2013-06-18 - 16:04
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da milletvekilerinin sorularını yanıtlayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, TÜİK'in Nisan ayında yayımladığı istatistiklere göre, Türkiye'de 6-17 yaş grubunda 893 bin çalışan çocuk bulunduğunu ifade ederek, 2006'da bu sayının 890 bin olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.

Genel Kurul'da gündem dışı söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu, üniversite ve bölüm açarken toplumsal ihtiyaçları ve teknolojik gelişmeleri göz önünde bulundurduklarını belirterek, Türkiye'de artık üniversitesiz il kalmadığını ve gençlere aynı il içinde farklı üniversite ve bölüm olanakları tanındığını söyledi.

Geçen sene üniversitelerde öğrenim harçlarını kaldırdıklarını anımsatan Dağoğlu, eğitimde fırsat eşitliğinin tesis edildiğini kaydetti.

CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü, Taksim Gezi Parkı olaylarına değinerek, masum ve demokratik taleplerini dile getiren insanlara uykularında saldırıldığını iddia ederek, "Saldırı emrini kim verdi? Bu saldırı emrini hiç tartışmasız Başbakan verdi. Başbakan bir kez bile bu insanları dinlemeden, bu insanlara hakaret ederek söze başladı" dedi.

Bütün dünyada diktatörlerin çaresiz kaldıklarında şiddete başvurduklarını belirten Köprülü, "Çünkü diktatörler acizdir. Çünkü şiddet yalnız acizlerin işidir. Arkasında kimin olduğunu bulmaya çalışıyorlar. Faiz lobisi mi, çarşı grubu mu, BBC mi? Allah hiçbir siyasi parti ve lideri bu kadar komik duruma düşürmesin. Eğer sorumlu arıyorsa AKP ve Başbakan dönüp aynaya baksın" diye konuştu.

Köprülü, AK Parti'nin hafta sonu yaptığı mitinglere de değinerek, "AK Parti halkına karşı, millete karşı miting yapan bir siyasi parti durumuna düştü" ifadesini kullandı.

Genel Kurul'da yerinden söz alan Oktay Vural ise AK Parti mitinglerinde MHP bayraklarının açılmasıyla ilgili, "Üç hilalin namusunu koruyarak bu sıralara milletimizin iradesiyle geldik. Geçtiğimiz hafta sonu üç hilalli bayrağımız milliyetçiliği ayaklar altına aldığını söyleyen bir zihniyet tarafından kendi siyasetine malzeme yapılmak istenmiştir. Üç hilalin AKP mitinglerinde kullanılması siyasi bir entrikadır" dedi.

Vural'ın konuşması sırasında AK Parti sıralarından zaman zaman itirazlar geldi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, Kazlıçeşme'de yapılan mitingin, 10 yıllık iradenin lideri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sahip çıkma iradesi olduğunu belirterek, "On yıldır bu millete, Özal'a, Menderes'e, Atatürk'e ödetmek istediğiniz bedeli, ödettirmeme iradesidir" dedi.

BDP, Danışma Kurulu'nda oybirliği sağlanamadığı için tutuklu öğrencilere ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.

BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, grup önerisi lehinde yaptığı konuşmada, Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) değiştirilmesi gerektiğini, değiştirilmemesi halinde demokratikleşmenin ve Kürt sorununun çözümünün mümkün olamayacağını savundu.

Bine yakın tutuklu öğrenci bulunduğunu, bunların TMK kapsamında tutuklandığını ifade eden Aydoğan, TMK'nın, başta öğrenciler olmak üzere pek çok vatandaşı mağdur ettiğini, öğrencilerin eğitim ve öğretim hakkının elinden alındığını belirtti.

