2013-03-27 - 15:06
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu'nun başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümü kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu'nun başkanlığında toplandı.
Gündemdışı söz alan BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, kentte yeni istihdam alanları açılmadığını, mevcut istihdam alanlarının ayakta kalması için destek verilmesi gerektiğini söyledi.
Kars şeker fabrikasının kapatılma tehlikesiyle karşı karşıyla olduğunu ifade eden Birtane, 400 işçi ile şeker pancarı üreticilerinin zor durumda kalacağını kaydetti.
CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, Orman Haftası dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, Kocaeli'nde organize sanayi bölgeleri için orman alanlarından yer açıldığını ileri sürdü.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Türkiye'nin su kaynakları ve yönetimi politikasını eleştirdi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan'ın sorusu üzerine, İstanbul Akmerkez'deki tadilatın, ilgili kurul ve komisyonlar ile Belediye Meclisi'nden geçtiğini, 5 binlik planlara uygun olarak yapıldığını belirterek, inşaat veya imar artışının söz konusu olmadığını bildirdi.
Bayraktar, ''Verilen planlara aykırı işlem varsa durdururuz'' dedi.
Öte yandan Dünya Tiyatrolar Günü ve Orman Haftasıyla dolayısıyla gruplar adına kutlama konuşmaları yapıldı.
TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, Silikozis hastalığının araştırılmasıyla ilgili grup önerisi kabul edilmedi.
BDP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, ölümcül olan Silikozis hastalığıyla ilgili sağlıklı veri bulunmadığını, 2005 yılından beri 600'ün üzerinde hastadan söz edildiğini ancak gerçek rakamın 2 binden fazla olduğunu söyledi.
Kesin tedavisi olmayan Silikozis hastalığından korunma önlemlerinin önemli olduğunu belirten Baluken, ''Birincil önlem kot taşlamanın yasaklanmasıdır. Hala vitrinlere baktığımızda beyazlatılmış kotları görüyoruz. Meclis mutlaka bu konuda çalışma yapmalı. Hasta yakınları da bu konuda feryat ediyor. Hastalar çeşitli nedenlerle 3 ay için başvuramadığı için çıkarılan yasal düzenlemeden faydalanamadı. Bu nedenle 3 aylık süre kaldırılmalı. Bu konuda verilen kanun teklifleri ele alınmalı. 20-30 yaşlarında adım atamayan, nefes alamayan genç hastaların dramı ile karşı karşıyayız'' diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, Türkiye'de uzun aradan sonra iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili önemli bir düzenlemenin yapıldığını hatırlatarak, yasaların hayata geçirilmesinin görevleri olduğunu kaydetti. Hastalıkla ilgili yeterli kayıt tutulmaması ve istatistik bulunmamasının önemli eksiklik olduğunu belirten Domaç, ne kadar kişinin hastalığa yakalandığını bilinmediğini ancak bunların kayda geçirilmesini zorunlu kılan düzenlemenin yapıldığını söyledi.
Kot taşlama konusunda önlem alınması için 2009 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından genelge yayınladığını hatırlatan Domaç, Silika tozunu kullanılmasının yasaklandığını, buna rağmen kullananların yasaya aykırı iş yaptığını söyledi. Sosyal güvenlik kapsamında olmayan Silikozis hastalarına maaş, ölümleri halinde yakınlarına aylık bağlanması imkanı getirildiğini anlatan Domaç, eksikler konusunda yasanın yeniden gözden geçirilerek hastalara tanınan başvuru süresinin uzatılabileceğini savundu.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, öneri lehinde konuşmasında, iktidarın Meclis'in yoğun çalışma temposu nedeniyle konuyla ilgili Araştırma Komisyonu kurulmasına karşı çıktığını belirterek, ''Meclis yoğun değil. Siz bu işten kaçıyorsunuz. Türkiye'nin her yerinde insanlar ölüyor ama siz bu insanların sorunlarını tartışmaktan kaçıyorsunuz. Silikozis ölümcül ve tedavisi olmayan hastalıktır. TBMM sorunların çözüm yeri değilse, ne işe yarayacak- Sadece Başbakan'ın istediği kanunlar mı geçecek buradan- Siz ne zaman Başbakan'ın milletvekili olmaktan çıkıp milletin vekilleri olduğunuzda Meclis de hak ettiği yerde olacak'' diye konuştu.
Atıcı'nın, ''Öneriye 'hayır' diyenler bu gece uyuyamayacak. Kabus görecek'' sözlerine AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, ''Bu alanda eksiklik varsa elbette hükümetimiz bunu görür ve giderir'' dedi.
CHP'li Atıcı'nın ''toplum mühendisliğine soyunduğunu'' ifade eden Özel, ''Biz milletin vekiliyiz. Başbakan da milletin vekili. Girdiğimiz her seçimde oyunu artırmış bir kadroyuz. Sorun yok demiyoruz. Çözüm için sorunun üzerine kararlılıkla giden hiçbir sorunu halının altına süpürmeyen bir iktidar var. Türkiye'de çözümünün önünde kimin olduğunu görmek istiyorsanız aynaya bakın görürsünüz. AK Parti kimsenin ölümüne razı olmaz. Çatlasanız da patlasanız da AK Parti iktidarda olmaya devam edecek'' dedi.
Konuşmaların ardından BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin 2-B Yasası'nın uygulanmasındaki aksaklıkların araştırılması istemiyle verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi reddedildi.
MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, AK Parti'nin ''dediğim dedik anlayışıyla'' 2-B yasasını çıkardığını ve 10 ay içerisinde üzerinde birden çok değişiklik yapıldığını söyledi.
