2007-01-30 - 15:00
Partisinin TBMM grup toplantısında Kuzey Irak'taki gelişmelere işaret eden CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin, Habur'dan Kuzey
Irak'a petrol, petrol ürünleri, gıda, sağlık malzemesi sevkıyatı yaptığını hatırlattı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada
Kuzey Irak'taki gelişmelere işaret ederek, Türkiye'nin, Habur'dan Kuzey
Irak'a petrol, petrol ürünleri, gıda, sağlık malzemesi sevkıyatı yaptığını hatırlattı.
Baykal, ''Uzun süreden beri bu durum böyle giderken, Irak yetkilileri bize,
'Bu konuda muhatabınız Irak hükümeti değildir, Kuzey Irak'taki yerli
yetkililerdir, onlarla konuşunuz' dediler. Bu, Türkiye'nin, Kuzey Irak'taki
siyasi oluşumu, giderek devlet konumunda tanıtmaya yönelik çabaların bir
parçası'' diye konuştu.
Bu dayatmaya Türkiye'nin boyun eğmemesi, gereken kararlı ve tutarlı tavrı
sergilemesi gerektiğini vurgulayan Baykal, aksi halde Türkiye'nin, kendi
uygulamasıyla Irak'ın parçalanmasına alet olacağını söyledi.
Baykal, Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanlarının telefon açtıklarında
karşılarında muhatap bulamadığını ifade ederek, bunun, teslimiyet ve acz
manzarası olduğunu öne sürdü.
İki ülke başbakanlarının bir araya gelmesinin ardından bu olayların
yaşandığını belirten Baykal, Türkiye'nin atlatıldığını, aldatıldığını,
oyalandığını öne sürdü.
Baykal, Irak'ta menteşelerin gevşemeye başladığını, bir süreden beri alarm
zillerinin çaldığını ifade etti.
Türkiye'nin, bölgede ''onun bunun çekiştirdiği etkisiz bir ülke konumuna
sürüklendiğini'' ileri süren Baykal, hükümet bu noktada teslim olursa, kıyametin
kopacağını, yer yerinden oynayacağını söyledi.
-TARİHİMİZİN HİÇBİR AŞAMASINDA MALİYE BU KADAR
ÇIĞIRINDAN ÇIKMADI. CİĞER, KEDİYE TESLİM EDİLMİŞTİR''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, son günlerde
CHP'nin çabalarıyla önemli hukuki sonuçlar alındığını söyledi. Bunlardan birinin,
köprü ve otoyol araç geçiş ücretlerine yapılan zammın iptali amacıyla açılan
davada yürütmeyi durdurma kararı olduğunu belirten Baykal, kararın gerekçesinde
iktidara çok önemli bir ders verildiğini kaydetti. Baykal, kamu hizmetlerinde
haksız kazanç arayışına kalkmanın, kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Mavi Akım projesindeki formül değişikliği sonucu, bilirkişilerin Hazine'nin
zarar gördüğünü söylediğini anımsatan Baykal, ''İki bilirkişi 'Hazine zarar
gördü' deyince, savcılık harekete geçti, dava açılmasını kararlaştırdı. Devletin
milyarlarca dolar zarara uğramasına neden olan bu konularda savcılık, BOTAŞ
yönetimi aleyhine dava açma noktasına geldi'' diye konuştu.
Baykal, bunun daha önce siyasi tartışma konusu olduğunu ifade ederek,
savcılığın, dava açma noktasına gelmesini sağladıklarını söyledi. Baykal,
''TÜPRAŞ'ın 14,76 hissesinin, tezgah altından, kısa devre temaslarla Oferlere
satışındaki hukuk mücadelesini noktaladıklarını'' da belirtti.
-''BAKAN OLACAĞI BU İŞLERDEN BELLİ''-
Deniz Baykal, Maliye Bakanlığının, geçtiğimiz günlerde ''İçimizde
köstebekler var, yetkisiz işler yapıyorlar, devletin en yüksek kademesindeki
insanları soruşturuyorlar'' şeklinde açıklama yaptığını anımsattı.
''Maliye Bakanlığı birdenbire bu açıklamayı niye yaptı?'' diye soran Baykal,
bu olayın başlangıcının 2001 yılına gittiğini kaydetti.
