2010-06-15 - 12:27
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, terör yöntemiyle bir yere ulaşılamayacağını ifade ederek, ''Teröre gözyuman, sessiz kalan, terörden nemalanan terörden siyasi fayda sağlamaya çalışanlar en az teröristler kadar terörün bu kanlı yüzünü ortaktırlar, bu cinayetlere ortaktırlar. Şunu da söylüyorum onlara destek verenler de ortaktırlar'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör yöntemiyle
bir yere ulaşılamayacağını ifade ederek, ''Teröre gözyuman, sessiz kalan,
terörden nemalanan terörden siyasi fayda sağlamaya çalışanlar en az teröristler
kadar terörün bu kanlı yüzünü ortaktırlar, bu cinayetlere ortaktırlar. Şunu da söylüyorum
onlara destek verenler de ortaktırlar'' dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada terör konusuna
değinerek, şunları kaydetti:
''Terör eylemleriyle cana kastetmek, insanları katletmek hiçbir
gerekçeyle meşrulaştırılamayacak derecede büyük bir vahşettir, vicdansızlıktır,
insanlıktan nasibini alamamaktır. Oradan nemalanarak siyaset yapmak hiçbir zaman
barışı getirmeyecektir. 'Barış barış' demekle barış gelmiyor.
Terör örgütüyle direkt veya endirekt irtibatı olanlar bu ülkeye barış
getiremezler. Milleti aldatmak mümkün değil, millet nerede, neyin nasıl
yürütüldüğünü gayet iyi biliyor. Zannediliyor ki 'barış diyoruz, şu anda
siyasetin de içindeyiz, millet bizi anlamıyor...' Millet sizi çok iyi anlıyor.
Millet kimin ne olduğunu gayet iyi biliyor ama terör yöntemiyle eğer bir yere
ulaşacağınızı zannediyorsanız hiçbir yere ulaşmanız mümkün değil.
Eğer demokratik bir mücadele verecekseniz, bunu demokrasinin kuralları
içinde verin... Ama yok demokratik mücadele değil de insanları farklı
yöntemlerle, bölücü terör örgütünün verdiği desteklerle bir yerlere gelmek
istiyorsanız... Bu ülkede buna fırsat verilmeyecektir. Bu millet buna fırsat
vermeyecektir.
Teröre gözyuman, sessiz kalan, terörden nemalanan terörden siyasi fayda
sağlamaya çalışanlar en az teröristler kadar terörün bu kanlı yüzünü ortaktırlar;
bu cinayetlere ortaktırlar. Şunu da söylüyorum onlara destek verenler de
ortaktırlar.''
Erdoğan, terörün yatırımların önünde de engel olduğunu belirterek,
yatırımcının huzur olan yere gideceğini kaydetti.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Türk insanının iş üretenle laf üreteni büyük bir basiretle tefrik
ettiğini belirterek, ''Susucağız, eserlerimiz konuşacak'' dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, hafta sonunda
Trabzon ve Rize'ye yaptığı seyahati anlattı. Açılışı yapılan tesisler ile ilgili
bilgi veren Erdoğan, ''Katılımlarda coşku ve heyecan vardı. Açılış törenlerinde
sıcağa ve neme rağmen vatandaşlarımızın heyecanla tören alanını doldurduklarını
ve son ana kadar heyecanı hiç düşürmediklerini müşahede ettik'' diye konuştu.
AK Parti hükümetinin, beledilerinin ortaya koyduğu hizmet ve yatırımların
halk tarafından ne kadar büyük bir ilgi ve alaka ile izlendiğini, memnuniyetle
karşılandığını bir kez daha gördüklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi:
''Türk insanı kendisine hizmet edeni şükran duygularıyla karşıladığı gibi
iş üretenle laf üreteni büyük bir basiretle tefrik ediyor. Biz 7,5 yıldır hizmet
üretirken, Türkiye'yi büyütmeye çalışırken, Türk insanına aydınlık bir gelecek
hazırlamaya gayret ederken birileri de boş durmadı. Engel olmaya, kriz çıkarmaya,
bizi yolumuzdan saptırmaya çalıştılar. Çetelerle üzerimize geldiler, medyayla,
karanlık yapılanmalarla üzerimize geldiler; terör örgütleriyle, illegal
yapılanmalarla üzerimize geldiler. Zaman oldu hukuku zorladılar, hukuk
çiğnediler; zaman oldu iftiralarla, ithamlarla, tahriklerle bizi baskı altına
almaya çalıştılar. 'AK Parti iktidarı kaybetsin, zarar görsün de ülkeye ne olursa
olsun' dediler. Hükümete zarar vermek için ülkenin menfaatlerine zarar vermekten
çekinmediler. İstikrarı, huzuru, güvenliği, büyümeyi bir çırpıda feda ettiler...
Ama biz yılmadık, usanmadık, alttan almadık, taviz vermedik, eyvallah etmedik,
vazgeçmedik, dik durduk, cesur durduk, kararlı durduk, daha çok çalıştık, daha
büyük bir inançla yola devam ettik.''
Tüm bunları aşabilmeleri, başarılı bir şekilde mücadele etmelerinin
milletle kurdukları gönül bağı sayesinde gerçekleştiğini belirten Erdoğan, halkın
her yerde kendilerini çok samimi bir şekilde selamladığını, gittikleri her yerde
çocukların gözlerinde umut ışığı, ninelerin, dedelerin Türkiye'nin geleceği için
dua ettiklerini gördüklerini kaydetti.
