2011-02-08 - 12:43
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Hiç kimsenin KKTC üzerinden istismara kalkışmamasını'' isteyerek, ''Türkiye, Kıbrıs meselesinde bir garantör ülkedir; KKTC'li kardeşlerine destek vermeye devam edecektir ama hiçbir spekülasyona da prim vermeyecektir'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ''Hiç kimsenin KKTC üzerinden istismara kalkışmamasını'' isteyerek,
''Türkiye, Kıbrıs meselesinde bir garantör ülkedir; KKTC'li kardeşlerine destek
vermeye devam edecektir ama hiçbir spekülasyona da prim vermeyecektir'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Ankara'daki
OSTİM ve İvedik organize sanayi bölgeleri ile Antalya'da meydana gelen
patlamalarda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır ve
başsağlığı, yaralananlara da acil şifa dileğinde bulundu.

Ankara'da bir gün içerisinde iki ayrı iş yerinde patlama olduğunu ve 20
vatandaşın hayatını kaybettiğini anımsatan Erdoğan, ''Dün de Antalya'daki
patlamada iki vatandaşımız, kardeşimiz kişi şehit oldu, hayatını kaybetti. İş
sağlığı ve güvenliği konusunda yapılan tüm çalışmalara rağmen maalesef bu tür acı
olayların önüne bütünüyle geçmek mümkün olmuyor. Elbette, ilgili tüm kurumlar, bu
acı olaylardan gerekli dersleri çıkararak, nerede hata, ihmal olduğunu tespit
edecek açığı kapatmak için daha farklı bir gayretle ortaya çalışmalarını
koyacaklardır'' diye konuştu.

Sendikalar ve işverenlerden iş sağlığı ve güvenliği konusunda çok daha
hassas olmalarını isteyen Erdoğan, bu tür olayların tekrarlanmaması için
denetimlerin sıklaştırıldığını, tavizsiz şekilde eksiklerin üzerine gittiklerini
ifade etti. Erdoğan, ''Ancak, takdir edersiniz ki her iş yerini her an
denetlemek, her an gözlemek mümkün değil. İşçilerimizin, işverenlerimizin 'bana
bir şey olmaz' anlayışından artık sıyrılarak muhtemel her vaka için önceden
tedbir almalarını, uyarılara azami ölçüde dikkat göstermelerini bekliyoruz''
dedi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin bu yılın Ocak ayında 1969 yılından bu yana
görülen en düşük enflasyon oranının gerçekleştiğini belirterek, sözlerine şöyle
devam etti:

''Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, ihracatımız da Ocak
ayında 2010 yılının Ocak ayına göre yüzde 23 oranında arttı. Sadece Ocak ayı için
söylüyorum, ihracatımız 9 milyar 655 milyon dolar olarak gerçekleşti. Önemli bir
ayrıntıyı da dikkatlerinize sunuyorum. Bunu çok önemsiyorum. Güneydoğu Anadolu
Bölgemizden Ocak ayında yapılan ihracat rekor bir seviyeye ulaşarak 500 milyon
dolar oldu. Geçen yılın Ocak ayında 346 milyon dolardı. Yani geçen yıla göre bu
yıl yüzde 45 oranında artış sağlandı. Bu bölgemizden yapılan ihracat
sıralamasında, ilk sırayı Orta Doğu ülkeleri alırken ardından AB ülkeleri ve
Afrika ülkeleri yer aldı. Ülke olarak da Irak, İtalya, ve Suriye ilk sıralarda
yer aldılar. Bu vesileyle bir kez daha tüm ihracatçılarımıza, üreticilerimize,
işçilerimize bu sevindirici rakamlardan dolayı şahsım, milletim adına
şükranlarımı sunuyorum.

Dün de 2010 yılı sanayi üretimi oranları açıklandı. Sanayi üretimimiz
beklentilerin çok çok üzerinde. Yüzde 17 oranında artış kaydetti.''

Erdoğan, KKTC'deki gösteriye de değinerek, ''Açılan pankartlar sadece
edep açısından yakışıksız değil, aynı zamanda Kıbrıs Türkünün menfaatlerine zarar
veren, Güney Kıbrıs'ın ekmeğine yağ süren mahiyettedir'' dedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Biz, KKTC idarecileri nezdinde gereken uyarıları yaptık. Ancak
muhalefetin, her konuda olduğu gibi KKTC ile ilgili bu uyarılarımızı da anında
istismar malzemesine dönüştürdüğünü görüyoruz.