Aksaklıkların hala bitmediğini öne süren Yılmaz, 2-B'ye muhatap olan çiftçilerin, köylülerin her yerde sıkıntı içerisinde olduğunu savundu.
Köylülerin arazileri alamayacağını bilen simsarların türediğini belirten Yılmaz, ''Bu feryatlar size hiç gelmiyor mu- Biz ezilmiş insanların sesine tercüman olmayacaksak burada milletvekilliği yapmanın ne anlamı var-'' diye sordu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, 2-B ile ilgili iki gün önce yasa teklifi verdiklerini anımsattı.
Hamzaçebi, ''Hükümet, otellerde kırmızı halılarda yürümekten vatandaşın arasında yürümeyi unutmuştur. Vatandaşın arasında yürüseler bu fiyatların gerçeklere ne kadar aykırı olacağını göreceklerdir'' diye konuştu.
Bu konuyla ilgili çok sayıda telefon aldığını belirten Hamzaçebi, İstanbul Beykoz'un 16 mahallesinde fiyatların açıklandığını, fiyatların olağanüstü yüksek olduğunu kaydetti. Bu fiyatlarla ilgili örnekler veren Hamzaçebi, ''İki gün önce teklif verdik. Gelin inat etmeyin bunu düzeltelim'' dedi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, AK Parti hükümetleri döneminde orman köylülerinin kalkınması için ciddi kaynaklar aktarıldığını belirtti.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, tutuklu gazetecilerle ilgili grup önerisi kabul edilmedi.
CHP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, kendisi ve arkadaşlarının en çok tutuklu gazeteci ziyaret eden milletvekilleri olduğunu belirterek, ülkedeki bu tablonun ''utanç verici'' bulunması gerektiğini savundu.
Ağbaba, ''Bir ülkede gazeteci özgürce haber yapamıyorsa, özgürce yazı yazamıyor, iktidarı eleştiremiyorsa ve yazdıklarından dolayı cezaevine atılıyorsa, bu rejimin adı demokrasi değildir. AKP iktidarı ülkeyi dünyanın en büyük gazeteci zindanı haline getirmiştir. 70 gazeteci fiziki olarak zindanda, diğerleri ise açık hava hapishanesinde. Kenan Evren, 'boynuz kulağı geçti, ben AKP ile gurur duyuyorum diyor'' dedi.
Gazeteciler hakkında yaptıkları işten dolayı dava açıldığını ve cezaevine atıldığını öne süren Ağbaba, ''Faşist rejim ne yapıyorsa, Türkiye bugün aynısını yapıyor. Çünkü Başbakan'a göre 'gazeteci kılığına girmiş terörist' bunlar. Saçma sapan iddialarla özgür basın susturuluyor. Medyayı tehdit ederseniz, ifade özgürülüğünü ve demokrasiyi tehdit eder ve diktatörleştirirsiniz'' görüşünü ifade etti.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, Türkiye'de sanıkların yarısının tutuklu olduğunu belirterek, tutukluluk süreleri konusunda vahim bir tablonun olduğunu söyledi. İktidarın, kendisine muhalif olan tüm kesimleri yargıyla tehdit ettiğini savunan Türkoğlu, ''Yargı dönüşmüş, değişmiştir. Hükümet tüm kabadayılığına karşı yargı karşısında acz içine düşmüştür'' diye konuştu.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt da öneri lehinde konuşmasında, en fazla gazeteci arkadaşı cezaevinde bulunan insan olduğunu ifade ederek, Meclis'in bugüne kadar sorunla ilgili köklü bir çözüm için girişimde bulunmadığını, herkesin kendisine dokunduğunda ses çıkardığını söyledi. Kimsenin basını arka bahçesi olarak görüp toplumu dizayn aracı görmemesi gerektiğini kaydeden Kurt, 4. Yargı Paketi içinde Terörle Mücadele Yasasının 6. ve 7. maddelerindeki değişikliklerin millete iyileştirme olarak yutturulamayacağını ileri sürdü.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, CHP'nin araştırma önergesindeki ifadelerin doğru olmadığını, tutuklu gazetecilerle ilgili rakamların da gerçeği yansıtmadığını, Adalet Bakanlığı'nın gerekli açıklamayı yaptığını söyledi.
Tunç, ''Tutuklu gazetecilerin adam öldürmekten banka soygununa, güvenlik güçlerine saldırıdan ruhsatsız silah bulundurmaya, anayasal düzeni zorla değiştirmeden terör örgütlerine üyelik, yardım ve yataklığa kadar birçok suçu işledikleri iddiası vardır. Bu suçların gazetecilik mesleğiyle ne ilgisi var- Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir. Suç işleyenleri mesleklerine göre ayıramayız'' dedi.
Gazeteci Mustafa Balbay'ın darbe planlarına destek vermek suçlamasıyla tutuklu olduğunu belirten Tunç, CHP'li milletvekillerinin kendisine tepki göstermesi üzerine, ''Bir gazeteci ile paşa arasındaki diyaloğa bakın. TBMM'yi devirmek için paşalarla sohbet, gazetecilik faaliyeti midir-'' karşılığını verdi.
Konuşmaların ardından CHP grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurul'da daha sonra, görüşmelerine dün başlanan Gümrük Kanunu ile bazı KHK'lerde değişiklik yapılmasını içeren yasa tasarısına geçildi.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, mobil ekipler devreye girdiğinde ''ucuz mazot'' ile mücadelenin daha etkin olacağını söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.
