2010-01-26 - 13:07
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Demokrasiyi zafiyete uğratacak her girişim, hukuku çiğneyen her plan bu milletin, devletin bekası için bir tehdittir, bir tehlikedir. Bundan nemalananlar, bunu istismar vesilesi kılanlar, bundan menfaat devşirenler, bundan medet umanlar bilmelidir ki bu karanlık senaryoların hepsi lanetlidir ve bu lanet hepsini karanlığın içine çekip, insanlık vicdanında ebediyen mahkum edecektir'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Avrupa
Komisyonu Parlamenterler Meclisi Başkanlığına seçilen AK Parti Antalya
Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu'nu kutlayarak başladı. Ülke ve millet adına son
derece sevindirici ve iftihar vesilesi olacak bir gelişmeyi paylaşmak istediğini
ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bildiğiniz gibi Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığına
(AKPM) çok değerli bir arkadaşımız, kardeşimiz, Antalya Milletvekilimiz Mevlüt
Çavuşoğlu seçildi. Türkiye, Konseye 1949'da üye olmuştu. 1949'dan bu yana
yaklaşık 60 yıl sonra ilk kez bir Türk milletvekili AKPM'ye başkan olarak
seçildi. Bu aynı aynı zamanda ilk kez Doğu Avrupa'dan bir ülke temsilcisinin
başkan olması anlamını taşıyor. Değerli arkadaşımız Mevlüt Çavuşoğlu'nu tebrik
ediyorum. Çalışmalarında başarılar diliyorum. Seçilmesinde katkısı bulunan tüm
üyelere de buradan teşekkür ediyorum. Orada desteklerini esirgemeyen batılı
dostlarımıza ayrıca teşekkür ediyorum.''
VALİLER VE BELEDİYE BAŞKANLARI
Türkiye genelinde çok çetin kış şartları yaşandığına dikkati çeken
Erdoğan, sıcaklığın özellikle Karadeniz kıyılarında mevsim normallerinin çok
altına düştüğüne, ülkenin büyük bölümünde kar yağışına şahit olunduğunu söyledi.
Erdoğan, ''Tüm valilerimizin, belediye başkanlarımızın bu zor günlerde daha bir
teyakkuz halinde olmalarını, tedbirlerini önceden almalarını, uyarılarını
yapmalarını hassaten rica ediyorum'' dedi.
Erdoğan, özellikle yaşlı ve çocukların, kimsesizlerin korunmasında
yetkililerle birlikte tüm vatandaşların da dayanışma içinde olmalarını istedi.
BÖLÜNMÜŞ YOLLAR
Türkiye'de çetin kış şartları devam ederken, kendilerinin bu şartlara
aldırmadan hafta sonunda Ankara, Bilecik ve Sakarya'da tarihi öneme haiz
açılışlar gerçekleştirdiklerini söyledi.
Ankara'nın doğusundaki 43 ille ulaşımını sağlayan bölünmüş yolun Elmadağ
kesiminin ''ölüm rampaları'' olarak bilindiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle
konuştu:
''Sürücüler için adeta bir kabus olma niteliği taşıyordu. Nice canları bu
rampalarda kaybettik. Nice ocaklar burada söndü. Nice sürücü, yolcu burada sakat
kaldı. 2008 Ramazan ayında buraya bir bir ziyarette bulundum. İşçi kardeşlerimiz,
müteahhit firma, bakan arkadaşım beraber orada bir iftar ettik. Çalışmaları
yerinde inceledim ve inşaatın hızlandırılarak bir an önce bitirilmesi talimatını
verdim.
Cumartesi günü de gittik, soğuk ve kar yağışını rağmen coşkulu bir
kalabalık eşliğinde yolları hizmete aldık. Yolun yapımı için yeni rakamla 223
milyon, eski rakamla 223 trilyon lira harcadık. Ancak, yolun kısalmasından dolayı
yılda 113 milyon liralık tasarruf öngörüyoruz.
Ertesi gün, pazar günü de Bilecek'te Bozüyük-Mekece-Sakarya yolunun
açılışını yaptık. Gerçekten bu yol da bizler için gurur vericiydi. Bizi
onurlandıran, gururlandıran şu: Bu tür yolları Türkiye'de görmeye alışık değiliz.
Orada da ölüm virajları olarak bilinen bir, bilemediniz iki şerit olan yerler
vardı. Onları kullanan vatandaşlarım çok iyi bilirler. Şimdi ne oldu? Şimdi bazı
yerlerde 2 gidiş, 2 geliş, bazı yerlerde 3 gidiş, 3 geliş olmak üzere...
Hamdolsun bu yollar bir sanat şaheseri olarak bitirildi. Ertuğrul Gazi ve Osman
Gazi tünelleri ile dağları deldik. Her zaman söylediğimiz gibi, biz Ferhat'ız,
milletimiz Şirin ve ona kavuşuyoruz, ona ulaşıyoruz. Bu, delinmez denilen dağları
deldik ve yollar gerçekten bir başka güzel oldu.''