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Milletin bu ölçüde sevgisine mazhar olmak elbette çok değerlidir, çok
anlamlıdır. Ancak, bu sevgiyi aynı ölçüde devam ettirmek, bizi bağrına basan
milletimize hayal kırıklığı yaşatmamak bizin için aynı derecede çok çok büyük
sorumluluktur. Bu sorumluluk duygusuyla yolumuza devam ediyoruz. Milletimizin
hayır duaları yolumuzu aydınlatıyor, azmimizi artırıyor. Siyasetin ağdalı diline
başvurmadan, popülizme tenezzül etmeden, bazılarının yaptığı gibi yalana
iftiraya, karalamaya asla prim vermeden milletimiz ile gönül bağımızı muhafaza
etmeye, milletimiz için iş üretmeye devam edeceğiz.
Büyüklerimizden aldığımız önemli bir ders var: 'Laftan anlamayanlara,
lafın ağırlığını taşıyamayanlara, sözün muhatabı olamayanlara en güzel cevap
sükut etmektir.' Muhatap olmak bile bir seviye ister, bir ağırlık ister.
Koltuklar insanları değerli ve önemli yapmaz. İnsanlar, donanımlarıyla,
vizyonlarıyla, kıymetleriyle koltuklara değer katarlar. Asıl olan, önemli olan
budur. Hak etmeyene laf söylemek bile bazen israf olur. Eğer polemiklere
girseydik bu hizmetleri gerçekleştiremezdik. Eğer atılan her iftiraya, her ithama
cevap yetiştirseydik; Ankara'ya kendimizi hapsedip diğer 80 vilayete sırtımızı
dönseydik, ülkeyi bugünlere, bu seviyelere ulaştıramazdık.
Susucağız ama eserlerimiz konuşacak. Trabzon'da iki gün içinde açtığımız
50'e yakın eserimiz konuşacak, Türkiye genelinde inşa ettiğimiz yollar konuşacak,
eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyetteki hizmetlerimiz, eserlerimiz,
reformlarımız konuşacak. Bize yapılan her türlü iftiraya da, ithama da
eserlerimizle cevap vereceğiz. Sadece eserlerimizle değil vizyonumuzla,
hedeflerimizle, gelecek tasavvurumuzla konuşacağız.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bazı belediyelerin TOKİ'ye, ''Burada
niçin yatırım yapıyorsunuz, biz size destek veremeyiz' dediklerini belirterek,
''Hem bu çatının altında olacaksın hem de benim vatandaşımı ev sahibi yapmak için
yatırım yapan kuruma; imarda, planda 'biz size destek vermeyiz' diyeceksin. Böyle
bir mantık, anlayış olur mu?'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, son
dönemde artan terör saldırılarına değindi.
Tunceli'de sivil araca yapılan saldırı sonucu 13 askerin ve bir çocuğun
yaralandığını, Osmaniye'de lojmana yapılan alçakça saldırıda Üsteğmen Cumhur
Akdağ'ın eşi Pınar Akdağ'ın hayatını kaybettiğini belirten Erdoğan,
''Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum''
dedi.
Başbakan Erdoğan, terör eylemleri ile cana kastetmek ve insanları
katletmenin, hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacak kadar ''büyük bir vahşet,
vicdansızlık, insanlıktan nasibini alamamak'' olduğunu ifade ederek, şunları
kaydetti:
''Oradan nemalanarak siyaset yapmak, hiçbir zaman barışı getirmeyecektir.
'Barış, barış' demekle barış gelmiyor. Terör örgütüyle direkt veya indirekt
irtibatı olanlar, bu ülkeye barış getiremezler. Milleti aldatmak mümkün değil.
Millet nerede, neyin nasıl yürütüldüğünü gayet iyi biliyor. Zannediliyor ki
millet bizi anlamıyor. Millet sizi çok iyi anlıyor, millet kimin ne olduğunu
gayet iyi biliyor. Ama terör yöntemiyle bir yere ulaşacağınızı zannediyorsanız,
hiçbir yere ulaşmanız mümkün değil. Eğer demokratik bir mücadele verecekseniz,
bunu demokrasinin kuralları içerisinde veriniz. Ama yok demokratik mücadele değil
de bölücü terör örgütünün verdiği desteklerle bir yere gelmek istiyorsanız, bu
ülkede buna fırsat verilmeyecektir, bu millet buna fırsat vermeyecektir. Teröre
gözyuman sessiz kalan, terörden nemalanan, siyasi fayda sağlamaya çalışanlar en
az teröristler kadar, terörün bu kanlı yüzüne ve bu cinayetlere ortaktırlar.
Onlara destek verenler de ortaktırlar. Terör örgütü yıllarca kan döktü, huzur
bozdu. Gelişmenin, demokrasinin ve yatırımın önünde en büyük engel oldu.
Eğer bugün bu ülkede dışarıdan veya içeriden, yatırım yapmak isteyip de
yatırım yapamayan girişimciler varsa, eğer güneydoğuda, doğuda yatırım
yapamıyorlarsa, bunun tek sebebi vardır. Terör örgütü ve onun yandaşları, olay
budur. Çünkü girişimci yatırımcı huzur dolu bir bölge ister. Onların kalkıp da
intihar edecek halleri yok. Eğer bir yere yatırım yapacaksa o yerin huzur içinde
olmasını ister, huzur yoksa oraya yatırım yapmaz. Bunun bedelini geçmişte çok
ağır ödediler. Her şeyleri çalındı, tehdit edildi, paraları alındı, bunlar
yaşandı bu ülkede. 'Terör var' diye yatırım yapılmadı.''