Tasarının birinci bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Gümrük ve Ticaret Bakanı Yazıcı, yol kenarlarında satılan ''ucuz mazot'' ile mücadele edecek mobil bir ekip oluşturduklarını kaydetti. Bu mobil ekibin İçişleri Bakanlığı ayağında bir tıkanma olduğunu belirten Yazıcı, ''Bunu da aştıktan sonra mobil ekip yollarda dolaşacak'' dedi.
''Bu mazotların nereden geldiğini bilsem bunlarla uğraşmam, kaynağını kuruturum'' diyen Yazıcı, ''Bunlar ucuz yakıt alanlardan aktarma olabilir, 10 numara yağın dönüşümüyle olabilir, başka yerlerden olabilir. Mobil ekipleri devreye koyduğumuzda 'ucuz mazot' ile mücadelemiz daha etkin olacak'' diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın birinci bölümünde yer alan 23 madde kabul edildi.
Tasarının birinci maddesinde verilen bir önergenin kabul edilmesiyle, başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirenler ve daha önce sahte belge düzenlediği belirlenenlerin, adlarına yeniden mükellefiyet tesis edebilmeleri için ödeyecekleri ceza 50 bin TL'den 75 bin TL'ye çıkarıldı.
Türkiye Gümrük Bölgesi'ne giriş yapan taşıt içerisinde özet beyan verilmeksizin eşya getirildiğinin gümrük idaresince belirlendiği veya eşyanın boşaltılmasına izin verilmesinden sonra, gümrük idaresine bildirildiği ve bu eşyanın verilmiş olan özet beyanlardan biri ile ilişkili olmadığının anlaşıldığı hallerde, söz konusu eşyaya el konularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilecek. Ayrıca eşya tasfiyeye tabi tutulacak ve eşyanın CİF kıymeti kadar para cezası verilecek. Önergeyle, tasfiye işlemleri, Devlet İhale Kanunu hükümleri dışına çıkarıldı.
Ayrıca 12. maddeye eklenen fıkraya göre, gümrük bölgesine getirilen ve transit rejim beyanında bulunulan serbest dolaşımda olmayan eşyanın, beyan edilenden belirgin şekilde farklı olduğunun tespiti halinde, farklı çıkan eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezası verilecek.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, tutuklu MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan'ı Sincan Cezaevi'nde ziyaret ettiğini belirterek, ''Cezaevine girerken bir milletvekilini muz gibi soydular'' dedi. Türkkan, şunları söyledi:
''Böyle bir şeye reva görülmek çok ağırıma gitti. Adalet Bakanlığı'nın bu konudaki düzenlemeyi tekrar gözden geçirmesi lazım. Milletin vekilini muz gibi soyup cezaevine sokamazsınız. İmralı'ya gideceksen elini kolunu sallayarak git, milletvekilini ziyarete gideceksen muz gibi soyun öyle git. Böyle bir şeyi zannediyorum sizler de reva görmezsiniz milletvekillerine. Zira siz de bu milletin seçilmiş vekillerisiniz. Böyle bir uygulama ağırıma gidiyor. Gittiğim adam da milletvekili üstelik.
Yarın öbür gün sizler de birilerini ziyarete gideceksiniz. 'Ayakkabını çıkart, kemerini çıkart, saatini çıkart, üzerinde SİM kart var mı...-' Böyle bir uygulama olur mu- Milletin vekiline içeriye suç işlemek üzere giren bir adam muamelesi yapıyorlar. Bir gün ola ki sizleri de ziyarete gelirken bunlarla karşılaşmak istemiyorum. Bu konuda şimdiden önlem almanızı rica ediyorum.''
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Gümrük Kanunu ile bazı kanun ve KHK'lerde değişiklik yapan tasarının ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Bölüm üzerinde MHP adına konuşan Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarına göre Türkiye'ye giren akaryakıtın üçte ikisinin kaçak olduğunu, bunun da yılda 8 milyar dolarlık vergi kaybına neden olduğunu söyledi.
AK Parti iktidarı döneminde kaçakçılığın önlenmesine dair kayda değer bir gelişme olmadığını savunan Kalaycı, bunun için ciddi ve kararlı siyasi iradeyi göremediklerini ifade etti. Kalaycı, ''Kaçakçılığa göz yummak PKK terör örgütüne silah temin etmektir. PKK'ya giden bu hortumu neden kesemediniz-'' diye sordu.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, 20'ye yakın kanunda değişiklik yapan tasarının getirilme gerekçesinin kaçakçılığın önlenmesi olarak gösterildiğini, ancak içeriğinin bunu gerçekleştirmekten uzak olduğunu ileri sürdü. Terörün, kendisini besleyen kaynaklar kurutulmadan önlenemeyeceğini ifada eden Çetin, bunun için öncelikle kaçakçılığın bitirilmesi gerektiğini söyledi.
CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, Pak Maya'da çalışan bazı işçilerin sendikal örgütlenme gerekçesiyle işten çıkarıldığını belirterek, iktidarın referandumla çalışanlara örgütlenme hakkını vadetmesine karşılık sendikalı sayısının gittikçe düştüğünü söyledi.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, bölüm üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. CHP İzmir Milletvekili Nurettin Demir'in ''Çadır kentte çıkan yangın sonrasında sığınmacıların isyan etiğine dair haberler doğru mu-'' sorusuna karşılık Yazıcı, kendisinin konuyla ilgili bilgisinin çok sınırlı olduğunu belirtti.
Güvenlik önlemlerinin sadece olay vuku bulduğunda değil, önleyici olarak da alınarak Suriyeli sığınmacıların can güvenliğinin korunduğunu anlatan Yazıcı, ''Türkiye'yi sığınan Suriyelilerin sayısı 200 bine yaklaştı. Onların ısınmak ve diğer ihtiyaçlarını gidermek için kullandıkları araç ve yakıt türleri nedeniyle bu tür yangınlar oluyor. Ama yangın dolayısıyla geriye göç eden var mı, yok mu bilemiyorum. Ben de yarın bu bilgelere erişir, sizinle paylaşırım'' dedi.