MEDYANIN TUTUMU
Yollara ilişkin güncel rakamları da açıklayan Başbakan Erdoğan, ''Tekrar
edeceğiz. Çünkü ne yapalım medya bunları anlatmıyor. İşlerine gelmiyor. Medya
nerede ufak bir şey bulsa onu döne döne anlatıyor. Gel şu güzelliği de anlat
be... Yok o güzelliği anlatmıyor. Niye? İşlerine gelmiyor. Şu güzelliği bir
anlat. Bu millet bunlara muhtaç'' diye konuştu.
Türkiye'de 79 senede 6 bin kilometre bölünmüş yol yapılırken, AK
Parti'nin 7 senede 11 bin kilometre yol yaptığını belirten Erdoğan, ''Şunu gel bi
göster, anlat... Ne kaybedersin? Milletimizin bu heyecana, bu gurura ihtiyacı
var. Bunu anlatmaktan, göstermekten niye kaçınıyorsun? Göster şunları, göster...
Öbür taraftan bir bakarsın bir tane çeşme açarlar, o çeşmeleri göstere göstere...
Benim milletim bunları yutmayacak. O yollardan gelip geçenler bunları
yutmayacak'' dedi.
Bu işlere muhalefet edenlerin de yapılan yollardan geçtiğini ifade eden
Erdoğan, ''Size de helal olsun. Çünkü, biz görevimizi yapıyoruz. Atalarımızın
dediği gibi yapıyoruz: 'At denize, balık bilmezse Halik bilir' diyoruz ve devam
ediyoruz'' diye seslendi.
Bölünmüş yol uzunluğunun 17 bin 500 kilometreye ulaştığını bildiren
Erdoğan, Ziya Paşa'nın, ''Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, şahsın görünür
rütbe-i aklı eserinde'' ve ''Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır semeri''
sözünü hatırlattı. Erdoğan, bu eserlerle yad edileceklerini söyledi.
Erdoğan, Sakarya'da da 26 tesisi hizmete açtıklarını bildirerek, açılış
töreninde halkın büyük bir heyecan ve coşkuyla kendileriyle birlikte olmasından
da mutluluk duyduklarını ifade etti.
17 yıl önce 24 Ocak'ta, Gazeteci Uğur Mumcu'nun evinin önünde katledildiğini hatırlatarak, bu
saldırının hemen ardından belli kesimlerin töhmet altında bırakıldığını kaydetti.
''Adres saptırıldı, maalesef dosya, bir çok soru işaretine mahal bırakacak
şekilde kapatıldı. Azmettirenler ortaya çıkarılamadı'' diyen Erdoğan, aynı
durumun Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Necip Hablemitoğlu ve Abdi İpekçi için de
geçerli olduğunu anlattı.
Nice saldırı, suikastın azmettirenler ortaya çıkarılmadan, işledikleri
cinayetler net olarak belirlenemeden bunların belli kesimlere fatura edildiğini
belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
''Ah, ah... Tarih gerçekleri ortaya koyuyor. Ama bak şimdi yavaş yavaş
her şey açığa çıkmaya başlıyor. Bugün bizim yaptığımız; Hrant Dink'in, Abdi
İpekçi, Uğur Mumcu'nun, diğer tüm kirli saldırıların üzerindeki sis perdesini
kaldırmak, tüm bu olayları aydınlığa kavuşturmak ve gelecekte benzer melanetlerin
yaşanmasını önlemeye yöneliktir. Biz, bunu yapıyoruz. Biz yasamadaki, yürütmedeki
gücümüzle bunu yapıyoruz. Bunun dışı yargınındır. Biz, ancak bunu yapabiliyoruz
ve şu ana kadar bunu yaptık, yapıyoruz. İşte Hrant Dink olayında, hamdolsun, 32
saatte failler yakalandı, uzantılarını söylemiyorum. Ama daha sonra bunların
bağlantıları ortaya çıkmaya başladı.
Aynı şey Danıştay olayında....Hemen manşetler nasıl atıldı, hatırlayın.
Şimdi ne oldu? Hop, o da Ergenekon ile birleşti. Bakın neler çıkıyor? Bunlar bu
kadar aceleci hareket ederek, faturayı sürekli olarak önyargıları, önkabulleriyle
hep malum çevrelere kesmeye alışmışlar. Tetikçilerin, maşaların, kiralık
katillerin, figüranların nasıl bir tezgahın, nasıl bir kirli oyunun parçası
olduğunu göstermektir ki bu yaptığımız çalışmalar... Hamdolsun bunları yapıyoruz
ve bu oyunlar artık bu ülkede sahnelenmesin. Çünkü, her kirli plan, bu ülkenin
demokrasisine, hukuk sistemine, kardeşliğine, birlik ve bütünlüğüne, vatandaşımın
işine, aşına, huzuruna, refahına kastetmektedir. Demokrasiyi zafiyete uğratacak
her girişim, hukuku çiğneyen her plan bu milletin, bu devletin bekası için bir
tehdittir, bir tehlikedir. Bundan nemalananlar, bunu istismar vesilesi kılanlar,
bundan menfaat devşirenler, bundan medet umanlar bilmelidir ki bu karanlık
senaryoların hepsi lanetlidir ve bu lanet hepsini karanlığın içine çekip,
insanlık vicdanında ebediyen mahkum edecektir.''
