2007-10-09 - 13:55
MHP GRUP TOPLANTISI..
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, ''Sınır ötesi operasyon için referanduma gidilmesi'' önerisinde bulunarak, ''Böylece kendileri ve hükümeti, okyanus ötesinden talimat almaktan kurtulacak, süre
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'a, ''Sınır ötesi operasyon için referanduma
gidilmesi'' önerisinde bulunarak, ''Böylece kendileri ve hükümeti,
okyanus ötesinden talimat almaktan kurtulacak, sürekli telaffuz ettiği
'cumhurun iradesine' de başvurmuş olacaktır'' dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, Van, Şırnak ve
Diyarbakır'da 16 erin şehit edilmesiyle ilgili olaylara değindi.
Geçen haftaki grup toplantısında, terörle mücadelenin önceliğine
değindiklerini, güvenlik kuvvetlerinin ihtiyaç belirtmesi halinde sınır
ötesine yapılacak sıcak takip için bütün diplomatik şartların
tamamlanmış olduğunu dile getirdiklerini söyleyen Devlet Bahçeli, bu
çağrısının, sınırlı sayıda medya mensubu ve bazı siyasetçiler dışında,
yeterince ilgi uyandırmadığını, özellikle terörü olağan bir silahlı
eylem olarak algılamaya başlayan hükümet kanadında bir kıpırdanmaya
neden olmadığını öne sürdü.
Bahçeli, terörist eylemlerin devam ettiğini, önce İzmir'de vatandaşlara
yönelik bombalı bir saldırının gerçekleştiğini, ardından Van, Şırnak ve
Diyarbakır'da meydana gelen çatışmalar sonucunda toplam 16 Mehmetçiğin
kahramanca şehit olduğunu bildirdi.

-''ALDATMA VE KANDIRMA SİYASETİ...''-

Terör saldırısı sonucu hayatlarını kaybeden şehitlere ve vatandaşlara
rahmet, yaralılara acil şifa dileyen Bahçeli, şöyle devam etti:
''Özellikle son haftalar içinde meydana gelen eylemler ve sonuçları
dikkate alındığında, konu, hükümetin alışılagelmiş başsağlığı mesajları,
'Kanı yerde kalmayacak' ve 'Mücadelemiz sürecek' sözleri ile
geçiştirilemeyecek kadar önemli ve ciddi boyutlara ulaşmıştır. Ancak
Sayın Başbakan'ın 13 Mehmetçiğimizi kaybettiğimiz olay üzerine yaptığı
yorum, konunun önemini hala idrak edememiş olduğunun en belirgin işareti
olmuştur. Başbakanın, basın mensuplarına, bu vahim ve acele karar
gerektiren gelişmeye rağmen, konuyu gelecek ay ABD'ye yapacağı ziyarette
görüşeceğini söylemesi, hükümetin terörle mücadele iradesini tamamıyla
yabancı ülkelerin insaf ve kararına teslim ettiğinin göstergesidir. Ne
Sayın Başbakan'ın ne de hükümetinin terörle mücadele etmesi, bu
teslimiyetçi tavırla asla mümkün değildir. Geçtiğimiz beş yılın ağır
bilançosu bunun açık delilidir. Bu süre içinde, hainleri saklandıkları
inlerde vurmak yerine, vuracakmış gibi pazarlık yapmaya çalışmak, her
konuda aldatma ve kandırma siyaseti izleyen AKP hükümetinin bir oyalama
alışkanlığı haline gelmiştir.''