Yazıcı, CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu'nun, ''Rekabet Yasasını ihlal ettiği gerekçesiyle bankalara verilecek cezanın makro ekonomik dengeleri sarsacağı gerekçesiyle Hükümet içinde bir bakanın devreye girmesiyle azaltıldığına yönelik haberler çıktı. Rekabet Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan incelemede önerilen ile ortaya çıkan ceza arasında fark var mı-'' sorusuna karşılık şunları söyledi:
''Rekabet Kurumu, Türkiye'de ilk kurulmuş bağımsız üst kuruluşlardan biridir. Gözlemim o ki bugüne kadar yaptığı uygulamalarla piyasada rekabet ortamını ortadan kaldırmaya dönük eylemleri, çok acil şekilde piyasa kurallarıyla yürüterek gündemine almış ve bozucu eylemler dolayısıyla taraflara yaptırım uygulamıştır. Bankalara ilişkin şikayet üzerine inceleme başlatmış, soruşturmaya dönüştürmüş ve kararını açıklamıştır. Bu karar, idari bir işlem niteliğinde olması dolayısıyla bankaların bunu yargıya götürme hakları var. Ben bu şekilde nitelik taşıyan tasarruf üzerinde daha fazla yorum yapmak istemiyorum ama şunu ifade edeyim; Hükümet içinde biri veya birilerinin müdahil olduğuna dair duyumlarınız olduğunu söylüyorsunuz. Duyum, veriye dayanmayan duyumlarla amel edilmez. Türkiye'de kamu erki içinde ister üst kurul olsun, ister bakanlık veya başka birim olsun...Bunlar işlemlerini yaparken, görev ve yetkilerini kullanırken olaya bütüncül yaklaşımda bakar ve kararlarını ona göre oluştururlar. Rekabet Kurumu da ülkenin bir kurumu, elbette ki ülkenin çıkarlarını, ekonomik performansını, bunun yansımalarını ve rekabetin ekonomiye katkısını dikkate alarak kararlarını oluştururlar. Nitekim yasasında cirolarının yüzde 10'una kadar yaptırım uygulama yetkisi var. Yasa koyucu da esnek alan oluşturmak amacıyla o sınırı öngörmüştür. Dolayısıyla kurulun yüzde 10'a kadar bir aralıkta yaptırım uygulamasının eleştirilecek tarafı olduğu kanaatinde değilim.''
Yazıcı, esnafa çaldıkları müzikten dolayı ceza verildiğine ilişkin sorulara, ''Bunu anlamakta zorlanıyorum. Müzik dinleyene niye ceza veriliyor- Şayet belli saatlerden sonra yüksek frekansta müzik dinleniyorsa...Büyük ihtimalle telif hakkı ödenmeksizin dinleti olmuş, şikayet üzerine yaptırım uygulanmış. Fikri ve sınai haklar son derece önemli. Bunları koruyacaksınız. Türkiye'nin bunları yaşamaması lazım. Bunların üzerinde durulması lazım. Demek ki izinsiz dinleti var, müdahale oradan kaynaklanmış'' diye konuştu.
Çimento fabrikalarının tekel oluşturduğuna ilişkin şikayetlerin zaman zaman kendilerine de ulaştığını anlatan Yazıcı, 1-1,5 yıl önce çimento ve demir fiyatlarında yükselme olduğunda sektörle bir araya geldiklerini ve durumu konuştuklarını, bunun üzerine iyileşme olduğunu kaydetti. Yazıcı, ''Konu üzerinde çalışmamı yoğunlaştıracağım'' dedi.
CHP'li Erdoğdu'nun ''Türkiye'deki kamu ihaleleri 20 şirket arasında dönüp duruyor. Bu rekabeti ortadan kaldıran durumdur. Rekabeti Koruma Kurumu başkanlığı, bir rekabet incelemesi başlatabilir mi- Bu konuda talimat verebilir misiniz-'' sorusuna Yazıcı, ''Rekabet Kurumu'na emir ve talimat vermem, veremem. Kurum ilişkili olduğu bakandan talimat almaz. O konuda şikayetiniz, yakınmanız, bir takım veriler varsa bunlar da inandırıcıysa Rekabet Kurumu'na iletirsiniz. Kendileri bana gelirler, ben de zaman zaman giderim. Soruşturma konularını konuşmayız. Rekabet Kurumu bağımsız, özerk yapı içinde sorunları inceler, müzakere eder ve sonuçta kararını açıklar. Bankalarla ilgili tasarrufu böyle olmuştur. Gerekçeli kararı okuduğumuzda daha sağlıklı değerlendirme yapabiliriz'' karşılığını verdi.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın Cilvegözü sınır kapısından çıkan kamyonların ara bölgede taşıdığı malları boşaltıp akaryakıt alıp döndüğünü ve birkaç saat içinde tekrar çıkış yaptığını gördüğünü söylemesi üzerine Yazıcı, kendisinin de oraya birkaç kez gittiğini belirterek, ''Bu tarz bir eyleme tanık olmadım. Böyle bir eylemin vuku bulduğu da bana iletilmedi. Cilvegözü gümrük kapısı çok farklı bir yapıdadır. Orada bir ara bölge var; Türkiye ile Suriyeli tüccarlar mal alım satımını ara bölgede gerçekleştiriyor. Bidonlarla araçların ihtiyaçlarını gidermeye dönük faaliyet olabilir ama inceleteceğim'' diye konuştu.