Başbakan Erdoğan, terör örgütünün, ''Yatırım ve hizmet yok'' diye halkı
istismar etmeye çalıştığını belirterek, ''Şu anda güneydoğuda öyle belediyeler
var ki TOKİ'ye, 'burada niçin yatırım yapıyorsunuz, biz size destek veremeyiz'
diyorlar. Bunu da bugün burada açıklıyorum. 'Burada yatırım yapmayın' diyorlar.
Böyle bir mantık, anlayış olur mu? Hem bu çatının altında olacaksın, bu çatının
yerel yönetimde siyaset yapanı olacaksın, hem de benim garip gureba, fakir fukara
vatandaşımı ev sahibi yapmak için yatırım yapan kuruma; imarda, planda, şunda,
bunda 'biz size destek vermeyiz' diyeceksin. Ama bütün bunlara rağmen biz bu
yatırımları devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz'' diye konuştu.
Terörle tarihin en etkin mücadelesini yürüttüklerini, terör olgusunu tüm
boyutlarıyla ele aldıklarını belirten Erdoğan, teröre rağmen demokrasi, hak ve
hukuk, yatırım ve hizmet dediklerini kaydetti. Başbakan Erdoğan, terör örgütünün
halkların gelişmesinden rahatsız olduğunu ve bunu da Anayasa değişikliğinde
gördüklerini bildirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, devletle millet arasındaki duvarların
yıkılmasından, ülkenin en ücra köşesine kadar devletin şefkat ve merhamet elinin
ulaşmasından rahatsız olduklarını ifade ederek, son saldırıların terör örgütünün
gerçek niyetini, arzusunu, emellerini gözler önüne serdiğini kaydetti.
Milletin geçmişle bugünü kıyasladığını, gelişmeleri gördüğünü, Hükümetin
iyi niyetini, attığı adımları yaptığı çalışmaları takdir ettiğini belirten
Erdoğan, terör örgütünün kanlı eylemlerinin hangi amaca hizmet ettiğini bugün
daha iyi gördüğünü belirtti. Başbakan Erdoğan, ''Terör örgütünün, demokratik
gelişmelerin önünü kesmek için nasıl çaba gösterdiğini, hangi kirli oyunların
figüranı haline geldiğini daha iyi anlıyor'' dedi.
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Tüm vatandaşlarımın zamanlamaya dikkat etmesini özellikle rica
ediyorum. Doğu ve Güneydoğu illerimizdeki vatandaşlarımın, Kürt kökenli
vatandaşlarımın zamanlamaya dikkat etmesini bilhassa rica ediyorum. 'Neden şimdi'
sorusunu şimdi herkes kendisine lütfen sorsun ve cevabını arasın. Bu ilk kez
yaşanmıyor. Son 30 yıla bakınız. Ne zaman Türkiye'de huzur umudu doğduysa,
kardeşlik iklimi pekiştiyse, Türkiye ekonomisi atılımı geçtiyse, hükümet hak ve
özgürlükler alanını geliştirmeye çalıştıysa, bu saldırılar da o zamanlarda
yoğunluk kazandı.
Attığımız bütün adımlarda, milli birlik ve kardeşlik projesi ile
başlattığımız süreç, iktidar olduğumuz andan itibaren attığımız adımlar, hak ve
özgürlükler alanında, yatırımlar alanında... Nereye bakarsanız bakın, attığımız
adımlar... Hep şunlar söyleniyordu. 'Sadece olağanüstü hal kalksın' diyenler
vardı. Bu iktidar bunu kaldırdı. TRT Şeş'le bölgede yayın başlattı. İstedikleri
ana dilde kurslar açmak... 'Açın' dendi mi? Dendi... Ana dilini öğren,
rahatlıkla. Cezaevlerinde, benim vatandaşım ana dilini konuşamıyordu, bunun da
önü açıldı. Kendi ana diliyle annesiyle, evladıyla rahatlıkla görüşme imkanını
buldu. Devlet hiçbir dönemde görülmeyen yatırımları yaptı. Eğitimden sağlık
hizmetlerine, adaletten emniyete varıncaya kadar, dağ köylerine varıncaya
kadar... KÖYDES projeleriyle bu dönemde bu adımlar atıldı mı, yapıldı mı? Yapıldı
ve hala devam ediyor. Bütün bunlara rağmen, 'devlet bölgeye elini uzatmadı'
demek, insafsızlık değil de nedir? Şu anda dış politikada Türkiye tarihin en
güçlü, itibarlı dönemini yaşıyor. Bu kıskanılıyor. Ne olursa olsun, biz içeride
ve dışarıda, bu verdiğimiz mücadelede hizmete aynı kararlılıkla devam
edeceğiz.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu'nun yıllarca ihmal edilmesinin nedeninin, yanlış
politikalar kadar, terör örgütünün bizzat kendisi olduğunu belirterek, ''Artık
bölge halkının rahatsızlığını ve tepkisini daha gür sedayla ortaya koymasını
bekliyorum'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada,
Türkiye'nin şu anda demokratikleşme adına çok önemli bir adım attığını,
demokratik bir anayasaya kavuşmanın arifesinde bulunduğunu söyledi. Türkiye'nin,
''Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'' ile teröre, istismara, ayrımcılığa en güçlü
şekilde çözümler ürettiğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:
''Birliğimizi daha kuvvetli hale getiriyoruz. İşte tam böyle bir anda,
tam böyle bir zamanda terör örgütü çıkıyor, kardeşlerin arasına nifak sokmak için
Türkiye'nin atılımlarını engellemek için devreye giriyor. Her zaman söyledim,
bugün bir kaz daha söylüyorum: Terör örgütü, benim Kürt kardeşlerimin, Kürt
vatandaşlarımın asla sözcüsü değildir, olmamıştır ve bundan sonrada olmayacaktır,
olamayacaktır. Terör örgütü bugün açık bir şekilde çözümsüzlüğün, statükonun,
kirli oyunların parçasıdır. Açık bir şekilde demokrasinin ve milletin
karşısındadır. Elinde silah olan, kan döken, cinayet işleyen bir insanın,
insanlığa söyleyeceği hiçbir şey yoktur, olamaz. Benim aziz milletim bu gözü
dönmüşlüğe, bu vahşiliğe, bu vicdansızlığa bugüne kadar prim vermemiştir,
inanıyorum ki bundan sonra da vermeyecektir.