BEM Dış Ticaret adlı bir şirketin, İzmir Foça'daki bir arsayı, 15 milyar 600
milyon liraya satın aldığını ifade eden Baykal, şirketin 1,5 yıl sonra bu arsayı
1 trilyon 260 milyar liraya Al Baraka Türk finans kuruluşuna sattığını anlattı.
BEM'in de Al Baraka'nın da Genel Müdürünün Kemal Unakıtan olduğunu kaydeden
Baykal, şöyle konuştu:
''O zaman bakan değil, ama olacağı bu işlerden belli... Yeteneğini
ispatlamaya, kendini göstermeye başlamış. Türkiye'deki arsa fiyatlarına,
enflasyona bakın, hiçbir bilgi bu fiyat artışını makul, haklı göstermeye yetmez.
Al Baraka nasıl oluyor da 1 trilyon 260 milyarı veriyor. Arsa karşılığı için
mi başka bir şey için mi? Seçimlerden hemen önce. Alanın da satanın da genel
müdürü, veren de alan da Unakıtan. Nereye gidiyor bu? Kaynak transferi mi, ilginç
finansman yöntemi mi? Birilerine Al Baraka kaynaklarından finansman yaratma
girişimi mi, bilmiyoruz. Ama soru ortada.
Al Baraka'nın arkasında kimler var? Yasin El Kadı kimdi? Başbakan kime
kefalet veriyordu? Bu kadar kuvvetli kefaleti hangi ilişkiden dolayı verme gereği
duyuyor diye düşünüyorduk.''
-''İLKEL ŞANTAJ''-
Bu durumu yurtsever, namuslu bir vatandaşın CHP'li milletvekillerine ihbar
ettiğini anlatan Baykal, milletvekillerinin, bu alımın vergisinin ödenip
ödenmediğinin Maliye müfettişlerine incelenmesini istediğini söyledi.
Baykal, aradan uzun zaman geçmesine rağmen hiçbir açıklama yapılmadığını
ifade ederek, en sonunda ''köstebekler var'' açıklaması yapıldığını belirtti.
Geçen yıl bir gazetede çıkan, kendisine yönelik ''bir liderin hesabında
muazzam para var'' şeklindeki habere işaret eden Baykal, Unakıtan'ın, bir parti
genel başkanın banka hesabıyla ilgili iddiasının kayda geçtiğini belirtti.
Baykal, bir süre sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Biz gazete
patronlarının bütün dosyalarını izliyoruz. Bizim de kendimize göre yaptığımız
arşiv var, günü geldiğinde hesabını soracağız'' dediğini ifade etti. Bunun,
''ilkel bir şantaj'' olduğunu savunan Baykal, ''Bu şantajı bir Başbakan niye
yapma gereği duyar. Başbakan böyle konuşuyorsa bu ne demektir?'' diye sordu.
Yine geçen yıl gazeteci Emin Çölaşan'ın, 11 gazeteci, 14 siyasetçinin banka
hesaplarına girildiğini yazdığına işaret eden Baykal, ''Maliye Bakanı 2007'de,
kendisinin genel müdür olarak satıp aldığı Foça'daki arsanın vergisinin verilip
verilmediği sorulunca, 'ortada üstünde durulacak vergi problemi yok ama burada
büyük olaylar dönüyor' diye kıyamet koparıyor'' diye konuştu.
-''YAVUZ HIRSIZ MİSALİ''-
''Türkiye Cumhuriyeti'nde Maliye Bakanlığı, tarihinin hiçbir noktasında
olmadığı kadar hukuka, kurallara, Maliye sorumluluğunun gereğini taşımaya özen
göstermeyen bir noktaya gelmiştir'' görüşünü savunan Baykal, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Tarihimizin hiçbir aşamasında Maliye bu kadar çığırından çıkmış değildi.
Ciğer kediye teslim edilmiştir. Cumhurbaşkanın mal varlığının araştırsan ne,
araştırmasan ne. 'Araştıranların yakasına yapışıyormuş.' Sen onu araştıranların
yakasına yapışacaksan yapış, elbette yap. Ama önce senin yakana yapışılmasına
izin ver, kaldır dokunulmazlığını gel şu Meclise. Kaldır da mahkemede hesap
soralım sana. Tam bir bilgi kirlenmesi, saptırmaca, tam bir fitleme, tam bir
yavuz hırsız misali...