**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ GÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ ****
Gündemdışı söz alan BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, kentte yeni istihdam alanları açılmadığını, mevcut istihdam alanlarının ayakta kalması için destek verilmesi gerektiğini söyledi.
Kars şeker fabrikasının kapatılma tehlikesiyle karşı karşıyla olduğunu ifade eden Birtane, 400 işçi ile şeker pancarı üreticilerinin zor durumda kalacağını kaydetti.
CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, Orman Haftası dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, Kocaeli'nde organize sanayi bölgeleri için orman alanlarından yer açıldığını ileri sürdü.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Türkiye'nin su kaynakları ve yönetimi politikasını eleştirdi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan'ın sorusu üzerine, İstanbul Akmerkez'deki tadilatın, ilgili kurul ve komisyonlar ile Belediye Meclisi'nden geçtiğini, 5 binlik planlara uygun olarak yapıldığını belirterek, inşaat veya imar artışının söz konusu olmadığını bildirdi.
Bayraktar, ''Verilen planlara aykırı işlem varsa durdururuz'' dedi.
Öte yandan Dünya Tiyatrolar Günü ve Orman Haftasıyla dolayısıyla gruplar adına kutlama konuşmaları yapıldı.
TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, Silikozis hastalığının araştırılmasıyla ilgili grup önerisi kabul edilmedi.
BDP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, ölümcül olan Silikozis hastalığıyla ilgili sağlıklı veri bulunmadığını, 2005 yılından beri 600'ün üzerinde hastadan söz edildiğini ancak gerçek rakamın 2 binden fazla olduğunu söyledi.
Kesin tedavisi olmayan Silikozis hastalığından korunma önlemlerinin önemli olduğunu belirten Baluken, ''Birincil önlem kot taşlamanın yasaklanmasıdır. Hala vitrinlere baktığımızda beyazlatılmış kotları görüyoruz. Meclis mutlaka bu konuda çalışma yapmalı. Hasta yakınları da bu konuda feryat ediyor. Hastalar çeşitli nedenlerle 3 ay için başvuramadığı için çıkarılan yasal düzenlemeden faydalanamadı. Bu nedenle 3 aylık süre kaldırılmalı. Bu konuda verilen kanun teklifleri ele alınmalı. 20-30 yaşlarında adım atamayan, nefes alamayan genç hastaların dramı ile karşı karşıyayız'' diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, Türkiye'de uzun aradan sonra iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili önemli bir düzenlemenin yapıldığını hatırlatarak, yasaların hayata geçirilmesinin görevleri olduğunu kaydetti. Hastalıkla ilgili yeterli kayıt tutulmaması ve istatistik bulunmamasının önemli eksiklik olduğunu belirten Domaç, ne kadar kişinin hastalığa yakalandığını bilinmediğini ancak bunların kayda geçirilmesini zorunlu kılan düzenlemenin yapıldığını söyledi.
Kot taşlama konusunda önlem alınması için 2009 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından genelge yayınladığını hatırlatan Domaç, Silika tozunu kullanılmasının yasaklandığını, buna rağmen kullananların yasaya aykırı iş yaptığını söyledi. Sosyal güvenlik kapsamında olmayan Silikozis hastalarına maaş, ölümleri halinde yakınlarına aylık bağlanması imkanı getirildiğini anlatan Domaç, eksikler konusunda yasanın yeniden gözden geçirilerek hastalara tanınan başvuru süresinin uzatılabileceğini savundu.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, öneri lehinde konuşmasında, iktidarın Meclis'in yoğun çalışma temposu nedeniyle konuyla ilgili Araştırma Komisyonu kurulmasına karşı çıktığını belirterek, ''Meclis yoğun değil. Siz bu işten kaçıyorsunuz. Türkiye'nin her yerinde insanlar ölüyor ama siz bu insanların sorunlarını tartışmaktan kaçıyorsunuz. Silikozis ölümcül ve tedavisi olmayan hastalıktır. TBMM sorunların çözüm yeri değilse, ne işe yarayacak- Sadece Başbakan'ın istediği kanunlar mı geçecek buradan- Siz ne zaman Başbakan'ın milletvekili olmaktan çıkıp milletin vekilleri olduğunuzda Meclis de hak ettiği yerde olacak'' diye konuştu.
Atıcı'nın, ''Öneriye 'hayır' diyenler bu gece uyuyamayacak. Kabus görecek'' sözlerine AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, ''Bu alanda eksiklik varsa elbette hükümetimiz bunu görür ve giderir'' dedi.
CHP'li Atıcı'nın ''toplum mühendisliğine soyunduğunu'' ifade eden Özel, ''Biz milletin vekiliyiz. Başbakan da milletin vekili. Girdiğimiz her seçimde oyunu artırmış bir kadroyuz. Sorun yok demiyoruz. Çözüm için sorunun üzerine kararlılıkla giden hiçbir sorunu halının altına süpürmeyen bir iktidar var. Türkiye'de çözümünün önünde kimin olduğunu görmek istiyorsanız aynaya bakın görürsünüz. AK Parti kimsenin ölümüne razı olmaz. Çatlasanız da patlasanız da AK Parti iktidarda olmaya devam edecek'' dedi.
Konuşmaların ardından BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin 2-B Yasası'nın uygulanmasındaki aksaklıkların araştırılması istemiyle verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi reddedildi.
MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, AK Parti'nin ''dediğim dedik anlayışıyla'' 2-B yasasını çıkardığını ve 10 ay içerisinde üzerinde birden çok değişiklik yapıldığını söyledi.
