2016-06-14 - 15:43
CHP GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "İnsanları ve insanlığı seven her vatandaşın bu ortak söylemi her ortamda dile getirmesi lazım; terör bir insanlık suçudur. Teröre karşı hepimiz dik durmalıyız, onurlu durmalı ve terörü lanetlemeliyiz." dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "İnsanları ve insanlığı seven her vatandaşın bu ortak söylemi her ortamda dile getirmesi lazım; terör bir insanlık suçudur. Teröre karşı hepimiz dik durmalıyız, onurlu durmalı ve terörü lanetlemeliyiz." dedi.

Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş Sivricehöyük'teki konteyner kent gerginliğine değindi.

Grup salonunda Sivrecehöyük köyünden gelenler bulunduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, "3 bilirkişi raporu var, üçü de sizin lehinize. Umarım yargı bunları dikkate alır ve sizin beklentilerinize uygun bir karar çıkmış olur." ifadesini kullandı.

CHP olarak hiçbir zaman kimseyi ötekileştirmediklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Suriyeli vatandaşlar olsa bile. Onların da sorunlarını çözmek elbette ki bizim ortak görevimiz. Ama onları alıp da toplumun kabul etmediği bir başka yere yerleştirmek, onları sorun olmaktan çıkarıp, sorunun kaynağı haline getirmek asla doğru değil ve bunu kabul etmiyoruz. Siyasi iktidarın çok dikkatli davranması gerekir. Yeni tartışmalara zemin açmaması gerekir. Suriyelilerle vatandaşlarımız arasında bir kavgaya zemin hazırlanmaması lazım. Bu konuda çok dikkatli olunması lazım. En başından söyledik, 'Suriye politikası yanlış, girmeyin. Silah göndermeyin...' dedik. 'Hayır gideceğiz, vuracağız, öldüreceğiz, silah göndereceğiz, 24 saatte gireceğiz, Emevi Camiinde namaz kılacağız' dediler. Bunu dediler, önce Süleyman Şah Türbesini kaçırdılar, biz oraya gitmedik 3 milyon Suriyeli geldi. İzlenen politikanın yanlışlığını görüyor musunuz? Bu politikanın Türkiye'ye getirdiği faturayı görüyor musunuz?"

Sivricehöyük halkının, "biz kendi köyümüzde rahat etmek istiyoruz" dediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Sizin yanınızdayız, sizi sonuna kadar destekleyeceğiz endişeniz olmasın." diye konuştu.

Terör konusunda herkesin duyarlı olması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, terörün bir insanlık suçu olduğunu dile getirdi.

Terör karşı ortak tavır takınılması gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "İnsanları ve insanlığı seven her vatandaşın bu ortak söylemi her ortamda dile getirmesi lazım; terör bir insanlık suçudur. Teröre karşı hepimiz dik durmalıyız, onurlu durmalı ve terörü lanetlemeliyiz." dedi.

Terörün bütün dünya için bir sorun olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Bakın ABD'ye, bir IŞİD militanı girdi çok sayıda Amerikalıyı öldürdü. Bu tablo insanlığın kabul edeceği bir tablo değil. Hangi gerekçeyle öldürüyorsun? Bütün Amerikan vatandaşlarına CHP Grubu'ndan başsağlığı mesajlarımızı gönderiyoruz. Terörden mağdur olanların hepsinin yanındayız. Dünya teröre karşı ortak, net bir tavır takınmalı. Fransa'da bir emniyet müdürü bıçaklanarak öldürüldü, bir IŞİD militanı tarafından öldürüldüğü söyleniyor, bu da doğru değil. Dün Tunceli Ovacık'ta bomba patladı, çok sayıda kardeşimiz ağır yaralandı, onlara da geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz, acil şifalar diliyoruz. Gaziantep'te yine gazeteci arkadaşların IŞİD militanları tarafından darp edildiği haberleri geliyor, onların da yanındayız."

Her gün şehit cenazelerinin geldiğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu, vatandaşlardan kendilerine "Türkiye iyi yönetiliyor mu?" sorusunu sormasını istedi.

