüseyin Üzülmez, Hükümetin hep esnafın yanında olduğunu, onlara destek verdiğini söyleyerek, esnaflar için yapılan düzenlemeleri anlattı.
CHP Adana Milletvekili Turgay Develi, vatandaşın sabırla sandığın önüne gelmesini beklediğini söyledi.
"Ekonomide tablo iyi olsaydı, vatandaşların kredi ve bankalara borcu bu noktada olmazdı" diyen Develi, özelleştirme uygulamalarını eleştirdi ve devletin olması gereken 30 milyon TL'nin, özelleştirilen şirketlerin kasasına gittiğini iddia etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, 2002'de esnaf ve sanatkarlara ayrılan kaynak 153 milyon TL iken, bugün ayrılan kaynağın 7,5 milyar TL'ye çıktığını ifade ederek, bu kaynaktan yararlanan esnaf sayısının da 860 bin kişiye çıktığını ve faizlerin de yüzde 4'e kadar düştüğünü söyledi. Muş, "Eğer birileri faiz lobisi için çalışıyorsa, bu tablo onların kim olduğunu gayet iyi gösteriyor" dedi.
MHP ve BDP'nin önerileri kabul edilmedi.
CHP Mersin Miletvekili Vahap Seçer, Suriye sınırının, "Dingo'nun ahırına döndüğünü" öne sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin kaçak akaryakıtla ilgili araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi görüşüldü.
CHP Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Seçer, Suriye'de iç karışıklıktan sonra kaçak akaryakıt konusunun daha da önemli hale geldiğini belirtti.
Suriye'den akaryakıt kaçakçılığına hükümetin bile bile göz yumduğunu öne süren Seçer, "Hükümet, açıkça Suriye'deki muhalifleri lojistik, barınma, sağlık hizmetleri, silah temini olarak destekliyor" dedi.
Seçer, Suriye sınırının "Dingo'nun ahırına döndüğünü" savunarak, "Gidin, Türkiye'nin sınırlarını kontrol altına alın" diye konuştu.
MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, Altınözü'nde kaçak akaryakıtla bağlantılı bir olayda 9 kişinin hayatını kaybettiğini, bunun; yanlış Suriye politikasının dramlarından sadece biri olduğu savundu.
Sınırda güvenliğin ortadan kalktığını öne süren Çirkin, "Türkiye'nin Suriye'ye sınırı ile ilgili sorunu iki yıldır çözülememiştir. Aslında bu sorunun temeli hükümetin ta kendisidir. 'Sınırı bekleyemiyoruz' diyorsanız bu memlektin sınırlarını bekleyen çıkar. Sınırlarda 'hudut namustur' diye yazar. Hudutta namus kalmadı" diye konuştu.
BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Türkiye'nin ciddi bir akaryakıt kaçakçılığı sorunu olduğunu, buna birbirini suçlayarak değil soğukkanlılıkla bir çare bulunması gerektiğini söyledi.
CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın, "camdan yapılmış kulelerde oturanlar başkalarına taş atmasınlar" sözünü sadece bankalar için söylemediğini iddia ederek, "Camdan yapılmış kulede oturan Başbakan'dır aynı zamanda, ona da söylenmiş bir söz olarak alıyorum" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, elektronik paraya yeni düzenleme getiren Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Tasarısı'nın görüşülmesine başlandı.
Tasarının tümü üzerinde konuşan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Taksim Gezi Parkı'nda başlayan ve ülkeye yayılan protesto eylemleri ile ilgili olarak, "Gençleri anlamaktan başka kaygımız yok" dedi.
"Beşiktaş'ın Çarşı grubundan terör örgütü çıkarmaya çalışırsanız, Tavacı Recep'ten de örgüt lideri çıkarmaya kalkarsanız" diyen Kaplan, Türkiye'yi germeye kimsenin hakkı olmadığını söyledi.
