2007-04-23 - 11:00
TBMM'nin açılışın 87. yıldönümü dolayısıyla Birinci Meclis binasında düzenlenen törende bir konuşma yapan Meclis Başkanı Arınç "Böylesi anlamlı bir günde, kurucu iradenin taşıdığı heyecan ve ruhu aynı tazelik ve kararlılıkla tüm benliğimde hissediyor, Milli Egemenliğimizin ebediyen payidar kalacağını buradan bütün dünyaya duyurmak istiyorum." dedi.
TBMM Başkanı Arınç, Birinci Meclis'te farklı seslerin hepsinin "milli orkestranın" bir
parçası olduğunu belirterek "Burada herkesten farklı bir ses çıkar ama onların
seslerinin tümü milli orkestranın özgürlük marşına dönüşürdü." dedi.
TBMM'nin açılışın 87. yıldönümü dolayısıyla Birinci Meclis binasında düzenlenen
törende bir konuşma yapan TBMM Başkanı Arınç "Böylesi anlamlı bir günde, kurucu
iradenin taşıdığı heyecan ve ruhu aynı tazelik ve kararlılıkla tüm benliğimde hissediyor,
Milli Egemenliğimizin ebediyen payidar kalacağını buradan bütün dünyaya duyurmak
istiyorum." dedi.
Konuşmasında bundan tam 87 yıl önce, bu mütevazi mekanda, milletimizin tarih
yolculuğundaki en şerefli sayfaların yazıldığını ifade eden Arınç "Esarete karşı
verilen milli mücadelenin en çetin günlerinde yokluklar, imkansızlıklar içerisinde
yapılan seçimler sonucunda ortaya çıkan milli irade burada hayat buluyordu. Büyük
Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün davetiyle bu taş binaya toplanan kahramanlar,
tüm sevdikleriyle helalleşerek adeta ölüme gider gibi geldiler. Ya bu Millet
esaretten kurtularak bağımsızlığını kazanacak ya da tüm Meclis üyeleri hep
birlikte cephede öleceklerdi." dedi.
"BAĞIMSIZLIK SERÜVENİMİZİN ÖZETİ GİBİDİR"
Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Yüreklerinde çarpan vatan sevgisiyle, gözlerinde parlayan bağımsızlık ışığıyla
korkusuzca geldiler Ankara'ya. Yıkık dökük vatanın her köşesinden, Milletin acılı
bağrından çıkarak buraya ulaşan her milletvekili beraberinde yarının bağımsız
Türkiyesi'ne dair yeni umutlar, hayaller ve mücadele azmi getiriyordu.
Ölümün eşlik ettiği dikenli yollardan, birbirinden çetin badireler atlatarak Ankara'ya
gelenleri burada sorunlar yumağı bekliyordu. Ne kalacakları lüks oteller, ne
oturacakları zengin sofralar vardı. Kalacak yer sorunu, Darülmuallimin
Mektebi'nin sınıflarında yan yana dizilerek hazırlanan yer yataklarıyla çözüldü.
Bir grup milletvekilli ise bizzat aşçılık yaprak yemek sorununu çözdü.
Milletimizin hafızasında demokrasi anıtı gibi duran bu binanın hikayesi, aynı
zamanda bağımsızlık serüvenimizin özeti gibidir.
Çevredeki okullardan toplanan bu tahta sıralarda oturan bağımsızlık fedaileri,
kahvelerden getirilen gaz lambalarının titrek ışıkları altında aslında bir milletin
kaderine karar veriyordu. Görevli milletvekillerinin tören veya yabancı kabullerde
üstlerine giyecek koyu renk elbiseleri olmadığından, Hamdullah Suphi Bey'e ait
tek kıyafet, gerektiğinde kullanılmak üzere Meclis'in girişindeki odada asılı duruyordu."
"MECLİS ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN BEYNİ OLDU"
İlk Meclis'in bir 'Mütevaziler Meclisi' olduğunu kaydeden Arınç bu Meclis'in
tüm sadeliğine karşın devleti, ordusu, ekonomisi ve her şeyiyle çöktüğü sanılan
bir milletin yeniden dirilişinin adresi olduğunu söyledi.