-''GÜVENLİK GÜÇLERİNİ ZAN ALTINDA BIRAKMA ÇABALARI...''-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, aslında ne hükümetin ne de ABD'nin bu
bölgeden terör örgütü PKK'yı uzaklaştırmak, etkisizleştirmek gibi bir
niyetinin olmadığını savunarak, ''Hükümet ile ABD arasında artık klasik
hale gelmiş bir sağırlar diyaloğu sürdürülmektedir'' diye konuştu.
Türkiye'nin AK Parti ile bir oyunun içine itildiğini, bu durumun tamamen
zaman kazanmaya yönelik bir senaryonun parçası olduğunu ifade eden
Devlet Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Anlaşılmaktadır ki küresel güçler, bölgemizde sergiledikleri yap-bozun
eksik parçalarını tamamlamak için gereken miadın dolmasını
beklemektedirler. Hükümetin isteksiz, ürkek, kararsız ve ümitlendirici
tutumunun ise son zamanlarda bölücü mihrakların küstahlığını ve cüretini
iyice artırdığı gözlenmektedir. Özellikle son aylar içinde, katiller
açıkça belli olmasına rağmen, cinayetlere yönelik kuşkucu bir yaklaşımın
yaygınlaştırılmak istenmesi ve olayların failleri hakkında hedef
saptırıcı, kafa karıştırıcı yorum ve değerlendirmelerin yapılması dikkat
çekicidir. Bunlar, devletimizi töhmet altına sokmaya, güvenlik
kuvvetlerini zan altında bırakmaya yönelik sinsi senaryonun
parçalarıdır. Güvenlik güçlerinin mücadele azmini kırmaya, milletimizin
teröre olan direncini yıkmaya yönelik psikolojik bir operasyonun
yürütülmekte olduğu görülmektedir. Üstelik bu zırva sahiplerinin Yüce
Meclis çatısı altında bulunuyor olmaları düşündürücüdür.
Bu çerçevede, geçtiğimiz günlerde yine Şırnak'ta meydana gelen katliamı
yapan teröristleri gizlemeyi amaçlayan bulanık beyanatları verenlerin,
gerçek niyetleri birer birer ortaya çıkmaktadır.
İşin ilginç olan yanı, bu iddialara hükümet kanadından hiç kimsenin
bugüne kadar cevap vermemesidir. AKP zihniyetinin devletle milleti karşı
karşıya getirmeye yönelik bu sinsi emelleri 'hoş görülecek aşırı görüş'
kapsamında değerlendirerek sessiz ve tepkisiz kalmaları bu açıdan dikkat
çekicidir.''

-''BAŞBAKAN SUSTUKÇA BÖLÜCÜ KONUŞUYOR''-

Başbakan Erdoğan'ın milli meselelerde susmayı tercih ettiğini ileri
süren Bahçeli, ''O sustukça terörist ve bölücü konuşmakta, evlatlarımız
bir bir hayatlarını ve uzuvlarını kaybetmektedir'' dedi.
''Milletimiz, Sayın Başbakan ve AKP yöneticilerinden inanç istismarında
gösterdikleri hız ve ilginin küçük bir örneğini, milli hassasiyetlerin
savunulmasında ve milli kurumlarımıza yönelik karalamaların önlenmesinde
de görmek istemektedir'' diyen Bahçeli, şunları söyledi:
''Ben bu kürsüden, sık sık referandum yapacağını müjdeleyen Sayın
Başbakan'a, bu uygulamasına, 'sınır ötesi operasyon' için bir referandum
yaparak başlamasını öneriyorum. Böylece kendileri ve hükümeti, okyanus
ötesinden talimat almaktan kurtulacak, sürekli telaffuz ettiği 'cumhurun
iradesine' de başvurmuş olacaktır. Hükümetin aymazlığına
rağmen inancımız odur ki hainler ve işbirlikçilerine gereken ders eninde
sonunda mutlaka verilecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Milliyetçi Hareket bu milli görevin sonuna kadar takipçisi olacaktır.
Yakın bir gelecekte de kesin ve etkili bir sonucun alınmaması durumunda
korkarım ki ülkemizin terörle mücadelesi kamu vicdanında sorgulanmaya
başlayacak, başarıya olan inanç ve kurumlara olan güven derinden
sarsılacaktır.
Kamu vicdanında mahkum olan hain teröristlere yönelik kahredici millet
tepkisini önlemeye ve devletimizi şaibe altında bırakmaya çalışan bu
zihniyet sahipleri ve hükümet bilmelidir ki aziz milletimizin sabrı
tükenmek üzeredir. Bilinmelidir ki milli devlet, üniter yapı, milletin
birliği ve bütünlüğü konularında herkes susmuş olsa bile Milliyetçi
Hareket yüksek sesle konuşmaya ve uyarmaya ısrarla devam edecektir.''