Bir kere şunu söylemek zorundayız; KKTC'ye siyasi, ekonomik, diplomatik
anlamda en büyük destek, şu 8 yıllık iktidarımız döneminde olmuştur. AK Parti
iktidarları döneminde bu destek verilmiştir. Bizden önceki iktidarların
hiçbirinde böyle bir destek söz konusu değildir. Kıbrıs davası bu dönemde en
güçlü şekilde savunulmuş, KKTC'nin eli bu dönemde güçlendirilmiş, KKTC
uluslararası platformlarda daha görünür hale gelmiş ve diyalog noktasında da her
zaman aktif olmuştur. Kıbrıs mücadelesi ve çözüm iradesi hiçbir dönemde olmadığı
kadar bu dönemde en güçlü, en kararlı şekilde ortaya konulmuştur.

Hiç kimse KKTC üzerinden istismara kalkışmasın. Hiç kimse Kıbrıs
mücadelesini kendi küçük hesaplarına alet etmesin. Özellikle ana muhalefetiyle
muhalefetiyle kimse bu konuda bizimle yarış edemez. Uluslararası platformda,
Kuzey Kıbrıs'ın hakları bu dönemde ortaya konulduğu kadar hiçbir dönemde
konulmamıştır. Bugüne kadar Kıbrıs davası için hiçbir adım atmayanların, bu
konuda ter dökmeyenlerin; Kıbrıs davasını kendi davası olarak dahi görmeyenlerin
şimdi çıkıp KKTC'yi hatırlamalarının hem Kıbrıs türkünün hem vatandaşlarımızın
vicdanına havale ediyorum.

Kıbrıs, bizim milli davamızdır; bu davadan asla vazgeçmeyecek, çözüm için
mücadele ettiğimiz kadar Kuzey Kıbrıs'ın menfaatlerini korumak için hassasiyetle
çalışmaya devam edeceğiz. KKTC içinde Kıbrıs davasına değil, Kıbrıs Rum kesiminin
ayak oyunlarına hizmet eden her türlü girişim karşısında bizi bulacaktır.

Türkiye her zaman yavru vatanın yanındadır. Türkiye Kıbrıs meselesinde
bir garantör ülkedir, KKTC'li kardeşlerine destek vermeye devam edecektir ama
hiçbir spekülasyona da prim vermeyecektir. Bunu da bu kadar açık söylüyorum. Kim
nereye çekerse çeksin.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ''Silahlı Kuvvetlerine yönelik, 'kartondan bir kağıtmış', 'ABD içini
oymuş' diye orduyu adeta Amerika'nın yönetimine vermiş bir havada gösterme
anlayışı, bir suçtur'' dedi.

Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, isim vermeden CHP
Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum'un sözlerini eleştirdi. ''Bakıyorsunuz,
sıfatı Anayasa hukukçusu olan bir kişi çıkıyor; garip garip şeyler ediyor. Senin
her yerin Anayasa hukukçusu olsa ne yazar'' diyen Erdoğan, bu tür kişilerin
akademisyen ve hukukçu olamayacağını ifade etti.

Erdoğan, ''Bu tür kişiler, olsa olsa elindeki Anayasa kitapçığını
ezberlemiş kişi olarak meydanda dolaşır. Siyasete girdiği anda, işte kral çıplak,
meydana çıkıyor. Siyaset böyle bir şey ve şu anda meydana çıkmış vaziyette''
dedi.

''Söylenen lafların ortada olduğunu'' belirten Erdoğan, şöyle devam
etti:

''Silahlı Kuvvetlerine yönelik, işte 'kartondan bir kağıtmış', öbür
taraftan 'ABD içini oymuş oymuş' diye, orduyu adeta Amerika'nın yönetimine,
Amerika'nın idaresine vermiş bir havada gösterme anlayışı bir suçtur... Ve şu
anda da Zonguldak böyle bir işi başlattı. Ben de buradan aynen bu suç duyurusunu
ilan ediyorum. Ben de buradan özellikle TSK bizimle ilgili bir kuruluştur,
dolayısıyla bu suç duyurusunu yapıyorum. Gereğinin yapılması lazım. Bu
karşılıksız kalamaz. Bu karşılıksız kaldığı anda TSK ile futbol topu oynar gibi
oynarlar. Bunun bedeli ödenmelidir, ödettirmelidir. Kimse burada demokratik
süreçle bunu iç içe koyamaz. Hiçbir zaman, TSK'yı, biz herhangi bir ülkenin
yönettiği veya içini boşalttığı gibi bir yaklaşıma prim veremeyiz. Bir karton
kutuya benzetme olayına prim veremeyiz, vermemeliyiz. Buna yönelik adımların da
özellikle savcılarımız tarafından atılmasının gereğini burada özellikle
vurguluyorum.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, geçen hafta yaptığı Kırgızistan ziyareti hakkında bilgi verdi.
Ziyaretin, Türkiye-Kırgızistan ilişkileri noktasında tarihi dönüm noktası olacağı inancını dile getiren Erdoğan,
Kırgızistan'da istikrarın devamı noktasında her türlü desteği sağlamaya devam
edeceklerini, maddi ve manevi olarak hem ülkenin yeniden yapılanması hem de huzur
ve istikrar içinde büyümesi için kardeş ülke olarak her zaman yanlarında
olacağını söyledi. Erdoğan, ''Hatta Rusya Federasyonu ile birlikte, üçlü olarak
da Kırgızistan'a yönelik bazı projelerimizin olması noktasında, önümüzdeki ay
Moskova'ya yapacağımız ziyarette gündeme getireceğiz'' diye konuştu.

