2006-04-25 - 13:40
Partisinin grup toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ''Bugün Cumhuriyetimiz de demokrasimiz de her zamankinden daha güçlüdür. Türkiye'nin aydınlık bahtını karartacak her türlü girişim, her türlü hesap, milletin meclisinden mutlaka geri dönecektir'' dedi
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün Cumhuriyet'in kuruluş ideallerine her zamankinden daha yakın olunduğunu belirterek, ''Bugün Cumhuriyetimiz de demokrasimiz de her zamankinden daha güçlüdür. Türkiye'nin aydınlık bahtını karartacak her türlü girişim, her türlü hesap, milletin meclisinden mutlaka geri dönecektir'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmaya, yaşadığı rahatsızlık nedeniyle kendisini arayan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, eski cumhurbaşkanları Süleyman Demirel ve Kenan Evren, TBMM Başkanı Bülent Arınç, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ve milletvekillerine teşekkür ederek başladı.
Cumhuriyet'in ve demokrasinin temeli, ''millet iradesinin tecelligahı olan'' TBMM'nin 86. yıldönümünü, Milli Egemenlik Haftası'nı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutlayan Erdoğan, şunları söyledi:
''Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, millet iradesinin özgürce temsil edilmesini sağlayan ilk meclisin kurucu üyelerini, ülkemizin istiklali ve egemenliği uğrunda canlarını feda eden bütün şehitlerimizi rahmet, saygı ve minnetle anıyoruz.
Bundan 86 yıl önce milletimizin istiklal ve azim mücadelesinin karargahı olarak kurulan TBMM, bugün de aynı ruh ve şuurla, Türkiye'nin mutlu ve müreffeh geleceğini inşa eden yüce iradenin tecelligahıdır.
Bugün yine aynı çatı altında TBMM'nin kuruluş yıldönümünü kutlarken, 86 yıl önce başlayan yolculuğumuzun ulaştığı merhaleyi görerek, sahip olduklarımızın değerini daha iyi anlıyoruz. Onun için bugün cesur reformlarla demokrasimizi perçinleyerek, 42 yıllık bir sürecin sonunda AB ile katılım müzakerelerine başlamış olan bir Türkiye'nin parlak geleceği karşısında heyecanlanmamak mümkün değil.
Bugün, Cumhuriyetimizin kuruluş ideallerine her zamankinden daha yakınız. Bugün Cumhuriyetimiz de demokrasimiz de her zamankinden daha güçlüdür. Biz, milletimizin emanetine sahip olduğumuz ilk günden beri daima ufku açık, geleceğe bakan, günlük vehimlerden ve kısır çekişmelerden uzak bir Türkiye inşa etme amacında olduğumuzu söyledik.
14 Ağustos 2001... (AK Parti'nin kuruluş tarihi) Bizim bu azmimizi kıracak, milletin değişim iradesini devre dışı bırakacak, Türkiye'nin aydınlık bahtını karartacak her türlü girişim, her türlü hesap, milletin meclisinden mutlaka geri dönecektir. Türkiye'yi dar görüşlülüğün, menfaatçi siyasetlerin, kısır çekişmelerin boyunduruğunda tutabileceklerine inananlar, geçmişte olduğu gibi bugün de hayal kırıklığına mahkumdurlar.''
GELECEKTE TÜRKİYE...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''bugün üstü örtülmeye çalışılan kimi gerçeklerin'', Türkiye'nin gelecek 10, 20 ve 30 yılında millet tarafından hep bir ağızdan söyleneceğini belirterek, ''O Türkiye'de hiç kimse kürsülere çıkıp, bu millete ne yapmaları gerektiğini dayatmayacak'' dedi.
Erdoğan konuşmasını şöyle devam ettirdi:
''O günlerin Türkiyesi'nde Cumhuriyet'i korumak için demokrasiyi azaltmak değil, Cumhuriyet'i ve demokrasiyi birlikte korumak gerektiğini herkes hakkıyla kavramış olacaktır. O Türkiye'de hiç kimse kürsülere çıkıp, bu millete ne yapmaları gerektiğini dayatmayacak; O
Türkiye'de inandığı devlet için tek bir insanımızın gönlüne keder düşmeyecektir. O Türkiye'de devlet millet için varolacak, milletin hizmetinde olacaktır, egemenlik kayıtsız şartsız milletin olacaktır, duvarda değil, milletin kendisinde olacaktır.''
AK Parti'li milletvekilleri, Erdoğan'ın bu sözlerini uzun süre ayakta alkışladı.