Kılıçdaroğlu, "Bu soruyu kendi vicdanlarına sorsunlar. Yönetilmiyorsa, neden yönetilmiyor? Çünkü Türkiye yönetiminde liyakat esası kayboldu. İşi ehline vermek gibi kural yerle bir edildi. Türkiye bir yerlere doğru süratle sürükleniyor, Türkiye yönetilmiyor. Bundan dolayı çok vatandaşımız derin bir endişe içinde." diye konuştu.

Hakim ve savcıların da allak bullak edildiğini savunan Kılıçdaroğlu, bir konuşması nedeniyle ifadeye çağrılmasını hatırlattı.

Kılıçdaroğlu, "Ben bir milletvekiliyim. Dokunulmazlığım vardı, yaptığım bir konuşma dolayısıyla bir savcı beni ifadeye çağırıyor. Anayasayı, yasaları, hukuku çiğniyor, hakim ve savcılar kararnamesi çıkarken bu terfi ettiriliyor. Ahlaka bakar mısınız?" değerlendirmesini yaptı.

Kemal Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Bu kararnameyi imzalayan kişilere sormak istiyorum; hangi ahlaki gerekçeyle, anayasayı açıkça çiğneyen ve tanımayan bir savcıyı terfi ettiriyorsunuz. Sizde hukuk bilgisi var mı acaba? Ben bu soruyu sormak ve sizi eleştirmek durumunda değil miyim? Yaptığınız hangi akla, hukuka sığıyor? Türkiye iyi yönetilmiyor. Dışarıda itibarı sıfırlanan bir Türkiye'yiz. Alman Parlamentosu bir karar alıyor. Türkiye'de herkes konuşuyor. Hükümet kanadında herkes konuşuyor, atıyorlar bol miktarda işkembeden. Sonra ne oluyor, bir bakıyorsunuz aynı Almanya'ya İncirlik açılmış, bu ne perhiz, ne lahana turşusu. Bari milleti kandırmayın Ramazan günü. Ne için yapıyorlar bunları? Birilerinin telkini ile yapıyorlar bunları. Devletin yönetiminin sıfırlandığı ülkelerde ancak bunlar olur. Büyükelçiler, hallaç pamuğu gibi atılıyor. Bunları kabul etmek mümkün değil. Öyle anlaşılıyor ki birileri cumhuriyetten intikam almak istiyor. Öyle anlaşılıyor ki birisi cumhuriyetin kazanımlarını içselleştirememiş. 'benim kazanımlarım olacak, benim çıkarlarım olacak' diyor. Ama açık net söylüyorum; böyle düşünenlerin amaçlarını gerçekleştirebilmeleri bu ülkede CHP olduğu sürece, kocaman bir sıfırdır."

Terör konusunda Türkiye'nin iyi bir politika izlemediğini tekrarlayan Kılıçdaroğlu, 2015'te yayınlanan Küresel Terör Tehdidi ile ilgili rapora değindi. Raporda, "IŞİD için Türkiye'nin transit ülke" dendiğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Bunların tamamının yolları mevcut hükümet tarafından açıldı. Bizim başkonsuluğumuzu bastılar, o zaman dahi 'IŞİD terör örgütüdür' diyemediler." değerlendirmesini yaptı.

Raporda, terör örgütü militanlarının eğitimi açısından da Türkiye'nin kaynak ülke gösterildiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Bütün dünya Türkiye'yi böyle tanıyor." dedi.

Geçtiğimiz günlerde Adana ve Hatay'ı ziyaret ederek, çiftçilerle sanayi ve ticaret odasının temsilcileriyle görüştüğünü anımsatan Kılıçdaroğlu, dünyadaki üç önemli ovadan birinin Çukurova olduğunu dile getirdi.

Çiftçilerin dertli olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, "Kimi dinlesen, müthiş bir sitem duyuyoruz. Ürettiği ürünün karşılığını alamayan bir çiftçi var. Narenciye dalda kalmış, patates, soğan tarlada kalmış. Bize 'ne olursunuz dış politikayı yeniden düzenleyin' diyorlar. Tarım bütün ülkeler açısından stratejik alandır, buradan sağlanan gelirle önümüzdeki süreçte bu alan çok daha stratejik olacaktır." diye konuştu.