BUNLAR İSTEMEZÜK FAMİLYASININ MENSUPLARIDIR
Erdoğan, kanunsuzlukla mücadelenin kendilerinin tek başına
gerçekleştireceği bir mücadele olmadığını belirterek, şöyle konuştu:
''Muhalefet başta olmak üzere tüm kesimlerin samimi desteği, bu noktada
hayati derecede önemlidir. Bu biliniyor olmasına rağmen, muhalefetin çetelere
avukatlık yapıyor olmasını, kamuoyunun zihnini bulandırmak için gayret
göstermesini, süreci her fırsatta provoke etmesini, ben aziz milletimin takdirine
bırakıyorum. Faili meçhullerin faili malum hale gelmesinden kim niye korkuyor,
niye çekiniyor, kim neden bunların üstünü örtmeye çalışıyor? Gizli kapaklı
işlerin aydınlığa çıkmasından kim, neden endişe ediyor? Her olayı küçümseyerek,
her olaya kılıf bularak bu ülkede hukuku korumak mümkün müdür? Demokratikleşme,
şeffaflaşma adına hangi adımı atsak, karşımızda statükoyu buluyoruz, karşımızda
değişime, dönüşüme karşı bir direnç buluyoruz.''
Daha ''Anayasa'' kelimesi gündeme gelir gelmez malum çevrelerin bir anda
sahneye fırladığını anlatan Erdoğan, ''Ortada böyle bir şey yok ya... Biz,
parlamenter demokrasinin vazgeçilmez unsuru değil miyiz? Anayasa, yasa, bunları
yapmak, değiştirmek bu parlamentonun görevi değil mi? En önemli, birincil görevi.
Yeri gelirse bunlar, Cumhuriyet'in kuruluşundan beri nasıl yapıldıysa, gene
yapılır. Ama daha bunun adını zikrettiğiniz anda, hemen 'istemezük' başlıyor.
Çünkü bunlar, istemezük familyasının mensuplarıdır. Hep böyle...'' diye
konuştu.
MUHALEFET DE AKILDANELERİN KUYRUĞUNA TAKILIYOR
Erdoğan, ''367 garabeti ile ülkenin enerjisini heba edenlerin
suskunluklarını bozup demokrasiye, millet egemenliğine, milletin bizatihi
kendisine meydan okurcasına rol üstlendiklerini'' ifade etti. Erdoğan,
''Maalesef muhalefet de bu akıldanelerin kuyruğuna takılıyor ve o da kervanda
yerini alıyor. Demokrasi mücadelesinde iktidar, muhalefet yoktur. İktidar
demokrasi, hukuk, özgürlük istiyor diye, bunlara da karşı çıkmak bir muhalefet
tarzı olabilir mi, Allah aşkına? Demokrasi konusunda iktidar da muhalefet de
taraftır ve aynı tarafta olmalıdır'' dedi.
Ortada dolaşan iddialar, senaryolar karşısında sağduyu ve soğukkanlılığı
elden bırakmayacaklarını kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''İsteyen, istediği tavrı takınır. Ama biz samimi olacağız. Bizi çekmek
istedikleri tartışmalara biz girmeyeceğiz, bizi düşürmek istedikleri tuzaklara
biz düşmeyeceğiz. Biz yapıcı olmaya devam edeceğiz. Biz eserlerimizle,
hizmetlerimizle, Türkiye için iyiyi, güzeli hedefleyen niyetlerimizle kendimizi
anlatacağız. Meclis içi ve Meclis dışı muhalefetin hırçın tavrı karşısında biz
hırçınlaşamayız. Onların sorumsuz tavrı karşısında biz de sorumsuz tavır
sergileyemeyiz. Her sorunu hukuk çerçevesinde çözeceğiz. Demokrasiyi de hukuku da
yüceltmeye devam edeceğiz. Çünkü, biz kanun devleti olmanın peşinde değiliz, biz
bir hukuk devleti olmanın peşindeyiz. Bizim derdimiz bu. Ama gerçekleri de tüm
boyutlarıyla milletimizle paylaşacağız. Biz, yetkimizi milletimizden aldık,
hesabımızı da doğrudan milletimize veririz. Aziz milletimize kendisinin iradesine
karşı oynanan oyunları, kurulan tuzakları, kirli senaryoları özellikle
göstereceğiz. Milletimizin sağduyusunu, ferasetini her şeyin üzerinde
tutacağız.''
