2008-04-22 - 18:02
CHP GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, spekülatörlerden şikayet ettiğini belirterek, ''Spekülatörler senin etrafında, kendi adamların, kendi partililerin. Spekülatörleri himaye eden sensin'' dedi.
CHP Grubu toplandı.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, TBMM'nin 23 Nisan 1920'de açıldığını, bu tarihle birlikte Türk siyasetinin de değişmeye
başladığını, yeni bir siyaset anlayışının, egemenlik kavramının ortaya
çıktığını söyledi.
Türkiye'de egemenliğin, masa başında, müzakere masasında değil, Sakarya,
Dumlupınar, Anafartalar'da işgal güçleri ve onlarla işbirliğinde olan
hilafet ve saltana karşı verilen milli bağımsızlık mücadelesi sonucunda
elde edildiğini bildiren Baykal, kimsenin, millete egemenliği
lütfetmediğini vurguladı.
Egemenliğin, milli bağımsızlık ve laiklik anlayışlarına dayandığını dile
getiren Baykal, egemenliğin işbirlikçi ve teslimiyetçi olmadığını ifade
etti.

-''OY ORANLARIYLA TELAFİ ETMEK MÜMKÜN DEĞİL''-

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, iktidarların meşruiyetinin, anayasanın
koyduğu çerçevede sağlandığını, siyasetin meşruiyetini hukuktan aldığını
ifade etti.
''Demokrasilerde hiçbir iktidar, kendi meşruiyetiyle ilgili
tartışmaları, anayasa ve hukuku değiştirerek ortadan kaldıramaz'' diyen
Baykal, hiçbir siyasi iktidarın, kendi hukukunu yapıp, buna göre
tartışmalı meşruiyet tablosunu değiştirme olanağına sahip olmadığını
söyledi.
Baykal, anayasa ve hukuk zafiyetlerini, oy oranlarıyla telafi etmenin
mümkün olmadığını dile getirdi.

-''HAYAL KIRIKLIĞI VE ALDATMACA''-

Bakanlar Kurulunun dün yapılan toplantısında 1 Mayısın ''Emek ve
Dayanışma Günü'' olarak kutlanmasına ilişkin çıkan kararı da
değerlendiren Baykal, bu sonucun, ''Tam bir hayal kırıklığı ve
aldatmaca'' olduğunu belirtti.
Baykal, bu kararın, yeni bir anlayış talep eden sendikalara büyük
haksızlık ve saygısızlık olduğunu ifade ederek, ''Emek, işçi, sendika,
çalışan, barış, tatil, resmi bir kutlama programı yok'' dedi.

-''SPEKÜLATÖRLERİ BULAMADIN MI?''-

Ekonomideki gelişmelere de değinen Baykal, büyümenin, hızlı bir şeklide
düşmeye başladığını, tarımdaki gerilemenin yüzde 7 olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin, tarıma, toprağa, üretime sırtını döndüğünü savunan Baykal,
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) kuşa çevrildiğini, ajanslarının,
depolarının, ofislerinin kapatıldığını, toprağın da intikamını almaya
başladığını ileri sürdü.
''Üretimi düşüreceksiniz, ondan sonra fiyatlar yükselince, o
spekülasyon, bu spekülasyon diye nutuk atacaksınız'' diyen Baykal,
şunları kaydetti:
''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, spekülatörlerden şikayet ediyor.
Spekülatörler senin etrafında, çevrende, kendi adamların, kendi
partililerin. TMO'nun kime ne verdiği ortada, ürün marketlerde kaça
satılıyor ortada. Sen spekülatörleri halan arayıp, bulamadın mı? Her şey
ayan beyan ortada. Spekülatör diye konuşuyor. Spekülatörleri himaye eden
sensin, senin izlediğin politika bu noktaya getirdi. Namerde muhtaç,
dışarıdan yiyeceğini tedarik eden ülke haline geldik.''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın, artık fütursuzluğu, pişkinliği ve
patavatsızlığı ölçü tanımaz hale getirdiğini'' öne sürerek, ''Pişkindir,
fütursuzdur ve patavatsızdır'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında, Hükümetin, özelleştirme
politikalarını eleştirdi.Telekom özelleştirmesini kazanan
şirketin, yıllık ödemesinden fazla karı olduğunu ifade eden Baykal,
Hükümetin özelleştirme politikasının geçici ferahlık ve zenginlik
sağladığını, sonra kar transferlerinin başladığını söyledi. Baykal,
''Sonra Başbakan çıkıyor, 'Bu CHP'nin taş taş üstüne koyduğu yoktur'
diyor. O sattığın Telekom'un altındaki PTT var ya, işte o CHP'nin
kurduğu bir tesis. Sen CHP'nin kurduğu tesisleri, işletmeleri
satacaksın. Ondan sonra da tam kadirbilmezlik içinde, haksızlık içinde
çıkıp diyeceksin ki 'Bunlar taş taş üstüne koymadılar. Gözüne dizine, o
1.3 milyar dolar'' diye konuştu.