TÜİK'in rakamlarına göre, Türkiye'de arpa üretiminin 8,3 milyon tondan 6 milyon tona, nohutun 650 bin tondan 460 bin tona, kuru fasülyenin 250 bin tondan 220 bine, tütün üretiminin de 150 bin tondan 70 bin tona düştüğünü bildiren Kılıçdaroğlu, "Toprağımız mı azaldı? Güneşimiz, nüfusumuz mı azaldı?" sorularını yöneltti.

Tarımda planlama olmadığı için üretimin düştüğünü savunan Kılıçdaroğlu, dünyanın bütün ülkelerinde tarımın desteklendiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Peki bizde nasıl destekleniyor? Size sadece mazottan örnek vereyim. Dünyanın en pahalı mazotunu kullanıyoruz. Çiftçi bir yıda 4 milyon ton mazot tüketiyor. 4 milyon tondan alınan vergi miktarı 9 milyar lira. Eğer çiftçinin yatı olsaydı, ÖTV'siz ve KDV'siz alacaktı çiftçi mazotu, ama traktörü var başına bela almış." değerlendirmesini yaptı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Peki teşvik 700 milyon lira. Mazot için yaptığı teşviğin 12 katı vergi alıyor. Böyle bir örnek dünyada yoktur. Çiftçilere sözümüz var, CHP iktidarında çiftçiye verilecek mazottan KDV ve ÖTV almayacağız, çiftçi üretecek, çiftçi kazanacak." dedi.

Kılıçdaroğlu, hükümetin "gübre ve yemde de KDV'yi kaldırıyoruz" dediğini hatırlatarak, Başbakan Binali Yıldırım'dan gittiği yerde herhangi bir çiftçiye "siz bundan ne kadar yarar sağladınız" diye sormasını istedi.

Çiftçinin vereceği cevabın, "ne yararı, tam tersine zam geldi" olacağını savunan Kılıçdaroğlu, çiftçilerin elektrik ücretlerinde de sıkıntı yaşadığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Son 13 yılda 27 milyon dönüm arazi Türkiye'de ekilmiyor, iki Trakya büyüklüğünde." ifadesini kullandı.

Prim sisteminin de eleştirildiğini belirten Kılıçdaroğlu, çiftçilerin hangi ürüne ne kadar prim verileceğini önceden öğrenmek istediğini aktardı.

Tarım Kanunu'nun 21. Maddesinde çiftçiye bütçeden ayrılacak payın milli gelirin yüzde 1'inden az olamayacağının yazdığının altını çizen Kılıçdaroğlu, "Bu kanun çıktığından bu yana çiftçiye ödenmesi gereken 50 milyar lira teşvik parası, çiftçiye ödenmemiştir. Ziraat Odaları Birliği'nin genel başkanına sesleniyorum; dava aç bu senin yasal hakkın, al çiftçiye dağıt." diye konuştu.

Besicilerin 23 liradan sattığı eti tüketicinin 50-60 liradan yediğini ve burada aracıların kazandığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Bu düzen firavun düzenidir. CHP iktidarında bu firavun düzenini kesinlikle değiştireceğiz." açıklamasını yaptı.

Turizm sektöründeki sıkıntılara da değinen Kemal Kılıçdaroğlu, turizmcilerin "turist duasına" çıktığını öne sürdü.

Kılıçdaroğlu, "Turistlerin Türkiye'ye gelmesini engelleyen kim? Bu ülkeyi yönetenler, bütün komşuları bize düşman eden kim? Bu soruyu kendi vicdanına soracaksın." dedi.

Hatay'da satılığa çıkarılmış tırların fotoğrafını gösteren ve nakliye sektörünün de dış politikadaki hatalar nedeniyle sıkıntıda olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, sektörün çökmek üzere olduğunu iddia etti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Hataylı nakliyeciler Suriye üzerinden 14 ülkeye mal ihraç ediyorlardı, şimdi dünyanın parasını verdikleri tırlar ellerinde kalmış, satılığa çıkarmışlar. 7 bin aile tır sahibi bunlardan geçimini sağlıyordu." diye konuştu.

Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulunda kabul edildiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, kanun ile elektrikteki kayıp ve kaçak bedelinin faturasını düzenli ödeyen tüketiciye yansıtılacağını söyledi.

Kayıp ve kaçak bedellerinin tüketicilerden tahsil edilemeyeceğine yönelik yargı kararı bulunduğunu belirten ve bu kararın gerekçesini kürsüden okuyan Kılıçdaroğlu, iktidarın yargının vatandaştan yana gösterdiği bu tavrın önünü kesmek için yasal düzenleme yaptığını ileri sürdü.

"Bütün elektrik kullanan vatandaşlarıma söz verdim; biz bu kanunu Anayasa Mahkemesine götüreceğiz. Vatandaşı korumak yine bize nasip olacak" diyen Kılıçdaroğlu, iktidarın yandaşlarını korumak için kayıp ve kaçak bedelini vatandaşın faturasına yüklediğini savundu.

Kılıçdaroğlu kürsüden, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın Abdullah Tivnikli ile arasında geçtiğini iddia ettiği ve mahkeme kararı ile tespit edildiğini belirten bir telefon görüşmesine ilişkin metni okuyarak, "Bu kabul edilebilir mi? İbrahim Kalın niye savunuyor? Çünkü İbrahim Kalın'ın çocuğunun eğitim masraflarını da Abdullah Tivnikli karşılıyor. Zincir böyle birbirini tamamlayan halkalar şeklinde gelişiyor." diye konuştu.

Yoksul ailelerin de kaçak elektrik kullanmış olabileceklerini, o ailelerin hakkının korunması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, CHP'nin seçim dönemindeki projelerinden olan Aile Sigortası'nın böyle durumlar için geliştirildiğini anlattı. Yoksul ailelerin elektrik ve doğalgaz giderlerinin bir bölümünün Aile Sigortası'ndan karşılanmasının planlandığına değinen Kılıçdaroğlu, CHP'nin insandan, mazlumdan, bütçeden, doğruluktan ve adaletten yana projeler geliştirdiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, lise öğrencilerinin bildiri yayınladığını, bu durumun da bazılarının uykularını kaçırdığını iddia ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yine kaçmış birilerinin uykuları. Lisede okuyan çocuklarımız bizim çocuklarımız. O çocuklarımız bizim onurumuz, gururumuz. Onlar çağı yakalamak istiyorlar, aydınlanmayı yakalamak istiyorlar. Kendilerini, okullarını, mahallelerini, siyasi kurumları, dünyayı sorgulamak istiyorlar. Karanlığa teslim olmak istemiyorlar. Onlar bizim onurumuz, gururumuz, umudumuz, cumhuriyetimiz, laikimiz, devrimcimiz, onlar bizim çocuklarımız. Onlarla onur ve gurur duyuyoruz. Cumhuriyeti onların sayesinde kurduk, onların sayesinde büyüteceğiz ve geliştireceğiz. Birileri onları potansiyel suçlu gibi görmek istiyor. 'Yeni bir Gezi olursa ne olur?' diye gece uyuyamıyorlar. Gezi'de eylem, gösteri yapan, eline taş, sopa, molotofkokteyli olmayan, kitap, defter çiçek alan, kol kola gezen, gitarını, sazını çalan, ibadetini yapan bütün gençlere, bütün Gezi gençlerine tekrar şükranlarımı sunuyorum. Onlar bir diktatöre tarihin en büyük dersini verdiler, diz çöktürdüler."

Tıp öğrencilerinin temsilcisi olarak Sivas Kongresi'ne katılan Hikmet Boran'ın mandaya karşı çıkan konuşması ile Atatürk'ün onu destekleyen sözlerini kürsüden okuyan Kılıçdaroğlu, CHP olarak dünyanın umudu olan gençlere güvendiklerini belirtti.

Kılıçdaroğlu, eğitim sistemini de eleştirerek, iktidarın politikalarının bu sistemi en sorunlu alanlardan biri haline getirdiğini savundu.