Bunun dünyada eşine az rastlanır bir durum olduğunu vurgulayan Arınç bundan
dolayı da mücadeleyi yürüten ve Cumhuriyetimizi kuran özgürlük sevdalılarının
Birinci Meclis'e "Gazi" ünvanı verdiklerini kaydetti.
"Bağımsızlık mücadelesinin kalbinden, ülkenin kaderine millet iradesinin el koyduğu
tüm dünyaya duyuruluyordu." şeklinde konuşan Arınç "Memleketin alınyazısını elinde
tutan Meclis, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın liderliğinde milletimizin önünde yepyeni
ufuklar açarak, başlatılan özgürlük mücadelesinin beyni oldu." dedi.
"SİYASİ TARİHİMİZİN EN EŞSİZ DEMOKRASİ VESİKALARI"
Birinci Meclis'in yapısına ve çalışma özelliklerine dikkat çeken Arınç konuşmasını
şöyle sürdürdü:
"Meclis tüm halk kesimlerinin, hemen hemen tüm mesleklerin tamamının temsil
edildiği bir mozaik yapıya sahipti. Devlet memurlarından işçilere, esnaflardan
çiftçilere, din adamlarından aşiret reislerine, gazetecilerden asker, şair ve
avukatlara kadar herkes bu Meclis'teydi. Burada farklı sesler vardı ama
hepsi "milli orkestranın" bir parçasıydı. Burada herkesten farklı bir ses çıkar
ama onların seslerinin tümü milli orkestranın özgürlük marşına dönüşürdü. Burası
ülkenin her deseninin özgürce hayat bulduğu ve kendisini ifade ettiği
"Farklılıklar Meclisi"ydi. Onlar; kökenleri, fikirleri, meslekleri farklı; ama amaçları,
hayalleri ortak, özgürlük erleriydi. Hepsinin farklılıklarını birliğe dönüştüren neden,
beraber yaşadıkları işgal altındaki vatanlarının bağımsızlığa kavuşmasıydı. Çünkü
onlar "söz konusu olan vatansa gerisi ayrıntıdır" anlayışına sahip insanlardı. Yapılan
konuşmalar ve tartışmalar siyasi tarihimizin belki de en eşsiz demokrasi vesikalarıdır.
Ülkenin o dönem yetiştirdiği fikri en keskin, öz güveni en yüksek, cesur ve gözüpek
insanlarıydı onlar. En hararetli tartışmaları en olgun şekilde yaparak parlamenter
hayatımızda örnek oldular."
"MECLİS'İN DEMOKRATİK KİMLİĞİNİN BELGESİ"
İlk Meclis'in görev süresi içerisinde üç yıl boyunca çıkardığı 338 kanun ve verdiği
389 kararla en kritik dönemde ülkenin önünü açtığını ifade eden Arınç "Denetim
görevini de etkin bir şekilde yerine getiren Birinci Meclis'te, verilen 733 soru, 91
gensoru önergesinin çoğu sonuçlandırılmıştır. Tüm bunlar Milletimizin düşünen
beyni olan Birinci Meclis'in demokratik kimliğinin belgesidir." Diye konuştu.
Özellikle gizli celselerde yapılan sert tartışmaların demokratik olgunlukla karşılandığını
belirten Arınç "Dışarıya karşı birlik görüntüsü verilmeye özen gösterilmiştir. Onlar
tartışmaktan korkmazdı. Tartışmanın zenginlik olduğunu bilirlerdi." Dedi.
Meclis çatısı altında toplananların Anadolu'yu karış karış dolaşarak, Milli
Mücadelemizin tohumlarını nasıl attığını ve bağımsızlığımızın bu şuurla nasıl
kazanıldığının çok iyi bilindiğine işaret eden Arınç "Buradan ilham alan Milletimiz,
ard arda bağımsızlığımızın kilometre taşı olan eşsiz zaferler kazandı. Önce Birinci
ve İkinci İnönü zaferleri, ardından Sakarya ve Başkumandanlık Meydan Muharebeleriyle
destanlar yazıldı. Kazanılan bu zaferlerin ardından yeni ve güçlü bir genç cumhuriyet,
parıltılar saçarak doğdu." diye konuştu.
