2017-02-07 - 15:54
CHP GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Tokat'ın Almus ilçesi Ataköy beldesinde, partisinden istifa ederek CHP'ye katılan belediye başkanı Servet Durmuş ve dört belediye meclis üyesine rozetlerini taktı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Tokat'ın Almus ilçesi Ataköy beldesinde, partisinden istifa ederek CHP'ye katılan belediye başkanı Servet Durmuş ve dört belediye meclis üyesine rozetlerini taktı.

"Bölmek isteyecekler bölünmeyeceğiz, büyüyeceğiz. Beraber Türkiye'nin çıkarlarını sonuna kadar savunacağız." diyen Kılıçdaroğlu, Çanakkale'de yaşanan depremleri hatırlatarak geçmiş olsun dileğinde bulundu ve yaralılara da acil şifa diledi.

Tutuklu Cumhuriyet Gazetesi yazarlarının eşlerinin grup toplantısında olduğunu bildiren Kılıçdaroğlu, "Onların şu anda cezaevinde bulunmaları hepimiz açısından üzüntü verici ama onlar onurlarıyla ve dik duruşları nedeniyle oradalar, hepsiyle onur duyuyoruz. Herkes bunu çok iyi bilsin." ifadesini kullandı.

Tutuklu gazeteci yazarların isimlerini okuyan Kılıçdaroğlu, bu kişilerin 100 gündür tutuklu olduğunu anımsattı.

Ayrıca Ahmet Şık'ın da 39 gündür tutuklu olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Şu sorunun cevabını almış değiliz. Gözaltına aldınız tutukladınız, 100 gündür iddianame yok. Nasıl bir adalet bu? Belli ki bir yerden 'olur' bekliyorlar, onun üzerine iddianame hazırlayacaklar. Veya suçlayacakları hiçbir materyal yok. O savcılara şunu söylüyorum; eğer sizin ünvanınızda cumhuriyet varsa, bunun gereğini yapın, birilerinin iktidar sopası olmayın. Onun onurunu bilinçli taşıyın. Herkes yargılanabilir ama geç gelen adalet, en büyük adaletsizliktir. Bu ülkede bizim adalete ihtiyacımız var. Hiçbir gazetecinin hapiste olmasını istemeyiz. Bütün gazeteciler özgür olmalı. Atilla Taş neden hapiste? Murat Aksoy, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Altan kardeşler neden hapiste? Hep birlikte bütün köşe yazılarının, bilim insanlarının özgürce yazı yazmalarını istiyoruz. Bu bizim demokratik geleneğimizdir. O açıdan 100 gündür cumhuriyetin yazarları tutuklu, onların bir an önce kapalı cezaevinden yarı açık cezaevine dönmelerini istiyoruz. Çünkü Türkiye şu anda yarı açık cezaevidir."

Hafta sonu il ve ilçe başkanlarının katılımıyla bir toplantı yaptıklarını ve burada referandumda nasıl bir strateji izleyeceklerini konuştuklarını aktaran Kılıçdaroğlu, "Bunun bir parti meselesi değil, memleket meselesi olduğunu konuştuk, tartıştık. Arkadaşlarıma şunu söyledim; 'şu soruyu her gittiğiniz yerde sorun; 15 yıldır iktidarsınız, 15 yıldır isteyip de çıkaramadığınız bir kanun oldu mu?' Yok. O zaman bu değişikliğin sebebi ne?" diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Neden şimdi parlamento yetkisini bir kişiye devrediyor? Bunu her vatandaşa sorun. Şimdi tek adam rejimi getiriyorlar. Her şeye muktedir olacak tek adam rejimi. Biraz geriye gidelim, 2010'daki referandumda ne diyorlardı; 'üstünlerin hukukunu değil, hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını sağlayacağız.' diyorlardı. 'Gerçek anlamda demokrasi olacak' diyorlardı. Vatandaş itibar etti 'evet' dedi. Ne oldu? Yargıyı kime teslim ettiler? FETÖ terör örgütüne. Danıştayı, Yargıtayı, mahkemeleri, emniyet müdürü, büyükelçiler... Hepsini teslim ettiler. Devleti teslim aldılar ve paralel devlet kurdular. Şimdi bütün yetkiler bir kişide. Bir kişiyi kandırdınız mı devletin sadece belli kesimlerini değil, devletin bütün organlarını teslim edeceksiniz. Getirilen değişikliğin ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmak için bunları söylüyorum. Bir kişi her şeye muktedir olacak."