Şunu da açık açık söylüyorum; Doğu ve Güneydoğu'nun yıllarca ihmal
edilmesinin nedeni yanlış politikalar olduğu kadar, terör örgütünün bizzat
kendisidir. Orada yatırımları engellediler, eğitimi, sağlık hizmetlerini
engellediler. Oraya her türlü hizmetin gitmesini engellediler. O bölgeyi
hizmetler, yatırımlardan mahrum bırakmak için ellerinden geleni yaptılar. Bölge
halkını istismar ettiler. Bugün biz bütün bu engellemelere rağmen bölgeye yatırım
götürüyoruz, bundan sonra da götürmeye devam edeceğiz. Bundan rahatsız oluyorlar.
İstismar zeminlerini kaybediyorlar ve eylemlerini yoğunlaştırıyorlar. Bu işi
çözecek güçlü bir irade, güçlü bir iktidar olduğunu da görüyorlar. Güya bizi
yolumuzdan alıkoymak için kanlı eylemlerine hız veriyorlar.
Tekrar ediyorum, Doğu ve Güneydoğu'daki on yıllardır katmerlenmiş
yoksulluk, önceki hizmetlerin, yanlış politikaların bir eseri olduğu kadar, terör
örgütünün de bir eseridir.''
Bu bölgelerdeki sosyal, siyasal ve ekonomik sorunların, yanlış
politikalardan daha ziyade terör örgütünün doğurduğu, büyüttüğü, yaşattığı
sorunlar olduğunu ifade eden Erdoğan, terör örgütünün asıl hedefinin taşeronluk
ve tetikçilik olduğunun bölge vatandaşları tarafından da görülmesini istedi.
Erdoğan, ''Artık bölge halkının rahatsızlığını ve tepkisini daha gür sedayla
ortaya koymasını bekliyorum'' dedi.
Dış politika, ekonomi, demokratikleşme adımlarında, ''Milli Birlik ve
Kardeşlik Projesi''nde sorunun çözümü için güçlü bir iradeyi ortaya koyduklarını
belirten Erdoğan, ''Çözümden kimlerin rahatsız olduğuna aziz milletim baksın,
değerlendirmesini ona göre yapsın'' diye konuştu.
İstismar zeminini kaybeden terör örgütünün, çözüme karşı direndiğini
anlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
''Silah tüccarları, savaş baronları çözüme karşı direniyor. Türkiye'nin
istikrarsızlığından, huzursuzluğundan çıkar sağlamaya alışmış eli kanlı çevreler,
çözüme karşı direniyor. Şunu da özellikle söylüyorum: Şehitleri istismar edenler,
şehit cenazeleri üzerinden siyasi rant peşinde koşanlar çözüme karşı direniyor.
Türkiye'nin bölgede etkinliğinin artmasından daha önemli roller üstlenmesinden
rahatsız olanlar terör örgütünün saldırılarından umut arıyor.
Türkiye'nin acziyet içine gireceğini düşünerek ellerini ovuşturuyor ve
bunlar, beyhude beklentiler olduğunu hala anlamıyorlar. Türkiye her türlü sorunun
üstesinden gelebilir. Her türlü engeli aşabilecek büyüklükte bir ülkedir. Tabii
ki bunun bir bedeli var... Ama inancımız, azmimiz, kararlığımızdan bir şey
kaybetmedik. Türkiye bu sefer bu kirli oyunu, bu kısır döngüyü bozacak ve
bozuyor.
Türkiye artık çetelerin değil, terör örgütlerinin değil, milletten kopuk
siyasetin, statükonun, vesayetçi anlayışın değil, milletin rotasındadır.
Milletimden yaşananlara karşı uyanık olmasını rica ediyorum. Milli Birlik ve
Kardeşlik Projesine kimler karşı çıkıyor bunu görsünler.
Anayasa değişikliğine kimler karşı çıktı? Kimler karşı çıkıyor bunu
görsünler. Bu çok önemli: Anamuhalefet partisi CHP, Onun yanında MHP, onun
yanında BDP, onun yanında bölücü terör örgütü, onun yanında İmralı... Karşıda AK
Parti. Bunu müzakerelerde yaşadık gördük. Hepsi belgeli... Artık hepsi tescil
edilmiş vaziyette. Gelen talimetler her şey ortada.
Daha da ileri gittiler. Anamuhalefet partisinin lideri talimat veriyor,
'Sakın oy kullanmayın...' Ve oy kullanmadılar. Kendi milletvekillerine bile
güvenmiyorlar. Aynı şeyi BDP'de gördük. Onlar da oy kullanamadı. 20 kişilik bir
grup... Düşünebiliyor musunuz, kendine güvenemiyor ve oy kullanamadı. Niye? Olur
ya bir yanlışlık olur. Bütün bunlar gözlerimizin önünde, dünyanın önünde
televizyon ekranlarında izlendi. Hepsi birlik halinde hem Anayasa değişikliğine
hem Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ne karşı çıkıyorlar.''