Vergi kayıtları, gayrimenkul, tapu, araba kayıtları gizli değil. Olay banka
hesaplarına girmekte... Sen birilerinin banka hesabına girilmesini istemişsin,
araştırmışsın, hiçbir şey bulamamışsın, ben söylemedim diye iddianı geri
almışsın, olay bu. Sen, Ali kıran baş kesen mi kesildin?''
-''SENİ KİM TAHKİK EDECEK?''-
Baykal, ''tahkikat devam ediyor'' denildiğini belirterek, ''Peki senin
söylediklerini, ortaya attığın iddiaları kim tahkik edecek? Başbakan'ın yaptığı
şantajın tahkikatını kim yapacak? Başbakan, medya patronlarıyla ilgili hangi özel
bilgileri var?'' sorularını yöneltti.
Başbakan'ın bu bilgileri söylememesi halinde, bunun adına şantaj
diyeceklerini belirten Baykal, bunun hesabını da milletin sandıkta ve yargıda
soracağını ifade etti.
-KIBRIS...
Baykal, Güney Kıbrıs Rum Yönetimin, AB'ye tam üye olduktan sonra her geçen
gün, kendi egemenliğini, Kuzey Kıbrıs'a dayatma kararlığında olduğunu söyledi. Bu
durum karşısında yapılacak tek şeyin, artık Kıbrıs'ta iki ayrı oluşumun bir arada
barış içinde yaşadığı bir noktaya gelmesini sağlamak olacağını ifade eden Baykal,
''Artık Kıbrıs'ta çözüm, tek devlet olmaktan çıkmıştır. Kıbrıs'ta gerçekler bize
göstermektedir ki çözüm, iki devletli çözümdedir'' diye konuştu.
Artık iki devletli çözümün Kıbrıs için kaçınılmaz hale geldiğini vurgulayan
Baykal, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin ''tek devlete doğru gittiğini, KKTC'yi de o
tek devletin içine sürükleyememeleri için yapılması gerekenin, KKTC'nin ikinci
bir devlet olarak sahiplenilmesi olduğunu'' söyledi.
Baykal, petrol arama tartışmalarına değinirken, Kıbrıs ve Türkiye'deki
yönetim açısından ''en uygun noktadayız'' diye bir değerlendirme yapılıyor
olabileceğini, ancak bu konunun herkesi aşacağını belirterek, Türkiye ile KKTC
arasında Rum yönetiminin araştırma ekipleriyle petrol aramasına seyirci
kalınmayacağını, bunu kimsenin başaramayacağını bildirdi.
Baykal, şöyle konuştu:
''İlk kez ben de Kıbrıs'ta iki devletli çözüm deme noktasına geldiğimi ifade
etmek istiyorum. İlk kez CHP Genel Başkanı olduğum bilinci içinde Kıbrıs'ta artık
tek devlete dayalı çözüm şansının ortadan kalktığını ben de görüyorum. Kıbrıs'ta
çözümün iki devletli Kıbrıs formülünden geçtiğini görüyorum ve talep ediyorum.''
-HRANT DİNK CİNAYETİ-
Gazeteci Hrant Dink'e yönelik üzüntü verici cinayet sonrasında, Türkiye'nin
çok olgun, çok doğru ve çok kıvanç verici bir tavır takındığını belirten Baykal,
insanların üzüntülerini, gerekli toplumsal tavrı takınarak ortaya koyduklarını
söyledi.
Baykal, etnik kimlik mücadelesinin canlandırılması ihtimalinin ise herkesi
rahatsız ettiğini ve kaygılandırdığını ifade etti.
-''...BU TÜR YANLIŞLIKLAR YAPILDI''-
Salonda bir kişinin, 'Başka slogan üretilemez miydi?'' diye sorması üzerine
Baykal, ''Böyle bir tablonun içinde elbette bu tür yanlışlıklar yapıldı. Bu ayrı
bir konu ama Türkiye'nin bu olayda derin bir üzüntü içine girmiş olması, bütün
dünyada saygıyla karşılandı'' diye konuştu.