Aksaklıkların hala bitmediğini öne süren Yılmaz, 2-B'ye muhatap olan çiftçilerin, köylülerin her yerde sıkıntı içerisinde olduğunu savundu.
Köylülerin arazileri alamayacağını bilen simsarların türediğini belirten Yılmaz, ''Bu feryatlar size hiç gelmiyor mu- Biz ezilmiş insanların sesine tercüman olmayacaksak burada milletvekilliği yapmanın ne anlamı var-'' diye sordu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, 2-B ile ilgili iki gün önce yasa teklifi verdiklerini anımsattı.
Hamzaçebi, ''Hükümet, otellerde kırmızı halılarda yürümekten vatandaşın arasında yürümeyi unutmuştur. Vatandaşın arasında yürüseler bu fiyatların gerçeklere ne kadar aykırı olacağını göreceklerdir'' diye konuştu.
Bu konuyla ilgili çok sayıda telefon aldığını belirten Hamzaçebi, İstanbul Beykoz'un 16 mahallesinde fiyatların açıklandığını, fiyatların olağanüstü yüksek olduğunu kaydetti. Bu fiyatlarla ilgili örnekler veren Hamzaçebi, ''İki gün önce teklif verdik. Gelin inat etmeyin bunu düzeltelim'' dedi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, AK Parti hükümetleri döneminde orman köylülerinin kalkınması için ciddi kaynaklar aktarıldığını belirtti.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, tutuklu gazetecilerle ilgili grup önerisi kabul edilmedi.
CHP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, kendisi ve arkadaşlarının en çok tutuklu gazeteci ziyaret eden milletvekilleri olduğunu belirterek, ülkedeki bu tablonun ''utanç verici'' bulunması gerektiğini savundu.
Ağbaba, ''Bir ülkede gazeteci özgürce haber yapamıyorsa, özgürce yazı yazamıyor, iktidarı eleştiremiyorsa ve yazdıklarından dolayı cezaevine atılıyorsa, bu rejimin adı demokrasi değildir. AKP iktidarı ülkeyi dünyanın en büyük gazeteci zindanı haline getirmiştir. 70 gazeteci fiziki olarak zindanda, diğerleri ise açık hava hapishanesinde. Kenan Evren, 'boynuz kulağı geçti, ben AKP ile gurur duyuyorum diyor'' dedi.
Gazeteciler hakkında yaptıkları işten dolayı dava açıldığını ve cezaevine atıldığını öne süren Ağbaba, ''Faşist rejim ne yapıyorsa, Türkiye bugün aynısını yapıyor. Çünkü Başbakan'a göre 'gazeteci kılığına girmiş terörist' bunlar. Saçma sapan iddialarla özgür basın susturuluyor. Medyayı tehdit ederseniz, ifade özgürülüğünü ve demokrasiyi tehdit eder ve diktatörleştirirsiniz'' görüşünü ifade etti.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, Türkiye'de sanıkların yarısının tutuklu olduğunu belirterek, tutukluluk süreleri konusunda vahim bir tablonun olduğunu söyledi. İktidarın, kendisine muhalif olan tüm kesimleri yargıyla tehdit ettiğini savunan Türkoğlu, ''Yargı dönüşmüş, değişmiştir. Hükümet tüm kabadayılığına karşı yargı karşısında acz içine düşmüştür'' diye konuştu.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt da öneri lehinde konuşmasında, en fazla gazeteci arkadaşı cezaevinde bulunan insan olduğunu ifade ederek, Meclis'in bugüne kadar sorunla ilgili köklü bir çözüm için girişimde bulunmadığını, herkesin kendisine dokunduğunda ses çıkardığını söyledi. Kimsenin basını arka bahçesi olarak görüp toplumu dizayn aracı görmemesi gerektiğini kaydeden Kurt, 4. Yargı Paketi içinde Terörle Mücadele Yasasının 6. ve 7. maddelerindeki değişikliklerin millete iyileştirme olarak yutturulamayacağını ileri sürdü.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, CHP'nin araştırma önergesindeki ifadelerin doğru olmadığını, tutuklu gazetecilerle ilgili rakamların da gerçeği yansıtmadığını, Adalet Bakanlığı'nın gerekli açıklamayı yaptığını söyledi.
Tunç, ''Tutuklu gazetecilerin adam öldürmekten banka soygununa, güvenlik güçlerine saldırıdan ruhsatsız silah bulundurmaya, anayasal düzeni zorla değiştirmeden terör örgütlerine üyelik, yardım ve yataklığa kadar birçok suçu işledikleri iddiası vardır. Bu suçların gazetecilik mesleğiyle ne ilgisi var- Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir. Suç işleyenleri mesleklerine göre ayıramayız'' dedi.
Gazeteci Mustafa Balbay'ın darbe planlarına destek vermek suçlamasıyla tutuklu olduğunu belirten Tunç, CHP'li milletvekillerinin kendisine tepki göstermesi üzerine, ''Bir gazeteci ile paşa arasındaki diyaloğa bakın. TBMM'yi devirmek için paşalarla sohbet, gazetecilik faaliyeti midir-'' karşılığını verdi.
Konuşmaların ardından CHP grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurul'da daha sonra, görüşmelerine dün başlanan Gümrük Kanunu ile bazı KHK'lerde değişiklik yapılmasını içeren yasa tasarısına geçildi.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, mobil ekipler devreye girdiğinde ''ucuz mazot'' ile mücadelenin daha etkin olacağını söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.
Tasarının birinci bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Gümrük ve Ticaret Bakanı Yazıcı, yol kenarlarında satılan ''ucuz mazot'' ile mücadele edecek mobil bir ekip oluşturduklarını kaydetti. Bu mobil ekibin İçişleri Bakanlığı ayağında bir tıkanma olduğunu belirten Yazıcı, ''Bunu da aştıktan sonra mobil ekip yollarda dolaşacak'' dedi.