Öneri lehinde söz alan CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirerek, "Senin gericiliğin artık yeter. Sen bu halkı provoke edersen, halk gereken dersi verir, veriyor da. Bu dersi vermek zaten boynumuzun borcu. İnkar eden, aşağılayan, cemevine ucube diyen Başbakan kışkırtmıyor, biz kışkırtıyoruz. Bizimki kıştırmaksa, vallahi Alevileri sonuna kadar kışkırtmaya devam etme boynumun borcu. Çünkü bu kışkırtma değil, haklarını alma ve eşit yurttaş yapma mücadelesi" ifadelerini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Aygün'e sataşma gerekçesiyle yanıt verdi. Ünal, Türkiye'nin, yeni bir ayrımcılık diliyle karşı karşıya olduğunu ifade ederek, "Buraya çıkıp, bir mezhebin adına konuşmak, kendisini o mezhep üzerinde bir önderlik konumlaması yapmak, en basit ifadeyle ayrımcılıktır, nefret söylemidir. Başbakan'a karşı kullanılan gerici, bu kışkırtıcı dili reddediyor, iade ediyorum. Değiştirmek istediğiniz neyse gelin milletin meclisinde değiştirilim" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, sataşma gerekçesiyle kürsüye çıkarak, ayrımcılık, bölücülük gibi kavramların, CHP siyasetinde olmadığını, bunları 11 yıldır Başbakan'dan öğrendiklerini ileri sürdü.

Erdoğan'ın, iç siyaset stratejisini kutuplaştırma üzerine kurduğunu, meydanlara, meydanların sesine kulak vermediğini iddia eden Hamzaçebi, "Onları anlayıp, demokratikleşme programı hazırlayayım demek yerine, milletin karşısına mitinglerle çıkıyor; bu milleti bölmenin kendisidir. Mitingler, bu milleti bölme projesinden başka bir şey değildir. Sayın Erdoğan, ' Reyhanlı'da 52 Sünni vatandaşımız öldü' dedi. Ayrımcılığı, mezhepçiliği yapan Erdoğan'ın kendisidir. CHP hakkında kapatma davası açmanın hazırklıklarını yapıyor" görüşünü savundu.

Ünal, Hamzaçebi'ye yeniden yanıt vererek, 11 yıldır birlik siyaseti yürüttükleri için oylarını arttırdıklarını kaydetti. Ünal, mitinglerin, demokratik zeminde, hukuk düzeni içinde siyasi tepkilerin, kırmadan, dökmeden nasıl verileceğini gösterdiğini söyledi.

Açık bir şekile seçim kampanyası başlattıklarını dile getiren Ünal, "Buyurun siz de başlatın. Sizde meydanlarda bunu dile getirin. Sosyal fay hatları oyuncak değildir, kendi kişisel hesaplarınızla o hatlarla oynamayın" diye seslendi.

Hamzaçebi, Alevi, Sunni vatandaşların inancını dile getirmeye yönelik sorunları varsa bunların konuşulacağı yerin TBMM olduğunu dile getirdi. Hamzaçebi, Erdoğan'ın, "Camilerde içki içtiler" diyerek, gençlere saygısızlık ettiğini savundu.

Bu sırada AK Parti ve CHP milletvekilleri karşılıklı olarak birbirine laf attı. CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin, "Cami sizin babanızın malı mı?" demesi üzerine AK Parti'li milletvekilleri, "Ne demek babanızın malı" diye tepki gösterdi.

BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ayağa kalkarak, Gezi Parkı'ndaki olaylara yönelik söz aldı. Buldan, BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, BDP Milletvekilleri Sırrı Sakık, Nursel Aydoğan, Sehabat Tuncel ayağa kalkarak, 5 dakika süreyle "duran adam eylemi" gerçekleştirdi.

BDP'nin grup önerisi aleyhinde söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, elindeki Kazlıçeşme mitinginin fotoğraflarını göstererek, burada milletin iradesinin bulunduğunu ifade etti. Külünk, burada bir tek cam kırılmadığını, bir tek otobüse taş atılmadığını belirterek, "Çünkü oradaki irade, on yıllık AK Parti'nin Türkiye'yi getirdiği noktaya sahip çıkma iradesidir. On yıllık iradenin lideri Erdoğan'a sahip çıkma iradesidir. On yıldır bu millete, Özal'a, Menderes'e, Atatürk'e ödetmek istediğiniz bedeli, ödettirmeme iradesidir. Siz öyle bir oyunun parçasısınız ki o oyunu oynayabilmek için Mustafa Kemal'in Dolmabahçe'ye nasıl tutsak edildiğini, orada nasıl ölüme mahkum edilmek istendiğine bakacaksınız. Atatürk'ün bu ülke ve coğrafya ile ilgili iddialarını okumak istiyorsanız Nutuk'a bakacaksınız" dedi.

AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında laf atmayla başlayan tartışmanın büyümesi üzerine, TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam birleşime ara verdi. Aradan sonra yapılan oylamada BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurulu, bu hafta, Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Tasarısı'nı yasalaştırmak için mesai yapacak.

AK Parti, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için Meclis'in çalışma takvimine ilişkin grup önerisini, TBMM Genel Kurulu'na getirdi.

AK Parti'nin grup önerisi, Genel Kurul'da kabul edildi. Buna göre, Meclis, Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşlarına ilişkin usul ve esasları belirleyen kanun tasarısını, temel kanun olarak ele alacak.

Ayrıca, 15 uluslararası anlaşma da gündemin ön sıralarına alındı.

Bu arada, grup önerisi aleyhinde söz alan CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, Genel Kurul'da gaz bombası kapsülü ve eylemlerden bazı fotoğraflar gösterdi.

TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Erol Kaya, AK Parti grubu olarak, Gezi Parkı odaklı olaylarla ilgili kapsamlı bir çalışma yaptıklarını belirterek, "Sonuna kadar Gezi Parkı olaylarının üstüne gideceğimizi, aydınlatılması için Meclis araştırması açacağımızı ve çok geniş bir şekilde bunu gündeme getireceğimiz ifade etmek istiyorum" dedi.

MHP grubu; esnaf ve sanatkarların sorunlarına ilişkin Meclis araştırma önergesini, CHP grubu ise Gezi Parkı odaklı olaylarda orantısız güç kullanıldığı yönündeki iddialara ilişkin Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini, Genel Kurul'a getirdi.

Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Aydın Menderes ve Turgut Özal'ın bir arada olduğu afişleri eleştirerek, ""Türk milleti darbelere müsaade etmeyecektir. Türkiye'nin sosyolojisi buna müsaede etmeyecektir. Sizin yüreğiniz değil. Menderes'i o gün cinayet şebekeleri idam etti doğru ama milletimiz bunun hesabını sordu" dedi. Adan, siyaset üretilemediği için AK Parti'nin bunlara sığınıldığını iddia etti.

AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, esnaf ve sanatkarların Türk ekonomisinin vazgeçilmez unsurları olduğunu belirterek, hükümetin esnaf ve sanatkarların durumunu iyileştirmek için yaptığı çalışmaları anlattı.

CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam, Taksim Gezi Parkı olaylarına değinerek, bu eylemlerin en güzel yanının "esnafın yanındayız" denilmesi olduğunu söyledi.

Susam, "Esnafına sahip çıkanlara bu Meclis karşı çıkmalıdır. Biz adalet, hak, özgürlük istiyoruz. AVM karşısında esnafa sahip çıkacak iktidar istiyoruz. AVM rantlarıyla, onların uzantalarıyla oluşmuş olan zincirler, bugün çok olması gereken esnaf sayısınını bin kişiye, 10 kişiye düşürdü. Ahi Evran'ın çocuklarına sahip çıkmak bu Meclis'in görevidir" diye konuştu.

CHP'nin Gezi Parkı olaylarında orantısız güç kullananların belirlenmesine ilişkin Meclis araştırma önerisiyle ilgili söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Türkiye'nin protestoları ve bunun arkasındakileri iyi analiz etmesinin ve gerekli dersleri çıkarmasanın demokrasi açısındanbüyük önem taşıdığına işaret etti.

Sorunun marjinal örgüt değerlendirilmesi yapılarak geçiştirilemeyeceğini ifade eden Hamzaçebi, şunları söyledi:

"22 gündür meydanlar insanlarla dolu. Türkiye'nin her yerinde bütün meydanlar vatandaşlarımızın protesto hareketlerine sahne oluyor. Bunlara Başbakan'ın, yetkililerin, ilgili bakanların kulak vermesi ve demokratik bir yaklaşımla çözmeleri gerekiyor. Sayın Başbakan'a ve diğer yetkililer 'lütfen bu olaylara marjinal örgüt sendromuyla yaklaşmayın.' Demokratik yönetimler hiçbir zaman meydanlardan korkmazlar. Millet meydanlara çıkmışsa demek ki yönetimde bir sorun vardır. Sayın Başbakan ve ekibinin yapacağı meydanlara kulak vermektir."