Bu olayı sürekli gündemde tutarak belli bir hesaplaşmanın parçası haline
dönüştürme çabalarının çok yanlış, sakıncalı ve tehlikeli olduğunu belirten
Baykal, Türkiye'nin bunları derhal aşması gerektiğini bildirdi.
Baykal, dünyanın inanç, mezhep ve etnik kimlik ekseni etrafında bir
çatışmaya doğru sürüklendiğini, Türkiye'nin kendisini bu tehlikelerin dışında
tutmaya çalıştığını kaydederek, buna benzer olaylar karşısında yapılması
gerekenin, herkesin söylemine dikkat etmesi olduğunu söyledi.
Herkesin söylemini, çatışmayı tahrik edecek, gerginliği artıracak, husumeti
ve düşmanlığı güçlendirecek bir söylem olmaktan çıkarmak zorunda olduğunu ifade
eden Baykal, ''Herkes olayı yumuşatıcı, kucaklayıcı, toparlayıcı bir anlayışla
konuşmak zorundadır, bunu temel bir refleks haline dönüştürmelidir'' dedi.
-''...MİLLİYETÇİLİK YÜKSELİYOR...''-
CHP Genel Başkanı Baykal, kimsenin, başkasının inanç, mezhep ve etnik
kimliğini sorgulama durumunda olmamasını isteyerek, şöyle konuştu:
''Kimse, kimsenin inancını, mezhebini etkin kimliğin aklına bile getirmesin.
Hepimiz bu vatanın evladı olarak kardeşçe bir dayanışma içinde aynı milletin
insanları olarak birbirimizi sevelim, birbirimize sahip çıkalım. Burada 1000
yıldır yaşıyoruz, bundan sonra yine kardeşçe yaşayacağız. Kimsenin, kimseye
'gözünün üstünde kaşın var' deme ihtiyacı hissetmemesini sağlamalıyız.
'Ay o öyle yaptı, vay sizin yüzünüzden oldu, vay milliyetçilik yükseliyor,
vay bilmem ne...' Bu hesapları bırakın. Milliyetçilik, bu toplumun ana
çimentosudur. Milliyetçilik duygusunun varlığından kimse korkmasın.
Milliyetçiliği de kimse bir suçlama konusu yapmasın. Elbette milliyetçi olacağız,
elbette milletimizi seveceğiz. Milletimizin kimliğinden onur duyacağız. Kimseyi
dışlamadan, herkesi bu milletin parçası olarak göreceğiz. Bizim
milliyetçiliğimiz, bütünleştirici milliyetçilik. Ayırıcı, parçalayıcı, dışlayıcı
değil kapsayıcı milliyetçilik. Herkes var bunun içinde. Bu topraklarda yaşayıp,
bu ülkeyi seven herkes, bu milliyetçilik anlayışında var.''
-DİNK CİNAYETİ İHBARI-
Hrant Dink'in öldürüleceği ihbarının, cinayetten 11 ay önce emniyete
yapıldığı yönündeki değerlendirmeleri hatırlatan Baykal, olay ortaya çıkıldıktan
sonra da örtbas edilmek istenircesine göz ardı edildiğini söyledi. Baykal, ''Bu
olmaz. Yani bu manzara karşısında, kimse 'Müfettiş gönderdim, müfettiş konuyu
inceleyecek, o incelemenin seyrine göre gerekeni yapacağız' diye bunu
geçiştiremez. Bunun ihbarı 11 ay önce yapılmışsa ve o ihbar doğrultusunda ortaya
bu cinayet çıktıysa, bunun hesabını başta başbakan olmak üzere iktidar
vermelidir'' diye konuştu.
-BÜROKRATLARA UYARI-
Baykal, değişim dönemlerinde yanlışlara karışmama ve ülkenin hakkını
hukukunu koruma noktasında bürokrasinin çok büyük sınav vermesine ihtiyaç
olduğunu belirterek, ''Bürokrasimizi çok dikkatle izliyoruz. Atacağı adımları
dikkatle değerlendiriyoruz. Yapılan yanlışlar, kimsenin yanına kalmaz. Gün gelir,
bunların hepsinin hesabı sorulur. Siyasi hesabı da bürokratik hesabı da sorulur''
dedi.