MUTABAKAT MECLİSİ...
Meclis'in "Mutabakat Meclisi olduğuna işaret eden Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Mutabık kaldıkları konular söz konusu olduğunda ayrılıklar asla konuşulmazdı. Bu,
özgürlük için savaş vermek üzerine bir mutabakattı. Üzerinde ittifak ettikleri, uğruna
canlarını ortaya koydukları, millet iradesi konusunda bir mutabakattı. Bu mutabakat,
insanların kendine ait özel fikirlerinden vazgeçerek değil, kendi görüşlerini koruyarak
ama ortak bir hedef için birleşmeydi. Milletimizi buhranlı günlerden selametle çıkaran
ve yeni bir başlangıç fırsatı sağlayan kavram bu mutabakattır. O çetin günlerde
ülkemizin önünü açan bu kavrama bugün de ihtiyacımız var. Tıpkı onlar gibi
farklılıklarımızı gerginliklerin nedeni değil; milletimizi zenginleştiren, birbirimize
kenetleyen, birlik beraberliğimizi güçlendiren unsurlar olarak görmeliyiz.
Geleneksel korkuların, vehimlerin, ön yargıların zihinlerimize kazınmış sevimsiz
imajlarından, muasır medeniyet hedefimize koşmamızı engelleyen korku prangalarından
kurtulmalıyız."
Birinci Meclis'in oluşum biçimiyle, amaçlarını gerçekleştirmekte gösterdiği kararlılıkla,
demokratik yapısıyla, özverisiyle tarihimizdeki şerefli yerini aldığını belirten Arınç
aradan geçen 87 yılın ardından Mustafa Kemal Atatürk'ün
önderliğinde Birinci Meclisi oluşturan vefakar Anadolu evlatlarının çizdiği
yolda emin adımlarla ve kararlılıkla yürüdüklerini kaydetti.
"MECLİSİMİZ KURUCU İRADEDEN İLHAM VE GÜÇ ALMAYA DEVAM EDECEKTİR"
"Kurtuluş mücadelesini yürüten, daha demokratik bir yaşam için reformlar yapan
ve ülkemizin geleceği için kararlar veren bir Meclis'e sahip olduğumuz için gururluyuz,
mutluyuz." Diye konuşan Arınç konuşmasını şöyle tamamladı: "Meclisimiz ve aziz
milletimiz bugün de kurucu iradeden ilham ve güç almaya devam etmektedir. Büyük
Önder, ülkemizin bağımsızlığını sembolleştiren, bayraklaştıran bu tarihi günü
çocuklarımıza bayram olarak hediye etmiştir. Bu bayram bir taraftan Türkiye
Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı, egemenliğin ilan edildiği anlamlı gün; diğer
taraftan yarının büyükleri, geleceğin güvencesi çocuklar için bir şenliktir. Çocuklara
armağan edilen tek bayram olma özelliğini taşıyan 23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti'nin
onların omuzlarında yükseleceğine olan inancın ifadesidir. Bu vesileyle aydınlık
yarınlarımızı kucaklayan çocuklarımız başta olmak üzere tüm milletimizin ve
sizlerin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını en içten dileklerimle
kutluyorum. Böylesi anlamlı bir günde, kurucu iradenin taşıdığı heyecan ve
ruhu aynı tazelik ve kararlılıkla tüm benliğimde hissediyor, Milli Egemenliğimizin
ebediyen payidar kalacağını buradan bütün dünyaya duyurmak istiyorum.
Türkiye Cumhuriyeti'nin milli irade ve halk egemenliği üzerine kurulması için ilk
adımı atan başta Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm
kahramanlara Meclisimiz adına minnet ve şükranlarımı sunuyorum.
Bize üzerinde özgürce yaşadığımız bu ülkeyi bırakmak uğruna hayatlarını
kaybedenleri rahmet ve saygıyla anıyor, hepinize katılımlarınız nedeniyle
teşekkür ediyorum."