AK Parti mitinglerine de değinen Hamzaçebi, "Başbakan konuşmaları ve mitingleriyle yerle bir etmeye devam ediyor. Bu mitingler bakın Türkiye'yi bölecektir. Sayın Başbakan'ı ben sağduyuya davet ediyorum" şeklinde konuştu.

BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, iktidarın Taksim Gezi Parkı olaylarına sağlıklı yaklaşmadığını belirterek, "İktidar 'üç, beş çapulcu' dedi. Unutulmasın ki üç, beş çapulcu Türkiye'ye demokrasi dersi verdi" dedi.

-"Duran adam, koşan adam, yürüyen adam..."

MHP Kocaeli Milletvekili Lütfi Türkkan, yaklaşık 3 haftadır Türkiye'yi meşgul eden bu olaylara "duran adam, koşan adam, yürüyen adam" olarak bakmanın olayı doğru okuyamama olduğunu söyledi. Türkan, "İnsanlar koşuyor gözaltına alıyorsunuz, duruyor gözaltına alıyorsunuz, konuşuyor gözaltına alıyorsunuz. AKP'ye oy vermeyen herkes, karakola gitsin "bizi alacakdınız, biz geldik' desin" dedi.

Başbakan'ı tanıdığını belirten Türkan, "Sayın Başbakan'ı zorla en sonunda siz diktatör yaptınız. Gerçekten Başbakan'ı seviyorsanız bu ülkenin sahibi olmadığını, sadece yönetmek için Başbakan olduğunu anlatın. Sayın Başbakan'ı zorla putlaştırdınız" diye konuştu.

Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, "Başbakan dün nasıl durmuşsa bugünde aynı şekilde dik ve mert durabiliyor. 'Başbakan'ı diktatör yaptınız' doğru değil. Biz bu ülkeyi çok iyi biliyoruz, geçmişi de çok iyi biliyoruz. Siz muhalafet olarak böyle yaptığınız müddetçe yüzde 50'lerin üzerine çıkacak" dedi.

TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Erol Kaya, Taksim Gezi Parkı'ndaki olayların çevrecilik değil, çevre istismarı olduğunu ifade ederek, bu tablonun demokratik hak olarak ifade edilemeyeceğini, provakasyon ve ülkeyi 80'li yılara taşıma olarak açıklanabileceğini söyledi.

Kaya, "Kimse yasadışı örgütlerin paçavralarını çevrecilik adına, özgürlük adına izah etmeye kalkmasın. Merak etmeyin rahat olun ve sağduyulu olun. AK Parti grubu olarak kapsamlı bir çalışma yapmaktayız. Sonuna kadar Gezi Parkı olaylarının üstüne gideceğimizi ve aydınlatılması için Meclis araştırması açacığımızı ve çok geniş bir şekilde bunu gündeme getireceğimizi ifade etmek istiyorum" dedi.

Kaya, ayrıca Taksim'de yapılması planlanan projeye ilişkin fotoğraflar gösterdi.

Genel Kurul'da MHP ve CHP'nin grup önerileri kabul edilmedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, kayıtdışı istihdamla mücadeleyi kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek, "2008'den Nisan 2013'e kadar 1 milyon 517 bin 186 kişinin kayıt dışı çalıştığı tespit edildi, kayıt altına alındı. 2004'te yüzde 50,1 olan kayıtdışı istihdam oranı Mart 2013'te yüzde 36,8'e geriledi" dedi

Çelik, TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerinin sözlü sorularını yanıtladı.

Mahalli idarelerde 23 bin 248 sözleşmeli personel çalıştığını bildiren Çelik, özelleştirme kapsamında atanan 4-C'lilerden halen çalışan sayısının ise 23 bin 345 olduğunu kaydetti. Çelik, hangi statüdekilerin, kadroya geçirileceğiyle ilgili çalışmaları, bu yasama dönemi içinde sonlandırmaya kararlı olduklarını ifade etti.

