2016-05-03 - 15:47
CHP GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısına, Miraç Kandili'ni kutlayarak başladı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısına, Miraç Kandili'ni kutlayarak başladı.

Bugünün ayrıca Dünya Basın Özgürlüğü olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bu kategoride sınıfta kaldığını söyledi. Basın özgürlüğünde Türkiye'nin 180 ülke arasında 151'nci sırada olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, Türkiye'yi bu ayıptan ancak CHP'nin kurtarabileceğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, hiç kimse arasında ayrım yapmadıklarını ve insana insan olduğu için değer verdiklerini anlatarak vatandaşın derdini sadece siyasilerin değil, medyanın da dile getirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye'de şu anda 33 gazetecinin hapiste olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Yazık günah değil mi bu ülkeye? İşsiz gazetecilerin sayısı 7 bini buldu. Haber yapan, halkı bilgilendiren, halkın gözü kulağı olmaya çalışan gazeteciler görev yapamıyor. Benim bütün gazetecilere sözüm var; CHP iktidarında özgürce yazacaksınız. Sizden tek isteğim var, kaleminizi kiralamayın ve satmayın." diye konuştu.

1 Mayıs'ta Emek ve Dayanışma Bayramı'nın kutlandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, emeğin en yüce değer olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Çünkü emekle üretir, emekle saygınlık kazanırsınız. Emek alınteri demektir. Peki emeğe hakkı olan karşılığı veriliyor mu? Milyonlarca insanımız işsiz. Bunların üretmesi, çalışması lazım ama bu insanlara değer vermiyoruz. Genç çocuklarımız taşı sıksa suyunu çıkaracak ama maalesef iş veremiyoruz. Bütün kötülüklerin anası işsizliktir. 2001'de krizin en yoğun olduğu dönemde yüzde 8.4 işsizlik oranı. Geliyoruz 2016'ya işsizlik oranı yüzde 18. Üniversite mezunlarında işsizlik yüzde 27,3. Her dört üniversite mezunundan biri işsiz. Ama sanmayın bütün çocuklar işsiz, Ankara'daki beylerin çocuklarının bir eli yağda, bir eli balda. Ama Mehmet Efendinin çocuğu işsiz. Sana sözüm söz, ben önce senin çocuğuna iş bulacağım."

Turizm sektöründe de durumun iç açıcı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Ülkeyi çok iyi yönetiyoruz, diyorlar. Peki bu işsizlik ne?" sorusunu yöneltti.

Kılıçdaroğlu, "Diyorlar ki 'işsizlik var ama turistler de gelmiyor, patlayan bombalar nedeniyle.' İyi de bombalar niye patlıyor? Sen yönetmiyor musun bu ülkeyi? Yakalasana. Bunlar terör örgütlerine yardım ve yataklık yapanlardır, bunun hesabını soracağım." dedi.

Turizmcilerin yurt dışında "Neden turist gelmiyor?" diye bir araştırma yaptıklarını aktaran Kemal Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Patlayan bombalar yüzünden mi? 'Hayır' diyorlar, Paris'te de bombalar patladı, Brüksel'de de patladı ama bütün oteller dolu. 'Peki Türkiye'ye niye gelmiyorsunuz?' 'Türkiye'nin imajı bozuldu, Türkiye bir uygar devlet olmaktan çıktı. Türkiye kendi içinde savaşan bir Ortadoğu ülkesi haline geldi. Turist o yüzden gelmiyor.' Evet, Türkiye'yi bu hale bunlar getirdi. İşsizlik en temel sorunlarımızdan birisi ama işsizliği siyasi olarak bu iktidar istismar etti. 1 Kasım seçimlerinden önce 325 bin 954 kişiyi geçici olarak işe başlattılar. Seçim bitti şimdi hepsinin işine son veriyorlar. Şimdi geçici olarak işe başlatılan bu çocukların ailelerine sesleniyorum; biz hiçbir şeyi istismar konusu yapmadık, her anne babanın çocuğunun iş sahibi olmasını isteriz. Benim sözüm bu çocukların tamamını sürekli işe alacağız."