Erdoğan, bu ittifakın ne anlama geldiğini, bu örtüşmenin ne anlama
geldiğini bütün vatandaşların en iyi şekilde değerlendireceğini ve kararını da
ona göre vereceğini söyledi.
NOT: HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.
(12.27)
bir yere ulaşılamayacağını ifade ederek, ''Teröre gözyuman, sessiz kalan,
terörden nemalanan terörden siyasi fayda sağlamaya çalışanlar en az teröristler
kadar terörün bu kanlı yüzünü ortaktırlar, bu cinayetlere ortaktırlar. Şunu da söylüyorum
onlara destek verenler de ortaktırlar'' dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada terör konusuna
değinerek, şunları kaydetti:
''Terör eylemleriyle cana kastetmek, insanları katletmek hiçbir
gerekçeyle meşrulaştırılamayacak derecede büyük bir vahşettir, vicdansızlıktır,
insanlıktan nasibini alamamaktır. Oradan nemalanarak siyaset yapmak hiçbir zaman
barışı getirmeyecektir. 'Barış barış' demekle barış gelmiyor.
Terör örgütüyle direkt veya endirekt irtibatı olanlar bu ülkeye barış
getiremezler. Milleti aldatmak mümkün değil, millet nerede, neyin nasıl
yürütüldüğünü gayet iyi biliyor. Zannediliyor ki 'barış diyoruz, şu anda
siyasetin de içindeyiz, millet bizi anlamıyor...' Millet sizi çok iyi anlıyor.
Millet kimin ne olduğunu gayet iyi biliyor ama terör yöntemiyle eğer bir yere
ulaşacağınızı zannediyorsanız hiçbir yere ulaşmanız mümkün değil.
Eğer demokratik bir mücadele verecekseniz, bunu demokrasinin kuralları
içinde verin... Ama yok demokratik mücadele değil de insanları farklı
yöntemlerle, bölücü terör örgütünün verdiği desteklerle bir yerlere gelmek
istiyorsanız... Bu ülkede buna fırsat verilmeyecektir. Bu millet buna fırsat
vermeyecektir.
Teröre gözyuman, sessiz kalan, terörden nemalanan terörden siyasi fayda
sağlamaya çalışanlar en az teröristler kadar terörün bu kanlı yüzünü ortaktırlar;
bu cinayetlere ortaktırlar. Şunu da söylüyorum onlara destek verenler de
ortaktırlar.''
Erdoğan, terörün yatırımların önünde de engel olduğunu belirterek,
yatırımcının huzur olan yere gideceğini kaydetti.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Türk insanının iş üretenle laf üreteni büyük bir basiretle tefrik
ettiğini belirterek, ''Susucağız, eserlerimiz konuşacak'' dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, hafta sonunda
Trabzon ve Rize'ye yaptığı seyahati anlattı. Açılışı yapılan tesisler ile ilgili
bilgi veren Erdoğan, ''Katılımlarda coşku ve heyecan vardı. Açılış törenlerinde
sıcağa ve neme rağmen vatandaşlarımızın heyecanla tören alanını doldurduklarını
ve son ana kadar heyecanı hiç düşürmediklerini müşahede ettik'' diye konuştu.
AK Parti hükümetinin, beledilerinin ortaya koyduğu hizmet ve yatırımların
halk tarafından ne kadar büyük bir ilgi ve alaka ile izlendiğini, memnuniyetle
karşılandığını bir kez daha gördüklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi:
''Türk insanı kendisine hizmet edeni şükran duygularıyla karşıladığı gibi
iş üretenle laf üreteni büyük bir basiretle tefrik ediyor. Biz 7,5 yıldır hizmet
üretirken, Türkiye'yi büyütmeye çalışırken, Türk insanına aydınlık bir gelecek
hazırlamaya gayret ederken birileri de boş durmadı. Engel olmaya, kriz çıkarmaya,
bizi yolumuzdan saptırmaya çalıştılar. Çetelerle üzerimize geldiler, medyayla,
karanlık yapılanmalarla üzerimize geldiler; terör örgütleriyle, illegal
yapılanmalarla üzerimize geldiler. Zaman oldu hukuku zorladılar, hukuk
çiğnediler; zaman oldu iftiralarla, ithamlarla, tahriklerle bizi baskı altına
almaya çalıştılar. 'AK Parti iktidarı kaybetsin, zarar görsün de ülkeye ne olursa
olsun' dediler. Hükümete zarar vermek için ülkenin menfaatlerine zarar vermekten
çekinmediler. İstikrarı, huzuru, güvenliği, büyümeyi bir çırpıda feda ettiler...
Ama biz yılmadık, usanmadık, alttan almadık, taviz vermedik, eyvallah etmedik,
vazgeçmedik, dik durduk, cesur durduk, kararlı durduk, daha çok çalıştık, daha
büyük bir inançla yola devam ettik.''
Tüm bunları aşabilmeleri, başarılı bir şekilde mücadele etmelerinin
milletle kurdukları gönül bağı sayesinde gerçekleştiğini belirten Erdoğan, halkın
her yerde kendilerini çok samimi bir şekilde selamladığını, gittikleri her yerde
çocukların gözlerinde umut ışığı, ninelerin, dedelerin Türkiye'nin geleceği için
dua ettiklerini gördüklerini kaydetti.