ARINÇ ÖZEL DEFTERİ İMZALADI
Konuşmasının ardından, Birinci Millet Meclisi Özel Defteri'ni de imzalayan
Arınç, deftere şunları yazdı:
''Bağımsızlık ışığının tüm yurda yayıldığı, Türkiye Cumhuriyeti'nin
temellerinin atıldığı ve milli iradenin sesinin bütün dünyaya duyurulduğu bu yüce
çatı altında bulunmaktan heyecan ve gurur duyuyoruz.
23 Nisan 1920'de bu mütevazi binada açılan Birinci Meclis, Gazi Mustafa
Kemal Atatürk'ün önderliğinde yokluklar ve güçlükler içinde Milli Mücadeleyi
yönetmiş ve zafere taşımıştır.
TBMM'nin ordu dahi kurulmadan açılması, ülkenin her yanından binbir
zorluklarla Ankara'ya ulaşan kahramanların, mili iradeye verdiği önemin en açık
göstergesidir.
Gazi Meclis'in ortaya koyduğu bu destansı bağımsızlık ruhu, Türk milletinin
en önemli ilham kaynağı olarak geleceğimize her zaman ışık tutacaktır.
Bu coşkulu günde, kurucu iradenin taşıdığı heyecan ve ruhu aynı tazelik ve
kararlılıkla tüm benliğimizde hissettiğimizi ifade etmek isterim.
Milletimizi tarih sahnesinden silmek isteyenlere karşı en güçlü cevabı veren
İlk Meclisimizin kurucusu başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu
Meclisin açılmasına, yaşamasına ve bugüne gelmesine emek veren herkesi rahmet ve
saygıyla anıyorum.''
Törene, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Devlet bakanları Ali
Babacan, Beşir Atalay, Mehmet Aydın, Kürşad Tüzmen, Adalet Bakanı Cemil Çiçek,
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Hava Kuvvetleri Komutanı
Orgeneral Faruk Cömert, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, TBMM
üyeleri, siyasi partilerin temsilcileri ve davetliler katıldı.
Tören, Ankara Kulübü Derneği seğmenlerinin gösterisi ile son buldu.
NOT: TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın Birinci Meclis Binası'nda yaptığı konuşmasının tam
metnine haberin "İlgili Dökümanlar" bölümünden ulaşabilirsiniz.
parçası olduğunu belirterek "Burada herkesten farklı bir ses çıkar ama onların
seslerinin tümü milli orkestranın özgürlük marşına dönüşürdü." dedi.
TBMM'nin açılışın 87. yıldönümü dolayısıyla Birinci Meclis binasında düzenlenen
törende bir konuşma yapan TBMM Başkanı Arınç "Böylesi anlamlı bir günde, kurucu
iradenin taşıdığı heyecan ve ruhu aynı tazelik ve kararlılıkla tüm benliğimde hissediyor,
Milli Egemenliğimizin ebediyen payidar kalacağını buradan bütün dünyaya duyurmak
istiyorum." dedi.
Konuşmasında bundan tam 87 yıl önce, bu mütevazi mekanda, milletimizin tarih
yolculuğundaki en şerefli sayfaların yazıldığını ifade eden Arınç "Esarete karşı
verilen milli mücadelenin en çetin günlerinde yokluklar, imkansızlıklar içerisinde
yapılan seçimler sonucunda ortaya çıkan milli irade burada hayat buluyordu. Büyük
Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün davetiyle bu taş binaya toplanan kahramanlar,
tüm sevdikleriyle helalleşerek adeta ölüme gider gibi geldiler. Ya bu Millet
esaretten kurtularak bağımsızlığını kazanacak ya da tüm Meclis üyeleri hep
birlikte cephede öleceklerdi." dedi.
"BAĞIMSIZLIK SERÜVENİMİZİN ÖZETİ GİBİDİR"
Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Yüreklerinde çarpan vatan sevgisiyle, gözlerinde parlayan bağımsızlık ışığıyla
korkusuzca geldiler Ankara'ya. Yıkık dökük vatanın her köşesinden, Milletin acılı
bağrından çıkarak buraya ulaşan her milletvekili beraberinde yarının bağımsız
Türkiyesi'ne dair yeni umutlar, hayaller ve mücadele azmi getiriyordu.