-SABAH-ATV İHALESİ-

İsim vermeden Sabah-ATV'in satışına ilişkin ihaleye de değinen Baykal,
bütün Türkiye'nin gözü önünde bir büyük oyunun bir süreden beri
oynandığını ileri sürdü. TMSF'nin ilan ettiği ihaleyle ilgili 7 şirketin
şartname aldığını, ancak sadece 1 şirketin ihaleye katıldığını ifade
eden Baykal, bu süreç içinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geri
çekilen firmalarla temas ettiğini bildiklerini, Erdoğan'ın sürece
müdahale ettiğini öne sürdü.
İhaleyi kazanan firmaya kredi sağlanması için 2 kamu bankasına siyasi
baskılar yapıldığının gazetelerde yazıldığını anlatan Baykal, bu
firmanın özel bankalardan neden kredi sağlayamadığını sordu. Baykal, 2
kamu bankasının, TMSF ihalesine kaynak sağlamakla yükümlü kılındığını ve
bu doğrultuda harekete geçirildiğini savundu. Baykal, ''Sadece onlar mı?
Bunu, 1-2 gün içinde göreceğiz. Acaba bir Katar sermayesi de bunların
içinde var mı, yok mu? Katar sermayesi de bu işin içinde mi?'' diye
sorarak, Katar'a giden bakanlardan birisinin, söz konusu şirkete
ihalesiz iş verilmesi için talepte bulunduğunu öne sürdü.

-''KİMSENİN YANINA KAR KALMAZ''-

Baykal, 2 kamu bankası ile Katar'dan, özel siyasi ilişkiler sonucunda
sağlanan kredilerle, bu televizyon ve gazete satışının
gerçekleştirildiğinin ortaya çıkmasının, neyi ifade edeceğini sorarak,
şöyle konuştu:
''Çağdaş bir demokraside böyle bir şey olabilir mi? Bir başbakan, bir
devlet bankasına, 'şu gazeteyi, televizyonu, şu firma alacak, o firma da
benim damadım da çalışıyor, bunu sağlayın' diye telefon açabilir mi?
Talep yapabilir mi? Eğer telefon açıyorsa, talep yapıyorsa, bu
gerçekleşiyorsa, ortaya çıkan tablo, demokraside kabul görebilir mi?
Hukukta yeri var mı? Bu olabiliyorsa, olmuşsa, o zaman buradan çıkacak
sonuç ne? 'Kısın sesinizi, seyredin, karışmayın. Bu işler böyle olur mu'
diyorsunuz. Bu işler böyle oluyorsa, o zaman Türkiye, hukuk devleti mi,
bir demokrasi mi? Gerçekten çok ağır bir tablo. Bu, böyle gitmez.
Bunlar, kimsenin yanına kar kalmaz. Şimdi gücümüz yetiyor, sözümüz
geçiyor, bir dediğimizi ikiletmiyoruz. O nedenle 'çeşme akarken,
kovamızı dolduralım' anlayışıyla kimsenin bir yere varması mümkün
değildir. El elden üstündür. Merak etme, günün birinde hak, adalet
yerine bulur. Hukuk işler ve herkes hesabını verir.''

