2008-11-12 - 19:00
BÜTÇE GÖRÜŞMELERİ
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştayın 2009 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığının bütçesi üzerinde konuşan
milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Şahin, Anayasanın
değiştirilemez maddelerinin, Cumhuriyet kurulurken Cumhuriyetin temel esasları
olarak benimsenerek ortaya konulduğunu söyledi.
Kendilerinin 22 Temmuz seçimlerinin hemen ardından Anayasa değişikliği
çalışması yaptıklarını, hazırlanan taslağın kamuoyuna da yansıdığını hatırlatan
Şahin, şunları söyledi:
''Bakın, bu taslakta Anayasanın değiştirilemez maddeleriyle ilgili bir
önerimiz var mı? Biz bu maddelerle ilgili herhangi bir değişiklik düşünmedik,
düşünmüyoruz. Ancak Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin uygulamasıyla ilgili
bir takım öneriler olacaktır. 'Bunu şu şekilde uygulayalım...' Bunu uygularken de
Anayasamızın bu ilkelerle ilgili gerekçelerine sadik kalarak uygulayalım.
Demokratik olma vasfıyla Anayasamız neyi kastetmiştir, laiklik ilkesiyle ilgili
neyi kastetmiştir? Anayasa koyucu bunun gerekçesini zaten yazmıştır. Bu
gerekçelere bağlı olarak bunu uygulamaya yansıtalım.''

-ÜZMEZ RAPORU...-

Şahin, Adli Tıp Kurumunun, Hüseyin Üzmez davasındaki mağdur çocuk
hakkında verdiği raporla ilgili soruları yanıtlarken, konunun Türkiye gündeminde
sıcaklığını koruduğunu kaydederek, kamuoyunun konuyla ilgili hassasiyetini
anladığını vurguladı. Şahin, ''Ortada çocuk yaşta bir kız çocuğumuz vardır. Odak
da odur. Anneler babalar, özellikle anneler, bu kız çocuğunu kendi çocukları gibi
hissettiler. Kendi çocuklarına karşı böyle bir istismarda bulunulmuş gibi
hissettiler. Tepkinin nedeni oydu, bana göre'' dedi.
Adli Tıp raporuyla ilgili olarak Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden konunu
incelenmesini istediğini bildiren Şahin, sonucun henüz kendisine gelmediğini
ifade etti. Raporun bir günde verildiği eleştirilerine karşı, kendisinin de
konuyu merak etiğin anlatan Şahin, kendisine gelen bilgi notuna göre, ilgili
ihtisas dairesinin 19 Eylül 2008 tarihinde kız çocuğunu muayene ettiğini, dosyayı
da ilgili ağır ceza mahkemesine 23 Ekim 2008 tarihinde gönderdiğini kaydetti.
''Demek ki 33 gün sonra...'' diyen Şahin, dosyanın bir günde düzenlenerek
gönderildiği iddiasının, bu bilgi karşısında değerlendirmeye muhtaç olduğunu
söyledi.
Şahin, milletvekilleri gibi kendisinin de konunun uzmanı olmadığına
işaret ederek, Adli Tıp Kurumunun Cumhuriyetin en eski kurumlarından biri ve
resmi bilirkişisi olduğunu söyledi. Son yıllarda Adli Tıp Kurumunun, yeni alınan
cihazlarla, dünyada var olan ekipmanlarla daha önce bir iki yılda elde edilmeyen
raporları, birkaç ayda elde edebilir hale geldiğini anlattı.
Adli Tıp Kurumunun, bir yılda 500 bin dosyaya baktığını hatırlatan Şahin,
''Konuyla ilgili değerlendirme yapanlar, 'siz burada siyasi kadrolaşma yaptınız,
bu dairelerin başına kendi yandaşlarınızı getirdiniz. Onlar da bu şekilde
raporlar veriyorlar' diyor. Ben de merak ettim. Bu Kurulda görev yapan hocalar ne
zamandan beri görev yapıyorlar? Başında bulunan arkadaşımız, 19 yıldan beri Adli
Tıp'ta. Kendisi, Sayın Mehmet Moğoltay döneminde Kurul üyesi olmuş. Bunlar uygun
olmayan eleştirilerdir'' diye konuştu.
Şahin, raporla ilgili inceleme istediğini yineleyerek, şunları
kaydetti:
''Eğer gerçekten ilgili yasa ve yönetmeliklere uygun olarak rapor
verilmişse bana yasalar hangi yetki verirse bu yetkiyi kullanırım. Ancak, süreç
henüz bitmiş değil. Yargılamayı yapan Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesidir. Adli
Tıp'tan gelen rapor üzerine tutukluluk halinin kaldırılmasına karar vermiştir.
Belki mahkeme, başka bir rapor isteyebilecektir. Raporlarla bağlı olmayabilir.
Dolayısıyla yargı süreci henüz bitmemiştir. O nedenle, şimdiden bir takım
değerlendirmeler yapmak bana göre isabetli olmaz.''