Kuzey Irak'taki gelişmelere işaret ederek, Türkiye'nin, Habur'dan Kuzey
Irak'a petrol, petrol ürünleri, gıda, sağlık malzemesi sevkıyatı yaptığını hatırlattı.
Baykal, ''Uzun süreden beri bu durum böyle giderken, Irak yetkilileri bize,
'Bu konuda muhatabınız Irak hükümeti değildir, Kuzey Irak'taki yerli
yetkililerdir, onlarla konuşunuz' dediler. Bu, Türkiye'nin, Kuzey Irak'taki
siyasi oluşumu, giderek devlet konumunda tanıtmaya yönelik çabaların bir
parçası'' diye konuştu.
Bu dayatmaya Türkiye'nin boyun eğmemesi, gereken kararlı ve tutarlı tavrı
sergilemesi gerektiğini vurgulayan Baykal, aksi halde Türkiye'nin, kendi
uygulamasıyla Irak'ın parçalanmasına alet olacağını söyledi.
Baykal, Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanlarının telefon açtıklarında
karşılarında muhatap bulamadığını ifade ederek, bunun, teslimiyet ve acz
manzarası olduğunu öne sürdü.
İki ülke başbakanlarının bir araya gelmesinin ardından bu olayların
yaşandığını belirten Baykal, Türkiye'nin atlatıldığını, aldatıldığını,
oyalandığını öne sürdü.
Baykal, Irak'ta menteşelerin gevşemeye başladığını, bir süreden beri alarm
zillerinin çaldığını ifade etti.
Türkiye'nin, bölgede ''onun bunun çekiştirdiği etkisiz bir ülke konumuna
sürüklendiğini'' ileri süren Baykal, hükümet bu noktada teslim olursa, kıyametin
kopacağını, yer yerinden oynayacağını söyledi.
-TARİHİMİZİN HİÇBİR AŞAMASINDA MALİYE BU KADAR
ÇIĞIRINDAN ÇIKMADI. CİĞER, KEDİYE TESLİM EDİLMİŞTİR''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, son günlerde
CHP'nin çabalarıyla önemli hukuki sonuçlar alındığını söyledi. Bunlardan birinin,
köprü ve otoyol araç geçiş ücretlerine yapılan zammın iptali amacıyla açılan
davada yürütmeyi durdurma kararı olduğunu belirten Baykal, kararın gerekçesinde
iktidara çok önemli bir ders verildiğini kaydetti. Baykal, kamu hizmetlerinde
haksız kazanç arayışına kalkmanın, kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Mavi Akım projesindeki formül değişikliği sonucu, bilirkişilerin Hazine'nin
zarar gördüğünü söylediğini anımsatan Baykal, ''İki bilirkişi 'Hazine zarar
gördü' deyince, savcılık harekete geçti, dava açılmasını kararlaştırdı. Devletin
milyarlarca dolar zarara uğramasına neden olan bu konularda savcılık, BOTAŞ
yönetimi aleyhine dava açma noktasına geldi'' diye konuştu.
Baykal, bunun daha önce siyasi tartışma konusu olduğunu ifade ederek,
savcılığın, dava açma noktasına gelmesini sağladıklarını söyledi. Baykal,
''TÜPRAŞ'ın 14,76 hissesinin, tezgah altından, kısa devre temaslarla Oferlere
satışındaki hukuk mücadelesini noktaladıklarını'' da belirtti.
-''BAKAN OLACAĞI BU İŞLERDEN BELLİ''-
Deniz Baykal, Maliye Bakanlığının, geçtiğimiz günlerde ''İçimizde
köstebekler var, yetkisiz işler yapıyorlar, devletin en yüksek kademesindeki
insanları soruşturuyorlar'' şeklinde açıklama yaptığını anımsattı.
''Maliye Bakanlığı birdenbire bu açıklamayı niye yaptı?'' diye soran Baykal,
bu olayın başlangıcının 2001 yılına gittiğini kaydetti.