-YÜCE DİVAN'IN ''KORAY AYDIN'' KARARI-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, eski Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray
Aydın'ın Yüce Divan'da beraat etmesiyle ilgili karara da
değindi. Bahçeli, Aydın'ın Yüce Divan'a sevki ile ilgili oturumda, yasal
ve insani savunma hakkının bile kendisinden esirgendiğini, dava
süresince medya ve siyaset tarafından yargısız infaza maruz kaldığını
anlattı.
Koray Aydın ile ilgili iddiaların temelinde, 57. Hükümetteki bakan
arkadaşları, partisi ve milliyetçileri karalamaya yönelik bir senaryonun
parçasının bulunduğunu öne süren Devlet Bahçeli, ''Bizler kendisine
yürekten inanıyor ve güveniyorduk. Bu yüzden, bugün ulaşılan mutlu
netice, hem arkadaşımızın hem de hareketimizin ahlak ve erdeminin
hukuken tescili anlamına gelmektedir'' dedi.
MHP olarak Türkiye'ye yerleştirmeye çalıştıkları temiz toplum, temiz
yönetim ve temiz siyaset anlayışının gereği olarak, baştan beri
yolsuzlukların kökünün mutlaka kurutulması gerektiğini söylediklerini
kaydeden Bahçeli, bunun için de kimin elinde, ne tür belge varsa ortaya
çıkarmaya davet etti.

-''BUNLARIN AMAÇLARI DEVRİ SABIK YARATMAKTIR''-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bu nihai kararla, Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonunun
çalışmaları o günlerde de söylediğimiz gibi, bir gösteri ve töhmet
altında bırakma gayreti olarak kalmıştır. Çalışmaların siyasi hesaplaşma
amacı ile ele alındığı ortaya çıkmıştır. 'Damarlarına girdik' denilerek
57. Hükümette yaşandığı iddia edilen sözde yolsuzlukları, hiçbir ahlak
ve hak kaygısı taşımadan gündeme getiren AKP, Yüce Divan ile tecelli
eden adalet kararı karşısında, partimize yönelik iftirası ile baş başa
kalmıştır. Dün arkadaşımızı ve şahsında, 'Yolsuzlukların üstüne
gidiyoruz' gerekçesiyle partimizi siyasi anlamda linç ve mahkum etmeye
çalışan zihniyet, bu karar ile müfteri durumuna düşmüştür. İktidara
geldiklerinde, kamuoyunun gözünü boyamaya ve aklını karıştırma çalışan
hükümetin gerçek niyetinin, kendi dönemindeki yolsuzluk ve
usulsüzlükleri örtmeye çalışmak olduğu bugün daha iyi anlaşılmıştır.
Bunların maksatlarının devri sabık yaratmak ve hesap sormak değil, çamur
atmak ve karalamak olduğu ortaya çıkmıştır.''
Bahçeli, yolsuzluğun arkasını aramanın, öncelikle Meclisin görevi
olduğunu belirterek, ''Pisliğe kim bulaştıysa hesabını mutlaka
vermelidir. Ancak AKP iktidarı bu konuyu içi boş bir slogan olarak
kullanmış ve halen kullanmaktadır. Bu itibarla, göstermelik çıkışlar
dışında, AKP zihniyetinin yolsuzlukla ciddi bir şekilde mücadele etmesi
esasen beklenmemelidir. Menfaat ve rant paylaşımı, AKP döneminde
kurumsal bir yapı içinde yaygın bir organizasyon konusu olmuştur'' diye
konuştu.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 1915
olaylarına ilişkin çalışmaların başarısız olduğunu, hükümet etrafında,
etkili bir kuşatma alanı oluşturulmak istendiğini ve bu alanın giderek
daraltmak üzerine kurulmuş bir senaryo haline geldiğini savundu.
Her uluslararası ilişkide bir dayatma unsuru ve ilişkilerin devamında
bir ön şart haline gelen Ermeni meselesinin, giderek içinden çıkmaz bir
hal aldığını dile getiren Bahçeli, ''Türkiye'ye yönelik iddiasını ve
toprak taleplerini tırmandırarak sürdüren Ermenistan'a, sınır kapılarını
açmayı dile getiren ve bu ülke ile diplomatik temasa kalkışan AKP'nin
tavizkar tutumu ecdadımızın yargılanması konusunda yabancılara aynca
ümit ve cesaret vermiştir. AKP zihniyetinin, Ermenilere şirin
ve sevimli görünme adına yaptığı hamleler bile yeterli olmamış, Van
Gölü'ndeki harabelerin onarımları da Ermenileri tatmin etmemiştir'' diye
konuştu.