"HERKESİN UYUDUĞU SAATLERDE BİZ UYUMADIK..."
Erdoğan, ''milletin hissiyatı'' ile irtibatı koparanların, milletin sesine, beklentilerine sağır kalanların, 3 Kasım 2002 tarihinde, yine milletin kararıyla mahkum olduklarını söyledi.
O sandıkta hayat bulan millet iradesinin, Türkiye'nin, geçmişin arıza ve hatalarından arınarak yürüyeceği bir gelecek öngördüğünü anlatan Erdoğan, ''Bu milletin vekilleri olarak bizleri de o arınmayı, o yenilenmeyi, o değişimi gerçekleştirmekle görevlendirmiştir'' diye konuştu.
Erdoğan şunları söyledi:
''Milletten aldığımız emaneti layıkıyla taşımak, Türkiye'nin bahtını ağartacak adımları kararlılık içinde atarak, darlıkları genişliklere, sıkıntıları heyecanlara, karamsarlıkları umuda çevirebilmek için bütün gücümüzle çalıştık, çabaladık. Herkesin uyuduğu saatlerde, bizler uyumadık. Şehirlerde ayak seslerinin kesildiği saatlerde biz, vicdanımızın sesini dinledik. Her gece başımızı yastığımıza koyduğumuzda, milletten aldığımız bu emaneti taşımak adına ne yaptığımızı kendimize daima sorduk. Doğrularımızın ve yanlışlarımızın çetelesini tuttuk, tutmaya devam ediyoruz. Attığımız her adımın muhasebesini uzun uzun yaptık, yapıyoruz. Milletimize karşı dürüst olmaya, ahlaklı olmaya, sözünün eri olmaya azami dikkati gösterdik.
Türkiye'nin geleceğine ihanet anlamına gelecek her türlü popülizmden özenle kaçınmaya gayret ettik. Günü gelince bu milletin karşısına, alnı ak, başı dik ve vicdanı rahat çıkabilmek için hesabımızı kılı kırk yararcasına tuttuk. Kendimizden verdik ama asla milletten vermemeye özen gösterdik.''
''MİLLETİN GÜVENİ VE İNANCI...''
Başbakan Erdoğan, sadece ekonomik, siyasi, idari krizleri aşmakla kalmadıklarını, çocukların bu ülkenin geleceğine yeniden inanmasını sağladıklarını, milletin umutlarını tazelediklerini söyledi.
Yola çıktıkları günden beri milletin kendilerine hep inandığını ve güvendiğini ifade eden Erdoğan, bunu bizzat ''arazide'' görerek yaşadıklarını kaydetti. Bu ilgiyi Türkiye'nin dört bir yanında gördüklerini anlatan Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Şu anda gazetelerin sağında, solunda yazdıkları filan hepsi bitaraf. Biz hayatı yaşıyoruz. Türkiye'nin dört bir yanında gittiğimiz illerde bu heyecanı, caddede, sokakta, her yerde görüyoruz. Gözleri okuyoruz ve oradan da bunları görüyoruz. Çünkü, biz bu yolun her adımını milletimizle ele ele, gönül gönüle vererek aynı aydınlık ufka bakarak, aynı heyecanı kalplerimizde hissederek yürüdük. Başka türlüsü zaten düşünülmezdi. Yanına millet desteğini alamayan hiç bir iktidar, dibe vurmuş ekonomiyi içine girdiği girdaplardan çıkarıp bugünlere getiremezdi. Millet hissiyatıyla hareket etmeyen hiç bir hükümet, yıllar yılı aşınmış çözümsüzlüklerle malul bir siyaset ortamına millet nezdinde yeniden güven duygusu aşılayamazdı.
Türkiye'nin büyüklüğüne inanmayan hiçbir yönetim, dünyaya demokrasi ve barış çağrılarını bu kadar güçlü, bu kadar açık biçimde yapamazdı. Her fırsatta dedik ki 'elde ettiğimiz başarılar Türkiye'nin başarılarıdır, milletimizin başarılarıdır.'
Bizim siyasetteki mevcudiyetimizin millet beklentilerini, millet ideallerini gerçeğe dönüştürmekten başka bir sebebi yoktur. Bugün oturduğumuz bu koltuklar da bundan başka murad için oturuyor değiliz. İstedik ki siyasetçinin kazandığı, milletin kaybettiği dönemler artık kapansın. İstedik ki Türkiye gücüne, büyüklüğüne, potansiyeline ve geçmişine layık medeniyet ideallerine doğru yürüsün. İstedik ki hırsızların, arsızların, hortumcuların, menfaatçilerin, dar görüşlülerin, kısır siyasetçilerin, vehim tacirlerinin, toplum mühendislerinin dediği bu ülkede olmasın. Sadece milletin, milletin dediği olsun. Biz bunu yaptık.''