BEM Dış Ticaret adlı bir şirketin, İzmir Foça'daki bir arsayı, 15 milyar 600
milyon liraya satın aldığını ifade eden Baykal, şirketin 1,5 yıl sonra bu arsayı
1 trilyon 260 milyar liraya Al Baraka Türk finans kuruluşuna sattığını anlattı.
BEM'in de Al Baraka'nın da Genel Müdürünün Kemal Unakıtan olduğunu kaydeden
Baykal, şöyle konuştu:
''O zaman bakan değil, ama olacağı bu işlerden belli... Yeteneğini
ispatlamaya, kendini göstermeye başlamış. Türkiye'deki arsa fiyatlarına,
enflasyona bakın, hiçbir bilgi bu fiyat artışını makul, haklı göstermeye yetmez.
Al Baraka nasıl oluyor da 1 trilyon 260 milyarı veriyor. Arsa karşılığı için
mi başka bir şey için mi? Seçimlerden hemen önce. Alanın da satanın da genel
müdürü, veren de alan da Unakıtan. Nereye gidiyor bu? Kaynak transferi mi, ilginç
finansman yöntemi mi? Birilerine Al Baraka kaynaklarından finansman yaratma
girişimi mi, bilmiyoruz. Ama soru ortada.
Al Baraka'nın arkasında kimler var? Yasin El Kadı kimdi? Başbakan kime
kefalet veriyordu? Bu kadar kuvvetli kefaleti hangi ilişkiden dolayı verme gereği
duyuyor diye düşünüyorduk.''
-''İLKEL ŞANTAJ''-
Bu durumu yurtsever, namuslu bir vatandaşın CHP'li milletvekillerine ihbar
ettiğini anlatan Baykal, milletvekillerinin, bu alımın vergisinin ödenip
ödenmediğinin Maliye müfettişlerine incelenmesini istediğini söyledi.
Baykal, aradan uzun zaman geçmesine rağmen hiçbir açıklama yapılmadığını
ifade ederek, en sonunda ''köstebekler var'' açıklaması yapıldığını belirtti.
Geçen yıl bir gazetede çıkan, kendisine yönelik ''bir liderin hesabında
muazzam para var'' şeklindeki habere işaret eden Baykal, Unakıtan'ın, bir parti
genel başkanın banka hesabıyla ilgili iddiasının kayda geçtiğini belirtti.
Baykal, bir süre sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Biz gazete
patronlarının bütün dosyalarını izliyoruz. Bizim de kendimize göre yaptığımız
arşiv var, günü geldiğinde hesabını soracağız'' dediğini ifade etti. Bunun,
''ilkel bir şantaj'' olduğunu savunan Baykal, ''Bu şantajı bir Başbakan niye
yapma gereği duyar. Başbakan böyle konuşuyorsa bu ne demektir?'' diye sordu.
Yine geçen yıl gazeteci Emin Çölaşan'ın, 11 gazeteci, 14 siyasetçinin banka
hesaplarına girildiğini yazdığına işaret eden Baykal, ''Maliye Bakanı 2007'de,
kendisinin genel müdür olarak satıp aldığı Foça'daki arsanın vergisinin verilip
verilmediği sorulunca, 'ortada üstünde durulacak vergi problemi yok ama burada
büyük olaylar dönüyor' diye kıyamet koparıyor'' diye konuştu.
-''YAVUZ HIRSIZ MİSALİ''-
''Türkiye Cumhuriyeti'nde Maliye Bakanlığı, tarihinin hiçbir noktasında
olmadığı kadar hukuka, kurallara, Maliye sorumluluğunun gereğini taşımaya özen
göstermeyen bir noktaya gelmiştir'' görüşünü savunan Baykal, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Tarihimizin hiçbir aşamasında Maliye bu kadar çığırından çıkmış değildi.
Ciğer kediye teslim edilmiştir. Cumhurbaşkanın mal varlığının araştırsan ne,
araştırmasan ne. 'Araştıranların yakasına yapışıyormuş.' Sen onu araştıranların
yakasına yapışacaksan yapış, elbette yap. Ama önce senin yakana yapışılmasına
izin ver, kaldır dokunulmazlığını gel şu Meclise. Kaldır da mahkemede hesap
soralım sana. Tam bir bilgi kirlenmesi, saptırmaca, tam bir fitleme, tam bir
yavuz hırsız misali...