-''BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN ASABI BOZUK''-

Türkiye'de işlerin iyi gitmediğini söylediklerini, buna, TÜİK'in
verileri gibi dayanaklar gösterdiklerini anlatan Baykal, Türkiye'de
işlerin iyi gidip gitmediğini görmek için verilere bakmaya gerek
olmadığını savundu. Baykal, şöyle konuştu:
''Neye bakın? Başbakan'ın asabı bozuk mu, değil mi ona bakın. Eğer
Başbakan'ın asabı bozulmuşsa, söylediği sözün nereye gittiğinin hesabını
yapamıyorsa, ne söylediğinin farkında değilse, bunlara ayırdığım zamana
yazık deyip, konuşmasının yarısını bize ayırmaya devam ediyorsa, CHP,
Deniz Baykal diyorsa, durduk yerde 'bunların taş taş üstünde bir eseri
yoktur' diyorsa, her şeyi bize bağlayarak açıklamaya çalışıyor,
konuşmalarında hiç yakışmayan kelimeleri, kavramları değerlendiriyorsa,
bilin ki Başbakan'ın asabı bozuktur. Çünkü işler kötü gitmektedir.''
Başbakan Erdoğan'ın ''sağduyusunu'' da kaybettiği öne süren Baykal,
''Milletin gözü önünde burada bir milletvekiline saldırdı onlarca AKP
milletvekili, şiddet uyguladı. Başbakan, 'Hayır. Onlar şiddet
uygulamadı, öbürü şiddet uyguladı' diyor. Gerçeklerle bağı kopmuş
Başbakan'ın. Uçuyor Başbakan'' diye konuştu.
Anayasa Mahkemesini baskı altına almak için bütün AK Parti'lerin
seferber olduğunu öne süren Baykal, bunun en acı örneğinin AKPM'de
yaşandığını ileri sürdü.

-''ÇELİŞKİLERİN EN MÜMTAZ ÖRNEĞİ''-

Başbakan Erdoğan'ın gerçeklerle bağını kopardığını, sağlıklı olmayan bir
tablo sergilediğini, ''Sayın Baykal, sabah başka, akşam başka
konuşuyor'' dediğini anlatan Baykal, 30 yıldır aynı değerleri
savunduğunu, bu değerlere ters düşmediğini söyledi.
Baykal, Başbakan Erdoğan'ın laiklikle ilgili açıklamalarının çelişkili
olduğunu savunarak, şöyle konuştu:
''(Ofer'le konuştun mu?) derler. 'Sabah konuşmadım' der, öğleden sonra
'konuştum' der. Bu çelişkilerin Türkiye'deki en mümtaz örneği kendisi.
Çelişki bulmakta da hiçbir zaman başarılı olamadığı siyasetçi olarak biz
duruyoruz. Söylediğimiz bütün sözler ortada... Diyor ki 'Baykal, sabah
böyle, akşam böyle söylüyor.' Sayın Başbakan, gerçekten artık
fütursuzluğu, pişkinliği ve patavatsızlığı ölçü tanımaz hale
getirmiştir. Pişkindir, fütursuzdur ve patavatsızdır. Başbakan, bazen
yüz kızarmasından falan bahsediyor CHP'den bahsederken. İnsanın bunu
söylemek için gerçekten ar damarının çatlamış olması lazım. Evrakta
sahtekarlıktan suçlanan, kalpazanlıktan suçlanan bir siyasetçi,
dokunulmazlık zırhının arkasına saklanmış olan bir siyasetçi,
'dokunulmazlığı kaldıracağım' diye söz verdiği halde 5 yıl geçmiş hala
bunun gereğini yerine getirmeyen bir siyasetçi, özü sözü bir, ahlaklı,
dürüst, namuslu CHP'lilerin yüzünün kızarmasından bahsediyor. Utan,
utan... Bu dönemi yaşayacağız ama bu böyle gitmeyecek, gitmez, gidemez.''
Baykal, bu dönemin geçeceğini, Başbakan Erdoğan'ın hak ettiği sonucun
hep beraber görüleceğini bildirdi.

-EKONOMİ POLİTİKALARINI ELEŞTİRDİ-

Hükümetin ekonomi politikalarını eleştirirken, GAP'ın tamamlanması için
kaynak aktarılmamasını eleştiren Baykal, ''Türkiye'nin en önemli işi
GAP'tır. Türkiye'nin işi BOP değil, GAP'tır'' dedi.
Baykal, yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'nin cari açık, işsizlik ve
enflasyon verileri açısından 43 ülke arasında en kötü 5 ülke içinde yer
aldığını söyledi.
Hükümetin hayvancılık destekleriyle ilgili kararnamesini de eleştiren
Baykal, desteklerin kaldırıldığını savundu. Baykal, ''Yakında et
fiyatları patladığında yine ağlamaya başlayacak spekülatörler diye. Ne
ağlıyorsun spekülatör diye. Şimdi aldığın kararlar, yayınladığın
kararnameler bir süre sonraki spekülasyonun tohumunu ekiyor. Senin
politikandır Türkiye'yi sıkıntıya sokan'' diye konuştu.