Ölümün eşlik ettiği dikenli yollardan, birbirinden çetin badireler atlatarak Ankara'ya
gelenleri burada sorunlar yumağı bekliyordu. Ne kalacakları lüks oteller, ne
oturacakları zengin sofralar vardı. Kalacak yer sorunu, Darülmuallimin
Mektebi'nin sınıflarında yan yana dizilerek hazırlanan yer yataklarıyla çözüldü.
Bir grup milletvekilli ise bizzat aşçılık yaprak yemek sorununu çözdü.
Milletimizin hafızasında demokrasi anıtı gibi duran bu binanın hikayesi, aynı
zamanda bağımsızlık serüvenimizin özeti gibidir.
Çevredeki okullardan toplanan bu tahta sıralarda oturan bağımsızlık fedaileri,
kahvelerden getirilen gaz lambalarının titrek ışıkları altında aslında bir milletin
kaderine karar veriyordu. Görevli milletvekillerinin tören veya yabancı kabullerde
üstlerine giyecek koyu renk elbiseleri olmadığından, Hamdullah Suphi Bey'e ait
tek kıyafet, gerektiğinde kullanılmak üzere Meclis'in girişindeki odada asılı duruyordu."
"MECLİS ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN BEYNİ OLDU"
İlk Meclis'in bir 'Mütevaziler Meclisi' olduğunu kaydeden Arınç bu Meclis'in
tüm sadeliğine karşın devleti, ordusu, ekonomisi ve her şeyiyle çöktüğü sanılan
bir milletin yeniden dirilişinin adresi olduğunu söyledi.
Bunun dünyada eşine az rastlanır bir durum olduğunu vurgulayan Arınç bundan
dolayı da mücadeleyi yürüten ve Cumhuriyetimizi kuran özgürlük sevdalılarının
Birinci Meclis'e "Gazi" ünvanı verdiklerini kaydetti.
"Bağımsızlık mücadelesinin kalbinden, ülkenin kaderine millet iradesinin el koyduğu
tüm dünyaya duyuruluyordu." şeklinde konuşan Arınç "Memleketin alınyazısını elinde
tutan Meclis, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın liderliğinde milletimizin önünde yepyeni
ufuklar açarak, başlatılan özgürlük mücadelesinin beyni oldu." dedi.
"SİYASİ TARİHİMİZİN EN EŞSİZ DEMOKRASİ VESİKALARI"
Birinci Meclis'in yapısına ve çalışma özelliklerine dikkat çeken Arınç konuşmasını
şöyle sürdürdü:
"Meclis tüm halk kesimlerinin, hemen hemen tüm mesleklerin tamamının temsil
edildiği bir mozaik yapıya sahipti. Devlet memurlarından işçilere, esnaflardan
çiftçilere, din adamlarından aşiret reislerine, gazetecilerden asker, şair ve
avukatlara kadar herkes bu Meclis'teydi. Burada farklı sesler vardı ama
hepsi "milli orkestranın" bir parçasıydı. Burada herkesten farklı bir ses çıkar
ama onların seslerinin tümü milli orkestranın özgürlük marşına dönüşürdü. Burası
ülkenin her deseninin özgürce hayat bulduğu ve kendisini ifade ettiği
"Farklılıklar Meclisi"ydi. Onlar; kökenleri, fikirleri, meslekleri farklı; ama amaçları,
hayalleri ortak, özgürlük erleriydi. Hepsinin farklılıklarını birliğe dönüştüren neden,
beraber yaşadıkları işgal altındaki vatanlarının bağımsızlığa kavuşmasıydı. Çünkü
onlar "söz konusu olan vatansa gerisi ayrıntıdır" anlayışına sahip insanlardı. Yapılan
konuşmalar ve tartışmalar siyasi tarihimizin belki de en eşsiz demokrasi vesikalarıdır.