Vergi kayıtları, gayrimenkul, tapu, araba kayıtları gizli değil. Olay banka
hesaplarına girmekte... Sen birilerinin banka hesabına girilmesini istemişsin,
araştırmışsın, hiçbir şey bulamamışsın, ben söylemedim diye iddianı geri
almışsın, olay bu. Sen, Ali kıran baş kesen mi kesildin?''
-''SENİ KİM TAHKİK EDECEK?''-
Baykal, ''tahkikat devam ediyor'' denildiğini belirterek, ''Peki senin
söylediklerini, ortaya attığın iddiaları kim tahkik edecek? Başbakan'ın yaptığı
şantajın tahkikatını kim yapacak? Başbakan, medya patronlarıyla ilgili hangi özel
bilgileri var?'' sorularını yöneltti.
Başbakan'ın bu bilgileri söylememesi halinde, bunun adına şantaj
diyeceklerini belirten Baykal, bunun hesabını da milletin sandıkta ve yargıda
soracağını ifade etti.
-KIBRIS...
Baykal, Güney Kıbrıs Rum Yönetimin, AB'ye tam üye olduktan sonra her geçen
gün, kendi egemenliğini, Kuzey Kıbrıs'a dayatma kararlığında olduğunu söyledi. Bu
durum karşısında yapılacak tek şeyin, artık Kıbrıs'ta iki ayrı oluşumun bir arada
barış içinde yaşadığı bir noktaya gelmesini sağlamak olacağını ifade eden Baykal,
''Artık Kıbrıs'ta çözüm, tek devlet olmaktan çıkmıştır. Kıbrıs'ta gerçekler bize
göstermektedir ki çözüm, iki devletli çözümdedir'' diye konuştu.
Artık iki devletli çözümün Kıbrıs için kaçınılmaz hale geldiğini vurgulayan
Baykal, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin ''tek devlete doğru gittiğini, KKTC'yi de o
tek devletin içine sürükleyememeleri için yapılması gerekenin, KKTC'nin ikinci
bir devlet olarak sahiplenilmesi olduğunu'' söyledi.
Baykal, petrol arama tartışmalarına değinirken, Kıbrıs ve Türkiye'deki
yönetim açısından ''en uygun noktadayız'' diye bir değerlendirme yapılıyor
olabileceğini, ancak bu konunun herkesi aşacağını belirterek, Türkiye ile KKTC
arasında Rum yönetiminin araştırma ekipleriyle petrol aramasına seyirci
kalınmayacağını, bunu kimsenin başaramayacağını bildirdi.
Baykal, şöyle konuştu:
''İlk kez ben de Kıbrıs'ta iki devletli çözüm deme noktasına geldiğimi ifade
etmek istiyorum. İlk kez CHP Genel Başkanı olduğum bilinci içinde Kıbrıs'ta artık
tek devlete dayalı çözüm şansının ortadan kalktığını ben de görüyorum. Kıbrıs'ta
çözümün iki devletli Kıbrıs formülünden geçtiğini görüyorum ve talep ediyorum.''
-HRANT DİNK CİNAYETİ-
Gazeteci Hrant Dink'e yönelik üzüntü verici cinayet sonrasında, Türkiye'nin
çok olgun, çok doğru ve çok kıvanç verici bir tavır takındığını belirten Baykal,
insanların üzüntülerini, gerekli toplumsal tavrı takınarak ortaya koyduklarını
söyledi.
Baykal, etnik kimlik mücadelesinin canlandırılması ihtimalinin ise herkesi
rahatsız ettiğini ve kaygılandırdığını ifade etti.
-''...BU TÜR YANLIŞLIKLAR YAPILDI''-
Salonda bir kişinin, 'Başka slogan üretilemez miydi?'' diye sorması üzerine
Baykal, ''Böyle bir tablonun içinde elbette bu tür yanlışlıklar yapıldı. Bu ayrı
bir konu ama Türkiye'nin bu olayda derin bir üzüntü içine girmiş olması, bütün
dünyada saygıyla karşılandı'' diye konuştu.