''OLMAZLARI OLURA ÇEVİRMEK''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çok uzun zamandır bu ülkenin derdini, çilesini, sıkıntısını, sabırla, sükunetle göğüsleyen fedakar milletin gün yüzü görmesini istediklerini bildirerek, ''Bu anlayışla, bu heyecanla, bu ruhla 3.5 yıla yakın bir zamandır Türkiye'nin olmazlarını olura çevirmek için uğraşıp, didiniyoruz. Bugün olmazları pek çoğu olur hale gelmiştir. Sökükler dikilmiş, arızaları giderilmiş, bu milletin yüreği bir parça serinlemiştir'' diye konuştu.
''IMF'YE OLAN BORCUN 11 MİLYAR DOLARINI ÖDEDİK''
Erdoğan, bazı ''olmazları'' somut olarak ifade etmek istediğini belirterek, 14.5 katrilyon lira nemanın işçi ve memurlardan toplandığını ve bu paralardan herkesin umudunu kestiğini söyledi.
Bu paraları, AK Parti iktidarının ''devlet vatandaşına borçlu olamaz'' diyerek ''şakır, şakır'' ödediğini ifade eden Erdoğan, 14.5 katrilyon liranın son taksitinin de Haziran ayında ödeneceğini hatırlattı.
İmarzedelere de 8.5 katrilyon lira ödediklerini anımsatan Başbakan Erdoğan, IMF ile ilgili eleştirileri de cevapladı.
Erdoğan, IMF ile ilişkilerin kendilerinin iktidarı döneminde başlamadığını vurgulayarak, ''Bizden önceki yönetimler 24 milyar dolar borç bıraktı. Tüm milletimize sesleniyorum; meydanlarda halkımı aldatma gayretinde olanların tuzağına düşülmemesi için söylüyorum; IMF'yi kötülemek bir şey ifade etmiyor. IMF'ye borcunu ödeyebilecek güce sahip olman bir şey ifade ediyor'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, hükümetlerinin IMF'ye olan 24 milyar dolar borcun 11 milyar dolarını ödediğini ve borcun 13 milyar dolara indiğini bildirdi.
"BU MİLLET BÜTÜN ENGELLERİ AŞARAK AKMIŞ GÜR BİR IRMAKTIR"
Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, bugün Türkiye'yi yeniden bir ''vehimler ülkesi'' haline getirmek için çaba gösterenlerin, son dönemde Türkiye'nin yakaladığı değişim ruhuna kast edenler olduğunu söyledi.
Erdoğan, şunları kaydetti:
''Milletimiz bilsin ki bugün hukuka ve demokrasiye gölge düşürmeye yeltenenler, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu gerçeğini içine sindiremeyenlerdir. Milletimiz bilsin ki kısa bir zaman öncesine kadar bu ülkenin bütün şehirlerinde hüküm sürmekte olan huzur ikliminden huzursuz olanlar, bu ülkenin muasır medeniyet seviyesini yakalayacak bir dinamizm kazanmasından korkanlardır. Bunu da böyle biliniz, çünkü o Türkiye korkularını, hastalıklarını, rehinlerini tamamen geride bırakmış bir Türkiye olacaktır.
Bu sözleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin millet oylarıyla seçilmiş başbakanı olarak tarih zabıtlarına geçsin, bu milletin vicdanına kazınsın diye söylüyorum. Herkes bilsin ki bu millet tarihi boyunca önüne çıkan bütün engelleri aşarak akmış gür bir ırmaktır, ırmaklar tabiatları icabı engin denizlere doğru akarlar ama unutmayın altını iyice çiziyorum, yatağında akarlar ve milletimiz de önüne çekilen tüm setleri aşarak, bir gün o engin sulara kendi yatağında akarak ulaşacaktır. Ne mutlu diyorum, bu millete gerçekten hakkıyla herhangi bir art düşünceye girmeden hizmet edene.''
PANCAR ÜRETİCİSİNE ÖDEME
Başbakan Erdoğan, 2005-2006 pancar alım kampanyasında alınan pancarın tamamı için 989 milyon YTL ödeme yapılacağını da söyledi.