Kaplan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün çözüme katkısının olmadığını iddia ederek, "Eğer zamanında müdahale olsaydı, diklenme mitingleri yerine başka çözümler olabilirdi" dedi. Kaplan, eylemlerin sürdüğünü, "duran adam" eylemi karşısında, "duran adama karşı duran adamların" ortaya çıktığını söyledi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Hükümetin bir taraftan AB'ye kızdığını ama diğer taraftan da kanun tasarılarının gerekçesinde "AB istiyor, biz de o yüzden yapıyoruz" denildiğini ifade etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir sözüyle faiz lobisi ile içli dışlı olduğunu itiraf ettiğini iddia eden Günal, "Başbakan bir şey biliyorsan söyle ve gereğini yap ama biliyorsan ve de gereğini yapmıyorsan suç işliyorsun" dedi.
CHP'li Kuşoğlu, Başbakan Erdoğan'ın piyasaları karıştıracak çok tehlikeli laflar ettiğini ve bu nedenle de çok dikkatli olması gerektiğini savundu.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın, "camdan yapılmış kulelerde oturanlar başkalarına taş atmasınlar" dediğini ifade eden Kuşoğlu, "Bu laf sadece bankalar için söylenmiş değildir. Camdan yapılmış kulede oturan Türkiye'nin Başbakanı'dır aynı zamanda, ona da söylenmiş bir söz olarak alıyorum ben bunu. Yerinde buluyorum ve doğru söylenmiş bir sözdür ama muhatabının da bu sözü alması lazım. Camdan yapılmış kulede oturduğunu bilerek piyasaları karıştırmaması, ekonomiyi alt üst etmemesi lazım. Faiz lobisinin işine gelecek davranışlardan sakınması lazım" diye konuştu.
CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç da ülke genelindeki protesto olaylarına değinerek, "Danışmanım yanıma gelirken Kızılay'da elini şöyle kaldırdı diye, 3 tane plastik mermi ile eline ateş ederek elini parçaladınız, eli sakat kaldı ve tellerle bağlı. ODTÜ'yü bitirmiş gencecik bir insanın elini sakat bıraktınız. Başka bir tanıdığımın çocuğunun da gözünü çıkardınız. Siz 'polisi daha da güçlendireceğiz' dediniz. Bununla, 'daha çok gencin gözünü çıkartacağız, daha çok insanı öldüreceğiz, daha çok insanı sakat bırakacağız' dediniz. 7 bin insanı sakat bıraktınız, 6 insanı öldürdünüz, onlarca insanı cezaevine attınız" şeklinde konuştu.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bütün piyasalarda faiz iniş çıkışından para kazanmaya yönelik beklenti içinde olan veya bu tür yaklaşımlarda bulunan çok sıcak, spekülatif kaynakların olduğunu belirterek, "Muhtemelen sayın Başbakanımızın burada refere ettiği kesim bu kesimdir" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, elektronik paraya yeni düzenleme getiren Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Şimşek, yabancıların bankacılık sektöründeki kontrol payının Nisan 2013 itibariyle yüzde 17,8 olduğunu bildirdi.
Bankaların kar dağıtımı 2008'den beri BDDK tarafından sınırlandırıldığını anımsatan Şimşek, ancak yüzde 20'yi geçmemek üzere kar dağıtımı yapılabildiğini hatırlattı.
Türkiye'nin geçmişte uzun süre kaynaklarını faiz ödemelerine ayırdığını, 2002'de 100 liralık verginin 86 lirası faize gittiğini kaydeden Şimşek, bu dönemde makro ekonomide sağlanan istikrar, enflasyonda kalıcı düşüş sayesinde faiz oranlarının da düştüğünü dile getirdi. Şimşek, şunları söyledi:
?Faiz oranlarının düşmesiyle birlikte faiz giderlerinin payında da çok büyük düşüşler yaşanmıştır. Türkiye, faiz düşüşünden gerçekten çok büyük bir mali alan oluşturmuştur. Bu mali alan, eğitim, sağlık, sosyal harcamalara gitmiştir.