"İşsizlik üzerinde bu kadar durulur mu?" denilebileceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, bir çocuğun işsiz kalmasının ailede huzursuzluk kaynağı olacağını dile getirdi.

Hafta sonu İstanbul'da geri dönüşüm işçileriyle bir araya geldiklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, bu işçileri ise "sahibi olmayan işçiler" olarak tanımladı.

Çankaya Belediyesinin güzel bir proje başlattığını ve bunların tamamını sigortalı yaptığını bildiren Kılıçdaroğlu, "Tamamı emekli olacak inşallah. Kim yapıyor? İktidar mı yapıyor? Biz yapıyoruz, CHP'li belediyeler yapıyor. Niye yapıyor? Çünkü emek en yüce değerdir diyoruz. Peki o çocuk kağıt toplamayıp da eline silah alıp dağa mı çıksın? O çocuğa birilerinin sahip çıkması lazım. Madem ki biz halk partisiyiz, halkın partisiyiz, halkın çocuklarına sahip çıkacağız." diye konuştu.

Allah'ın kimseyi işsizlikle ve açlıkla karşı karşıya getirmemesi dileğinde de bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, "Bakın Doğu, Güneydoğu'da terör var. Orada fabrikalar vardı. Bu terör nereden kaynaklanıyor? O insanları işsiz bırakırsanız, işte bu tablo önünüze çıkar." değerlendirmesini yaptı.

Bitlis Sigara Fabrikasının kapatıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, bundan 25 bin ailenin etkilediğini savundu.

Kentte 10 bin ton Bitlis tütünü üretildiğini, bunun şimdilerde 100 tona kadar düştüğünü aktaran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yazık günah değil mi? Tatvan et kombinası vardı, yüzlerce işçi çalışıyordu. 130 dönüm arazide faaliyet gösteriyordu, kapattılar. Araziyi de sattılar, insanların hepsi açıkta kaldı. Bin aile buraya ürettiği hayvanları satıyordu. MTA'nın şubesini kapattılar. Tatvan'da yem fabrikası vardı, onu sattılar. Sümerbank'ın mağazalarını kapattılar. Diyarbakır'da TEKEL Tütün Fabrikası, bin 500 kişi çalıyordu kapattılar. Diyarbakır halı iplik fabrikası, Zirai Donatım Kurumu, Şanlıurfa ve Adıyaman çimento fabrikaları, Tunceli Yem Fabrikası, Şanlıurfa Yün Fabrikası, Van'ın çimento fabrikası, Mardin Mazıdağı fosfat işletmesi... Bütün bunların tamamı satıldı veya kapatıldı. O bölgedeki çocuklarımız nereye gitti? Yüzde 99'u dağa çıktı. Tablo işte bu tablodur. Neden işsizliğin üzerinde duruyorum? İşte bunun için duruyorum. İşsizliğin olduğu bir ülkede toplumsal barışı sağlayamazsınız. İşsizliğin olduğu bir ülkede huzuru bulamazsınız, dayanışma gücünü, dayanışma amacını hayata geçiremezsiniz. İşsizlik varsa herkesin kafası başka yerdedir."

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de 17 milyon yoksul bulunduğunu savunurken, bunların 3 milyon 750 bin hanede oturduğunu ve günlük gelirinin 4 liranın altında olduğunu söyledi.