Konuşmasında Başbakan Binali Yıldırım'ın ABD tipi başkanlık sistemi ile ilgili sözlerine de değinen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Sayın Yıldırım, 'ABD tipi başkanlık sistemini tartışacağız. Hodri Meydan' demiş. Gayet güzel. Şimdi ben Sayın Yıldırım'a iki soru soruyorum ABD başkanlık sistemiyle ilgili; önce bunları açıklasın. Birincisi, Türkiye'de eyalet sistemini kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz? Çık bunu açık ve net milletin önünde söyle. İkinci sorum; ABD'de her eyaletin ayrı parlamentosu, ayrı kanunları var. Böyle olsun diyor musun, demiyor musun? Bu iki soruma cevap istiyorum. Sen Amerikan başkanlık modelinde bunları kabul ediyor musun, etmiyor musun? Önce bunları milletin önünde bir anlat bakalım. Bize sorarsan; biz kabul etmiyoruz. Biz atalarımızın, dedelerimizin yüzelli yıla yakındır savunduğu, kurduğu, geliştirdiği parlamenter sistemi kabul ediyoruz. Ve onun önündeki bütün engelleri kaldıracağız. 'Hodri meydan' dedi, iki soruyla hodri meydan dedik. Çık iki soruya milletin önünde cevap ver. Madem tartışmak istiyorsun, Amerika'daki gibi eylet sistemini yani Türkiye'yi bölmeyi istiyor musun, istemiyor musun, çık söyle bakalım. Her eyalette ayrı parlamento, her eyalette ayrı yasalar olsun istiyor musun, istemiyor musun? Kabul ediyor musun, etmiyor musun? Bak ben ne kadar rahatlıkla düşüncelerimi söylüyorum. Çünkü ben inandığım şeyleri söylüyorum birisi bana telkin ettiği, öğütlediği için değil, ülkemi ve insanımı sevdiğim için. Bu ülke için çalıştığım için bunları savunuyorum."

Kılıçdaroğlu, son günlerde CHP'ye yönelik saldırılar olduğuna dikkati çekerek, bu saldırıların arkasındaki güçlerin saldırıyı ise suçlularla, tecavüzcülerle gerçekleştirmeye çalıştıklarını öne sürdü.

Şehit cenazelerinde üzerlerine kurşun atıldığını söyleyen ve birilerinin bu yolla kendi kabahatini örtmeye çalıştığını, suçlarını gizlemeyi istediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, 9 Şubat 2016 tarihindeki grup toplantısında yaptığı konuşmayı kürsüden tekrar okudu. Konuşmasında terörün geldiği nokta ve AK PARTİ iktidarlarının politikalarına ilişkin vatandaşların kendi vicdanlarına sormaları gereken soruları sıraladığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, o konuşmada, "Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yöneticileri terör örgütüne yardım ve yataklık yapmışlardır. Eminim diyecekler ki 'Şimdi tekrar dava açıyoruz.' Açmazsanız namertsiniz" dediğini aktardı.

Bu konuşmanın ardından AK Parti yöneticileri hakkında teröre yardım ve yataklık iddiasıyla suç duyurusunda da bulunduklarını belirten Kılıçdaroğlu, bir valinin, terörle mücadele kapsamında operasyon yapmak isteyen silahlı kuvvetlere olumsuz yanıt verdiğine ilişkin olduğunu ileri sürdüğü belgeyi de kürsüden gösterdi.

Kılıçdaroğlu, valilerin iktidarın talimatıyla hareket ettiğini savunarak, "Cenaze namazında bize kurşun atan o kişilere söylüyorum; eğer insansanız, namuslu, dürüst, ahlaklı adamsanız bu talimatı veren iktidara neden ses çıkarmıyorsunuz siz? Eleştirdiğim için benim üstüme geliyorlar, gelmezseniz namertsiniz. Biz hiçbir zaman, hiçbir yerde ve hiçbir ortamda terör lehine en ufak bir cümle sarf etmiş değiliz. Her zaman terörün bir insanlık suçu olduğunu söyledik. Hiçbir zaman bunun aksine bir cümle ne benim, ne arkadaşlarımın ağzından çıkmıştır. Onlar terörü, örgütleri beslediler, onlara destek verdiler. Şehirler silah deposuna dönüştü." ifadesini kullandı.