-''TÜRKİYE'NİN ÇEVRESİ KUŞATILDI''-

MHP lideri Bahçeli, sözde etkin diplomasisinin sonucunda ''Ermenileri
katletmedik'' demenin bile suç haline geldiği bir aşağılama
kampanyasının artarak, Türkiye'nin çevresini tamamıyla kuşattığını
belirterek şunları söyledi:
''Parlamentolarda sözde Ermeni iddialarının son dakikaya kadar kabul
etme-etmeme kabusları arasında bunalan Türkiye'nin bu çaresiz durumu,
Sayın Başbakan'ın ifadesi ile çok başarılı aktif ve etkili dış siyasetin
sonucudur. Şimdi yeni bir tasarı ABD Kongresinde görüşülme
arifesindedir. Sayın Başbakan'ın ABD Başkanını arayarak, anlamını çoktan
yitirmiş olan 'stratejik ortaklığımıza zarar geleceği' yönündeki
uyanlarının muhataplarında anlam bulmayacağı da aşikardır. Nitekim
Sayın Başbakan bu görüşmeyi tatminkar bulmamış olacak ki İsrail
Cumhurbaşkanı ile de görüşerek destek istemiştir.
Vahim bir seviyeye yükselen bu konu hakkında alelacele sağı solu
telefonla arayıp durumu kurtarmaya çalışan Sayın Başbakana, geçtiğimiz
haftalar içinde ABD'ye yaptığı on günlük ziyaretin ne anlama geldiğini
ve ne sonuçlar aldığını sormak istiyorum. Hükümetin
ihmalini örtmek ve konuyu yerinde anlatmak için şu anda ABD'de bulunan
TBMM heyetinin de son dakikadaki çabalarından bir sonuç elde edip
etmeyeceği kuşkuludur.''
''Artık oyun belli olmuştur'' diyen Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ne zaman Türkiye'de artan terör eylemleri ile ilgili olarak, hükümete
rağmen bir sınır ötesi operasyon ihtimali ortaya çıksa, uluslararası
odaklar 'aba altından sopa göstererek' sözde Ermeni meselesini yeniden
ısıtıp gündeme getirmektedirler.
Komşumuz Irak'ın geleceğine yönelik çeşitli senaryoların gündemi meşgul
ettiği, terörün iyice azdığı şu sıralarda, Türkiye'nin ilgi ve dikkatini
başka alanlara rezerve etmek isteyen dış güçlerin, AKP hükümetinin
zafiyetini iyi yorumlamış ve değerlendirmiş oldukları anlaşılmaktadır.''
-''HÜKÜMETİ UYARIYORUM''-

Devlet Bahçeli, Türkiye'nin, AK Parti zihniyetinin sergilediği
teslimiyetçi ve ilkesiz tavırlarla uluslararası tehdit, şantaj ve taviz
denklemine sürüklenmiş olduğunu öne sürerek, ''Bu
haysiyet kırıcı durumun kabul edilmesi ve ilişkilerin bu dayatma ve
tavizlerle ilerleyebilmesi mümkün değildir. Bu konuda kimse kendisini
aldatmamalı ve bunun adını doğru koymalıdır'' diye konuştu.
Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bu konuda hükümeti, mevcut politikaların dışına çıkarak yeni bir adım
atmaması konusunda uyarıyorum. Yapılan yanlışlarla ülkemizin bugününü ve
geleceğini yeterince riske soktunuz. Elinizi, hiç değilse muhteşem Türk
tarihinden çekiniz ve daha fazla zarar vermeyiz.
Unutmayınız ki, ceddimizin kutlu emaneti, AKP zihniyetinin
gafletine teslim edilemeyecek kadar şanlı, temiz ve büyüktür.''