"Ankara'daki beylerin çocukları yatağa aç mı giriyor?" diye soran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Ben sizi düşünüyorum, sizi. Doğu, Güneydoğu'da bütün fabrikaları kapatıp birilerine peşkeş çektiler. Ama Diyarbakırlılara da sözüm var, onlar da unutmasınlar. 12 Ağustos 2005, dönemin Başbakanı Diyarbakır'da mitingi yapıyor. Bir Diyarbakırlı genç 'fabrika istiyorum' diye ısrarla bağırıyor. Sonunda Başbakan şunu diyor, 'Bak kardeşim AK Parti iktidarı buralara fabrika yapmayacak' diyor. Diyarbakırlılar hep beraber alkışlıyorlar, 'iyi ki fabrika yapmadın' diye. Şimdi Diyarbakırlılara sözü var, 'modern bir hapishane yapacağım size' diye. Şimdi ben Diyarbakırlılara sitem etmeyeceğim de kim edecek? 'Sana fabrika yapmayacağım, hapishane yapacağım' diyor, o da gidiyor oyunu veriyor. 'Ben, fabrika kurulsun istiyorum' diyor, o 'hapishane' diyor. Ben ne diyorum; bu iktidar terör örgütlerine yardım ve yataklık yapan bir iktidardır. Bunun için diyorum."

İktidar olmaları durumunda Doğu ve Güneydoğu'da özel sektöre güzel teşvikler getireceğini belirten Kılıçdaroğlu, gerekirse 5 yıl, 10 yıl da vergi almayacaklarının altını çizdi. Bütün organize sanayi bölgesinde yatılı meslek liselerini kuracaklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, öğrencilerin okulu bitince de işinin hazır olacağının altını çizdi.

Kılıçdaroğlu, "Özel sektör gitmezse devlet özel sektör işbirliği yapacağız. Bu da olmazsa devlet gidecek, oraya fabrika kuracak." dedi.

İşsizlik varsa toplumun ahlaki dengelerinde de ciddi sarsıntı olacağını iddia eden Kılıçdaroğlu, ahlakın bütün toplumların ve inançların temeli olduğunu dile getirdi.

Hazreti Muhammed'in "Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim." dediğini anımsatan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Ahlak bu kadar önemlidir. Peki ahlakı toplumda, siyasette kim temsil edecek? Ülkeyi yönetenler temsil edecek. Ülkeyi yönetenler ahlaklı olursa, topluma örnek olurlar. Baştaki kişi ahlaktan nasibini almamışsa o toplum başka bir sürecin içine hapsedilmiş olur." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Birilerinin dokunulmazlığını kaldıracaksan, getirirsin o vatandaşın dosyasını 276 oyla dokunulmazlığı kalkıyor, anayasa değişikliğine gerek olmadan. Neden bunu yapıyorlar; çünkü onlar da bunun çıkmasını istemiyorlar ama milleti kandırmak istiyorlar." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, bugünlerde Meclis'in, büyük bir ahlaksızlığa ortak edilmek istendiğini savundu.

Kaçak elektrik kullananların faturasının, elektriği düzgün kullanandan, gariban vatandaştan kesildiğini belirten Kılıçdaroğlu, bunun, "ahlaksızlığın dik alası" olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, tüketici derneklerin mahkemeye gittiğini, mahkemenin, "kayıp kaçak bedelini vatandaştan değil, kim kaçırıyorsa gidin ondan alın." dediğini aktararak, "Sizden haksız yere alınan elektrik fiyatı tutarı 33 milyar lira. Mahkeme kararı çıktı, 33 milyar liranın elektrik tüketen, kayıp kaçağa yol açmayan vatandaşa geri ödenmesi lazım. Meclis'e şimdi kanun getiriyorlar 'o parayı almayalım, hırsızlara iade edelim' diyorlar. Bunun hesabını sormazsak namerdiz. Kendi çoğunlukları var, kendi hırsızlıklarına milletvekilini ortak etmeye çalışıyorlar. Önce Anayasa Mahkemesine, o da bu haksızlığa göğüs germezse olayı İnsan Hakları Mahkemesine kadar götüreceğiz. Kaçakçıdan değil vatandaştan alıyorsun, neden gücün kaçakçıya değil vatandaşa yetiyor. Çünkü kaçakçı senin ortağın, vatandaşı ortağın olarak görmüyorsun." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, petrol fiyatlarına sürekli zam yaptıklarını, "Türkiye'de petrol yok, dışarıdan alıyoruz, dışarıda artınca biz de zam yapıyoruz." dediklerini ancak petrol fiyatı düştüğünde Türkiye'de düşmediğine dikkati çekti.