''Bu mazotların nereden geldiğini bilsem bunlarla uğraşmam, kaynağını kuruturum'' diyen Yazıcı, ''Bunlar ucuz yakıt alanlardan aktarma olabilir, 10 numara yağın dönüşümüyle olabilir, başka yerlerden olabilir. Mobil ekipleri devreye koyduğumuzda 'ucuz mazot' ile mücadelemiz daha etkin olacak'' diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın birinci bölümünde yer alan 23 madde kabul edildi.
Tasarının birinci maddesinde verilen bir önergenin kabul edilmesiyle, başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirenler ve daha önce sahte belge düzenlediği belirlenenlerin, adlarına yeniden mükellefiyet tesis edebilmeleri için ödeyecekleri ceza 50 bin TL'den 75 bin TL'ye çıkarıldı.
Türkiye Gümrük Bölgesi'ne giriş yapan taşıt içerisinde özet beyan verilmeksizin eşya getirildiğinin gümrük idaresince belirlendiği veya eşyanın boşaltılmasına izin verilmesinden sonra, gümrük idaresine bildirildiği ve bu eşyanın verilmiş olan özet beyanlardan biri ile ilişkili olmadığının anlaşıldığı hallerde, söz konusu eşyaya el konularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilecek. Ayrıca eşya tasfiyeye tabi tutulacak ve eşyanın CİF kıymeti kadar para cezası verilecek. Önergeyle, tasfiye işlemleri, Devlet İhale Kanunu hükümleri dışına çıkarıldı.
Ayrıca 12. maddeye eklenen fıkraya göre, gümrük bölgesine getirilen ve transit rejim beyanında bulunulan serbest dolaşımda olmayan eşyanın, beyan edilenden belirgin şekilde farklı olduğunun tespiti halinde, farklı çıkan eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezası verilecek.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, tutuklu MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan'ı Sincan Cezaevi'nde ziyaret ettiğini belirterek, ''Cezaevine girerken bir milletvekilini muz gibi soydular'' dedi. Türkkan, şunları söyledi:
''Böyle bir şeye reva görülmek çok ağırıma gitti. Adalet Bakanlığı'nın bu konudaki düzenlemeyi tekrar gözden geçirmesi lazım. Milletin vekilini muz gibi soyup cezaevine sokamazsınız. İmralı'ya gideceksen elini kolunu sallayarak git, milletvekilini ziyarete gideceksen muz gibi soyun öyle git. Böyle bir şeyi zannediyorum sizler de reva görmezsiniz milletvekillerine. Zira siz de bu milletin seçilmiş vekillerisiniz. Böyle bir uygulama ağırıma gidiyor. Gittiğim adam da milletvekili üstelik.
Yarın öbür gün sizler de birilerini ziyarete gideceksiniz. 'Ayakkabını çıkart, kemerini çıkart, saatini çıkart, üzerinde SİM kart var mı...-' Böyle bir uygulama olur mu- Milletin vekiline içeriye suç işlemek üzere giren bir adam muamelesi yapıyorlar. Bir gün ola ki sizleri de ziyarete gelirken bunlarla karşılaşmak istemiyorum. Bu konuda şimdiden önlem almanızı rica ediyorum.''
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Gümrük Kanunu ile bazı kanun ve KHK'lerde değişiklik yapan tasarının ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Bölüm üzerinde MHP adına konuşan Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarına göre Türkiye'ye giren akaryakıtın üçte ikisinin kaçak olduğunu, bunun da yılda 8 milyar dolarlık vergi kaybına neden olduğunu söyledi.
AK Parti iktidarı döneminde kaçakçılığın önlenmesine dair kayda değer bir gelişme olmadığını savunan Kalaycı, bunun için ciddi ve kararlı siyasi iradeyi göremediklerini ifade etti. Kalaycı, ''Kaçakçılığa göz yummak PKK terör örgütüne silah temin etmektir. PKK'ya giden bu hortumu neden kesemediniz-'' diye sordu.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, 20'ye yakın kanunda değişiklik yapan tasarının getirilme gerekçesinin kaçakçılığın önlenmesi olarak gösterildiğini, ancak içeriğinin bunu gerçekleştirmekten uzak olduğunu ileri sürdü. Terörün, kendisini besleyen kaynaklar kurutulmadan önlenemeyeceğini ifada eden Çetin, bunun için öncelikle kaçakçılığın bitirilmesi gerektiğini söyledi.
CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, Pak Maya'da çalışan bazı işçilerin sendikal örgütlenme gerekçesiyle işten çıkarıldığını belirterek, iktidarın referandumla çalışanlara örgütlenme hakkını vadetmesine karşılık sendikalı sayısının gittikçe düştüğünü söyledi.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, bölüm üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. CHP İzmir Milletvekili Nurettin Demir'in ''Çadır kentte çıkan yangın sonrasında sığınmacıların isyan etiğine dair haberler doğru mu-'' sorusuna karşılık Yazıcı, kendisinin konuyla ilgili bilgisinin çok sınırlı olduğunu belirtti.
Güvenlik önlemlerinin sadece olay vuku bulduğunda değil, önleyici olarak da alınarak Suriyeli sığınmacıların can güvenliğinin korunduğunu anlatan Yazıcı, ''Türkiye'yi sığınan Suriyelilerin sayısı 200 bine yaklaştı. Onların ısınmak ve diğer ihtiyaçlarını gidermek için kullandıkları araç ve yakıt türleri nedeniyle bu tür yangınlar oluyor. Ama yangın dolayısıyla geriye göç eden var mı, yok mu bilemiyorum. Ben de yarın bu bilgelere erişir, sizinle paylaşırım'' dedi.
