2016-12-10 - 18:41
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu üyeleri, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Çengelköy Polis Merkezi Amirliği, Çengelköy esnafı, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü'ne çalışma ziyaretinde bulundu
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu üyeleri, Çengelköy Polis Merkezi Amirliği, Çengelköy esnafı, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü'ne çalışma ziyaretinde bulundu
Ziyaretlerde Komisyon Başkanı Reşat Petek ile komisyon üyeleri Selçuk Özdağ, Mihrimah Belma Satır, Ravza Kavakçı Kan, Zekeriya Birkan, Hüseyin Kocabıyık, Serkan Bayram ile Emine Nur Günay hazır bulundu.
TBMM FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu üyeleri, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne çalışma ziyaretinde bulunarak, tanıkları dinledi.
İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, komisyon üyelerini emniyetin girişinde karşıladı.
Petek, gazetecilere yaptığı açıklamada, Meclis tarafından FETÖ'nün darbe girişimini araştırmak üzere kurulan komisyon adına İstanbul Emniyet Müdürlüğünü ziyaret ettiklerini söyledi.
"Vatan'da, vatanı müdafaa eden kahraman polisleri ziyaret etmekten memnunuz" diyen Petek, şöyle devam etti:
"Gerçekten bu çalışmalarımız sırasında yapmış olduğumuz tespitlerimizde, Türk milletinin gerek Silahlı Kuvvetlerimiz içerisindeki vatanına, milletine ve seçilmiş siyasi otoriteye bağlı kahraman evlatları gerek emniyet güçlerimiz içerisindeki bayrağına, ülkesine ve devletine bağlı kardeşlerimiz, o gün üzerlerine düşen görevleri milletimizle birlikte yerine getirdiler. Tarihimiz maalesef darbelerle ve darbe girişimleriyle dolu ancak 15 Temmuz'da verilen mücadeleyle bu süreç siyasi tarihimiz açısından tam tersine döndürüldü."
Petek, 15 Temmuz gecesi yaşanan sürece ilişkin de bilgi vererek, şunları kaydetti:
"Burada şunu kısaca ifade edeyim, 15 Temmuz gecesi ilk andan itibaren bu darbe girişiminin askeri hiyerarşi içerisinde bir girişim olmadığı vurgulandı ve bir cuntanın yani Fetullahçı Terör Örgütü'nün bir girişimi olduğuna dikkat çekildi. Bu durum, girişimin püskürtülmesi açısından doğru bir tutumdu ama darbenin cunta veya hiyerarşi içinde olması hiçbir şeyi değiştirmez. Bu bakımdan 15 Temmuz tarihi bir dönüm noktasıdır. Biz bu çalışmalarda, güvenlik birimlerimizin gayriinsani veya keyfi bir girişimde bulunmadan kendisine verilen görevi yerine getirip, gözaltına aldığı şüphelileri hukuka uygun bir şekilde yargı önüne teslim ettiğini gördük."
İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan da komisyon üyelerine, darbe girişimi akşamı yaşadıklarını anlattı.
O gün heyecanlı bir şekilde köprüye giderken bir müdür yardımcısı ile bir şube müdürünün de kendisiyle gelmek istediğini aktaran Çalışkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Önce 'gelin' dedim, sonra aklıma Vatan geldi ve 'Siz Vatan'a dönün' dedim. Arkadaşlar döndü ve Vatan'da vatan savunması yaptılar. Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğünün bir odasının ele geçirilmesi dahi bizim bütün şevkimizi kırardı. O gece telsizle konuşan askerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Muhabere Şubesinde oturduğunu, oradan anonslar yaptığını ve 'İstanbul Emniyet Müdürü, sen köprüde konuşuyorsun ama biz şu anda Vatan'dayız' dediğini düşünün. İşte o zaman bizim şevkimiz kırılırdı. Bu sebeple Vatan Emniyet bizim için çok önemliydi."
Kendi teşkilatları bünyesinde bulunan ve tankın içerisinde gözaltına alınan Emniyet Müdürü Mithat Aynacı'nın darbecilere destek vermesinin de çok moral bozucu bir durum olduğunu vurgulayan Çalışkan, helikopterle emniyet müdürlüğünün bahçesine inmeye çalışan darbecilerin, personelin silahla ateş açması sonucu püskürtüldüğünü, vatandaşların da emniyet yerleşkesinin etrafında etten duvar oluşturduğunu anlattı.
İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Sinan Kökten ise "Sayın Müdürümüz hep birlikte köprüye vardıktan sonra askerin durumunu görünce 'Biz buraya yeteriz, siz Vatan'a dönün ve oraya sahip çıkın' talimatını verdi. Köprüler kapalı olduğu için araçlarımızı orada bıraktık ve yaya olarak Boğaz'a indik. Orada bir vapura el koyarak Beşiktaş'a geçtik ve taksiyle Vatan Emniyet'e ulaştık" dedi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Vatan yerleşkesinde görev arkadaşlarının gerekli tedbirleri aldığını söyleyen Kökten, her türlü hamleye karşı hazırlıklı olduklarını ancak tankların içinden kendi teşkilatlarına mensup bir hainin çıkması üzerine, içlerindeki hainleri de hesaba katarak hemen kriz merkezi oluşturduklarını ve anlık kararlar alarak, emniyet içerisindeki personel arasında yaşanabilecek bir çatışmayı önlediklerini kaydetti.
İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın kendisini telefonla arayarak, "Öleceksiniz, öldüreceksiniz, Vatan'ı teslim etmeyeceksiniz" şeklinde talimat vermesi üzerine harekete geçtiğini belirten İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Necmettin Öztürk de "Olayın ciddiyetini kavradık ve hemen nöbet yerlerine geçtik, tedbirlerimizi aldık. Tankların geldiğini görünce trafiği kapatıp araçları durdurduk. Nöbet yerlerini operasyon için hazırlanan arkadaşlarla güçlendirdik ve vatandaşlarla beraber yerleşkenin önünde etten bir tampon oluşturduk. Tedbirleri aldığımız esnada askeri bir helikopter yaklaştı. Bunun üzerine yerleşke avlusuna araçları çektik ve ateş ederek engellemeye çalıştık. Bu sırada helikopterden açılan ateş sonucu 1 vatandaşımız şehit oldu, 6 vatandaşımız ise yaralandı" şeklinde konuştu.
Öztürk, FETÖ soruşturmaları nedeniyle açığa alınan ve idari mahkeme kararıyla mesleğe geri dönen ancak İl Emniyet Müdürü'nün talimatıyla kendisine görev verilmeyip müdüriyet emrinde tutulan Emniyet Müdürü Mithat Aynacı'nın tankın içerisinde yakalanmasının emniyet mensuplarını çok üzdüğünü dile getirdi.
Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru Bilgin Yıldırım da darbe girişimini öğrendikten sonra amirlerinin talimatıyla Vatan Emniyet'e ulaşmak için yola çıktığını, emniyetin yakınlarında tankları gördüğünü ve ilerlemelerini engellemek için trafikte araçları durdurup kontak anahtarlarını aldığını anlattı.
Tankın içerisinde bir emniyet müdürünün de olduğunu öğrenince üzerine çıkıp askerlere kimden emir aldıklarını bilip bilmediklerini sorduğunu, bu durumun bir ihanet kalkışması olduğunu ifade ederek askerleri iknaya çalıştığını aktaran Yıldırım, ağır silahları olan darbecileri galeyana getirip vatandaşların üzerine ateş açmalarına neden olmamak için elindeki tabancayı beline koyup sakladığını söyledi.
Darbeci askerler gözaltına alınınca zırhlı personel taşıyıcısını emniyet yerleşkesine soktuğunu ifade eden Yıldırım, tank üzerindeki uçaksavarı sökerek emniyet binasının çatısına kurduğunu ve 20 gün boyunca olası bir tehdide karşı burada aralıksız nöbet tuttuğunu kaydetti.
Komisyonu üyeleri daha sonra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) çalışma ziyaretinde bulundu ve tanıkları dinledi.
Komisyon üyeleri ve Baraçlı, belediye binası önünde 15 Temmuz şehitleri için ayrılan alana karanfil bıraktı, dua okudu.
Daha sonra belediye binasına giren ve darbe girişimi esnasında zarar gören yerleri inceleyen komisyon üyeleri, 15 Temmuz için ayrılan bölüme gitti, hatıra defterini imzaladı.
Burada gazetecilere açıklama yapan Komisyon Başkanı Petek, "Bu toprakları, bize vatan yapan aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, şükran ve minnetle anıyoruz. 15 Temmuz 2016 kanlı darbe girişimini çıplak elleri ve iman dolu göğüsleriyle püskürten güvenlik görevlilerimize, Büyükşehir Belediyesi çalışanlarına, darbecilere karşı etten duvar ören aziz vatandaşlarımıza TBMM Darbe Araştırma Komisyonu olarak şükranlarımızı sunuyoruz." ifadelerini kullandı.
Komisyon üyeleri, Baraçlı ve 15 Temmuz darbe girişimi gazileri toplantı salonunda bir araya geldi.
Burada, darbe girişimiyle alakalı İBB ve bağlı iştiraklerde yaşananları anlatan video gösterildi.
Sonrasında söz alan Baraçlı, "Tüm belediye çalışanlarımız ve ekiplerimiz, zabıta, itfaiye, yol bakım, İSFALT, İSTON araçlarımız, sadece belediye binasının önünde değil, İstanbul'da emniyetimizle beraber koordineli bir şekilde çalışarak gerekli talimatlar doğrultusunda araçlarla etkin bir rol oynamıştır, 39 ilçede bizlerin ve emniyetimizin talimatları doğrultusunda gereken uygulamaları yapmışlardır. Onun için en alt kademedeki işçilerden en üst kademedeki yöneticilerimize sizlerin huzurunda teşekkür ediyoruz." şeklinde konuştu.