Çelik, kadınların sendikal yaşama katılım oranının düşüklüğüne ilişkin çeşitli nedenler bulunduğunu, aileyle ilgili sorumlulukların bunlardan biri olduğunu dile getirdi. 234 bin 670 sendikalı kadın işçi çalıştığını, oranın yüzde 4 olduğunu vurgulayan Çelik, "Kamuda 2003'de sendikalı kadın sayısı 200 bin 864 ile yüzde 25,5'ken, bu sayı 490 bin 780'e ulaştı. Kamuda çalışan kadınların sendikalaşma oranı yüzde 59'a yükseldi. Gerek işçi, gerek kamuda çalışan kadınlardaki sendikalaşma, mevcut sendikalı işçi ve memurlar açısından bakıldığında oran olarak iyi noktada olduğumuz söylenebilir" diye konuştu.

Bakan Çelik, 9 Haziran 2013 itibariyle 7 bin 2 mobbing çağrısı alındığını, bunların 872'sinin şikayete dönüştüğünü belirtti.

2004'te yüzde 46,3 olan işgücüne katılım oranının, 2012 sonu itibariyle yüzde 50'ye çıktığını dile getiren Çelik, Mart 2013 itibariyle yüzde 50,2 olduğunu bildirdi. Çelik, 2004'te kadınlarda 23,3 olan işgücüne katılma oranının, 2012 sonu itibariyle yüzde 29,5'e yükseldiğini, Mart 2013'te ise bu oranının yüzde 30,2 olduğunu vurguladı.

Çelik, Ulusal İstihdam Stratejisi'ni hazırladıklarına işaret ederek, hedeflerinin, 2023'te kadınların işgücüne katılma oranının yüzde 38'e yükseltmek olduğunu ifade etti.

Çelik, kamuda engelli memur sayısının 33 bin 369'a çıktığını ifade ederek, kamuda 21 bin 496 engelli memur kadrosunun boş bulunduğunu, bunun en kısa zamanda doldurulması çalışmalarının sürdüğünü bildirdi. Çelik, açık işçi kontenjanının ise 24 bin 25 olduğunu vurguladı.

İşsizlik Sigortası Fonu'nda Haziran 2013 itibariyle 64 milyar 553 milyon 35 bin 447 lira bulunduğunu belirten Çelik, fondan yapılan gider toplamının ise 22 milyar 982 milyon 203 bin 955 lira olduğunu bildirdi.

Çelik, 2002-2013 arasında işsizlik ödeneği için 3 milyon 922 bin 968 başvuru yapıldığını, bunlardan kanunun aradığı şartları taşıyan 2 milyon 973 bin 131 kişinin ödenek almaya hak kazandığını, 6 milyar 32 milyon 453 bin lira ödeme yapıldığını kaydetti.

Bu yıl sonuna doğru Çalışma Meclisi'ni toplamayı hedeflediklerini dile getiren Çelik, bu toplantının altyapı çalışmalarını, sosyal tarafların katılımıyla başladığını söyledi.

Bakan Çelik, kayıtdışı istihdamla mücadeleyi kararlılıkla sürdürdüklerine işadet ederek, "Bu kapsamda 2008'den Nisan 2013'e kadar 1 milyon 517 bin 186 kişinin kayıt dışı çalıştığı tespit edildi, kayıt altına alındı. Ayrıca 94 bin 588 işyeri kayıt altına alındı. 2004'te yüzde 50,1 olan kayıtdışı istihdam oranı 2012 sonu itibariyle yüzde 39'a geriledi, Mart 2013'te yüzde 36,8'e geriledi" dedi.

İş kazaları sonucunda 2002 -2012 yılları arasında 12 bin 437 vatandaşın hayatını kaybettiğine işaret eden Çelik, "2002'den bu yana işyeri sayısında yüzde 111,4, işçi sayısında yüzde 128,5 artış olmasına rağmen 100 bin işçide ölüm oranı 16,8'den 8,6'ya geriledi. Bu oran AB'de 3,4 seviyesindedir. Bu oran İsveç'te 1,5, Almanya'da 2, Fransa'da 2, İtalya'da 4 düzeyindedir. Son 10 yılda iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulmadığı için işyerlerine 326, 3 milyon lira idari para cezası verildi" diye konuştu.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***