Bütün piyasalarda faiz iniş çıkışından para kazanmaya yönelik beklenti içinde olan veya bu tür yaklaşımlar içerisinde olan çok sıcak, spekülatif kaynaklar vardır. Bu yönde bir takım fonlar vardı, gerçek şahıslar da vardır. Finans piyasasında bu kurgu üzerinden hareket eden kesimler vardır. Muhtemelen sayın Başbakanımızın burada refere ettiği kesim bu kesimdir.
Genel olarak şunu da söylemek lazım; bir çıkar lobisi de vardır. Bütün ülkeler birbiriyle rekabet içindedir. Herkes kendi konumunu küresel ve bölgesel anlamda daha güçlü kılmak ister. Bu, herkesin kazandığı bir yarış değil. Diğerlerinin aleyhine gelişecek ki kazanacaksın.
Prensip olarak, sorunumuz varsa, sorunun kaynağı ve çözümü de bizdedir. Bu tür gelişmelerde, bu türlü sisli ortamlarda, arka planlarda, sonradan veya başında belli çevrelerin de devreye girdiği açıktır. Bu organize hareketlerin olması ihtimali vardır. Komplo teorilerine inanmamakla birlikte zaman zaman bu tür konuların istismar edilebileceği, bu tür konuların fırsata çevrildiği de bir gerçektir.?
THY?deki grevle ilgili bir soru üzerine Şimşek, prensip olarak bu sorunların masada çözülmesinin ülke çıkarları açısından önemli olduğunu belirterek, ?Uzlaşma söz konusu olursa verebileceğimiz katkıyı veririz? dedi.
Şimşek, enerjide yerli ve yenilenebilir kaynakların harekete geçirilmesinin son derece önemli olduğunu; bunu yaparken de çevrenin feda edilemeyeceğini söyledi.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, varlık barışının başvuru süresinin uzatılmasına sıcak bakabileceğini belirterek, "Türklerin yurt dışında 130 milyar dolar civarında parası var. Bunun önemli bir kısmını Türkiye ekonomisine kazandırabilirsek, şirketlerin sermaye yapısı güçlenir" dedi.
Şimşek, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen, Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Tasarısının 1. bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Bakanlar Kurulu'nun varlık barışı ile ilgili süre uzatım yetkisi olduğunu belirten Şimşek, varlık barışını, dışarıdaki kaynakların ülke ekonomisine en azından ilişkilendirmek için iyi bir fırsat olarak değerlendirdiklerini kaydetti. Şimşek, son birkaç yıl içerisinde Batıdaki bankaların bile güvenli olmadığının, AB üyesi ülkelerde bile bankaların batabileceğinin ortaya çıktığını ifade etti.
Şimşek, yurt dışında merkez bankalarının bankası olarak bilinen, uluslararası takas bankası niteliğindeki bankanın verilerine göre, Türklerin yurtdışında 130 milyar dolar civarında parası olduğunu belirterek, "Bunun önemli bir kısmını Türkiye ekonomisine kazandırabilirsek, ülkemizde şirketlerin sermaye yapısı güçlenir. Ben şahsen bu sürenin uzatılmasına sıcak bakarım, ama henüz erken, bakmamız lazım" dedi.
Bir hükümetin bütçeyi yapamaması gibi bir durum düşünemediğini belirten Şimşek, "Bugüne kadar böyle bir şey olmamıştır" diye konuştu. Şimşek, bütçenin hazırlanması için bir iki hafta önceden kamuya ilk yazıyı yazdığını, süreci başlattığını kaydeti.
Mehmet Şimşek, 1923-2011 yılları arasında inceleme yaptırdığını, ortalama 2,5 yılda bir af niteliğinde düzenlemeler yapıldığını söyleyerek, döneminde 2011'de yapılan bu yöndeki düzenlemenin af niteliğinde olmaması için çabaladığını ifade etti. Şimşek, bu tür yapılandırmaları ve afları doğru bulmadığını, kamu vicdanını sızlattığını ve uyumu bozduğunu bildiğini kaydetti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ortaklık paylarını söyleyen Şimşek, "Hazine'nin payı yüzde 55,12, milli bankalar yüzde 25,74, diğer bankalar yüzde 0,02, gerçek ve tüzel kişiler yüzde 19,2. Gerçek ve tüzel kişiler de Türk vatandaşı" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda elektronik paraya yeni düzenleme getiren tasarının 5 maddesi kabul edildi.
Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde konuşan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için "diktatör" deyince, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, "Bununla ilk kez karşılaşmıyoruz. CHP Adnan Menderes'e diktatör demişti, Deniz Baykal da Turgut Özal'a diktatör demişti, şimdi de Başbakana diktatör diyorlar. Bu nasıl bir diktatör ki 9 yılda 7 seçim yapmış, kendisini 3 dönemle sınırlamış" dedi.
Ünal, 2011'de İngiliz polisinin bir göstericiyi silahla vurduğunu ve büyük olaylar başladığını belirterek, "Cameron o zaman çapulcu ifadesini kullandı. Yakıp yıkma işi yapanlara çapulcu denir. Başbakan da açık bir şekilde çevre hassasiyeti nedeniyle tepkilerini ortaya koyanlara bir şey demiyoruz ama yakıp yakanlar, Başbakanlık Ofisini basmak isteyenler çapulcudur" diye konuştu.
ABD polisinin Beyaz Saray'a elinde çakı ile 500 metre yaklaşan birisini vurduğunu ifade eden Ünal, "Türk polisi birkaç olayın dışında orantısız güç kullanmamıştır. Daha önce cop kullanılırken şimdi su kullanılmaktadır" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de "Vatandaş 'benim kıyafetimle ilgilenme, camide içki içiliyor diye iftira etme' diyor. Hiç kimse hangi inanca mensup olursa olsun, ateist olsun gidip camide içki içmez, bu saygısızlığı hiç kimse yapmaz. O camiye polisin şiddetinden kaçanlar sığındı" şeklinde konuştu.
TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, tasarının 5 maddesinin kabul edilmesinin ardından, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
Gönen Çayı'nın kirliliğinin yol açtığı sağlık sorunlarıyla ilgili gündemdışı söz alan CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, "Sayın Ertuğrul Günay'a Genel Kurul'da söz hakkı verilmemiş. Sayın Günay'a söz hakkımı vermeye hazırım" dedi.
Havutça, Gönen Çayı ile ilgili tedbirler alınmazsa hayvanların ardından insanların da ölmeye başlayacağını ileri sürdü.söyledi.
Gezi Parkı odaklı eylemlere de değinen Havutça, "Taksim Meydanı'nın adını, Demokrasi ve Özgürlük Meydanı koyalım" dedi.
Havutça'ya hükümet adına yanıt veren Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Gönen Çayı ile irtibatlı deri sanayicilerinin organize sanayi bölgesine taşınacağını, Gönen atıksu arıtma tesisinin de 2014 yılında tamamlanacağını kaydetti.
Gün geçtikçe Gönen Çayı'nın daha güzel hale geleceğini belirten Eroğlu, bilinçsiz ilaçlamanın da kirlenmeye neden olduğunu, buna yönelik de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile birlikte bilinçlendirme çalışması yapacaklarını dile getirdi.
Eroğlu, toplanan atık suların 2002'de yüzde 30'unun, bugün ise yüzde 72'isinin arıtıldığını bildirdi.
Türkiye genelinde 201 tehlikeli katı atık ve bertaraf tesisinin olduğunu aktaran Eroğlu, ülkede 117 noktada da hava kalitesinin ölçüldüğünü kaydetti.
Mavi Bayrak sayısının 342'ye yükseldiğini; 206 limanda atıkları toplayıp bertaraf eden tesisler olduğunu anlatan Eroğlu, balık çiftliklerinin, mahkemeyi bekleyen yüzde 3'ünün dışında tamamının belli mesafelere taşındığını söyledi.
Eroğlu, "Ağaçlandırmada kat ettiğimiz mesafe, bütün dünya tarafından takdir ediliyor. 2,8 milyar fidanı 10 yılda toprakla buluşturduk" dedi.