Hayri Baraçlı, darbe girişiminin olduğu geceyi "farklı" olarak niteleyerek, şunları anlattı:
"Başkanımızla irtibata geçtim. Sürekli olarak 'Ne yapıyoruz, ne ediyoruz?' diye birlikte hareket ettik. O süreçte Mehmet Tunç buraya geldiğinde ve çatışmalar devam ederken de irtibat haline geçtik. O süreçte de bizler hem emniyet güçlerimizle hem valiliğimizle hem de başkanımızla sürekli olarak beraber hareket ettik, Kadir Başkanımızla beraber. Binanın içerisinde ve dışarısındaki durumlar ve emniyetin hareket etmesi gerektiğiyle ilgili, hatta Trakya'dan gelecek olan birliklerle ilgili çalışmanın talimatını da başkanımızdan aldım. Yolların kesilmesi, Silivri'deki yol bakım araçlarının nasıl sevk edilmesi gerektiğiyle ilgili olarak sürekli temas ediyorduk."
Öte yandan Baraçlı, 17-25 Aralık sürecinde ve 15 Temmuz darbe girişimlerinde İBB ve bağlı iştiraklerde yürüttükleri çalışmalar hakkında komisyona bilgi verdi.
Daha sonra Fatih İlçe Emniyet Müdürü Hakan Yılmaz, İBB Güvenlik Amiri Murat Yılmaz, Özel Kalem Gece Sekreteri İsmail Hakkı Öztürk darbe girişimi akşamında belediye ve çevresinde yaşananlara ilişkin gözlemlerini anlattı.
Komisyonu üyeleri ardından, 15 Temmuz gazisi 14 yaşındaki Adviyye Gül İsmailoğlu'nu ziyaret etti.
Komisyon Başkanı Reşat Petek ile AK Partili komisyon üyeleri Selçuk Özdağ, Mihrimah Belma Satır, Ravza Kavakçı Kan, Zekeriya Birkan, Hüseyin Kocabıyık, Serkan Bayram ile Emine Nur Günay, İsmailoğlu'nun Fatih Atikali Mahallesindeki evine geldi. Petek ve üyeler, İsmailoğlu'na geçmiş olsun dileklerini iletti.
Lise 1. Sınıf öğrencisi İsmailoğlu, darbe girişimi esnasında yaşadıklarını ve yaralanma anını anlattı.
İsmailoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın darbe girişimi akşamı halka yaptığı çağrıdan sonra sokağa çıktığını belirterek, "Önce Emniyet Müdürlüğü?ne gidecektik ama sonra Saraçhane'ye doğru gittik. Bir şekilde oraya gittik. Ailecek beraberdik. Askerler belediyenin önündeki yolda barikat kurmuştu. İnsanlar yeni yeni geliyordu ve 200-300 kişi birikmişti. Çünkü Cumhurbaşkanımız daha yeni konuşma yapmıştı. Onların üzerlerine yürümeye başladık, ellerimizde bayraklarla. 'Asker kışlaya' diye bağırıyorduk. İlk olarak insanların ayaklarına doğru ateş ettiler. Korkmayıp, geri çekilmeyeceğimizi anladıklarında da tamamen taramaya başladılar. Vurulan herkes yere düşüyordu. Yanımdaki kişi ayağından vuruldu. Ona bakmak isterken acıyı sırtımda hissettim."
Darbecilerin bu kadar acımasız olacaklarını tahmin etmediklerini vurgulayan İsmailoğlu, G3 mermisinin kolundan girip sırtından çıktığını söyledi.
Adviyye Gül İsmailoğlu, 4 gün yoğun bakımda kaldığını belirterek, "Vurulduğumda gazi olduğumun bilincindeydim. Ölürsem de şehit olacaktım." dedi.
İsmailoğlu?nun annesi Sevim İsmailoğlu da kızının hayatta kalmasının doktorlar tarafından mucize olarak nitelendirildiğini söyledi.
Komisyonu üyeleri daha sonra, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan'ı ziyaret etti.
İrfan Fidan, olayın ilk saatlerinden itibaren savcılar ve hakimlerin olayın vahametini anladığını ve tavrını ortaya koyduğunu söyledi.
Emniyet yetkililerinin ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile görüştüklerini anlatan Fidan, "Kendisi de Meclis'e geçmek üzereydi. 'Vatanınızı savunun, devletinize, milletinize sahip çıkın. Soruşturmaları başlatın, gereğini yapın' talimatı üzerine kendilerine gereğinin yapılacağını arz ettim. Basın mensuplarını aradık. Bunun bir hain darbe girişimi olduğunu, arkasında Fetullahçı Terör Örgütü?nün bulunduğunu, kastedilenin Türkiye Cumhuriyetinin birlik ve bekası olduğunu, el birliğiyle vatanımızı savunacağımızı bildirip bunu yaymalarını izah ettik." diye konuştu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fidan, İstanbul'u 3 bölgeye ayırdıklarını aktararak, şunları kaydetti:
"Üç başsavcı vekili arkadaşım dahil olmak üzere, yanımda yeteri kadar cumhuriyet savcısı olmakla birlikte. Mekanize 2. Zırhlı Tugay Komutanlığında Özkan Aydoğdu başkanlığında yapılan darbe toplantısından sonra, ki bu kişi İstanbul Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı sözde. Darbe toplantısı yapıldıktan sonra işgal birliklerinin Sabiha Gökçen Havalimanına, köprülere, valiliğe, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına, AK Parti İl Başkanlığına yönlendirilmesi talimatını veren komutan, bunların yakalanması ve işlemleri devam ediyor. Şu ana kadar, Sabiha Gökçen Havalimanı, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı hakkında davamızı açtık."