Tarihe tanıklık ettikleri bir başka gelişmenin, Türkiye-Suriye sınırında,
Asi nehrinin kenarında gerçekleştirildiğini, bunun çok önemli bir adım olduğunu
belirten Erdoğan, Asi nehri üzerinde bir baraj inşa etmenin, 8. Cumhurbaşkanı
Turgut Özal'ın hedefleri arasında bulunduğunu, ancak bu hayalin o dönemde
gerçekleşmediğini, hükümet olarak bunun peşine düştüklerini anlattı.

Gerekli girişimlerin sonuç verdiğine işaret eden Erdoğan, barajın
temellerinin atıldığını, törenin tarihi bir nitelik arz ettiğini vurguladı.
Erdoğan, ''Türkiye ile Suriye arasında sınırı çizen Asi nehri, artık bizi
birbirimizden ayıran bir nehir olmaktan çıkıyor, tam tersine bizi birbirimize
kavuşturan, kucaklaştıran bir nehir hüviyetine bürünüyor. Dostluk barajı
tamamlandığında üretilen elektriği paylaşacak, topraklarımızı bu barajdan ortak
olarak sulayacak, tarım arazilerini taşkınlardan korumuş olacağız'' dedi.

Erdoğan, gelecek yıl 6 Şubatta gövdeyi bitireceklerini ve barajın su
tutmaya başlamış olacağını, ondan sonraki bir yıl içinde, 6 Şubat 2013'de
elektrik ve sulama aşaması sözünü aldıklarını bildirdi.

Temel atma töreninin ardından Halep'te Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad
ile görüştüğünü hatırlatan Erdoğan, bölgesel konuları tüm boyutlarıyla masaya
yatırdıklarını, görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi. Esad ile birçok
konuda fikir birliği içinde olduklarını görmekten memnuniyet duyduğunu ifade eden
Erdoğan, görüşmenin ana gündem maddelerinden birini, Mısır ve Tunus'taki
olayların oluşturduğunu bildirdi.

''Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki bölgede meydana gelen her bir olay,
doğrudan ya da dolaylı olarak bölgenin tamamını etkiliyor'' diyen Erdoğan,
binlerce yıl bir arada yaşamış, kültürleri, gelenekleri inançları bir olan bölge
halklarından birinin başı ağrısa, birinin burnu kanasa bunun diğer ülke ve
halklarda hissedildiğine işaret etti. Filistin'in bunun en somut ve en acı örneği
olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

''Hiç kimse Filistin meselesine iç mesele olarak bakma lüksüne sahip
değil. Filistin, tüm bu coğrafyanın yüreğinde kanayan bir yaradır. Filistin'de
bir halka yönelik baskı, sindirme, zulüm ve insanlık dışı muamele, her an, her
saniye bütün coğrafyada hissedilmiş, Filistin meselesi Filistinlilerin meselesi
olmaktan çıkmıştır, bir insanlık meselesi haline dönüşmüştür. Açıkçası Filistin
meselesi insani boyutuyla bütün Ortadoğu'da siyasi ve ekonomik her denklemin
merkezinde, parantezinde yer almaktadır. Filistin meselesi nasıl bir iç mesele
değilse, nasıl insanlığın, nasıl her birimizin ortak meselesiyse aynı şekilde tüm
bu bölgede halkların arzuları, talepleri, beklentileri, insanca yaşam
haykırışları da hepimizin ortak meselesidir. Biz meseleye ilkesel bakıyoruz. Biz
meseleye insanlık merceğinden, kardeşlik zaviyesinden, dostluk, komşuluk
penceresinden bakıyoruz. Kalp gözümüzle bakıyoruz. Biz ne kimsenin içişlerine
karışmak isteriz ne durumdan vazife çıkarırız ne de kendi kendimize gelin güvey
oluruz. Biz istiyoruz ki bölgemizde huzur, barış, istikrar, güven, refah olsun.
Ortadoğu savaşlardan, çatışmalardan, iç karışıklıklardan, istikrarsızlıktan,
halkın sesine kulak vermeyen anlayıştan çok çekti. Ortadoğu'daki halklar da her
şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Ortadoğu'daki milletlerin de iradeleri
muteberdir, kıymetlidir.''