Çevreye çok önem verdiklerini belirten Eroğlu, "Çünkü çevreye yapılan 1 liralık yatırım, sağlıkta 10 liralık tasarruf getiriyor" diye konuştu.
AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, Zonguldak'ın kurtuluşunun 92. yılıyla ilgili; MHP Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz da tarımın sorunlarıyla ilgili gündemdışı konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulu'nda MHP ve BDP'nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
BDP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için Uludere olayıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurul'a grup önerisi olarak getirdi.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, öneri lehinde yaptığı konuşmada, herkesin, Uludere'de ağır bir suçun işlendiğinde hemfikir olduğunu ancak suçun cezasız kaldığını söyledi. Kürkçü, olayın üzerinden 1,5 yıl geçtikten sonra hala hiç kimsenin suçlu olmadığını, yargı önüne çıkmadığını belirtti.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, 28 Aralık 2011'de Uludere'de meydana gelen olayın, tüm vatandaşları derinden üzdüğünü söyledi.
Önergenin gerekçesinde belirtilen, ihmale yönelik söylemleri kabul etmenin mümkün olmadığını dile getiren Şahin, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun olayla ilgili alt komisyon kurduğunu anımsattı. Şahin, komisyonun 13 ay içinde ulaşamadığı bir kısım veri ve bilgilere bundan sonra kurulacak komisyonun ulaşmasını beklemenin anlamsız olduğunu belirtti.
Şahin, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yaklaşık 15 aydan sonra görevsizlik kararı vermesini tasvip etmediğini ifade etti.
MHP de esnaf ve sanatkarların sorunlarının araştırılmasına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a getirdi.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, mali krizden en çok etkilenin esnaf olduğunu söyledi. Dolaysız vergilerin arttığını ve bunun bedelini esnafın ödediğini iddia eden Ayhan, iktidarın alışveriş merkezlerine teslim olduğunu savundu.
Hükümetin faiz lobisine çalıştığı ve ona teslim olduğunu savunan Ayhan, "Başbakanın söylediği gibi AKP döneminde geliri 5 misli artan kimdir? Kimlere verilmiştir, nasıl elde etmiştir?" diye sordu.
AK Parti Konya Milletvekili Hüseyin Üzülmez, Hükümetin hep esnafın yanında olduğunu, onlara destek verdiğini söyleyerek, esnaflar için yapılan düzenlemeleri anlattı.
CHP Adana Milletvekili Turgay Develi, vatandaşın sabırla sandığın önüne gelmesini beklediğini söyledi.
"Ekonomide tablo iyi olsaydı, vatandaşların kredi ve bankalara borcu bu noktada olmazdı" diyen Develi, özelleştirme uygulamalarını eleştirdi ve devletin olması gereken 30 milyon TL'nin, özelleştirilen şirketlerin kasasına gittiğini iddia etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, 2002'de esnaf ve sanatkarlara ayrılan kaynak 153 milyon TL iken, bugün ayrılan kaynağın 7,5 milyar TL'ye çıktığını ifade ederek, bu kaynaktan yararlanan esnaf sayısının da 860 bin kişiye çıktığını ve faizlerin de yüzde 4'e kadar düştüğünü söyledi. Muş, "Eğer birileri faiz lobisi için çalışıyorsa, bu tablo onların kim olduğunu gayet iyi gösteriyor" dedi.
MHP ve BDP'nin önerileri kabul edilmedi.
CHP Mersin Miletvekili Vahap Seçer, Suriye sınırının, "Dingo'nun ahırına döndüğünü" öne sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin kaçak akaryakıtla ilgili araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi görüşüldü.
CHP Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Seçer, Suriye'de iç karışıklıktan sonra kaçak akaryakıt konusunun daha da önemli hale geldiğini belirtti.
Suriye'den akaryakıt kaçakçılığına hükümetin bile bile göz yumduğunu öne süren Seçer, "Hükümet, açıkça Suriye'deki muhalifleri lojistik, barınma, sağlık hizmetleri, silah temini olarak destekliyor" dedi.