-''TÜRKİYE REFERANDUM KARGAŞASI YAŞAMAKTADIR''-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye'nin, 22. Dönem Meclisinde, iktidar
partisinin desteği ile alınan karar gereği, 12 gün sonra yapılacak olan
referandumun kargaşasını yaşadığını da ileri sürdü.
Sandık başına gidecek olan milletin, neyin, kim için ve ne amaçla
oylanacağını bilmediğini iddia eden Bahçeli, ''Sayın Başbakan'ın
'bayramınız hayırlı olsun' mesajı meseleyi izahtan çok uzak,
milletimizin gönlüne ipotek koymayı amaçlayan 'anlamasanız da olur'
manasına gelecek bir dayatmadır. Cumhurbaşkanlığı seçim
sürecinde yaşanan tartışmalar ile son referandum tartışmaları, iktidar
zihniyetinin eksik demokrasi kültürünü göstermesi bakımından önemli
olmuştur'' dedi.
Bahçeli, Başbakan'ın referandumu kastederek 'sandığa alışın' mesajının
da bu eksende, sakat bir demokrasi anlayışının ürünü olarak görmek
gerektiğini belirterek, ''Anlaşılmaktadır ki Sayın Başbakan, genel
seçimlerden aldığı yüksek oy oranının verdiği cüretle, Meclisi devre
dışı bırakacak ilginç ve istismara açık bir maceraya açılmak
istemektedir'' diye konuştu.
Referanduma, ''1961 Anayasası'', ''1982 Anayasası'', ''1982
Anayasası'nın Geçici 4. maddesi ile getirilen 10 ve 5 yıllık siyasal
yasakların kalkıp kalkmaması'' ve ''Anayasa'nın 127. maddesindeki yerel
seçimlerin 1 yıl erkene alınıp alınmaması'' konusunda olmak üzere,
sadece dört kez başvurulduğunu anımsatan Bahçeli, şunları ifade etti:
''Bu referandum beşincisi olacaktır. Referandum elbette anayasal ve
demokratik bir yol ve haktır. Önemli hususlarda bu hakkın kullanılması
da uygundur. Ancak Sayın Başbakan son beyanat ile Anayasamızın öngördüğü
istisnai bu durumu sık sık gündeme getireceğinin işaretlerini vermiştir.
Bu yaklaşımı ile Sayın Başbakan, referandum kavramını partisi için bir
güvenoyuna çevirme kurnazlığı peşindedir ve bu yaklaşımı çok
tehlikelidir.
Unutmayalım ki demokrasi, çoğunluğun yönetimi olmakla birlikte, sayısal
azınlığın haklarını da güvence altına alan idare biçimidir. Ancak AKP
zihniyetinin bu kusurlu anlayışı ile temsili demokrasimiz, yarı doğrudan
demokrasi şekline dönüştürülmeye çalışılmaktadır.
Bu görüşün kabul görmesi halinde, demokrasimizin ve egemenliğimizin
teminatı olan TBMM'nin ve demokrasilerin vazgeçilmez unsuru olan siyasi
partilerin çözüm ve değer üretme kabiliyeti önce zayıflayacak ve hatta
zamanla ortadan kalkabilecektir. Çünkü sürekli doğrudan halka müracaat,
siyaset kurumunun devre dışı kalmasına ve öneminin azalmasına neden
olabilecektir.''
Referandum için kullanılan, 'Millete gidiyoruz' ya da 'İşte cumhur' gibi
gönül okşayıcı ve cezp edici sözlere karşılık, TBMM'nin vereceği kararın
da milletin kararı olduğuna dikkati çeken Devlet Bahçeli, Meclis
milletten aldığı temsil yetkisini kullanarak onun adına karar
vermektedir. Buna rağmen anlaşmazlık ve ihtilaf halinde sıklıkla
milletin hakemliğine müracaat edilmesi TBMM'nin işlevselliğine zarar
verecek bir süreci başlatacaktır'' dedi.