İkinci temel sorunun ise "15 yıldır iktidardalar. Arzu edip de çıkaramadıkları, alamadıkları bir karar var mı?" sorusu olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, bunun cevabını Başbakan Binali Yıldırım'dan da Devlet Bahçeli'den de alamadığını söyledi.

İktidarın hangi gerekçeyle bu değişikliği getirdiğini çıkıp millete anlatması gerektiğini belirten CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Hatta şu teklifte bulundum; arzu ettikleri bir televizyon kanalında siyasi parti liderleri bir araya gelsinler, birlikte medeni bir şekilde tartışalım. Onlar hangi gerekçeyle getirdiklerini anlatsınlar, biz de bunun neden olamayacağını anlatalım. Vatandaş evinde bizi izlesin, bilgi sahibi olsun." değerlendirmesini yaptı.

Yanlış bir şey söylemediğini, demokraside olması gereken şeyleri söylediğini aktaran Kılıçdaroğlu, televizyon kanalında bu değişikliğin Türkiye'nin lehine mi yoksa aleyhine mi olduğunun tartışılabileceğini dile getirdi.

İktidar yetkililerinin "bu değişikliği istikrar için yapıyoruz" dediğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Bu ne demektir; '15 yıldır biz bu memleketi yönetiyoruz, 15 yıldır istikrar getiremedik.' Yani Türkiye'yi yönetemediklerinin itirafıdır. Neyin istikrarı?" dedi.

İktidar yetkililerinin ayrıca "bu değişiklikle çift başlılığı önleyeceğiz" dediğini de hatırlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Aslında yaptıkları çift başlılığı anayasal kurum haline getirmek. Tepeden örnek vereyim; başkan hem başkan, aynı zamanda hem partinin genel başkanı. İki başlı. Hem taraflı, hem tarafsız. Böyle bir düzen olur mu? Bunun neresi tek kişi oluyor. Devletin tepesi böyle, geliyorum en alta, valiye, illere. Başkanı kim temsil edecek. Vali. Başka? Mensubu olduğu partinin il başkanı. Oldu mu sana iki başlı yönetim. Millete bari doğruları söyleyin. Bu anlattıklarım doğru değilse söylesinler. Asıl devlette çift başlılığı böyle getirmiş oluyorlar. Devletin sigortası yok oluyor. Uyumu sağlayacak cumhurbaşkanlığı yok edilmiş oluyor. İllerde kavga çıkacak valiyle, il başkanı arasında. Tepede kavga çıkacak. Parlamentoyla başkanlık arasında kavga çıkacak. Bir alan değil, her alan kavgalı hale gelecek."

İktidarın bununla da yetinmediğini ve başkana "sen devletin yapısını ve işleyişini değiştirebilirsin" dediğini savunan Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanının bir kararnameyle "bütün bakanlıkları, bütün muhtarlıkları kaldırıyorum" diyebileceğini öne sürdü.

"Böyle bir yetki devlette bir kişiye verilir mi?" sorusunu yönelten Kılıçdaroğlu, "Bu kadar yetkiyi bir kişiye verirseniz, Türkiye'yi bir maceranın içine sürüklemiş olursunuz. 'Bu yetkiler yoktur' diyemiyorlar. 'Efendim bu böyle kullanılmaz.' Birisi gelir kullanır. Niye bu yetkileri veriyorsunuz?" ifadesini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, ayrıca cumhurbaşkanı kararnamelerinin Meclis onayına sunulmayacağını, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe gireceğinin altını çizdi.

Meclisin malulen emekli edildiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, milletvekillerinin maaş alıp oturacaklarını ifade etti.