Ülkenin o dönem yetiştirdiği fikri en keskin, öz güveni en yüksek, cesur ve gözüpek
insanlarıydı onlar. En hararetli tartışmaları en olgun şekilde yaparak parlamenter
hayatımızda örnek oldular."
"MECLİS'İN DEMOKRATİK KİMLİĞİNİN BELGESİ"
İlk Meclis'in görev süresi içerisinde üç yıl boyunca çıkardığı 338 kanun ve verdiği
389 kararla en kritik dönemde ülkenin önünü açtığını ifade eden Arınç "Denetim
görevini de etkin bir şekilde yerine getiren Birinci Meclis'te, verilen 733 soru, 91
gensoru önergesinin çoğu sonuçlandırılmıştır. Tüm bunlar Milletimizin düşünen
beyni olan Birinci Meclis'in demokratik kimliğinin belgesidir." Diye konuştu.
Özellikle gizli celselerde yapılan sert tartışmaların demokratik olgunlukla karşılandığını
belirten Arınç "Dışarıya karşı birlik görüntüsü verilmeye özen gösterilmiştir. Onlar
tartışmaktan korkmazdı. Tartışmanın zenginlik olduğunu bilirlerdi." Dedi.
Meclis çatısı altında toplananların Anadolu'yu karış karış dolaşarak, Milli
Mücadelemizin tohumlarını nasıl attığını ve bağımsızlığımızın bu şuurla nasıl
kazanıldığının çok iyi bilindiğine işaret eden Arınç "Buradan ilham alan Milletimiz,
ard arda bağımsızlığımızın kilometre taşı olan eşsiz zaferler kazandı. Önce Birinci
ve İkinci İnönü zaferleri, ardından Sakarya ve Başkumandanlık Meydan Muharebeleriyle
destanlar yazıldı. Kazanılan bu zaferlerin ardından yeni ve güçlü bir genç cumhuriyet,
parıltılar saçarak doğdu." diye konuştu.
MUTABAKAT MECLİSİ...
Meclis'in "Mutabakat Meclisi olduğuna işaret eden Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Mutabık kaldıkları konular söz konusu olduğunda ayrılıklar asla konuşulmazdı. Bu,
özgürlük için savaş vermek üzerine bir mutabakattı. Üzerinde ittifak ettikleri, uğruna
canlarını ortaya koydukları, millet iradesi konusunda bir mutabakattı. Bu mutabakat,
insanların kendine ait özel fikirlerinden vazgeçerek değil, kendi görüşlerini koruyarak
ama ortak bir hedef için birleşmeydi. Milletimizi buhranlı günlerden selametle çıkaran
ve yeni bir başlangıç fırsatı sağlayan kavram bu mutabakattır. O çetin günlerde
ülkemizin önünü açan bu kavrama bugün de ihtiyacımız var. Tıpkı onlar gibi
farklılıklarımızı gerginliklerin nedeni değil; milletimizi zenginleştiren, birbirimize
kenetleyen, birlik beraberliğimizi güçlendiren unsurlar olarak görmeliyiz.
Geleneksel korkuların, vehimlerin, ön yargıların zihinlerimize kazınmış sevimsiz
imajlarından, muasır medeniyet hedefimize koşmamızı engelleyen korku prangalarından
kurtulmalıyız."
Birinci Meclis'in oluşum biçimiyle, amaçlarını gerçekleştirmekte gösterdiği kararlılıkla,
demokratik yapısıyla, özverisiyle tarihimizdeki şerefli yerini aldığını belirten Arınç
aradan geçen 87 yılın ardından Mustafa Kemal Atatürk'ün
önderliğinde Birinci Meclisi oluşturan vefakar Anadolu evlatlarının çizdiği
yolda emin adımlarla ve kararlılıkla yürüdüklerini kaydetti.