Erdoğan, kendilerinin bu adımları atarken, muhalefetin ''tamamen şahsi hırs uğruna
bu adımlara karşı çıktığını'' ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü:
''MHP'yi bir kenara bırakıyorum. Zaten hakaret cümleleri kurmanın
ötesinde yaptıkları, söyledikleri hiçbir şey yok. Ama CHP'nin geçmişte
hazırladığı raporlar, bizim bu süreçte üzerinde çok ama çok düşünmemizi
gerektiren bir çelişkidir, bir tutarsızlıktır. 'Özel okullarda Kürtçe eğitim
verilmelidir' diyecek kadar ileri görüşleri ileri sürenler, bugün dikkat ediniz
anadilde eğitime değil, anadilin özgürce konuşulmasına, anadilde yayın hakkına,
anadilin seçmeli ders olarak okutulmasına karşı çıkıyorlar ve bunu bölücülük
olarak nitelendiriyorlar. 'Bizim öyle bir raporumuz yok' diyorlar. O raporlar,
CHP'nin resmi web sitesinde hala duruyor. Başlıklarında da CHP ve Rapor ibaresi
var. Parlamentoda bu konuşmayı yaptığım gün, oradan bağırdı Sayın Genel Başkan:
'Yok bizim öyle bir şeyimiz, yok' dedi. Biliyorsunuz hemen ertesi gün,
kendilerinin web sitesinde bunun durduğunu ve 'lütfen siteyi bir açsın da orada
neyin olduğunu görsün' diye açıkladık. O gün nasıl olduysa bazı medya grupları,
'Başbakan haklı çıktı' diye yazdı. Biz araştırmadan, soruşturmadan bu adımları
atmayız. Araştırarak, soruşturarak atarız.''
KÖRLÜKTÜR, SAĞIRLIKTIR, KAFAYI KUMA GÖMMEKTİR
Erdoğan, en küçük bir hadise olduğunda, bunu doğrudan Milli Birlik ve
Kardeşlik Projesi ile ilişkili hale getirdiklerini kaydederek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Samimi bir şekilde şunu görmek zorundayız; 30 yıldır devam ede gele
terör olayları, içten içe, alttan alta, çok sinsi bir şekilde toplumsal barışın,
kardeşliğimizin, huzurumuzun altına nifak tohumları dikiyordu. Birileri görmek
istemeyebilir. Gözlerini, kulaklarını kapatabilir ama lokal olaylar, belli etnik
gruplara, inanç gruplarına yönelik tepkiler bu dönemde ortaya çıkmadı. Çıkmışlar,
'Başbakan etnik grupları telaffuz ediyor, sorun oradan çıkıyor' diyorlar. İşte bu
körlüktür, sağırlıktır, bu kafayı kuma gömmektir. Milletten, toplumdan, ülkenin
gerçeklerinden kopuk olmak işte budur. Terörü, fitneyi bu noktaya taşıyan
zihniyet de esasen budur. Terör meselesini görme, benim Kürt kökenli
vatandaşlarımın meselesini görme, Romanların, Alevilerin, azınlıkların meselesini
görme... Sen görmezden gelince bu meseleler ortadan kaybolmuyor, tam aksine
büyüyerek devam ediyor. Mevlana'nın da dediği gibi, 'Sen gözünü kapatınca alem
yok olmuyor.' Bu sorunlar görseniz de görmeseniz de gizliden gizliye büyüyor.
Fitne ve fesat çürümeye sebep oluyor. Bizim niyetimiz; bu nifak, fitne
tohumlarına engel olmaya yöneliktir.''
ŞİMDİ KISA, ORTA VE UZUN VADELİ ÇALIŞMALARA ODAKLANIYORUZ
Parti olarak konuyla ilgili bir kitapçık hazırladıklarını ve Cuma
gününden itibaren dağıtımına başladıklarını hatırlatan Erdoğan, içinde
''fısıltıyla yayılan 30 ayrı iddiada asıl niyetlerini ortaya koyduklarını ve
sorulara net yanıtlar verdiklerini'' anlattı.
''Teşkilatımdan rica ediyorum; Bu kitabı dikkatli şekilde okuyalım ve
oradaki cevapları ulaşabildiğimiz herkesle paylaşalım''' diyen Erdoğan, proje
kapsamında bugüne kadar yaptıkları ve son dönemde atılan adımların da kitapçıkta
yer aldığını kaydetti.
Erdoğan, ''Şimdi de kısa, orta ve uzun vadede yapacağımız çalışmalara
odaklanıyoruz. Orta vadede çıkarmayı planladığımız yasaları, önümüzdeki günlerde
Meclis Genel Kuruluna inşallah getiriyoruz'' dedi.
Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Ayrımcılık Komisyonu, Bağımsız
Kolluk Şikayet gibi yeni mekanizmalarla demokratikleşme yolunda ''tarihi adımlar
attıklarını'' kaydeden Erdoğan, yasal düzenlemelerin yanında mevzuata dönük
çalışmalara da hız verdiklerini, ekonomik ve sosyal alanda planlanan çalışmalara
ivme kazandırdıklarını anlattı.