-''ÇİFTE STANDART UYGULAMAMALIYIZ''-

Halen İstanbul'da süren Ergenekon davasıyla ilgili eleştirilerde
bulunulduğunu hatırlatan Şahin, ''Eğer Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı yaptığı
işlemlerle ilgili eleştirilemeyecekse, başka bir savcı da eleştirilmesin. Bu
konuda çifte standart uygulamamalıyız'' dedi.
DSP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli'nin ''1,5-2 yıllık tutukluluk
hangi dünyada görülmüş. Bu eleştirilemez mi? Bunu eleştiriyoruz'' demesi üzerine
Şahin, şöyle konuştu:
''Arkadaşlar, yargıya ve yargıda görev yapan hakim ve savcılara güvenmek
zorundayız. Birine güvenip, diğerine güvenmemezlik yapamazsınız. Bunu ben
yaparsam, beni de eleştirin. Ben, bizim partiyle ilgili davaya ilişkin
eleştirileri de doğru bulmuyorum. O da yanlıştır, bu da yanlıştır. Lütfen bu
konuda çifte standart uygulamayalım. Yargıya intikal eden konularda, yargının
yasal sınırlar içinde yargılama faaliyetlerini bitirmesini bekleyelim. Süreci
serin kanlılıkla takip edelim. Aksi halde, böyle ulu orta değerlendirmeler
yargıya ve yargıçlara güveni zedeliyor. Buna hakkımız olmadığını düşünüyorum.''

-DENİZ FENERİ DAVASI-

Şahin, Deniz Feneri davası ile ilgili olarak bazı kesimlerin, sanki kendi
parti yetkililerinin bu suçu işlemiş gibi izlenim vermeye çalıştığını belirterek,
CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin'in, ''Sayın Bakanım siz bununla ilgili 'bana
ne?' dediniz, bu size yakışmadı'' sözlerine yanıt verdi.
Bu sözü Antalya'da söylediğini hatırlatan Şahin, konuyla ilgili AA
haberini okuyarak şunları kaydetti:
''Kim hata yapmışsa üstüne gidilir. 'Bu işin asıl failleri Türkiye'dedir'
şeklinde bir takım beyanlar var. Soruşturma açılmıştır, tespit edilir,
yargılanır, gerekli ceza neyse ona çarpıtılır. Kimseyi korumamız söz konusu
değil. Nitekim, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili soruşturma açtı.
Almanya'daki dosyayı, bilgi ve belgeler istedi. Bir gün bekletmedim Bakanlığımda.
Bayramdan önceydi, tatile giriyorduk, 'hemen postaya vereceksiniz' dedim. Niçin
postaya? Çünkü, bu konudaki talepler, genellikle Dışişleri kanalıyla gider. Ama
Dışişleri kanalıyla gidince, uzun bir süreç oluyor. Dedim ki 'APS ile gönderin.'
26 Eylül'de göndermişiz, 16 Ekim'de Alman makamlarına teslim edilmiş. Şimdi Alman
makamlarından cevap bekliyoruz. Üstelik ben gecikince, bir de mektup yazdım, 'bir
an önce gönderin' diye. Ben, bunun dışında başka ne yapabilirim Adalet Bakanı
olarak? Bilgi ve belgeler Türkiye uzantıları olduğunu ortaya koyarsa veya
Cumhuriyet Savcılığının yaptığı incelemede eğer bir takım sanıklar bulunursa,
onlarla da ilgili işlem yapacaktır. Benim, 'yapma, etme, gözardı et' demem mümkün
mü? Bu konuda Adalet Bakanı olarak bize düşen neyse hepsini yaptık. Bundan sonra
da yapma gayreti ve çabası içinde olacağız. Çünkü, hiçbir suçu ve suçluyu
korumamız mümkün değil.''
Şahin, hakim ve savcı açığının kapatılması için ödeneğe ihtiyaçları
olmadığını belirterek, ancak her yıl alınabilecek hakim ve savcı adayında limit
olduğunu söyledi.
Türkiye Adalet Akademisinin sınırlı olan kapasitenin artırılması halinde
daha fazla sayıda hakim ve savcı alınabileceğini kaydeden Şahin ''3 bin 700
açığımız var. Şu anda stajı devam eden bine yakın hakim ve savcı adayımız var. Bu
yıl sınav yapacağız. Önümüzdeki yılki sınavlarla bu açığı büyük ölçüde
kapatacağımızı düşünüyoruz'' dedi.
Şahin'in konuşmasının ardından Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları
ve Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi, Anayasa Mahkemesi,
Yargıtay ve Danıştayın 2009 yılı bütçeleri kabul edildi.