2010-04-23 - 16:14
TBMM GENEL KURULU ÖZEL GÜNDEMLE TOPLANDI
BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, ''Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, ülkesi de altında yaşadığı bayrağı da ortak değerdir'' dedi.
BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, ''Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarının, ülkesi de altında yaşadığı bayrağı da ortak değerdir'' dedi.

Kışanak, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle özel
gündemle toplanan Genel Kurulda yaptığı konuşmada, Türkiye'de demokrasi
deneyiminin neredeyse bir asırlık ömre dayandığını, bu nedenle artık eksiklerin,
yanlışların, toplumsal sorunların, sevgisizlik ortamının cesaret ve kararlılıkla
değerlendirilebilecek olgunluğa ulaşıldığını söyledi.

Her yıl dönümünde, ilk yıllar ile günümüzün karşılaştırıldığını belirten
Kışanak, bu karşılaştırmadaki amacın, 1920 yılındaki Büyük Millet Meclisinin
demokratik ruhu ile ulusun ahlaki ve politik varlığına dikkati çekmek olduğunu
vurguladı.

Birinci Dönem Büyük Millet Meclisinin, Parlamenter hayatın en demokratik,
dönemi itibariyle çağdaş ve çoğulcu toplumsal sözleşmesi olan 1921 Anayasası'nı
yaptığını ifade eden Kışanak, bu anayasada ademi merkeziyetçilik, çoğulculuk,
temsilde adaletin temel prensipler olarak yer aldığını kaydetti.

1921 Anayasası'nın tanımladığı ulus ile sonraki anayasaların getirdiği
ulus anlayışı arasında derin uçurumlar olduğunu savunan Kışanak, bu uçurumun, her
bir darbe anayasası ile birlikte daha da derinleştirildiğini ifade etti.

Gültan Kışanak, ''Birinci Meclisten devralınan demokratik parlamenter
düzenin, 90. yılında iç burkan bir sefalet örneği teşkil ettiğini'' iddia ederek,
''Öyle ki 1924 Anayasası ile kuruluşundaki demokratik ruhun tam zıttı olan
otoriter ve merkeziyetçi bir sisteme dönüştürülen Cumhuriyetimiz, 1961 ve 1982
anayasalarıyla otoriter ve vesayetçi yönleri profesyonelce tahkim edilmiş bir
sistem halini almıştır'' diye konuştu.

Yeni ve demokratik bir anayasanın toplumsal bir talep haline geldiği bir
dönemde, toplumsal taleplerin bir kenara itilmesinin, başlı başına antidemokratik
bir yaklaşım olduğunu belirten Kışanak, Türkiye toplumunun uzun yıllardır
mücadele ederek, bedel ödeyerek olgunlaştırdığı yeni anayasa talebinin, bu son
anayasa değişikliği paketiyle birlikte etkisiz hale getirildiğini ileri sürdü.
Kışanak, böylece 12 Eylül darbe anayasasının ömrünün uzatılmak istendiğini iddia
etti.

''Milli iradenin en yetkili merci olan TBMM'nin, şu anda toplumsal
sorunlara çare bulamamanın derin sancılarını, krizlerini yaşadığını'' ifade eden
Kışanak, başta Meclis olmak üzere, siyaset kurumunun, görevini yerine
getirmediğini öne sürdü.

Halkın uzun yıllardan bu yana beklediği demokratik düzenlemelerin gündeme
alınmadığını belirten Kışanak, şöyle devem etti:

''Bir tarafta uzlaşının, diyaloğun ve sevginin alabildiğine eksik olduğu;
dayatma ve karalama kampanyalarının, ön yargılarla beslenmiş duyguların hakim
olduğu bir Meclis yapısı varken; diğer tarafta da yoksulluğun, açlığın, gelir
dağılımındaki adaletsizliğin; baskı, sindirme, çatışma ve insan hakları
ihlallerinin katlanılamaz boyutlara ulaştığı bir ulusal kriz hali yaşanmaktadır.
Bu gerçekliği ve yakın gelecekte yol açabileceği, geri dönüşü mümkün olmayan
tehlikeleri görmek zorundayız. Bu yıl dönümünün, bizlere söyletmek durumunda
olduğu uyarıları ve tehlikeleri, bugünün anlam ve önemini dikkate alarak en makul
sözcüklerle dile getirmeye çalıştığımı ifade etmeliyim.

Ulusal Egemenlik Bayramı'nda, eğer gelir dağılımındaki adaletsizlik her
geçen gün artıyor, işsizlik kalıcı ve yapısal bir sorun haline geliyorsa,
demokratik ulusu oluşturan farklılıklar arasında gerginlik ve hoşgörüsüzlük
tırmandırılıyorsa, bir faciaya dönüşmeden, bu duruma acilen dur deme zamanı
gelmiştir. Bu yaklaşımı her şeyden ve herkesten önce siyasetçiler ortaya
koymalıdır. Halka karşı sorumlu ve erdemli birer yurttaş olmanın gereği de
budur.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ülkesi de altında yaşadığı bayrağı da
ortak değerdir. Sanki bu ortak değerler tartışmaya açılıyormuş havası yaratarak,
büyük bir panik ve hevesle ırkçılığı besleyen tutumlar geliştirmenin, bu ülkeye
fayda değil, zarar verdiğini herkesin görmesi gerekir.''

Gültan Kışanak, dünyada çocuklara bayram armağan etmiş tek ülke olmanın
kıvancı içtenlikle yaşanamıyorsa, bunun nedeninin, çocuklara reva görülen ağır
yargılamalar, cezaevleri, çocuk işçiliği, çocuk istismarı, çocukların yoksulluğu
ve eğitim sorunlarından kaynaklandığını ifade etti.

Çocuklara hak ettikleri yaşam koşullarını sağlamakla görevli olan siyaset
kurumunun, görevini yerine getiremeye mecbur olduğunu anlatan Kışanak, ''Ayrıca
evrensel sözleşmelerde doğuştan gelen çocuk haklarına bile çekince koymanın ağır
sorumluluğunu hissetmeli, demokratik mirasımızı andığımız bu en önemli günümüzde,
bu yanlışı düzeltmek için, politik ve ahlaki duruşumuzu kapsamlı olarak
sorgulamak durumundayız.'' dedi.

Kışanak, sözlerini şöyle tamamladı:

''Renkli elbiselerle, cıvıl cıvıl halleriyle neşe içerisinde bayram
kutlayan çocuklar da bizimdir, cezaevi hücrelerinin soğuk demirlerinden bizlere
seslenen TMK mağduru çocuklar da bizimdir. Elinde boya fırçasıyla, çekiçle, kağıt
mendille, küçücük bedeni sömürünün ağırlığı altında ezilen çocuklar da bizimdir.
Her birinin bayramı buruk karşıladıklarının elbette ki farkındayız. Diğer
yaşıtları gibi, çocukluklarını doyasıya yaşayacakları bir ortam yaratamadığımız
için onlardan binlerce defa özür diliyorum.'' (16.14)