Erdoğan, bu ödemenin 547 milyon YTL'lik bölümünün daha önce ödendiğini anımsatarak, geriye kalan 442 milyon YTL'lik bölümü için dün itibariyle ödemelerin başladığını bildirdi. Erdoğan, verilen talimatla, bu hafta sonuna kadar kalan 442 milyon YTL'nin de pancar üreticisine ödenmiş olacağını belirtti.
Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmaya, yaşadığı rahatsızlık nedeniyle kendisini arayan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, eski cumhurbaşkanları Süleyman Demirel ve Kenan Evren, TBMM Başkanı Bülent Arınç, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ve milletvekillerine teşekkür ederek başladı.
Cumhuriyet'in ve demokrasinin temeli, ''millet iradesinin tecelligahı olan'' TBMM'nin 86. yıldönümünü, Milli Egemenlik Haftası'nı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutlayan Erdoğan, şunları söyledi:
''Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, millet iradesinin özgürce temsil edilmesini sağlayan ilk meclisin kurucu üyelerini, ülkemizin istiklali ve egemenliği uğrunda canlarını feda eden bütün şehitlerimizi rahmet, saygı ve minnetle anıyoruz.
Bundan 86 yıl önce milletimizin istiklal ve azim mücadelesinin karargahı olarak kurulan TBMM, bugün de aynı ruh ve şuurla, Türkiye'nin mutlu ve müreffeh geleceğini inşa eden yüce iradenin tecelligahıdır.
Bugün yine aynı çatı altında TBMM'nin kuruluş yıldönümünü kutlarken, 86 yıl önce başlayan yolculuğumuzun ulaştığı merhaleyi görerek, sahip olduklarımızın değerini daha iyi anlıyoruz. Onun için bugün cesur reformlarla demokrasimizi perçinleyerek, 42 yıllık bir sürecin sonunda AB ile katılım müzakerelerine başlamış olan bir Türkiye'nin parlak geleceği karşısında heyecanlanmamak mümkün değil.
Bugün, Cumhuriyetimizin kuruluş ideallerine her zamankinden daha yakınız. Bugün Cumhuriyetimiz de demokrasimiz de her zamankinden daha güçlüdür. Biz, milletimizin emanetine sahip olduğumuz ilk günden beri daima ufku açık, geleceğe bakan, günlük vehimlerden ve kısır çekişmelerden uzak bir Türkiye inşa etme amacında olduğumuzu söyledik.
14 Ağustos 2001... (AK Parti'nin kuruluş tarihi) Bizim bu azmimizi kıracak, milletin değişim iradesini devre dışı bırakacak, Türkiye'nin aydınlık bahtını karartacak her türlü girişim, her türlü hesap, milletin meclisinden mutlaka geri dönecektir. Türkiye'yi dar görüşlülüğün, menfaatçi siyasetlerin, kısır çekişmelerin boyunduruğunda tutabileceklerine inananlar, geçmişte olduğu gibi bugün de hayal kırıklığına mahkumdurlar.''
GELECEKTE TÜRKİYE...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''bugün üstü örtülmeye çalışılan kimi gerçeklerin'', Türkiye'nin gelecek 10, 20 ve 30 yılında millet tarafından hep bir ağızdan söyleneceğini belirterek, ''O Türkiye'de hiç kimse kürsülere çıkıp, bu millete ne yapmaları gerektiğini dayatmayacak'' dedi.
Erdoğan konuşmasını şöyle devam ettirdi:
''O günlerin Türkiyesi'nde Cumhuriyet'i korumak için demokrasiyi azaltmak değil, Cumhuriyet'i ve demokrasiyi birlikte korumak gerektiğini herkes hakkıyla kavramış olacaktır. O Türkiye'de hiç kimse kürsülere çıkıp, bu millete ne yapmaları gerektiğini dayatmayacak; O
Türkiye'de inandığı devlet için tek bir insanımızın gönlüne keder düşmeyecektir. O Türkiye'de devlet millet için varolacak, milletin hizmetinde olacaktır, egemenlik kayıtsız şartsız milletin olacaktır, duvarda değil, milletin kendisinde olacaktır.''
AK Parti'li milletvekilleri, Erdoğan'ın bu sözlerini uzun süre ayakta alkışladı.
"HERKESİN UYUDUĞU SAATLERDE BİZ UYUMADIK..."
Erdoğan, ''milletin hissiyatı'' ile irtibatı koparanların, milletin sesine, beklentilerine sağır kalanların, 3 Kasım 2002 tarihinde, yine milletin kararıyla mahkum olduklarını söyledi.