"Anamuhalefet partisi Anayasa Mahkemesine başvurabilir" denebileceğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Doğrudur. 'Cumhurbaşkanının devletin yapısı ve işleyişine yönelik kararlarını muhalefet partisi yüksek mahkemeye götürür.' Bunu söyleyen vatandaşlara şunu söylemek isterim; O Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinin 12 üyesini başkan tayin ediyor. Kendisinin tayin ettiği hakim, kararnameye karşı çıkar mı? Yargı bağımsızlığı ortadan kalkıyor. Gelen felaketin boyutlarını herkesin bilmesi lazım." diye konuştu.

Getirilmek istenen sistemle milletvekiliyle milletin arasındaki ilişkinin de tamamen kopacağını öne süren Kılıçdaroğlu, vatandaşın gelip derdini anlatamayacağını savundu.

Kılıçdaroğlu, "O zaman milletvekili unvanını da değiştirin. Başkanın vekili deyin. Milletle arasında bağ yoksa buna nasıl milletvekili diyeceğiz." dedi.

"Bu anayasa değişikliği milletin hangi sorununu çözecek?" sorusunu da soran Kılıçdaroğlu, "Terör sorununu çözüyor mu? Hayır. Tek satır yok. İşsizlik sorununu çözüyor mu? Hayır. Türk lirasının yabancı paralar karşısında değerini koruyor mu? Hayır. Komşularımızla bozulan ilişkilerimizi düzeltecek mi? Hayır. Gıda fiyatları düşecek mi? Hayır. Bozulan eğitim sistemi düzeltilecek mi? Hayır. O zaman biz bu referandumda ne yapmalıyız, hayırlarımızı çoğaltmalıyız." ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bu referandum bir partinin meselesi değildir. Bu referandum A'nın B'nin işi değildir. Bu referandum bir memleket meselesidir. Bir demokrasi meselesidir. Bu karar hepimizin ortak kararıdır, bu karar bir propaganda kararı da değildir. O nedenle il başkanlarımıza söyledim; eskiden sandığa giderken herkes kendi partisine oy verirdi. Ama bu referandum bir seçim referandum değildir. Bir iktidar belirlemiyoruz, bu referandumda biz demokrasiyi oyluyoruz. O nedenle sandığa giderken hepimiz düşünmeliyiz. Bu seçimin sağı solu, yukarısı aşağısı yok. Bu seçimin sosyal demokratı, muhafazakarı, ülkücüsü, milliyetçisi yoktur. Bu seçim hepimizin ortak seçimidir. Referanduma gidip demokrasiyi oylayacağız. Ya demokrasi, ya tek adam rejimi. Tek adam rejimlerinin nelere mal olduğunu öğrenmek isteyenler en son örnek Hitler'dir. Gitsin baksınlar."

Bir kişiye bütün bir ülkenin, 80 milyonun kaderinin bağlanması halinde Türkiye'nin ateşe atılacağını belirten Kılıçdaroğlu, bunları anlattığında, "Kılıçdaroğlu söyleyince milletin kafası karışıyor" denildiğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, "Hiç kimse endişe etmesin Kılıçdaroğlu söylerse doğruyu söyleyecektir." diye konuştu.

Sorunun sadece kendisinin değil çocuklarının, torunlarının, simitçinin, esnafın, sanayicinin, ülkede yaşayan herkesin, kendisinin sorunu olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, bunları anlatmak zorunda olduğunu vurgulayarak, "Kılıçdaroğlu'nun şu cümlesi yanlış" denilemediğini, "Sakın onu dinlemeyin" denildiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Niye korkuyorsunuz? Allah akıl vermiş, hayatı sorgulayacağız ne doğru ne yanlış öğreneceğiz. Bu anlattıklarım bir anayasa uzmanın konusuna girmez ki. Bir vatandaşın sokakta karşılaşacağı olaylardır bunlar. Köyün merası var, merayla ilgili kararı tek başına muhtar mı yoksa köylüler mi versinler. Bunlar, 'Ne ihtiyar meclisi ne köy halkı boşverin onları, tek başına muhtar çıksın bu merayı ortadan kaldırıyorum desin' diyorlar. Doğru değil. Niye biz köyde muhtarı, ihtiyar meclisini seçtik? Türkiye'yi de köy gibi düşünün, niye buraya Türkiye Büyük Millet Meclisi diyoruz. Niye buraya milletin vekilleri, her partiden milletvekilleri geliyor? Türkiye'nin sorunlarını değişik pencereden irdelemek, ortak aklı egemen kılmak için yapıyoruz. Bunu söyleyince alınıyorlar."