Mısır'da gelişmeler olurken, bir açık hava hapishanesinde yaşayan Gazze
ve Hamas'ın bütün zor şartlara rağmen Mısır'daki kardeşlerine ekmek ve su
ulaştırdığına dikkati çeken Erdoğan, bunun çok önemli olduğunu vurguladı.
Kendileriyle iletişimin olmadığı bir zeminde Gazzeli Hamas'ın bunu yaptığını, bu
bağın çok önemli olduğunu söyleyen Erdoğan, ''Biz siyaseten, ekonomiden, çıkar
kaygısından tamamen azade olarak Mısır'a ve Mısır halkına tamamen kardeşlik
hukuku içinde gönül bağlarımızı uzattık, uzatıyoruz'' dedi.

Erdoğan, halka rağmen, halka karşı hiçbir iktidarın ayakta kalamayacağını
belirterek, iktidarların görevinin halkın sesine, haykırışına, taleplerine kulak
vermek, gönlünü ve gözünü açmak olduğunu ifade etti. Bu süreçte ABD Başkanı
Barack Obama ile 6 gün içinde 2 görüşmesi olduğunu hatırlatan Erdoğan, sözlerini
şöyle sürdürdü:

''Burada tekrar tekrar ifade etmekte fayda görüyorum; Mısır'da
uluslararası gözlemcilerin denetiminde düzenlenecek serbest ve adil seçimler
yoluyla evrensel, demokratik ilkelere uygun yeni bir hükümete düzenli geçiş
sağlanmalıdır. Geçiş süreci derhal başlamalı ve kısa olmalıdır. Geçici hükümet
ittifakla belirlenmeli ve tüm taraflar açısından kabul edilebilir ve muteber
olmalıdır. Mevcut gösteriler sırasında şiddete başvuranlar, adalete sevk
edilmelidir. Geçiş sürecinin bir yol haritası ve takvimi olmalıdır. Geçiş
sürecinde evrensel ilkelerle uyumlu yeni bir seçim yasası benimsenmelidir.
Mısır'ın geleceği, sadece Mısırlılar tarafından sahiplenip yönlendirilebilir. Ama
oylama yapıldıktan sonra da haftalarca, aylarca bir seçim neticesi açıklanmamalı.
Tam aksine 24 saat, bilemediniz 1 hafta içinde seçim neticelendirilmelidir.
Mısır'da yaşanabilecek açlık gibi insani sıkıntıların, ekonomik sorunların halka
ciddi bir dram yaşatmaması için bir donörler konferansı toplanmalıdır. Mısır'ın
geleceği adına, bölgemizin huzur ve istikrarı adına acilen bu adımlar
atılmalıdır.''

Mısır konusunu iç siyasette malzeme olarak kullanma gayretlerinin son
derece çarpık şekilde devam ettiğini ifade eden Erdoğan, ''Adeta elma ile armudu
birbirine karıştıranlar var. Mısır'daki olaylardan asıl ders alması, asıl ders
çıkarması gerekenler her zaman olduğu gibi almaza yatıyorlar, anlamazdan
geliyorlar. On yıllardır bu ülkede statükoyu, vesayeti, elitizmi savunanlar,
millete 'göbeğini kaşıyan adam, bidon kafalı, yüzde 60'ı aptal diyenler' aynaya
eğer bakarlarsa orada kendi mübarek yüzlerini görür'' diye konuştu.

Erdoğan, milletin, ''1950, 3 Kasım 2002 seçimleri ve özellikle de 12
Eylül 2010'da statükoya, vesayetçi anlayışa, seçkinlere, kendisini tahkir
edenlere en güzel cevabı, en güzel mesajı verdiğini'' belirterek, şöyle dedi:

''Bu mesajı almayanların, almamakta direnenlerin, en azından uluslararası
denklemde nereye tekabül ettiklerini, hangi isimlerle yan yana anıldıklarını
artık görmelerini temenni ediyoruz. Türkiye'de halkın değerlerini, halkın
iradesini küçümseyenler her zaman darbe şakşakçılığı yapmışlar, vesayetçi
anlayışları savunmuşlardır. İşte anamuhalefet partisinin içine düştüğü durum...
Anamuhalefet partisi geçmişinden bugüne darbe şakşakçılığından vazgeçmedi, ne
yazık ki bugün de vazgeçmiyor.'' (12.43)

NOT: HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.