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Milletin bu ölçüde sevgisine mazhar olmak elbette çok değerlidir, çok
anlamlıdır. Ancak, bu sevgiyi aynı ölçüde devam ettirmek, bizi bağrına basan
milletimize hayal kırıklığı yaşatmamak bizin için aynı derecede çok çok büyük
sorumluluktur. Bu sorumluluk duygusuyla yolumuza devam ediyoruz. Milletimizin
hayır duaları yolumuzu aydınlatıyor, azmimizi artırıyor. Siyasetin ağdalı diline
başvurmadan, popülizme tenezzül etmeden, bazılarının yaptığı gibi yalana
iftiraya, karalamaya asla prim vermeden milletimiz ile gönül bağımızı muhafaza
etmeye, milletimiz için iş üretmeye devam edeceğiz.
Büyüklerimizden aldığımız önemli bir ders var: 'Laftan anlamayanlara,
lafın ağırlığını taşıyamayanlara, sözün muhatabı olamayanlara en güzel cevap
sükut etmektir.' Muhatap olmak bile bir seviye ister, bir ağırlık ister.
Koltuklar insanları değerli ve önemli yapmaz. İnsanlar, donanımlarıyla,
vizyonlarıyla, kıymetleriyle koltuklara değer katarlar. Asıl olan, önemli olan
budur. Hak etmeyene laf söylemek bile bazen israf olur. Eğer polemiklere
girseydik bu hizmetleri gerçekleştiremezdik. Eğer atılan her iftiraya, her ithama
cevap yetiştirseydik; Ankara'ya kendimizi hapsedip diğer 80 vilayete sırtımızı
dönseydik, ülkeyi bugünlere, bu seviyelere ulaştıramazdık.
Susucağız ama eserlerimiz konuşacak. Trabzon'da iki gün içinde açtığımız
50'e yakın eserimiz konuşacak, Türkiye genelinde inşa ettiğimiz yollar konuşacak,
eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyetteki hizmetlerimiz, eserlerimiz,
reformlarımız konuşacak. Bize yapılan her türlü iftiraya da, ithama da
eserlerimizle cevap vereceğiz. Sadece eserlerimizle değil vizyonumuzla,
hedeflerimizle, gelecek tasavvurumuzla konuşacağız.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bazı belediyelerin TOKİ'ye, ''Burada
niçin yatırım yapıyorsunuz, biz size destek veremeyiz' dediklerini belirterek,
''Hem bu çatının altında olacaksın hem de benim vatandaşımı ev sahibi yapmak için
yatırım yapan kuruma; imarda, planda 'biz size destek vermeyiz' diyeceksin. Böyle
bir mantık, anlayış olur mu?'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, son
dönemde artan terör saldırılarına değindi.
Tunceli'de sivil araca yapılan saldırı sonucu 13 askerin ve bir çocuğun
yaralandığını, Osmaniye'de lojmana yapılan alçakça saldırıda Üsteğmen Cumhur
Akdağ'ın eşi Pınar Akdağ'ın hayatını kaybettiğini belirten Erdoğan,
''Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum''
dedi.
Başbakan Erdoğan, terör eylemleri ile cana kastetmek ve insanları
katletmenin, hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacak kadar ''büyük bir vahşet,
vicdansızlık, insanlıktan nasibini alamamak'' olduğunu ifade ederek, şunları
kaydetti:
''Oradan nemalanarak siyaset yapmak, hiçbir zaman barışı getirmeyecektir.
'Barış, barış' demekle barış gelmiyor. Terör örgütüyle direkt veya indirekt
irtibatı olanlar, bu ülkeye barış getiremezler. Milleti aldatmak mümkün değil.
Millet nerede, neyin nasıl yürütüldüğünü gayet iyi biliyor. Zannediliyor ki
millet bizi anlamıyor. Millet sizi çok iyi anlıyor, millet kimin ne olduğunu
gayet iyi biliyor. Ama terör yöntemiyle bir yere ulaşacağınızı zannediyorsanız,
hiçbir yere ulaşmanız mümkün değil. Eğer demokratik bir mücadele verecekseniz,
bunu demokrasinin kuralları içerisinde veriniz. Ama yok demokratik mücadele değil
de bölücü terör örgütünün verdiği desteklerle bir yere gelmek istiyorsanız, bu
ülkede buna fırsat verilmeyecektir, bu millet buna fırsat vermeyecektir. Teröre
gözyuman sessiz kalan, terörden nemalanan, siyasi fayda sağlamaya çalışanlar en
az teröristler kadar, terörün bu kanlı yüzüne ve bu cinayetlere ortaktırlar.
Onlara destek verenler de ortaktırlar. Terör örgütü yıllarca kan döktü, huzur
bozdu. Gelişmenin, demokrasinin ve yatırımın önünde en büyük engel oldu.
Eğer bugün bu ülkede dışarıdan veya içeriden, yatırım yapmak isteyip de
yatırım yapamayan girişimciler varsa, eğer güneydoğuda, doğuda yatırım
yapamıyorlarsa, bunun tek sebebi vardır. Terör örgütü ve onun yandaşları, olay
budur. Çünkü girişimci yatırımcı huzur dolu bir bölge ister. Onların kalkıp da
intihar edecek halleri yok. Eğer bir yere yatırım yapacaksa o yerin huzur içinde
olmasını ister, huzur yoksa oraya yatırım yapmaz. Bunun bedelini geçmişte çok
ağır ödediler. Her şeyleri çalındı, tehdit edildi, paraları alındı, bunlar
yaşandı bu ülkede. 'Terör var' diye yatırım yapılmadı.''
Başbakan Erdoğan, terör örgütünün, ''Yatırım ve hizmet yok'' diye halkı
istismar etmeye çalıştığını belirterek, ''Şu anda güneydoğuda öyle belediyeler
var ki TOKİ'ye, 'burada niçin yatırım yapıyorsunuz, biz size destek veremeyiz'
diyorlar. Bunu da bugün burada açıklıyorum. 'Burada yatırım yapmayın' diyorlar.