Yazıcı, CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu'nun, ''Rekabet Yasasını ihlal ettiği gerekçesiyle bankalara verilecek cezanın makro ekonomik dengeleri sarsacağı gerekçesiyle Hükümet içinde bir bakanın devreye girmesiyle azaltıldığına yönelik haberler çıktı. Rekabet Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan incelemede önerilen ile ortaya çıkan ceza arasında fark var mı-'' sorusuna karşılık şunları söyledi:
''Rekabet Kurumu, Türkiye'de ilk kurulmuş bağımsız üst kuruluşlardan biridir. Gözlemim o ki bugüne kadar yaptığı uygulamalarla piyasada rekabet ortamını ortadan kaldırmaya dönük eylemleri, çok acil şekilde piyasa kurallarıyla yürüterek gündemine almış ve bozucu eylemler dolayısıyla taraflara yaptırım uygulamıştır. Bankalara ilişkin şikayet üzerine inceleme başlatmış, soruşturmaya dönüştürmüş ve kararını açıklamıştır. Bu karar, idari bir işlem niteliğinde olması dolayısıyla bankaların bunu yargıya götürme hakları var. Ben bu şekilde nitelik taşıyan tasarruf üzerinde daha fazla yorum yapmak istemiyorum ama şunu ifade edeyim; Hükümet içinde biri veya birilerinin müdahil olduğuna dair duyumlarınız olduğunu söylüyorsunuz. Duyum, veriye dayanmayan duyumlarla amel edilmez. Türkiye'de kamu erki içinde ister üst kurul olsun, ister bakanlık veya başka birim olsun...Bunlar işlemlerini yaparken, görev ve yetkilerini kullanırken olaya bütüncül yaklaşımda bakar ve kararlarını ona göre oluştururlar. Rekabet Kurumu da ülkenin bir kurumu, elbette ki ülkenin çıkarlarını, ekonomik performansını, bunun yansımalarını ve rekabetin ekonomiye katkısını dikkate alarak kararlarını oluştururlar. Nitekim yasasında cirolarının yüzde 10'una kadar yaptırım uygulama yetkisi var. Yasa koyucu da esnek alan oluşturmak amacıyla o sınırı öngörmüştür. Dolayısıyla kurulun yüzde 10'a kadar bir aralıkta yaptırım uygulamasının eleştirilecek tarafı olduğu kanaatinde değilim.''
Yazıcı, esnafa çaldıkları müzikten dolayı ceza verildiğine ilişkin sorulara, ''Bunu anlamakta zorlanıyorum. Müzik dinleyene niye ceza veriliyor- Şayet belli saatlerden sonra yüksek frekansta müzik dinleniyorsa...Büyük ihtimalle telif hakkı ödenmeksizin dinleti olmuş, şikayet üzerine yaptırım uygulanmış. Fikri ve sınai haklar son derece önemli. Bunları koruyacaksınız. Türkiye'nin bunları yaşamaması lazım. Bunların üzerinde durulması lazım. Demek ki izinsiz dinleti var, müdahale oradan kaynaklanmış'' diye konuştu.
Çimento fabrikalarının tekel oluşturduğuna ilişkin şikayetlerin zaman zaman kendilerine de ulaştığını anlatan Yazıcı, 1-1,5 yıl önce çimento ve demir fiyatlarında yükselme olduğunda sektörle bir araya geldiklerini ve durumu konuştuklarını, bunun üzerine iyileşme olduğunu kaydetti. Yazıcı, ''Konu üzerinde çalışmamı yoğunlaştıracağım'' dedi.
CHP'li Erdoğdu'nun ''Türkiye'deki kamu ihaleleri 20 şirket arasında dönüp duruyor. Bu rekabeti ortadan kaldıran durumdur. Rekabeti Koruma Kurumu başkanlığı, bir rekabet incelemesi başlatabilir mi- Bu konuda talimat verebilir misiniz-'' sorusuna Yazıcı, ''Rekabet Kurumu'na emir ve talimat vermem, veremem. Kurum ilişkili olduğu bakandan talimat almaz. O konuda şikayetiniz, yakınmanız, bir takım veriler varsa bunlar da inandırıcıysa Rekabet Kurumu'na iletirsiniz. Kendileri bana gelirler, ben de zaman zaman giderim. Soruşturma konularını konuşmayız. Rekabet Kurumu bağımsız, özerk yapı içinde sorunları inceler, müzakere eder ve sonuçta kararını açıklar. Bankalarla ilgili tasarrufu böyle olmuştur. Gerekçeli kararı okuduğumuzda daha sağlıklı değerlendirme yapabiliriz'' karşılığını verdi.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın Cilvegözü sınır kapısından çıkan kamyonların ara bölgede taşıdığı malları boşaltıp akaryakıt alıp döndüğünü ve birkaç saat içinde tekrar çıkış yaptığını gördüğünü söylemesi üzerine Yazıcı, kendisinin de oraya birkaç kez gittiğini belirterek, ''Bu tarz bir eyleme tanık olmadım. Böyle bir eylemin vuku bulduğu da bana iletilmedi. Cilvegözü gümrük kapısı çok farklı bir yapıdadır. Orada bir ara bölge var; Türkiye ile Suriyeli tüccarlar mal alım satımını ara bölgede gerçekleştiriyor. Bidonlarla araçların ihtiyaçlarını gidermeye dönük faaliyet olabilir ama inceleteceğim'' diye konuştu.
**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ GÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ ****