Kılıçdaroğlu, neden evet denileceğinin bilinmediğini, vatandaşa da anlatılamadığını öne sürdü.

Başbakan Binali Yıldırım'ın, "PKK, FETÖ hayır oyu veriyor, biz onun için evet diyeceğiz" açıklamasına işaret eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Peki FETÖ sana Binali Yıldırım dediğinde adını değiştirecek misin? Üzülerek ve utanarak ifade ediyorum. Bir ülkenin başbakanı referandumda hayır oyu verecek kişilerin tamamını terörist ilan ediyor, terör örgütleriyle yan yana gösteriyor. Bu kadar üzüntü verici tablo olamaz, üzülüyorum. Çünkü bu anayasa değişikliğinin Türkiye'ye nasıl felaket getirdiğini onlar da biliyorlar, savunamıyorlar. Nasıl savunacaklar, karşımıza çıkamıyorlar. 'O zaman bunları karalayalım...' Bunlar bazen kendilerine de büyüklerine de ihanet ederler. Saadet Partisi de buna hayır diyordu. Rahmetli Erbakan da başkanlık sistemine hayır diyordu. O da mı terörist? Sizde utanma yok mu ar damarı denen bir şey var. Bunlar Oslo'da vardı, Dolmabahçe'de beraber oturuyorlardı, Habur'da yan yanaydılar. Kimi suçluyorlar? 'Ne istediniz de vermedik?' diyen kimdi, CHP'nin Genel Başkanı mıydı; Allah esirgesin. Memleketi verdiniz, parsel parsel sattınız. CHP Genel Başkanı olarak söylüyorum, onlar bu milleti ayıracaklar, biz ayırmayacağız. Evet diyen vatandaşım da hayır diyen vatandaşım da benim başımın üstündedir. Bu ülkeyi bölmeyeceğiz, böldürmeyeceğiz."

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın TOBB'da 12.30'da yapacağı konuşmanın, 13.30'a alındığını ifade ederek, kendilerinin konuşmasının verilmemesi için bunun yapıldığını öne sürdü. Bunun; korkunun, zayıflığın, yaptıkları işin yanlış ve ülkenin büyük felakete sürüklendiğinin işareti olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, kendilerinin de inadına, sokak sokak, cadde cadde, fabrika fabrika gezeceklerini anlattı.

Tek adam rejimine her zaman karşı çıktıklarını, bir adamın her şeyi bilemeyeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, bunun liyakat sistemine de aykırı olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, "Her şeyi biliyorum" diyen kişinin, hiçbir şeyi bilmediğini ifade ederek, bütün her şeyi, 80 milyonun kaderini bir kişiye teslim etmenin doğru olmadığını savundu.

Eskiden bir imparatorluğun kaderinin bir kişiye bağlı olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, Atatürk'ün 13 Ağustos 1923'te Meclisin ikinci dönem açılışında, "... yeni Türkiye Devleti bir halk devletidir, halkın devletidir. Geçmiş dönemde ise bir kişinin devletiydi, kişilerin devletiydi." dediğini anımsattı. Kılıçdaroğlu, "Şimdi koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni bir kişinin devleti haline getirmek istiyorlar. Buna izin verecek miyiz; hayır. Bizleri tahrik etmek istiyorlar, provakasyonlar yapıyorlar. Tahriklere kapılmayacağız. İstedikleri kadar provakasyon yapsınlar. Sakin, sağduyulu, bilgimize, inancımıza güvenerek vatandaşlarımıza anlatacağız. Bizi kışkırtmak isteyeceklerdir, iç kavga çıkarmak isteyeceklerdir. Hiçbir kavganın içine girmeyeceğiz. AK Parti tabanındaki vatandaşlarıma da seslenmek istiyorum; benim sorunum senin de sorunundur. Tek adam rejimi sadece benim için değil, senin için de tehlikelidir." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 3 Şubat'ta çıkan bir kararnameyle yat, kotra, tekne ve lüks gezinti gemisi için KDV'nin yüzde 18'den yüzde 1'e indirildiğini, ÖTV'nin de sıfırlandığını anımsattı.