Erdoğan, ''Süreç bugüne kadar nasıl istismar edildiyse, bundan sonra çok
daha fazla istismara başvurulacaktır. Sorunun çözümünden rahatsız olan kesimler
çok daha fazla hırçınlaşacak ve süreci engellemek isteyecek, buna mahal
vermeyecek, yapıcı dille, samimi üslupla ne yapmak istediğimizi, Türkiye'ye nasıl
bir aydınlık kapı aralamak istediğimizi hep beraber anlatmak durumundayız''
dedi. (13:07)
NOT: Haberin devamına ilgili dökümanlar bölümünden ulaşılabilir.
partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Avrupa
Komisyonu Parlamenterler Meclisi Başkanlığına seçilen AK Parti Antalya
Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu'nu kutlayarak başladı. Ülke ve millet adına son
derece sevindirici ve iftihar vesilesi olacak bir gelişmeyi paylaşmak istediğini
ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bildiğiniz gibi Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığına
(AKPM) çok değerli bir arkadaşımız, kardeşimiz, Antalya Milletvekilimiz Mevlüt
Çavuşoğlu seçildi. Türkiye, Konseye 1949'da üye olmuştu. 1949'dan bu yana
yaklaşık 60 yıl sonra ilk kez bir Türk milletvekili AKPM'ye başkan olarak
seçildi. Bu aynı aynı zamanda ilk kez Doğu Avrupa'dan bir ülke temsilcisinin
başkan olması anlamını taşıyor. Değerli arkadaşımız Mevlüt Çavuşoğlu'nu tebrik
ediyorum. Çalışmalarında başarılar diliyorum. Seçilmesinde katkısı bulunan tüm
üyelere de buradan teşekkür ediyorum. Orada desteklerini esirgemeyen batılı
dostlarımıza ayrıca teşekkür ediyorum.''
VALİLER VE BELEDİYE BAŞKANLARI
Türkiye genelinde çok çetin kış şartları yaşandığına dikkati çeken
Erdoğan, sıcaklığın özellikle Karadeniz kıyılarında mevsim normallerinin çok
altına düştüğüne, ülkenin büyük bölümünde kar yağışına şahit olunduğunu söyledi.
Erdoğan, ''Tüm valilerimizin, belediye başkanlarımızın bu zor günlerde daha bir
teyakkuz halinde olmalarını, tedbirlerini önceden almalarını, uyarılarını
yapmalarını hassaten rica ediyorum'' dedi.
Erdoğan, özellikle yaşlı ve çocukların, kimsesizlerin korunmasında
yetkililerle birlikte tüm vatandaşların da dayanışma içinde olmalarını istedi.
BÖLÜNMÜŞ YOLLAR
Türkiye'de çetin kış şartları devam ederken, kendilerinin bu şartlara
aldırmadan hafta sonunda Ankara, Bilecik ve Sakarya'da tarihi öneme haiz
açılışlar gerçekleştirdiklerini söyledi.
Ankara'nın doğusundaki 43 ille ulaşımını sağlayan bölünmüş yolun Elmadağ
kesiminin ''ölüm rampaları'' olarak bilindiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle
konuştu:
''Sürücüler için adeta bir kabus olma niteliği taşıyordu. Nice canları bu
rampalarda kaybettik. Nice ocaklar burada söndü. Nice sürücü, yolcu burada sakat
kaldı. 2008 Ramazan ayında buraya bir bir ziyarette bulundum. İşçi kardeşlerimiz,
müteahhit firma, bakan arkadaşım beraber orada bir iftar ettik. Çalışmaları
yerinde inceledim ve inşaatın hızlandırılarak bir an önce bitirilmesi talimatını
verdim.
Cumartesi günü de gittik, soğuk ve kar yağışını rağmen coşkulu bir
kalabalık eşliğinde yolları hizmete aldık. Yolun yapımı için yeni rakamla 223
milyon, eski rakamla 223 trilyon lira harcadık. Ancak, yolun kısalmasından dolayı
yılda 113 milyon liralık tasarruf öngörüyoruz.
Ertesi gün, pazar günü de Bilecek'te Bozüyük-Mekece-Sakarya yolunun
açılışını yaptık. Gerçekten bu yol da bizler için gurur vericiydi. Bizi
onurlandıran, gururlandıran şu: Bu tür yolları Türkiye'de görmeye alışık değiliz.
Orada da ölüm virajları olarak bilinen bir, bilemediniz iki şerit olan yerler
vardı. Onları kullanan vatandaşlarım çok iyi bilirler. Şimdi ne oldu? Şimdi bazı
yerlerde 2 gidiş, 2 geliş, bazı yerlerde 3 gidiş, 3 geliş olmak üzere...
Hamdolsun bu yollar bir sanat şaheseri olarak bitirildi. Ertuğrul Gazi ve Osman
Gazi tünelleri ile dağları deldik. Her zaman söylediğimiz gibi, biz Ferhat'ız,
milletimiz Şirin ve ona kavuşuyoruz, ona ulaşıyoruz. Bu, delinmez denilen dağları
deldik ve yollar gerçekten bir başka güzel oldu.''
MEDYANIN TUTUMU
Yollara ilişkin güncel rakamları da açıklayan Başbakan Erdoğan, ''Tekrar
edeceğiz. Çünkü ne yapalım medya bunları anlatmıyor. İşlerine gelmiyor. Medya
nerede ufak bir şey bulsa onu döne döne anlatıyor. Gel şu güzelliği de anlat
be... Yok o güzelliği anlatmıyor. Niye? İşlerine gelmiyor. Şu güzelliği bir
anlat. Bu millet bunlara muhtaç'' diye konuştu.