Kısa süre önce Silivri'deki duruşma salonlarını ziyaret ettiklerini anımsatan Fidan, "Ergenekon ve Balyoz süreçlerinin yürütüldüğü salonun dışında bir salon var. Bunun kapasitesi 350 tutuklu, bir o kadar tutuksuz insanı yargılamaya hazır. Bu salonu bu günler için hazırladılar. Şimdi orada kendileri yargılanacak. Bu da kaderin bir cilvesi. Yargılamayı dünyaya naklen yayınlayacaklardı."
Komisyon Başkanı Petek ise, turistik bir gezi yapmadıklarını, darbe girişiminin bastırılmasında rol oynayanları kendi mahallerinde ziyaret ettiklerini söyledi.
Türkiye'nin çok sayıda darbe ve muhtıra gördüğünü anımsatan Petek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"1960 kanlı darbesine baktığımızda bir cunta tarafından darbenin gerçekleştirildiğini, genelkurmay başkanı, başbakan, bakanların sürüklenerek götürüldükleri ve sözde bir mahkemede, mahkeme demeye dilimiz varmıyor, bir başbakan ve iki bakanın idam edildiği, pek çoğunun da idamdan döndüğü bir süreç yaşandı. Orada şu makamda söylememiz gereken ilginç bir olay var. Darbe yapıldıktan sonra o zamanın yargısı darbecilerden yana tavır almıştır, ne yazık ki. 1980 darbesinde ben cumhuriyet savcısıydım. Darbeden önce başlamıştım. 1980 darbesi oldu. Yine maalesef birçok akademisyen ve yargı mensubu darbecileri destekleyen tavır almıştı."
Petek, 15 Temmuz'dan sonra yargının tavrının öncekiler gibi olmadığına vurgu yaparak, "15 Temmuz darbe girişiminde Türk yargısı, başsavcılar, vekilleri, savcılar, hakimler tarihi bir duruş sergilediler. Bu tarihi duruşla demokrasiden yana tavır aldılar." dedi.
Komisyon üyeleri daha sonra, Çengelköy meydanında komisyonla bir araya gelen Kuleli Kaymak Mustafa Paşa Camisi İmam Hatibi Osman Keskin, 25 yıldır aynı camide görev yaptığını belirterek, bu süre içinde Kuleli Askeri Lisesi'ndeki komutanlarla çok iyi ilişkiler içinde olduklarını söyledi.
Bu iyi ilişkilerin son 3 yıldır bozulduğunu belirten Keskin, "Dinler arası diyalog meselesini camide çok işlediğim için 'Allah indinde tek din İslam'dır.' dediğim için bizi listeye almışlar. 'Dinler arası diyalog olmaz.' dediğimiz için bizi ön plana aldılar. Darbe gecesi ilk iş okul merkez olmak üzere caminin etrafını çevirerek üniformalı teröristler bizi esir aldılar. Sala verdim diye sabaha kadar, dışarı çıkmama izin vermediler. 'Dışarı çıkarsan ateş ederim.' dediler. Lojmanın önündeki demirlerden atlayarak kapıyı kırdılar. Ses sisteminin kablolarını söktüler." diye konuştu.
Çengelköy'de gazi olan Ender Demirtaş, Kuleli'ye doğru yürüdükleri esnada karşıdan gelen askerlere "Buraya gelmeyin." diye bağırdığını söyledi.
Askerlerin bunun üzerine siper alıp ateş etmeye başladığını aktaran Demirtaş, "Sadece ellerimizi kaldırdık. 'Buraya gelmeyin.' dedik. Ellerimi indirdiğimde ateş ettiler ve ayağımdan vurdular. Bir arabanın arkasına sığındım ama bizi oradan çıkarmadılar. Sürekli ateş ettiler. İlk boşlukta karşı taraftan gelenler beni aldı ve hastaneye götürdü." diye konuştu.
Darbe girişiminde yaralanan vatandaş Kadir Akbulut ise polislerle beraber hareket ettiklerini söyledi. Burak Cantürk'ün o esnada şehit olduğunu aktaran Akbulut, "Allah razı olsun karakolu teslim etmediler. Can pahasına. Neticede zulmü gördük. Ben 51 yaşımdayım daha önce de darbe gördüm ama böyle bir şey görmedim. O anı yaşadım. Her tarafta kurşun izleri duruyor." dedi.
Komisyon üyeleri daha sonra Çengelköy meydanında darbecilere direnen vatandaşları ve esnafı dinledi.
Çengelköy Polis Merkezi Amirliği'nde görevli, darbe girişimini yaşayan memurları da dinleyen komisyon, daha sonra 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne ve Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne geldi.
Komisyon burada da söz konusu gece görevli trafik polisleri Ertan Tokgöz ve Mehmet Candan'la bir araya geldi.