Seçer, Suriye sınırının "Dingo'nun ahırına döndüğünü" savunarak, "Gidin, Türkiye'nin sınırlarını kontrol altına alın" diye konuştu.
MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, Altınözü'nde kaçak akaryakıtla bağlantılı bir olayda 9 kişinin hayatını kaybettiğini, bunun; yanlış Suriye politikasının dramlarından sadece biri olduğu savundu.
Sınırda güvenliğin ortadan kalktığını öne süren Çirkin, "Türkiye'nin Suriye'ye sınırı ile ilgili sorunu iki yıldır çözülememiştir. Aslında bu sorunun temeli hükümetin ta kendisidir. 'Sınırı bekleyemiyoruz' diyorsanız bu memlektin sınırlarını bekleyen çıkar. Sınırlarda 'hudut namustur' diye yazar. Hudutta namus kalmadı" diye konuştu.
BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Türkiye'nin ciddi bir akaryakıt kaçakçılığı sorunu olduğunu, buna birbirini suçlayarak değil soğukkanlılıkla bir çare bulunması gerektiğini söyledi.
CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın, "camdan yapılmış kulelerde oturanlar başkalarına taş atmasınlar" sözünü sadece bankalar için söylemediğini iddia ederek, "Camdan yapılmış kulede oturan Başbakan'dır aynı zamanda, ona da söylenmiş bir söz olarak alıyorum" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, elektronik paraya yeni düzenleme getiren Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Tasarısı'nın görüşülmesine başlandı.
Tasarının tümü üzerinde konuşan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Taksim Gezi Parkı'nda başlayan ve ülkeye yayılan protesto eylemleri ile ilgili olarak, "Gençleri anlamaktan başka kaygımız yok" dedi.
"Beşiktaş'ın Çarşı grubundan terör örgütü çıkarmaya çalışırsanız, Tavacı Recep'ten de örgüt lideri çıkarmaya kalkarsanız" diyen Kaplan, Türkiye'yi germeye kimsenin hakkı olmadığını söyledi.
Kaplan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün çözüme katkısının olmadığını iddia ederek, "Eğer zamanında müdahale olsaydı, diklenme mitingleri yerine başka çözümler olabilirdi" dedi. Kaplan, eylemlerin sürdüğünü, "duran adam" eylemi karşısında, "duran adama karşı duran adamların" ortaya çıktığını söyledi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Hükümetin bir taraftan AB'ye kızdığını ama diğer taraftan da kanun tasarılarının gerekçesinde "AB istiyor, biz de o yüzden yapıyoruz" denildiğini ifade etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir sözüyle faiz lobisi ile içli dışlı olduğunu itiraf ettiğini iddia eden Günal, "Başbakan bir şey biliyorsan söyle ve gereğini yap ama biliyorsan ve de gereğini yapmıyorsan suç işliyorsun" dedi.
CHP'li Kuşoğlu, Başbakan Erdoğan'ın piyasaları karıştıracak çok tehlikeli laflar ettiğini ve bu nedenle de çok dikkatli olması gerektiğini savundu.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın, "camdan yapılmış kulelerde oturanlar başkalarına taş atmasınlar" dediğini ifade eden Kuşoğlu, "Bu laf sadece bankalar için söylenmiş değildir. Camdan yapılmış kulede oturan Türkiye'nin Başbakanı'dır aynı zamanda, ona da söylenmiş bir söz olarak alıyorum ben bunu. Yerinde buluyorum ve doğru söylenmiş bir sözdür ama muhatabının da bu sözü alması lazım. Camdan yapılmış kulede oturduğunu bilerek piyasaları karıştırmaması, ekonomiyi alt üst etmemesi lazım. Faiz lobisinin işine gelecek davranışlardan sakınması lazım" diye konuştu.
CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç da ülke genelindeki protesto olaylarına değinerek, "Danışmanım yanıma gelirken Kızılay'da elini şöyle kaldırdı diye, 3 tane plastik mermi ile eline ateş ederek elini parçaladınız, eli sakat kaldı ve tellerle bağlı. ODTÜ'yü bitirmiş gencecik bir insanın elini sakat bıraktınız. Başka bir tanıdığımın çocuğunun da gözünü çıkardınız. Siz 'polisi daha da güçlendireceğiz' dediniz. Bununla, 'daha çok gencin gözünü çıkartacağız, daha çok insanı öldüreceğiz, daha çok insanı sakat bırakacağız' dediniz. 7 bin insanı sakat bıraktınız, 6 insanı öldürdünüz, onlarca insanı cezaevine attınız" şeklinde konuştu.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bütün piyasalarda faiz iniş çıkışından para kazanmaya yönelik beklenti içinde olan veya bu tür yaklaşımlarda bulunan çok sıcak, spekülatif kaynakların olduğunu belirterek, "Muhtemelen sayın Başbakanımızın burada refere ettiği kesim bu kesimdir" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, elektronik paraya yeni düzenleme getiren Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Şimşek, yabancıların bankacılık sektöründeki kontrol payının Nisan 2013 itibariyle yüzde 17,8 olduğunu bildirdi.
Bankaların kar dağıtımı 2008'den beri BDDK tarafından sınırlandırıldığını anımsatan Şimşek, ancak yüzde 20'yi geçmemek üzere kar dağıtımı yapılabildiğini hatırlattı.
Türkiye'nin geçmişte uzun süre kaynaklarını faiz ödemelerine ayırdığını, 2002'de 100 liralık verginin 86 lirası faize gittiğini kaydeden Şimşek, bu dönemde makro ekonomide sağlanan istikrar, enflasyonda kalıcı düşüş sayesinde faiz oranlarının da düştüğünü dile getirdi. Şimşek, şunları söyledi:
?Faiz oranlarının düşmesiyle birlikte faiz giderlerinin payında da çok büyük düşüşler yaşanmıştır. Türkiye, faiz düşüşünden gerçekten çok büyük bir mali alan oluşturmuştur. Bu mali alan, eğitim, sağlık, sosyal harcamalara gitmiştir.
Bütün piyasalarda faiz iniş çıkışından para kazanmaya yönelik beklenti içinde olan veya bu tür yaklaşımlar içerisinde olan çok sıcak, spekülatif kaynaklar vardır. Bu yönde bir takım fonlar vardı, gerçek şahıslar da vardır. Finans piyasasında bu kurgu üzerinden hareket eden kesimler vardır. Muhtemelen sayın Başbakanımızın burada refere ettiği kesim bu kesimdir.
Genel olarak şunu da söylemek lazım; bir çıkar lobisi de vardır. Bütün ülkeler birbiriyle rekabet içindedir. Herkes kendi konumunu küresel ve bölgesel anlamda daha güçlü kılmak ister. Bu, herkesin kazandığı bir yarış değil. Diğerlerinin aleyhine gelişecek ki kazanacaksın.
Prensip olarak, sorunumuz varsa, sorunun kaynağı ve çözümü de bizdedir. Bu tür gelişmelerde, bu türlü sisli ortamlarda, arka planlarda, sonradan veya başında belli çevrelerin de devreye girdiği açıktır. Bu organize hareketlerin olması ihtimali vardır. Komplo teorilerine inanmamakla birlikte zaman zaman bu tür konuların istismar edilebileceği, bu tür konuların fırsata çevrildiği de bir gerçektir.?
THY?deki grevle ilgili bir soru üzerine Şimşek, prensip olarak bu sorunların masada çözülmesinin ülke çıkarları açısından önemli olduğunu belirterek, ?Uzlaşma söz konusu olursa verebileceğimiz katkıyı veririz? dedi.
Şimşek, enerjide yerli ve yenilenebilir kaynakların harekete geçirilmesinin son derece önemli olduğunu; bunu yaparken de çevrenin feda edilemeyeceğini söyledi.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, varlık barışının başvuru süresinin uzatılmasına sıcak bakabileceğini belirterek, "Türklerin yurt dışında 130 milyar dolar civarında parası var. Bunun önemli bir kısmını Türkiye ekonomisine kazandırabilirsek, şirketlerin sermaye yapısı güçlenir" dedi.