Türkiye'de 79 senede 6 bin kilometre bölünmüş yol yapılırken, AK
Parti'nin 7 senede 11 bin kilometre yol yaptığını belirten Erdoğan, ''Şunu gel bi
göster, anlat... Ne kaybedersin? Milletimizin bu heyecana, bu gurura ihtiyacı
var. Bunu anlatmaktan, göstermekten niye kaçınıyorsun? Göster şunları, göster...
Öbür taraftan bir bakarsın bir tane çeşme açarlar, o çeşmeleri göstere göstere...
Benim milletim bunları yutmayacak. O yollardan gelip geçenler bunları
yutmayacak'' dedi.
Bu işlere muhalefet edenlerin de yapılan yollardan geçtiğini ifade eden
Erdoğan, ''Size de helal olsun. Çünkü, biz görevimizi yapıyoruz. Atalarımızın
dediği gibi yapıyoruz: 'At denize, balık bilmezse Halik bilir' diyoruz ve devam
ediyoruz'' diye seslendi.
Bölünmüş yol uzunluğunun 17 bin 500 kilometreye ulaştığını bildiren
Erdoğan, Ziya Paşa'nın, ''Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, şahsın görünür
rütbe-i aklı eserinde'' ve ''Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır semeri''
sözünü hatırlattı. Erdoğan, bu eserlerle yad edileceklerini söyledi.
Erdoğan, Sakarya'da da 26 tesisi hizmete açtıklarını bildirerek, açılış
töreninde halkın büyük bir heyecan ve coşkuyla kendileriyle birlikte olmasından
da mutluluk duyduklarını ifade etti.
17 yıl önce 24 Ocak'ta, Gazeteci Uğur Mumcu'nun evinin önünde katledildiğini hatırlatarak, bu
saldırının hemen ardından belli kesimlerin töhmet altında bırakıldığını kaydetti.
''Adres saptırıldı, maalesef dosya, bir çok soru işaretine mahal bırakacak
şekilde kapatıldı. Azmettirenler ortaya çıkarılamadı'' diyen Erdoğan, aynı
durumun Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Necip Hablemitoğlu ve Abdi İpekçi için de
geçerli olduğunu anlattı.
Nice saldırı, suikastın azmettirenler ortaya çıkarılmadan, işledikleri
cinayetler net olarak belirlenemeden bunların belli kesimlere fatura edildiğini
belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
''Ah, ah... Tarih gerçekleri ortaya koyuyor. Ama bak şimdi yavaş yavaş
her şey açığa çıkmaya başlıyor. Bugün bizim yaptığımız; Hrant Dink'in, Abdi
İpekçi, Uğur Mumcu'nun, diğer tüm kirli saldırıların üzerindeki sis perdesini
kaldırmak, tüm bu olayları aydınlığa kavuşturmak ve gelecekte benzer melanetlerin
yaşanmasını önlemeye yöneliktir. Biz, bunu yapıyoruz. Biz yasamadaki, yürütmedeki
gücümüzle bunu yapıyoruz. Bunun dışı yargınındır. Biz, ancak bunu yapabiliyoruz
ve şu ana kadar bunu yaptık, yapıyoruz. İşte Hrant Dink olayında, hamdolsun, 32
saatte failler yakalandı, uzantılarını söylemiyorum. Ama daha sonra bunların
bağlantıları ortaya çıkmaya başladı.
Aynı şey Danıştay olayında....Hemen manşetler nasıl atıldı, hatırlayın.
Şimdi ne oldu? Hop, o da Ergenekon ile birleşti. Bakın neler çıkıyor? Bunlar bu
kadar aceleci hareket ederek, faturayı sürekli olarak önyargıları, önkabulleriyle
hep malum çevrelere kesmeye alışmışlar. Tetikçilerin, maşaların, kiralık
katillerin, figüranların nasıl bir tezgahın, nasıl bir kirli oyunun parçası
olduğunu göstermektir ki bu yaptığımız çalışmalar... Hamdolsun bunları yapıyoruz
ve bu oyunlar artık bu ülkede sahnelenmesin. Çünkü, her kirli plan, bu ülkenin
demokrasisine, hukuk sistemine, kardeşliğine, birlik ve bütünlüğüne, vatandaşımın
işine, aşına, huzuruna, refahına kastetmektedir. Demokrasiyi zafiyete uğratacak
her girişim, hukuku çiğneyen her plan bu milletin, bu devletin bekası için bir
tehdittir, bir tehlikedir. Bundan nemalananlar, bunu istismar vesilesi kılanlar,
bundan menfaat devşirenler, bundan medet umanlar bilmelidir ki bu karanlık
senaryoların hepsi lanetlidir ve bu lanet hepsini karanlığın içine çekip,
insanlık vicdanında ebediyen mahkum edecektir.''