-''TÜRKİYE KANTONLAR DEVLETİ DEĞİLDİR''-

TBMM'nin zayıflaması veya en azından öyle görülmesi Türk milletinin ve
devletinin istikrarını ve bütünlüğünü yakından etkileyeceğini bildiren
Bahçeli, şöyle devam etti:
''Türkiye Cumhuriyeti küçük nüfuslu bir kantonlar devleti değildir.
Talimatla idare edilebilecek, surlar içine hapsolmuş bir şehir devleti
hiç değildir. Bu itibarla, TBMM'yi devre dışı bırakabilecek
alışkanlıkların doğması, istisnaların olağan hale gelmesi, içinde
siyaset yaptığımız bu yüce kuruma ve değerli vekillere yönelik bir saygı
eksikliği olarak değerlendirilmelidir.
TBMM, Polatlı'daki top seslerinin Ankara'dan duyulduğunda bile,
milletimizin selameti için korkusuzca kararlar verebilmiş, köklü
çözümler üretebilmiş, yeni bir devletin kurucusu olarak üstlendiği milli
temsil yetkisini layıkıyla kullanabilmiş kutlu ve yüce bir mekanın
adıdır.''

-''MİLLETİMİZİN KAFASINI KARIŞTIRMIŞLARDIR''-

12 gün sonra yapılacak referanduma konu olan anayasa değişikliğinin,
hukuk tekniği açısından öngörülen mahsurlarının yanı sıra, siyasal bir
krizi davet eden potansiyelini baştan beri söylediklerini ifade eden MHP
lideri Bahçeli, 22. Dönem TBMM çatısı altında sürdürülen
Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmaları arasında, iktidar partisinin aldığı
kararın, ülkenin gündemine bir siyasal bunalım olarak dönme tehlikesi
ile karşı karşıya olduğunu savundu.
Devlet Bahçeli, şunları söyledi:
''Referandum sürecine ilişkin önerilere kulağını kapayan AKP ile '11 ve
12' rakamlarını bir baskı hatası olarak yorumlayan Sayın Başbakan'ın
eleştirileri dikkate almamış olması, ülkemizi referandum bunalımının ve
meşruiyet tartışmalarının eşiğine kadar getirmiştir.
Sınır kapılarında zaten başlamış olan referandumla, yurt içindeki oy
kullanma tarihi yaklaştıkça konu iyice karmaşıklaşmış, siyasetçiler,
hukukçular ve aydınlar birbiri ile çelişen çeşitli açıklamalar yaparak
kamuoyunu aydınlatmaktan öte, milletimizin kafasını adam akıllı
karıştırmışlardır.
Bilinmelidir ki hiç kimsenin milletimizi ve devletimizi, yaptığı
keyfilikler ve yanlışlarla küçük düşürmeye, gülünç göstermeye hakkı
yoktur.''

'MHP SORUMLU SİYASET ANLAYIŞINI SÜRDÜRECEK''-

Ülkenin yeni bir tartışma ortamına ve siyasal gerilime sürüklenmemesi
için yaptıkları akılcı önerilerin ve çağrıların siyasi partilerden ve
milletten cevap bulduğunu belirten Bahçeli, bunun demokrasi kültürünün
geleceği açısından sevindirici olduğunu söyledi.
Bahçeli, ''Günü birlik, kısır çekişmelerin bir sonuç doğurmadığını
hepimiz iyi biliyoruz. Bu nedenle, önerimize kulak verilmesi, aynı
zamanda ülkemizin yeni gerilimlerle ve kavgalarla ortaya çıkabilecek
vakit kaybının da önüne geçmiştir'' diye konuştu.
''Milliyetçi Hareket, sorumlu ve olgun siyaset anlayışını bugüne kadar
olduğu gibi bundan sonra da sürdürmeye kararlıdır. Unutmamalıdır ki her
türlü sorunun çözüm yeri, millet hakimiyetinin temsil edildiği
TBMM'dir'' diyen MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini
Türk ve İslam aleminin Ramazan Bayramını kutlayarak bitirdi.