Çiftçilere ve şoförlere, "Senin mazotunda niye sıfırlamadılar." diye soran Kılıçdaroğlu, "Senden hayırlı bir iş bekliyorum, senin çıkarına hayırlı bir iş bekliyorum. Mazotunda ÖTV ve KDV'yi sıfıra indirmeyenlere, hayır deme zamanın geldi." ifadelerini kullandı.

Varlık fonlarının dünyada iki temel düşünce üzerine kurulduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, bütçe fazlalığında, dış ticaret fazlalığında bunun olabileceğini söyledi.

OHAL'den yararlanılarak bir KHK çıkarıldığını, Varlık Fonu'na aralarında BOTAŞ, Ziraat Bankası, PTT, İstanbul Borsası, TÜRKSAT, Eti Maden'in de bulunduğu bazı kurumların devredildiğini anımsattı.

Kılıçdaroğlu, bu fonun İhale Kanunu, Özelleştirme Kanunu, Rekabet Kanununun da aralarında bulunduğu 18 kanuna, Sayıştay ve TBMM denetimine tabi olmadığına işaret etti. Bir apartmanda dahi yapılan işlerin denetlendiğini anlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bu milletin onlarca yıldır kurduğu, büyüttüğü kurumları bir fona devrediyorsunuz, hiçbir denetim yok. Ziraat Bankası, çiftçiye ucuz kredi versin diye kuruldu şimdi birilerine peşkeş çekilecek. Bu Varlık Fonu değil, hayırsız evlat fonudur. Hayırsız evlat, babadan dededen kalan her şeyi har vurur harman savurur. Denetimden niye korkuyorsunuz? Apartman yöneticisi denetleniyor, koskoca Varlık Fonu denetlenmeyecek, yok böyle bir şey.

Terörü bahane edip bunu çıkarıyorlar, buna desteği veren Anayasa Mahkemesi. Varlık Fonu Yasası çıktığında bunun denetlenmesi gerektiğini söyleyerek yürürlüğün durdurulması talebinde bulunduk. Anayasa Mahkemesi, o tarihten bu yana karar almış değil. Onun üzerine bu KHK çıktı, cesareti Anayasa Mahkemesi veriyor. Mahkeme neden böyle bir beklenti içine girdi? Saltanattan bilgi bekliyorlar, nasıl karar vereceğiz, kararın içeriği ne olacak, talimat bekliyorlar. O Anayasa Mahkemesi, anayasayı korumakla görevli olan bir mahkeme niteliğini kaybetti, milletin çıkarlarını savunan mahkeme olmaktan çıktı. O kadar ki eskiden aldığı kararları bile reddeder konuma geldi. Bir Anayasa Mahkemesi, iktidarın sopası haline gelirse, nasıl karar vereceğine dair talimatı beklerse, o Anayasa Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi olmaktan çıkmıştır. Acaba şu beklenti içine mi girdiler; Nasıl olsa yarın Cumhurbaşkanı atama yapacak, 12'sini bizden seçecek, biri ben olayım, onun gözüne gireyim. Bunu yapan kişiler hakim, yargıç olamazlar, hukuka, hukukun üstünlüğüne ihanet ediyorlar. Üzüldüğüm nokta hukukun hakimler tarafından katledilmesidir. Kendi vatandaşının hakkını nasıl korumaz? Bunu içime sindiremiyorum. Bunun adına Anayasa Mahkemesi de denmez. Her önüne gelenin önünde düğmelerini ilikleyene hakim mi denir? Bu fonla Türkiye'nin güçleneceğini söylüyorlar. Yeni ne yaptınız ki Ziraat Bankası, PTT, BOTAŞ, Halkbankası duruyordu, gelirleri vardı. Gelir kaynağı mı yarattınız, güçlenmesinin yolu üretimden geçer."