Böyle bir mantık, anlayış olur mu? Hem bu çatının altında olacaksın, bu çatının
yerel yönetimde siyaset yapanı olacaksın, hem de benim garip gureba, fakir fukara
vatandaşımı ev sahibi yapmak için yatırım yapan kuruma; imarda, planda, şunda,
bunda 'biz size destek vermeyiz' diyeceksin. Ama bütün bunlara rağmen biz bu
yatırımları devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz'' diye konuştu.
Terörle tarihin en etkin mücadelesini yürüttüklerini, terör olgusunu tüm
boyutlarıyla ele aldıklarını belirten Erdoğan, teröre rağmen demokrasi, hak ve
hukuk, yatırım ve hizmet dediklerini kaydetti. Başbakan Erdoğan, terör örgütünün
halkların gelişmesinden rahatsız olduğunu ve bunu da Anayasa değişikliğinde
gördüklerini bildirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, devletle millet arasındaki duvarların
yıkılmasından, ülkenin en ücra köşesine kadar devletin şefkat ve merhamet elinin
ulaşmasından rahatsız olduklarını ifade ederek, son saldırıların terör örgütünün
gerçek niyetini, arzusunu, emellerini gözler önüne serdiğini kaydetti.
Milletin geçmişle bugünü kıyasladığını, gelişmeleri gördüğünü, Hükümetin
iyi niyetini, attığı adımları yaptığı çalışmaları takdir ettiğini belirten
Erdoğan, terör örgütünün kanlı eylemlerinin hangi amaca hizmet ettiğini bugün
daha iyi gördüğünü belirtti. Başbakan Erdoğan, ''Terör örgütünün, demokratik
gelişmelerin önünü kesmek için nasıl çaba gösterdiğini, hangi kirli oyunların
figüranı haline geldiğini daha iyi anlıyor'' dedi.
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Tüm vatandaşlarımın zamanlamaya dikkat etmesini özellikle rica
ediyorum. Doğu ve Güneydoğu illerimizdeki vatandaşlarımın, Kürt kökenli
vatandaşlarımın zamanlamaya dikkat etmesini bilhassa rica ediyorum. 'Neden şimdi'
sorusunu şimdi herkes kendisine lütfen sorsun ve cevabını arasın. Bu ilk kez
yaşanmıyor. Son 30 yıla bakınız. Ne zaman Türkiye'de huzur umudu doğduysa,
kardeşlik iklimi pekiştiyse, Türkiye ekonomisi atılımı geçtiyse, hükümet hak ve
özgürlükler alanını geliştirmeye çalıştıysa, bu saldırılar da o zamanlarda
yoğunluk kazandı.
Attığımız bütün adımlarda, milli birlik ve kardeşlik projesi ile
başlattığımız süreç, iktidar olduğumuz andan itibaren attığımız adımlar, hak ve
özgürlükler alanında, yatırımlar alanında... Nereye bakarsanız bakın, attığımız
adımlar... Hep şunlar söyleniyordu. 'Sadece olağanüstü hal kalksın' diyenler
vardı. Bu iktidar bunu kaldırdı. TRT Şeş'le bölgede yayın başlattı. İstedikleri
ana dilde kurslar açmak... 'Açın' dendi mi? Dendi... Ana dilini öğren,
rahatlıkla. Cezaevlerinde, benim vatandaşım ana dilini konuşamıyordu, bunun da
önü açıldı. Kendi ana diliyle annesiyle, evladıyla rahatlıkla görüşme imkanını
buldu. Devlet hiçbir dönemde görülmeyen yatırımları yaptı. Eğitimden sağlık
hizmetlerine, adaletten emniyete varıncaya kadar, dağ köylerine varıncaya
kadar... KÖYDES projeleriyle bu dönemde bu adımlar atıldı mı, yapıldı mı? Yapıldı
ve hala devam ediyor. Bütün bunlara rağmen, 'devlet bölgeye elini uzatmadı'
demek, insafsızlık değil de nedir? Şu anda dış politikada Türkiye tarihin en
güçlü, itibarlı dönemini yaşıyor. Bu kıskanılıyor. Ne olursa olsun, biz içeride
ve dışarıda, bu verdiğimiz mücadelede hizmete aynı kararlılıkla devam
edeceğiz.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu'nun yıllarca ihmal edilmesinin nedeninin, yanlış
politikalar kadar, terör örgütünün bizzat kendisi olduğunu belirterek, ''Artık
bölge halkının rahatsızlığını ve tepkisini daha gür sedayla ortaya koymasını
bekliyorum'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada,
Türkiye'nin şu anda demokratikleşme adına çok önemli bir adım attığını,
demokratik bir anayasaya kavuşmanın arifesinde bulunduğunu söyledi. Türkiye'nin,
''Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'' ile teröre, istismara, ayrımcılığa en güçlü
şekilde çözümler ürettiğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:
''Birliğimizi daha kuvvetli hale getiriyoruz. İşte tam böyle bir anda,
tam böyle bir zamanda terör örgütü çıkıyor, kardeşlerin arasına nifak sokmak için
Türkiye'nin atılımlarını engellemek için devreye giriyor. Her zaman söyledim,
bugün bir kaz daha söylüyorum: Terör örgütü, benim Kürt kardeşlerimin, Kürt
vatandaşlarımın asla sözcüsü değildir, olmamıştır ve bundan sonrada olmayacaktır,
olamayacaktır. Terör örgütü bugün açık bir şekilde çözümsüzlüğün, statükonun,
kirli oyunların parçasıdır. Açık bir şekilde demokrasinin ve milletin
karşısındadır. Elinde silah olan, kan döken, cinayet işleyen bir insanın,
insanlığa söyleyeceği hiçbir şey yoktur, olamaz. Benim aziz milletim bu gözü
dönmüşlüğe, bu vahşiliğe, bu vicdansızlığa bugüne kadar prim vermemiştir,
inanıyorum ki bundan sonra da vermeyecektir.