15 Temmuz'da darbecilere direnen Safiye Bayat ve diğer sivil gaziler de burada komisyonun toplantısına katıldı.
Ziyaretlerde Komisyon Başkanı Reşat Petek ile komisyon üyeleri Selçuk Özdağ, Mihrimah Belma Satır, Ravza Kavakçı Kan, Zekeriya Birkan, Hüseyin Kocabıyık, Serkan Bayram ile Emine Nur Günay hazır bulundu.
TBMM FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu üyeleri, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne çalışma ziyaretinde bulunarak, tanıkları dinledi.
İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, komisyon üyelerini emniyetin girişinde karşıladı.
Petek, gazetecilere yaptığı açıklamada, Meclis tarafından FETÖ'nün darbe girişimini araştırmak üzere kurulan komisyon adına İstanbul Emniyet Müdürlüğünü ziyaret ettiklerini söyledi.
"Vatan'da, vatanı müdafaa eden kahraman polisleri ziyaret etmekten memnunuz" diyen Petek, şöyle devam etti:
"Gerçekten bu çalışmalarımız sırasında yapmış olduğumuz tespitlerimizde, Türk milletinin gerek Silahlı Kuvvetlerimiz içerisindeki vatanına, milletine ve seçilmiş siyasi otoriteye bağlı kahraman evlatları gerek emniyet güçlerimiz içerisindeki bayrağına, ülkesine ve devletine bağlı kardeşlerimiz, o gün üzerlerine düşen görevleri milletimizle birlikte yerine getirdiler. Tarihimiz maalesef darbelerle ve darbe girişimleriyle dolu ancak 15 Temmuz'da verilen mücadeleyle bu süreç siyasi tarihimiz açısından tam tersine döndürüldü."
Petek, 15 Temmuz gecesi yaşanan sürece ilişkin de bilgi vererek, şunları kaydetti:
"Burada şunu kısaca ifade edeyim, 15 Temmuz gecesi ilk andan itibaren bu darbe girişiminin askeri hiyerarşi içerisinde bir girişim olmadığı vurgulandı ve bir cuntanın yani Fetullahçı Terör Örgütü'nün bir girişimi olduğuna dikkat çekildi. Bu durum, girişimin püskürtülmesi açısından doğru bir tutumdu ama darbenin cunta veya hiyerarşi içinde olması hiçbir şeyi değiştirmez. Bu bakımdan 15 Temmuz tarihi bir dönüm noktasıdır. Biz bu çalışmalarda, güvenlik birimlerimizin gayriinsani veya keyfi bir girişimde bulunmadan kendisine verilen görevi yerine getirip, gözaltına aldığı şüphelileri hukuka uygun bir şekilde yargı önüne teslim ettiğini gördük."
İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan da komisyon üyelerine, darbe girişimi akşamı yaşadıklarını anlattı.
O gün heyecanlı bir şekilde köprüye giderken bir müdür yardımcısı ile bir şube müdürünün de kendisiyle gelmek istediğini aktaran Çalışkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Önce 'gelin' dedim, sonra aklıma Vatan geldi ve 'Siz Vatan'a dönün' dedim. Arkadaşlar döndü ve Vatan'da vatan savunması yaptılar. Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğünün bir odasının ele geçirilmesi dahi bizim bütün şevkimizi kırardı. O gece telsizle konuşan askerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Muhabere Şubesinde oturduğunu, oradan anonslar yaptığını ve 'İstanbul Emniyet Müdürü, sen köprüde konuşuyorsun ama biz şu anda Vatan'dayız' dediğini düşünün. İşte o zaman bizim şevkimiz kırılırdı. Bu sebeple Vatan Emniyet bizim için çok önemliydi."
Kendi teşkilatları bünyesinde bulunan ve tankın içerisinde gözaltına alınan Emniyet Müdürü Mithat Aynacı'nın darbecilere destek vermesinin de çok moral bozucu bir durum olduğunu vurgulayan Çalışkan, helikopterle emniyet müdürlüğünün bahçesine inmeye çalışan darbecilerin, personelin silahla ateş açması sonucu püskürtüldüğünü, vatandaşların da emniyet yerleşkesinin etrafında etten duvar oluşturduğunu anlattı.
İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Sinan Kökten ise "Sayın Müdürümüz hep birlikte köprüye vardıktan sonra askerin durumunu görünce 'Biz buraya yeteriz, siz Vatan'a dönün ve oraya sahip çıkın' talimatını verdi. Köprüler kapalı olduğu için araçlarımızı orada bıraktık ve yaya olarak Boğaz'a indik. Orada bir vapura el koyarak Beşiktaş'a geçtik ve taksiyle Vatan Emniyet'e ulaştık" dedi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Vatan yerleşkesinde görev arkadaşlarının gerekli tedbirleri aldığını söyleyen Kökten, her türlü hamleye karşı hazırlıklı olduklarını ancak tankların içinden kendi teşkilatlarına mensup bir hainin çıkması üzerine, içlerindeki hainleri de hesaba katarak hemen kriz merkezi oluşturduklarını ve anlık kararlar alarak, emniyet içerisindeki personel arasında yaşanabilecek bir çatışmayı önlediklerini kaydetti.
İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın kendisini telefonla arayarak, "Öleceksiniz, öldüreceksiniz, Vatan'ı teslim etmeyeceksiniz" şeklinde talimat vermesi üzerine harekete geçtiğini belirten İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Necmettin Öztürk de "Olayın ciddiyetini kavradık ve hemen nöbet yerlerine geçtik, tedbirlerimizi aldık. Tankların geldiğini görünce trafiği kapatıp araçları durdurduk. Nöbet yerlerini operasyon için hazırlanan arkadaşlarla güçlendirdik ve vatandaşlarla beraber yerleşkenin önünde etten bir tampon oluşturduk. Tedbirleri aldığımız esnada askeri bir helikopter yaklaştı. Bunun üzerine yerleşke avlusuna araçları çektik ve ateş ederek engellemeye çalıştık. Bu sırada helikopterden açılan ateş sonucu 1 vatandaşımız şehit oldu, 6 vatandaşımız ise yaralandı" şeklinde konuştu.
Öztürk, FETÖ soruşturmaları nedeniyle açığa alınan ve idari mahkeme kararıyla mesleğe geri dönen ancak İl Emniyet Müdürü'nün talimatıyla kendisine görev verilmeyip müdüriyet emrinde tutulan Emniyet Müdürü Mithat Aynacı'nın tankın içerisinde yakalanmasının emniyet mensuplarını çok üzdüğünü dile getirdi.
Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru Bilgin Yıldırım da darbe girişimini öğrendikten sonra amirlerinin talimatıyla Vatan Emniyet'e ulaşmak için yola çıktığını, emniyetin yakınlarında tankları gördüğünü ve ilerlemelerini engellemek için trafikte araçları durdurup kontak anahtarlarını aldığını anlattı.
Tankın içerisinde bir emniyet müdürünün de olduğunu öğrenince üzerine çıkıp askerlere kimden emir aldıklarını bilip bilmediklerini sorduğunu, bu durumun bir ihanet kalkışması olduğunu ifade ederek askerleri iknaya çalıştığını aktaran Yıldırım, ağır silahları olan darbecileri galeyana getirip vatandaşların üzerine ateş açmalarına neden olmamak için elindeki tabancayı beline koyup sakladığını söyledi.
Darbeci askerler gözaltına alınınca zırhlı personel taşıyıcısını emniyet yerleşkesine soktuğunu ifade eden Yıldırım, tank üzerindeki uçaksavarı sökerek emniyet binasının çatısına kurduğunu ve 20 gün boyunca olası bir tehdide karşı burada aralıksız nöbet tuttuğunu kaydetti.
Komisyonu üyeleri daha sonra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) çalışma ziyaretinde bulundu ve tanıkları dinledi.
Komisyon üyeleri ve Baraçlı, belediye binası önünde 15 Temmuz şehitleri için ayrılan alana karanfil bıraktı, dua okudu.
Daha sonra belediye binasına giren ve darbe girişimi esnasında zarar gören yerleri inceleyen komisyon üyeleri, 15 Temmuz için ayrılan bölüme gitti, hatıra defterini imzaladı.
Burada gazetecilere açıklama yapan Komisyon Başkanı Petek, "Bu toprakları, bize vatan yapan aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, şükran ve minnetle anıyoruz. 15 Temmuz 2016 kanlı darbe girişimini çıplak elleri ve iman dolu göğüsleriyle püskürten güvenlik görevlilerimize, Büyükşehir Belediyesi çalışanlarına, darbecilere karşı etten duvar ören aziz vatandaşlarımıza TBMM Darbe Araştırma Komisyonu olarak şükranlarımızı sunuyoruz." ifadelerini kullandı.
Komisyon üyeleri, Baraçlı ve 15 Temmuz darbe girişimi gazileri toplantı salonunda bir araya geldi.
Burada, darbe girişimiyle alakalı İBB ve bağlı iştiraklerde yaşananları anlatan video gösterildi.
Sonrasında söz alan Baraçlı, "Tüm belediye çalışanlarımız ve ekiplerimiz, zabıta, itfaiye, yol bakım, İSFALT, İSTON araçlarımız, sadece belediye binasının önünde değil, İstanbul'da emniyetimizle beraber koordineli bir şekilde çalışarak gerekli talimatlar doğrultusunda araçlarla etkin bir rol oynamıştır, 39 ilçede bizlerin ve emniyetimizin talimatları doğrultusunda gereken uygulamaları yapmışlardır. Onun için en alt kademedeki işçilerden en üst kademedeki yöneticilerimize sizlerin huzurunda teşekkür ediyoruz." şeklinde konuştu.