"MECLİSİMİZ KURUCU İRADEDEN İLHAM VE GÜÇ ALMAYA DEVAM EDECEKTİR"
"Kurtuluş mücadelesini yürüten, daha demokratik bir yaşam için reformlar yapan
ve ülkemizin geleceği için kararlar veren bir Meclis'e sahip olduğumuz için gururluyuz,
mutluyuz." Diye konuşan Arınç konuşmasını şöyle tamamladı: "Meclisimiz ve aziz
milletimiz bugün de kurucu iradeden ilham ve güç almaya devam etmektedir. Büyük
Önder, ülkemizin bağımsızlığını sembolleştiren, bayraklaştıran bu tarihi günü
çocuklarımıza bayram olarak hediye etmiştir. Bu bayram bir taraftan Türkiye
Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı, egemenliğin ilan edildiği anlamlı gün; diğer
taraftan yarının büyükleri, geleceğin güvencesi çocuklar için bir şenliktir. Çocuklara
armağan edilen tek bayram olma özelliğini taşıyan 23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti'nin
onların omuzlarında yükseleceğine olan inancın ifadesidir. Bu vesileyle aydınlık
yarınlarımızı kucaklayan çocuklarımız başta olmak üzere tüm milletimizin ve
sizlerin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını en içten dileklerimle
kutluyorum. Böylesi anlamlı bir günde, kurucu iradenin taşıdığı heyecan ve
ruhu aynı tazelik ve kararlılıkla tüm benliğimde hissediyor, Milli Egemenliğimizin
ebediyen payidar kalacağını buradan bütün dünyaya duyurmak istiyorum.
Türkiye Cumhuriyeti'nin milli irade ve halk egemenliği üzerine kurulması için ilk
adımı atan başta Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm
kahramanlara Meclisimiz adına minnet ve şükranlarımı sunuyorum.
Bize üzerinde özgürce yaşadığımız bu ülkeyi bırakmak uğruna hayatlarını
kaybedenleri rahmet ve saygıyla anıyor, hepinize katılımlarınız nedeniyle
teşekkür ediyorum."
ARINÇ ÖZEL DEFTERİ İMZALADI
Konuşmasının ardından, Birinci Millet Meclisi Özel Defteri'ni de imzalayan
Arınç, deftere şunları yazdı:
''Bağımsızlık ışığının tüm yurda yayıldığı, Türkiye Cumhuriyeti'nin
temellerinin atıldığı ve milli iradenin sesinin bütün dünyaya duyurulduğu bu yüce
çatı altında bulunmaktan heyecan ve gurur duyuyoruz.
23 Nisan 1920'de bu mütevazi binada açılan Birinci Meclis, Gazi Mustafa
Kemal Atatürk'ün önderliğinde yokluklar ve güçlükler içinde Milli Mücadeleyi
yönetmiş ve zafere taşımıştır.
TBMM'nin ordu dahi kurulmadan açılması, ülkenin her yanından binbir
zorluklarla Ankara'ya ulaşan kahramanların, mili iradeye verdiği önemin en açık
göstergesidir.
Gazi Meclis'in ortaya koyduğu bu destansı bağımsızlık ruhu, Türk milletinin
en önemli ilham kaynağı olarak geleceğimize her zaman ışık tutacaktır.
Bu coşkulu günde, kurucu iradenin taşıdığı heyecan ve ruhu aynı tazelik ve
kararlılıkla tüm benliğimizde hissettiğimizi ifade etmek isterim.
Milletimizi tarih sahnesinden silmek isteyenlere karşı en güçlü cevabı veren
İlk Meclisimizin kurucusu başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu
Meclisin açılmasına, yaşamasına ve bugüne gelmesine emek veren herkesi rahmet ve
saygıyla anıyorum.''
Törene, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Devlet bakanları Ali
Babacan, Beşir Atalay, Mehmet Aydın, Kürşad Tüzmen, Adalet Bakanı Cemil Çiçek,
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Hava Kuvvetleri Komutanı
Orgeneral Faruk Cömert, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, TBMM
üyeleri, siyasi partilerin temsilcileri ve davetliler katıldı.
Tören, Ankara Kulübü Derneği seğmenlerinin gösterisi ile son buldu.
NOT: TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın Birinci Meclis Binası'nda yaptığı konuşmasının tam
metnine haberin "İlgili Dökümanlar" bölümünden ulaşabilirsiniz.