Şunu da açık açık söylüyorum; Doğu ve Güneydoğu'nun yıllarca ihmal
edilmesinin nedeni yanlış politikalar olduğu kadar, terör örgütünün bizzat
kendisidir. Orada yatırımları engellediler, eğitimi, sağlık hizmetlerini
engellediler. Oraya her türlü hizmetin gitmesini engellediler. O bölgeyi
hizmetler, yatırımlardan mahrum bırakmak için ellerinden geleni yaptılar. Bölge
halkını istismar ettiler. Bugün biz bütün bu engellemelere rağmen bölgeye yatırım
götürüyoruz, bundan sonra da götürmeye devam edeceğiz. Bundan rahatsız oluyorlar.
İstismar zeminlerini kaybediyorlar ve eylemlerini yoğunlaştırıyorlar. Bu işi
çözecek güçlü bir irade, güçlü bir iktidar olduğunu da görüyorlar. Güya bizi
yolumuzdan alıkoymak için kanlı eylemlerine hız veriyorlar.
Tekrar ediyorum, Doğu ve Güneydoğu'daki on yıllardır katmerlenmiş
yoksulluk, önceki hizmetlerin, yanlış politikaların bir eseri olduğu kadar, terör
örgütünün de bir eseridir.''
Bu bölgelerdeki sosyal, siyasal ve ekonomik sorunların, yanlış
politikalardan daha ziyade terör örgütünün doğurduğu, büyüttüğü, yaşattığı
sorunlar olduğunu ifade eden Erdoğan, terör örgütünün asıl hedefinin taşeronluk
ve tetikçilik olduğunun bölge vatandaşları tarafından da görülmesini istedi.
Erdoğan, ''Artık bölge halkının rahatsızlığını ve tepkisini daha gür sedayla
ortaya koymasını bekliyorum'' dedi.
Dış politika, ekonomi, demokratikleşme adımlarında, ''Milli Birlik ve
Kardeşlik Projesi''nde sorunun çözümü için güçlü bir iradeyi ortaya koyduklarını
belirten Erdoğan, ''Çözümden kimlerin rahatsız olduğuna aziz milletim baksın,
değerlendirmesini ona göre yapsın'' diye konuştu.
İstismar zeminini kaybeden terör örgütünün, çözüme karşı direndiğini
anlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
''Silah tüccarları, savaş baronları çözüme karşı direniyor. Türkiye'nin
istikrarsızlığından, huzursuzluğundan çıkar sağlamaya alışmış eli kanlı çevreler,
çözüme karşı direniyor. Şunu da özellikle söylüyorum: Şehitleri istismar edenler,
şehit cenazeleri üzerinden siyasi rant peşinde koşanlar çözüme karşı direniyor.
Türkiye'nin bölgede etkinliğinin artmasından daha önemli roller üstlenmesinden
rahatsız olanlar terör örgütünün saldırılarından umut arıyor.
Türkiye'nin acziyet içine gireceğini düşünerek ellerini ovuşturuyor ve
bunlar, beyhude beklentiler olduğunu hala anlamıyorlar. Türkiye her türlü sorunun
üstesinden gelebilir. Her türlü engeli aşabilecek büyüklükte bir ülkedir. Tabii
ki bunun bir bedeli var... Ama inancımız, azmimiz, kararlığımızdan bir şey
kaybetmedik. Türkiye bu sefer bu kirli oyunu, bu kısır döngüyü bozacak ve
bozuyor.
Türkiye artık çetelerin değil, terör örgütlerinin değil, milletten kopuk
siyasetin, statükonun, vesayetçi anlayışın değil, milletin rotasındadır.
Milletimden yaşananlara karşı uyanık olmasını rica ediyorum. Milli Birlik ve
Kardeşlik Projesine kimler karşı çıkıyor bunu görsünler.
Anayasa değişikliğine kimler karşı çıktı? Kimler karşı çıkıyor bunu
görsünler. Bu çok önemli: Anamuhalefet partisi CHP, Onun yanında MHP, onun
yanında BDP, onun yanında bölücü terör örgütü, onun yanında İmralı... Karşıda AK
Parti. Bunu müzakerelerde yaşadık gördük. Hepsi belgeli... Artık hepsi tescil
edilmiş vaziyette. Gelen talimetler her şey ortada.
Daha da ileri gittiler. Anamuhalefet partisinin lideri talimat veriyor,
'Sakın oy kullanmayın...' Ve oy kullanmadılar. Kendi milletvekillerine bile
güvenmiyorlar. Aynı şeyi BDP'de gördük. Onlar da oy kullanamadı. 20 kişilik bir
grup... Düşünebiliyor musunuz, kendine güvenemiyor ve oy kullanamadı. Niye? Olur
ya bir yanlışlık olur. Bütün bunlar gözlerimizin önünde, dünyanın önünde
televizyon ekranlarında izlendi. Hepsi birlik halinde hem Anayasa değişikliğine
hem Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ne karşı çıkıyorlar.''
Erdoğan, bu ittifakın ne anlama geldiğini, bu örtüşmenin ne anlama
geldiğini bütün vatandaşların en iyi şekilde değerlendireceğini ve kararını da
ona göre vereceğini söyledi.
NOT: HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.
(12.27)