BUNLAR İSTEMEZÜK FAMİLYASININ MENSUPLARIDIR
Erdoğan, kanunsuzlukla mücadelenin kendilerinin tek başına
gerçekleştireceği bir mücadele olmadığını belirterek, şöyle konuştu:
''Muhalefet başta olmak üzere tüm kesimlerin samimi desteği, bu noktada
hayati derecede önemlidir. Bu biliniyor olmasına rağmen, muhalefetin çetelere
avukatlık yapıyor olmasını, kamuoyunun zihnini bulandırmak için gayret
göstermesini, süreci her fırsatta provoke etmesini, ben aziz milletimin takdirine
bırakıyorum. Faili meçhullerin faili malum hale gelmesinden kim niye korkuyor,
niye çekiniyor, kim neden bunların üstünü örtmeye çalışıyor? Gizli kapaklı
işlerin aydınlığa çıkmasından kim, neden endişe ediyor? Her olayı küçümseyerek,
her olaya kılıf bularak bu ülkede hukuku korumak mümkün müdür? Demokratikleşme,
şeffaflaşma adına hangi adımı atsak, karşımızda statükoyu buluyoruz, karşımızda
değişime, dönüşüme karşı bir direnç buluyoruz.''
Daha ''Anayasa'' kelimesi gündeme gelir gelmez malum çevrelerin bir anda
sahneye fırladığını anlatan Erdoğan, ''Ortada böyle bir şey yok ya... Biz,
parlamenter demokrasinin vazgeçilmez unsuru değil miyiz? Anayasa, yasa, bunları
yapmak, değiştirmek bu parlamentonun görevi değil mi? En önemli, birincil görevi.
Yeri gelirse bunlar, Cumhuriyet'in kuruluşundan beri nasıl yapıldıysa, gene
yapılır. Ama daha bunun adını zikrettiğiniz anda, hemen 'istemezük' başlıyor.
Çünkü bunlar, istemezük familyasının mensuplarıdır. Hep böyle...'' diye
konuştu.
MUHALEFET DE AKILDANELERİN KUYRUĞUNA TAKILIYOR
Erdoğan, ''367 garabeti ile ülkenin enerjisini heba edenlerin
suskunluklarını bozup demokrasiye, millet egemenliğine, milletin bizatihi
kendisine meydan okurcasına rol üstlendiklerini'' ifade etti. Erdoğan,
''Maalesef muhalefet de bu akıldanelerin kuyruğuna takılıyor ve o da kervanda
yerini alıyor. Demokrasi mücadelesinde iktidar, muhalefet yoktur. İktidar
demokrasi, hukuk, özgürlük istiyor diye, bunlara da karşı çıkmak bir muhalefet
tarzı olabilir mi, Allah aşkına? Demokrasi konusunda iktidar da muhalefet de
taraftır ve aynı tarafta olmalıdır'' dedi.
Ortada dolaşan iddialar, senaryolar karşısında sağduyu ve soğukkanlılığı
elden bırakmayacaklarını kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''İsteyen, istediği tavrı takınır. Ama biz samimi olacağız. Bizi çekmek
istedikleri tartışmalara biz girmeyeceğiz, bizi düşürmek istedikleri tuzaklara
biz düşmeyeceğiz. Biz yapıcı olmaya devam edeceğiz. Biz eserlerimizle,
hizmetlerimizle, Türkiye için iyiyi, güzeli hedefleyen niyetlerimizle kendimizi
anlatacağız. Meclis içi ve Meclis dışı muhalefetin hırçın tavrı karşısında biz
hırçınlaşamayız. Onların sorumsuz tavrı karşısında biz de sorumsuz tavır
sergileyemeyiz. Her sorunu hukuk çerçevesinde çözeceğiz. Demokrasiyi de hukuku da
yüceltmeye devam edeceğiz. Çünkü, biz kanun devleti olmanın peşinde değiliz, biz
bir hukuk devleti olmanın peşindeyiz. Bizim derdimiz bu. Ama gerçekleri de tüm
boyutlarıyla milletimizle paylaşacağız. Biz, yetkimizi milletimizden aldık,
hesabımızı da doğrudan milletimize veririz. Aziz milletimize kendisinin iradesine
karşı oynanan oyunları, kurulan tuzakları, kirli senaryoları özellikle
göstereceğiz. Milletimizin sağduyusunu, ferasetini her şeyin üzerinde
tutacağız.''