O sandıkta hayat bulan millet iradesinin, Türkiye'nin, geçmişin arıza ve hatalarından arınarak yürüyeceği bir gelecek öngördüğünü anlatan Erdoğan, ''Bu milletin vekilleri olarak bizleri de o arınmayı, o yenilenmeyi, o değişimi gerçekleştirmekle görevlendirmiştir'' diye konuştu.
Erdoğan şunları söyledi:
''Milletten aldığımız emaneti layıkıyla taşımak, Türkiye'nin bahtını ağartacak adımları kararlılık içinde atarak, darlıkları genişliklere, sıkıntıları heyecanlara, karamsarlıkları umuda çevirebilmek için bütün gücümüzle çalıştık, çabaladık. Herkesin uyuduğu saatlerde, bizler uyumadık. Şehirlerde ayak seslerinin kesildiği saatlerde biz, vicdanımızın sesini dinledik. Her gece başımızı yastığımıza koyduğumuzda, milletten aldığımız bu emaneti taşımak adına ne yaptığımızı kendimize daima sorduk. Doğrularımızın ve yanlışlarımızın çetelesini tuttuk, tutmaya devam ediyoruz. Attığımız her adımın muhasebesini uzun uzun yaptık, yapıyoruz. Milletimize karşı dürüst olmaya, ahlaklı olmaya, sözünün eri olmaya azami dikkati gösterdik.
Türkiye'nin geleceğine ihanet anlamına gelecek her türlü popülizmden özenle kaçınmaya gayret ettik. Günü gelince bu milletin karşısına, alnı ak, başı dik ve vicdanı rahat çıkabilmek için hesabımızı kılı kırk yararcasına tuttuk. Kendimizden verdik ama asla milletten vermemeye özen gösterdik.''
''MİLLETİN GÜVENİ VE İNANCI...''
Başbakan Erdoğan, sadece ekonomik, siyasi, idari krizleri aşmakla kalmadıklarını, çocukların bu ülkenin geleceğine yeniden inanmasını sağladıklarını, milletin umutlarını tazelediklerini söyledi.
Yola çıktıkları günden beri milletin kendilerine hep inandığını ve güvendiğini ifade eden Erdoğan, bunu bizzat ''arazide'' görerek yaşadıklarını kaydetti. Bu ilgiyi Türkiye'nin dört bir yanında gördüklerini anlatan Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Şu anda gazetelerin sağında, solunda yazdıkları filan hepsi bitaraf. Biz hayatı yaşıyoruz. Türkiye'nin dört bir yanında gittiğimiz illerde bu heyecanı, caddede, sokakta, her yerde görüyoruz. Gözleri okuyoruz ve oradan da bunları görüyoruz. Çünkü, biz bu yolun her adımını milletimizle ele ele, gönül gönüle vererek aynı aydınlık ufka bakarak, aynı heyecanı kalplerimizde hissederek yürüdük. Başka türlüsü zaten düşünülmezdi. Yanına millet desteğini alamayan hiç bir iktidar, dibe vurmuş ekonomiyi içine girdiği girdaplardan çıkarıp bugünlere getiremezdi. Millet hissiyatıyla hareket etmeyen hiç bir hükümet, yıllar yılı aşınmış çözümsüzlüklerle malul bir siyaset ortamına millet nezdinde yeniden güven duygusu aşılayamazdı.
Türkiye'nin büyüklüğüne inanmayan hiçbir yönetim, dünyaya demokrasi ve barış çağrılarını bu kadar güçlü, bu kadar açık biçimde yapamazdı. Her fırsatta dedik ki 'elde ettiğimiz başarılar Türkiye'nin başarılarıdır, milletimizin başarılarıdır.'
Bizim siyasetteki mevcudiyetimizin millet beklentilerini, millet ideallerini gerçeğe dönüştürmekten başka bir sebebi yoktur. Bugün oturduğumuz bu koltuklar da bundan başka murad için oturuyor değiliz. İstedik ki siyasetçinin kazandığı, milletin kaybettiği dönemler artık kapansın. İstedik ki Türkiye gücüne, büyüklüğüne, potansiyeline ve geçmişine layık medeniyet ideallerine doğru yürüsün. İstedik ki hırsızların, arsızların, hortumcuların, menfaatçilerin, dar görüşlülerin, kısır siyasetçilerin, vehim tacirlerinin, toplum mühendislerinin dediği bu ülkede olmasın. Sadece milletin, milletin dediği olsun. Biz bunu yaptık.''