Şehit cenazesinde göğsüne sert bir cismin değerek yere düştüğünü ve baktığında bunun kurşun olduğunu gördüğünü anlatan Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kurşunu atan kişi Binali Yıldırım'ın hemen arkasında. Fotoğrafları da gördünüz. Kurşunu atan kişi, o kadar kişiliksiz ve aşağılık bir insan ki, 'O fotoğraf fotomontajdır' diyor. Başbakan yalanlamıyor ki sen 'Fotomontaj' diyorsun. İktidarı korumak için söylüyor. Soysuz kişiler bunu yapar ancak. Eğer kurşunu atıyorsan, adam gibi arkasında duracaksın. 'Ben Kılıçdaroğlu'na kurşun attım' diyeceksin. Diyemiyorsun, yüreğin yetmiyor. Onun arkasında bağırıyor 'Kılıçdaroğlu dışarı' diye. Şimdi ben bütün vatandaşlarıma soruyorum; o kişi 'Binali Yıldırım dışarı' deseydi ne olurdu?"

Olayın yaşandığı camideki cemaatin büyük bir olgunluk içinde davrandığını ve şehide ve namaza gereken saygıyı gösterdiğini vurgulayan ve onlara şükranlarını sunan Kılıçdaroğlu, "Şehidi, namazı, ibadet yerini istismar edip bize saldıranlar, sataşanlar bu iktidarın çakallarıdır ve biz onlara pabuç bırakmayacağız." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım'ın "Kılıçdaroğlu'nun güvenliğini de biz sağlayacağız" dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, "İster sağla ister sağlama kardeşim. Biz kendi güvenliğimizi kendimiz sağlayacağız. Cami avlularını çakallara teslim etmeyeceğiz. Orada vatandaşlarımız özgürce gidip ibadetlerini yapacaklar." ifadesini kullandı.

Birilerinin camileri bir partinin arka bahçesine dönüştürmek istediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, "Buradan bütün samimi Müslüman kardeşlerime, dindarlara seslenmek istiyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy verenlere seslenmek istiyorum; kendi vicdanınızda bunu ölçün, tartın. Namaza giden insanlara bu yapılır mı? Şehide, inanca, namaza, dine saygısızlık değil mi bu? Kim oluyor bunlar? Ve kim bunları koruyor? Böyle bir yapı Türkiye için felakettir. Bu yönetim Türkiye'yi iç kavgaya götürür" dedi.

Kılıçdaroğlu, CHP olarak toplumu germemek için özenli davrandıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Ama bizim üzerimize mermiyle, silahla, tankla, topla gelecekler. Gelmezlerse namerttir onlar. Kaçak sarayda oturan zat demiş ki 'Kılıçdaroğlu'nun konuşması provoke edildi.' Provokasyonu yapan önce sensin. Çıktın dedin ki PKK'lıları, DHKP-C'lileri biz hastanede ziyaret etmişiz. Pes ya. Hayatımda yalan duydum da bu kadar kuyruklu yalanı ilk kez duyuyorum. Sen cumhurbaşkanısın ya. Bir de 'Ben dinledim' diyor. İnsaf. Hakkında tazminat davası da açtım, suç duyurusunda da bulundum. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar götüreceğim. Bu yalanı iftardan önce söylüyor. Oruç tutuyor mu tutmuyor mu merak ediyorum. Bulunduğun bir makam var kardeşim. Zaten bizi rezil ediyorsun, sadece Türkiye'de değil, dünyada rezil ediyorsun. Muhammed Ali'nin cenaze töreninde yapılan doğru mudur, reva mıdır? Hepimize yapıldı. Böyle bir anlayış olabilir mi? Türkiye'yi küçük düşürmeye kimin hakkı var? Türkiye'nin imajını düzelteceğiz. Onlar bize saldırarak bizim geri adım atacağımızı, korkacağımızı sanıyorlar. Hiç ama hiç niyetimiz yok. Ne demiş koca şair, 'Ekilir, ekin geliri. Ezilir, un geliriz. Bir gider, bin geliriz demiş. Bir gider, bin geliriz?"