Erdoğan, kendilerinin bu adımları atarken, muhalefetin ''tamamen şahsi hırs uğruna
bu adımlara karşı çıktığını'' ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü:
''MHP'yi bir kenara bırakıyorum. Zaten hakaret cümleleri kurmanın
ötesinde yaptıkları, söyledikleri hiçbir şey yok. Ama CHP'nin geçmişte
hazırladığı raporlar, bizim bu süreçte üzerinde çok ama çok düşünmemizi
gerektiren bir çelişkidir, bir tutarsızlıktır. 'Özel okullarda Kürtçe eğitim
verilmelidir' diyecek kadar ileri görüşleri ileri sürenler, bugün dikkat ediniz
anadilde eğitime değil, anadilin özgürce konuşulmasına, anadilde yayın hakkına,
anadilin seçmeli ders olarak okutulmasına karşı çıkıyorlar ve bunu bölücülük
olarak nitelendiriyorlar. 'Bizim öyle bir raporumuz yok' diyorlar. O raporlar,
CHP'nin resmi web sitesinde hala duruyor. Başlıklarında da CHP ve Rapor ibaresi
var. Parlamentoda bu konuşmayı yaptığım gün, oradan bağırdı Sayın Genel Başkan:
'Yok bizim öyle bir şeyimiz, yok' dedi. Biliyorsunuz hemen ertesi gün,
kendilerinin web sitesinde bunun durduğunu ve 'lütfen siteyi bir açsın da orada
neyin olduğunu görsün' diye açıkladık. O gün nasıl olduysa bazı medya grupları,
'Başbakan haklı çıktı' diye yazdı. Biz araştırmadan, soruşturmadan bu adımları
atmayız. Araştırarak, soruşturarak atarız.''
KÖRLÜKTÜR, SAĞIRLIKTIR, KAFAYI KUMA GÖMMEKTİR
Erdoğan, en küçük bir hadise olduğunda, bunu doğrudan Milli Birlik ve
Kardeşlik Projesi ile ilişkili hale getirdiklerini kaydederek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Samimi bir şekilde şunu görmek zorundayız; 30 yıldır devam ede gele
terör olayları, içten içe, alttan alta, çok sinsi bir şekilde toplumsal barışın,
kardeşliğimizin, huzurumuzun altına nifak tohumları dikiyordu. Birileri görmek
istemeyebilir. Gözlerini, kulaklarını kapatabilir ama lokal olaylar, belli etnik
gruplara, inanç gruplarına yönelik tepkiler bu dönemde ortaya çıkmadı. Çıkmışlar,
'Başbakan etnik grupları telaffuz ediyor, sorun oradan çıkıyor' diyorlar. İşte bu
körlüktür, sağırlıktır, bu kafayı kuma gömmektir. Milletten, toplumdan, ülkenin
gerçeklerinden kopuk olmak işte budur. Terörü, fitneyi bu noktaya taşıyan
zihniyet de esasen budur. Terör meselesini görme, benim Kürt kökenli
vatandaşlarımın meselesini görme, Romanların, Alevilerin, azınlıkların meselesini
görme... Sen görmezden gelince bu meseleler ortadan kaybolmuyor, tam aksine
büyüyerek devam ediyor. Mevlana'nın da dediği gibi, 'Sen gözünü kapatınca alem
yok olmuyor.' Bu sorunlar görseniz de görmeseniz de gizliden gizliye büyüyor.
Fitne ve fesat çürümeye sebep oluyor. Bizim niyetimiz; bu nifak, fitne
tohumlarına engel olmaya yöneliktir.''
ŞİMDİ KISA, ORTA VE UZUN VADELİ ÇALIŞMALARA ODAKLANIYORUZ
Parti olarak konuyla ilgili bir kitapçık hazırladıklarını ve Cuma
gününden itibaren dağıtımına başladıklarını hatırlatan Erdoğan, içinde
''fısıltıyla yayılan 30 ayrı iddiada asıl niyetlerini ortaya koyduklarını ve
sorulara net yanıtlar verdiklerini'' anlattı.
''Teşkilatımdan rica ediyorum; Bu kitabı dikkatli şekilde okuyalım ve
oradaki cevapları ulaşabildiğimiz herkesle paylaşalım''' diyen Erdoğan, proje
kapsamında bugüne kadar yaptıkları ve son dönemde atılan adımların da kitapçıkta
yer aldığını kaydetti.
Erdoğan, ''Şimdi de kısa, orta ve uzun vadede yapacağımız çalışmalara
odaklanıyoruz. Orta vadede çıkarmayı planladığımız yasaları, önümüzdeki günlerde
Meclis Genel Kuruluna inşallah getiriyoruz'' dedi.
Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Ayrımcılık Komisyonu, Bağımsız
Kolluk Şikayet gibi yeni mekanizmalarla demokratikleşme yolunda ''tarihi adımlar
attıklarını'' kaydeden Erdoğan, yasal düzenlemelerin yanında mevzuata dönük
çalışmalara da hız verdiklerini, ekonomik ve sosyal alanda planlanan çalışmalara
ivme kazandırdıklarını anlattı.
Erdoğan, ''Süreç bugüne kadar nasıl istismar edildiyse, bundan sonra çok
daha fazla istismara başvurulacaktır. Sorunun çözümünden rahatsız olan kesimler
çok daha fazla hırçınlaşacak ve süreci engellemek isteyecek, buna mahal
vermeyecek, yapıcı dille, samimi üslupla ne yapmak istediğimizi, Türkiye'ye nasıl
bir aydınlık kapı aralamak istediğimizi hep beraber anlatmak durumundayız''
dedi. (13:07)
NOT: Haberin devamına ilgili dökümanlar bölümünden ulaşılabilir.