''OLMAZLARI OLURA ÇEVİRMEK''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çok uzun zamandır bu ülkenin derdini, çilesini, sıkıntısını, sabırla, sükunetle göğüsleyen fedakar milletin gün yüzü görmesini istediklerini bildirerek, ''Bu anlayışla, bu heyecanla, bu ruhla 3.5 yıla yakın bir zamandır Türkiye'nin olmazlarını olura çevirmek için uğraşıp, didiniyoruz. Bugün olmazları pek çoğu olur hale gelmiştir. Sökükler dikilmiş, arızaları giderilmiş, bu milletin yüreği bir parça serinlemiştir'' diye konuştu.
''IMF'YE OLAN BORCUN 11 MİLYAR DOLARINI ÖDEDİK''
Erdoğan, bazı ''olmazları'' somut olarak ifade etmek istediğini belirterek, 14.5 katrilyon lira nemanın işçi ve memurlardan toplandığını ve bu paralardan herkesin umudunu kestiğini söyledi.
Bu paraları, AK Parti iktidarının ''devlet vatandaşına borçlu olamaz'' diyerek ''şakır, şakır'' ödediğini ifade eden Erdoğan, 14.5 katrilyon liranın son taksitinin de Haziran ayında ödeneceğini hatırlattı.
İmarzedelere de 8.5 katrilyon lira ödediklerini anımsatan Başbakan Erdoğan, IMF ile ilgili eleştirileri de cevapladı.
Erdoğan, IMF ile ilişkilerin kendilerinin iktidarı döneminde başlamadığını vurgulayarak, ''Bizden önceki yönetimler 24 milyar dolar borç bıraktı. Tüm milletimize sesleniyorum; meydanlarda halkımı aldatma gayretinde olanların tuzağına düşülmemesi için söylüyorum; IMF'yi kötülemek bir şey ifade etmiyor. IMF'ye borcunu ödeyebilecek güce sahip olman bir şey ifade ediyor'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, hükümetlerinin IMF'ye olan 24 milyar dolar borcun 11 milyar dolarını ödediğini ve borcun 13 milyar dolara indiğini bildirdi.
"BU MİLLET BÜTÜN ENGELLERİ AŞARAK AKMIŞ GÜR BİR IRMAKTIR"
Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, bugün Türkiye'yi yeniden bir ''vehimler ülkesi'' haline getirmek için çaba gösterenlerin, son dönemde Türkiye'nin yakaladığı değişim ruhuna kast edenler olduğunu söyledi.
Erdoğan, şunları kaydetti:
''Milletimiz bilsin ki bugün hukuka ve demokrasiye gölge düşürmeye yeltenenler, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu gerçeğini içine sindiremeyenlerdir. Milletimiz bilsin ki kısa bir zaman öncesine kadar bu ülkenin bütün şehirlerinde hüküm sürmekte olan huzur ikliminden huzursuz olanlar, bu ülkenin muasır medeniyet seviyesini yakalayacak bir dinamizm kazanmasından korkanlardır. Bunu da böyle biliniz, çünkü o Türkiye korkularını, hastalıklarını, rehinlerini tamamen geride bırakmış bir Türkiye olacaktır.
Bu sözleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin millet oylarıyla seçilmiş başbakanı olarak tarih zabıtlarına geçsin, bu milletin vicdanına kazınsın diye söylüyorum. Herkes bilsin ki bu millet tarihi boyunca önüne çıkan bütün engelleri aşarak akmış gür bir ırmaktır, ırmaklar tabiatları icabı engin denizlere doğru akarlar ama unutmayın altını iyice çiziyorum, yatağında akarlar ve milletimiz de önüne çekilen tüm setleri aşarak, bir gün o engin sulara kendi yatağında akarak ulaşacaktır. Ne mutlu diyorum, bu millete gerçekten hakkıyla herhangi bir art düşünceye girmeden hizmet edene.''
PANCAR ÜRETİCİSİNE ÖDEME
Başbakan Erdoğan, 2005-2006 pancar alım kampanyasında alınan pancarın tamamı için 989 milyon YTL ödeme yapılacağını da söyledi.
Erdoğan, bu ödemenin 547 milyon YTL'lik bölümünün daha önce ödendiğini anımsatarak, geriye kalan 442 milyon YTL'lik bölümü için dün itibariyle ödemelerin başladığını bildirdi. Erdoğan, verilen talimatla, bu hafta sonuna kadar kalan 442 milyon YTL'nin de pancar üreticisine ödenmiş olacağını belirtti.