Bu olayı sürekli gündemde tutarak belli bir hesaplaşmanın parçası haline
dönüştürme çabalarının çok yanlış, sakıncalı ve tehlikeli olduğunu belirten
Baykal, Türkiye'nin bunları derhal aşması gerektiğini bildirdi.
Baykal, dünyanın inanç, mezhep ve etnik kimlik ekseni etrafında bir
çatışmaya doğru sürüklendiğini, Türkiye'nin kendisini bu tehlikelerin dışında
tutmaya çalıştığını kaydederek, buna benzer olaylar karşısında yapılması
gerekenin, herkesin söylemine dikkat etmesi olduğunu söyledi.
Herkesin söylemini, çatışmayı tahrik edecek, gerginliği artıracak, husumeti
ve düşmanlığı güçlendirecek bir söylem olmaktan çıkarmak zorunda olduğunu ifade
eden Baykal, ''Herkes olayı yumuşatıcı, kucaklayıcı, toparlayıcı bir anlayışla
konuşmak zorundadır, bunu temel bir refleks haline dönüştürmelidir'' dedi.
-''...MİLLİYETÇİLİK YÜKSELİYOR...''-
CHP Genel Başkanı Baykal, kimsenin, başkasının inanç, mezhep ve etnik
kimliğini sorgulama durumunda olmamasını isteyerek, şöyle konuştu:
''Kimse, kimsenin inancını, mezhebini etkin kimliğin aklına bile getirmesin.
Hepimiz bu vatanın evladı olarak kardeşçe bir dayanışma içinde aynı milletin
insanları olarak birbirimizi sevelim, birbirimize sahip çıkalım. Burada 1000
yıldır yaşıyoruz, bundan sonra yine kardeşçe yaşayacağız. Kimsenin, kimseye
'gözünün üstünde kaşın var' deme ihtiyacı hissetmemesini sağlamalıyız.
'Ay o öyle yaptı, vay sizin yüzünüzden oldu, vay milliyetçilik yükseliyor,
vay bilmem ne...' Bu hesapları bırakın. Milliyetçilik, bu toplumun ana
çimentosudur. Milliyetçilik duygusunun varlığından kimse korkmasın.
Milliyetçiliği de kimse bir suçlama konusu yapmasın. Elbette milliyetçi olacağız,
elbette milletimizi seveceğiz. Milletimizin kimliğinden onur duyacağız. Kimseyi
dışlamadan, herkesi bu milletin parçası olarak göreceğiz. Bizim
milliyetçiliğimiz, bütünleştirici milliyetçilik. Ayırıcı, parçalayıcı, dışlayıcı
değil kapsayıcı milliyetçilik. Herkes var bunun içinde. Bu topraklarda yaşayıp,
bu ülkeyi seven herkes, bu milliyetçilik anlayışında var.''
-DİNK CİNAYETİ İHBARI-
Hrant Dink'in öldürüleceği ihbarının, cinayetten 11 ay önce emniyete
yapıldığı yönündeki değerlendirmeleri hatırlatan Baykal, olay ortaya çıkıldıktan
sonra da örtbas edilmek istenircesine göz ardı edildiğini söyledi. Baykal, ''Bu
olmaz. Yani bu manzara karşısında, kimse 'Müfettiş gönderdim, müfettiş konuyu
inceleyecek, o incelemenin seyrine göre gerekeni yapacağız' diye bunu
geçiştiremez. Bunun ihbarı 11 ay önce yapılmışsa ve o ihbar doğrultusunda ortaya
bu cinayet çıktıysa, bunun hesabını başta başbakan olmak üzere iktidar
vermelidir'' diye konuştu.
-BÜROKRATLARA UYARI-
Baykal, değişim dönemlerinde yanlışlara karışmama ve ülkenin hakkını
hukukunu koruma noktasında bürokrasinin çok büyük sınav vermesine ihtiyaç
olduğunu belirterek, ''Bürokrasimizi çok dikkatle izliyoruz. Atacağı adımları
dikkatle değerlendiriyoruz. Yapılan yanlışlar, kimsenin yanına kalmaz. Gün gelir,
bunların hepsinin hesabı sorulur. Siyasi hesabı da bürokratik hesabı da sorulur''
dedi.