Petrolün varil fiyatının yurt dışında Haziran 2014'te 115 dolarken, bugün 36-37 dolar olduğunu, 3 kat ucuzladığını dile getiren Kılıçdaroğlu, ancak benzinin, mazotun fiyatının 3 kat ucuzlamadığını vurguladı. Kılıçdaroğlu, bunun faturasını taksi, kamyon şoförünün, traktör sahibinin ödediğinin altını çizerek, "Bunun Türkçe adı ahlaksızlık değil mi?" diye sordu.

Kılıçdaroğlu, doğalgaz fiyatlarının da düştüğünü ancak faturaların düşmediğini belirterek, "Bakana ocak ayında, 'Dünyada doğalgaz fiyatları düştü Türkiye'de düşecek mi?' diye soruyorlar, 'Düşürmek için çalışıyoruz' diyor. Martta milletvekillerimiz Plan ve Bütçe Komisyonunda yine soruyorlar, yine 'Çalışmamız devam ediyor' diyorlar. Aradan geçti 5 ay, 5 ayda küçük bir hesabı yapamayan hükümet, Türkiye'yi yönetemez. O hesabı götürün Eskişehir'de bakkal Mehmet Efendiye verin, 10 dakikada çözer sizin elinize verir." değerlendirmesini yaptı.

Çocuğunu, Güneydoğu'ya askere gönderen annelerin, her televizyon programını izlediğinde, "Acaba çocuğumun başına birşey geldi mi?" diye yüreğinin pıt pıt ettiğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu, bu annelerin dramını anlatabileceklerini ancak ateşin düştüğü yeri yaktığını söyledi.

"Sevgili anneler, terör konusunda siz ne kadar dertliyseniz biz de o kadar dertliyiz" diye seslenen Kılıçdaroğlu, Bülent Ecevit'ten Kasım 2002'de hükümet devralındığında terörün olmadığını savundu.

Kılıçdaroğlu, aradan 14 yıl geçtiğini, Doğu, Güneydoğu'da şehirlerin silah deposuna dönüştüğünü, her gün şehit haberlerinin geldiğini, Suriye'den füze, bombalar atıldığını, Kilis'in yaşanamaz hale geldiğini, devlet memurlarının, çocuklarına birşey olmasın diye başka yerlere gönderdiğini anlattı. Kılıçdaroğlu, Türkiye'yi bu hale 14 yıldır ülkeyi yönetenlerin getirdiğini öne sürerek, "CHP'yi suçluyorlar sanki biz 14 yıldır iktidardayız. Beceriksizliklerinizi itiraf edin artık, millet de öğrensin." ifadesini kullandı.

Terör örgütü yuvalanırken valilere, "Sakın bunlara dokunmayın" diye talimat verildiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Savcılara şikayette bulunduk, kendi dillerinden, kendi sözlerinden. Namuslu bir savcı arıyorum, helal süt emmiş bir savcı arıyorum, şehitlerin hesabını soracak bir savcı arıyorum, ülkesini seven bir savcı arıyorum, yürekli bir savcı arıyorum.

TIR'larla Suriye'ye silah gönderdiler. Açıkça savaş suçu işlediler, Müslümanı Müslümana kırdırmak için silahları buradan El Kaide, El Nusra, IŞİD'e gönderdiler. Suriye'den atılan silahlar bunların gönderdiği silahlar. Döndü sonunda bizi buldu. Bunlar bir itiraf daha yaptılar; İçişleri Bakanı Efkan Ala, 'AK Parti doğrudan PKK ile görüşüyor' diyen adam. Niye bir savcı çıkıp, bunun fezlekesini göndermiyor. Niye korkuyorsun savcı kardeşim? Senin unvanının başında Cumhuriyet var. Sen Cumhuriyeti korumakla görevlisin. Terör örgütüne yardım ve yataklık yapanları korumak senin görevin değil."