Şimşek, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen, Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Tasarısının 1. bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Bakanlar Kurulu'nun varlık barışı ile ilgili süre uzatım yetkisi olduğunu belirten Şimşek, varlık barışını, dışarıdaki kaynakların ülke ekonomisine en azından ilişkilendirmek için iyi bir fırsat olarak değerlendirdiklerini kaydetti. Şimşek, son birkaç yıl içerisinde Batıdaki bankaların bile güvenli olmadığının, AB üyesi ülkelerde bile bankaların batabileceğinin ortaya çıktığını ifade etti.
Şimşek, yurt dışında merkez bankalarının bankası olarak bilinen, uluslararası takas bankası niteliğindeki bankanın verilerine göre, Türklerin yurtdışında 130 milyar dolar civarında parası olduğunu belirterek, "Bunun önemli bir kısmını Türkiye ekonomisine kazandırabilirsek, ülkemizde şirketlerin sermaye yapısı güçlenir. Ben şahsen bu sürenin uzatılmasına sıcak bakarım, ama henüz erken, bakmamız lazım" dedi.
Bir hükümetin bütçeyi yapamaması gibi bir durum düşünemediğini belirten Şimşek, "Bugüne kadar böyle bir şey olmamıştır" diye konuştu. Şimşek, bütçenin hazırlanması için bir iki hafta önceden kamuya ilk yazıyı yazdığını, süreci başlattığını kaydeti.
Mehmet Şimşek, 1923-2011 yılları arasında inceleme yaptırdığını, ortalama 2,5 yılda bir af niteliğinde düzenlemeler yapıldığını söyleyerek, döneminde 2011'de yapılan bu yöndeki düzenlemenin af niteliğinde olmaması için çabaladığını ifade etti. Şimşek, bu tür yapılandırmaları ve afları doğru bulmadığını, kamu vicdanını sızlattığını ve uyumu bozduğunu bildiğini kaydetti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ortaklık paylarını söyleyen Şimşek, "Hazine'nin payı yüzde 55,12, milli bankalar yüzde 25,74, diğer bankalar yüzde 0,02, gerçek ve tüzel kişiler yüzde 19,2. Gerçek ve tüzel kişiler de Türk vatandaşı" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda elektronik paraya yeni düzenleme getiren tasarının 5 maddesi kabul edildi.
Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde konuşan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için "diktatör" deyince, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, "Bununla ilk kez karşılaşmıyoruz. CHP Adnan Menderes'e diktatör demişti, Deniz Baykal da Turgut Özal'a diktatör demişti, şimdi de Başbakana diktatör diyorlar. Bu nasıl bir diktatör ki 9 yılda 7 seçim yapmış, kendisini 3 dönemle sınırlamış" dedi.
Ünal, 2011'de İngiliz polisinin bir göstericiyi silahla vurduğunu ve büyük olaylar başladığını belirterek, "Cameron o zaman çapulcu ifadesini kullandı. Yakıp yıkma işi yapanlara çapulcu denir. Başbakan da açık bir şekilde çevre hassasiyeti nedeniyle tepkilerini ortaya koyanlara bir şey demiyoruz ama yakıp yakanlar, Başbakanlık Ofisini basmak isteyenler çapulcudur" diye konuştu.
ABD polisinin Beyaz Saray'a elinde çakı ile 500 metre yaklaşan birisini vurduğunu ifade eden Ünal, "Türk polisi birkaç olayın dışında orantısız güç kullanmamıştır. Daha önce cop kullanılırken şimdi su kullanılmaktadır" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de "Vatandaş 'benim kıyafetimle ilgilenme, camide içki içiliyor diye iftira etme' diyor. Hiç kimse hangi inanca mensup olursa olsun, ateist olsun gidip camide içki içmez, bu saygısızlığı hiç kimse yapmaz. O camiye polisin şiddetinden kaçanlar sığındı" şeklinde konuştu.
TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, tasarının 5 maddesinin kabul edilmesinin ardından, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