Hayri Baraçlı, darbe girişiminin olduğu geceyi "farklı" olarak niteleyerek, şunları anlattı:
"Başkanımızla irtibata geçtim. Sürekli olarak 'Ne yapıyoruz, ne ediyoruz?' diye birlikte hareket ettik. O süreçte Mehmet Tunç buraya geldiğinde ve çatışmalar devam ederken de irtibat haline geçtik. O süreçte de bizler hem emniyet güçlerimizle hem valiliğimizle hem de başkanımızla sürekli olarak beraber hareket ettik, Kadir Başkanımızla beraber. Binanın içerisinde ve dışarısındaki durumlar ve emniyetin hareket etmesi gerektiğiyle ilgili, hatta Trakya'dan gelecek olan birliklerle ilgili çalışmanın talimatını da başkanımızdan aldım. Yolların kesilmesi, Silivri'deki yol bakım araçlarının nasıl sevk edilmesi gerektiğiyle ilgili olarak sürekli temas ediyorduk."
Öte yandan Baraçlı, 17-25 Aralık sürecinde ve 15 Temmuz darbe girişimlerinde İBB ve bağlı iştiraklerde yürüttükleri çalışmalar hakkında komisyona bilgi verdi.
Daha sonra Fatih İlçe Emniyet Müdürü Hakan Yılmaz, İBB Güvenlik Amiri Murat Yılmaz, Özel Kalem Gece Sekreteri İsmail Hakkı Öztürk darbe girişimi akşamında belediye ve çevresinde yaşananlara ilişkin gözlemlerini anlattı.
Komisyonu üyeleri ardından, 15 Temmuz gazisi 14 yaşındaki Adviyye Gül İsmailoğlu'nu ziyaret etti.
Komisyon Başkanı Reşat Petek ile AK Partili komisyon üyeleri Selçuk Özdağ, Mihrimah Belma Satır, Ravza Kavakçı Kan, Zekeriya Birkan, Hüseyin Kocabıyık, Serkan Bayram ile Emine Nur Günay, İsmailoğlu'nun Fatih Atikali Mahallesindeki evine geldi. Petek ve üyeler, İsmailoğlu'na geçmiş olsun dileklerini iletti.
Lise 1. Sınıf öğrencisi İsmailoğlu, darbe girişimi esnasında yaşadıklarını ve yaralanma anını anlattı.
İsmailoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın darbe girişimi akşamı halka yaptığı çağrıdan sonra sokağa çıktığını belirterek, "Önce Emniyet Müdürlüğü?ne gidecektik ama sonra Saraçhane'ye doğru gittik. Bir şekilde oraya gittik. Ailecek beraberdik. Askerler belediyenin önündeki yolda barikat kurmuştu. İnsanlar yeni yeni geliyordu ve 200-300 kişi birikmişti. Çünkü Cumhurbaşkanımız daha yeni konuşma yapmıştı. Onların üzerlerine yürümeye başladık, ellerimizde bayraklarla. 'Asker kışlaya' diye bağırıyorduk. İlk olarak insanların ayaklarına doğru ateş ettiler. Korkmayıp, geri çekilmeyeceğimizi anladıklarında da tamamen taramaya başladılar. Vurulan herkes yere düşüyordu. Yanımdaki kişi ayağından vuruldu. Ona bakmak isterken acıyı sırtımda hissettim."
Darbecilerin bu kadar acımasız olacaklarını tahmin etmediklerini vurgulayan İsmailoğlu, G3 mermisinin kolundan girip sırtından çıktığını söyledi.
Adviyye Gül İsmailoğlu, 4 gün yoğun bakımda kaldığını belirterek, "Vurulduğumda gazi olduğumun bilincindeydim. Ölürsem de şehit olacaktım." dedi.
İsmailoğlu?nun annesi Sevim İsmailoğlu da kızının hayatta kalmasının doktorlar tarafından mucize olarak nitelendirildiğini söyledi.
Komisyonu üyeleri daha sonra, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan'ı ziyaret etti.
İrfan Fidan, olayın ilk saatlerinden itibaren savcılar ve hakimlerin olayın vahametini anladığını ve tavrını ortaya koyduğunu söyledi.
Emniyet yetkililerinin ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile görüştüklerini anlatan Fidan, "Kendisi de Meclis'e geçmek üzereydi. 'Vatanınızı savunun, devletinize, milletinize sahip çıkın. Soruşturmaları başlatın, gereğini yapın' talimatı üzerine kendilerine gereğinin yapılacağını arz ettim. Basın mensuplarını aradık. Bunun bir hain darbe girişimi olduğunu, arkasında Fetullahçı Terör Örgütü?nün bulunduğunu, kastedilenin Türkiye Cumhuriyetinin birlik ve bekası olduğunu, el birliğiyle vatanımızı savunacağımızı bildirip bunu yaymalarını izah ettik." diye konuştu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fidan, İstanbul'u 3 bölgeye ayırdıklarını aktararak, şunları kaydetti:
"Üç başsavcı vekili arkadaşım dahil olmak üzere, yanımda yeteri kadar cumhuriyet savcısı olmakla birlikte. Mekanize 2. Zırhlı Tugay Komutanlığında Özkan Aydoğdu başkanlığında yapılan darbe toplantısından sonra, ki bu kişi İstanbul Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı sözde. Darbe toplantısı yapıldıktan sonra işgal birliklerinin Sabiha Gökçen Havalimanına, köprülere, valiliğe, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına, AK Parti İl Başkanlığına yönlendirilmesi talimatını veren komutan, bunların yakalanması ve işlemleri devam ediyor. Şu ana kadar, Sabiha Gökçen Havalimanı, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı hakkında davamızı açtık."