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Meclis'te dokunulmazlık konusunun, kavga, dövüş gittiğini kaydederek, "İktidar partisinin asla samimi, doğru bir parti olmadığını, bütün inançları sömürüp, siyasetine ortak ettiğini" ileri sürdü.

"Meclis'e bütün dokunulmazlık dosyalarını getiriyoruz." denildiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dokunulmazlığının devam edeceğini, kendisinin kalkacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Kaldırmazsanız namertsiniz." dedi.

Davutoğlu'ndan, "Benim verilemeyecek hesabım yoktur, ben de dokunulmazlığımın kaldırılmasını istiyorum." demesini isteyen Kılıçdaroğlu, ancak diyemediğini,"abisinin izin vermediğini" savundu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bakanların dokunulmazlığının aynen devam edeceğini, eski bakanlar Egemen Bağış, Muammer Güler, Zafer Çağlayan'ın da dokunulmazlıklarının kalkmadığını anımsatarak sözlerine şöyle devam etti:

"Hırsız, hırsızı korur, düzgün adamı korumaz ki. Davutoğlu'na sesleniyorum; namuslu bir adamsan, yolsuzluklardan şikayetçiysen, hırsızlığın peşini bırakmam diyorsan gel bunların dokunulmazlığını kaldır. Bunların bir abisi var 'anayasadan laiklik kalkmalı' diyen. Ne olmalı, şeriat gelmeli. Şeriat gelmediği için aslında bunlar çok memnunlar, şeriat gelse kolu kesik bir AKP ordusuyla karşılaşırız.

Bir aldatma daha. Sen birilerinin dokunulmazlığını kaldıracaksan, getirirsin o vatandaşın dosyasını 276 oyla dokunulmazlığı kalkıyor. Senin 317 milletvekilin var, niye dokunulmazlığı kaldırmıyorsun. Getir tek başına, istediğin milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırırsın, anayasa değişikliğine gerek olmadan. Neden bunu yapıyorlar; çünkü onlar da bunun çıkmasını istemiyorlar ama milleti kandırmak istiyorlar. Sen getirsene Efkan Ala'yı. 'AK Parti, PKK ile doğrudan görüşüyor' diyen senin İçişleri Bakanı'nın değil mi? Getir dosyasını, kaldır, gönder mahkemeye, yüreğin varsa. Ama kaldıramıyor. Şimdi getirmişler 367 oy olursa anayasa değişikliği kabul edilecek. 276 oyla zaten kabul ediliyor, niye getirmiyorsun bunu? Milleti kandırmak için."

Kılıçdaroğlu, bütün partilere şehit aileleri ve gazilere yeni haklar getiren yasa teklifi önerisinde bulundu.

Tekerlekli sandalye fiyatının 10 bin 200 lira olduğunu, bunun 2 bin 250 lirasını devletin ödediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Gazi canının yarısını vermiş, devlet olarak bunu karşılamayacaksın da kendi çocuğuna gemi mi alacaksın?" dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, gazi ve şehit yakınlarının bütün sağlık harcamaları, ortez, protezlerinin tamanının devlet tarafından karşılanmasını, milletvekilleri hangi koşullarda sağlık yardımından yararlanıyorsa ek ücret ödemeksiniz bütün sağlık koşullarından aynı şekilde yararlanmasını önerdi.

Gazi ve şehit çocuklarının tamamına sınavsız iş vereceklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, eğitim yardımlarını, nakdi tazminatları, İstiklal Madalyası sahiplerine ödenen şeref aylıklarını, vatani hizmet tertibinden yapılan ödemelerin artırılmasını, gazilere, "Gazi" yazan özel plaka verilmesini, Başbakanlığa bağlı Şehit Yakınları ve Gaziler Yüksek Kurulu kurulmasını, şehit eşine milletvekili emeklisi kadar maaş verilmesini istedi.

Kılıçdaroğlu, Davutoğlu'nda bu düzenlemeleri Meclis'ten geçirme çağrısında bulundu.