Kısa süre önce Silivri'deki duruşma salonlarını ziyaret ettiklerini anımsatan Fidan, "Ergenekon ve Balyoz süreçlerinin yürütüldüğü salonun dışında bir salon var. Bunun kapasitesi 350 tutuklu, bir o kadar tutuksuz insanı yargılamaya hazır. Bu salonu bu günler için hazırladılar. Şimdi orada kendileri yargılanacak. Bu da kaderin bir cilvesi. Yargılamayı dünyaya naklen yayınlayacaklardı."
Komisyon Başkanı Petek ise, turistik bir gezi yapmadıklarını, darbe girişiminin bastırılmasında rol oynayanları kendi mahallerinde ziyaret ettiklerini söyledi.
Türkiye'nin çok sayıda darbe ve muhtıra gördüğünü anımsatan Petek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"1960 kanlı darbesine baktığımızda bir cunta tarafından darbenin gerçekleştirildiğini, genelkurmay başkanı, başbakan, bakanların sürüklenerek götürüldükleri ve sözde bir mahkemede, mahkeme demeye dilimiz varmıyor, bir başbakan ve iki bakanın idam edildiği, pek çoğunun da idamdan döndüğü bir süreç yaşandı. Orada şu makamda söylememiz gereken ilginç bir olay var. Darbe yapıldıktan sonra o zamanın yargısı darbecilerden yana tavır almıştır, ne yazık ki. 1980 darbesinde ben cumhuriyet savcısıydım. Darbeden önce başlamıştım. 1980 darbesi oldu. Yine maalesef birçok akademisyen ve yargı mensubu darbecileri destekleyen tavır almıştı."
Petek, 15 Temmuz'dan sonra yargının tavrının öncekiler gibi olmadığına vurgu yaparak, "15 Temmuz darbe girişiminde Türk yargısı, başsavcılar, vekilleri, savcılar, hakimler tarihi bir duruş sergilediler. Bu tarihi duruşla demokrasiden yana tavır aldılar." dedi.
Komisyon üyeleri daha sonra, Çengelköy meydanında komisyonla bir araya gelen Kuleli Kaymak Mustafa Paşa Camisi İmam Hatibi Osman Keskin, 25 yıldır aynı camide görev yaptığını belirterek, bu süre içinde Kuleli Askeri Lisesi'ndeki komutanlarla çok iyi ilişkiler içinde olduklarını söyledi.
Bu iyi ilişkilerin son 3 yıldır bozulduğunu belirten Keskin, "Dinler arası diyalog meselesini camide çok işlediğim için 'Allah indinde tek din İslam'dır.' dediğim için bizi listeye almışlar. 'Dinler arası diyalog olmaz.' dediğimiz için bizi ön plana aldılar. Darbe gecesi ilk iş okul merkez olmak üzere caminin etrafını çevirerek üniformalı teröristler bizi esir aldılar. Sala verdim diye sabaha kadar, dışarı çıkmama izin vermediler. 'Dışarı çıkarsan ateş ederim.' dediler. Lojmanın önündeki demirlerden atlayarak kapıyı kırdılar. Ses sisteminin kablolarını söktüler." diye konuştu.
Çengelköy'de gazi olan Ender Demirtaş, Kuleli'ye doğru yürüdükleri esnada karşıdan gelen askerlere "Buraya gelmeyin." diye bağırdığını söyledi.
Askerlerin bunun üzerine siper alıp ateş etmeye başladığını aktaran Demirtaş, "Sadece ellerimizi kaldırdık. 'Buraya gelmeyin.' dedik. Ellerimi indirdiğimde ateş ettiler ve ayağımdan vurdular. Bir arabanın arkasına sığındım ama bizi oradan çıkarmadılar. Sürekli ateş ettiler. İlk boşlukta karşı taraftan gelenler beni aldı ve hastaneye götürdü." diye konuştu.
Darbe girişiminde yaralanan vatandaş Kadir Akbulut ise polislerle beraber hareket ettiklerini söyledi. Burak Cantürk'ün o esnada şehit olduğunu aktaran Akbulut, "Allah razı olsun karakolu teslim etmediler. Can pahasına. Neticede zulmü gördük. Ben 51 yaşımdayım daha önce de darbe gördüm ama böyle bir şey görmedim. O anı yaşadım. Her tarafta kurşun izleri duruyor." dedi.
Komisyon üyeleri daha sonra Çengelköy meydanında darbecilere direnen vatandaşları ve esnafı dinledi.
Çengelköy Polis Merkezi Amirliği'nde görevli, darbe girişimini yaşayan memurları da dinleyen komisyon, daha sonra 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne ve Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne geldi.
Komisyon burada da söz konusu gece görevli trafik polisleri Ertan Tokgöz ve Mehmet Candan'la bir araya geldi.
15 Temmuz'da darbecilere direnen Safiye Bayat ve diğer sivil gaziler de burada komisyonun toplantısına katıldı.
